|
| Gönderen | Mesaj |
|
26 Şubat 2009 Perşembe
09:54:40
|
|
|
Aşka Geç Kaldık Aşka geç kaldık. Yıldızlar da terkettiler bizi, Bir başka baharda doğmak için... Yıllanmış bir çınar yaprağı kadardım, Sen yokken... Unutulmuş bir ağıttı gövdemdeki izler... Körelmiş bir çakının ucunda, Kaybolmuştu isimler... İzlerinin kaybolduğu nehirde, Titrerken sandallar, Sönerken yakamoz suyun koynunda...
Aşka geç kaldık. Elin elimde terlediği zamanlarda... Kırışmış anlar gizlenirdi duaya... Düşüyor üşüdükçe gülüşler, Karanlıkta yanan lambalara, Gri akşamlara, Kaybolan zamanlara, Sararmış hazanlara, Gökten yıldız toplarken bakıyor hayalin... Tenime değen yokluğunun sesi... Tenimde yanan bakışlarındır senin...
Aşka geç kaldık. Güneşi batmadan kovalar, Aya ulaşmak için şiirler fırlatırdım... Sesimde titrerken hayat, Bir gemi dolusu hayallerim vardı... Tende hicran güneşiydi yokluğun... Mumda akşam gölgesi... Alnımızdan yalnızlık kucaklardı, Gecenin çığlığını... Yası tutulmayan sevgiler sarardı, Gecenin koynunda uyuyan sözcükleri...
Aşka geç kaldık. Mavi hülyalara pembe düşler dokurken, Eylülde dağlandı yüreğimiz... Bulutların kenarındaydı sevda, Sisli bir gecede yapayalnız... İmgeleri bir sarraf gibi işlerken şiirlerde, Sözcükler kahır yazar alnımıza... Yıldızları kıskanırken ayazda, Yokluğunda adaklar adanır sevgiliye, Gelmeyeceğini bile bile...
Aşka geç kaldık. Kumsalın ruhuna gömülüydü adın, Dalgaların koynunda uyurken... Sevdanın sindiği mavi akşamlar, Ağıt yakar yıkılmış benliğe... Şimdi gitme vakti, Tekrar kavuşmak için belki de...
Aşka geç kaldık sevgilim, Yağmurlar eşlik etsin gözyaşlarımıza... Şimdi yalnızlık sür, Sahipsiz dudağımıza...
|
|
|
26 Şubat 2009 Perşembe
19:11:32
|
|
|
AŞK`A GEÇ KALINMAZ
AŞKTA YARIN YOKTUR
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz . O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski birşeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır. İnsan bir başka ışığa teslim olur. Aşkta yarın yoktur. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında. Hindistan`da Ganj Nehri`nin kıyısında yakılan yoksul kadının hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... İstanbul’da , bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan adamın çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de. Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan. Aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır. Belki de bu yüzden gençlikte, o yoğun aşkın olduğu yıllarda, gözlere uyku girmez, dudaklarda bir musiki bütün gece o söylenir, o karanlık odanda dolaşırsın, insanları uykularından uyandırmak istersim. Uyandırıp, içindeki derin sızıya o derin sancına acına ortak olsunlar diye... Aşk çok eski bir şeydir. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Annemiz , babamız ve sevdiklerimiz her şey geçer geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya. İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır... Bazen denizler, kıyılar çeker insanı. İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu. Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara... Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi... İşte şimdi biz de, ya olmadık zamanlarda umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler, kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu. Birazdan sabah olacak...Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, planlar ve korkular başlayacak... Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve hiç olmamıştır. Birbirimizi kandırmayalım.Yeni güne hazırlan. Yaşadıklarını unutmaya çalış. Aşkın bize verdiği büyüsünü, sırlarını, cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek... Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...! Aşkta yarın yoktur Arkadaşım...;
|
|
|
26 Şubat 2009 Perşembe
19:15:05
|
|
|
AŞKA GEÇ KALINMAZ
Nice sevdalara gebedir hayaller, gerçek ise nice acılarla çıkar karşımıza. Yaşam çoğu zaman adil olmadığı gibi fırsatları, anları yakalamak için de engeller sunmaya bayılır. Bu belki de hayatın ta kendisi ama kimin umurunda. Söz dinlermi yürek, kalp, gönül... Ne yaşarsan yaşa, ne olursan ol, birgün küt diye çarpılmayacağını kim garanti edebilir. Yaşın, dilin, ırkın, inancın farketmez. Bulduğun yeni aşktır. Geç kaldığını düşünürsün, imkansızlıklar sıralanır önüne, çıkar yolların kapalı olur, kanatlanırsın ama. Uçarsın özgürce, umarsızca. İyi hissedersin kendini, firarın olur. Aşkolur, kavrulur, yanarsın. İyi gelir ruhuna. AŞKa geç kalınmıyor, erteleniyor ya da farkedilmiyor. Aşk her daim, her yerde kol geziyor. Aramakla bulunmuyor ama bulanlar arayanlar. Ben içimde taşıyorum bir tane. Siz de dikkat edin, bulabilirsiniz, ya da o sizi bulur.
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
26 Şubat 2009 Perşembe
22:27:52
|
|
|
        Bir yaz yağmuruydu seni alıp götüren.
Söz vermiştin oysa bir sonbahar akşamı döneceğim diye…
Kalbime sonbahar geldi hazan geldi dökülüyor yapraklarım…
Sen yine gelmedin.
Sığındım; biçare sensizliğime, senin yerini tutmasa bile…
Yinede bir umut besliyorum ölümle yoğrulmuş ve sen gittin gideli dallarını
Köküne salmış ay ışığı ile beslenen yüreğimde.
Artık ne güneşin doğmasına izin veriyor
Nede yağmurun yağmasına yüreğim.
Sen gittin diye…
Çocuksu duygularımla besliyorum gitmesin,terk etmesin diye beni yüreğim.
Masal kahramanlarımda terk etti beni, suçlu benmişim gibi.
Bembeyaz aşklarda kaldı doyasıya kullanamadığım gülümsemelerim.
Sen gittin ya hasretin aryaları çağlıyor yüreğimde.
Sen yoksun ya günlüğüm sen dolu sensizlik dolu....
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
27 Şubat 2009 Cuma
21:57:42
|
|
|
|
volki hangi aşk hangi tren valla tanımam bilmem
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
27 Şubat 2009 Cuma
22:37:55
|
|
|
 KELEBEK KANADINDA AŞK
Zamanlar Güneş ekilip, yıldız biçilen zamanlardı. Hatırlıyorum...
Ya önce sen vardın yürek olarak içimde Ya da aşk vardı önce Gelip içimde kestiğin Hatırlamıyorum...
Ben imkânsıza dudak bükerdim Sense halime gülerdin... Olsun! O günlerde ben Biraz mutlu biraz umutlu Biraz içliydim Doğrusu en çok da Kelebeklerin kanadına işlediğin Aşkından dertliydim...
Ama o zamanlar Güneş ekilip yıldız biçilen Zamanlardı Aşk dediğin belki de Geceye veda etmeyen bir ay’dı...
Türküler saklardın derinlerinde Sazından kaçak... Bilmezdin. Ben görürdüm duyardım da Sen bir kez olsun söylemezdin Korkularını zaten Kimselere vermezdin...
Ve böylece Sen yağmura Yağmur benim gözlerime hasret Yaşardık...
Heyhat! Hep ama hep O imkânsıza takıldın da sen Ve belki de bu yüzden Aşk gelip bizi sarsınca yüreklerimizden: Ben ağlardım gözlerim gülerdi... Sen gülerdin gözlerin susardı...
Şimdi ben O zamanların renklerini unuttum. Belki mavi, belki sarı, belki aktı... Hatırladığım tek şey Güneşle yıldız arkadaştı...
Bilenler bilirdi Çok sevmiştik biz Çok! Ben gönlümden Sen dilinden...
Ben unutsam da şimdi Sen hatırlarsın. Sesinde ufacık bir hüzün olsa Ya da acıtan bir özlem gözlerinde Bembeyaz gecelerinde gelirdim sana bu şehrin... Gelirdim... Gönlümden... Ve sen “Hoş geldin" derdin Dilinden.... Kocaman bir çocuktum o zamanlar Belli! Dil nedir, gönül ne? Anlamını bildiğim Şüpheli!
Şimdi söyle bana! Kaldıysa geriye ne kaldı? Tek tarafı hesaplı bir sevda Niyeti bozuk bir dava Bir de Sadece dağlara caka satan bir sema...
Ama ben bunların hepsini sevdim. Şaşacak bir şey yok! Dedim ya... Ben Güneş ekilip yıldız biçilen zamanlardan geldim...
Sonraları Belki de hiç gülmedim Ve sen Kelebeklerin ömrünün üç gün olduğunu Hiç bilmedin!
|
|
|
15 Nisan 2009 Çarşamba
20:09:32
|
|
|
Hata Benim
Yine kanadın, Bağrımda Gülüm Yüreğimde açtığın yara Kapanmıyor, Tabipler merhem Olmuyor, Olmuyor sensiz Yapamıyorum, Unutamıyorum seni Üzgünüm.
Şuç sende değil Aşkı yaşamak Benim isteğimdi Biliyorsun Uzak dur benden zarar veririm Demiştim gönlüme söz geçiremeyen bendim canım Sensiz ve sessiz Kahır dolu bir gece İçimde bir volkan tetiklenen Aşkınla kavrulan bir benden Bitmiyor sensizlik Bu işkence bitmiyor Ellerin yok elimde Saçlarına dokunamıyorum Başın dizimde yok Aşkın incilerini yüreğime saplayan Okşanmıyor yayların Gözlerine bakıp Seni seviyorum Diyemiyorum İşitmiyor kulaklarım Aşkım diyen sesin yok Gülüm aaahhhhhh be Gülüm Bir masalmış anlayamadım, Anlayamadım kaybettim seni Yüreğim bitti Hayallerim paramparça Umudum yok yarınlarda Gözlerim kurudu Yaş yerine lav akıyor üzgünüm
Pişmalık dolu gecelerim Keşkeler ahhh keşkeler Korkarım ki gelirsem İstanbul’u yakacak bir gün İçimdeki pişmanlık ateşi... kendime ettiğim küfürler Kar etmiyor Seni bana getirmiyor
Hiç pişman olmadım Seni tanıdığıma Aşkların en güzelini Yaşadım kollarında Senin suçun yok
Beni affet canım bile diyemiyorum.
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
16 Nisan 2009 Perşembe
00:33:20
|
|
|
eline sağlık hocam güzel şiir
|
|
|
16 Nisan 2009 Perşembe
01:23:18
|
|
|
|
rica ederim Yemliha.Senin şiirlerini ve çiçeklerin çok daha güzel.
|
|
|
17 Nisan 2009 Cuma
10:57:52
|
|
|
AŞKIMSIN HÜZÜN
Tüm güzellikler sensin. Üzgünsün bliyorum ama güçlüsünde. Loş bir ışıkta hayal ediyorum seni bazen ... İzin veriyorum seni beni sevmeni.. Nedensiz seviyorum BEN seni karşılıksız.
Git. İstersen Tek bir veda sözcüğü yeter.. Gönlünde olsam yeter bana.. Etrafında veya yanında olmasamda. Tek kalbinde olsam yeterli bana. İyiki varsın aşkım HÜZNÜM HERŞEYİM. Rüyalarımda hayal olsan bile seviyorum senii...
|
|
|
17 Nisan 2009 Cuma
12:33:40
|
|
|
Göz Kararı
kollarımı iki yana açıp `bu kadar seviyorum seni` demeyeceğim ben seni göz kararı tarifsiz,ölçüsüz, sınırsız sevdim sadece sevdim....
sensiz yaşayamam hayat seninle güzel demeyeceğim yüreğim göze taştı ağzım kulaklarımda da demeyeceğim ben seni göz kararı tarifsiz,ölçüsüz, sınırsız sevdim sadece sevdim....
sesinin rengine kapıldım gözünden saçtığın ışığa ve içinde kaybolduğum yüreğine, vurgunum demeyeceğim ben seni göz kararı tarifsiz,ölçüsüz,sınırsız sevdim sadece sevdim.... kısacası aşığım sana demeyeceğim şımartmadan seni sadece yüreğimle, yüreğini seveceğim....
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
18 Nisan 2009 Cumartesi
01:14:37
|
|
|
Sana Uğur Böceğimi Gönderiyorum, Hani ince bir hüzün duyarsın kimi zaman, Şarkılar daha bir dokunaklıdır. Ve sanırsın ki hiç kimse yok elinden tutan Oysa her sözün ardında ümitler gizlidir, Bulutların ardındaki güneşler gibi,

Yağmur sonrası çıkan gökkuşağı gibi Ve unutma sevgi gibi, dostluk gibi aşk gibi, Eğer bir gün yalnızlıklar duyarsan İnceden yaşlar süzülürse yanağına Ve unutulduğunu sanıp bir sızı başlarsa yüreğinde O zaman gökyüzüne bak. Bulutların ardındaki güneşe, Çalıların ardındaki çiçeğe Bırak pencerelerinden yağmur dolsun içeriye Ve aç avuçlarını Sana Uğur Böceğimi gönderiyorum…..
 Yaşamımda. Kimseyi yargılamayın.kendinizide yargılamayın…Sadece kendinizin farkına varın.Eleştirilere üzülmeyin .Orada degişim için bir firsattır. Onu yakalamaya çalışın.Aynı hatayı bir daha tekrarlamayın.kendinize ve insanlara GÜLÜMSEYİN
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
18 Nisan 2009 Cumartesi
01:32:57
|
|
|
İçimde bir acı fırtına kopar Bulutlarda şimşek çakar giderim Bitmeyen arzular yolumu kapar Çılgın bir sel gibi yıkar giderim
Anlarım eşitten farkını farkın Yıllar süren ömrü biter merakın Keder uzak olur; mutluluk yakın Yorgun kafesimden çıkar giderim
O an, zaman durur, mekan silinir Sonsuzluğa doğru nefes alınır Ruhum bir damla su, göğe salınır Süzüle süzüle akar giderim
Çile denizinin görünür dibi Alır beni yüreğimin sahibi Geceyi süsleyen yıldızlar gibi Ben de, bir meş`ale yakar giderim
Birgün utku için, hicran yerine Dalmak için hülya bahçelerine Dostların ıslanmış çehrelerine Son defa, hasretle bakar giderim
|
|
|
20 Nisan 2009 Pazartesi
10:07:49
|
|
|
Umutlar
Apansız gidişlerin, çaresiz iç çekişlerin ve solup gitmiş gülüşlerin
Ortasında , yarım , kırık ve efkârlıyım şimdi........
Aşka dair umutlarımı ve yarınlarımı kaybetmek üzereyim.......
Seni yok bilmek kadar ağır bir ceza olabilir mi ?
Yokluğunu kabullenmek kadar kahredici bir gerçek olabilir mi ?
Ne ağlamak kandırıyor beni , nede isyanımı haykırmak.........
Sessizliğin ortasında öylece duruyorum........
Bazen seni silmek istiyorum hayatımdan........
Silip çıkarmak , yaşanan ne varsa hepsinin üzerini çizmek......
Bir daha hiç hatırlamamak , hatırlanacak hiçbir şey bırakmamak.........
Sonra bunun kendi tarihime ihanet olacağını düşünüyorum....
Meğer hayatın tüm güzelliklerini seninle keşfetmişim......
Hayatımın en mutlu anlarını seninle yaşamışım........
Şimdi tüm bunları silersem , yok edersem yaşanmış ne kalır geriye ?
İşte bu yüzden onu da yapamıyorum.........
KISACASI SEVGİLİM SÜRÜNÜP GİDİYORUM.........
|
|
|
20 Nisan 2009 Pazartesi
10:10:42
|
|
|
Gel Diyemem
Bu şiir senin için...... Senin gidişini yazdım dün gece ama okuyamadım Belki bir akşam üzeri çıkıp gelirsin diye Yağmurlu karanlık gecelerde Avucumda senin için bir şiir büyüttüm Parmaklarımdan dökülenler kadar cesur değil belki Dudaklarımdan dökülen cümleler ama Seni sevdiğimi söylemek dilimden düşmez Söylemek istesem içimden gelmez İçimden gelse cesaretim yetmez Şunu biliyorum ki sensiz bir gece daha geçiremem Gidişin kahretti beni ama gel diyemem
Yalnızlığımı sensizliğimi unutmak için Eski fotoğraflara bakıyorum Önceden hayatımı sığdırdığım albümlere Şimdi yetiremiyorum senden kalanları Bana bıraktığın hatıralar Kimsenin tanımadığı bir şairin Sensiz gecelerdeki gözyaşları oldu İnan yalnızlık değil sensizlik benim canımı acıtan Sen kokan nağmeler kulaklarımı tırmalarken Şehirden ayrılan ilk trenle yanına gelemem Gidişin kahretti beni ama gel diyemem
Gittiğim her yerde sensizliği gördüm Gözlerini başkalarının yüzünde aramayı öğrenirken Ben seninle birlikte geçen saatlerde asılı kalmışım Şimdi yalnızlığın ibresi seni gösteriyor Seninle gecelerim bile gündüzken Artık gündüzlerim bile gece oldu Hani bir kör ışığa nasıl hasretse Ve toprak suya nasıl muhtaçsa İşte öyle özledim seni Ama hiçbir şeyi geriye getiremem Gidişin kahretti beni gel diyemem
Her arkanı dönüp gidişin ayrılığa göz kırpar Unutma her sevdalı ayrılık ölüm kokar Beni bir mektup gibi buruşturup atsan bile Bir gün geri döneceksin Yağan yağmurları kurutup güneşim olacaksın Çünkü ben varsam senin için varım Ve sen var oldukça bende varım Çok aradım seni yağmurun gözyaşları altında Gittiğim adreslerin hiçbiri seni getirmedi bana Senin yolunda attığım her adımda yalnızlığın acısını hissetsemde Seni aramaktan vazgeçip dinlenemem Gidişin kahretti beni........ AMA GEL DİYEMEM..................................
|
|
|
20 Nisan 2009 Pazartesi
12:34:58
|
|
|
Sen Sustun,Ben Kaçtım...
Uzuyor geceler yokluğunda, Aklımda bilmem kaçıncı kaçışım... Hani her çıktığımda yollarımın sonu sana çıkardı da, Yollara düşürürdün beni yine, suskunluğunla.
Konuşsaydın, Belki bitecekti gitmelerim, Gitmelerim ve çilelerim. Sen ise hep sustun, Sen sustun, ben kaçtım...
Vuslat değildi istediğim, Sadece sözlerini bekledim. Belki de bir şiir yazmanı, Ya da yazdıklarımı okumanı... Ama sen hep sustun, Sen sustun, ben kaçtım...
Kaderini kendimiz çizdik alnımıza, Ayrılığı kazıdık susukunluğumuzla, Kimseye kızma! Hakkımız yok buna, Zaman bizden yana değildi, Tek bahanemiz bu olsa....
Ve yine konuşmadın Ve ben yine kaçtım... Bu sefer senden çok uzaklara, Çok sevdiğim o şehri de terk ettim,umutsuzca.
Korkuyorum şimdi adım atmaya, Ya adımlarım sana doğru yol alırsa? Ne yaparsın karşında beni bulunca? Ya bu sefer konuşursan, Artık çok geç olsa da.... Ya keşkelerimizi çoğaltırsak? Ya da suskunluğumuzu?
Şimdi, Aklımda onlarca sorular, Bir de özlemin var.
Yokluğunda geceleri uzatıyorum, Bir sesini, Bir nefesini
kısacası seni,herşeyini
Çok özlüyorum.
|
|
|
21 Nisan 2009 Salı
12:32:27
|
|
|
Aşka Dair Hesaplaşmalar
Mey çalarken yüreğimin ince perdeden sızısını Aşklar gelip diziliyor yokluğumun yamacına bir bir Sesler çınlıyor içimde Ey aşk Kızgın mısın bana Bu surat bu gül cemal ondan mı yerlerde böyle Bilirim Bağışlamayacaksın beni Hem gönüllere aşk meyli verdirip hem kaçmak kimin haddine Anla aşk Ben çağırmadım o yürekleri böyle karşıma Sev demedim hiçbir faniye Gözüm yoktu yüreklerinde senden bir katre öteye Ben gül değil Gül bahçesini hayal ediyordum Gül ellerimdeyken Gülşen rüyaları kuruyordum Aşığı değil Aşkı kucaklamayı bekliyordum Oysa onlar aşk diyorlardı ellerime dokunduklarında, Ben aşkı bir sende tadarım Fani gönüller ırak bana Beyazlara bürüdüğüm ruhum zamansız tavaflara uyanıyor kuytunda Ben aşk diyorum Bedenler diziliyor kapımda Hangi göz Hangi yüz Hangi yürek Senin bir zerreni verebilir bana Milyarlarcayız Hepimizi toplasan Senden aciz bir nefesiz Şimdi aşk Kızma bana Ben bu varlığımı kirletemem Zamansız susuşların arifesinde patlayan Yalancı öpüşlerin koynunda Ben ne bir kuzuyum Ne de hayat kurt Ben yolunu kaybetmiş seyyahım Dünya varlıksız bir yok oluş Şimdi özleme beni Sevme Anma adımı ha bire Bırak kaybolayım dünya da Ben zaten kara yaslardayım Kovulmuşum mabedimden Yirmi iki senedir gurbetteyim Ellerimi bulamışım dünyaya Çırpındıkça kaybolmaktayım Bilir misin? Gölgeleri yoktur aslında her insanın Kimi zaman şehveti vurur Kimi zaman yalnızlıkları Gölge diye duvarlara Ben yalnızlığa emanetim Kaybolmuşlar gülse de bana Çevirdiğim et yığınlarına aşk diyip sarılsalar da Çocukça bir umutla Anladım aşk Sen çoktan terk-i diyardasın Ötelerden bakıp Zulmetlerde figandasın Ağlama Gün gelecek düşeceğim yine Dizlerinin dibine Saçlarım öpecek ellerinden Dikenleri temizleyeceksin yüreğimden O zaman kavuşacağım Gülşenlere Ey yar Al beni koynuna Sen dokun ben yok olayım Sen sev Ben varlığın da Kaybolayım Ne zamanlar gelse geçse Yüreğim senin bin asır öten de Şimdi kapadım gözlerimi Zaman akacak ellerimden Sen diye bir düş kuracağım Uzaklar bitecek bastığım yerde Hadi Kapa gözlerini dursun dünya Er geç huzura bulanacağım Kuytunda.
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|