|
Masal perisi (karaağaç)
4940
|
|
16 Haziran 2007 Cumartesi
22:44:47
|
|
|
! ! ! ! ! -Hüzün Yaprağı-! ! ! ! ! ! ! İlkbahar olunca, dalda yeşilsin Sen ki bu bahçede, yeni değilsin Öyle bir bak ki, ruhum gerilsin Gözlerde yaş durmaz, hüzün yaprağı
O Dalda yapraklar, durur mu sandın Düşer de toprakta, kalır mı sandın Acılar gün gelir,bitermi sandın Gönüller kin tutmaz, hüzün yaprağı
Hep seni fısıldar, dışarda rüzgar Ömür mevsimimden, düşen yapraklar Bunun ne mekanı, nede zamanı var Ömüre sur durmaz, hüzün yaprağı
Sevgine muhtaçtım, kısacık yolda Çalıştım didindim, hayat yolunda Çatlayan ellerim, nasır tutsa da Tenimde ter durmaz, hüzün yaprağı
Su olup akarım, kurak çöllerde Bir Anız fidanı, dağın böğründe Sevgine muhtacım, gurbet elinde Ele duçar olmaz, hüzün yaprağı
Sonbahara döndü, gönül defterim Sayfalarında bil ki, seni gizlerim Hep adını yazıp, resmin çizerim Sayfa yazı sunmaz, hüzün yaprağı
Kalemim kırılmış, mürekkep bitmiş Azrail bu canı, almaya gelmiş Diz toprağa dayanmış, fer’i kesilmiş Nefes sona gelmiş, kadim kesilmiş Yürekler set çekmez, hüzün yaprağı.
Kısık iniltinin, kulakta sesi Yaprağın duyulan, en son nefesi Çağırdı bilmem ki, beni neresi Mekanlar sır bilmez, hüzün yaprağı
Gün olur bedenim, makbere düşer Sorguya, suale, gelmiş melekler Bir yanımda nekir, bir yanda münker Dile emir olmaz, hüzün yaprağı
Dünyada hiç sonu, yoktur emelin Hasat’ı cennettir, güzel amelin, Huzuru-mevlâda, bomboşsa elin Ele hisâb olmaz, hüzün yaprağı
|
|