|
| Yazan-Çizen | Yorum |
|
26 Eylül 2008 Cuma
18:28:55
|
|
|
Aman Demir noluyo kardeş sakin sakin hallederdik meseleyi ya.
|
|
|
27 Eylül 2008 Cumartesi
00:12:49
|
|
|
ya teyze ata
sözüdür işleyen demir ışıldar.
sanırım demri beyde işleyen demir
|
|
|
27 Eylül 2008 Cumartesi
01:19:33
|
|
|
İnsanlar konuşa konuşa ................... demişlerya
|
|
|
30 Eylül 2008 Salı
20:44:01
|
|
|
peki o zaman niye kimse konuşmuyo??
|
|
|
5 Ekim 2008 Pazar
14:16:57
|
|
|
Gün bütün sessizliğe inat ilerliyor… Ben seni artık bir denizin ortasında buluyorum… Bir ada misaliydin sen bende… Denizin engin maviliğine, dalgaların şiddetinden ulaşamıyorum sana. Sen orda mutlu, sen orda umutlu, sen orda rahattın… Rahatını bozamazdım senin. Sen uzaklaştıkça benimde yüreğimde sen diye sakladığım gerçeklerim parçalanıyordu... Ben senle aşkı erteliyorum başka bir mevsime, erteliyorum başka bir geleceğe… Tarihe gömüyorum titreyen ellerimle. Sığındığım yüreğine umutları bırakıp senli düşlerden ayrılıyorum. Zor olacak biliyorum ama başka çare yok! Ne gelişini beklemek çaredir, ne de senden bir yudum sevgi beklemek… Çok zor bilir misin bunlar? Daha önce yaşamıştım bu duyguları hep hayal etmiştim “Bir umut sevileceğimi” zannetmiştim… Ama olmadı. Her sevmelerimin karşılılığını susarak aldım. Ben bunu hak ettim… Sevdim sevilmedim… Konuştum sustular… Sessizliği sevdiler her zaman. Ben ise çığlık çığlığa haykırmayı…
Avuç içlerimden kan damlarken tutmadı kimse elimi… Gece yıldızlar dinledi ağıtlarımı, gündüzler şahit oldu yazdığım her bir kelimeye… Sen uzaktan bakarken bana gözlerimi ayıramadım senden. Sen yalnızlıktan boğulurken uzaklarda ben seni yaşadım sensizliği armağan eden günlerime… Düşlerimde büyüttüm adını, ilmek ilmek ördüm yüreğine sevgimi… Ama bu coşku hiçbir şeye yetmedi… Ne sevdin beni ne de gülümsedin bana… Sevgi tek taraflı olmaz diyenlere inat sevdim seni. Bir elin sıcaklığını hissetmeden aşk olmaz diyen dillere inat sevdim… Ne kokunu hissettim tenimde, ne de gözlerinin ışıltısı çarptı gözlerime… Neydin sen? Kimdin? Hayalimdin benim… Sevilmeyi hissedemediğim bugünlerde sığındığım güzel yürekli adamdın… Artık seni görmemde imkânsızlaştı biliyor musun? Umudumu başka yarınlara erteliyorum… Senin izlerini taşıyacak bu yüreğimi yazın ortasında soğuklara emanet ediyorum…
Her gece yatmadan önce gönderdiğin mesajı okuyup gözlerim dolsa da… Yine içimden “Seninle olmak çok güzel” deyip duvarlara siliyorum gözyaşlarımı… İçim parçalanıyor… Benimle olmadığın için. Birkaç kelimeye sığınıp yaşıyorum işte hayatı. Acı günlerin geçmesini bekliyorum. Sevmek başka zamanlara erteleniyor karanlıklarımda. Senin başka yüreğe ait olduğunu düşünüp dalıyorum uyanamayacağım uykulara… Sen son nefesini aşk için harcamak isterken, ben seni bir nefese değil her nefeste unutmaya çalışıyorum… Başaramıyorum… Kurduğum hayaller yıkılıyor... Seni bir gece yarısı düşlerime gömüyorum…
|
|
|
6 Ekim 2008 Pazartesi
04:42:23
|
|
|
Herkesten gizli düş biriktirdiği odaya gidiyordu, Ağlamak değil ki bu, kanamak, Yüzüme bak, Ben ağlarken yüzüme bak. Keskin dişleri saplandı hayatıma yokluğun, Aslında bu hayat bitmiş çoktan, Aslında göbek bağım, kök salmışlığımdı ölüme, Oysa ´sana doğmak´ ne kadar zor Ve bir o kadar zor doymak... Bilmez arzunun altında ezilir taze aşık, Ne biliyorsa almış yanına, ne biriktirdiyse saklamış ceplerine, Aşk değil bu kaçamak... Ve sarılmak ihtiyaçtan sadece, yok bir başka özel amaç, Çağırıyor küpeli zindan bekçileri, Sessizliğinin diyetini ödesin diye, razı, ´Bir kere sarıldım ya´ diyor, inan ölüyor, Kimbilir nasıl da ölüyor, Bu kış kıyamette, Bekçilerin canı kimbilir nasıl işkence istiyor, Ölümdür bu ve yok olmak. Çünkü ben gördüm onları, Kaldır başını yerden, yer yer yeme içini, yüzüme bak, Ağlamak değil ki bu yok olmak, Çığlıkları labirentte kaybolmuş bir çocuk gibi Dolanıyor beynimde, Oysa ´sana doymak´ ne kadar zor, Ve bir o kadar zor doğmak Bilmez bir bebeğin tecrübesizliğine bürünür taze aşık, Üstelik onu öldüreceklerini bile bile O saklanırken, sen ışık tuttun yüzüne, Sen sevişirken o ağlıyordu, Sen dinlenirken o ağlıyordu, Sen giderken ağlıyordu o, Oysa ağlamak değildi bu, çünkü Böyle bir ağlamak bilinmiyordu, Gelseydin, arkanı dönseydin, görseydin, Sesine baksaydın, gözünü duysaydın, İşte geliyor sesi, Ağlamak değil bu yenilmek... Kurda kuşa, eşe dosta, her halükârda yenilmek bu Yenilmek hep aynı zaten, yok tesellisi. Ürkek değildi arzunun süründüren bakışları, Bin mevsimdi, kara yeldi, dinmez seldi, Kattı kendine ne biriktirdiyse, Harcadı seveni, bilip de bilmeyeni, Yaşamak bir pirinç tanesinin boğaza tıkanması gibiydi, İtelemezsen gidemezdi, itelesen belki değemezdin, Sevdanın böbrek taşlarıydı, yetememezlik Ve her dakika duvarlara tırnak izleri ekleniyordu taze sevenin, Kitliyordu kendisini. Herkesten gizli düş biriktirdiği odaya gidiyordu, Düşlerin Kimini çerçeveleyip duvara asıyordu, Kiminden makasla kendini ayırıyordu, Kimi hastalıklı bir beden gibi can çekişiyordu, Onları görünce oturup ağlıyordu, biliyordum, Ağlamak değildi bu yıkılmak, Senin o sıralar bıkmışlığın söz konusuydu, Ayaklarına kapanıp ´sana ´seviyorum´ demekten başka bir şeye gücü yetmiyordu, Gururunu her sabah bir köpek gibi zehirliyordu, Oysa kudurmuştu gururu bir kere, Zindanın bekçileri onu götürmeden önce, Boynuna geçirmiş yağsız ilmeği, Ben bulduğumda yanağı henüz ıslaktı, Ağlamak değildi bu Seviyordu...
|
|
|
17 Kasım 2008 Pazartesi
19:43:18
|
|
|
|
dayan yüreğim dayan...Dayan yarına inan...Gün gelir acılar ezberlenir, iyileşir zamanla yaran...
|
|
Her sey üstüne üstüne geliyorsa belki de sen ters gidiyorsundur.
ile ilgili paylaşacak birşey, yapacak yorumunuz var ise buraya yazın:
|
|