| Gönderen | Mesaj |
|
7 Ocak 2009 Çarşamba
10:26:04
|
|
|
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
7 Ocak 2009 Çarşamba
22:52:13
|
|
|
|
|
|
7 Ocak 2009 Çarşamba
22:54:29
|
|
|

|
|
|
7 Ocak 2009 Çarşamba
22:56:13
|
|
|
 
|
|
|
7 Ocak 2009 Çarşamba
23:02:43
|
|
|
iyi geceler
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
7 Ocak 2009 Çarşamba
23:29:03
|
|
|
fazla gülmeyin dişleriniz görünüyoooooooo
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
7 Ocak 2009 Çarşamba
23:58:04
|
|
|

YORGUN SAVAŞÇININ ŞİİRİ İnsan bir açmaza düşmeye görsün Başlamasın bir çöküntü yürekte Ölümdür o yerde düşündüğün Sevilmek de boştur artık sevmek de
Gün ortası karanlık diz boyudur Acıdır hep geçmişten ne kalmışsa Yaşamak! O yanıtsız bir sorudur Huzur bitmiş, hayaller dağılmışsa
Nefes almak yitirir anlamını Boğazına dizilirken lokmalar Bir çaresizlik sarar dört yanını Sesler uzaklaşır, söner lambalar
İsyanın yüreğine sığmaz olur Hep kader gelmişse sevinç yerine Ölümün kara gölgesini bulur Şimdi bakanlar yorgun gözlerine
Bir bozgun başlamıştır ki amansız Düşmüştür kalelerin birer birer Bak! Savaşçıların yatıyor cansız Onlar ki hep sevdiler, hep verdiler
Yitirdin neyin varsa, anla artık Tek başına kalan sensin ortada Düşlerin toz duman, umutlar kırık Dün anlamsız, yarınlar paramparça
Yapayalnızsın koca bir evrende Uzakta, taparcasına sevdiğin Gelmeyecek, ne kadar gel desen de Ondan böyle bir yangın yeri için
Ondan böyle yıkılan bir dünyanın Altında bak tek başına kalmışsın Uzağında özlediğin bir anın Çökmüşsün, devrilmişsin, yıkılmışsın
Sarmış kollarını boynuna ölüm Ne yapsan boş, kurtulamazsın artık De ki:-- Hep yalanmış, bitiyor öyküm-- Bak! Can kuşun havalarda çığlık çığlık...
Ümit Yaşar Oğuzcan
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
8 Ocak 2009 Perşembe
20:13:28
|
|
|
http://img.blogcu.com/uploads/hayaliperde_jm_(102).jpg
her sevinç biraz öyledir yine de güçlü elleri olmalı adamın toprağa dokunduğunda sarsılmalı yeryüzü ve güçlü kolları sardığında bir kadını
güçlü gözleri olmalı baktı mı delip geçmeli mıhlamalı sevdalara en önemlisi güçlü bir yüreği
ya bu beceriksiz ve ifadesiz adam bu kör karanlığa kanat çırpan bu aptal kelebek ...
gel yorgun savaşçı bir dost yüreğe yaslan. kavgacı bir fidan kök salıyor toprakta derine giderken her kök sarsılır yer sarsılır gök üşür elleri cebinde insanın ve söyle hangi can gülen bir yüzün ardında saklı hüznü de görebilir
pencereme geldiğinden beri sarıldığım bir dalsın yürek yangınlarında elimden tutan bazan küskün bir çiçek "dost bir liman" bazan sevgili kimi zaman ve bazen şiirannem başımı omzuna yasladığım. ben bana ben diye sahip bir canı sevdim
hani misafirliğim vardı yüreğine yakın bir yerde nerelerde geziyoruz taze bahar kokusu mu bu duyduğum ne
yüreklerin teslim olma anı yakalayamadığım bir ilk öyküsü yeniden yazmalı ürkek ellerimin şiirini gözlerinde tutuklu başlamış ve ezberlenmiş bir yağmur türküsünü
anlatmakla bitmeyen sen` i sana karanlık odalarda yalnız değiliz ben sahip çıksam da bu bizim şiirimiz ellerin ellerimde olsun diye hep içimde yaşattım seni
derim ki yüreğime yaslan dirensin kalplerimiz bir dalda iki yaprak gibi düşlemek ve bir sarmaşık gibi tutunmak hayata kanatlarını hak etmiş sevi kuşlarımız uçsunlar özgür ve yine güvenle gelsinler gönül kafeslerine adını yüreğimde duy ve huzurla yanımda uyu
sarıl bir dala tutunur gibi sarıl bir seviyi içinde hissedip sarıl iki yarım elmanın sevdası sarıl kavuşmalar gördüğüm anlardır ve düşünü kurduğum dünyada seninleyim bir ömür boyu
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
8 Ocak 2009 Perşembe
20:14:40
|
|
|
|
selam yemliha selam arkadaşlar umarım iyisiniz nerde bu insanlar apo bey sanırım soğuktan çıkamıyor hoşçakalın
|
|
|
8 Ocak 2009 Perşembe
21:13:22
|
|
|
|
|
|
8 Ocak 2009 Perşembe
21:37:29
|
|
|
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
9 Ocak 2009 Cuma
22:43:55
|
|
|
Küçük Ev
Bir köylü bilgenin yanına geldi ve şikayete başladı:
“Ne’ olur bana yardım edin, yoksa çıldıracağım. Tek odalı bir evde yaşıyoruz. Ben, karım, çocuklarım, karımın akrabaları. Herkesin siniri tepesinde. Birbirimize bağırıp duruyoruz. Oda sanki bir cehenneme döndü.”
“Sana söyleyeceğim şeyi yapacağına söz verir misin?” diye sordu bilge ciddi bir sesle.
“Yemin ederim, ne söylerseniz yapacağım.”
“Pekâla. Kaç hayvanın var?”
“Bir inek, bir keçi ve altı tavuk.”
“Onların hepsini evinize al. Bir hafta sonra yanıma yine gel.”
Bilgenin talebesi çok şaşırmıştı, ama itaat edeceğine söz vermişti bir kere.
Böylece, hayvanları da odaya aldı. Bir hafta sonra geldiğinde perişan haldeydi. Acı ve kederle inliyordu.
“Mahvolmuş durumdayız. Pislik! Koku! Gürültü! Hepimizin aklının kaçırmasına ramak kaldı!”
“Şimdi git ve hayvanları evden çıkar” dedi bilge.
Adam eve kadar hiç durmadan koştu. Ertesi gün bilgenin yanına geldiğinde gözleri mutluluktan parlıyordu:
“Hayat ne kadar güzel. Hayvanlar dışarıda. Evimiz, öyle sessiz, öyle temiz ve öyle geniş ki. sanki bir cennet!”
|
|
|
10 Ocak 2009 Cumartesi
17:06:34
|
|
|
kim bilir nerdesin şimdi canım hani hep bana bir nefes kadar yakın olacaktın ama yine yoksun şimdi

bulutlar yağmuru toprakla öğüştüre bilseydı bugün dans edebilirdim ıslaklığına aldırmadan BANA O VERDİĞİN AMA TUTMADIĞIN O SÖZÜNÜ SAHİPLENEREK
bu kalbim yine boşluğa düştü şimdi yine hayallerim yok olmaya başladı oysa ben bi kez daha inanmıştım sana ama yanılmışım yine hep yanılmaların bedelini ödedim ben

güneşin battığı yerde parlayan birşey görür sen bilki o senın için yanan kalbimdir
sana bakmayı seni seviyorum demeyi özledim ben bana yine bir nefes kadar yakın olmanı istiyorum seni hiç bırakmamak

ne çok özledim o gözlerine bakmayı seni yanımda bulmayı sana doyasıya sarılmayı beni hiç bırakmıyacaktın bir nefes kadar yakın olacaktın

yüreğımın yarısı bir tek senın hakkındı şimdi yanımda sen olmalıydın
ben ve kalbim yine çaresiz seni bekliyorum sözünü tut ne olur bana bir nefes kadar yakın ol ama bu kez hiç bırakma hep benimle ol bi kez sözünü tut hadi gel bir nefes kadar yakın ol

gitme diyemedim sana hiç gözlerim gözlerinde kaldı susuz çiçek büyürmü hiç su sende çiçek bende kaldı
|
|