|
| Gönderen | Mesaj |
|
26 Ocak 2009 Pazartesi
22:08:05
|
|
|

|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
26 Ocak 2009 Pazartesi
22:13:32
|
|
|
|
selam sibel nasılsın ?
|
|
|
26 Ocak 2009 Pazartesi
22:16:07
|
|
|
Selam Sahra teşekkürler iyiyim.Sen nasılsın
Elvan selam
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
26 Ocak 2009 Pazartesi
22:16:50
|
|
|
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
31 Ocak 2009 Cumartesi
21:06:46
|
|
|
))))))))))))) ağzımda birde çay vardı birde püskürdüm püffffssssssss diye
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
31 Ocak 2009 Cumartesi
21:09:00
|
|
|
Aşktan mektup var Sevgili insanlar, yıllarca benim peşimde koştunuz; beni anlamaya, beni tanımlamaya çalıştınız; birçokkez benibulduğunuzu zannettiniz; bana sahip olmayaçalıştınız; birbirinize ve kendinize zarar verdiniz; acı çektiniz. Ama benihiç fark etmediniz. Evet! Beni hiç fark etmediniz diyorum size İki kedinin öyküsünü bilir misiniz? Küçük kedi durmadan kuyruğunukovalıyormuş. Yakalayamadıkça da sinirlenmiş, daha dahırsla atılmış. Bunu gören büyük kedi, küçük kediye sormuş: "Nedenkuyruğunu yakalamak istiyorsun?" Küçük kedi cevapvermiş: "Banakuyruğu mu yakalarsam mutluluğu bulacağımı söylediler de ondan?" Büyük kedi gülmüş ve demiş ki: "Yıllar önce ben de senin gibiydim, kovaladım, kovaladım, ama yakalayamadım. Bir gün kovalamaktanvazgeçtim ve yürümeye başladım. O benim peşimdengeldi." Benim sırrım buradadır işte. Siz beni kovaladıkça ben kaçıyorum. Çünkü sizden korkuyorum. Siz bana sahip olmak istiyorsunuz; ama ben özgürlükte varım; yoksa var olamam. Bir kelebeğe benzerim. Sizi hazır hissedince gelip konarım. Çoğunuz ilk başlarda benim tadımı çıkartır. İnanılmaz duygular yaşar. Ben de yaşarım, sizin mutluluğunuz arttıkça ben de büyürüm. Taa ki, yaradılışınızda varolan sahiplenme dürtüsü devreye girene dek. O dürtü ki, kelebekleri çivileyip duvarlarına asıyor: Sahip olmaktan haz duyuyor. Bu duyguyuhissedince ben hemen uçarım. Gördüğünüzgibi, ben çok ürkeğimdir. Sahiplenme duygunuzun ve bunun sonucunda oluşan korkularınızın, kıskançlıklarınızın, öfkenizin, kavgalarınızın olduğu yerde ben yokum. Yoo! Üzülmeyin, onlar bana zarar veremezler, çünkü ben ölümsüzüm; sadece öyle ortamlarda var olamam ve kaçarım. Ve onlar gittiğinde, tekrar gelirim. Beni en çok, "Artık içimdeki aşk tamamen öldü" ya da "Bir daha aşkı asla yaşamayacağım" gibisinden düşünenler üzüyor. Ben asla ölmem,sadece siz, benim size gelmemi engellersiniz. "Korku,endişe,umutsuzluk, sahiplenme duygusu, kıskançlık" bunlar da sizin duygularınızdır. Hatta biliyor musunuz, bunlar başlangıçta iyiduygulardı. Fakat çeşitli nedenlerle engellenince asileştiler ve sizinle mücadeleye başladılar. Ve yine biliyor musunuz ki, siz beniyaşarken, inanılmaz mutluyken; birazdan bunlar da gelir? Çünkü onlarda mutlu olmayı istiyorlardır. Onlar da sizin yaşadığınız gibi özgürce mutluluğu yaşamak istiyorlardır. Ama siz neyaparsınız? Suçluluk hissedip, onlarla mücadele edersiniz? Aklınızda, "Ben şu anda çok mutluyum, neden bunlarla karşılaşıyorum?" düşüncesi vardır. Bastırırsınız, onlar direnir ve sonuçta gerilim gelir ve ben giderim. Lütfen, böyle bir durumda onları serbest bırakın. Nasıl mı?Onları dinleyin, ama direnmeyin. Sadece ne dediklerini dinleyin ve izleyin. Onlar ilk başta ne idiler ve neden bu hale geldiler? Unutmayın, onlar bir zamanlar sizin safduygularınızdı. Bir şekilde engellendiler ve şu an çok mutsuzlar. Belki de ailenizden ve çevrenizden gelen tepkiyle engellediniz onları, ama artık serbest bırakma zamanı. Onları dinleyin, nedenleri öğrenin ve serbest bırakın. Böylece bana daha geniş bir iniş alanıbırakırsınız. Aşk acısı Bir de beni hep suçluyorsunuz: "Aşk acısı" diyorsunuz buna. Ben size asla acı çektirmem. Siz, sahip olma tutkularınızla kendinize acı çektirirsiniz. Süreç şöyledir: Beraberizdir, bir varlıkta somutlaşmışımdır, mutlusunuzdur, her şeyden büyük zevk alıyorsunuzdur ve birden korkmaya başlarsınız: Ya bu mutluluğunuz gelecekte de devam etmezse... Kendinizi garantiye almak istersiniz, bunun için bana sahip olmak istersiniz; üzülerek siziterk ederim. Kırgınlık, öfke yaşarsınız; beni tekrar yakalamakiçin planlar, stratejiler oluşturursunuz; güzel sözler, hoş armağanlar, harika davranışlar kullanırsınız, ama maalesef bu davranışlarınız sadece sempati toplar; beni var etmez. Belki bu davranışlarınızla,somutlaştığım varlığı tekrar kazanırsınız, ama bir şey eksik değilmidir? Ben. Onu tekrar kazanana kadar yaşadığınız yürek çarpıntısınane oldu? İstediniz ve elde ettiniz, değil mi? Yanlış anlamayın, sizisuçlamıyorum: Siz, içinizden geleni yaptınız ve başarmanınmutluluğunu tadıyorsunuz. Ben sadece size şunu anlatmak istiyorum: Kendinizi ve onu serbest bırakın. Özgürleştirin birbirinizi. Ben sadece özgür ortamlarda var olabilirim. Ve beni tekrar yaşayabilmenin yolu özgür olmak ve özgür bırakabilmektir. Yoo! Kaybetmekten asla korkmayın. Benim tadımı bilen asla kaybetmez. Ve aslında bir gün şunu fark edersiniz, benim A veya B varlığında somutlaşmam önemli değildir, önemli olan tek şey: Sizin beni hissedebilme gücünüzdür... Bir gün fark edeceksiniz, umarımkendinize cok fazla eziyet etmeden yaşarsınız bunu".
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
|
|
2 Şubat 2009 Pazartesi
09:53:30
|
|
|

Aşk hak edenin olmalı
Yalanı, riyayı, nankörlüğü, ikiyüzlülüğü,
Ruhta şeytana satabilecek, her şeyi ipe çekmeli..
Herkes yalanda buluşuyorsa,
Bir başına çekip dağlara çıkacak
Kadar yürekli olmalı…
Şu üç günlük hayatı
Efeler gibi,
Dik, onurlu, alnı açık yaşamalı…
Can denen emanet cevheri,
Günü geldiğinde, değerini düşürmeden,
Sahibine teslim etmeli…
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
3 Şubat 2009 Salı
23:51:54
|
|
|
İNSANIN EŞİ OLMALI... AMA BÖYLE OLACAKSA...
İNSANIN EŞİ OLMALI .... AMA BÖYLE OLACAKSA ..
İnsanın eşi olmalı, bakarken yüreğinin kabardığı, gözlerinden gözlerine yüreğinin aktığı...aşık olduğu bir eşi olmalı!
Sabah gözlerini açtığında, yanında olduğunu görüp, şükürler etmeli Yaradana. Koklamalı saçlarını. Uyuyan eşine şefkatle bakıp, usulca dokunmalı yüzüne, varlığını hissedebilmek için. Parmakları titremeli, incitirim korkusuyla. Sürekli çağlayan bir pınar olmalı gönlü...kramplar girmeli midesine, onsuzluk aklına geldikçe!
Rüzgar onun kokusunu getirmeli, yağmur onun sesini. Elleri yanmalı ellerini tutabilmek için. Akşam onu görecek diye, pırpır etmeli yüreği. Kelebekler gibi olmalı insanın kalbi. Ayakları birbirine dolaşmalı heyecandan, eve dönerken eşi. Beklemek asırlar gibi uzun gelmeli. Gelişi ile sonsuz bir nur dolmalı içine.
Yüzüne baktığında, konuşmadan anlamalı derdini, tasasını, öfkesini, sevincini, coşkusunu...vs. Güven duymalı, herşeyiyle. Başını göğsüne koyup, huzurla uyuyabilmeli, tüm düşüncelerinden arınmış olarak. Babası, abisi, arkadaşı, dostu, sırdaşı, anası, çocuğu olmalı...Şımarabilmeli yanında. Kıskanılmalı zaman zaman da...
Bir eşi olmalı insanın!!!
Sabah yolcularken işine, içi acımalı, daha yollarken özlemeye başlamalı. Seni şimdiden özledim!!!
Akşam dönüşünü beklemeli sabırsızlıkla. Gözleri yollarda kalmalı ve kapıyı çalmadan açmalı...aşkla karşılamalı, hasretle sarılmalı boynuna, özlemle koklayıp, öpmeli, yıllarca uzak kalmışcasına! Her günü bir başka güzel olmalı yaşamın, bir başka özel, bir başka soluklanmalı her anında. Verdiği hiç bir şeyin yeterli olmadığını düşünüp, kahrolmalı, daha fazla ne yapabilirim diye düşünmeli. Mutluluk saçmalı etrafına.
Bir eşi olmalı insanın, cennetten köşe almışcasına sevdiği, sakındığı, bakmaya kıyamadığı...Her bir hücresinden aşkın fışkırdığı, çölde okyanusu yaşadığı bir eşi olmalı!!!
ZATEN BÖYLE OLMAYACAKSA OLMASIN NE FARKEDER
|
|
|
4 Şubat 2009 Çarşamba
08:24:53
|
|
|
SAHRAAAAA ONDAN BEN DE İSTİYORUUUUUUMMMMMM
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
4 Şubat 2009 Çarşamba
15:14:58
|
|
|
|
sibelim inşallah en kısa zamanda böyle bir tane SENİN OLUR
|
|
|
4 Şubat 2009 Çarşamba
17:18:10
|
|
|

|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
|
|
9 Şubat 2009 Pazartesi
11:51:19
|
|
|
ANLAMSIZIM..
Anlamsızım... Kendimi anlamaya çalıştıkça daha da karışıyorum. Yorgunluk kaplıyor ruhumu, Küçücük bedenim yoruluyor. Gören yok, duyan yok...! Anlamsızım işte... Anlayan yok! Saklanmışım güçlü bir benliğin arkasına, Görmek, yaşamak istemediklerimin arkasına saklanıyorum. Bulunamıyorum, bulamıyorum. Hayatı yaşanabilir kılmak için saklanmışım. Yoksa evlerin ışıkları gibi bir bir benimde umutlarım sönerdi... Yine de... Bazen her duyguyu doyasıya yaşamak istiyorum. Ama ne mümkün, Alışılmış, anlamsızım... Oysa ne çok isterdim Hafızamda anısıyla kalan son hıçkırıklı gözyaşlarımı Korkusuzca, cesurca hıçkıra hıçkıra dökebilmeyi Yeniden... Susup bir köşeye çekilmek yerine! Kaygısızca içimden akıp gitmelerini isterdim İçimde birikmeleri yerine! Bağıra çağıra haykırmak isterdim Susturduklarım, içimde kanattıklarım yerine! Anlamsızım işte...!!!
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|