|
| Yazan-Çizen | Yorum |
|
Sweety love (sweetylove)
1
|
|
13 Aralık 2008 Cumartesi
14:12:20
|
|
|
|
Ben okyanusum Sevdim mi taşar suyum Taştım mı durmaz olurum Hemi de dost olurum Budur benim huyum Ben okyanusum Seven kalbe zaptolurum Dostluklara zabıt olurum
|
|
|
28 Aralık 2008 Pazar
16:14:12
|
|
|
Dokunulmamış düşlerim vardı benim. Kimseye söylemediğim ve kimsenin bozmasına izin vermediğim
düşlerim vardı. İçinde sen olan ama senin bile bilmediğin, dokunulmamış,
|
|
|
30 Aralık 2008 Salı
00:52:06
|
|
|
ki denizde boğuLmak istedim...OLmadı... Bize düşen gözlerinde değiL, yoklugunda boğulmakmış...
|
|
|
30 Aralık 2008 Salı
00:53:04
|
|
|
Ey aşk!
Gecesindeysem gözlerinin, beni bekleyen uğultulu ve şımarık bu karanlık kime âit.
Solumu acıtan, içinden aşk geçmeyen bu puslu direkler kimindir.
Açım, çıplağım, turkuaz umutlarıma karşı.
Ve aşığım.
|
|
|
30 Aralık 2008 Salı
00:59:31
|
|
|
gözlerim kapalı seni hayal ediyorum çünkü gözlerin gözlerimde kaldı.
özden
|
|
|
31 Aralık 2008 Çarşamba
12:55:05
|
|
|
.Kaç zamandır kendimizi kandırdık sevgili. Kimi sevenler şarkılarda yaşatır sevdiğini,kimi eski cüzdanındaki eski, soluk bir resimde, kimi ise hayallerle süslediği sınırlı dünyasında anlatacak çok şeyleri yoktur.Çok olan sadece çektikleri acılardır sınırlı dünyalarında.Bunu bilirler sevgili,ama kıramazlar zincirleri. Aşkı,sevmeyi,sevilmeyi kendimizi adamayı o kadar çok özlemişken,aynı zamanda ikiyüzlülükte içimize işlemişti.Kendimden biliyorum,gözümüzde hayatımızın zerre kadar önemi yoktu.Gerektiğinde hayatımızı hiçe sayacak kadar kahraman ama bir o kadar da yalancı ve riyakardık sevgili. Patlayıcı bir madde gibi taşırdık sevgileri.Kaygı dolu,ürküntü dolu bir sır gibi taşırdık sevgileri.Okuduğumuz yoksulluk romanlarında,gözyaşlarıyla seyrettiğimiz filmlerde anlatılan kahramanların hayatlarından daha berbattı hayatımız aslında.Ama kendimize duymadığımız şefkati onlara duyardık SEVGİLİ
Bağışlasınlar beni ve unutmasınlar,onlar adına onlardan daha çok acı çektim ben... Bir tek seni tanıyorum aslında ...Bir tek seni... Dinliyorum anlat hadi...Demek sonsuza dek kaçıyormuş insan kendisinden.AŞKINI NADASLI TOPRAKLARA GÖMEBİLMİŞSE...............

|
|
|
31 Aralık 2008 Çarşamba
13:08:04
|
|
|
yağmur her damlası yüreğime her damla siyanür etkisinde
yüzümdeki çizgilerle en çok hüzün sevdi beni
güneşe yürürken öptüm gözlerinden
Aşkın Tesellisi Varmıdır Acaba?
Çatısında kütüphane olan evimi düşlüyorum ..
Her türlü duygu akışından uzakta sadece
merhaba diyeceğim güneşim ve ben ! ! !
Dostlar arıyorum kendime..
Yalnızlığımın ortasında tutunacağım dallar..
Yaşayan bir ağaç değildim ki dallarımda olsun..
Ben uzadıkça kesiliyordu her biri..
|
|
|
8 Ocak 2009 Perşembe
16:37:54
|
|
|
 seni arıyorum ben hala
seni arıyorum ben hala.... kaç yangında kül olsa da yüreğim küllerimi topladım hasretlere süpürdüm ahhh sevgili ahhhh ben seni ilmek ilmek ördüm yine senden email yoktu biraz evvel baktım mesajlarııma, telefonumda çalmadı, arayanım yok yola çıktığımda karşıma çıkacaksın belki başımı kaldırdığımda seni bulurum seni arıyorum ben hala ümitsizliğin içinde küçük kırıntılar umutlar besliyorum yetmesede susun söylemeyin ne olur bırakın kandırayım kendimi gelecek biliyorum bir sigara dumanında bulacağım belki yada yanağımdan düşecek bir damla yaşta kimbilir belkide tebessümümde gizli kahkahamla doğacak senli günler seni arıyorum ben hala.... seni arıyorum yolu bulabilecekmisin bilmiyorum ama ben hala seni bekliyorum
|
|
|
14 Ocak 2009 Çarşamba
17:08:07
|
|
|
|
|
|
16 Ocak 2009 Cuma
10:03:43
|
|
|
Burada şimdi ben sensiz, sessiz, Aynı dağın rüzgarlarıyla Uzak diyarlara kaçırılmış Kır çiçekleri gibiyim Şimdi sensiz Şimdi yanlızım ...
|
|
|
17 Ocak 2009 Cumartesi
15:01:49
|
|
|

Tanrı gözlerimden akan yaşLarı alacak ÖLÜMÜ dirilten SEVDAM, aşkınla mahşer günü bedenimde senden kalanı anlatacak.. Ölsemde sevdanla sana yeniden dirilecegim biliyorum Kıyamet gelsede ölse seninle.. nadasa çektiğim yorgun kalbim....
|
|
|
30 Ocak 2009 Cuma
15:09:59
|
|
|

Aklım var oldukça kalbim sende olacak
Bu mektubu şehrin beton arma evlerinin arasına gizlenmiş, çam ağaçlarıyla hayat bulan, yeşil mi yeşil ve bir o kadar da küçük mü küçük bir parktan yazıyorum. Ne zaman sana kendime dair bir şeyler yazmaya kalksam kelimeler Beynimde cirit atıyorlar, bir cümle olmama uğruna bir kelime kendini Tamamlamak isteyen diğer kelimeye küsüyor. Sana söylemek için bir dünya dolusu kelimeler biriktiriyorum desem Bilmem abartı olur mu; ama ne zaman elim kaleme, kalem kağıda değse Yüzün gözlerimin önüne geliyor, elim kaleme kalem kağıda değmekte Tereddüt ediyor. Heyecan mı demeliyim bu ana, yoksa kendimi anlatamama korkusu mu bilemiyorum. Şehir güzel bugün, zaten şehir her zaman güzeldir. Çirkin olan bizleriz Bir türlü uyum sağlayamıyoruz şehre, bir bütün deseni bozan Yanlış bir motif olup çıkıveriyoruz. Şehrin ahengini bozuyoruz yani. Neyse bunları sende biliyorsun; çünkü sende var olduğun şehrin yerlisisin; Ama sen farklısın, sen olmasan senin şehrinde gül kokuları, benim Yüreğimde sevginin heyecanı olmazdı. Evet sana heyecanım diyorum, ne zaman aklıma düşsen, yüzüme hafif Bir tebessüm, kalbime hırçın heyecanlar düşüyor, kalbimle Aklım arasına yerleşiyorsun. Aşk kalpte mi yoksa akılda mı yaşanır bunu da bilemiyorum, bildiğim tek Şey: kalbi olmayanın aklı, aklı olmayanın da kalbinin olamayacağı Evet kaç gündür bunları düşünüyorum Kalbim var oldukça aklım sende, aklım var oldukçada yine Kalbim sende olacaktır. Yeter ki sen var ol güzel sevdiğim
|
|
|
30 Ocak 2009 Cuma
16:32:33
|
|
|
Körlüğümü kör eden gece! Ne düşer ki payıma zifir sessizliğinde?
Yâr yardı yüreğimi, ben; sen kanadım... Ne Leyla`ya Mecnun kalabildim senin varlığında, ne de kendimi atabilecek bir kuyu bulabildim yokluğunda... Ben ne dağlar delecek kadar aşıktım, ne de uğruna ölünecek kadar maşuk... Kalbimin çöllerini aşamasa da Mecnun,gözlerimin kuytularında boğulsa da aşk ve yalan kadar sadık olamasamda yalan hayata, ben; sen kadar zifir yazgımla bir sana sadık kalabildim bu hayatta birde ölüme... Züleyha`lığa Mecnun Firavunlar "gayri sadık" damgası vurup kendi hayatımın gözlerinden düşürürken beni; ben senin gözlerinde ne çok büyüdüğümün bilincinde değildim elbet... Ebedi aşksızlığa müebbet kararı vurulsa da tek celsede boynuma,ben; kendi hükmümü kendim yazdım alnıma... Yusuf`un gözleriyle dirilmek adına, atıp kendimi kör kuyulara, müebbet suskunluğu urgan yaptım boynuma... Uzak kentlerin baykuş çığlıklarına gizledim sessizliğimi... Sen, karanlığını yakan zılgıtlarıma aldırış bile etmezken kör kuyularda körelen susuşlarım sadece kendi gözlerimde yankı buldu... Sen, seninle körelttiğim gözlerime martı leşleri sundun, günaydınları hiç olmayan sabahlarımı aydınlatmak adına... Üstelik yâr dedin ölü kuşlarını astığın yalancı sabahlara... Koynunda yediverenler yeşertmek adına beni martı leşlerine terkettin ve gittin... Ben yarsız kaldım... Yani yarasız... Yani sensiz...
Şimdilerde bana bıraktığın yalancı yarlara yalan yaralar kanatıyorum... Düş yiyen gözlerimi martı leşlerine çevirip: "Bak yar!" diyorum... "Bak yar!" Yıldız yıldız söktüm sen yazılı göğümün alfabesini... Kör sitemler batırdım adını aydınlatan tümcelerime... Gün yüzü görmeyen yüzüme yar yüzünü haram kıldım... Kendime açılan kapıları sensizliğe kapadım... Ve gözlerimin sensizliğe mühürlü kapılarını ceset kokulu yarınlarla açtım... Baykuşları barındırdığım gözlerim o kadar kördü ki; geceyi utandırdı siyahı... Şimdi... Şimdi gözlerim bana kalsın yâr bütün körlüğüyle...! Sen, gözlerimin bahçelerinde, baykuşları besle gözlerinle... Al... Sana gece getirdim ceplerimde... İhanet kadar karanlık... Ölüm kadar kusursuz... Süs diye tak gözlerine...
Bak! Yokluğunla büyüttüm ben bu zifiri yalnızlığı... Avuçlarımın arasında kalan senle geceyi kararttım... Gün doğumları hiç olmayan bir kentte, her akşam gün batımıyla tükenen zamanla avuttum yokluğunu... Hıçkırıklarını boğdum ölümün, karşı yakası hiç olmayan denizlerde... Yalnızca Azrail`i büyüttüm çocuksu düşlerimde... Sen bütün sağırlığınla duymazken beni; gözlerimde yankı bulan suskunluğumu Yusuf duydu sadece... Oysa ben ne Yusuf kadar aşktım, ne Züleyha kadar aşık... Yakup kadar kördüm sadece... Bu yüzden bir tek gece kaldı ömrü delik ceplerimde... Öyle bir gece ki; yıldızları adınla söndürüp, düşürdüm solgun günceme... Ayı gözlerinde boğdum... Ve gelen güneş Yusuf`unu armağan etti Yakub`a, senin gözlerinde... Ama sen; Yakub`u kör ettin Yusuf yüzlü gidişinle...
Gittin! Beli bükük bıraktın zamanı... Akrep ölümü vurdu... Yaktığın bu yangında İbrahim olamadım ben... Yanmayı seçtim yangına... Önce kalbimin mabedindeki yüzün kadar masum, yüzün kadar hüzün yüzlü putları kırdım... Bu cinayeti ben işledim... Bu cesetler benim... Boynuma urgan yaptım baltasını aşkın... Ben o büyük putu oynadım putlaşmış insanların dünyasında... İbrahimi cesetler biriktirdim kalbimin kuytularında... Ve gidişinle körelttim suçlarını zamanın... Adın damladı Kabil`in katil gözlerinden damlayan, pişmanlık yüklü kanlı aşka... Habil kadar maktul, Kabil kadar katil olsam da ilk sahnesini hep kaçırdığım bu hayat tiyatrosunda ve yaşamımda kibritçi kız hikayesinin kahramanlığına terkedilip hayatın kaldırım köşesi ıssızlığında unutulsa da ruhum, ve inadına ölümümde uyuyan güzel uykuları çok görülse de bana; ben Habil yüzlü masallar biriktirdim yokluğunda... Öyle ya... Ben aşkı KARA TOPRAĞA BIRAKTIM!
|
|
|
30 Ocak 2009 Cuma
16:34:51
|
|
|
KADINDI
sıradan değildi.../ kadındı ! terkedildiğinde kafası karışıktı... ../ kelimelere düştükçe , harflere kalıyordu bazen şakacı gülümsemelerde isyanını saklıyordu ; anlayan anlıyordu da , onun yaşadıkları başkaydı en pahalı mücevher ısmarlanmıştı kadınlığına...
-sıradan değildi.../ kadındı ! yarasından bir kadın daha damlıyordu...
...biliyorum , diz çökerse bir kadın sevgi intihar ederdi... o yüzden yazmak çok zor / kadınsa bir şiirde anlatılan / karanlığa tükürmek gibi... düştüğü yeri görmeden, sesini duymadan...
hüzünlü bir evde ki yitirilmiş anı gibi ağlarsan , çiçekler intihar eder ; ağlama olur mu ?..
|
|
|
30 Ocak 2009 Cuma
16:50:03
|
|
|
Çizebilseydim, Bahar olacaktı yüzün. Yazabilsem,En uzunu şiirlerin... Olmadı, beceremedim... Adını duvarlara yazacak çağım da Çoktan geçti benim... Yasak sevdamın Gözaltı tarafı... Çaresiz, Seni yüreğimde erittim. AMA YİNE DE HOŞGELDİN
ESKİYEN YÜZÜMÜN YENİ GÜLÜMSEYİŞİ Hoşgeldin...
|
|
|
30 Ocak 2009 Cuma
16:56:44
|
|
|
Tuvaldeki öpüş... yokluğun, bir iç savaştır yüreğimde sevgilim../..geri çekildim seni beklemeye gidiyorum
ayrılık değil ki bu bir uzun hava çalınacak../..son bulacak hicran makamında kadehler vurulacak özlem geceleri kapımıza dayanacak sevgilim../..susturma bizi sürç-ü lisan olmasın bu aşk
´..avuçlarımda çocukluğumdan kalma dualar var, gel buyur nasiplen yarim...ninemin telli dolabı gibidir yüreğim, soğutmaz içindekileri...itiraf ediyorum, kayıp bir kent gibiydi sevdam..sen dokundun, çekildi sular, göründü bir zamanlar sobasında odun yanan kapılar...korkma, yaklaş..tenimin tenine diyeceği var...´
uğurladım eski sevdalarımı../..gözlerine ilk baktığım an çarmıha gerdiğim özlemlerimi azat ettim huzur kazandım müzayededen ikimiz için bol köpüklü bir kahve taşıdım bakışlarımla sana yüreğimi istedin../..verdim
şimdi desem ki bahar şimdi desen ki yol var beklemek bir köpek gibi yapışsa da paçalarıma, sevgilim../...ikimize yetecek kadar sabrım var
´..şarkıların resmini çizebilir misin..?..bana yüreğindeki ritimleri gönder..nasıl?...hayır, izlemedim bu filmi, sahne tanıdık ama...biz mi oynuyoruz..?..bu yüzden bitsin istemiyorum demek ki..daha önce seslendirdiğimiz aşklar nerede peki..?..suflörü sen miydin yüreğimdeki sesin..?...sevgilim, hadi gel mısır patlattım, bizi izleyelim....´
çığlığımı tut../..yere düşmesin dar gelirli zamanların açlığını doyurmamız lazım bu hayat bildiğin gibi değil../..diyemem biliyorsun../..bana da öğret aşkım
korkularımı bir caminin avlusuna bıraktım acılarım ahşap bir bina../..bir kibrit çakılsa tutuşacak sevgilim../..sesimi sesinle uyut bu yekpare gülüşler o zaman can bulacak
´..denizi hiç böyle mavi görmemiştim..pardon, baktığım gözlerin mi...?..gülme, boğulmayacağım, dalgalarında yüzebilirim..bu ekmek kavgasında durduk bir de sevdalandık...tabi ki pişman değilim, olamam..sevgi bir eylemse, ben eyleme geçtim...elimde pankartım, sana yürüyorum..´
düşler../..yalnızlığın tangosu sen gelene kadar../..sahnede dansım kalsın sevgilim../..geceyi düşlere boya ama tuvalde bir öpüş kalsın...
Pelin Onay
|
|
|
4 Şubat 2009 Çarşamba
15:22:07
|
|
|

Gideni kalbimin bir köşesine koyayım dedim, beceremedim. Giden gittiğiyle bitmiştir hep. Bir kaç mutlu anı dışında ne varsa götürmüştür yanında her seferinde. Sanırım eski şeyleri tutmayı sevmediğimden pek; onlar da biliyor huyumu. Zaten kalan oldu mu, hemen başlıyorum temizliğe. Düzen hastası olmak ne fena.Bu hastalık mı bilmem Şimdi düşünüyorum da.. Sayamıyorum bile gidenleri. Aklımda bir kaç isim ve gözümün önünde bir kaç yüz var. ...: Hiç birini küçümsemiyorum; ama huyum kurusun, unutmazsam olmuyor. Sebepsiz gidişlerden nasıl yorulduysam, dayanılır gelmiyor anımsamak. O kadarcık da olsun, değil mi? Sen.. Seni unutmak istemiyorum. Senin gidişini izlemek istemiyorum. Tükeneceğimi biliyorum. İlk kez korkuyorum. Hem de çok korkuyorum. Zayıflık dersen de, ne yapayım? Sana yaranmak değil ki bunları yazarken niyetim. Şu alkolden dönen başımı durdurup 2 satır yazabiliyor olmamın sebebini ne ben biliyorum, ne bir başkası. Anlatıyorum işte. Korkuyorum, çünkü kendimi kandıracak değilim, senin gitmeni kaldıramam. Söylemekten korkmuyorum, bak. Seni seviyorum. Sen gitme, olur mu? Hele sebepsiz, hiç gitme.
|
|
|
15 Eylül 2009 Salı
16:36:03
|
|
|
İzliyorum hayatı(mı)...
Günler gelip geçiyor ve ben tıpkı film izler gibi izliyorum hayatı(mı).. An oluyor yanaklarımda bir keyif kahkahası ...an oluyor yine aynı yanaklarda birkaç damla gözyaşı. Bazı vakit geliyor korkuyorum geleceğin siyahından! İnsanlar değişiyor, biçilen görevler, takılan maskeler el değiştiryor sanki.. - Maske(cik)ler beleş(!) ya nasıl olsa - Ve ben öylece izliyorum hayatı(mı).. Bazen üşüyorum içtenlikten uzak yapmacık dost(!) tebessümlerinde. Sonra paylaşmak esastır(!) hükmüne küsercesine atıyorum ümitlerimi bir bir çöpe..! Zaman geliyor boşa alıyorum herşeyi tıpkı hayatım gibi.. Saldım çayıra Mevla`m kayıra durumları yani.. Ve yine ben kenara çekilip izliyorum hayatımı.. ...bir başkasını izler gibi ........farklı birini gözler gibi Çeyrek asırı aşan yılları(mı)n hesabını sorgular gibi..
|
|
|
12 Ocak 2010 Salı
15:08:05
|
|
|
Gözden uzaklardasın, gönlüm senin yerin, Özlenen sen olunca, hasreti severim, Sana kavuşmak hayal, gerçeği bilirim, Yüreğim yangınlarda, sevdam sende kaldı.
|
|
|
12 Ocak 2010 Salı
15:18:15
|
|
|
Gözlerinde Öleyim! .. Güz kalıntılı ömrümün hazan duraklarında kaldı yüreğim Eskiyen yüzümün solgun bakışlarında aranırsın sevdiğim Kabuksuz yaraların sancıyan yanındadır hala bakışların Gidişinin enkazları içimin ölüme intikalinde gizlidir.. Cemre değmemiş sularda yıkanır bedenim Bahara uzak kalan diyarlarda solar çiçeklerim Ellerimin kan kokuşu sendendir Gözesinde hicran akıtan bir deryadır yüreğim İçimin sevgisizliği,yüzümün sevimsizliği sendendir Tortulaşmış acılar yaşıyorum Uzak diyarlarda mevsimsizim.. Delikanlı sevmelerimi ucuzlatan kahkahalarda acılarım Dilimin lal oluşu- susta kalışım sendendir Dağ duruşumun toza dönüşüdür bu ani rüzgar Sevgimin yele dönüşüdür.. Küskünlüğüdür ömrümün nisan yağmurlarına Nefesini musallaya bırakmış bir elvedadır ömrüm.. Güz kalıntılı ömrümün hazan duraklarında kaldı yüreğim Baharsız yaşamda ölüm müjdecilerine gebedir bedenim Gülümseyen ve direnen bir yanım kalmadı ağlamaklı gülüşlerim Bu son çığlığımdır! Ölüme intikal anımdır gel gözlerinde öleyim sevdiğim
|
|
NADASA ÇEKTİM YORGUN KALBİMİ!!!...
ile ilgili paylaşacak birşey, yapacak yorumunuz var ise buraya yazın:
|
|