|
| Gönderen | Mesaj |
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
14 Mayıs 2009 Perşembe
09:06:41
|
|
|
Biraz Kendinden Bahseder misin?Yeni tanıştığım birinden duyabileceğim ve beni en sinir eden cümle budur: Biraz kendinden bahseder misin? Edemem! Zaten bu soru ile sohbete başlamaya çalışan birine, kendimi anlatmayı gereksiz sayarım. Biraz Kendinden Bahseder misin? Yeni tanıştığım birinden duyabileceğim ve beni en sinir eden cümle budur: Biraz kendinden bahseder misin? Edemem! Zaten bu soru ile sohbete başlamaya çalışan birine, kendimi anlatmayı gereksiz sayarım. Fast-food yemeğe alıştığımız gibi, ilişkileri de hızlı tüketmeye başladık. Armut pişsin, ağzımıza düşsün istiyoruz. Tüm ilişkileri teknolojik hıza göre ayarlamaya başladık. Aşkımız, dostluklarımız, sevişmelerimiz, ne varsa yaşamı anlamlı kılan, hepsi hızla tüketilmek üzere mönü haline gelmiş. Paket program seviyoruz. Ne kadar ödeyeceğimizi ve gelecek olanın içeriğini bilelim istiyoruz. Ben sana 2 aylık sevgili olacağım, sen karşılığında ne vereceksin? Önce sevişelim, tenimiz uyuşursa bakarız, ilişkiyi götürebilecek miyiz? Bana bir gecelik ilişki + telefon numarası, yanında büyük boy seksi kadın verir misiniz? Lütfen paket olsun, evde yiyeceğim. Emek vermeye ne oldu? Kim kaldırdı aşkın üzerindeki fedakarlığı? Bana kendinden bahseder misin? “Sen bahset, ben bu arada gece seni nasıl eve atarım, onu düşüneyim. İnan, dinliyormuş gibi yapacağım, aradaki farkı anlayamayacaksın. Kaç kişiyi dinliyormuş gibi yaptım ben, antrenmanlıyım. Zaten hepiniz aynı şeyi anlatıyorsunuz. Aynı soruları sorunca muhabbet su gibi akıp gidiyor.” İşte bana kendinden bahseder misin cümlesinin altı bunlarla dolu. Ne üzücü değil mi? Bir de yeni moda çıkmış. Beyler arasında da yayılmış. Kadını etkileyen cümlelerden biri olarak hepsinin diline yerleşmiş. “ Sen farklı bir kadınsın. İçinde bir kız çocuğu gizli ama bunu kimseye göstermiyorsun. Ben o içindeki kadını gördüm.” Bunun benzeri cümleler, trend olmuş. Kadın da sanıyor ki, karşısındaki adam çok dolu. Bir anda adamla ilgili fikirleri değişiyor. Aman dikkat, bu tuzağa düşmeyin! Kendimi anlatmamı isteyen herkesten köşe bucak kaçıyorum. Zaman geçirmeden, paylaşmadan hatta bazen paylaşarak bile birini tanımak mümkün değil. Yarışmacı arkadaşlara başarılar dilerim tadındaki, keyifsiz, sığ, içi dolmayan muhabbetler, sadece hedefe giden bir yol. Gerçekten tanımak isteyen adam, zaman ayırır. Farklı ortamlara birlikte gider, karşısındaki kadını gözlemler. Onun duruşundan, konuşmasından, yediğinden, içtiğinden bir takım fikirler elde eder. Tartar, irdeler, hakkında çaktırmadan bilgi alır. Arkadaşlarını, ailesini, nasıl bir hayat yaşadığını adım adım öğrenir. Aşkı gelişinden tanırsınız. Gerçekten size uygun ve doğru yüreği bulduğunuz zaman, bunu hissedersiniz. Aşk dediğin bağıra bağıra gelir. Tepeden düşen çığ gibi, vakit geçtikçe büyür. O yüzden sonunda aşk olur mu acaba diye zaman harcamayın. Geldiğinde anlarsınız.Aşk asla bu cümleyle başlamaz: Bana biraz kendinden bahseder misin?
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
15 Mayıs 2009 Cuma
15:24:54
|
|
|
İlan-ı Aşk Ediyorum!İlişkileri erkeklerin başlatması kural mıdır? Kadınlık onuruna yakışmaz mı aşkını dile dökmek? Saklamak mı lazımdı bilemiyorum? Bildiğim tek gerçek var, seni seviyorum! İlan-ı Aşk Ediyorum! Günlerdir içimde biriken cümlelerim var. Sana coşan yüreğimi dindirmek mümkün değil. Aşk denilen bu oyunu, emin ol herkesten fazla bilirim. Tüm hamlelerini ezberlemiş, her hareketin karşılığında ne geleceğini bilen bir kadın olarak söylüyorum, ben oynamıyorum! Bu sefer, en azından bir kere daha aşka güvenmek için, bütün kirliliğinden, şartlarından, düzeninden ve kurallarından sıyrılarak, oyuna katılmıyorum. Bu yürek kaç sevda gördü bir bilsen? Kaç kez şahitlik etmiştir içinde sevgi olan yeminlere? Aşka olan inancımı kaç kere kırdılar, yine kalktım, yeniden denedim. Hiç bozmadım kalbimi, umutlarımı kirletmedim. Elimden geldiğince sakladım, korudum aşkı, hatta sen şifresini çözene kadar bir kasada kilitli duruyordu. Madem açtın artık kapıyı, görüldü yüzü içimdeki sevginin, o zaman dedim, sonuna kadar yaşayalım. Razı olacağım ne varsa bu ilişkide yaşanacak. Samuel Beckett’in sözleri geliyor aklıma: Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil, daha iyi yenil! En fazla bir daha kanar içim diyorum, ne olacak? Bir kere de sana kanmak istiyorum. Bize böyle öğretilmedi aslında. Duygularını saklamak, içindekileri bastırmak, aşkını itiraf etmemek, naz yapmak doğru gibi gösterildi. Genel geçer kurallara bakarsak da öyle duruyor. Kimseden olmasa, kendi yaşamımdan yola çıkarak biliyorum ki, bir erkeğe bu kadar gönül açılmaz. Sonra çok acıtırlar canını, ne varsa içinde iyiye, sevgiye ve güzele ait olan, kirleterek parçalarlar. Bütün bu aşk yasasının kanunlarını değiştiren tek bir şey var: Sen!Sana güveniyorum, biliyorum ki bu söylenenler içinden bir canavar çıkartmayacak. Kalleşliği peşinde dolaştırmayacaksın, ilk fırsat bulduğunda hançer batırmayacaksın bu büyük sevgiye. En azından inancım ve umudum var. Bu da çok büyük bir zenginliktir, kalp yolunda birleşmek isteyen biri için. Her ne yaşanacaksa elinde, kabul ediyorum. Fakirliği, ağlamayı, kahkahayı, acıyı ve tatlıyı, ne varsa paylaşalım diyorum. Üstelik laf olsun diye değil, hayatın tüm gerçeklerine rağmen söylüyorum. Beklentisiz sevmeyi denedim ama sensiz geçen geceleri bu yüreğe anlatamıyorum. Bir masal düşlemiyorum. Biliyorum ki, kavgasız, gürültüsüz geçmiyor ömür. Elbette sinir edecektir birkaç hareketin beni, belki kırılacağız birbirimize, hep gülistanlık değil ya yaşam? Olacaklara rağmen, gideceğini bir gün bilerek, şu kısa hayatta sadece az zamana sığacak olsa da seninle geçirilecek bir süre istiyorum. İşin özü sevgilim, dolabın bir kısmını boşaltıyorum, salondaki koltuğun sevdiğin bir köşesini, kütüphanemden rafları, sana ait bir çalışma masasını, iç çamaşırı dolabından bir çekmeceyi, iki balkondan birini; yatağımın, ekmeğimin, aklımın ve ruhumun yarısını; kalbimin ise tamamını teklif ediyorum. Yani ilan-ı aşk ediyorum, şu uzun yaşam yolculuğunda bana tanıklık eder misin?
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
12 Ekim 2009 Pazartesi
23:56:38
|
|
|
ayna
http://tr.netlog.com/aybernaz/photo/photoid=55202174 Adamın biri ilk defa gittiği şehrin tarihî çarşısına uğradığında en yakındaki dükkan sahibine selam verir: -
Hâtıra eşya almak istiyorum demiş. Ne tavsiye edersiniz? Dükkân sahibi olan yaşlı zât sakallarını şöyle bir sıvazladıktan sonra: -Buranın en meşhur malı aynalarıdır evlâdım demiş. Ama onları almaya güç ister.
Adam hiş tereddüt etmeden: -Ben yaşadığım şehrin en zengin insanıyım demiş. Benim için para mühim değildir. İhtiyar adam başını iki yana sallayıp: -İnşallah gücün yeter demiş. Çünkü kırallar bile alamadı onları.
Adam ses tonunu iyice yükselterek: -Benim elde edemeyeceğim şey yoktur diye atılmış.Fiyatları ne kadar? İhtiyar adam: -Seçeceğiniz aynaya bağlı demiş. Günümüze ait aynaları normal fiyata alabilirsiniz.Fakat eski aynalar pahalıdır.
Hele hele antikalara gücünüz yetmez. Ama geleceğin aynası bedavadır fakat onu görsen pek beğenmezsin. Adam merakından çatlayacak gibiymiş. Aynaları bir an önce görmek istediği için yaşlı adamın koluna girip dükkânın arka bölümüne geçmiş.
İhtiyar adam elindeki baston ile işaret ederek: -Sana ilk önce günümze ait aynayı göstereyim demiş. Çerçevesi gümüştendir Fiyatı ise sadece 3 altındır.
Adam duvarda asılı duran kristal aynayı kısa bir süre incelemiş. Ve ona bakarak kendine çeki düzen verdikten sonra: -Bunun bir özelliğini göremedim demiş.Evimde de bundan üç dört tane var.
Yaşlı adam seke seke ilerleyerek: -O halde bu aynaya bak demiş.Çeyrek asır öncesine aittir. Çerçevesi bakırdandır.Fiyatı ise yüz kese altındır. Adam: -Herhalde şaka yapıyorsunuz diye gülümsemiş. Böyle bir ayna on altın bile etmez.
İhtiyar adam can sıkıntısıyla: -Ben sana söylemiştim demiş. İsterseniz vazgeçin.
Adam biraz tereddüt ettikten sonra aynanın karşısına geçtiğinde bağırmamak için kendini zor zaptetmiş. Gözlerini ovuşturarak baktığı aynadaki görüntü onun yirmibeş yıl önceki hâline aitmiş.
Ne başının büyük bölümünü saran beyaz saçlar varmış bu görüntüde ne de yüzünü kırış kırış eden derin çizgiler.
Adamın aynaya takılan gözleri biraz sonra fal taşı gibi açılmış.Çünkü aynadaki gençlik görüntüsünün hemen arkasından sevdikleri geçiyormuş birer birer. Hayret içinde: -Aman Allahım! diye bağırmış.
Bu geçen annem değil miydi? Hem de henüz kanser olmadan önce. Hemen sonra en sevdiği teyzesi ve dayısı da geçmişler adamın görüntüsü ardından. Her ikisi de çeyrek asır önceki halleriyle.
Adam dayanamayıp başını çevirmiş aynadan. İhtiyar ise ona sokularak: -İstersen seni götüreyim buradan demiş. Zaten bir çok insan da öyle yaptı. - Hayır diye itiraz etmiş adam. Annemi özlemiştim dayımla teyzemi de. Peki demiş yaşlı adam. Şu gördüğün de antika aynadır. Çerçevesi ahşaptır. Değeriyse bin kese altın eder.
Adam son derece ürkek adımlarla ilerlerken korkusundan vazgeçmiş. Ama merakını yenemeyip aynaya baktığında çocuklar gibi çığlık atmış.
Yedi sekiz yaşlarında bir çocuk duruyormuş karşısında. Soluk yüzlü incecik dişleri dökük ve saçları dağınık bir çocuk.
Aman Allahım! demiş. Bu benim çocukluğum.Cebimdeki sapan bile duruyor. Adam biraz sonra sendeleyerek duvara tutunmak zorunda kalmış. Bu sefer yirmibeş otuz yaşlarındaki halleriyle annesi ve babası geçiyormuş geriden. Daha sonra da nur yüzlü dedesi. Annesi onu her görüşünde olduğu gibi öpüvermiş yanaklarından. Babası ise her zamanki şakacı hâliyle ensesine bir şaplak atmış yavrusunun. Adam kaçarcasına uzaklaşmış ayna başından. İhtiyarın yanına yığılmış ağlayarak. Yaşlı adam: - Gerçek aynalar böyledir evlât demiş. Bu yüzden de ulaşılmaz onlara.
Adam biraz olsun kendine geldiğinde dükkandan atmak istemiş kendini Fakat tam çıkacakken: - Bedâva aynalardan bahsetmiştiniz demiş. Onu da merak ettim. İhtiyar adam: -Ona bakmanı tavsiye etmem diye atılmış. Bugün fazla yoruldun. -Mutlaka görmeliyim diye ısrar etmiş adam. Bir hâtıra almadan dönemem bu şehirden. Yaşlı adam çaresiz kabul etmiş ve duvarlara asılanlardan farklı olarak dükkânın döşemesi üzerine oturtulan aynaya işaret edip:
Yerde gördüğün geleceğin aynasıdır demiş. Çerçevesi altından olup bedâvadır. Ama onu da hiçkimse almadı. Adam: - Geleceğin Aynası ha! demiş. Yani en son teknoloji ürünü. İhtiyar hiç sesini çıkarmamış. Adam ise emin adımlarla aynaya doğru ilerlemiş ve bakmak için yere eğildiğinde oraya yığılıp kalıvermiş.
Yaşlı adam müşterisinin cansız vücudunu kucaklarken: -Geleceğin aynasında ne göreceğini tahmin etmen ve ona göre hazırlıklı olman gerekirdi evlât demiş ve eklemiş: Senin de gücün yetmedi demek ki...
İhtiyar adam karşılaşacağı manzarayı bile bile müşterisinin başı ucundaki aynaya bakmış. Kuru bir iskelet görünü
|
|
|
13 Ekim 2009 Salı
02:07:21
|
|
|
Selam sahra hanım.Üç harika bir paylaşım.
1.cisinde "bana kendinden bahsedermisin" hiç bir sevgi dostluk böyle başalamaz sanırım.Konuşacak konuları olsa söze zaten böyle başlamazlardı.
2.sinde ise,kim olursa olsun sevgisini açıkca dile getirmeli.
3.sü harika bir hikaye.Sanırım kimsenin gücü yetmez o aynalara.
4.sü ise bunlarda benim düşüncelerim
sevgilerimi gönderiyorum
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
13 Ekim 2009 Salı
21:12:46
|
|
|
|
apo bey selam tşkr ler harikasın
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
19 Ekim 2009 Pazartesi
10:29:52
|
|
|
Uzaklarda bir rıhtımda, Ayaklarımı suya salsam, Dümensiz bir gemi olsam, Dolaşsam kendimce, Vursam sahile, Beni arar mısın?
Billur olsam, aksam, Girsem toprağın koynuna, Hayat versem, Yağsam üstüne, sırılsıklam etsem, Islatsam tenini, Dökülsem yüzüne, Beni içer misin?
Üşütsem soğukta, hapşırsam, Öksürsem derinden, Üşüsem geceden, gündüzden, Güneş`ten, Üstümü örter misin?
Korksam geceden, İrkilsem karanlıkta kuş sesinden, Islatsam yastığımı terimle, Beni sarar mısın?
Yansam, kavrulsam, Sönmeyen bir akkor olsam, Biz gezgin olsam çölde, Serabım olur musun?
Yaprak olsam, uçuşsam, Gül olsam en alından, Yasemin olsam, salınsam rüzgârda, Karanfilin olsam, Aşk olsam, Beni koklar mısın?
Mavi bir balon olsam bir çocuğun elinde, Değsem bir dikene, Uçamasam, Bana üzülür müsün?
Gitsem, Varsam uzaklara, Ağlasam sensizliğime, Olmasan yanımda, Olmasam yanında, Beni özler misin?
Bir gece yatsam, Uyusam derinden, Bir daha hiç uyanmasam, Ardımdan ağlar mısın? 
|
|
|
Sweety love (sweetylove)
1
|
|
19 Ekim 2009 Pazartesi
20:45:00
|
|
|
İncindim, incitildim derinden Terkettim kendimi
Tesadüfen karşılaştım içimde Kendimle yeniden
Bir minicik kız çocuğu bak Duruyor orada hâlâ Anlatamam gördüklerimi O neşeli çocuğa
Artık beni asla yaralayamaz Hayat eğer istemezsem Yıllar beni kolay yakalayamaz Ben durup beklemezsem
Siz yine de incelikli davranın Benim kadar değilse de
Ben bu yüzden, incelikler yüzünden Belki daha çok üzüldüm
|
|
|
20 Ekim 2009 Salı
12:43:24
|
|
|
Bir Sen Kaldın Düşlerimde Kirletemediğim Şeyma Üzümcü dökülen her gözyaşı mutluluğa inat bir balyoz gibi iner yüreğime
hatıralar; buzlu camın arkasından bakar gibi belli belirsiz ifadeler yükler omuzlarıma hayat dediğin zaten alışmış ruhumu acıtmaya
bir sen kaldın düşlerimde kirletemediğim üstüne birikmiş mutsuzlukları yığamadığım alıştığım acıyı bulamadığım
değişmeni istemiyorum her güzel başlayan şey gibi sonradan kötüleşmeni benim kara listemde olmanı istemiyorum
anla artık bu kadar güzel şey bulmuşken sende kalbimi alıştırmışken sana bir de yokluğuna alıştırma beni bizimkisi her aşk gibi olmasın sonu 3 damla gözyaşı arkadan edilen beddular ve hayal kırıklıklarıyla son bulmasın..
|
|
|
5 Kasım 2009 Perşembe
10:16:10
|
|
|
İçimdeki çocuğu özledim
Her insanın içinde bir çocuk vardır. Bizler o çocuğun büyümesine asla izin vermeyiz. Yılların alnımızda bıraktığı kırışıklıklara aldırış etmeden, yaşlanmadığımızı onunla haykırırız tüm dünyaya. Onunla yaşayamadıklarımızı yaşarız. O çocuk, bizimle aramızda hep bir sır kalmıştır. Onu hep gizli yerlerde çıkarır, gezdiririz, oynatırız. Gecenin bir yarısı çıkarız dışarı. Karanlığa sığınınarak, kuytu bir parkta onu kaydırırız, salıncakta sallarız özgürlüğe uçururcasına.... Çıkarız yüksek dağların zirvesine nefesimiz çıktığı kadar haykırırız hayatı, zaferi kazanmışçasına, kötülüklere karşı... Tek başımıza saklambaç oynatırız ona ağaçların, duvarların arkasında ... Hiç bulunamamacısına.... Kendimizle baş başa kaldığımızda muziplikler yaparız gizli gizli. Bazen kendimize güleriz. Bu sen misin deriz. Şaşırmış halde... Aynaya bakarız ilk ve son masumluğumuzu görmek adına....Kendimizi beğeniriz, nanik yaparız yaramazca.... Hani derler ya " bana düşlerini kiralar mısın abi? Ayakkabılarını bedava boyarım" öyle güzel düşler aramak isteriz. Bir su birikintisi gördüğümüzde üzerinde zıplamak isteriz dizginlenemeyen yaramazlığımızla.... İçimizdeki çocuk çok şey istemez bizden. Sevgi ister, güven ister, özveri ister, kendin olmak ister, masumluk ister, derinlik ister. Daha doğrusu kendin olmak ister. Başkaları ne diyecek. Nasıl düşünecek diye düşünmek istemez. İçinden geldiği gibi yaşamak ister... Bırakalım artık içimizdeki çocuk hep mutlu olsun. Kimsenin onu yok etmesine izin vermeyelim. Onu içimizde hapsetmeyelim. Çözelim kelepçelerini, özgürlüğe salıverelim. Dünyanın karanlıklarını onun gözlerindeki parıltıyla aydınlatalım. Onun minicik kalbiyle atsın kalbimiz . Onun masum gülüşleriyle gülelim, sinsi gülüşlerden arınmış halde. Ağlarken de onun gözyaşlarını akıtalım. Yüreğimizden geldiği gibi, yalansız, gösterişsiz... Ben o çocuğu çok özledim. Yıllara onunla meydan okumak istiyorum. Onu çok arıyorum. Onda, saklı kalmış güzelliklerin hayalleriyle teselli buluyorum. Ama o çocuk gelmiyor bana. Küs olmasından korkuyorum...
alıntı
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
5 Kasım 2009 Perşembe
12:52:51
|
|
|
|
eline sağlık apo bey
|
|
|
9 Kasım 2009 Pazartesi
16:10:18
|
|
|
Merhaba Sahra hanım.Umarım iyisinizdir.Buralar iyice çölleşti.Kimseler uğramıyor artık.Bende dahil Bakıyorum kimseler yok.Bende elimi eteğimi çektim.
Sevgilerimi yolluyorum
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|