| Gönderen | Mesaj |
|
22 Kasım 2007 Perşembe
18:07:40
|
|
|
Selam arkadaşlar.Elbette Metin,birbirimiz anlamasak dostluğumuz bu kadar ilerlemezdi
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
23 Kasım 2007 Cuma
11:20:55
|
|
|
|
arkadaşlar gelen arkadaşların bazıları erkek ismi cinsiyet ise bayan hanım arkadaşların bazılarıda bay olarak geçiyor sanırım onu gözden kaçırmışlar
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
23 Kasım 2007 Cuma
11:33:59
|
|
|
a.selam toprak tşkr temenilerin için iyi diyelim umarım sende iyisin tabiki iyi olacaksın oooo senin yaşında olsaydımm devirirdim dağları ama bazen düşünüyorumki şimdiki gençler biraz tembel
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
23 Kasım 2007 Cuma
11:46:41
|
|
|
istememezlik dimi : öyle diyelim benim onu dememin nedeni bendeki gençleri düşünerek söyledim kız desen bir tabak kaldırsa kırılacak oğlanlar dersen proje üretmekten aciz böyle işte apo bey hem burda hem değil youm yapmadığına göre
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
23 Kasım 2007 Cuma
11:49:41
|
|
|
Yaşlılık bizlere hiç de uzak değil aslında... Her ne kadar düşünmek istemesek de...
Hiç yaşlanmayacakmışız ya da hiç ölmeyecekmişiz gibi sürdürsek de hayatımızı bir bakıyorsunuz çocuklar büyümüş; bir bakıyorsunuz evlenmiş, evden kopuvermişler. Ve bir bakıyorsunuz, torunlar gelmiş... Siz ise, hastalıklarla, ağrılarla, uğraşıyor, gençlerin sizden giderek uzaklaştığını farkediyor, biraz da fazlalık gibi görmeye başlıyorsunuz kendinizi... Ve gün geliyor, bir şekilde yalnızlığın karanlık kucağında çırpınmaktansa, bir huzurevinin yolunu tutmayı bile göze alabiliyorsunuz. Bir okurumun gönderdiği bu güzel yazının yazarını bilmiyorum. Ama yaşlanmanın ve yalnızlığın son yolculuğa uzanan hikayesi bu sanki... Umarım hiç kimse yaşlanınca yalnız kalmaz; her zaman çevremizde bizi seven, saran insanlar olur. Çocuklarımız kopmaz bizlerden... Yine de bu büyük gerçeği vurgulayan öyküyü sizlerle paylaşmak istedim...
TAKSİ YOLCULUĞU
Yirmi yıl önce geçimimi taksicilik yaparak kazanıyordum. Bir keresinde, saat sabaha karşı 02.30’da bir yolcu alacaktım; adrese vardığımda, giriş katındaki bir pencerede görülen tek ışığın dışında bütün bina kapkaranlıktı. Bu şartlar altında, çoğu taksi şoförü bir iki sefer korna çalar, bir dakika bekler, sonra çeker giderdi. Fakat ben, ulaşım aracı olarak yalnızca taksi kullanabilen pek çok fakir insanla karşılaşmıştım. Eğer etrafta tehlike kokusu yoksa her zaman kapıya kadar giderdim. Bu yolcu belki de benim yardımıma ihtiyaç duyacak biridir, diye düşünürdüm kendi kendime.
Onun için gittim ve kapıyı çaldım, "Bir dakika", diye yanıt verdi zayıf, yaşlıca bir ses. Yerde bir şeyin sürükleyerek çekildiğini duyabiliyordum.
Uzun bir aradan sonra kapı açıldı. Önümde 80’li yaşlarında, ufak tefek bir hanımefendi duruyordu. Sanki 1940’ların filmlerinden çıkmışçasına, emprime bir elbise giymişti ve başına da ön tarafına tül tutturulmuş yuvarlak bir şapka takmıştı. Yanında küçük, plastikten bir valiz vardı.
Daire sanki içinde yıllardır hiç yaşanmamış gibi görünüyordu. Bütün eşyalar çarşaflarla örtülüydü. Duvarlarda saat, süs eşyası ya da tezgáhın üzerinde kap-kacak yoktu. Köşede içi fotoğraf ve cam bardaklarla doldurulmuş bir karton kutu duruyordu.
"Çantamı arabaya kadar taşır mıydınız?" dedi. Valizi arabaya götürdüm, sonra kadına yardım etmek üzere döndüm. Koluma girdi ve arabaya yürüdük. Nezaketimden ötürü teşekkür edip duruyordu. "Bir şey değil", dedim ona ve ekledim:
"Ben anneme nasıl davranılmasını istiyorsam yolcularıma o şekilde davranmaya gayret ediyorum."
"Ah, ne kadar iyi bir çocuksun sen" dedi. Arabaya bindiğimizde bana adresi verdi sonra, "Şehrin içinden gitmemiz mümkün mü?" diye sordu.
"Orası kestirme değil" diye cevap verdim hemen. "Benim için fark etmez" dedi. "Acelem yok. Kimsesizler yurduna gidiyorum."
Dikiz aynasından baktım. Gözleri parlıyordu. "Ailemden kimse kalmadı" diye sözünü sürdürdü. "Doktor çok fazla zamanımın kalmadığını söylüyor."
Yavaşça uzanıp taksimetreyi kapattım.
"Hangi yoldan gitmemi arzu edersiniz?" diye sordum.
Ondan sonraki iki saat boyunca şehirde dolaştık. Bana bir zamanlar asansör işletmecisi olarak çalıştığı binayı gösterdi. Yeni evlendiklerinde, kocasıyla birlikte oturdukları mahallede gezindik. Arabayı, genç kızlığında dansa gittiği zamanlarda balo salonu olan mobilya ambarının önünde durdurmamı istedi.
Yolculuğumuz ilerlerken, bir binanın veya bir köşenin önünden geçtiğimiz sırada yavaşlamamı rica edip, gözlerini karanlığın içine dikerek hiçbir şey söylemeden öylece oturup bakıyordu.
Güneşin ilk ışıkları ufukta belirmeye başlamıştı ki birden "Yoruldum gidelim artık" dedi. Sessizlik içinde bana vermiş olduğu adrese gittik. Sütunlu girişi olan alçak bir binaydı, hastaların gittiği sağlık evlerine benziyordu.
Araba durur durmaz, iki hademe çıkarak yanımıza geldi. Merak ve dikkatle kadının her hareketini izliyorlardı. Onu bekliyor olmalıydılar.
Bagajı açarak küçük valizini kapıya götürdüm. Kadın tekerlekli iskemleye oturtulmuştu bile.
"Borcum ne kadar?" diye sordu, çantasına uzanarak.
"Borcunuz yok" dedim.
"Geçiminizi sağlamanız gerek" diye cevap verdi.
"Başka yolcular var" dedim. Neredeyse hiç düşünmeden eğildim ve onu kucakladım. Bana sarıldı.
"Yaşlı bir kadına mutluluk yaşattınız" dedi. "Teşekkür ederim."
Elini sıktım, sonra loş sabah ışıklarının içine yürüdüm.
Arkamda bir kapı kapandı. Bir hayatın kapanış sesiydi bu.
O vardiyamda artık hiç müşteri almadım. Amaçsızca, düşüncelerimde kaybolmuş şekilde dolaştım. Günün geri kalan kısmında hemen hiç konuşamadım.
Ya o kadıncağız öfkeli bir şoföre ya da vardiyasını bitirmek için acele eden bir şoföre rastgelseydi?
Ya ben yolculuğu reddetseydim veya bir kere korna çalıp sonra da çekip gitseydim?
Şöyle bir yeniden gözden geçirdiğimde, aklıma hayatımda bundan daha önemli yaptığım bir şey gelmedi...
Hayatımızın önemli anların etrafında geliştiğini düşünürsünüz. Fakat önemli anlar bizi genellikle habersiz yakalar...
"İnsanlar ne yaptığınızı veya ne söylediğinizi tam olarak hatırlamayabilirler, fakat kendilerini nasıl hissettirdiğinizi daima hatırlarlar."
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
23 Kasım 2007 Cuma
12:31:17
|
|
|
ya arkadaşlar uzun bir yazıyla sizi dönene kadar idare ettim çamaşır asmam lazımdı siz okuyana kadar asar gelirim diye ama siz daha bitirmediniz galiba yazmadığınıza göre ) toprak şiirinde güzeldi ya üstündeki yanar dönerler bende çıkacam artık ezan okundu vecibelerimiz var sonra goo sağlıcakla kalın
|
|
|
23 Kasım 2007 Cuma
12:44:29
|
|
|
Selam arkadaşlar.Yazdıklarınızı zevkle okudum.Haklısın Sahra hanım onlie görünüyorum ama bakmaya zamanım olmuyor.Bu günlerde çok yoğunum.Anca okumaya fırsat bulabiliyorum.
Esen kalın.
|
|
|
Kubilay (ts647157607)
1237
|
|
24 Kasım 2007 Cumartesi
01:57:49
|
|
|
Sahra Hanım,
Taksi Yolculuğu adlı yazıyı bizlerle paylaştığınız için size teşekkür ederim. Ben okurken inanın gözlerim doldu. Çok duygulandım. Bu yazıları keşke gençlerimize de okutabilsek.
Saygılarımla.
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
24 Kasım 2007 Cumartesi
12:45:41
|
|
|
|
kubilay bey gençlerin bazıların hakkını yemeden söyliyeyyim artık çok duyarsızlar menfaat ve zevk düşkünlüğü revaçta içlerinde azda olsa dürüst ve iyileride var ama artık öyle umarım uyanırlar ulaştırmaya çalıştırırım anlık geyik gurubunda duyarsız genç çok ama oradan ayrıldım oraya paste yapardım 2 gençte okusa iyi olurdu size iyi günler
|
|
|
17 Aralık 2007 Pazartesi
10:52:01
|
|
|
|
sahra hanım her insan yaşının olgunluğunu taşıyamıyor günümüz toplumunda bunu bulmak gittikçe zorlaşıyor bir bakın çevrenize kime güvenecksiniz kimle seviyeli olackasınız malüm çağ atlyoruz insanlarımız gençlerimiz daha olumlu ve mantıklı hareket edecek derken toplumdaki ahlak seviyesi düştükçe değerlerde düşüyor
|
|
|
29 Aralık 2007 Cumartesi
14:21:04
|
|
|
|
AH HERKES O TAKSİ ŞÖFÖRÜ KADAR İŞİNİN KUTSALLIĞINI KAVRAYABLSE AYNI ÖZENİN YARISINI BİLE GÖSTERSE HERYER GÜLBAHÇESİN DÖNER DÜNYA SEVGİYLE YAŞAMAYA DEĞER BİR DÜNYA OLUR...
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
29 Aralık 2007 Cumartesi
14:49:00
|
|
|
evet özgür evet metin bey ikinizede katılıyorum umarım bu nesil gittikçe duyarlı olur ama nerde biz bile çağ atladık bak dermişim )
|
|
|
Masal perisi (karaağaç)
4940
|
|
31 Aralık 2007 Pazartesi
14:48:37
|
|
|
|
|
|
Masal perisi (karaağaç)
4940
|
|
31 Aralık 2007 Pazartesi
14:48:50
|
|
|
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
31 Aralık 2007 Pazartesi
16:08:15
|
|
|
|
emoşummm cansın sen niice senelere sağlıkla mutlulukla
|
|
|
Masal perisi (karaağaç)
4940
|
|
1 Ocak 2008 Salı
20:29:04
|
|
|
|
amin canım inşallah her yılımız bir öncekinden güzel olur.
|
|