| Gönderen | Mesaj |
|
1 Mayıs 2008 Perşembe
09:14:55
|
|
|
|
kusura bakma işim çok idi buğünlerde
|
|
|
1 Mayıs 2008 Perşembe
09:23:48
|
|
|
|
ve atlamış kanatlarının güçsüzlüğü vucüdunu taşımıyor ve hızla yere düşüyormuş idi ve tam düşer iken kanadını yere açan bitane çaylak kuş bilirsin çaylağı belgesellerde var onu düşürmemiş yere ve onu beslemeye karar vermiş ondan ögünmek için kalanı sonra yoğunum kusura bakma.
|
|
|
Masal perisi (karaağaç)
4940
|
|
1 Mayıs 2008 Perşembe
09:35:21
|
|
|
   ay çatlıycam meraktan ama
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
1 Mayıs 2008 Perşembe
12:59:12
|
|
|
emoşum bu şehrazatı geçti sabret 1001 gece sürecek sanırım )
|
|
|
Masal perisi (karaağaç)
4940
|
|
1 Mayıs 2008 Perşembe
13:52:49
|
|
|
evet yaa sonunda ne olacak acama
|
|
|
1 Mayıs 2008 Perşembe
16:42:29
|
|
|
|
fazla merak etmeyin ben açıklayacam.Sonucu
|
|
|
Masal perisi (karaağaç)
4940
|
|
1 Mayıs 2008 Perşembe
16:55:21
|
|
|
bekliyorum sabırsızlıkla hem böyle daha zevkli oluyor
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
1 Mayıs 2008 Perşembe
19:32:06
|
|
|
)) hüseyin alemsin valla
|
|
|
Masal perisi (karaağaç)
4940
|
|
6 Mayıs 2008 Salı
13:44:03
|
|
|
|
hüseyin hikayeyi buraya yazmaya devam edermisin. parçalandı gibime geldi
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
6 Mayıs 2008 Salı
17:11:53
|
|
|
|
yani bir orda bir burda
|
|
|
Masal perisi (karaağaç)
4940
|
|
6 Mayıs 2008 Salı
18:59:13
|
|
|
yok ondan değil sahracım. diğer tarafta resim falan oldu o anlamada parçalandı
|
|
|
7 Mayıs 2008 Çarşamba
19:03:38
|
|
|
|
kartalı yetiştiren çaylak kartalı artık elinde tutamamaktan korkmaya başlamıştır.Çünkü kartal kendini çaylaklar gibi görmemektedir.Uçmayı çok sevmekte ve birgün bunu anlamış ben kartalım demiş çünkü çaylak kardeşlerinden farkını görmüş çaylak anneye bundan dolayı söz etmiş ve ben gidecem demiş anne kartalı elinde kaçırmamak için bir gün hikaye uydurmuş bir gün fakir kedi varmış ve sürekli kralın sarayına giden başka şişman tüyleri temiz kedi varmış.bu kedi fakir kedi ile konuşmuş gel benimle beraber sarayın artıkları ile beslen bak bana demiş ve fakir kedi aklına takmış gitmeyi ve sahibine söylemiş demiş ki ben gidecem sahibi buna anlatmış seni saraya almazlar kediler yola koyulmuş ve sarayda o günüde yasa çıkmış boş gezen yabancı kedileri öldürün diye ve fakir kedi yabancı görülmüş ve vurmuşlar.Fakir kedi ölmüş.ve çaylak kartala şöyle demiş seninde sonun böyle olur demiş.annesini dinlemeyen kartal gitmiş ve uçmanın zevkine varmış birgün kral avlanmaya çıkmış bu kralı ünlü doğanı varmış kralın vurduğu bir tavşan doğan kapmadan kartal kapmış ve kralın hoşuna gitmiş bu ve kartalı sarayına almış.Sonuç bu ama hiç bir zaman özgür olmaktan korkmayın herkes herşeyi diye bilir ama biz tutkularımızı kayıp etmemeliyiz.
|
|
|
Masal perisi (karaağaç)
4940
|
|
7 Mayıs 2008 Çarşamba
19:11:45
|
|
|
vawww güzelmiş hikaye. tşk ederim. e artık başka hikayeler de isteriz haberin olsun hüseyin
|
|
|
Masal perisi (karaağaç)
4940
|
|
7 Mayıs 2008 Çarşamba
19:21:11
|
|
|
durmadan ölürüm, sensiz gecelerde. Anlatamam bunu sana. Çocuk kalbimle usulca sokulurum düşlerine, ne olur al-beni yüreğine…
Bir gün hiç unutmuyorum, yağmur yağıyordu. Gözümden düşen her damla karışıp giderken yağmur sularına, her şey bir başka güzeldi. Yanımda sen ve sana benzeyen gölgen vardı, üstelik güneşte yoktu… Çelişkilerde toprağa düşen her zerrede, ayrı bir boyut kazanırmış aşk. Bunu ilk söylediğimde anladım sendeki aşkın büyüklüğünü ve sustum. Bir başak olup, rüzgârla eğerken başımı; sen bildim, rüzgârla gelen yağmurları ve daha da çok eğildim… Şimdi sırılsıklamım aşkınla.
Binlerce düş gördüm. Her birinden seni geçirdim, tarifsiz nefasetinle. Hiç kimselere de anlatmadım, anlatamadım… Buna hakkım yoktu! Her uykuya daldığımda, hiç olmadığım kadar senindim. Bazen gül bahçesinde kokunla, bazen de daha önce hiç tatmadığım o eşsiz güzel kokuyla… Hep sendin işte! İçimde sayısını bilmediğim bölünmelerdeki güzelliktin. Çokta değildin üstelik azdın ama yüreğimdeydin. Her kokunla çiçekler yağardı üzerime, nasıl şaşırırdım bir bilsen… Hani seni sevdiğimi hep hissetsen ve ben senin kokunla dolaşsam; şimdi senin kokun var üzerimde, buna biraz hakkım var, değil mi?
Unutmuyorum ki seni… Sadece seviyorum, çok; biraz daha sevmek için nasıl çırpınıyorum. Ah sevgilim, günler-gecelere kaldıkça daha da sen oluyorum. Bil ki, en çok senin gibi görünen yine benim, gölgenden de daha çok seninim yeryüzünde… (Unutmuyorum ki seni… Sadece yaşıyorum, iklimler boyunca.)
Ellerimle yazıyorum, ellerine… O hiç dokunamadığım pamuk ellerine. Biraz kıyılıyorum. Yoksun işte! Yoksun… Neden, diyorum. Bak işte ben bu soruya ömrümü harcıyorum. Anlasana cevapsız sorulara ömrümü veriyorum. Üzülmek değil bu. Çaresizlikse biraz evet! Çıkmaz sokaklar gibi… Geri dönmek gibi, tam da yolun sonuna gelmişken. Ellerimle yazıyorum, adımlar yok artık.
Yıllar savuruyor, sevdiğim… Önlerimde duvarlar, arkamda çoğalan yalnızlıklar var. Güneş ezbere takılmış günlerde; akşamlarsa yıldızsız… Öylesine dualar ediliyor, geçmiş bedenlere; her şey öylesine, akıp gidiyor. Özlüyorum senli günlerimi. Hiç olmadığı kadar, esmerleşiyorum akşamlara inat… Bitiyorum, yitiriyorum her şeyimi…
…durmadan ölüyorum, sensiz zamanlarda. Nasıl da yaslanıp uyumak isterdim dizlerinin dibinde. Yeniden, seninle doğmak isterdim. Her şey “sen” olsun çok isterdim. Biliyorum, isteklerim hiç bitmeyecek. Bitmesin zaten de… Sen oldukça içimde, hiç solmasın umut çiçeklerim. Her baharda yeniden açsın. Yeniden yaşamak isterdim aşkını. Hep seni… Ve yine, yeniden…
Hadi düşsene yine, düşlerime... Yine sarılsana boynuma; “Sevdiğim, gül yüreklim” deyip, cenneti yaşatsana bana. İnan bu sefer en masum halimle karşılarım seni, çocukluğumla… O ellerinden tutup koşmak vardı; kırlarda en sevdiğim papatyalardan “seviyorum’ları” toplamak vardı. Seninle bir ömrü yeniden kucaklamak vardı. Yıllar çok savurdu, sevdiğim… Cevabını unuttuğum sorularda geçtiğini bildikçe hayatımın, çok kırılıyorum. Ama olsun seninle, sensizliği yaşamak bile ayrı bir mutluluk. Kızma bana, darılma! Ellerimle yazıyorum, diye/ suçlama beni! Biliyorum, yüreğimle yazmalıydım tozlu yazıları… Affet beni! Seni seviyorum… (bil ki, çok ağladım ardından; ama bu çok sevdiğimdendi&hellip
—Bir “sen” daha düşersen, yüreğime… Bu kez ölmem!
bu alıntı bir başka grupta arkadşımın eklediği bir yazı ve çok çok hoşuma giden bir yazı.
|
|
|
10 Mayıs 2008 Cumartesi
08:54:47
|
|
|
|
güzel şiir günaydın masal perim(ablam)
|
|
|
Masal perisi (karaağaç)
4940
|
|
10 Mayıs 2008 Cumartesi
09:37:35
|
|
|
günaydın hüseyincim. tşk ederim beğendiğin için.
|
|
|
Masal perisi (karaağaç)
4940
|
|
16 Mayıs 2008 Cuma
10:33:00
|
|
|
Sen gelince gokkusagi renginde Cicekler acardi icimde kucak kucak En guzel, en hos kokulu, en nârin Kir cicekleri misâli renk renk Yuregimde sevdânin en tatli Ruzgâri eserdi ferahlardi gonlum Icimde kipirdasan sevincler Br bir fiskirirdi sanki rûhumdan Sapsari bugday basaklari gibi Yagmur olur yagardi sevdâm O nâdide gonlune damla damla Umrumda bile olmazdi oysa ki Cakan simseklerle gokgurultusu Ve esen korkunc firtinalar dahi Yuregimde hep seni saklardim En degerli hazinemdin sen benim Simdi de oyle degisen birsey yok ki Degisen bir tek sey var ki o da sana olan Gun gectikce cogalan sevgimdir sevdigim
Timur Ilikan
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
16 Mayıs 2008 Cuma
16:51:26
|
|
|
Küstüm çiçeğini tanıyormusun???
Hani kırgınlardır hep kendilerine dokunan ellere. Hani dokunur dokunmaz, bir saniye bile geçmeden, hemen bükerler boyunlarını, solarlar. Böyle güzel bi görüntüsü vardır, hissetmek istersiniz ellerinizle, dokusundaki pütürlülüğü hissetmek... Ama hissedemessiniz.. Çünkü dokunur dokunmaz hemen solar gider. Soluk bi çiçeğin soğuk ve ezik yapraklarına dokunmak tatmin etmez sizi. Yumuşak ve hissiz, ölmüştür çoktan. Damarlarına kimsenin elleri değsin istemezken bazen siz damarına basıverirsiniz onun. Güçlü olmasına rağmen türünün özelliği işte alışmıştır bir kere küsmeye... O da ister belki sıcak bir el,hatta dokunmak ister, görmek ister. Taki biri gelip büyüyü bozana kadar. Biri gelir o an. Bakar ona uzun uzun. Sevinir çiçek, biri gözleriyle sevecektir onu. Sonra o biri onun küstüm çiçeği olduğunu bile bile ``acaba gerçekten küsüyor mu?`` diye merak eder. Ve dokunur...
Küstüm çiçeği gel zaman git zaman sevgisizlikten yakınır. Kim sevmek istese hor sevmiştir çünkü. Soldurmuştur onu. ``Biri yok mu?`` der, ``Sadece gözleriyle bana sevgisini verecek, benden birşey istemeden safça sevebilecek, beni hep seyredebilecek biri yok mu?`` Zavallı, ne çok aldanmış...
Bu kadar kırılgan olmasa belki biri onu böyle sevebilecek, birazcık izin verse dokunmalarına... Ama tatminsizlikten de korkuyordur; ``ufak bir dokunuşa izin verirsem yarın üstüme basacak``.
Ve birgün görür küstüm çiçeği, zaten hayat yalandır.. ..Ve tek bir damla olsun ağlamak ister. O yaş tenine değdiğinde öleceğini bile bile.
Ve ağlar..
|
|
|
16 Mayıs 2008 Cuma
17:19:02
|
|
|
|
mrb nasılsınız çok yoğunum kusura bakmayın gelemiyorum bazen:-
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
17 Mayıs 2008 Cumartesi
10:14:27
|
|
|
|
mrh hüseyin iyi tşkr her kes yoğunken gelemiyor tasa etme merak ettim masal bittimi daha varmı
|
|