|
| Yazan-Çizen | Yorum |
|
24 Kasım 2008 Pazartesi
19:21:36
|
|
|
KALBİMİN KALBİNE DEĞİŞİDİR ŞİİR..
VAKİT AKŞAM VAKTİ!!!
Ne gündüzlere doğmak, ne de gecelerde mahur bir beste olmak. Hiçbirini
istemiyorum. Belki olsa olsa sonbahar yapraklarının hüznüyle kalbine akmak.
Orada yanmak ve tekrar akmak kalbine kalbine.
Hatırlar mısın ‘yoruluyorum’ demiştim. İki kutupta aynı anda güneş aramak
gibi. Yağmurun kokusunda seni kovalamak gibi, ‘yoruluyorum’.
Sen belki sözlerimi içine atmış ve umarsız tavırlarında saklamıştın
hasretini. Onca acıya rağmen nasıl olup ta ‘âh’ etmemiştin, bilen yok.
Artık susuyoruz uzun uzun. ‘konuşurken susma’ nın bu denli marifetli
olduğunu bilmezdim. Ve bilmezdim, seni içimde sakladığım gecenin yanı
başında direncimin bu kadar kolay kırılacağını.
Bu hâli seviyorum. Hâlle birlikte geçmişi ve bütün karartısına/bulanıklığına
rağmen geleceği seviyorum. Çünkü seni seviyorum, vicdansız...
Sen en çok da bu çıkışlarıma sinirleniyorsun belki. Ve ben en çok da bu
öfkende buluyorum kendimi. Hırsında ben kokuyorum, kokumda sen oluyorsun.
Vakit tam da akşamı gösterdiğinde çalıyor kalbimin zili. Akşamları bu kadar
beklemezdim eskiden. En fazla sıcak bir ekmekti derdimin hası. Ama şimdi
senin arayacağını bilmek, seni dinlemek, senin hasretini soluklamak
kablolarda.. İşte bu beni heyecanlandırıyor. İşte bu yüzden gülüm, akşamlar
olmalı. Güneş iyiden iyiye kaybolmalı gökyüzünden. Semâma sen doğmalısın ki
çayımızın demi gelsin.
Şimdi, yürek dolusu gülümsemelerde hasret kokulu sevinçlere doğmak vakti.
“Vakit akşam,
Akşam vakti.”
Senai Demirci
|
|
|
24 Kasım 2008 Pazartesi
19:22:33
|
|
|

|
|
|
24 Kasım 2008 Pazartesi
20:54:59
|
|
|

Oturdum ve başım avuçlarımın arasında, Saat sensizliği aşk, Sensizliği özlem geçiyordu yine.
Bir hikâyenin en can alıcı noktasında durdum, Birkaç adım daha atsam düşecek sandım. Düşecek sandım ümitlerim, İçinde senli taze düşlerim. Uçurumlara gebe korkularımla yüzleşecekken. Kalbin kalbime değdi ansızın.
Yıldızlar gözümün önünde devleşti, Ay bir başka denize vurdu. İşte o an sevgilim, Bakışlarının hüznü yüreğimle dertleşti, Tebessümün beni sonsuz denizlere attı.
Tam seni yazıyordum ki, Kelimeler beni terketti, Dilim lal oldu, Gözlerim gözlerinle avundu. Kalbin kalbime değdi, Sol yanımı derin bir sancı sardı.
Hayır hayır korkma ! Sevdan beni ilk ve son kez kurşunladı.
|
|
|
25 Kasım 2008 Salı
02:00:46
|
|
|
Bir hikâyenin en can alıcı noktasında durdum, Birkaç adım daha atsam düşecek sandım. Düşecek sandım ümitlerim, İçinde senli taze düşlerim. Uçurumlara gebe korkularımla yüzleşecekken. Kalbin kalbime değdi ansızın.
|
|
|
25 Kasım 2008 Salı
15:09:49
|
|
|
her güneşin doğuşu
birşeyler hatırlatacaksa eğer
senden güzel ne varki hatırlanacak
sevgiliden güzel ne olabilirki yaşanacak
her güneşin batışı her akşam
bir hüzne dalacaksa gönül
batmasın güneş doğmasın mehtap
sensizliğe bürünmesin karanlıklar...
|
|
|
Sweety love (sweetylove)
1
|
|
26 Kasım 2008 Çarşamba
17:16:55
|
|
|
ben ölümsüz sevdaların tutkunuyum cann Ben o sevda karası gözlerinin tutuklusuyum Ben sevgisiz kalınca solan aşk gülüyüm Bu kadarcık sevgiyle solup giderim cann
Ben sonsuza akan bir aşk nehriyim Karanlığı delerek ilerleyen Tarık yıldızıyım Belki bu alemde kimsesiz bir yabancıyım Bu kadarcık sevgiyle ölüp giderim cann..
Ben aşk ummanının eşsiz incisiyim Pahasız bir zümrüt yüzüğün kaşıyım Cennet-i irem bağının tuba ağacıyım Bu kadarcık sevgiyle solup giderim cann...
Ben sonsuzluğun nefhasını alan Hak dostuyum Ben cananın kokusunu serde duyan can özüyüm Ben şiirlere hayat veren ilham kaynağıyım Bu kadarcık sevgiyle sönüp giderim cann...
Ben,sevdanla coşan aşk ummanıyım Gönül sahiline her an vuran aşk dalgasıyım Seher vakitlerinde ılgıt ılgıt esen sevda rüzgarıyım Bu kadarcık sevgiyle esip geçerim hayatından cann..
Ben şiirlere duygu veren ilham perisiyim Ben bestelere gül deren güfte yazarıyım Ben şarkılara nağme olan aşk nefesiyim Bu kadarcık sevgiyle çekip giderim hayatından cann
|
|
|
27 Kasım 2008 Perşembe
05:03:07
|
|
|
can, ne güzel kelimedir...
şair cana farklılık katmış cann demekle...
benim canlarım iki "a" ve üç "n" lidir genellikle...
her güneşin batışı her akşam
bir hüzne dalacaksa gönül
batmasın güneş doğmasın mehtap
sensizliğe bürünmesin karanlıklar...
aslında güneşte batsın yoksa nasıl çıkar ay ve yıldızlar, sularda nasıl görürüz yakamozları o zaman, nasıl dinleyebiliriz gecenin sesini, sessizliğin sesini diyecektim ki tam son dile susturdu kelimelerimi... hüznü istememekte haklılar tabi bir "sen" i olanlar mutlaka..
nacizane; biraz garip olabilir belki ancak ben hüzünleri de severim, severim hüznü, hüznün beni arttırdığına inanırım..
Sevgilerimle..
CAN
Bir sözcük buldum çın çın öter; Adı Can````dır.
Bir erik kopardım can dalından; İçi can dolu, Adı Can, yaprağı can, lezzeti candır.
Bir gölge düştü önüme dedi ki :
Bir yüküm var benden ağır Bir yüküm var beni taşır Adı Candır.
Toprak dedi ki :
Can Allah````ın yongasıdır. Fakat ben bir deri bir kemik kaldım Bir de misafirim var adı Can````dır.
Işık dedi ki :
Renklerden kokulardan, Seslerden önce koşup geldim İnsana nur topu gibi Bir müjde getirdim,
Adı Can````dır.
netten..
|
|
|
27 Kasım 2008 Perşembe
14:38:32
|
|
|
AKIL AŞK ve CAN bu 3 üçgendir.
her derde çare her yaraya merhemdir
aklım sendeyse aklım sen
aşkım sen canım sen olmuşsun demek
derdimde sen çaremde sen
merhemimde sen olmuşsun
dünyamda sen olmuşsun
|
|
|
28 Kasım 2008 Cuma
17:12:17
|
|
|
NASIL BIRAKTIN SENSİZ ÜŞÜYEN BU ELLERİ
SEN GİTTİN GİDELİ KOKUN ÇIKMASIN DİYE
AÇMADIM HİÇ PENCERELERİMİ
HAYALİN KAYBOLMASIN DİYE
ÇEKMEDİM ASLA PERDELERİMİ
SİLMEDİM GİDERKEN KAPIDA BIRAKTIĞIN
HÜZÜNLÜ PARMAK İZLERİNİ
ATMADIM İÇTİĞİN SİGARANIN
NE İZMARİTİNİ NEDE KÜLÜNÜ
SAKLIYORUM YILLAR GEÇSEDE ARADAN
VAZOMDA SOLMADAN DURAN
TEK KIRMIZI GÜLÜNÜ
BUĞULU CAMLARDAN SEYREDERKEN
YAĞAN SAĞNAK YAĞMURU
GÖNLÜMÜ ŞEMSİYE YAPIYORUM
BU SESSİZ BU ISSIZ ŞEHRİN ÜSTÜNE
YAĞMUR TANELERİ HEP BANA YAĞSIN
SADECE BENİM TENİMİ ISLATSIN İSTİYORUM
HER DÜŞEN DAMLASI BENİ SARSIN
SADCECE BENİ KUCAKLASIN SENİN YERİNE
ÜŞÜTMÜYOR SERT ESEN RÜZGAR
AKSİNE ISITIYOR İÇİMİ
SICAK NEFESİN GİBİ ELLERİN GİBİ
UMARSIZCA BEKLİYORUM SABAHI
VEDA ETSİN İSTEMİYORUM SONBAHAR
KIŞ GELMESİN KAR YAĞMASIN
SENİN BIRAKTIĞIN HATIRALARIN ÜSTÜNE
KOKUN HEP AVUÇLARIMDA KALSIN
SENİN YÜRÜDÜĞÜN YOLLARDA
GEZDİĞİN YERLERDE KALSIN
TERKETMESİN SEVDAN ASLA BU ŞEHRİ...
M.METİN BAŞ.
|
|
|
29 Kasım 2008 Cumartesi
02:10:17
|
|
|
Adın İçin... Bir kenti şafağın alacakaranlığında terkedip gidişler gibisin arkandan savrulan sarı hüzün yapraklarıyla...
bu kenti sen yıktın bu depremleri sen yolladın öksüz çocukluğuma -ki Freud için sadece bir istatistiktim (0-6 yaş grubu) -
o kentin korkunç uğultusunda yitirdim sesimi yanıbaşımdaydın aramızda şiirler ve en hüzzam aşk şarkıları..
duymadın...
bir kenti şafağın alacakaranlığında bırakıp gittin ve puslu bir griliğin çöktüğü lodosla bulutların ansızın dağıldığı o muazzam değişkenliğinde bir kent nasıl çöker üstüme bakmadın.
gittin...
kalsaydın sana bir çocuk anlatırdım oysa metrekareye yüzlerce hüzün düşüren kayıp ve ağlamaklı... yalnızlık yazılı isminin yanına
kalsaydın sana bir düş anlatırdım çıldırtan bir sususuzlukta vaha olurken umut deniz kızlarına olan düşsel bir aşk ve sana yağmurlar anlatırdım
oysa benzemezdi sana yağmurlar...
ama gittiysen eğer neden bu kente her gece yağmur yağardı?
Şimdi bu kenti adın için bağışlıyorum bazen kelimelere sığmaz anlatacakların en sevdiğine bile kekeme kalırsın
ve şimdi bu kenti adın için bağışlıyorum...!
Özhan Hakan
|
|
|
1 Aralık 2008 Pazartesi
18:33:10
|
|
|
R E S S A M
BİR RESSAM OLMUŞ YARALI GÖNLÜM
SENİN RESMİNİ TUALLERE TAŞIMAK İSTEMİŞ
HEP SİYAHLARI YOK ETMEYE ÇALIŞMIŞ
TENİN RENGİNİ İŞLEMİŞ NAKIŞ NAKIŞ
GÜLYÜZÜNDE MASUM BİR PEMBELİK
GÖZLERİNDE BİR KAHVELİK VARMIŞ
RENKLERİN CÜMBÜŞÜNDE DANSEDEN BALERİNLER
GÖKKUŞAĞINI OLUŞTURMUŞ UÇUŞAN KELEBEKLER
KIRMIZI BİLE SENİ KISKANMIŞTA
YÜZÜ KIZARMIŞ
BİR BEYAZ UTANMAMIŞ
SENİN YÜREĞİNDE OLMAKTAN
BİRDE BEN BIKMAMIŞIM SENİ SEVMEKTEN
BİR SEVDA RESMİ ÇIKMIŞKİ ORTAYA
BAKMAYA DOYUM OLMAYAN...
M.METİN BAŞ
|
|
|
2 Aralık 2008 Salı
18:42:58
|
|
|
G E L A R T I K
-GEL ARTIK NE OLURSUN NE OLURSUN
-DAMARLARIMDAKİ ETKİN TÜKENMEDEN
-PENCEREME VURAN BİR YAĞMUR TANESİ GİBİ
-KAPIMI ÇALMADAN GEL
-RÜYALARIMIN ARASINA DAL
-ONU GERÇEĞE YAKLAŞTIRMAK İÇİN
-İÇİMDEKİ HASRET ATEŞİNİ SÖNDÜRMEK
-GECEMİ AYDINLIĞA DÖNDÜRMEK İÇİN GEL
-KAHVE GÖZLERİNE BAKMAK İÇİN
-BEN SENSİZ BİR UYURGEZERİM
-BENİ TEKRAR YATAĞA ATMAK İÇİN GEL
-SENSİZ UYKULARIM HEP KAÇIK
-BENİ KOLLARINDA UYUTMAK İÇİN
-SENSİZ SABAHI BEKLEMEK ÇOK ZOR
-GÜNEŞ DOĞMADAN ÖNCE GEL
-BEN SENSİZ YAŞAMIYORUM
-BU CANA CAN KATMAK İÇİN
-BENİ BU SERSERİ HALİMLE GÖRMEK İÇİN
-GELECEKSEN HEMEN GEL
-YARIN ÇOK GEÇ OLABİLİR
-GELECEKSEN HAYDİ ŞİMDİ GEL...
M.METİN BAŞ
|
|
|
2 Aralık 2008 Salı
19:20:01
|
|
|
Yüreğimi dövdüm sabır örsünde, Az mı ödediğim bu ağır bedel? Gel... Ki ben bir ömür bıraktım dünde, Mevsimler hazana ermeden evvel.
Gelmeni bekledim asırlar boyu, Yaşadım sensizlik denen korkuyu, Üstüme kapandı dipsiz kör kuyu, Aşkınla açıldı sonsuza ezel...
Ruhumun özünde duydum adını, O lâhza başladı gönül yangını, Yüreğim dedi ki “Sev bu adamı! Çünkü o cennetten daha da güzel.”
Anlatmakla bitmez çektiğim çile, Beklesem de seni binlerce sene Acımı gömerim geldiğin güne, O zaman gözümde hiç olur ecel...
Ruhuma adanmış kutsal melektin, Hani gün bitmeden sen gelecektin? İşte, geldin ama neden geciktin? Şimdi git sevgilim, yıllar önce gel!
|
|
|
11 Aralık 2008 Perşembe
23:12:30
|
|
|
Sesinden içmek senin
şiirler okurum senden karanlıklar basınca ruhumun istasyonlarına sesinle selvileşen kelimeler altında sergen günlük güneşlik şiirler okurum
şiirler okurum senden vedalarca tenha yağmurlarca ıslak kaderimce benim olan gözyaşlarımı içmek istediğimde şiirler okurum kırdığım kalbime
şiirler okurum senden bilgece suskun kuş ordusunca cıvıltılı olmak istediğimde hasret çılgınlığında bir rahvan ata binip vardığım yıldızları bir bir bağrıma basmak istediğimde şiirler okurum ebedi aşkıma
şiirler okurum senden bir yanım gülistan bir yanım alev koşup heceden heceye sözler ülkesine varmak istediğimde yoluma serilmiş ateş olur kelimeler kelimeler alevlerini yolduğum çiçek sönsün diye yangını dicle olup akan şiirler okurum ruhumun kehribar ormanlarına
şiirler okurum senden sesin kapıma gül bırakan rüzgâr sesin yorgun ve kızıl bir akşam susmak istediğimde
şiirler okurum senden sesinle susarım cânâ sesinle susarım bir dikişte kana kana içmek için gönül zemzemini
İnci Okumuş
|
|
|
14 Aralık 2008 Pazar
12:48:05
|
|
|
BİR DAHA SEVEMEZDİ
-içimden fışkıran hüzne`gece bile titredi.
-gökyüzü gürledi,bulutlar inim inim inledi,
-ağaçlar hep birlikte ağıt yakarken,
-yapraklar toprağı kıskanırcasına saklıyordu,
-sonbahar elini eteğini çekerken,
-bekleyin beni geleceğim der gibi,
-her zamanki yükseklerden bakmayı ihmal etmiyordu
-hazanın gölgesi apolet gibi duruyordu yakasında,
-kış göz kırparken tüm soğukluğuyla,
-yazın sıcak özlemi gibi senin özlemin sarmıştı beni,
-düşünmek bile ısıtıyorsa bu kadar içimi,
-ellerini tutmak yakacaktı elbetteki yüreğimi,
-mevsimler geçsede,karlar yağsada,
-bu sevda üşümez,bu sevda ıslanmazdı,
-bu sevda yanmazdı ateşlerde,kül olmazdı,
-bu sevda en sert rüzgarlara bile direnir,
-teslim olmazdı korkak asker gibi,
-baharda eriyen karlar gibi erimezdi,
-karışmazdı derelerin bulanık sularına,
-başkasına baksada,gözü görmezdi,
-adından başka ezberi yok,başka isim bilmezdi,
-o adı bir ömür boyu yüreğinde taşır,
-aklından bir an bile silmezdi,
-bir kere sevmişti ya ömründe,
-bir daha asla sevemezdi...
M.METİN BAŞ
|
|
|
17 Aralık 2008 Çarşamba
08:36:37
|
|
|
Seni sevdiğimi haykırıyorum Ama sen duymasın duyamazsın Seni ne kadar çok sevdiğimi bilmediğin gibi Seni sevdiğimi haykırdığımı duymazsın Olsun Duyma Elden ne gelir ki Sen yoksun yoksunluklarımdasın Bir de dur bak bu kenti kuşatan sam yeli Nasıl sarmış dolaşıyor bu birkaç gündür Koca kenti Gezip duruyor bu kentin sokaklarında Sana seni sevdiğimi söylemek için Ama kulakların tıkalı Duymuyorsun sana sam yelinin söylediği Binlerce yıl önceden gelen şarkıyı Benim gibi bir dinlesen sam yelini Dalıp gidersin sevgimin büyüklüğüne Dalıp gidersin sevgime
|
|
|
17 Aralık 2008 Çarşamba
20:01:28
|
|
|
Körlüğümü kör eden gece! Ne düşer ki payıma zifir sessizliğinde?
Yâr yardı yüreğimi, ben; sen kanadım... Ne Leyla`ya Mecnun kalabildim senin varlığında, ne de kendimi atabilecek bir kuyu bulabildim yokluğunda... Ben ne dağlar delecek kadar aşıktım, ne de uğruna ölünecek kadar maşuk... Kalbimin çöllerini aşamasa da Mecnun,gözlerimin kuytularında boğulsa da aşk ve yalan kadar sadık olamasamda yalan hayata, ben; sen kadar zifir yazgımla bir sana sadık kalabildim bu hayatta birde ölüme... Züleyha`lığa Mecnun Firavunlar "gayri sadık" damgası vurup kendi hayatımın gözlerinden düşürürken beni; ben senin gözlerinde ne çok büyüdüğümün bilincinde değildim elbet... Ebedi aşksızlığa müebbet kararı vurulsa da tek celsede boynuma,ben; kendi hükmümü kendim yazdım alnıma... Yusuf`un gözleriyle dirilmek adına, atıp kendimi kör kuyulara, müebbet suskunluğu urgan yaptım boynuma... Uzak kentlerin baykuş çığlıklarına gizledim sessizliğimi... Sen, karanlığını yakan zılgıtlarıma aldırış bile etmezken kör kuyularda körelen susuşlarım sadece kendi gözlerimde yankı buldu... Sen, seninle körelttiğim gözlerime martı leşleri sundun, günaydınları hiç olmayan sabahlarımı aydınlatmak adına... Üstelik yâr dedin ölü kuşlarını astığın yalancı sabahlara... Koynunda yediverenler yeşertmek adına beni martı leşlerine terkettin ve gittin... Ben yarsız kaldım... Yani yarasız... Yani sensiz...
Şimdilerde bana bıraktığın yalancı yarlara yalan yaralar kanatıyorum... Düş yiyen gözlerimi martı leşlerine çevirip: "Bak yar!" diyorum... "Bak yar!" Yıldız yıldız söktüm sen yazılı göğümün alfabesini... Kör sitemler batırdım adını aydınlatan tümcelerime... Gün yüzü görmeyen yüzüme yar yüzünü haram kıldım... Kendime açılan kapıları sensizliğe kapadım... Ve gözlerimin sensizliğe mühürlü kapılarını ceset kokulu yarınlarla açtım... Baykuşları barındırdığım gözlerim o kadar kördü ki; geceyi utandırdı siyahı... Şimdi... Şimdi gözlerim bana kalsın yâr bütün körlüğüyle...! Sen, gözlerimin bahçelerinde, baykuşları besle gözlerinle... Al... Sana gece getirdim ceplerimde... İhanet kadar karanlık... Ölüm kadar kusursuz... Süs diye tak gözlerine...
Bak! Yokluğunla büyüttüm ben bu zifiri yalnızlığı... Avuçlarımın arasında kalan senle geceyi kararttım... Gün doğumları hiç olmayan bir kentte, her akşam gün batımıyla tükenen zamanla avuttum yokluğunu... Hıçkırıklarını boğdum ölümün, karşı yakası hiç olmayan denizlerde... Yalnızca Azrail`i büyüttüm çocuksu düşlerimde... Sen bütün sağırlığınla duymazken beni; gözlerimde yankı bulan suskunluğumu Yusuf duydu sadece... Oysa ben ne Yusuf kadar aşktım, ne Züleyha kadar aşık... Yakup kadar kördüm sadece... Bu yüzden bir tek gece kaldı ömrü delik ceplerimde... Öyle bir gece ki; yıldızları adınla söndürüp, düşürdüm solgun günceme... Ayı gözlerinde boğdum... Ve gelen güneş Yusuf`unu armağan etti Yakub`a, senin gözlerinde... Ama sen; Yakub`u kör ettin Yusuf yüzlü gidişinle...
Gittin! Beli bükük bıraktın zamanı... Akrep ölümü vurdu... Yaktığın bu yangında İbrahim olamadım ben... Yanmayı seçtim yangına... Önce kalbimin mabedindeki yüzün kadar masum, yüzün kadar hüzün yüzlü putları kırdım... Bu cinayeti ben işledim... Bu cesetler benim... Boynuma urgan yaptım baltasını aşkın... Ben o büyük putu oynadım putlaşmış insanların dünyasında... İbrahimi cesetler biriktirdim kalbimin kuytularında... Ve gidişinle körelttim suçlarını zamanın... Adın damladı Kabil`in katil gözlerinden damlayan, pişmanlık yüklü kanlı aşka... Habil kadar maktul, Kabil kadar katil olsam da ilk sahnesini hep kaçırdığım bu hayat tiyatrosunda ve yaşamımda kibritçi kız hikayesinin kahramanlığına terkedilip hayatın kaldırım köşesi ıssızlığında unutulsa da ruhum, ve inadına ölümümde uyuyan güzel uykuları çok görülse de bana; ben Habil yüzlü masallar biriktirdim yokluğunda... Öyle ya... Ben aşkı KARA TOPRAĞA BIRAKTIM!
Gittim, gittim ardıma bakmadan... Giden mi terk edendir kalan mı demeden gittim... Ben giderim geri gelmem..Bir veda havası bırakırım sana ardımdan ama asla elveda demem!!Boş kalır bıraktığım her yer,sen o boşluğa konuşursun..O boşluğu birileri doldurur ben giderken!!!
Çok yağmurlar yağdı sonra semalardan... Yüreğime kadar ıslandım, astım kendimi defalarca kurumak adına... Her yağmur yüreği ıslatmıyor, yaş idim kurudum, lafla değil yaşayarak öğrendim...
Sırf bu yüzden bazan gülümserim..
|
|
|
19 Aralık 2008 Cuma
17:58:46
|
|
|
B İ R K U Ş
-YARALI BİR KU KONSA BALKONUNA
-MAHSUN MAHSUN BAKARKEN YÜZÜNE NE HİSSEDER
-BEN EHVAH DESEM SEN KUŞU SEVSEN
-NE BENİM EYVAHIM NEDE SENİN SEVGİN
-YETMEZ ONA BİLESİN
-MERHEM OLMAZ YARASINA
- O YARAYI AÇAN GEREK ONA
-O İLAÇTIR DERMANDIR YARASINA
-SEVGİSİ BİR KUŞUN KANADINDA SAKLI
-ÇARESİ KUŞUN YÜREĞİNDEDİR
-KİM VEREBİLİRKİ BAŞKA O SEVGİYİ KİM
-KİM SEVEBİLİR O KUŞUN KALBİ KADAR
-YARALI BİR KUŞU BİLE MUTLU EDEMİYORSAK
-KONMA BÜLBÜL KONMA SÖĞÜT DALINA
-BİRDAHA ÖTME GARİP SAKAM
-DURMA KAFESLERDE SARI KANARYAM
-SEVME BİR DAHA BAŞKA DAĞIN GÜVERCİNLERİNİ
-BARIŞI UÇURMA GÖKYÜZÜNDE
-SAKLAMA KIRILGAN SEVGİLERİ BAĞRINDA
-BESLEME YALANCI AŞKLARI KÜÇÜK YÜREĞİNDE
-BEL BAĞLAMA DEĞER BİLMEZE
-GAGANDA TAŞIIIDIĞIN SUYUN HAKKINI BEKLEME
-HEP UÇUŞUN ÖZGÜRCE UÇUŞUN
-BÜKME BOYNUNU ÇARESİZ İNSANLAR GİBİ
-GİT UZAKLARA GÖNLÜNCE UÇ GÜZEL KUŞUM...
M.METİN BAŞ
|
|
|
20 Aralık 2008 Cumartesi
04:35:04
|
|
|
Yüreğimde gece; onikiyi çoktan geçmiş saat, ne gariptir ki geçen zamanın ardında yaşanan birşeyler var, izdüşümler var bilemediğim; dilime yerleşen ama kafamın içinden sessiz ve öksüzce geçen sözcükler gibi…
Aşk; kendini bilmezlik, olup biteni ise hiç ama hiç bilememezlik... Suskunluk; sancılı yalnızlık.… Korku; çocukluğa özgü bir terim, büyüdükçe silikleşen yada derinleşen... Yalnızlık; yaşama karşı bağışıklık aşısı... Umut; mutsuzluğun, metresi... Mutsuzluk; Düşlerde yeri olmayan… Düş; kırılır mı? Ardında kırılan başka bir şeyler var, kesilip kanamalar var bilemediğim; tıpkı yüreğimin ince keskin yırtılması gibi. Yürek; Çikolata ama içi duygu dolgulu… Duygu: Uyku gibi güzel, sonu gelmeyen, bir rüya Rüya; yorumsuz, iniltiler, sayıklamalar, hadi hayırlısı!
Belki de alakasız ama bir tanım daha. Aş ermek; Gebelikte bazı yemeklerden tiksinip bazı yemekleri yeme isteği duymak. Ben eriyorum belki de; kendime…tanımlarla yüzleştikçe, eriyorum, geberiyorum.
" Ol! " demeyle olmuyor işte bir yaşam.
" Öl! " demeyle ölünmüyor.
" Dur! " demeyle durulmuyor birdenbire.
" Sus! " demeyle susar mı gözlerim?
Emir kipleri ağlıyor, bağrıyor bas bas, düşlerimin arasında .
“Bekle! ”
Yüreğimde, gece; on ikiyi çoktan geçmiş saat . Bedenim kendi zamanından habersiz; anlamaktan ürküyor belki de. Anladığım an gizemini yitiriyor her şey. Düşlediklerimi diri ve gizli tutmak için kaçıyorum anlamaktan.
Yaşam içinde yanımda kalan, tek varlık, zamandan peydahlanmış bir yalnızlık!
Gökyüzüne bakmalıyım, başımı kaldırıp, yıldızları saymalıyım, oturup sabah olmadan… Gecenin güzelliğini görebilmeliyim, denizin üzerindeki gümüş ışıltısında, duyabilmeliyim bir başka güzelliği, dalgaların şıkırtısında.
Gün ışımış, güneş doğmuş! Yüreğimde ise, hala gece; on ikiyi çoktan geçmiş saat!
Oysa, ışığın bile ortaya çıkartamadıkları var, gizlenenler...
|
|
|
21 Aralık 2008 Pazar
22:32:29
|
|
|
SEVGİ ASLA ÖLMEZ
-BİTEN SADECE SEGİYSE
-BİLKİ SEVGİ ASLA BİTMEZ
-GİDEN SEVGİLİYSE EĞER
-GERÇEK SEVMİŞSE ZATEN GİTMEZ
-GÜNEŞ DOĞAR AMA
-AKŞAMLAR ASLA BİTMEZ
-SEVENLER ÖLÜR AMA
-SEVGİYE ÖMÜR YETMEZ
-SEVGİYE İNANDIM YARAM DİNMEZ
-SEVGİLİYE BEL BAĞLADIM AMA
-ODA KIYMET DEĞER BİLMEZ
-SEVENLER BİRGÜN ÖLÜR AMA
-SEVGİ ASLA ÖLMEZ...
M.METİN BAŞ
|
|
KALBİMİN KALBİNE DEĞİŞİDİR ŞİİR..
ile ilgili paylaşacak birşey, yapacak yorumunuz var ise buraya yazın:
|
|