Her şey insanca yaşanacak bir dünya için…



Her şey insanca yaşanacak bir dünya için… ile alakadarlar:

  ()
() Bu kişi şu an çevrim içi.
Mesaj Gönder

Yasmin  (Yasmini)
Yasmin (Yasmini) Bu kişi şu an çevrim dışı.
Mesaj Gönder

Sweety love  (sweetylove)
Sweety love (sweetylove) Bu kişi şu an çevrim dışı.
Mesaj Gönder

Her şey insanca yaşanacak bir dünya için… hakkında ne diyorlar:


Yazan-ÇizenYorum

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
24 Aralık 2008 Çarşamba 04:43:56





Her şey insanca yaşanacak bir dünya için…


Sen insanca bestele onu. Besten buram buram sevgi, insan koksun. …
insan insanca bakmalı, insanca yaşamalı, insanca kokmalı, bütün ritmleri…




Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
24 Aralık 2008 Çarşamba 05:07:42




 

Bir Soluk Al 


Bir soluk al yaşamdan, ta ciğerlerine kadar çek nefesini, nasıl bir güzelliğe sebep olacaklarını o nefeslerin, anla.
 
O nefesle, neler görebildiğine bir bakabilsen. Adet haline gelmiş bakışlarını o bakışların ardına bir çevirebilsen. Yaprağı tek görüp, yeşili ayırıp, fark edemediğini; o yaprağın oluşundaki dalları, kökleri, bilemediğini göremediğini, perde ardında olanları sezemediğini ne zaman anlayacaksın?
 
Bir soluk al mutluluktan;
Mutluluk donuk, anlık fotoğraflarda değil; mutluluk, mutluluk oyunu oynamak da değil, onu yüreğinde, gözlerinde, içinde seyretmektir.
Hiç sabahın ilk ışıklarıyla çiçeklerin üstündeki buğulu damlaları seyrettin mi? Ya toprağın ilk yağmura kavuştuğundaki saldığı kokuyu, o kokudaki vuslat sevincini duyamayan sen, içinde mutluluğu nasıl yakalayabileceksin? Aslında, ne kadar doğayla bir olduğunu, toprağında, suyunda senden olduğunu,o vuslatı senin yaşamanın gerekliliğini hiç düşünmedin mi?



 

Aklını o soluklarda tekrar al kullan. Hiçbirşeyi anlamamışa benziyorsun. Saklıyorsun bir hazine gibi mutluluk kapısının kilidini. Aç onu. Vurma kilit. Yağma et. Göreceksin ki, fazlasıyla geriye dönecek.
Gönül mahzeninde sakladığın, icabederse kullanırım dediğin ve kendi belirlediğin mutlulukları yerlere, üstüne dök ve kendini de çevreni de tutuştur. Işık saç, bütün renkleri kullan.
 
Zamana bak, binlerce yıl geriye, binlerce yıl ileriye bakabilirsen, ve baktığın yerde de kendinin olduğunu bilebilirsen. .. Zaaflarınla, hilelerinle iyiliklerinle, güzelliklerinle, yoğunluğunla korkma. Örnek al.
 
Derin bir soluk al tekrar, bak, o cesareti göster. Tanımla kendini inancın;  sınırsız, şüphesiz, özgür, bütün güçlükleri yenecek kapasitede olmalı korkak değil. Kendini mutsuz sevgisiz bırakırsan ancak, karşındaki de mutsuz sevgisiz kalır. Aşılarsın ona beyninden geçen olumsuzlukları .
 
Derin bir soluk al ciğerlerine çek bütün havayı tek bir nefeslikmiş tek bir nefesin kalmış gibi. Ve sinirlenme, hiçbir yerden küçük rüzgarlar
hissedilmez ama dağlardaki karlar görünür... O da sistemin ruhunun gösterisidir. İnsanın küçüklüğünün, büyüklüğünün göstergesidir.
Ruhundaki yaralarla giyinme; ört mutluluğu, üstüne. Elbiselerin kirlenmesin, yaşamın lekelerle dolmasın, temizle onları sevgi antiseptiğiyle. İyileşsinler, temelden sil onları.



Yaşamla alay edilmez, o hep galiptir, yaşamla dost olmaya bak. Kendine tanrılar efendiler yaratma. Özel tanrıların yerine, bir doğaya baksana.
 
Yarattığın tanrıların; tabiatının, huylarının, hırslarının neticesi olduğunu anlayacaksın. Sonuçta tek başınasın kalabalıklar arasında. Diyebilirsen; kendi dünyandan çıkıp hakiki dünyaya, merhaba de... Karanlıkla yaşama.



 

Derin bir soluk al.
 
Sevgiyi sana kimse bağışlayamaz. Yaşamını da asla geri veremezler. Sevgi, hayatla arandaki gerçek bağ, gerçek ilişkidir. Başka ağlara takılma.
Yaşam mucizesini solukla. Var oluş hakkını kullan dünya planındaki. Cesaretle öfkesiz kuşkusuz basiretini özünü kalkan yap savun kendini, soluklarını kuvvetlice alarak. Kendini, mutluluğunu kemirtme etrafa. Bir çınarın kuvvetle tutunduğu gibi doğaya; sen de yaşama tutun sevinçle. O öyle bir mucize ki asla inkar edilemez.
 
Soluklan derin derin. İçinden bak, gözbebeklerinle bak. Yaşamla işbirliği yap, barış imzala.
Bak kuşlar yine aynı ötüyorlar. Kimi baş şişirdiğini düşünür kimi serenat yaptığını, kimi de çiçeklere olan aşkını. Sen sonuncuyu bul kulaklarınla.
Kuş yuvasındaki minik kuş yavruları gibi teslimiyetle yaşama sarıl.
Verilenleri kabul et. Ömür anne seni besler. Yeterki sen ağzını aç, iste.
Yaşam bir şiirdir. Sen insanca bestele onu. Besten buram buram sevgi, insan koksun. Bilmeseler de farkeder yürekler sevgi tınısını. Bahar bahçelerinin kokusunu.



Derin bir soluk al.
 
Her an yeniden başla sevgiye, sevince; yaşadığını hisset güneşte, suda. Onlar yaşarsan var, görürsen var. Hepsi de soluklarında. Neticede
yaşam ilk aldığın solukla son verdiğin soluk arasında. Bu iki soluk arasında insan insanca bakmalı, insanca yaşamalı, insanca kokmalı, bütün ritmleri, müziği yaşamına sokmalı.
 
Derin bir soluk al sabahları, yaşama atıl cesurca. Olumsuzlukların; olumlu olayların habercisi olduğunu, gerçeğe giden yol olduğunu bil. Ruh kabızlığının sıkıntısını çekme. O zaman mutluluk hırsızı olursun. Coşkuyla yaşamın kucağına atıl, onu beşik olarak kabul et. İnsanlığı yetiştiren bir beşik. Yaşamın çığlıklarını duymazsan, çağrısını doğadan algılayamazsan, tek yere, tek yöne takılırsan, çözebilir misin yaşamın gizemlerini? Bir bütünün parçasısın, bu bütünde sen varsın... Bu bütüne, tümel akla erişmeye çalış.
 
Bir soluk al...
 
Derince... İçinden yaşamaya bak, dışına özünü vur... 

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
24 Aralık 2008 Çarşamba 05:10:41


 

 

İŞTE BU !
 
Bir Zen ustası olan Rinzai ölmek üzereydi, ölüm döşeğindeydi.

Biri sordu:

“Usta, sen gittikten sonra insanlar en önemli öğretinin ne olduğunu soracak.

Bir çok şey söyledin. Bir çok konudan söz ettin. Bunları bizim özetlememiz zor olur.

Lütfen ayrılmadan önce, bütün öğretini tek bir cümlede özetle. Ve biz onu  bağrımıza basalım.”
 
Ölmekte olan Rinzai gözlerini açtı ve müthiş bir Zen haykırışı yaptı. Bir aslan kükremesi. Herkes şoke olmuştu. Ölmekte olan bu adamın, bu kadar enerjiye sahip olduğuna inanamamışlardı. Bunu beklemiyorlardı. Bu adam tahmin edilemezdi. Her zaman öyle olmuştu. Ancak, bu tahmin edilemez adamın, ölmek üzereyken böyle bir aslan kükremesi yapabileceğini hiç beklemiyorlardı. Bu şok hali içinde, doğal olarak zihinleri durdu. Hepsi şaşkındı. Rinzai, “İşte bu!” dedi, gözlerini kapadı ve öldü.
 
İşte bu!
 
Bu an! Bu sessiz an! Düşünce tarafından bozulmamış, bu an! Bu şaşkınlığın çevrelediği sessizlik! Ölüm arifesindeki aslan kükremesi! İşte bu!
 
Evet. Yön, anı yaşamaktan ortaya çıkar. Bu senin yönettiğin ve planladığın bir şey değildir. Kendiliğinden olur. Ve sen onu asla tahmin edemezsin. Ancak hissedersin. O yüzden düz yazı değil, şiir gibi diyorum. Mantık gibi değil, sevgi gibi. Bilim gibi değil, sanat gibi. Güzelliği de burada. Ürkek. Bir yaprak üzerindeki ciğ damlası kadar ürkek. Nereye olduğunu bilmeden nedenini bilmeden kaymak. Sabah güneşinde, bir yaprağın üzerinde kaymak.

Yön incedir, narindir, kırılgandır.

Hedef, egoya aittir. Yön, hayata, varlığa aittir.

Yön dünyasında hareket etmek için insanın tam bir güvene ihtiyacı vardır. Çünki insan, güvensizlik, karanlık içinde hareket etmektedir. Ancak karanlığın bir heyecanı vardır. Haritasız, rehbersiz, bilinmeyenin içinde yol alırsın. Her adım bir keşiftir. Ve bu sadece dış dünyanın keşfi değildir. Aynı anda içinde bir şeyler keşfedersin. Bir kaşif, sadece nesneleri keşfetmez. Bilinmeyen dünyaları keşfederken, aynı zamanda kendini de keşfeder. Her keşif, aynı zamanda bir iç keşiftir. Ne kadar çok bilirsen, bilen hakkında da o kadar çok şey bilirsin. Ne kadar çok seversen, seven hakkında o kadar çok şey bilirsin.
 
Kendini hayatın ellerine bırak. Güvenen insan, ölümün kapısında bile heyecan yaşayan insan, aslan gibi kükreyebilir. Ölürken bile! Çünkü o hiçbir şeyin ölmediğini bilir. O ölüm anında, “İşte bu!” diyebilir.
 
Çünkü her an, işte budur! Bu, hayat olabilir, ölüm olabilir, başarı olabilir, mutluluk ya da mutsuzluk olabilir.
 
Her an! İŞTE BU!
 
-         OSHO’nun “SEZGİ” kitabından alıntı…-

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
24 Aralık 2008 Çarşamba 05:20:41


 

“İMKANIM YOKTU” deme…
 
Kendine doğruyu söyle

‘Üşendim’ de..

‘Tembellik ettim’ de..

‘Canım istemedi’ de..

‘Yapmak içimden gelmedi’ de..

Hiç değilse ‘yanıldım’ de..

Ne dersen de, ama ‘imkanım yoktu’ deme..
 
‘Kimsem yoktu’ deme..

‘Kimsesiz’ değilsiniz, ‘kimse, sizsiniz’.

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
24 Aralık 2008 Çarşamba 15:42:00


 

Canımsın, teşekkür ederim, şu aralar etiketler daha keyifli bir iletişim gibi görünüyor nedense değil mi..

birbirlerimizi online olarak görebilmemizden kaynaklanıyor sanırım bu durum...

paylaşımın harika caannn, yüreğine sağlık..

 

Her şeyin bir sebebi vardır unutma

Kederlerin seni olgunlaştırmak için

Terk edilişlerin değer bilmek için varlar…

 

Sonra aynalardaki seni bırak bir yana

En objektif aynanı tut kendi içine ki tanıyabil kendini.

Çünkü sen kendini bilip anlamazsan

İnsanların seni anlamasını bekleme hiçbir zaman…

 

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
24 Aralık 2008 Çarşamba 15:42:29


hatta bir yoklama etiketide mi açsak nedir..

 

 

Sweety love (sweetylove)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1
25 Aralık 2008 Perşembe 19:17:49


İMKANIM YOKTU” deme…
 
Kendine doğruyu söyle

‘Üşendim’ de..

‘Tembellik ettim’ de..

‘Canım istemedi’ de..

‘Yapmak içimden gelmedi’ de..

Hiç değilse ‘yanıldım’ de..

Ne dersen de, ama ‘imkanım yoktu’ deme..
 
‘Kimsem yoktu’ deme..

‘Kimsesiz’ değilsiniz, ‘kimse, sizsiniz’.

güzel sözler

yüegine saglık

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
26 Aralık 2008 Cuma 00:33:24


 

Teşekkür ederim sevgili Sweety,

 

İnsanca yaşanacak bir dünya için,

ne olur, nasıl olur, neler yapılabilirmiş..

paylaşımlarınızı esirgemezseniz çok sevinirim arkadaşlar.

 

 

Sevgilerimle..

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
30 Aralık 2008 Salı 03:36:35


 

 

"Ben isterim ki
Bulutlar ağlasın,
Ama çocuklar ağlamasın;
Hiçbiri öksüzlük,, yetimlik nedir duymasın.
Ben isterim ki
Konuşsun her çiçek kendi dilince;
Ama silahların kesilsin sesi.
Ben isterim ki
Kapansın bütün kapılar karanlığa;
Ama gözler kapanmasın
Sözler kapanmasın
Ben isterim ki
Yangınlar sönsün,
Ama umutlar sönmesin;
Erişsin her meyva kendi dalında,
Yüreklere acı bir söz değmesin.
Ben isterim ki
Eğilsin dallar bereketten;
Ama insanoğlu başını eğmesin
Utançtan ya da güçsüzlükten.
Ben isterim ki
Gözyaşı gibi aksın pınarlar,
Toprağın üzerinde duru berrak;
Ama pınarlar gibi akmasın gözyaşı,
Yeryüzünün hiçbir yerinde.
Ben isterim ki
Bir yıldızlar kalsın uykusuz
Gökyüzünün derinliklerinde;
Ama insanlar yatıp dinlensinler,
Taze bir güçle başlamak için Güzel sabahlara,
Aydınlık sabahlara.
Ben isterim ki
Her şey
Her şey
Her şey eğilsin insanın önünde;
Ama insan insana tutsak olmasın.
Ben isterim ki
Sevinç bol olsun,
Mutluluk bol olsun
Ülkeden ülkeye giden yol olsun."

 
 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
16 Ocak 2009 Cuma 14:02:33

Gönlümüzün güzelliği sevgi ise, beynimizin güzelliği de düşünebilme yeteneğidir. O yeteneği her an, her dakika kullanalım. Unutmayalım ki düşünen insan, özgür insandır. Kişi düşünebiliyorsa pek çok sorununu çözümleyecek, pek çok şeyi bilecektir. Herkesi dinleyin. Annenizi, babanızı, arkadaşlarınızı dinleyin. Sonra da düşünün ve sorular sorun... Neden? Nasıl? Nerede? Sonra da oturup kararlarınızı kendiniz alın. Kararları yalnız aldığınız zaman, eziyetler de güçlükler de sonuçta bütünüyle size aittir artık. Karar alırken sorumluluk almayı da bilin. İşte bu, büyümek ve olgunlaşmaktır; özgür insan olma yolunda atılan ilk adımdır.

Büyüklerinizle, yaşıtlarınızla, kendinizden küçüklerle konuşun, tartışın. Konuşarak pek çok şey öğrenildiği gibi, pek çok sorun da çözümlenebilir. Toplumumuzda, bu tür konuşma pek yaygın değil ne yazık ki! Ya susuyor, ya bağırıyoruz. Konuşmayı bilmiyoruz. Sizler bunu değiştirin.

İçimizin bir başka güzelliği de iyimserliktir. Yüreğinizin ibresi hep iyimserlikten yana olsun.

Asırlardır kötümserler, köşelerinden dünyanın kötüye gittiğinin doksan dokuz nedenini sayarlarken iyimserler epey yol almış; pek çok iş başarmışlardır. En azından denemişlerdir.

Zaten yapılan araştırmalar, başarılı olanların üstün zekalılardan çok, sıradan ama olumlu ve iyimser kişiler olduğunu ortaya koyuyor.

İçimizdeki güzellikler arasında neşenin yeri bambaşkadır. Hele gençliğinizin getirdiği neşe ve kahkahaları sakın kısıtlamayın. Bazı kişilerin "Sırıtıp durma!" gibi bilgece (!) uyarılarına aldırmayın. Tam tersine daha çok gülün. Bol bol kahkaha atın. Sorunlarınıza bile gülerek bakabilirseniz yükünüz anında hafifleyecektir.

Güldürü dergileri, neden bu kadar çok okunuyor sanıyorsunuz?

Onca sorunun, çevre kirliliğinin, savaşların, ölümlerin, çıkarcılığın, cahilliğin yer aldığı dünyamızda sevgi, iyimserlik ve neşeye her zamankinden fazla gereksinmemiz var. Bu nedenle hayatınızı daha güzel yaşamak istiyorsanız, önce içinizdeki güzellikleri geliştirin, ortaya çıkarın.

Sevinin, düşünün, konuşun, iyimser olun ve doyasıya gülün!

Her şey insanca yaşanacak bir dünya için… ile ilgili paylaşacak birşey, yapacak yorumunuz var ise buraya yazın: