40+ve sonbahar > Mesaj Panosu > KADIN HAYATTIR

KADIN HAYATTIR


GönderenMesaj

Sahra basak (senanurr)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1468
17 Ağustos 2009 Pazartesi 11:49:53



Her kadının delikanlı bir sevgilisi yoktur!
Çocukluktan başlar sen kızsın dırdırları, sen kızsın sağına soluna dikkat etmek zorundasın. Sen kızsın geleceğin kadını olacaksın geleceğin annesi olacaksın, namus belasına sahip çıkmalısın eteğine.
Erkeğin elinin kiridir yıkar geçer, kadının eteğinin lekesidir ön yıkama bile yapsan yinede çıkaramazsın o lekeyi.
Genç kız olursun dırdır faslı yine peşindedir saçıldın serpildin bak güzelleştinde daha da dikkatli olmak zorundasın düz yolda yamuk yürümemelisin.
Kadın olursun dahada ağırlaşır yükün evli bir kadınsın artık gözler sürekli üzerindedir. Oturuşuna, kalkışına, konuşmana, bakışına herşeyine ölçü koymak zorundasın. Bir kere Telli düdük oldunmu paçanı sıyıramazsın aman dikkat et kendine düşme alemin diline!
Neden zordur kadın olmak, neden bu kadar pahalıdır? En ufak bir hareketinde en ağır sözlerle bozuk para gibi harcanan kadınlığın yükünü taşımak neden pahalıdır peki?
Kadın her zaman kadın gibi olmak zorundadır..
Kadın mutfakta aşçı gibi..
Kadın yatakta fahişe gibi..
Kadın sokakta hanım gibi
Olmak zorundadır..
Bu kadarda değil.
Kadın her zaman bakımlı her zaman manken gibi olmalıdır..
Neden?
Erkekler için kadın her zaman hazır ol vaziyette olmalıdır.
Erkek sağa sola kaçmasın diye, erkek başkasına bakmasın diye kadın her daim cilalı fiyakalı olmak zorundadır..
Aslında zorunda da değildir! zorunda bırakılmıştır..
Neden erkekler kelleşirken, göbekleri saksı çiçeklerine balkon edasında ortalıkta sefa sürerken neden herşeyin bedeli kadına ödetilir ki! Neden erkekler hep terzi görevindeyken kadın kesilip biçilen kumaş görevini görür..
Evet devir değişti eee tabi kadınlarda değişti..
Gidene bay bay gelene hay hay diyorlar bir süre sonra gelenin gidenden bi farkıda kalmıyor.
Büyük bir aşkla evlenen evlilik sözleri veren erkekler karıları iki doğum sonrası salaş meyhaneye döndükleri için tavernalara koşuyorlar. Masada mevsim salatası yerine çıtır çerezlere sulanıyorlar. Evdeki hatunun son kullanma tarihi geçmişte bu erkeğin imalat tarihine ne olmuş? yoksa kendisi hala filinta gibi bir delikanlı mıdır?
Hiçbiri değildir aslında hatun kadardır kendiside...
Aradaki farka fark atan tek şey erkek olmasıdır..
Erkek adam yapar kadın yapamaz hele bi denemeye kalk istersen, sen kadınsın koluna taktımı yakışacaksın duvara çarptımı yapışacaksın. Haddini bil kadın.
Çakarsa otutturur eee errrrkeeek bu errrkek..
Her erkeğin her yaşta bir sevgilisi vardır
Ama her kadının delikanlı bir sevgilisi yoktur!


Sahra basak (senanurr)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1468
19 Ağustos 2009 Çarşamba 23:52:50
HİNT MİTOLOJİSİNDE KADININ YARADILIŞI

Tanrı, yaprağın hafifliğini

ceylanın bakışını

güneş ışığının kıvancını

sisin gözyaşını aldı

rüzgarın kararsızlığını

tavşanın ürkekliğini buna ekledi

onların üzerine taşların sertliğini

balın tadını

kaplanın yırtıcılığını

ateşin yakıcılığını

kışın soğuğunu

saksağanın gevezeliğini

kumrunun sevgisini kattı

bütün bunları karıştırdı, eritti ve kadın yaptı

YARATTIĞI KADINI ,ERKEĞE ARMAĞAN ETTİ

HİNT MİTOLOJİSİNDE ERKEĞİN YARATILIŞI

Tanrı, kaplumbağanın yavaşlığını

boğanın bakışını

fırtına bulutlarının kasvetini

tilkinin kurnazlığını

boranın dehşetini aldı

sülüğün yapışkanlığını

kedinin yaramazlığını

hindinin kabarışını

gergedan derisinin sertliğini onlara ekledi

bunların üzerine ayının kabalığını

bukalemunun şıp sevdiliğini

sivrisineğin vızıltısın ı kattı ve erkeği yarattı

YARATTIĞI ERKEĞİ, ADAM ETSİN DİYE KADINA VERDİ

Sahra basak (senanurr)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1468
23 Ağustos 2009 Pazar 00:04:20
Bir Masal Bir Misal...
Bir gün okyanusta yol alan bir gemi kaza geçirerek battı. Gemiden tek bir kişi sağ kurtuldu. Dalgalar bu adamı küçük, ıssız bir adaya kadar sürükledi. Adam ilk günler kendisini kurtarmasını için Allah’a yakardı ve yardım bulurum umuduyla ufka baktı. Ama ne gelen oldu, ne giden…

Daha sonra rüzgârdan, yağmurdan ve zararlı hayvanlardan korunmak için ağaç dallarından ve yapraklardan bir kulübe yaptı. Sahilde bulduğu, gemiden arta kalan konserve, pusula gibi eşyaları bu kulübeye koydu. Günler hep aynı şekilde geçiyordu. Balık avlıyor, pişirip yiyor ve ufku gözlüyor, kendisini kurtarması için Allah’a dua ediyordu.

Bir gün tatlı su getirmek için yürüyüşe çıkmıştı, geri döndüğünde kulübesinin alevler içinde yandığını gördü. Duman dans ede ede göğe yükseliyordu. Başına gelebilecek en kötü şeydi bu. Keder ve öfke içinde donakaldı. Şimdi bu ıssız adada, başını sokabileceği bir kulübe bile kalmamıştı. "Allah’ım, bunu bana nasıl yapabildin?" diye feryat etti.

O geceyi keder ve üzüntü içinde geçirdi. O kadar dua ettiği halde, başına bu olay geldiği için sitemler etti. Ertesi sabah erken saatlerde, adaya yaklaşmakta olan bir geminin düdük sesiyle uyandı! "Benim burada olduğumu nasıl anladınız?" diye sordu bitkin adam kendisini kurtaranlara. Cevap onu hem şaşırttı, hem de utandırdı: "Dumanla verdiğiniz işareti gördük!"

SÖZÜN ÖZÜ: Canımızı sıkan, gözyaşlarımızı inci gibi döküveren olaylar sessiz bir kurtuluş çağrısı, bir mutluluk davetiyesi belki de…

İlk bakışta dayanılmaz gelen acı anlar, sonrasında kalbimizi kuş gibi hafifleten, ruhumuzu ısıtan tatlı tecrübelere dönüşüyor. Aydınlıkta seçemeyeceğimiz bir ışık, karanlık basınca fenerimiz oluyor. Keyfimiz yerindeyken burun kıvırdığımız tavsiyeler, yaslı anlarımızda imdadımıza yetişiyor. İyilik hallerinde sırt çevirdiklerimiz, zor anlarda sırtımızı dayadıklarımız oluyor.

Hikâyede yanan kulübenin dumanıyla kurtuluş umudunun yeşermesi gibi, yaşamımızdaki kırık dökükler, yıkıntı ve ziyanlar, kayıp ve yenilgiler yenilenmenin, yeniden doğuşun tohumlarını ekiyor aslında… Acı, derinlerinde gizlenen tatlı hediyelerle dolu. Yapmamız gereken, acıyla barışıp onu çözümlemek, gizlediği armağanı kalbimize buyur etmek

Sibel (bibik)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
233
24 Ağustos 2009 Pazartesi 23:02:50

selam sahracım.seni görmek ne güzel

 

Mahmut (xcandan)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
0
25 Ağustos 2009 Salı 23:07:52

Sahra basak (senanurr)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1468
25 Ağustos 2009 Salı 23:44:36

merhaba arkadaşlar  sizleride görmek güzel  giriyorum ıssız  ıssız  herkes bir yerlerde   sizlerden yoksun çıkıyorum 

mahmut  merhaba  umarım iyisindir  burda  görmek güzel

Sahra basak (senanurr)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1468
27 Ağustos 2009 Perşembe 00:21:32
YA SEN ............

Beni bir mevsime benzetmek istersen eğer;
Sonbaharım...
Kimi zaman köşeden gülümseyen bir güneş olurum,
Kimi zaman döne döne düşen bir yaprak.
Kimi gün usul usul yağan bir yağmur olurum,
Kimi gün deli deli savuran bir rüzgâr.
BEN SONBAHARIM...
Beni bir çiçeğer benzetmek istersen eğer;
Çiğdemim...
Sapsarı rengiyle içini ısıtan,
Koparmak istersen ellerini kanatan,
Erişemeyeceğin kadar derinde
Korkacağın kadar narin.
BEN ÇİĞDEMİM...
Beni bir renge benzetmek istersen eğer;
Griyim...
Ne beyaz kadar saf, berrak ve katkısız,
Ne siyah kadar net, kasvetli ve asil,
Tam ikisinin ortası.
BEN GRİYİM...
Beni bir kavrama benzetmek istersen eğer;
Sevgiyim...
Bir bebeğin gülüşü kadar içten,
Güneşin doğuşu kadar sabit,
Gecenin rengi kadar etkileyici,
Yaşam kadar gerçek.
BEN SEVGİYİM...

Sahra basak (senanurr)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1468
31 Ağustos 2009 Pazartesi 11:20:45



                                      SEVGILER...

Gözlerin arasındaki ilişkiyi biliyormusun?
Onlar birlikte göz kırparlar, birlikte ağlarlar,
her şeyi birlikte görürler ve birlikte uyurlar.
Buna rağmen asla birbirlerini görmezler.
Arkadaşlık bunun gibi olmalı.

Arkadaşsız hayat cehennem gibidir.
Dünyanın en iyi arkadaşı haftası.
Senin en iyi arkadaşın kim?
Bunu bütün iyi arkadaşlarına gönder.
Eğer ben onlardan biriysem bana da gönder.
Eğer üçten fazla gelirse sen gerçekten sevilen birisin...




Sana Uğur Böceğimi Gönderiyorum, Hani ince bir hüzün duyarsın kimi zaman,
Şarkılar daha bir dokunaklıdır. Ve sanırsın ki hiç kimse yok elinden tutan

Oysa her sözün ardında ümitler gizlidir, Bulutların ardındaki güneşler gibi,



Yağmur sonrası çıkan gökkuşağı gibi Ve unutma sevgi gibi, dostluk gibi aşk gibi,
Eğer bir gün yalnızlıklar duyarsan İnceden yaşlar süzülürse yanağına
Ve unutulduğunu sanıp bir sızı başlarsa yüreğinde O zaman gökyüzüne bak.
Bulutların ardındaki güneşe, Çalıların ardındaki çiçeğe
Bırak pencerelerinden yağmur dolsun içeriye Ve aç avuçlarını Sana Uğur Böceğimi
gönderiyorum.....



Yaşamda. Kimseyi yargılamayın.kendinizide yargılamayın...Sadece kendinizin farkına varın.Eleştirilere üzülmeyin .Onlar degişim için bir firsattır. Onu yakalamaya çalışın.Aynı hatayı bir daha tekrarlamayın.kendinize ve insanlara GÜLÜMSEYİN. İnsanlar hata yapmadan tecrube sahibi olamazlar önemli olan,her olaydan ders çıkartmak...Ve ne kendinize ne de başkalarını yıkıcı bir şekilde eleştirmeyin.
Eger bir insanı insafsızca eleştirdiginizi fark ederseniz...telafi edin ondan özür dileyin..
bir daha kimseyi ne eleştirin ne de yargılayın...
Çünkü.....bunlar..negatif enerjilerdir..ve size pzitif olarak dönmez... Bunu unutmayın..



Bir fincan kahve olup, kırk yıl hatırla yanında olmak isterdim.
Ey kahve senin sayende.

Dostlarla içilen kahvenin tadı bir başka olur. Kahve tiryakisi olarak, iyi bilirim.
\`Afyonun keyfini, tiryakiden sormalı.\` hesabı.
Sevgiyle ....

Mahmut (xcandan)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
0
5 Eylül 2009 Cumartesi 23:16:53

SELAM ARKADAŞLAR NASILSINIZ...

SAHRA HARİKA PAYLAŞIMLAR YÜREĞİNE SAĞLIK. 

Sahra basak (senanurr)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1468
9 Eylül 2009 Çarşamba 00:15:21
Dün Akşam Birisiyle Tanıştım!Bu dünyanın işleyişi çok garip, insanın aklı almıyor. Bir hayatın içinde aslında neler gizleniyor? Tesadüfler zincirine bağlanıyor hayat, çoğumuz içindeki gizemi fark edemiyoruz. Dün Akşam Birisiyle Tanıştım!Yaşamımdan kopup gidenlere bakıyorum. Şarkıdaki gibi, kimler geldi kimler geçti şu yılların içinden. Dostlar, sevgililer, birçok insanın adı yazılmış bir zamanlar telefon rehberime, şimdi silinip gitmişler. İşin en önemli noktası, hepsi bir zincirin halkalarıymış. Birisini tanımışım örneğin, onun sayesinde gittiğim yerde sonradan işe başlamışım. Çok önemsiz diye üstünü çizdiğim insanlar, hayatımın en büyük sevinçlerine ve üzüntülerine vesile olmuşlar. Bazen düşünüyorum, acaba hepsi mi alın yazısı? Bunca kurgu, saniye saniye mi kaydedildi önceden? Öyle olsa, yaşamanın sebebi kalmaz sanırım ama önemli duraklar belirlenmiş gibi geliyor bana. Sadece o durağa gidecek yolları seçmekte özgürüz ve o yol üzerinde yaşanacakları. Ancak nereden geçersek geçelim, o durağa çıkacak yolumuz. Bakıp bir türlü göremediğimiz, belki de inanmak istemediğimiz o büyük kurgunun içinde gizli her şey, sihrin farkında değiliz. Canımızın yandığı anları bela diye nitelendiriyoruz. Aşkları, ayrılıkları, ilişkileri sorguluyoruz. Oysa, her şey bir bütünün parçası ve seçtiklerimizi yaşıyoruz. Dün gece birisiyle tanıştım. Uzaktan gördüğüm ve normal şartlarda ilgimi çekmeyecek  birisiyle tanıştırıldım. Garip bir düzen var dünyada, aylar önce yanınızdan geçmiş olabiliyor aşk. Aşk olup olmayacağı da belli değil ancak bir kıvılcım olduğu kesin aramızda. Nereye varacağını şimdiden kestirmek mümkün değil. Eminim pek çoğunuzun başına gelmiştir. Bir an, sadece bir bakış, belki iki cümle üstüne atar kalp, adını koyamazsınız. Sizin de benim gibi, omuzlarınız doluysa, güvenmesi zor olacaktır. Yeniden başlamak, başlayacak gücü bulmak kolay değil. Kalp öyle bir heveslenip kendi kendine çarpıyor ama, durduruyor akıl. Geçmişin tozu hala üstündeyken ve cebinde dersleri duruyorken insanın, doludizgin yaşanacak bir aşkın hayaline kapılamıyor. Ne olursa veya ne olacaksa, hepsi bir zincirin devamı gibi, sanki vaktini bekliyor. Yıllarca yan yana apartmanlarda oturup, hiç birbirini görmeyen insanların, yıllar sonra aşık olmaları sadece tesadüfle açıklanamıyor. Gerçi neyle açıklanıyor, onu da bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var; evren kendi kurgusunu yaratıyor. Bazı şeyleri biz yaptık zannediyoruz, öyle değil! Zincir kırılmadan devam ediyor. Dün akşam birisiyle tanıştım. Nereye gideceğini bilmediğim bir yolda yürüyorum. Müdahale etmek de, etmemek de mutlaka bir sonuç doğuracaktır. Zaman geçince göreceğiz ancak ben biliyorum, yukarıda, aşk üstüne kozmik bir şaka hazırlanıyor!

Sahra basak (senanurr)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1468
13 Eylül 2009 Pazar 14:41:00
GUNUN OZU VE SOZU

Bir kadina ne verirseniz verin, onu daha da buyuk hale getirir...
Ona sperm verirseniz, size bir cocuk verir;
Ona bir ev verirsiniz,size bir yuva verir;
Ona sebze verirsiniz, size yemek verir.
Ona bir gulucuk verirsiniz, size kalbini verir.
Ona bir sarki soyleyin ,size Konser verir,
Kendisine verileni,carpip cogaltarak geri verir...
Bu yuzden ona camur atarsaniz, karsiliginda bir bataklikta bogulmaya hazır olun...


Sahra basak (senanurr)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1468
26 Eylül 2009 Cumartesi 13:22:30
Ellerim Çok Kirli Bana Yaklaşma Sevgili!
Usul usul yaklaşıyorsun yanıma, elinde umut çiçekleri var, görüyorum. Görmezden geliyorum! Daha önce yaşamadıklarıma benziyor diye, kafamı çeviriyorum.
Ellerim Çok Kirli Bana Yaklaşma Sevgili!

Bizler, yani önce kötü adamları sevmiş kadınlar, iyiyi tanırız. İlk anda fark ederiz, bir erkek ne kadar adamdır, gözünden anlarız. Bir an içimiz gider, böyle bir adamla yaşamanın huzuru üstüne düşler kurarız.
Bizler, yani aşkın en zor sınavlarını erken yaşta geçenler, sevginin değerini anlarız. Aşk kuyumculuğu yaparız biraz ama sattıklarımızı boynumuza takamayız. Geçmiştir üstümüzden onca yaşanmışlığın kiri, tozlarını silkelemekle meşgulken, başkalarını kirletmekten korkarız.
Bizler, yani hayatın merdivenlerini birkaç kez inip çıkmış olanlar, yüreğimizi dağlamayı biliriz. Hangi kelimede parçalanır ilişkiler ve nasıl kolay çıkılır yanındakini uyandırmadan yataktan, öğrenmişizdir. Birileri süzülerek kalkmıştır yanımızdan bir gece yarısı, uyanmışızdır ama kafamızı kaldırmak işimize gelmemiştir. Yüzleşmeye korkmuşuzdur kendimizle, o yüzden şimdi yalnız uyumayı alışkanlık haline getirmişizdir yatağımızda.
Bizler, yani diğerlerine göre daha güçlü duran kadınlar, sevdayı herkesten fazla çekmişizdir. Gözyaşı yerine kan akıtmışızdır akşam saatlerinde yastık üstlerine ve kimse çığlıklarımızı duymamıştır. Hatta, ellerimizi geçirip kanattığımız avuçlarımız olmasa, ağladığımızı bile bilmemişlerdir. Bir erkeği sevmeyi önce biz öğrenmişizdir. Kırgınlıklarımızdan ördüğümüz duvarları bir türlü göremeyen gözleri geçirmeyiz artık yüreğimize ama ne fayda? Biz artık bizde tükenmişizdir.
Bizler, yani aşkın en zorunu, kavganın en sertini gören kadınlar, en iyi biz biliriz yaşamı çünkü tırnaklarımızı geçirirken hayatın sırtına, mutlaka defalarca düşmüşüzdür. Üstelik kimse de yanımızda olmamıştır sırtımızı sıvazlayıp, başımızı okşayacak. Hep tek başına kalkmayı, dik durmayı öğrenmişizdir.
Bize sert diyenlere göstermiyorsak içine düştüğümüz kuyuları, erdemimizdendir.Şimdi sen, elinde bahar çiçekleri yavaş yavaş sokuluyorsun yanıma ya, görüyorum! Bakmıyorsam bil ki, seni sevme ihtimalimdendir. Yalnız sevdiklerimi değil, sevmeye değer olacağına inandıklarımı da korumak istediğimden. Bizler, yani yüreği bir gece kadar ağır olan ama içinde kadınlığını en temiz haliyle taşıyanlar, incitmekten korkarız bize benzemeyenleri! O yüzden git, uzak dur benden ki sevmeyeyim seni, çünkü korkarım karanlığım üstüne bulaşıp kirletir diye, yüreği temiz kalmış son erkeği…

Sahra basak (senanurr)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1468
11 Ekim 2009 Pazar 21:48:47

sıradan kadınlar

 Sıra dışı kadınları hemen fark edersiniz, onları sıradandan ayıran özellikleri, zekâları, güzellikleri, isyankârlıkları, bilgileri, yetenekleri derhal dikkatinizi çeker ve onlar kendilerini sıra dışı yapan özellikleriyle hemen genel bir tanımın içine girerler: Zeki kadın, güzel kadın, yetenekli kadın... Ve çoğunlukla sıra dışı kadınlar birbirlerine benzerler. Güzel kadınlar diğer güzel kadınlarla, yetenekli kadınlar diğer yetenekli kadınlarla, zeki kadınlar diğer zeki kadınlarla aşağı yukarı ortak özelliklere sahiptir. Erkeklerin dikkatleri bu sıra dışı kadınlara yöneldiğinden onlar hakkında çok konuşulmuş, çok yazılmış, çok düşünülmüştür. Onlarla ilgili çok bilgi vardır hafızalarımızda. Tanınması ve anlaşılması en zor gözüken kadınlar, çok fazla merak uyandırdıklarından ve çok incelendiklerinden çabuk tanınır olmuşlardır, duygusal radarlarınız onları hemen saptar, koordinatlarını belirler ve onları bir yere yerleştirir. Bu yüzden de birçok filmde ve romanda `tehlikeli` kadınlar olarak gösterilen kadınlar aslında tehlikeli değillerdir. Çok karmaşık bir bilgisayara benzerler, ama `prospektüsleri` çok ayrıntılı yazıldığından tuşlarının nerelerde olduğunu rahat bulursunuz. Ama ya sıradan kadınlar... îşte onlar başka bir cinstir. Hepsi birbirine benzer görünüşte; dikkati çekmezler, kimse onlarla fazla ilgilenmemiş, kimse onları tanımaya uğraşmamıştır, haklarındaki bilgi çok azdır. Çok kalabalıktırlar ve büyük bir kalabalığın tanınmayan ve bilinmeyen bir parçası olmanın yarattığı karanlığın arkasında hepsi kendine has ayrı bir hayat ve kişilik geliştirmiştir. Hayatta aradıkları tatmini kendilerinde bulamamışlardır. Kendi güzellikleriyle, kendi yetenekleriyle, kendi zekalarıyla tatmin olmamışlardır. Onlar tatmini yaşamın içinde ararlar ve sıra dışı kadınlara kıyasla çok daha fazla yaşam oburudurlar. Sıradan kadınların hepsine aynı anda baktığınızda bir sığlık görürsünüz, dikkati çekecek bir derinlik yoktur. Ama onlarla tek tek ilgilenirseniz, mucizelerle karşılaşırsınız. En azgınca sevişenler onların arasından çıkar; en beklenmedik ihanetlerin tadını çıkaranlar, gizli kalacağına emin olduklarında şehvete kendilerini en rahat bırakanlar onlardır; öfkelerini cinayete kadar vardıracak gözü karalık onlardadır; ruhlarını en zor onlar ele verir. En masum duranından ansızın en şuh kahkahayı duyarsınız. Kuşkudan en uzak gözükeninin hayatını büyüteç altına aldığınızda karanlık boşluklara rastlarsınız. Erkeklerle gizli gizli en fazla alay edenler onlardır. Sıra dışı kadınlar erkekleri genellikle bir `rakip` gibi gördükleri halde onlar erkekleri zavallı bir `av` gibi görürler. Erkeklerle dövüşmezler o yüzden, kendi tuzaklarını kurup sessizce bekleyerek avlarlar onları. Dövüşecek kadar ciddiye almazlar erkekleri, erkeklerle dövüşen kadınları da o yüzden küçümserler. Sıra dışı bir kadın bir erkeğe âşık olmadan önce onu yüzlerce `savaş`tan geçirdiği, zekâsını, yeteneğini, bilgisini çeşitli `muharebelerle` sınadığı halde sıradan bir kadın öyle sessiz ve masum durur. Sonra birden bir volkan gibi infilak ederek âşık oluverir. Âşık olmadan seviştiklerinde ise mutlak ve kesin bir şehvet isterler. Kocalarında şehvet eksikliğini affetseler de `âşıklarında` şehvet eksikliğini asla affetmezler. Sıra dışı kadınlar büyük gemiler gibi kendi hayatlarının akıntısı içinde zor ve uzun manevralar yaparken, sıradan kadınlar küçük gemiler gibi kolay manevralarla ve süratle bulurlar yollarını. Sanırım, erkekleri de sıra dışı kadınlardan daha iyi tanırlar. Sıra dışı kadınların çoğu dikkatlerinin en azından bir bölümünü kendilerine ve kendi özelliklerine ayırdığı halde sıradan kadınlar bütün dikkatlerini erkeklere yoğunlaştırırlar, her hareketlerini izlerler, usta bir kumarbaz gibi karşısındaki erkeğin davranışlarının ne manaya geldiğini kısa zamanda anlarlar. Erkeklerin şifrelerini çözmekte çok mahirdirler. Ama onların şifrelerini çözmek o kadar kolay değildir. Hayatın ve erkeklerin baskısı karşısında kendilerini savunacak güçlü özellikleri olmadığından neredeyse tümüyle bir karanlığın içine saklanarak kendilerini savunmaya alışmışlardır; içine saklandıkları karanlıkta onları görmek ve tanımak çok zorlaşır. Hattâ bazen kendileri bile kendilerini çok iyi tanıyamaz. Beklenmedik zamanlarda kendilerini bile şaşırtacak şeyler yapabilirler. Ettore Scola`nın unutulmaz filmi Özel Bir Gün`de sıradan bir kadın anlatılır. Sophia Loren`in muhteşem bir oyunla canlandırdığı kadın, dağınık saçları, çökmüş gözleri, bakımsız giysileriyle sıradan kadınların da en sıradanı, hayattan en vazgeçmiş olanıdır. Yaşamdan bir tat almaktan umudunu kesmiş gibidir. Bunaltıcı ev işleriyle ömrünü tüketmektedir. Artık sıradan bir kadın olmaktan, hattâ kadın olmaktan bile vazgeçmiştir. Kendi küçük kozasının içinde `asabi` bir şekilde yok etmektedir kendini. Almanların Roma`ya girdiği, bütün kentin Alman birliklerini izlemeye koştuğu bir gün, o olup bitene hiç aldırmadan oturduğu binanın çatı katına, yıkadığı çamaşırları asmaya çıkar. Orada, o akşam sürgüne gidecek olan yakışıklı ve hüzünlü bir eşcinsele rastlar. Filmde, o tek günün içinde, yaşamayı unutmuş asabi bir kadının hayata boş vermiş bir vazgeçmişlikten imkânsız bir aşka nasıl kaydığını izleriz. Hiçbir kocanın kendisinden kuşkulanmayacağı bir sıradanlık numunesi, olabilecek en sıradan kadın, olağanüstü ve imkânsız bir ilişkinin kahramanına dönüşür. En sıra dışı kadının bile yaşayamayacağı, yaşamayı aklından bile geçilmeyeceği bir ilişkidir bu. Ancak en çaresizin, koca bir hayatı küçük bir kozaya hapsedenin, o kozadaki minicik bir delikten bütün hayati boyu biriktirdiklerini püskürtmesi, bir hayatı bir günde yaşamasıdır. Bir hayatı bir günde yaşamak yalnızca sıradan bir kadının yapabileceği bir iştir zaten. Sıradan kadınları bu kadar esrarengiz yapan da, onların bir hayat boyu biriktirdiklerini nerede, ne zaman, niye yeryüzüne fışkırtacaklarının bilinmemesidir. Bir yeraltı suyu gibi akar onlar. Yukardan baktığınızda bir şey göremezsiniz. Karanlıkta geçer hayadan. Ve kimseye haber vermeden aniden çıkıverirler toprağın üstüne. Sonra da bu gizliliğin, sıradanlığın, saklı olmanın olağanüstü keyfini keşfederler. `Oynak` olmak sıra dışı kadınların sıradan bir fantezisiyken, oynaklık sıradan kadınların sıra dışı bir ger&cc