|
| Yazan-Çizen | Yorum |
|
27 Ekim 2008 Pazartesi
17:44:45
|
|
|
Tüm renkleri aldım elime BENİ bulacağım içinden SİYAH oldum birden Beğenmedim SİYAH beni Kara Kara Kapkara olamadım hiç KIRMIZI oldum Fazla ışık saçtı.... Yaktı yıktı savaştı Bu da olmadı..... YEŞİL olabilirim gibi Evirdim çevirdim... Uysal mı uysal çokda durgun Yok yok bu fazla geldi bana SARI mı acaba..... HAYIR ASLAA Hastalıklı düşünceler gibi.. MAVİM suskun Aldım elime Ben işte MAVİDE Durgun , hırçın , ama çılgın Sevgi dolu , gülüş dolu . Beni buldum MAVİDE İşte ben işte MAVİ MAVİCE düşünce MAVİCE hayat MAVİCE gülüş VE dosta dost Düşmana da dost MAVİCE, Benim işte.. MAVİ BENDE BEN MAVİDE
|
|
|
27 Ekim 2008 Pazartesi
18:02:52
|
|
|
Uzun uzun yıllar evveldi.... Uzak sahillerin, nemi yaprağı üzerinde, yemyeşil ormanlarında güzeller güzeli bir kız yaşarmış....... Adı yokmuş.. Bir isme de, ihtiyacı yokmuş zaten. Duyamaz ve konuşamazmış, O...... Tüm gün topladığı deniz kabuklarıyla uğraşırmış sadece..... Her sabah uyandığında da, "acaba bugün, hangi deniz kabukları bulma şansına sahibim" diye merak edermiş..... Kime sorsanız, tüm deniz kabuklarının birbirine benzediği o uzun sahillerde, o aylardır yıllardır hep mutlu ve her günü ayrı bir umut ve güzellik içinde, heyecanla yaşamaktaymış..... Cünkü O zamanın, sevenler için sonsuz olduğuna inanırmış...... Çünkü O, zamanın, sevinenler icin kısa üzülenler için çok uzun , korkanlar için çok hızlı , bekleyenler içinse çok yavaş olduğunu, bilirmiş...... O, sonsuzu seçen, seven , ama çok seven bir yüreğe sahipmiş...... Topladığı ve dokunduğu her deniz kabuğu ile, yüreğine bir parça daha sevgi biriktirmekteymiş.... O, deniz kabuklarında, kulaklarıyla duyamadığı, bilinmez nice sesleri dinlemekteymiş aslında...... Yüreğinin kumsalları ve suları , ona hiç gitmediği, hiç görmediği kıyıların , nice hikayelerini anlatır durularmış......
Dünya, onun yüreğinde atarmış... Dünya, onun yüreğinde ses verirmiş evrene......
O, dünyayı yüreğinden işitir, bilir ve yaşarmış......
Bazen işittiklerimiz, yeter sanırız...bildiklerimiz gerçek sanırız Ve bunlar mutlu etmez bizi..... Çünkü mutluluk ; duyamadıklarımızda, gidemediklerimizde , fark edemediklerimizdedir.... Oysa, görebildiklerimizden, daha fazlasıdır gerçekler........ Günlük döngüler içinde , Sevdiklerimizle ve kendimizle paylaşabileceğimiz şeylerden uzak kalarak yaşıyoruz hayatlarımızı maalesef..... Hayat bu olmamalı.. İşler hiç bir zaman durulmayacaktır ki, hep yoğun, hep çok olacaktır...... Ama sular bile durulur. Durulur ve durulanır o zaman su ; sedeflenir, sakinliğin, dinginliğin tatlı huzuru , derinliği aks olur kumsallarda..... Bu hayattır işte.. Hayat oradadır... Dinlerken, beklerken, izlerken, durulanırken.. Hayat orada yaşanır gerçek anlamda.. Oysa bizler mekanik ve elektronik bir dünyaya hapis vaziyette şuursuz yaşıyoruz, "hayat, bu" diye..... Yaşamımızı, hayata ve kendimize endeksleyebilmeliyiz... Gerçekle, doğru arasındaki farkı görebilmeliyiz...... Hepimiz .... Gerçekten mutlu olmak, sadece yüreğin işidir... Yüreklerimize fırsat vermeliyiz..... Her yeni güne başlarken, hangi deniz kabuğuna dokunarak, bilinmedik hangi yaşama katılacağımız şansına gülümseyerek, umutla uyanmalıyız...... Var olmanın güzelliği bu olsa gerek... Acaba, bugune kadar, yüreğinizde kaç deniz kabuğu biriktirmişsinizdir ? Sen..., bugün hangi deniz kabuğunu dinledin, ve bugün kaç deniz kabuğu topladın? Insanın yüreği, belki de, deniz kabuklarından örülü olmalı. Her yürek, bir kumsal olmalı belki de...... Kumsal gibi sonsuz olmalı..... Kum tanelerinin kristallerinde, nice deniz çiçekleri, sedefleri açtırmalı her gün için.. Ve, her mevsimde ebruli olmalıo kumsal, her koşulda kumsalda olmalı varlığımız. Mesela, yazı, kumsal mevsimi biliriz sadece. Fakat, kışın da, oradayızdır.. Insanlar nedense, kumsalları, sadece yazın fark ederler...... Ne talihsizlik.! Tıpkı , yüreklerimizi de, aynı talihsizliklerle fark edemediğimiz gibi Belki de, MAVİ yi görmek değildir önemli olan.. Belki, bakışlarımız gökyüzüne yöneldiğinde, Once, uçurtmayı görebilmeli gözlerimiz.. Once uçurtmayı görebilirsek, MAVİ leri de yakalarız zaten...... Uçurtma, MAVİ dedir nihayetinde.... Eger her gün, yeni bir var olma çiçeği açıyorsa gözlerimizde ve Yüreğimizin ebruli kumsallarından, yepyeni deniz kabukları, sedefler toplayabiliyorsak, Yokluk yok demektir, değil mi? VE, her sabah ya da akşam üstleri , Sulanmalı mutlak o var oluş çiçeklerimiz....... Güne ya da akşama başlarken Yürek su ister......Çiy ister... Şebnem ister...... Insanın en yalnız olduğu zaman dilimlerdir, sabahın eri ve akşamüstleri....... Insanın en çok kendi olduğu, kendinde ve kendiyle olduğu vakitlerdir onlar. Doğrularımızdan, gerçeğe yönelik yolculuğun başladığı vakitlerdir. Sonsuza uzanan, uzanması gereken yürekler yollarını çiçeklendirme ve deniz kabuklarını sevgilendirme vakitleridir. Doğrularınıza sahip çıkın. Kendinizi yakalayın. Sonsuzluğu, kendinizden esirgemeyin. Bakın, dinleyin, dokunun, deniz kabuklarının size söyleyecekleri var..
Yüreğinizin, ebruli kumsalından ayrılmayın....
|
|
|
28 Ekim 2008 Salı
03:25:13
|
|
|
Yetmedi Bir deniz olduğumu düşündüm, sensiz bir pazar günü. Sevda dolu nice sandallar gezdirdim sularımda. Binlerce balıklar oynadı derinliklerimde. Martılar haykırdı, coşkuyla sevdaları. Sularım köpük köpüktü ve beyaz. Hayatımda olduğun günden beri, İçimdeki duyguları anlatıyordu yakamozlar. Yosunlarım gözlerinden çalmıştı yeşilini. Seni kumlardaki deniz yıldızına benzettim. Seyrettiğimiz mehtaplı gecelerden düşmüştü besbelli. Sular geçtikçe üzerinden yansıtırdı sevdamızı. Ya çakıl taşlarına ne demeli? Bütün gizemi, güzellikleri saklayan Ya da derin sularımda ki karanlıklar? Birden okyanus olmak istedim, Yetmedi denizler sevdamıza. Sahil kısa geldi günlerimize. Çakıl taşları azdı sevgi sözcüklerine. Ya dalgalara ne demeli? Heyecanımın dalgaları hırçın, heybetli Deniz bunları dile getirmesi. Deniz bile sevdamı anlatmaya yetmedi.
alıntı, birazda çalıntıdır mavi yürekli bir sevgiden..
|
|
ben mavide navi bende
ile ilgili paylaşacak birşey, yapacak yorumunuz var ise buraya yazın:
|
|