40+ve sonbahar > Mesaj Panosu > MESELA

MESELA


GönderenMesaj

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
2 Şubat 2009 Pazartesi 00:46:54
Mesela
 
ucuz,salaş bir yere gitmeli
şöyle deniz manzaralı
bir büyük rakı söylenmeli,
güz yeline yaslanıp
balıklardan barbunya,tekir
mezelerden
-kafana göre getir- demeli
haydari,arnavut pilaki
arada midye tava, kalamar
beyaz peynir ve kavun illaki

cam kenarı bir masaya oturmalı,
dünü tırnak içinde senli
örtüsü aydınlık desenli
İki kişilik mutluluk,salata tabağında
çiçeklerden unutma beni
bir sürü neden bulmalı bağışlanacak,
karşı kıyının sözleri
kaçırmamalı gözleri

önce altlık yapmalı
kızarmış ekmek,tereyağıyla
sonra yemeli,içmeli
eller tutmalı elleri
denizi sofra gibi alıp önüne,
gece göğü
hafiften gülümsemeli
omuza yaslanmalı
çok bildik bir saç
göğüs geçirmeli
iç titremeli

canlı müzik de olmalı
ut,kanun veya tambur
eskimeyen eskilerden çalmalı
kağıt peçetelere yazıp şarkıları
- söylermisiniz-demeli
hüzünlenmeli bir dalganın köpüğü
şarkılara eşlik etmeli
sonra gülmeli yine,eğlenmeli,
düşlerin kıpırtıları
bir ufak rakı daha söylenmeli

cam önünde martılar uçuşmalı,
utancı boşveren
yosunun kokusu,denizin sesi gelmeli
eksik yaşanmışlardan konuşmalı
olur olmaz şeylere gülmeli
anımsamalı,pişmanlık duymalı
sarhoş olmalı
garsonu çağırıp biraz sohbetlemeli
saçma sapan sorular sormalı
İlki sevdanın rengi olmalı
mordan pembeye
sonra-tadı nasıldır- demeli
sesi,kokusu
sıcak mıdır yakar mı
serin mi,soğuk mu
ömür biçilmiş midir,ne kadar yaşar?
karides güveç çekmeli canımız
üzerine eritilmiş kaşar

teşekkür edip söyleyip,çalana
bahşişi yüklü tutup
hesabı ödemeli garsona
şekersiz birer kahve içmeli,
açlıkların doymuşluğu
garsonla tokalaşıp,
-iki taksi çağırır mısın-demeli
kalkarken az sendelemeli
sonra kolkola girmeli
-bir gün yine- diye anlaşmalı
öpüşüp vedalaşmalı....

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
2 Şubat 2009 Pazartesi 00:49:53
Bir Şiirin İkinci Mısrası
 

durmadan uzaklara gidiyorsun
....ne tuhaf
ve ben,
en sensiz hikayeler uyduruyorum soranlara
içimde zamansız korkular
herkes gibi diyorum
herkes kadar
sahi diyorum
sandığınızdan daha da fazla
sonra...
bir şiirin ikinci mısrasını seviyorum
saçını okşuyorum sözsüz
elini tutuyorum çekingen
gözlerinin içine içine bakıyorum
üşüyor secdede dünüm

sonra...
bir şiirin ikinci mısrasını yakıyorum
canım yanıyor can kızılı
canın yanıyor,
artıksız sözlerinde dudağı bal
utancı al
ve merhemi suskun alfabe seslileri
ezber bozuyor,
imlası bozuk gecelerimde
bir şiirin ucunu yakıyorum
az ötesini ilk sözcüğünün
bir dizesinin hiçbirini
....ne tuhaf
bir şiirin,
ikinci mısrasını unutuyorum sonra

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
2 Şubat 2009 Pazartesi 00:53:43

Mesela ben/Mesela seninle......

halbuki benim sana hissettiklerim bundan ibaret değil;
ben seninle bunun dışında şeyleri de yaşamak istiyorum
ve
paylaşmak ….
sana yazmak yerine
konuşmak istiyorum...
yazmak yerine
yaşamak istiyorum...

mesela seninle uyumak istiyorum...
ve
uyanmak...

neler
______daha

neler

mesela seninle aynı şeye bakabilmeyi istiyorum...
mesela salataya soğan doğrayabilmeyi...
mesela seninle birbirimizi boyayabilmeyi...
sonra geçip karşımıza ağız dolusu gülebilmeyi...
sonra sağanak gibi ağlayabilmeyi...
mesela bir çocuğun elinden tutup
ona
neyi bilmesi gerekiyorsa
onu öğretebilmeyi...
bir lise öğrencisinin delikanlı coşkusu içinde
sularla seni ıslatabilmeyi...
sonra kurulayacağım diyerek
yumurtalı una bulayabilmeyi...
mesela rüzgarda üşümeyi...
mesela yağmurda yürüyebilmeyi...
mesela nar yiyebilmeyi...
mesela çilekli bir dondurma tadında
birbirmizi sevmeyi...
şeftali kokusu gibi içime çekmeyi...
mesela sinemaya gidebilmeyi...
mesela çok istediğim pahalı bir resmi alabilmek için
para biriktirebilmeyi...
mesela heyecanla bir haberi beklemeyi....
mesela bir fıkraya gülebilmeyi...
mesela düşünmeyi...
mesela kafa kafaya verip hınzır planlar üretmeyi
sokaktan geçen arabalara çürük meyve atmak gibi...
mesela eşkıyalık işleri
yalnız efe düşleri gibi...
yapamayacağımız
ya da
yapabileceğimiz
ne varsa
bütününü yapabilmeyi...
ne bileyim
geçenlerde dişin ağrımıştı ya...
işte
öyle
seninle
bir ağrıyı çekebilmeyi...

mesela seninle................................................................................................
..................................................................................................

o kadar çok ki meselalar.................................................................................
..............................................................................................................................
....................................................................

mesela seninle ölebilmeyi..............................................................................

MESELA ŞİMDİ SEN HABERSİZCE ÇEKİP GİTTİN VE..........................

mesela ben ………………………………………………

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
2 Şubat 2009 Pazartesi 00:57:38

Mesela

Mesela. şimdi.
Boş durma zamanı değil.
Bir şeyler yapalım.
Mesela.AŞIK olalım.

Mesela acı cekmek.
Boş durmaktan iyi bence.
Mesela küfretmek.
Ona buna sataşmak.

Bunca iyi. kötü şeyler varken.
Mesela.kötü şeyler yapalım.
Sevişelim.mesela.
Boş durmaktan iyi bence.

Mesela.şarab içelim.
Kendimizden gecelim.
Sokaklarda nara atalım.
Mesela rahatsız edelim onu bunu.

Birşeyler yapalım.
Boş durmaktan iyi bence.

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
2 Şubat 2009 Pazartesi 01:02:08

Yani...Meselâ...

Meselâ diyorum,
koşar adım çıktığın merdivenlerin
kapısını çaldığın düşlerin ardında
seni karşılayan hep ben olsam

sanki mırıldanır gibi ortasında uykunun

sessiz sedasız yüz sürüp elâ gözlerine
rengarenk dolaşsam hücrelerinde
ilmek ilmek çözülse suskunluğun

Meselâ,
gittiğin sokaklarda
peşine düşsem öperek ayak izlerini
ki; geldiğin bütün yollar yine bana çıksa

acısını soğutsa umudum yokluğunun

usulca koyversen kendini ellerime
sarıp sarmalasam yüreğini
kırılıp dağılsa tüm yorgunluğun

Meselâ,
için kavrulduğunda
bir yudum suyun ben olsam
kana kana içsen avuçlarımdan

çiçeğe dursa gülüşü sonsuzluğun

kuşağı nakışlı bir gökyüzünde
yağmura karışsak nefes nefese
azalsa tuzu aç susuzluğunun

Yani, meselâ diyorum…

Sibel (bibik)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
233
2 Şubat 2009 Pazartesi 07:26:37

Sibel (bibik)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
233
2 Şubat 2009 Pazartesi 07:36:02

 

Ben mesela alıp elime bulutu
şiir diye yazabilirim seni
Kuşlar altından geçer
Kanatları perçemine değer

Mesela kul olabilirim seni sevmekle
Buğdaydan un üzümden sen çıkarırım

Aklımı alır kuşlar
Bulutların altında uçarlar...

Ben mesela bir yıldıza adını kazıyabilirim
Uçsuz olursun bir süre bucaksız olursun
Öyle ki ben hariç çepeçevre ıssız olursun
Severek karanlığı kayarız göz uçlarından

Şipşak bir niyete tutuşurlar
Bizi tanımayanlar...

Ben mesela göğü senle yarabilirim
İşaret parmağıma gölgeni takıp
Geçebilirim 7 katından tek tek

Seni bağrıma basıp sonra
Mesela aşk için kavrulabilirim
bu defa tersinden
Yere 7 kat ta ciğerine toprağın işleyebilirim

Öyle ki tufanı da depremi de sen diye yutturabilirim
Sağlam kalelerde muhafazalınmış aşksızlara
Onlar ılıman bir uykuda iken
Ben senle donabilirim mesela

Yada aşk elinden bir kutsal ateş...

Ben mesela
Seni sevebilirim sevmeliyim de

Kovulsam da makamından arsız olmalıyım
Utanmayı keşfedebilmek için
Mesela eski bir şarkıya ağlayabilmek için...

Mesela beni senin üzerinde yürüyorum say
Say ki başkaca yol yok ayak izlerinden başka
Sızlıyor yön bilmez avuçlarım terlemiş heyecanından
Mesela o vakit seni bir çiçek gibi yakama takarım
Filinta gibi gençliğime bakarım...

Mesela ben seni şiir diye yazarım
ömrüm okur mısralarını...

Sahra basak (senanurr)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1468
2 Şubat 2009 Pazartesi 21:24:09

HAYATINIZDAKİ BÜYÜK TAŞ PARÇALARI HANGİLERİ


Zamanın iyi ve üretken olarak kullanımı konusunda zaman zaman kurslar
düzenleniyor. İşte bu kurslardan birinde zaman kullanma uzmanı
öğretmen,çoğu
hızlı mesleklerde çalışan ögrencilerine:

- "Hadi, küçük bir sınav yapalım" demiş.

Masanın üzerine kocaman bir kavanoz koymuş. Sonra bir torbadan irice kaya
parçaları çıkarmış, dikkatle üst üste koyarak kavanozun içine
yerleştirmiş.
Kavanozda taş parçaları için yer kalmayınca sormus:

- "Kavanoz doldu mu?"

Sınıftaki herkes,

- "Evet, doldu" yanıtını vermiş.

- "Demek doldu ha" demiş hoca.

Hemen eğilip bir kova küçük çakil taşı çıkartmış, kavanozun tepesine
dökmüş, kavanozu eline alıp sallamış, küçük parçalar büyük taşların sağına soluna
yerleşmişler...

Yeniden sormus ögrencilerine:

- "Kavanoz doldu mu?"

İşin sanıldığı kadar basit olmadığını sezmiş olan ögrenciler,

- "Hayır,tam da dolmuş sayılmaz" demişler.

- "Aferin" demiş zaman kullanım hocası. Masanın altından bu kez de bir
kova dolusu kum çıkartmiş. Kumu kaya parçaları ve küçük taşların arasındaki
bölgeler tümüyle doluncaya kadar dökmüş.

Ve sormus yeniden:

- "Kavanoz doldu mu?"

- "Hayır dolmadı!" diye bağırmış ögrenciler. Yine

- "Aferin" demis hoca.

Bir sürahi su çıkarıp kavanozun içine dökmeye baslamış. Sormuş:

- "Bu gördüklerinizden nasıl bir ders çıkarttınız?"

atılgan bir ögrenci hemen fırlamış:

- "Şu dersi çıkarttık. Günlük iş programınız ne kadar dolu olursa
olsun,her zaman yeni işler için zaman bulabilirsiniz."
- "Hayır" demiş ögretmen. "Çıkartılması gereken asıl ders şu;

Eğer büyük taş parçalarını baştan kavanoza koymazsanız daha sonra asla
koyamazsınız."

Ve tabii, herkesin kendi kendisine sorması gereken soruyu sormuş:

- "Hayatınızdaki büyük taş parçaları hangileri?

Onları ilk iş olarak kavanoza koyuyor musunuz? Yoksa kavanozu kumlarla ve
suyla doldurup büyük parçaları dışarda mı bırakıyorsunuz?"

Ya siz? Kaya parçalarına öncelik veriyor musunuz?