|
| Gönderen | Mesaj |
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
13 Ağustos 2008 Çarşamba
16:13:14
|
|
|
http://null/ali_sukre/blog/blogid=2228809#blog Adam gibi adam olmak ! Nasıldır bilirmisin ? Öyle mekanizma falan değil mesele. Dik durmak,eğilip bükülmemek. Adam olmak için... İki kulak, iki göz, Ağız burun değil konu. Adam olmak başta, insan olmak. Özünde sözünde insan olmak. İçinde olduğumuz yalan dünyanın; Görüntüde gerçek,gizlilikte sahte görüntüsüne itibar etmemek. Halka vacip hak ve hakikatin önünde durmak. Gerekirse mücadele etmek. Yalnız dahi olsan önder olmak. Anlı şanlı namlı yaşamak. Gerçekten büyük olmak. Soyluluğu ırkta değil benliğinde hissedip göstermek. Gardaşa gardaş,bacıya bacı gözü. Haklıya eyvallah, haksıza hayde bismillah demek. Kalleşliğe prim vermemek. Korkaklığa namertliğe yenik düşmemek. Büyüklük bu işte . Meşhur yada ünlü olmak değil. Namlı ,namzetli olmakta değil. Adam gibi adam olmak işte. Olduğu gibi, göründüğü gibi değil, Aydınlık yolda yürür insan önü açıktır çünkü. Mühim olan karanlık yollarda cüssenle yolları aydınlatmak. İleriye doğru her adım atışta duyurmak ayak sesini. Hakiki kahramanlık saldırıp geri kaçmak değil. Ben burdayım demek. Giyim,para, boyposla ölçülmez adamlık. Yada güzel kandırmaca sözlerle konuşmak değil. Yürüdüğü çizgiyi iyi bellemek. Kıvırmak değil köçebek gibi. Nokta kadar kararlı.virgül kadar asil olmak. Düşmana yarenlik edip,dosta arkadan vurmamak kalleşçe. Merhameti iyi niyeti ,şefkati varmış gibi sınırsız, Lakin menfaati çalar şom ağızlı hırsız. Böylesine duyarsız ve arsız; Ve yılgın olmamalı adam dediğimiz. Olumsuz yoktur ki olumluya çevrilmeyecek. Bazen öyle adamlar var ki dövülmeye değmeyecek. Azimli ve kararlı, Bakışları keskin ve ateş gibi parlayacak. Atam gibi bakacak çakmak çakmak. Oturduğu koltuğa güç katacak. Bulunduğu mevkiye yakışacak. Güce güç ve şerefe şeref katacak. Güçsüzle alay edip,güçlüğe çanak tutmayacak. Üste mevki ve makamlarda diz çökmeyecek. Allahtan başka kimseye boyun eğmeyecek. Fener alayı gibi yanıp sönmeyecek. İki yüzlülük,kalleşlik kahpelik etmeyecek. Kelime oyunları etmeyecek. Doğrucu olacak, alkışa değil,mertliğe soyunacak. Emellerine ,özlemlerine yenilmeyecek. Uğuşuk olmayacak, pineklemeyecek. Gerekirse yüksek dağlarda mehmetçiye önder olacak. Devletine canla başla canını ortaya koyacak. Tıpkı mehmetçik gibi yürekli olacak. Sarp ve çetin yollarda aslan kesilecek. Önden havlayıp sonra sinmeyecek. Rahatına düşkün olmayacak. Zorlukları göze almasını bilecek. Kula kul olmayacak. Kendi borusunu kendi öttürecek. Düzenbaz yardakçı olmayacak. Dalkavuk yağcı olmayacak. Rotasını kendisi ayarlayacak. Rotaya dümen olmayacak. Gelene ağam,gidene paşam demeyecek. Adam gibi adam olacak işte adam dediğin. Giyim kuşamla değil ,parlak yürekle duracak. Aydınlık havada mum yakmayacak. Ne adamlar gördüm üzerinde giyim kuşam yok... Ne giyim kuşam gördüm ama içinde adam yok.
Ne mutlu ki, bu vasıfları taşıyanlara. Sorumluluğunu bilip adam gibi adam olanlara. Adam dediğin ... Adam gibi olacak işte !
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
14 Ağustos 2008 Perşembe
01:05:13
|
|
|
|
öylelerinden çok az kaldı sahra hanım şimdi insanların çoğu çıkar ve menfaat için ne yapacaklarını şaşırıyorlar bukalemun gibi renkten renge giriyorlar yalan dolan hertürlü dala vere ne ararsan hertürlü şey var daha çok sayacak şey var ama saymayla bitmez kısaca o adam gibi adamlardan çok az kaldı
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
14 Ağustos 2008 Perşembe
10:14:14
|
|
|
|
evet ya yemliha o yüzden böylesi az olsa bile bunlara karşı bile tedbirli oluyorr insanlar bunlarda kurunun yanında yanarlar böylelikle
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
15 Ağustos 2008 Cuma
19:21:48
|
|
|
|
bulmaya çalışırız elvan ama tanıdıklarımız adam gibi adam dimi
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
10 Eylül 2008 Çarşamba
12:29:12
|
|
|
Su kadar özel, su kadar faydalı ve su kadar çok... Tükenmez...
İnanıyorum ki, gerçekten de öylesin. Ama ister çesmelerden dökül, ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak, dibi olmayan bir kovayı dolduramazsın. Yani; seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsın...
Unutma! Daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin... Gürültünün parçası olursun sadece.
Suyun yanında olanlar suyu en az içenlerdir. Çünkü; su nasılsa burada, lüzum yok ki suyu kana kana içmeye diye düsünürler... Aynen, sesini sürekli duyanların seni dinlemedikleri gibi!
Ormandaki hiç bir hayvan, ırmağın gürültüler koparan yerinden su içmeye çalışmadı şimdiye kadar. Hepsi, hep sabahın en sakin anını bekledi suyun durgun yerlerini bulabilmek için, gittiler ve sakin sakin ihtiyaçlarını giderdiler. Onlar için en uygun olan ve kendi istedikleri zamanda...
Sen, hep bir su olduğunu düşün. Su gibi güzel, su gibi yararlı, su gibi vazgeçilmez...
Ve su gibi hayat kaynağı olduğunu düşün. Ama su gibi yaşatıcı ol, su gibi yıkıcı, sürükleyici ve öldürücü değil!..
Sen bir su ol... Ama rahmet ol, afet değil! Su isen tarlalarını basma insanların, yuvalarını yıkma, ocaklarını söndürme, sana felaket denmesin!
Su isen bir bardağa sığabil ki; damarlara giresin!..
Su yüce Allahın insanlar için yarattığı en büyük nimetlerden biri... Suya benzediğini unutma! Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi faydalı, su gibi lüzumlu ve su gibi bitmez, tükenmez olduğunu da unutma.
Ayrıca su gibi sakin olabileceğin gibi, su gibi de kiyametler koparıcı olabileceğini unutma...
Unutma; senin işin rahmet olmak, afet değil !
Vadiler varken önünde ve ovalar varken, yayılabileceğin küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini ve bardaklara bölebiliyorsan, hayat verirsin çevrene.
Ve yaşayabilirsin dünya dönmesine devam ettiği müddetçe...
Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen, korkulan ve kaçılan olursun; seller, afetler gibi...
Tercih elindeydi hep ve hep de senin ellerinde olacak...
Ya tutmayı öğreneceksin dilini veya hiç durmadan konuştuğun için, sadece bomboş ve anlamsız sesler çıkartan birisi olduğunu zannettireceksin çevrendeki insanlara!
Ama yapman gereken şu, değil mi? Düşüneceksin ne zaman ne söyleyeceğini. Düşüneceksin kimin dinleyip dinlemediğini, kimin anlayıp anlamadığını. Düşüneceksin anlatmak istediklerinin ne kadarını anlatabildiğini...
Hatta anlayanların anladıklarının da senin anlattıklarının ne kadarı olduğunu düşüneceksin...
Ve konuşmak için en uygun zamanı bekleyecek, en az ama en uygun kelimeleri seçmeye çalışacaksın...
Ahmak olmayan yolcuların, önceden aldıkları biletleri ceplerinde olduğu halde, saatlerini kontrol ederek, vakit yaklaştığında, vapurun kalkacağı iskelede hazır olmaları gibi, sen de fikrini bildireceğin kişinin kıyıya yanaşmasını bekleyeceksin!..
Demeyeceksinki, ben canım isteyince giderim iskeleye, vapur da o saniyede gelmek zorunda!..
Demeyeceksin ki, aklıma geleni aklıma geldiği biçimde söylerim. Karşımdaki de değil duymak, değil dinlemek, anlattığımdan bile fazlasını anlamak zorunda!..
Keşke öyle olsaydı. Keşke haklı olsaydın, ama maalesef değil...
Ağzını açıp şelaleden dökülen suyu içmeye çalışan bir tavşan gördün mü hiç ?..
Veya önüne çıikan ağaçları dahi sürükleyen bir selden susuzluk gidermeye uğraşan bir ceylan gördün mü ?
Kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasını bekler, beyni olan her yaratık gibi!
Hadi... Sen şimdi su olduğunu düşün, ve kendini su gibi hisset...
Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı...
Su gibi hayat kaynağı ve su gibi bitmez, tükenmez olduğunu hatırla...
Ama yine su gibi bir küçük bardağın içine sığdır ki kendini; girebilmeyi öğren insanların damarlarına.
Hayat ver... Vazgeçilmez ol !!..
Su gibi ol; temiz ve temizleyen
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|