|
| Gönderen | Mesaj |
|
Sweety love (sweetylove)
1
|
|
7 Ocak 2009 Çarşamba
10:47:14
|
|
|
BARIŞA BIR ŞANS VERİN!
Silahlar artık sussun, barışçılar konuşsun, Kimse kimsenin sınırlarını tankla, tüfekle geçmesin, Kimse kimsenin gökyüzünü savaş uçaklarıyla yırtmasın, Kimse kimsenin tepesine bomba yağdırmasın.
Barışa bir şans verin.
Savaş ile işgal ile hiçbir sorun çözülmüyor. Barisin sesini yükseltmeye, sokaklara çıkalım. ABD`nin Irak işgali, İsrail’in Filistin işgalinin yarattığı acılar yetmedi mi? İran tehdit altında, Türkiye`yi de bölgedeki savaş bataklığına sürmeye hiç kimsenin hakkı yok!
Barışa bir şans verin.
Çocuklarımız, gençlerimiz ölmesin, sınır ötesinden cenazeler gelmesin, kardeş halklar birbirini düşman bilmesin. Savaşı ve sınır ötesi müdahaleyi, işgali değil gelin barışı konuşalım.
Barışa bir şans verin.
|
|
|
7 Ocak 2009 Çarşamba
13:38:36
|
|
|
Açlığa inat yüregini doyurmaktır, Barış barut kokusunu ıtıra gömmektir, Bir karanfil sunmaktır en kanlı savaşlara.
Çocukların oyun taşlarıdır... Bir kız çocuğun ip atlaması kadar masumdur barış gülümsemelerde.
Barış, Deniz`in özgür olmasıdır Savaş gemilerini gömüp Okyanusun en dipsiz dibine; Bütün öldürüm silahlarının geri tepmesidir!
Barış, Evlerin duvarıdır mermi izi olmayan, Kaldırımlardır üzerinde hiç ayak izi kovalanmayan! Babasız kalmamaktır çocuk haylazlığında, Evin balkonundan el sallamaktır uzaktan bıyıklarına, Barış!
Barış, Tespih taneleri gibi, acıların kanlısını temizlemektir, Göklerin karanlık, eşkiya rengi olmayan gökyüzüdür, Sesidir halkın ülke ülke, Gelecege inanmaktır barış mavinin en güzel renginde.
Oyuncak atların üzerine, Oyuncaksız kalıp, çıplak uzanmayan çocukların gamzeleridir barış.
Anadır barış avuçlarında evladım kokusu, Kirli bir gömlegi saklamaktır barış.
Kaçak tütün kokusudur, Her yudumda dağ dağ çekmektir içine. Barış, tabakasıdır köylünün, Çiftçinin toprağı, Emekçinin teridir alnının orta yerinde duran.
Barış, Kucaklayıp dostu ayağı kaldırmaktır Ayak olmaktır, ayakkabısız kalsada!
Barış, Ho Şi Ming olmaktır, Kara çığlığımız beyaz dişleriyle Mandela Rahibe Teresadır barış. Spartaküs`ün kılıç keskini bakışlarıdır arenalarda, Jerenimonun uzun saçlarındaki dalgadır.
Barış, Rüzgarında salınmadık dallarıdır bir çınarın! Köyleri yakılmamış bir köylüdür çatlamış dudaklarıyla; Toprak damlı evlerinde şimal rüzgarına yüzünü tutan.
Barış, Sabahları Nemruda çıkıp güneş olmaktır Karacadağa sarılmaktır zılgıtlarla barış, Dicleye akmaktır gürül gürül, Mezopotamyada bereketli doğurgan toprak, Akşamın alacasında yürümektir derin koyaklarda süzülüp.
Sırtına vurmaktır hayatın anlamını inadına... Bir ayağın çukurda olsada Diğer ayağınla ezmektir savaşı, Barış
Ve barış,
Yaşama uğruna ölecek kadar sevdalanmaktır; Sevgilinin gözlerinde...
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
8 Ocak 2009 Perşembe
20:07:40
|
|
|
Karanlığın Çağırışı
.JPG) Karanlığın Çağırışı ben böyle olsun istememiştim… ya sana cok yakın, ya senden çok uzaklarda olmalıydım… aramızda aşılmaz engeller olmalıydı… yüksek dağlar derin denizler olmalıydı… Ya senden çok uzak olmalıydım Aramızda aşılmaz engeller olsun istiyordum Büyük dağlar,derin denizler olsun istiyordum. Sana gelmeye gücüm yetmemeliydi Çaresizliğimin bütün hıncını mesafelere yüklemeliydim Dağda yanan bir çoban ateşi gibi Gökte bir yıldız gibi Seni görmeli Seni yaşamalı ve senden çok uzaklarda olmalıydım Biliyorum güzelliğin yer altı nehirlerine benzer Biliyorum bir sır gibi güzelsin Hani anlatılmaz duygular vardır Hani şarkılar vardır Sevip söyleyemediğimiz Şiirler vardır unuttuğumuz Aşina çehreler vardır hani Zaman zaman hatırlayamadığımız İşte sen o kadar güzelsin Ve ben o kadar karanlıklar içindeyim ki Şunlar ellerindir diyorum,tutamıyorum Şunlar gözlerindir diyorum bakamıyorum. Düşün kahrımdan ölmeliyim artık Ölemiyorum. İnanmak var olmaktır,bilirsin İnandığımız şeyler için yaşayalım Nice sabahlar,nice aydınlıklar Gelecek nice günler için yaşayalım. Sarı gülleri seversin Sarı karanfilleri seversin Sarı kasımpatılarını Sarı bir dünyayı seversin Ben sende olan bütün renkleri seviyorum İşte tek farkımız bu Yoksa hiçbir şey önemli değil bu dünyada Senden başka. Ne zulümler Ne kavgalar Ne günler,ne geceler hiçbiri önemli değil Sen yaşadıkça. Ve yaşamak hiçbir zaman Bunca güzel olmayacak Sen yaşadıkça. Bir kalbim var et,kan,sinir İki gözüm var seni görür Ayaklarım sana gelir Ellerim seni arar Bir dünya ki kocaman Bir evren ki sonsuz Sen olmasan neye yarar Şimdi söyle bana bütün çirkinliğimi Yalanlarımı Kötülüklerimi yüzüme vur artık Utandır beni yaşadığıma Çaresizliğimi suratıma bir tokat gibi indir Yanağımda beş parmağının izi kalmalı Sonra geç karşıma Olanları unutalım İki eski dost gibi Her şeye yeniden başlayalım Yeniden yaşayalım geçmiş,gelecek bütün yılları Bütün keder ve sevinçleri paylaşalım Sana sevinç düşsün,bana keder Benim ellerimde kanlı diken yaraları Senin ellerinde kanlı güller. Bir yere yaklaşıyoruz Kulağıma sesler geliyor Bir gemi demir alıyor olmalı Belki bir adam ölüyor Ne biliyorsun Belki de bir sona yaklaşıyoruz Yum gözlerini her şeyi zamana bırak Yum gözlerini nasılsa akşam olacak Korkma yaklaş karanlığa Orda ben varım Çaresizliğimize,zavallılığımıza Gel,beraber ağlayalım. Ümit Yaşar Oğuzcan Windows Live™ ile e-posta kutunuzdaki işlevlerin çok ötesine geçin. http://www.microsoft.com/windows/windowslive/
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|