40+ve sonbahar > Mesaj Panosu > herkese yeniden merhaba

herkese yeniden merhaba


GönderenMesaj

Baran (barantalay)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1249
27 Temmuz 2009 Pazartesi 13:57:35



 (Az Eylemiş)

Gökyüzüne ağız verip gecesini gün eylemiş
Ya neylesin gün görmeyen ya neylesin
Daraldıkça yüreğini zor eylemiş
Zaman olmuş hırçınlığı huy eylemiş
Ya neylesin durgun suda çağıltısız ya neylesin

Yorulanlar dili bülbül kini sümbül eylemiş
Yaş eylemiş şaş eylemiş düzenbazı baş eylemiş
Direnenler yılı yıla derdi derde taş eylemiş
Uykuları kuş eylemiş özgürlüğü düş eylemiş
Zaman olmuş sızıları usul usul boş eylemiş
Acıları aş eylemiş bir dilimi beş eylemiş


Nihat Behram

Sahra basak (senanurr)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1468
27 Temmuz 2009 Pazartesi 22:15:06

aaaa merhaba  siz hayattamıydınız  siz buraları terk ederken  bizler hep burdaydık  ama şimdi siz geldiniz buraları ıssız  bu aralar yani tüm site  tatile gittiler diyelim bende tedaviden yeni döndüm yakında hareketlenir  ama  siz kaçarsanız yine göremezsiniz  neyse  bu kadar sitem yeter 

hoş geldiniz diyelim umarım iyisinizdir

Mahmut (xcandan)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
0
27 Temmuz 2009 Pazartesi 23:39:26
SELAM ARKADAŞLAR NASILSINIZ..

Must (elinoglu)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1235
27 Temmuz 2009 Pazartesi 23:40:17
nasılsınız  kacın cı kur  ü alıyosunuz

Sahra basak (senanurr)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1468
31 Temmuz 2009 Cuma 17:00:47
tşkr mahmut bey  iyiyiz inşallah sizde öyle umarım

Sahra basak (senanurr)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1468
31 Temmuz 2009 Cuma 17:02:31
eloğlu 5 kemo 28 radyo 3 seans breaki terapi aldım bitti şükür ama umarım geri gelmez çok risk altındayım 5 yıla kadar  heppinize sağlıklı günler

Sahra basak (senanurr)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1468
10 Ağustos 2009 Pazartesi 20:11:39
iyi bir hafta dilerim sevgilerimle...



 
 


 

 

Hayat Ertelemeye Gelmez.

Hayatta neleri ıskaladığımızı hiç durup bir düşündünüz mü? Bir şeyi tercih ederken aslında nelerden vazgeçtiğimizi?

Nasılsa hep birlikteyiz diye en yakınlarımızdan neleri esirgediğimizi? Neyse, bu hafta olmadı, haftaya inşallah

diyerek neleri, belki bir ömrü ertelediğimizi? Bu kadar emin miyiz bizim için veya sevdiklerimiz için bir yarın olduğuna

gerçekten? Peki ya yoksa

15 dakikalık uyku için güzel örtülerde peynirli, domatesli; ballı, kaymaklı kahvaltıdan vazgeçiyoruz, kuru bir

simide talim oluyoruz. Servise bindiğimizde sıcacık bir gülümsemeyi ve hatta bir günaydını esirgiyoruz iş

arkadaşlarımızdan. İşe gelince de sıradan bir nasılsın deyip arkadaşımıza, cevabını bile dinlemeden telaşla işe

girişiveriyoruz. "Dün buradaydı ve iyiydi, nasılsa yarın da burada olacak" diye mi düşünüyoruz? Peki ya yarın işe

geldiğimizde onun acı bir trafik kazasında hayatını kaybettiğini öğrenirsek

çocuğumuz bacağımıza sarılıp çekiştirdiğinde şimdi olmaz, şu bulaşığı bitirmem gerekiyor. Ya da…

Dur şimdi, önemli bir haber izliyorum, görmüyor musun diyerek küçük bir öpücüğü, bir kucaklaşmayı bile

erteliyoruz çok zaman. Zaman ilerlediğinde, çocuğumuzun küçüklüğü hakkında bir şeyleri hatırlamak isteyip de

hatırlayamadığımızda artık çok geç olmayacak mı?

Yağmurda şemsiye açıyoruz, şöyle deli gibi ıslanılacak kaç yağmur daha görebileceğimizi bilmeden 20 dakikalık

yol için otobüse biniyoruz, ne zamana kadar yürüme kabiliyetine sahip olacağımızı bilmeden ya da engelli birinin

yürümek için neler verebileceğini düşünmeden

Her tercih bir vazgeçiştir aslında

Takip ettiğimiz bir diziden vazgeçmemek uğruna, arkadaşlarla yapılacak hoş sohbetlerden vazgeçiyoruz.

Para, kariyer, şöhret uğruna ailemizden, dostlarımızdan, değerlerimizden ve hatta hayatımızdan vazgeçiyoruz.

Hangi zamanı kimlerden çalıyoruz, çantada keklik gibi gördüklerimizden mi?

Sokakta kafamız önümüzde yürüyoruz; öten kuşları, yeşeren ağaçları, flüt çalan küçük çocuğu, size bakıp

gençliğini hatırlayan yaşlı teyzeyi bile fark etmeden, öyle hızlı hızlı geçip gidiyoruz hayatın kıyısından.

Ya da hayat geçiyor bizim kıyılarımızdan ve bir türlü uzanıp yakalayamıyoruz. Çünkü hep yetişilecek bir yerler

oluyor hayatta, hep yetiştirilecek bir işler, hep kaçırılmaması gereken otobüsler, uçaklar

Peki ya kaçırdıklarımız, yetişemediklerimiz ve tabii yetişilemediklerimiz

Şöyle bir hikâye anlatıla gelir:

Meksika´da İnka tapınaklarına çıkmak isteyen Avrupalı bir grup arkeolog, birkaç yerli rehberle yola koyuluyor.

Dağın tepesindeki tapınaklara giden uzun yolu, kısa bir sürede yarılıyorlar. Aynı hızlı tempoyla biraz daha yol

aldıktan sonra, yerliler kendi aralarında konuşup birden yere oturuyor ve böylece beklemeye başlıyorlar.

Tabii Avrupalı arkeologlar buna bir anlam veremiyorlar. Saatler sonra, yerliler kendi aralarında konuşup

tekrar yola koyuluyorlar, sonunda tepenin üstündeki görkemli İnka tapınaklarına geliyorlar.

Arkeologlardan biri, yaşlı rehbere soruyor, ´Hiç anlayamadım, niye yolun ortasına oturup saatlerce yok yere

bekledik?´ Yaşlı rehberin cevabı o kadar güzel ki; ´Çok kısa sürede çok hızlı yol aldık, ruhlarımız bizden çok

uzakta kaldı. Oturup ruhlarımızın bize yetişmesini bekledik...´

Bir gün geri dönüp baktığımızda her şey için çok geç olacak ve muhtemelen ruhlarımız taaa çocukluğumuzda

kalmış olacak; saf, temiz ve yavaş. Ve pişmanlıklarımızı yaşayacağımız bir hayatımız bile olmayacak.

O zaman yarın değil bugün, hemen şimdi.