|
| Gönderen | Mesaj |
|
26 Şubat 2009 Perşembe
21:14:13
|
|
|

Şimdi senin özlemine dair tüm duygular.
Hayatın içinde binlerce sürpriz var, olumsuzluk var, güzellik var, kirlilik var, acı, sevinç, mutluluk her şey ve bize hitaben tüm duygular, olgular. Bunlara rağmen birde özlemek var, damarların büyüdüğünü hissetmek ya da gözlerin nemlendiğini, düşüncelerin hep akıp gittiği bir pınar misali, bir yerlerde olmak ya da bir yerlerden kurtulamamak, ÖZLEMEK
Genzimin yanması, saatimin hüzünlere vurması ama yüreğimin sıcacık olması. Ellerim koparcasına uzanıp tutamaması buna karşılık bedenim içinde bir beden daha varcasına kıvranması. Tüm bu çelişkilerin koynunda, uykusuz gecelerde sonu gelmeyen sigaralarla güneşin beklenişi. Hayallere dalıp, iç çekişlerimin yaktığı bu beden ile özlemek, dünü özlemek, seni özlemek. Seninle olan her anı yeniden ama yeniden gözden geçirmek, SENİ ÖZLEMEK.
Seni özlemek; Bazen uzanıp gitmesi düşüncelerimin, ay ışığının pencereme vurması, özleme ya da sana dair bir şarkının kulaklarımda çınlaması, bana rüzgarım dersin ya o rüzgarın yüzümde savrulması yani; bendeki çoğu şeyde senin izinin olması; SENİ ÖZLEMEK.
Bazen ise ezberlediğim bu şiirin dudaklarımda can bulması,
“Geceleri uykumu bölmedin sen... Bu bir itiraftır. Ben böldüm seninkini istemeden. Ansızın uyandığımda, kendiliğimden.. Gözlerinden öptüm seni. Bilerek değdirdim gözyaşlarımı yanaklarına. Açtın gözlerini, göremedin beni. O bomboş odada hissettiysen eğer, Sakın yanlış anlama beni.... Kötü bir niyetim yok benim.. Sadece gözlerini özledim...
Şarkı söyledim bağıra bağıra... Duyup da sesimi katıl diye bana. Nasıl kıydım bilmem uykusuzluğuna.. Ama kötü bir niyetim yoktu benim Sadece sesini özledim.
Kalp atışlarını dinledim elimle... Saçlarını sevdim... Öptüm ellerinden... Ama kötü bir niyetim yoktu ki benim, Sadece tenini özledim..
Bazı gecelerde konuştum kendi kendime.. Eskilerden söz ettim.. Soru sordum, cevap verdim. Kızma ama seninle kavga da ettim... Kötü bir niyetim yoktu ki benim İnan ilgini.... Inan sevgini.... Sadece seni, seni olduğu gibi özledim”
İşte öylesine dalıp gitmek, seni özlemek.
Özlemekte aynı sonradan pişman olmak gibi hiçbir şeyi değiştirmiyor diyorlar belki doğru söylüyorlar ama bunu kalbe anlatamıyorlar, anlatamıyorum yar.
Bazen bu duygu, Yani özlemek acıdır canı, Eminim çok acıdır.
Ama seni özlemek; Yıldızlar kadar uzak olsan bile SENİ İÇİMDE HİSSETMEK..
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
26 Şubat 2009 Perşembe
22:22:57
|
|
|

Gözlerindeki sevda ile gel bana... umudun ile gel, Kucak dolusu yıldızlarla... Kazandığın kavgalarla gel bana, öyle ezik, narin, kırılmış görmüyüm seni... Tuttuğunda adam gibi sık elimi, Değişme, hiç birşeye candan kucaklaşmayı...
Bana gelirken; yüreğinle gel... Senin sakladıklarını o söylesin bana... Sarsın beni bütün kolların...
Bana gelirken; hayalerinle gel.. İnanmazsa kimse; ben inanırım onlara,
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
26 Şubat 2009 Perşembe
22:55:18
|
|
|
İçimde bir acı fırtına kopar Bulutlarda şimşek çakar giderim Bitmeyen arzular yolumu kapar Çılgın bir sel gibi yıkar giderim
Anlarım eşitten farkını farkın Yıllar süren ömrü biter merakın Keder uzak olur; mutluluk yakın Yorgun kafesimden çıkar giderim
O an, zaman durur, mekan silinir Sonsuzluğa doğru nefes alınır Ruhum bir damla su, göğe salınır Süzüle süzüle akar giderim
Çile denizinin görünür dibi Alır beni yüreğimin sahibi Geceyi süsleyen yıldızlar gibi Ben de, bir meş`ale yakar giderim
Birgün utku için, hicran yerine Dalmak için hülya bahçelerine Dostların ıslanmış çehrelerine Son defa, hasretle bakar giderim
|
|
|
27 Şubat 2009 Cuma
23:11:40
|
|
|
|
|
|
Sweety love (sweetylove)
1
|
|
1 Mart 2009 Pazar
13:56:42
|
|
|
İyi bakın gönüllerinize yara izi mi var, ayak izi mi? (Süreyya Berfe)
Koca bir öğleden sonrayı nasıl doldurur nasıl dolduracağını bilemeyen bir insan? Sanki bir yeri açıyormuş gibi, sanki bir şeyi unutmuş gibi, sanki birilerini beklerken yorulmuş gibi, sanki çok iyi bildiği bir sorunun yanıtı uçup gitmiş gibi, sanki söyleyeceği dilinin uçundayken kaçıp gitmiş gibi...
Kaldırım ortasında, telefon defterini de evde unutmuş, yoksa arayacak birilerini ama yok işte defter, numaralar, isimler bile yok aklında...
Nasıl unutur insan, nasıl unutur, nasıl unutur?
Onca heyecanı, terlemeyi, beklemeyi, istemeyi, küsmeyi, sevmeyi...
Nasıl unutur?...
Turuncu espadrili güneşte kurutup, kotun üstüne penye giyip, vişne suyu içerek heyecanlanmayı, kucağına bastırdığı harita metod defterlerinin arkasına saklanmayı, sakladığı bedenden utanmayı, kış çiçeklerini, yaz çiçeklerini, son otobüsleri, yağmurda bitmesin yol diye gidip gelmeleri, hayret nasıl unutur?...
"Aramadı, aramadı, aramayacak
Sevmiyor aslında, sevmedi beni, sevmeyecek...
Arasam mı, aramayacağım, aramasam bilemeyeceğim..."
Nasıl unutur insan 17 yaşının bütün dertlerini? "Aramadı", "sevmedi", "arasam mı" demeyi...
Yeşil gözleri, uzun saçlan, kenan kıvrık sayfaları, yıpranmış romanları, elele izlenen filmleri...
Beyazlamış mıdır saçları? Yormuş mudur hayat onu da? Çocukları var mıdır? Düşlediği yerde midir acaba yaşamı? Unutmuş mudur o da, hiç unutmam dediklerini, verdiği sözleri... Dürüst müdür, sahtekar mı? Nasıldır evi? Nerededir? Sarkılan ezberlemeyi bırakmış mıdır? Kimi okur, kime inanır, nasıldır? Mutlu mudur?...
Koca bir öğleden sonra Ankara'da...
Ya da belki de Mersin'de, Kütahya'da, Sivas'da, Trabzon'da...
Bir yerler de...
Şehrin en kalabalık meydanında... İlk gençliğin geçtiği yollarda, tepede yakan kavuran bir güneş varken, gelip gidene bakarken...
insanlar yürürken "ben şimdi ne yapacağım?" diye sordunuz mu hiç kalbinize?
Şimdi ne yapacağım ben?
Nasıl geçecek bu öğleden sonra... ve de sonrasında?
Kalpte bunca ayak izi varken...
Her ayak geçerken, geçtiği yollarda kalbin duvarına bir çizik atmışken...
O çiziklerin ve o ayak izlerinin ağrısı bile unutulmuşken...
Donmuş topraklara çeviriyor hayat kalplerimizi...
Güneşe bırakmak bu yüzden gerekli...
Bir küçük karınca, bir minik çiğ tanesi... Bir şey hatırlatmalı geçen ayakların bıraktığı tatil sesleri...
ICLAL AYDIN
|
|
|
1 Mart 2009 Pazar
18:08:07
|
|
|
Keskeleri Çikardim Hayatimdan Keskeleri çikardim hayatimdan eyvallahlar bana göre degil artik bana göre degil pismanliklar keskeleri çikardim hayatimdan. ben seni unuturum sevdigim ela gözlerini bir bardak rakiya gömerim anilari içime yillar önce bir temmuz gecesinde zamansiz bir yagmur altinda baslayan o zamansiz askimizi unuturum ben seni unuturum sevdigim zaten hayat bir yalan. gece agir agir sirtini vermekte sabaha üzerimde eskiden kalma bir sevdanin yorgunlugu yüregimin kara kapli defterinde sararmis sayfalarin arasinda bir adamin yillar arkasinda kalmis suskunlugu var ve küskünlügü hayata o ki kapanmis bir kapi umutlarima çaresizlige bir geçit durma hadi gözlerimden de çekip git çek git gecelerimden bir daha girme düslerime kanima girme artik yeter git. kimseler bilmez geceden baska yine yalnizim sokaklar dolusu insan içinde bir ben bir ben yalnizim. gece agir agir sirtini vermekte sabaha ne firtinalar kopar yine içimde bu sevda yakar yüregimi yikar derinden susar içimdeki agitlar geceler inadina susar ben susarim. an gelir zamanlar dolusu aglarim aglarim çocuk gibi ihanet karasi gecelerde kivrandirir bir sanci kahpe bir kursun gibi arkadan vurur yalnizlik sabahlara kadar aglarim aglarim ölesiye. neden içi karanlikti bu kadar gecelerin neden geceler umut tasimaz sabaha ve neden aglatir beni bu uzun yolculuklar yeter artik yeter buraya kadar keskeleri çikardim hayatimdan eyvallahlar bana göre degil bana göre degil yerli yersiz aglamak madem ki bir kez yasaniyor bu hayat kilicimi çektim kinindan kusandim cesareti ve bitirdim esareti gömdüm denizlere. keskeleri çikardim hayatimdan eyvallahlar bana göre degil artik anladim ki insan her an sevebilir mevsimsiz açan bir çiçek gibi dirilir yeniden keskeleri çikardim hayatimdan. geleceksen bugün gel yarin çok geç olabilir.
Sebnem Kisaparmak
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
6 Mart 2009 Cuma
22:52:49
|
|
|
Âb-ı Hayat
Süzülüyor ufukta günün son ışıkları, Gurubun sükûneti sarıyor âşıkları.
Bir martı ıslığıyla donmuş zaman akıyor, Eller kelepçelenmiş, yürek volkan, yakıyor.
Kıyıya çarpıp duran dalgalar köpürmekte, Meltem esintisiyle kâküller öpülmekte.
Sokulmuş birbirine fısıldaşır tekneler, Hayat okyanusundan anlatır neler neler.
Kumsaldaki izlerde sevgililer sır arar, Hülyalı gelecekte derin düşlere dalar.
Bir çift güvercin kalbi heyecanla gerilir, Aşktaki musikiyi besteleyenler bilir.
Saçlarını rüzgara salıveren serinlik, Bulut dolu gözlerde sevgideki derinlik.
Dudaklardan dökülür sevgi soluklu sözler, Tüllenen ufuklarda gönüller Ay’ı gözler.
Mehtap yıldızlarıyla açılır perde perde, Bu büyülü güzellik söyleyin başka nerde?
Karanlığın koynunda tenlere çiğ yağacak, Şafağın ışıkları âşıkları boğacak.
Ey sevgili! Sevgili, hayatın sırrı budur, Âb-ı hayat dediğin sırlı, sihirli, sudur.
|
|
|
11 Mart 2009 Çarşamba
12:02:45
|
|
|
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
13 Mart 2009 Cuma
16:44:18
|
|
|
Unutmayın; Mutlu gibi görünsekte bazen, her insanın içinde kanayan yaraları vardır.
Unutmayın; Mutluluk hep bir yerlerde gizlidir. Mutluluğu elde edebilen nadir insanlardır.
Unutmayın; Sevgi ne kadar güzelse, sevgisizlik de bir o kadar kötüdür.
Unutmayın; Geçmişin güzellikleri geleceğin bir parçasıdır.
Unutmayın; Kişilik kazanılmaz, biz kendimiz yaratırız kişiliğimizi.
Unutmayın; Büyümek acılardan ibarettir. Acı çektikçe olgunlaşmaktır "hayatın anlamı".
Unutmayın; İnsanlar her şeye hasrettir. Hiç bir şeye doymazlar. Hep daha fazlası, daha da fazlası derken Dünyaya bile doymadan göçüp giderler.
Unutmayın; Yaşadığınız iyi ve ya kötü hiçbir şeyi unutmayın. İlerleyen günlerde karşınıza çıkacaktır Bunlar.
Unutmayın; Unutulmak acıdır…
Ve unutmayın; Hayatınıza anlam veren insanları…!!!
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
13 Mart 2009 Cuma
23:37:57
|
|
|
|
|
|
20 Mart 2009 Cuma
19:39:04
|
|
|
|
|
|
24 Mart 2009 Salı
19:30:54
|
|
|
ÖZLEDİM SENİ...
özledim seni... ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir. beynimi uyuşturuyor özlemin... çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca zamandır içimi ısıttığını yeni yeni anlıyorum Yokluğun, Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp mütemadiyen bir boşluğa Sabahları seni okşayarak başlamaları aksamları her isi bir kenara koyup seninle baş başa konuşmaları özlüyorum; oynaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü... Nasılda serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne kadar yumuşak bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken Gitmeni asla istemediğim halde buna mecbur olduğunu görmek ve sana bunları söylemeden `git artık` demek `beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa` demek sana nede zor seni görmemek ve belki yıllar sonra karsılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden... yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....
can yücel
|
|
|
26 Mart 2009 Perşembe
17:30:35
|
|
|
Senden Vazgecebilirmiyim Hic Beni bazen arayip sormasanda Sana arada bir kizsamda Söyle sana küs kalabilirmiyim hic
Aramizda mesafeler olsada Yollar bizi ayirsada Söyle seni unutabilirmiyim hic
Gözlerine bakip “Seni Seviyorum” diyemesemde Sana sarilip öpemesemde Baskasina gönül verebilirmiyim hic
Günlerim sensiz gecsede Hasretinden ölsemde Söyle senden vaz gecebilirmiyim hic?!
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
11 Nisan 2009 Cumartesi
00:44:54
|
|
|
ARARIM SENİ Akşam erken çöker yalnızlığıma Sokak sokak gezer ararım seni Hasretin gönlümün yangınlarında Alev alev yanar ararım seni
Gözyaşlarım kurur yanaklarımda Hüzünlü bir ıslık dudaklarımda Sigaram sabahlar parmaklarımda Nefes nefes çeker ararım seni
Gölgen düşer sanki hep yollarıma Adım adım yürür izlerim seni Bir çılgın özleyiş girer kanıma Yudum yudum içer ararım seni...
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
18 Nisan 2009 Cumartesi
16:40:01
|
|
|
NASIL OLDUĞUNU ANLAMADIĞIM ŞEKİLDE SEVİYORUM SENİ Hala nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde seviyorum seni… Bu durumda senin yapabilecek bişeyin olmadığı gibi, benimde elimden bişey gelmiyor… Elimden geleni yaptığımı düşünüyorum, hatta belki daha fazlasını…

Oysa o kadar istemiştim ki kalan yaşamımın yalnızca seninle dolu olmasını..Yalnızca sen olsaydın kalbimde… Şimdi sen yoksun ya, bilmiyorsun ya ne halde olduğumu… Aslında ben bütün kalbimde seni büyüttüm..Kalbimde o kadar büyük bir sevgi var ki sana ait,,bu kalp bomboş kalacak..Ben bomboş bi kalple, boş boş bakacağım insanların gözlerine…Gözler kalbin aynasıdır diye boşuna söylememişler. Önce inanmazdım bu cümlenin doğru olduğuna, çok boş gelirdi… Oysa asıl boşluk senin yokluğunmuş meğer… Bütün benliğim seninle doluyken, insanlar gözlerimde seni görecek diye öyle korkuyorum ki… Ama sen gidince bomboş kalacak bu gözler, seninle dolup taşmayacak bu bakışlar… Dedim ya, sen gidince bu boşluğu nasıl dolduracağımı bilmiyorum, düşünüyorum ama bi çıkış yolu bulamıyorum… Ve bu beni mahvediyor…
 Benim için çok iyi bi dosttun sen, bende senin için öyleydim diye düşünüyorum. Bilmiyorum ne kadar mantıklı bi düşünce bu… Ama zaten hatırlarsan eğer, “mantık ve ben, ne kadar uyumsuz bi ikili” derdim hep sana… Seninle daha neler konuştuk, hepsini adım gibi tutuyorum aklımda… Sen gidince onlar kalsın en azından senden bana….
Meğer seni ne çok seviyormuşum ben, inan bana bunu yeni fark ettim… Hep severdim zaten ama benim bahsettiğim bu sevginin bu kadar büyük olması… Oysa benim için Sana karşı bu kadar büyük bi sevgi büyüttüğümü bilmiyordum…
Ben nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde seviyorum seni… Bu sevginin büyüklüğünü şimdiye kadar anlatmaya çalıştım, ama bu buz dağının görünen kısmı yalnızca.. Hepsini göstermeye kelimeler yetmez
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|