40+ve sonbahar > Mesaj Panosu > AŞK hakkında

AŞK hakkında


GönderenMesaj

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
1 Mayıs 2009 Cuma 12:05:23

YANAN ATEŞİ CANLI TUTUN



“Aşktan ne anlıyorsanız, gerçek aşk odur. Aşkın tek tanımı yoktur” diyen Prof. Dr. Tarhan, aşkın karşısına çıkabilecek en büyük engelin tarafların davranışları olduğunu söylüyor. “Aşk karın doyurmuyor” diyenler aşık olmayı bilmeyenlerdir diyen Tarhan, şöyle devam ediyor: “Aşk denildiğinde sadece cinselliği anlayan erkek bakışıyla, aşk denildiğinde sadece romantizmi anlayan kadın bakışı aşkı çok kolay tüketir.” Aşkın uzun bir yolculuğa çıkmak veya yanan bir ateşi seyretmek gibi olduğunu belirten Tarhan, “Bu ateşe aşkla bakanlar, onu canlı tutmak için çalışmazlarsa, sönmesine engel olamazlar.

Aşkın kısa sürmesinin nedeni, aşıkların ateşin içine atılıp yanmanın gerekli olduğunu düşünmeleridir. Beslenemeyen ateş söndüğü gibi, bakımsız bir ilişki de kolayca sönecektir” diyor. İyi bir aşık olmanın yollarını ise şöyle sıralıyor:

İNATÇILIK EN BÜYÜK DÜŞMANDIR

-Erkek romans verir, seks ister. Kadın ise seks verir, romans ister. Taraflar bunu mutlaka bilmelidir. Aşk H2O yani su olmaktır. Oksijen ve hidrojen atmosferde özgürdür. Birleştiklerinde yaşam kaynağı su olurlar ama artık özgürlükleri sınırlanmıştır. Hem özgür, hemde iyi bir aşık olunamaz.

-İyi aşık önce sevdiğini anlamaya, sonra kendini bilmeye ve değiştirmeye, en son aşamada ise partnerini değiştirmeye çalışır. Bu sıra bozulursa, aşk büyük zarar görür.

-İyi aşıklar sıkıntılı durumlarda kişiliklerinin bir bölümüne tampon görevi verirler. Önce olayları yumuşatır, sonra tepki gösterirler. Düşünce katılığından vazgeçip, düşünce esnekliğine bürünürler. Çünkü inatçılık, aşkın en büyük düşmanıdır.

-İyi aşıklar, günlük ve anlık ihtiyaçları ile uzun vadedeki amaçları arasında denge kurmayı başaran insanlardır.

-Aşkın en büyük düşmanı; bencil bir vericiliktir. Bu yapıdaki kişiler, bir şeyler verdikten sonra karşılık bekler ve aşık oldukları kişiyi kendilerinin bir parçası gibi görürler. duygunun esiri olmaktan korunmak gerekir.

Aşkın size kurduğu tuzaklara yakalanmayın

Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bir insanın aşıkken düştüğü başlıca tuzakları şöyle sıraladı:

Aşkın birinci tuzağı, bu duygunun ‘bir insanın diğer insanın içinde kaybolması’ olarak anlaşılmasıdır. Karşı tarafın özgürlüğünü yok eden bir aşk, kesinlikle devam etmez.

-Aşkın ikinci tuzağı, güven duygusunun hasar görmesidir. Aşk yolculuğunda fırtınalı dönemlerde gemiyi ilk terk eden olmak, güveni zayıflatır ve aşka büyük zarar verir.

-Aşkın üçüncü tuzağı, her şeye pembe gözlükle bakmaktır. Bu, insanı gerçeklere hazırlıksız ve doğabilecek zor şartlara karşı dayanıksız kıldığı için hayal kırıklığına uğratır.

-Aşkın dördüncü tuzağı, yanlış anlaşılan bir feminizm olgusudur. Kadın ve erkek arasındaki ilişkiyi kadın-erkek savaşlarına dönüştüren feminizmin, aileyi ve aşkı kurban
eden halinin mutlaka önüne geçmek gerekir.

Aşk acısı çekenler öç almak için yeni birine koşar

Aşk acısını unutmaya çalışmanın en sık rastlanan yolunun yeni bir aşk arayışına yönelmek olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan ekliyor: “Ancak öç alma duygusu ile hareket edilirse, yeni bir maceraya girilir. Amaca yönelik aşk, içinde bilgelik olan ve devamlılık barındırandır. Yaşam amacını unutmadan aşık olmayı başarmak, emek ve yatırım gerektirir.”

Adamın biri Nasrettin Hoca’ya, “Eşeğimi kaybettimne yapayım?”diye sormuş. Nasrettin Hoca içinde bulunduğu topluluğa dönmüş ve “Aranızda aşık olmayan varmı?” demiş. Bir kişi, hiç aşık olmadığını söylemiş. Bunun üzerine
Hoca, eşeğini kaybeden adama dönerek, “Aradığın eşek bulunmuştur” demiş ve konuya noktayı koymuş. Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Nasrettin Hoca`nın da belirttiği gibi, aşkı yaşamayan bir insan kendini çok insani bir duygudan yoksun bırakmış demektir” diyor. Aşkın iyi bir ilişkinin sebebi değil sonucu olduğunu belirten Tarhan, ekliyor:

“İyi bir aşık olmak, iyi evlilik için yeterli değildir. Bu nedenle, iyi aşıklar birbirlerine tutkuyla bakan ve sarılanlar değil, aynı yöne benzer biçimde bakanlardır. Pozitif ilişki kurulamıyorsa,
aşk buhar olup uçar.”

Sahra basak (senanurr)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1468
2 Mayıs 2009 Cumartesi 16:36:39
Bir Kadın Nasıl Gider?İlişkide erkekler sıkıldıklarını belli ederler. Bu iş yürümeyecek düşüncesini, gözünüze sokarlar. Önce gereksiz kavgalar başlar. “Sen zaten hep böylesin” cümleleri yerleşir diyaloglara, “şunu yapmandan nefret ediyorum” alt metni üstüne, binlerce söz edilir. Elleri ayrılır erkeklerin, televizyon karşısında el ele oturuşlar biter, herkesin kendi koltuğu vardır ve artık uyku gelince yatağa gitmek zor gelir. Çoğu zaman kadının üstüne örttüğü battaniyeyi, sabaha karşı üstünden attığı için, üşüyerek uyanan adam, sessizce yatağa gider, hiç dokunmadan, çalar saatini sesini bekler tan vaktinde. Akşam toplantılar çıkar, seyahatler girer araya işi müsaitse ve eve gelince, nasılsının yerini alır yemek mönüsünü sormak. Görev gibi, tatsız ve uzun aralıklarla yapılan sevişmelerin acısına, ihanet eklenir. Dışarıdaki konuşmaları kulağına gelir kadının, çocukları için evliliğini yürüttüğünü söyler herkese adam ve hiç hatayı kendinde aramaz. Kafasına göre birini bulmadan, bir dala tutunmadan, başka bir tene dokunmadan gidemez adam, gideni de zordur.Yani, bir erkek ilişkiden gideceğini hem belli eder, hem bağıra çağıra anlatır. Şiddete varan gece yarısı kavgalarında, alkol limitini aşmış ve kim bilir hangi hayali aşkı bırakarak gelmenin kızgınlığını çıkarır, saatlerce beklemiş olan kadından. Bu kadar basittir, bakarsın yüzüne ve anlarsın ki, o adamda artık sevgiye dair hiçbir şey kalmamıştır. Kadınlar böyle gitmez aslında gidemez. Çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. Birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der. Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. Ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına ötelenir. Kadınlar inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip çıkarlar. Bu yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar. Sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır. Genellikle ne cevap alır? Abuk sabuk konuşma! Gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır. Yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini bilemez. Bir kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının. Yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. Daha önemlisi, o adamı hala seviyordur. Kadın susarak gider! En önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir. O gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir. Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. Yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir. Kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir. Her akşam eve geldiğinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın sessizce gider. Ne mutfağında yemek pişiren, ne yan koltukta televizyon izleyen, ne gece ruhunu kenara koyarak yatakta sevişmeye çalışan kadın, artık o kadındır. Bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir.

Sibel (bibik)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
233
31 Mayıs 2009 Pazar 23:35:14