mutlu olmak için ne yapmalı



mutlu olmak için ne yapmalı ile alakadarlar:

Kadir  (esder_km)
Kadir (esder_km) Bu kişi şu an çevrim dışı.
Mesaj Gönder

Onur  (firegod)
Onur (firegod) Bu kişi şu an çevrim dışı.
Mesaj Gönder

Sweety love  (sweetylove)
Sweety love (sweetylove) Bu kişi şu an çevrim dışı.
Mesaj Gönder

Hakan  (hakanxxx)
Hakan (hakanxxx) Bu kişi şu an çevrim dışı.
Mesaj Gönder

Ali  (GECENÖBETİ)
Ali (GECENÖBETİ) Bu kişi şu an çevrim dışı.
Mesaj Gönder

Yiğit  (ts1112511870)
Yiğit (ts1112511870) Bu kişi şu an çevrim dışı.
Mesaj Gönder

Seray  (redsgün)
Seray (redsgün) Bu kişi şu an çevrim dışı.
Mesaj Gönder

Turkan  (yusufk)
Turkan (yusufk) Bu kişi şu an çevrim dışı.
Mesaj Gönder

Zeynep didem  (ts746516654)
Zeynep didem (ts746516654) Bu kişi şu an çevrim dışı.
Mesaj Gönder

Behcet  (behcet42)
Behcet (behcet42) Bu kişi şu an çevrim dışı.
Mesaj Gönder

mutlu olmak için ne yapmalı hakkında ne diyorlar:


Yazan-ÇizenYorum

Kadir (esder_km)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2771
31 Mart 2008 Pazartesi 12:22:47


DOĞRU BİLDİĞİNİ YAPMALI....

Lord (gentleman)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1877
1 Nisan 2008 Salı 12:24:55

Mutlu olmanın yolu mu? Beklentileri karşılık bulamayacağı yükseklikte tutmamak

Turkan (yusufk)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1235
1 Nisan 2008 Salı 13:13:01

mutlu olmak ıçın kımseye çok sevmıyeceksın kımseye sen benımsın demıyeceksın bır esya ya dogaya herseye soyleye bılırsın ama ınsana dıyemezsın nedenmı ınsanın aklı ve duyguları ve aonlara engel olunmuyor onun ıçın

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
1 Nisan 2008 Salı 15:49:33

marsta  bir cenaze törenine katılmak

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
2 Nisan 2008 Çarşamba 22:37:25

€R H€S@BIN BİR T€RSİ ...H€R ZULMÜN BİR SÜR€Sİ V@R ...BİR TİLKİ HÜKMÜ V@RSA BİRD€ KURT TÖR€Sİ V@R...!!!

Cristian (cristian)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
287
4 Nisan 2008 Cuma 09:02:42

MUTLU OLMAK İÇİN ÖNCE İNSAN KENDİNİ SEVMELİ....

Aydın (verbana)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
246
4 Nisan 2008 Cuma 18:25:52

resmin beni delice etkiliyor cristian  tire juli tire biyen  seni tanımak isterdim  beni affet bazen çok etkileniyorum   karanlık kuyudan seslenen delice bir ses işte böyle bi şey  cristian  (bay)

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
5 Nisan 2008 Cumartesi 13:29:57


evet  uçak biletleri cnn tur da  özlem

 

Zeynep didem (ts746516654)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1235
7 Nisan 2008 Pazartesi 09:52:15

zorluklarda ,fırsatları görüp,eyleme geçmeli,anı yaşamalı,

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
8 Nisan 2008 Salı 19:40:17


ANIMI YAŞAMIŞIMDIR YARINIMA BAKARIM.

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
11 Nisan 2008 Cuma 22:30:47

hangınız yalnız kalmadınız kı hangınız korkmadınız o yalnıslıktan ..az mı gırmedınız depresyonlara..ama hep sonunda gerı dondunz ama gözümüzde bi damla değeriniz kalmamışken dönmüşsünüz neye yarar..
dönme kanka tam gaz marsa cenaze törenine katılmaya o sevgiyi marsa gömmeliyim ki dünyada duramaz karşıma çıkar yine

işi saglama almak lazım özkan

 

Canözüm (CaNöZüM)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1415
26 Nisan 2008 Cumartesi 20:41:10

mutlu olmak icin imanini kuvvetlendirmeli. allaha yonelmeli. ibadetlerini aksatmamali. gunahtan uzak durmali. ebedi ask O`dur

Seray (redsgün)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1235
3 Temmuz 2008 Perşembe 21:43:20

mutlu olmak için gönül ne istiosa onu yapmalı..kendini engellememeli...

Cristian (cristian)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
287
17 Temmuz 2008 Perşembe 20:21:21

Eğer mutluluğu tanımıyorsan, sana merhaba demez.Hayatın çileli yollarında bin kez karşılaşsan bile ne sen onu tanırsın, ne de o sana selam verir.

Mutluluğu tanıyacaksın.

Kimbilir, belkide evin bahçesinde büyüyen çam ağacıdır mutluluk, belki sokağın köşesinde boy atan akasyadır.Evin bahçesinde çam yoksa, sokağın köşesinde akasya salınmıyorsa, pencerenden avuç içi gibi görünen denizdir.

Pencerenden görünmüyorsa deniz sokağa bak!

Sokakta oynayan bir çocuk yok mu?Varsa adı mutluluktur.Ya yoksa!

Kimbilir, mutluluk belkide çocuk değil, bir kedidir, soğuk kış günücamdan sana bakıyor.

Aç pencereyi, girsin sıcak odaya minik kedi.Yavru kedinin önüne bir tabak süt koydunmu, üşümesi geçer, mırlamaya başlar; sen de mutluluğu kedinle paylaşırsın.

Ama mutluluk camdan bakan kedi değildir, belki mapushane penceresinden görünen gökyüzüdür, ya da gökyüzünde uçuşan beyaz buluttur.

Gökyüzünde bulutmu yok? Uzaklaş pencereden, eline bir kitap al, sayfalarını karıştır, işte bir şiir.

Şiir mutluluktur, sözcüklerini inci taneleri gibi belleğine dizebilirsin, dizelerini gözeneklerinle özümseyebilirsin, anlamını içine çekip, soluyabilirsin, ama gerçekten mutluluğa hazırsan.

Ya hazır değilsen? Sen doyumsamaya hazır değilsen, mutluluk ne ağaç kılığına girip karşına çıkar, ne çocuklaşır, ne de şiirleşip bir kitap sayfasında seninle buluşabilir


Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
3 Kasım 2008 Pazartesi 17:14:51


Hayır aşkta kesinlikle şüpheyle yaşanmaz.Şüphe varsa aşk yoktur orada.

Zor Sevdam....



Dolunay`a anlatma benli hayallerini
bulutlara sar yar, bulutlara.
yağmurlar getirsin göz bebeğini
rüzgarlar sürüsün seni bana.
dalgaların vursun kabarıp deniz
deli olur bizde sevda.
sararız da dumanları baş tacımıza
çökeriz de dağlarının en yücesine
yüreği harlı, eteğinde kar
ey sevdalı yar...

Karaları yırtıp ta gel gece ortası
yıldızları bekleme hiç çoktan kaydılar
çaldılar bizden hilalı, yok artık şavkı
bir türkü dola diline, bir şarkı
bir aykırı sitem işte
bir ağıt yar.
bula kızıla bütün geceyi
her haceyi düşür ateşe
üşür yoksa yürek, üşür
vurur ayaz can
can tutuşur...

Bekleme tan yerini, gün uzaklarda
güneş göç edeli çok oldu bizden
sisli gecelerde yaşat aşkımı
mor geceler de.
pencereden penbe tülü sür gitsin
vur gitsin aynada ki resmimi
unut ismimi bu defa.
kör geceyi beni say yar
beni al kavgalarına, bana vur
kalbe değsin her kurşun, vurum vurum
kabulum yar bu defa.
zor sevdam benim
zor sevdam...

Cristian (cristian)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
287
17 Şubat 2009 Salı 08:19:12

Sevdamı mısralara yazsam,
Her hecede aşkımı anlatsam,
Sonra onu sana sunsam,
Anlar mısın, seni sevdiğimi?

Bir demet gül versem sana,
Hediyem olsun desem aşkımıza,
O mis kokulu gülleri bana,
Tekrar geri verir misin?
Yoksa anlar mısın kıymetini?

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
22 Mart 2009 Pazar 23:52:37


 

farkındalıklarımızı geliştirmeli, olumlu yönde gelişime ve değişime açık olabilmeli, önyargısız bakabilmeli..

 

Gerçekte  insanlar  uyurken  mi  uyanıktırlar?
Yoksa  uyanık  olduklarını  sandıkları  anlarda  mı  uyuyorlar?
 

İNSANIN  GÜCÜ

       Bilinçlerin  kendilerinin sonsuz  gücüne  açılabilmesi  için öncelikle bütünde  bütün  olduklarını  farketmeleri  gerekmektedir. Esas fark farkedebilmekse  farkeden  kişi özgürdür. Bütünde bütün olduğunu tüm hücreleriyle hissedebilen bir kişi,  varlıkta yokluğu, yoklukta
da varlığı yaşayacaktır…

        İşte tam burada karşımıza bilincen açılması gereken bir geçiş kapısı çıkmaktadır. Kişi kendisini açabilmesi için sonsuzluğa açılabilmesi gerekiyor. Yani kendinde bir sonsuzluk bilinci oluşturabilmesi gerekiyor. Sonsuzluğa açılabilmek için de
"varlıkta yokluk, yoklukta varlık" gibi düşünce boyutlarını bile aşabilmelidir. Bunu nasıl başaracaktır? Varlıkta yokluk, yoklukta varlık  yani  her şeyim ama hiçbir şeyim-hiçbir şeyim ama her şeyim  duygusunu yakaladığı o bilinç hallerinde,  bu duygunun devamını bir  Tek’e varma hali izlemelidir. Tek’e  varan  birleşik gücü  bulandır. Birleşik güç  sonsuz  varlığın  ve yokluğun birleşimidir… Bir başka ifade ile  bütünün gücüdür. İşte buradan hareketle  önce kendinizi  sonra da bütünselliğinizi açmalı ve bu şekilde sonsuza özgürce akmalısınınız.

        İnsan denen uzay yapıtının içerisinde dört elementin gücü vardır. Yani insan bir bileşik güçtür. Yaradılışın bu dört elementini hepimiz biliyoruz; toprak, hava, su ve ateş. Bizim genetik uzayımız da  bunlardan mevcuttur. Yani bunların karışımıdır.
Şöyle  ki;  düşünün fizik bedeninizdeki hücre yapınız  toprağın yapısıyla ne kadar benziyor! Örneğin; banyo yapıyorsunuz ve vücudunuzu ovaladığınızda vücudunuzdan  toprak çıkıyor. Gelelim diğer elementlere:  Hava; oksijen alıp veriyorsunuz. Yani vücudunuza oksijen giriyor. Su; vücudunuzun su ihtiyacını karşılıyorsunuz. Ateş; vücudunuz ısı üretiyor -sıcaklık yapıyor.
Peki burada ne oluyor? İnsan denen bu muhteşem yapıt  bütün bu elementlerin karışımı olup, yaratılışın beşinci elementini  oluşturuyor. Üstelik bütün bunları yönetecek bir de beyine sahip oluyor. Sonsuzluğun gücü sizde varken  size sadece bunu farkedebilmek ve harekete geçirebilmek kalıyor. Nereye  giderseniz gidiniz hissedebildiğiniz  taktirde sonsuzluğun merkezi sizsiniz.  Siz  varoluşun anahtarısınız.

        Bu varoluşun anahtarını  veya beşinci elementi  nasıl kullanacağımızı biliyormuyuz? Yoksa  kendimizi elementlerin bizi gelişi güzel yönlendirmesine mi bırakıyoruz? Bunu daha da genişletecek olursak; kendimizi çevrenin bizi yönlendirmesine mi bırakıyoruz? gibi sorular oluşur. Her hücrenin şuuru vardır. Ve yaradılışla ilgili tüm bilgiler onların içerisindekayıtlıdır. Fakat  bu şuurları açabilecek bir tek şuur vardır ki  o da sizin birleşik şuurlarınızın oluşturduğu kendi şuurunuzdur. Kendi şuurunuzu açabilecek tek merkez de sizin beyninizdir. Beyin gücünüzü de ancak  takındığınız duygu, düşünce, tavır  vs. lerle  arzu ettiğiniz
ölçü ve şekilde kullanırsınız. Dikkat edin, genelde siz kendinize size olmasını istediğiniz şeyleri yine kendiniz yaşatıyorsunuz. Yani  yaşadıklarınızın büyük bir bölümünün oluşmasının sebebi ve sonucu oluyorsunuz.

        Hücre denen genetik uzaylarınızda  sizinle ve varoluşla ilgili tüm bilgiler kayıtlıysa  siz bu bilgileri nasıl açabilirsiniz? Şöyle ki kendinize soracağınız her soru bir bilgi kapısını açmaktadır. Bu yüzden  sorulan sorular aynı zamanda cevaplar olamaktadır. Doğamız gereği soru sormazsak  cevap alamayız. Burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir şey vardır.
O da  kendimize  istediğimiz olguları yaşatacak doğru sorular sormayı becerebiliyormuyuz? Doğru soruyu sorabilirseniz  doğru cevabı alacaksınızdır. Burada  tabi ki  doğruluk denen olgunun  neye göre doğru olduğu da tartışılabilir bir konudur.
Çünkü sizler  önce kendinize göre olan doğruları yaşayıp,  sonra ise  gerçeğe göre  olan doğruları bulabilmektesinizdir.

        Sevgili dostlarım, bir bilgiyi yüzeysel olarak bilmenin sonra onu öğrenmenin ve daha sonra da onu özümseyebilmenin arasındaki farkları hepimiz biliyoruzdur! Bir bilgiyi yüzeysel olarak bilenle  özümseyen arasındaki fark ne kadar açıksa fark etmenin vereceği  asıl fark  da o kadar açıktır. Bilgiyi okumak farklıdır, yaşamak ise çok farklıdır. Bugüne kadar  birtakım kesinlik belirten ya da öyle görünebilen kavramlar içerisinde farkında bile olmadan sınırlanmışlıklarla yaşanılmıştır. Sizler  kendi vijdan terazinizin dengesini oluşturabilecek farklı unsurları da yine  kendiniz bulabilmeli ve onu dengede tutabilmelisiniz. Sınırlanmışlıklara gelince, bütün hayatınızı bir tek fikri savunmakla geçirseydiniz koskoca bir hayata yazık etmiş olmaz mıydınız? Sürekli  ilerleyebilmek için  gerekli olan değişikliklere açılmazsanız nasıl gerçekten sürekli ilerleyeceksiniz ki? Hayatımızı kesinlik belirten ifadelerle kalıplaştıracağımıza neden sırası geldiğinde esnek  olabilmenin vereceği sonsuzluğu yaşamayalım? Kesin olan bir tek şey varsa  o da hiçbir şeyin kesin olmadığıdır. diyebilirim. İşte bunu  farkedip   daha nice farketmelerin vereceği ilerlemelerle  bizleri sınırlayan tüm kavramları aşabilmeliyiz. Sonra da bunu hep birlikte başarabilmeliy

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
22 Mart 2009 Pazar 23:54:14


Sonra da bunu hep birlikte başarabilmeliyiz. Birbirmize kendi
gerçeklerimizi ve birbirimizin gerçeklerini görebilmemiz için yardımcı -uyarıcı olabilmemiz gerekmektedir… Birleşik gücün birer parçası olan bizler birlikteliğin vereceği bu gücü kullanabilmeliyiz. Bunu yaparken de birbirimizi önce  anlamak için dinlemek ve
dinlerken de  karşılıklı sevgi, anlayış, hoşgörü ve de alçak gönüllülükle, söylenenin  tamamını  dinleyebilmek gerekiyor. Daha sonra  dinlediklerinizi kendi süzgecinizden geçirip, almayı istediklerinizi almak veya ihtiyacınız olan bilgiyi almak 
size kalmıştır. Böylece bilgi  denen  gücün parçacıkları bilincinizde birleşip  size bütünleşik bir anlam frekansı ve  açılım verecektir. Bilinçlerimizi  bir sonsuzluk bilinci oluşturabilecek şekilde açmalı ve sonsuza özgürce akmalıyız. Bunu yaparken esnekliğe ihtiyacımız olacaktır. Esneklik bize  özgürlük kazandıran ve ilerlemelerimizi sürekli kılabilen çok
önemli bir  unsur  olmaktadır.

        İnsanın kendi gücünü -bilinçli yaratıcılık/tezahür gücünü- açması sonsuz güce açılması demek olmaktaysa,  sonsuz gücünü açabilen de  bilgisi dahil  toprakta topraklığı, suda boğulmadan suyu, havada oksijeni, ateşte yanmadan ateşi  yaşayabilen olmaktadır… O bu geçişleri her şeyde geçirgen bir şekilde yapabilen ve de  akabilendir. Yani o artık yerine göre
her yerde her şey olabilmiş ve onun bile ötelerine geçebilmiştir. Bütün bunlara zor veya imkansız diyebilirsiniz. Fakat  bunu hep böyle düşünürseniz  gerçekten onu hep zor ve imkansız kılarsınız! Bu yüzden işe önce düşüncelerimizi
esnekliğe açmakla başlamamız gerekiyor.  Düşünün,  bilincinizi ve de fiziğinizi  toprakta toprağın  frekansına ayarlayabilip  ondaki titreşimlerden bilgi alıyorsunuz. Onun içerisinden geçebiliyorsunuz. Bilinçsel, enerjisel ve de atomsal frekanslarınızı her şeye özgürce ayarlayabilmek sizlerin elindedir. Yapmanız gereken tek şey  bunları yöneten kumandanızı
elinize alıp  kendinize ait olan bu olguları kendinizin yönetmesidir. İnsanlar bunları çoğu zaman farkında olmadan yaşamaktadırlar. Bu yüzden  olup bitenleri fark edebilmek size kalmaktadır. Farkındalık  size her kapıyı açabilecek çok değerli bir anahtardır. Çevrenizle,  doğayla bir bütün olabilirseniz onlardan çeşitli mesajlar alacaksınızdır. Bir ağacın sesini duyup  onun anılarını bile dinleyebileceksinizdir. Rüzgarda rüzgar gibi esip, sesinizi her yere duyurabilecek ya da dilerseniz tüm kainatlara dokunabileceksinizdir... Bütünün gücünün ve de yaradılışın dili -evrensel dil  sevgiyse, sevginin yüksek frekanslarıyla her şeyle iletişim kurabilirsiniz. Bütün bunlar doğa üstü yetenekler gibi gelse de  aslında  doğasal güçleriniz  olmaktadır. Bu  doğasal güçler size artık normal gelince de onların ötelerine bile geçebileceksinizdir.

        Kendiniz dahil her şeyle barışık olarak  sevgi frekanslarını her zaman kendinize ve çevrenize daha da yüksek frekanslarda yaşamayı ve yaşatabilmeyi hedeflerseniz, açamayacağınız hiç bir kapı kalmamakla birlikte sonsuzu sonsuzca yaşayabileceksinizdir. Öncelikle kendinizden kendinize yine kendinizi açma yolundaki farkındalıkları yakalayabilmeniz gerekmektedir. Bu yazıyı okurken neler hissettiğinizi  ve  bunları hangi boyutlarda hissedebildiğinizi tartabilmeniz gerekiyor. Aldığınız bilgileri bilinç süzgecinizden geçirip de  gerçekleştirmek istediğiniz şeyleri hissetmeyi denerken, onları acabalarla
engellemeden her bir hücrenizde bile hissedebilmeniz gerekiyor. Hücre denen uzaylarınızı  bu yoğunlaşan hislerle açarken, açılımlarınızı sonsuzca açabilmeniz gerekiyor. Okuduklarınızın anlam frekanslarını kendinize yüklerseniz  onları yaşayıp açabilirsiniz. Aksi taktirde  bu yazıyı sadece okur ve okuduklarınızı burada bırakır ya da unutursunuz!
Okuduklarınızı düşünüp anlamlandırabilmeli ve hemen ardından isteğiniz doğrultusunda eyleme geçebilmelisiniz. Eylemlerinizi ise  kısa süreli sonuç beklentileriyle değil, her fırsatta uygulamalar ve uzun süreli esnekliklerle gerçekleştirebilmelisiniz.
Öğrendiklerinizi  yaşam  pratikleriniz haline getirebilirsiniz. Eski şartlanmışlıkları yıkarken de  yenilerini icat etmemeye veya yeni yeni sınırlanmışlıklara maruz kalmamaya özen gösterebilmelisiniz…

        Herhangi bir konuda ne kadar öğreten ve öğrenenle  -ki burada yaş, cinsiyet vs. sözkonusu değildir- karşılaşırsanız karşılaşınız,  siz  her yerde yerine göre öğreten  yerine göre  de öğrenen olabilmenin yanında; en başta kendi kendinizin öğreteni ve öğrenenisinizdir. Asırlardır  öğreniyor ve de öğretiyoruz. Durmadan sevgi ve bilgi gibi tohumları ekiliyor ve ekiyoruz.
Farklı boyutsal bilinç dönemlerine geçileceği bu dönemde ekilen bu tohumlar artık  büyüyüp, olgunlaşıp , yeşerebilmeli  ve  meyve verebilmelidir. Yaşamın tümünü bile bir meditasyon olarak algılayabilir ve de onun da ötelerine geçişi hedefleyebilirsiniz. Farklı uygulama veya tekniklerle kendinizi nasıl rahat açabilecekseniz öyle düşünmeli ve hareket edebilmelisiniz. Kullanacağınız uygulama veya teknikler her ne olusa olsun size ışığı getirebilmeli -sizi aydınlatıcı olabilmelidir. Bu aydınlığa varan siz   etrafınızı aydınlatan olabileceksinizdir.

        Işığı getiren parlaklıksa,  geleceğin önü hep açık ve aydınlık olacaktır. Her gün  ve de  her an  bir şeylere daha da parlaklık katma yolunda,  bunların da ötesinde  sonsuzluk yolunda, birlikteliğin vereceği güçle  nice başarıları dilerim…
 
Netten…

 

Ali (GECENÖBETİ)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
0
29 Ağustos 2009 Cumartesi 14:25:51


``sadece inanmalı``

 

``belkide yeteri kadar istemeli``

mutlu olmak için ne yapmalı ile ilgili paylaşacak birşey, yapacak yorumunuz var ise buraya yazın: