Gönderen | Mesaj |
|
22 Mart 2008 Cumartesi
22:48:28
|
|
|
 aa çobanım gelmiş boraya
|
|
|
23 Mart 2008 Pazar
00:33:34
|
|
|
Yaaa köyümüzün bir çobanı vardıya az önce derede boğulmuş.Çok da severdim keratayı İyi adamdı Ben gidem cenaze işleriyle uğraşam.İmamda ortadan kayboldu kaçgündür görünmoyo.
|
|
|
23 Mart 2008 Pazar
01:56:44
|
|
|
ben napcep şimdi....................
|
|
|
Sultan (ts600573479)
1235
|
|
23 Mart 2008 Pazar
02:17:29
|
|
|
merhaba ben yeni köy örgetmeniniz..
|
|
|
23 Mart 2008 Pazar
09:59:10
|
|
|
Gününüz aydın,gönlünüz huzur mutluluk dolsun arkadaşlar.
Sevdiğin kazaya kuban gitti canancığım Başın sağolsun .Sen heçç üzülme canumun içi ben sağa bakarım.
Ben köyün mıhtarı.Hoşgeldiniz örtmen hanım.Seni şimdiden uyarayım örtmen hanım,ortalık yerde öyle bir adam sarılınmaz.Köy yeri kaldırmaz böyle şeyleri Dur bakayım örtmen hanım..sen ne güzelmişsin gızz Bugün seni kimselere bırakmam benim misafirim olunn garii
|
|
|
23 Mart 2008 Pazar
12:16:14
|
|
|
  
|
|
|
23 Mart 2008 Pazar
12:20:03
|
|
|
Sadece Beni Sevmeni İstiyorum
Seninle buluşmamız ne kadar zor olsa da senden sadece beni sevmeni istiyorum beş dakika baş başa kalmamız suç olsa da senden sadece beni sevmeni istiyorum.
Bir gün bensiz kalsan da benimle yasamanı aşkımın değerini sır gibi taşımanı nemli bakışlarınla resmimi okşamanı senden sadece beni sevmeni istiyorum
Senden tek bir dileğim var özel imtiyaz değil kulun bir kula ibadeti farz değil Hâşâ yaradan gibi beş vakit namaz değil senden sadece beni sevmeni istiyorum.
|
|
|
23 Mart 2008 Pazar
12:21:31
|
|
|
Seni Sevdim Seni sevdim, Seni birdenbire değil usul usul sevdim. `Uyandım bir sabah` gibi değil, Öyle değil nasıl yürür özsu dal uçlarına Ve gün ışığı sislerden düşsel ovalara... Seni sevdim... Artık tek mümkünüm sensin bunlar özel birinden bana yazıldı sizlerle paylaşmak istedim
|
|
|
23 Mart 2008 Pazar
13:17:22
|
|
|
Şiirleri beğendiğine sevindim canım
|
|
|
23 Mart 2008 Pazar
13:19:36
|
|
|
teşekkür ederim canım şiirler çok anlamlı ne güzel ifade etmişsin sevgini 
|
|
|
23 Mart 2008 Pazar
13:21:25
|
|
|
|
|
|
23 Mart 2008 Pazar
13:30:50
|
|
|
şimdi çıkmam gerek bugün iş var sana iyi pazarlar canım.mutlu kal
|
|
|
23 Mart 2008 Pazar
13:34:00
|
|
|
Sen de mutlu kal canım.Kendine benim için iyi bak
|
|
|
23 Mart 2008 Pazar
13:35:38
|
|
|

|
|
|
23 Mart 2008 Pazar
21:05:35
|
|
|
Eeee millet nerede
|
|
|
23 Mart 2008 Pazar
21:07:31
|
|
|
Aşka aşık bir adam var şimdi çok uzaklarımda& Aşka aşık bir adam var şimdi nabzımda& Aşka aşık bir adam var taa en derinimde&
|
|
|
23 Mart 2008 Pazar
21:19:53
|
|
|
Özledim Seni
Serseri Bir Rüzgar Esse Geceden Savursa Özlemimi Dağlara Taşlara Ancak Onlar Anlar Yüreğimin Sesini Senin İçin Büyüttüğüm Özlemimi.
Çiçeğin Yağmuru, Bir Damla Suyu Buğdayın Güneşi, Umudu Yaprağın İlk Baharı Özleyişi Gibi Özledim Seni!
Denizin Martıyı, Her Dokunuşta Okşayışını Kumsalın Yazı, Kavuran Sıcaklığını Yağmurun Sonbaharı, Aşkı Özleyişi Gibi Özledim Seni!
|
|
|
23 Mart 2008 Pazar
21:22:31
|
|
|
SENİ ÖZLEMEK
Gecenin bir yarısında bir şiir yorgunluğunda kapanırken gözlerim, Elimde değildi ki kahrolası sabahın köründe bile seni özlüyordum. Seni özlemek, bir kampüs ayazında yanan yüreğimde buz tutunca türküler, Sınav öncesi öğrenci telaşıyla karıştırırken sayfaları, Göz göze gelince zorla bir satıra tutunmak gibidir. Sınav akşamlarında gece gibi indiğinde yüreğime hasretin, Radyo frekanslarında şarkı şarkı seni özlüyordum. Konya’da sisli oluyordu sabahlar, koştura koştura çıkıyorum zafer durağına. Sanki sana koşuyordum, sanki hayallerime… Bir elimde sıkıca tuttuğum kitaplarım kadar somuttu seni özlemek. Buz tutan tramvay camlarına adını yazamıyor, Sığınıyordum seni yüreğime yazmanın klasik tesellisine. Ya dökülüveriyordu gözlerimden ya da düğümlenip kalıyordu dilimde, Mavi bakışlarının hasreti… Seni özlemek öyle komikti ki aslında mavi değildi gözlerin. Ben bütün âşıklar gibi mavi bakınca hayata, kendimden geçiyordum mavi bakışlarında… Sevdiğinin gözlerine bakıp da yelken açmadan seven var mı mavi düşler ülkesini? Maviydi kara sevdanın rengi kitaplarda geçmesede. Maviydi sonsuzluğun adı tarifi olmasada. Maviydi be güzelim maviydi seni özlemek… Birde Bosna Mahallesi kaldı aklımda: İlk akşamları yalnızlık olan, kampuse en yakın mahalle… Tıka basa dolmuş kampuse giden dolmuşların geçtiği öğrenci mahallesi. İklimi dört mevsim farklıydı merkezden, iklimi dört mevsim özlemdi ve özlemekti. Özlemek çarşıda günlük güneşli bir hava, Bosna’da kopan fırtına. Okulu çoktan yarıladığım günlerde keşfetmiştim Bosna’dan kampuse en kestirme yolu. Kararsızlığın kalbine attığım en kararlı adımlarım kaldı o yolda. Ama türküler hala yüreğimde sızlıyor. Nasıl da üşüyordum bazen… Hava azıcık serin muhabbetine sarılıp hoşuma gidiyordu yüzüme çarpan rüzgara karşı yürümek. Direnmek gibiydi hayata. Bir şiir indikçe yüreğime ağırlaşsa da yüküm, Hızlanıyordu adımlarım bir an önce seni yazmak için… Fakültemden Mimarlığı teğet geçip, Camiinin yanından yemekhane kokularıyla bezendikten sonra kütüphane engeline takılıp, sonu gökkuşağı olan sonu sen olmayan bir yolda dönüyordum eve. Yağmur yağıyordu bazen ayaklarımda duyarken yorgunluğu, içimde kendi ayaklarım üzerinde durabilmenin mutluluğu dururdu. Bile bile üşüyordum çünkü üşümekti seni özlemek. Çoğu zaman dersin sonuna doğru saniyeleri saymaktı belki en büyük alışkanlığım. Ruhumu daraltanından içimi ferahlatana kadar hepsinde geçmiyordu zaman seni özlemek gibiydi işte… Neşeli de olsa hüzünlü de olsa bazen dakikalar ne bileyim bir gariplik bırakmıyordu yakamı. Seni özlemek çok zordu; çünkü sen ne karşıdaki sınıfta ne yandaki sınıftaydın. Ders bitmiş bitmemiş ne değişiyordu ki? Sen yoktun sen yoktun… Kantinde yoktun, kütüphanede yoktun. Ne Konya’da ne Ankara’da yoktun işte yoktun… Ankara dedimse çok aldırma söylemedim say. İlk gözyaşı değil belki ama ilk gurbet gözlerimden bıraktığım. Kızılay’da belki Yüksel Caddesinde etrafı süzen çekingen bakışlar… Sabah ayazında bir demet rüzgâr yiyerek deli ediyordu insanı körüklese de içindeki özlemi. Ankara serüveni sona erdiğinde yetmezmiş gibi özlemlerin bir yenisini eklemiştim yüreğime. Yaşanmamış anılarla arkamda kalan bir Ankara’yı belki bir gün tekrar yaşayacağıma dair sadece bir avuntuydu içimde seni özlemek. Umutsuz bir vaka mıydım? Bilmiyorum. Bazen inan ki bende kaybediyorum umudumu kimsenin kimsenin bilmediği türküleri söylemek getirmiyordu seni bana. Gerçek şairlerin yüreklerini okumakta yetmiyordu. Firar ediyordu duygularım olur olmadık yerlere şiirler yazıyordum. Sen görmesen de bilsinler istiyordum deli gibi sevdalı olduğumu bilsinler de utansınlar kendi aşklarından bazı kendini bilmezler. Anlasınlar artık diyordum, haykırıyordum mısralarımda. Ben sevdayı onlardan çok seviyorum. Bu özleme sadık kalmaktı belki de sevdiğin bir sanatçının orijinal kasedini almak. Çalıntı bir sevdam olsun istemedim hiçbir zaman. Seni özlüyordum dedimse bitti sanma bu hikayeyi. Kaçırdığım bir baharı beklemekten yorulup da vazgeçmeyeceğim senden. Seni özlüyordum, seni özlüyorum, seni yine özleyeceğim gözlerinde somutlaştıramadığım sevdanın hatrına. Bu zamansız sevdam hayata direnişimdir. Zamanla daha da güçlenip zamanda kendine yakışan yeri alacaktır. Belki ben görmeyeceğim sonsuzluğu aradığında ama; Sen sen şiirlerimde, türkülerimde sonsuza kadar yaşayacaksın. Dört yılda yaşanan, dört baharda da gelmeyen özlenen sevgili. Bir gün bu özlem hüsranla biter ve ağlarsam bir başıma, yüreğimde gözyaşına diyecek bir sözüm var. Seni özlemek… Ah seni özlemek…
Ahmet YıLmaz...
|
|
|
23 Mart 2008 Pazar
22:05:01
|
|
|
eski sevgili boşta kalmıştır aklına sen gelirsin eski günler falan dayanamaz arar. sonra ortadan kaybolur çünkü gene birini bulur seni unutur
|
|
|
23 Mart 2008 Pazar
22:14:33
|
|
|
Sımadığı için uzun yazmış Banu hanım
|
|