|
| Gönderen | Mesaj |
|
6 Mayıs 2009 Çarşamba
23:19:48
|
|
|
Çok güzel bir dostluk hikayesi sweetytlove
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
13 Mayıs 2009 Çarşamba
18:08:10
|
|
|
Bir Kadının Histeri Anları!
İçimde kaç kadın yaşıyor benim? Beynimi kemiren bu fikirlerin hepsi bana ait olamaz. İnsan kendiyle bu kadar çelişir mi? Kafam karışıyor, gece bitti, gün ağrıyor; hala yerlerine oturmadı düşünceler. Kaç karar aldım, hepsini bozdum.
Bir Kadının Histeri Anları!
Aşk, alkol gibi insanı uyuşturuyor. Dengem bozuldu, kendimle kavga etmekten yoruldum. Birazdan şurada uyuyacağım. Aşk denilen oyunun bütün kurallarını biliyordum ama şimdi hepsini unuttum. Aslında hatırlıyorum da oynayasım yok. Bu defa diyorum, açık olsun kartlarımız. Kimse kandırmasın, düzen kurmasın, yalan söylemesin. Bunun içinde tek kural, gerçekten aşık olmak!
Önce kızdım bu gece gelmedin diye, dışarı atayım kendimi dedim. Kızları aradım gece yarısı, gidiyoruz dedim, herkes hazırlanmaya başladı. O bar senin, bu bar benim gezecektim. Kafamı dağıtacaktım, içimden söylenecektim. Sabaha karşı çorbacıda söndürecektik feneri, bir şarkı dokunacaktı yüreğime, gözlerim dolacaktı, küfür edecektim yokluğuna. Belki iki duble de içince sarhoş olurdum, ilk selam verenin kolunda giderdim hiç tanımadığım bir eve. Uyanınca bin kere pişman olurdum, daha çok söverdim sana, işin kötüsü kendimden nefret ederdim. Ne kadar yıkansan geçmez o kir biliyor musun? Çünkü kirlenen şey bedenin değil ruhun olur. Bunları düşününce vazgeçtim, aradım tek tek herkesi, gitmeyeceğimizi söyledim. Saçlarının yarısını, makyajının çoğunu bitirmiş hatunlar sessiz kaldılar.
Sonra telefonu aldım elime, seni aradım. Daha hat düşmeden kapattım. Mesaj atacaktım, ondan da vazgeçtim. Kapattım hatta üşenip açmayayım diye cep telefonunu, yatağa attım kendimi, lanet olası yastık sen kokuyordu. Sinirden deliye döndüm. Salona gittim, koltuğa uzandım bu sefer, kumanda elimde, bütün kanalları dolaştım. Kahrolası, cumartesi gecesi seyredecek tek düzgün program bulamadım. Normalde onlarca bulurdum ama aklım sende. Onu da kapattım. Aşkın ne güzel bir duygu olduğunu, seni, sohbetlerimizi hatırladım. Yumuşadı yüreğim birden, huzur buldum. Güzel bir kahve pişirdim. Kitabımı açtım, okumaya başladım. Seni çok sevdiğim geldi aklıma, gülümsedim. İyi de, sen nerdeydin? Yine öfkelendim!
Banyoya gittim. Küveti doldurup, uzun bir şımarıklık yaptırayım bedenime diye, köpüğü döktüm. Gelseydin sana hazırlamayı düşündüğüm jesti kendime yapayım dedim, vazgeçtim. Kapattım musluğu, salona döndüm. Dostlardan birini aradım. Uzun uzun konuştum. Seni anlattıkça, sana coştum. Sevdiğin zaman beklemek bile güzeldi. Üstelik ne asildir, yar yolu gözlemek. Bir türkü tutturdum. “Cihan da bilir benim sana yandığımı, yandığımı, yandığımı amaaaann….” Kahveyi yeni içmiştim, çay zaten sevmem. Ne yapacağımı bilemeden, gecenin saçma bir saatinde temizlik yapmaya başladım. Mutfak parıldadı. Geldiğinde tertemiz olacaktı. Gerçi günlerdir gelmiyordun, o yüzden bıraktım temizliği de, ne yapsam kesmiyordu beni. Masanın üstünde duran dergileri karıştırdım. Kızdım yine sana, üstüme taktım kotu, tişörtü, atladım arabaya, sokaklar boyu gezdim. Kırmızı ışıkta yan arabadan hoş bir adam gülümsedi, tepki vermedim ama kafamı da çevirmedim. Selam verdi bu sefer, arada gidip geldim, bir tebessüme bakardı her şey, kendime yediremedim. Hala kırmızı yanıyorken, bastım gaza geçtim.
Radyoda sevdiğim bir şarkı çalmaya başladı. Bağıra bağıra ağladım. Eve döndüm. Koşarak çıktım merdivenleri, nefesim kesildi. Oturdum, sakinleştim, yokluğunun ne zor olduğunu düşündüm. İçimdeki şeytan kadını yenmiştim ama melek yanımın da çok başarılı bir sınav verdiği söylenemezdi.
İnsan bir gece de kaç kere fikir değiştirir? Kaç kez savrulur ruhu? Bunlar aklı başında kadının yapacağı işler değil. Aşk dengemi bozdu. Tabii canım, aslında bütün suç senin. Geldin, yüreğim karıştı, gözlerim alıştı. Şimdi yokluğunda dayanmak zor oluyor. Bir daha içimdeki bu kadar kadınla savaşacak gücüm olmayabilir. O zaman kim kimi yener belli değil. İyisi mi, sen beni hiç bırakma sevgili!......
[
|
|
|
19 Mayıs 2009 Salı
02:16:17
|
|
|
Kendine İyi Bak, Ben sende Kaldım
….Şimdi biz ayrıldık ya seninle, Şimdi biz artık sevgili değiliz ya seninle, Şimdi biz farklı yollardayız ya seninle, Şimdi biz farklı insanlarız artık ya, Şimdi biz birbirimiz olamayacağız ya seninle daha, Şimdiler hep sonralara hazırlık oldu ya seninle bizde, Şimdi artık aynı şeylere sevinemeyeceğiz ya seninle, Şimdi ortak yarınlar hayallerimiz olamayacak ya daha, Şimdi biz can idik dün de bu gün hiçbir şeyiz ya,
Ayrıldık biz dedik ya, birbirimizden habersiz Ayrıldık ya biz seninle, göremeyeceğiz birbirimizi Ayrıldık dedik ya, bakamayacağız birbirimize, öyle derinden Ayrıldık dedik ya sen orada ben burada Ayrıldık dedik ya, bir değil gecemiz günümüz seninle, Ayrıldık işte sevgilim yok daha ötesi,
O zaman tek bir şey istiyorum senden ben Kendine iyi bak tamam mı, Çünkü sen bundan sonra benim yerime de bakacaksın kendine Benim gözlerimle de bakacaksın kendine Düşünürken iki kişilik düşüneceksin artık Severken de öyle Bunu bil de öyle bak kendine, Ayrıldık ya seninle Ben ayrılmadım sevgilim Ayrılmadım senden Ayrılmadım sevginden Ayrılamam da Bunu bil … Kendine iyi Benim yerime de bakıyorsun çünkü kendine Benim yerime de… Bir şey unuttum sen de ben senden ayrılırken Kendimi Öyle bak kendine … kendine iyi bak ……
|
|
|
19 Mayıs 2009 Salı
02:19:22
|
|
|
Aşkım Bedelsiz Can ...
çığlığım yağan yağmura takılı ıslak ıslak yanağından akan benim alışamadığın çocuğum şimdilerde can şefkat gibi seni nasiplensem.. .........sever misin ?........
alnımdaki yazgıyı sır gibi saklayabilsem hazan vurmuş bahçelerimi yeniden derlesem bozbulanık bir baharda salkım saçak sulu sepken kapına gelsem can tüm benliğimle seni sevsem.. .......ister misin ?........
yorgunum ! sıkışıp kalmışım can... iki ateş arası gözlerim seni arıyorum dar vakitlerde kaç yasaklı şiir karşılıyor beni... .......bilir misin?.... titrek bir kelebek gibi düşüversem dizlerine ....tutar mısın elimi ?.......
sensiz gecelerde boş avuçlarıma yıldızlar dökülür can.. dudaklarımda leylaklar ağlar bilirim bana kıyamazsın ? belli etmesende.. çok sevmesende.. özledim dersin... demiştim can... ........evet özelsin......
ayrılık koydun kapına can... sökmeseydin gölgesini çınarın kaç hatırı sayılır aşk yaşadık ki ? yastık altı üşümüş sevdalardan başka... işte ben... işte sen... işte açık arttırma sevdam... ......alır mısın can ?......
ne rüzgarlar paklar günahımızı ne cehennem yangısı can... deniz bile kabul etmedi sevdamızı olmayacak murada kerevet gereksiz... müstehak bir masal sonu yazdım can.. hıçkırığım bile yersiz... payına düşen sadece aşkımdır can... yerle yeksan ama emanet değil ... .......kabul edersen eğer..... .............bedelsiz...........
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
19 Mayıs 2009 Salı
14:20:14
|
|
|
Biz Olabilmek!İlişkilerde önemli olan sadece adınızın sevgili ya da eş olması değildir. Yalnız yaşayan ama çift olmaya devam eden insanlar sonunda mutlaka kırılıp, parçalanırlar. Biz Olabilmek! Yalnız doğduk, yalnız öleceğiz cümlesi elbette doğrudur. Ancak bu yalnız yaşamamızı gerektirmez. Aşk, hayatın önemli parçalarından biri, nasıl ki bedenin gıdaya ihtiyacı varsa, ruhun da sevmeye ve sevilmeye ihtiyacı var. Paylaşmak, birlikte olmak, beslenmek gerekli, yani çift gibi durmak değil, gerçekten çift olmak değerlidir. Televizyon kumandasına, sevgilisinden fazla dokunan birisi ile birlikte olmak, sizi bir ilişki sahibi yapmaz. Sessiz geçen uzun geceler, sohbetsiz yenen akşam yemekleri gibi örnekler, ilişkide ne kadar yalnız olduğunuzun göstergelerinden sadece birkaçıdır. Özellikle evliliklerin geldiği son nokta olan yalnızlık, dışarıdan bakıldığında maalesef ki görünmez. İşin daha tehlikeli boyutu ise, çocukların gördükleri yaşamı beyinlerine kaydedip, büyüdüklerinde doğru olarak seçtikleri ilişki biçiminin de bu olmasıdır. Yani, yalnız ilişkilerde zarar görenler sadece çiftler değildir. Aşk grafiği zaman içinde inip çıkar, bu doğaldır. Heyecanın yerini alışkanlığa, ihtirasın yerini sıradanlığa bıraktığı süreçler tüm ilişkilerde olur. Ancak grafiğin hep aynı kaldığını veya sadece aşağı doğru gittiğini fark ederseniz, müdahale etmek yerinde olur. Birini sevdiğiniz zaman paylaşmak istersiniz. Yanında olmak, birlikte yaşamak, zaman geçirmek, ortak zevkleri yakalamak gereksinimi duyarsınız. Bununla beraber elbette her insanın yalnız kalmaya, ayrı vakitler geçirmeye de ihtiyacı vardır. İşte, tam bu ayrımda çok önemli bir nokta vardır: Denge! Terazinin sürekli bir tarafı ağır gelmemeli, hep yan yana durmak ile uzun ayrı kalışlar aynı derecede tehlikelidir. Dünyanın bile hassas bir dengede durduğunu düşünürsek, ilişkilerde aynı ahengi yakalamamız gerektiğini fark ederiz. İnsan kendi ailesiyle bile çatışıyor, yabancı biriyle hayatı paylaşmak elbette kolay olmayacaktır. Bir ilişkinin olmazsa olmazları vardır: Sevgi, saygı, vicdan, anlayış, emek, fedakarlık ve güven! İçinde bu duyguları barındırmayan beraberlikler, zaman içinde önce yalnız ilişkiler sınıfına, oradan da parçalanmaya doğru yol alırlar. İlişkiler, “biz” olabilmekle devamlılık sağlar. Bencillik, beraberlikleri kayaya vuran dalgalar gibi aşındırır. Sevginizin sürekli büyümesi, beslenmesi, hayatın yükü değil, keyfi olabilmesi için; ilişkinize sahip çıkın. Vakit ayırın, değer verin, önemseyin, dokunun, okşayın, dengenizi koruyun. Yoksa, adınız sevgili olmuş, eş olmuş, ne fark eder? Aşk, yalnızlıkla beslenmez. “Biz” olmanın keyfini tadın! Nazım Hikmet’in şu şiirini duvarınıza asın. Aklınıza geldikçe okuyun: Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak daHatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil. Bütün iş Tahir’le Zühre olabilmekte Yani yürekte….
|
|
|
19 Mayıs 2009 Salı
20:54:53
|
|
|
Selam Sahra hanım.Arada paylaşımlarını okumak ne güzel.Bu bir vesile senden haber almak oluyor.İyi olduğunu anlıyoruz.Bak eski dostlarhep bekkliyoruz seni.
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
20 Mayıs 2009 Çarşamba
23:00:41
|
|
|
|
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
20 Mayıs 2009 Çarşamba
23:01:07
|
|
|
Aşka İnanmayanlara İnat!Ne kadar çok yalan var etrafta, ne kadar çok gözyaşı ve ne kadar çok kişi mutsuz. Arkasına, dayısını alır gibi aşkı alanlar, sahte sevdalardan çiçek buketi dağıtanlar kirletiyor yürekleri, aşka inancı azalıyor kalplerin. Peki, ne yapmak lazım? Aşka İnanmayanlara İnat! Erkeklerin çoğu ıssız adamlığa soyundu şimdi, olmasalar da öyleymiş gibi yapıyorlar. Sanıyorlar ki, erdemdir sadakatsizliği üstünde unvan gibi taşımak. Kalleşlikten erdem olur mu? Övüne övüne yazılan erkekliğin kitabına ne zaman eklenmiş ihanet? Asıl sorun ihanet de değil aslında, ıssız adam olma hevesi ile çıkılan yolda, erkekler fark etmeden ıssız kadınlar yaratıyor. Bir kadın kalbi kaç kırılmayı kaldırır düşünen yok! Kendi canavarını yaratan bir toplum, şikayet etme hakkına sahip midir? Bir ülkenin güçlü ayakta durması için, önce kadınına ihtiyaç vardır. İster evinde, ister dışarıda, her ortamda kadının asaletini ve inancını koruması gereklidir. Bireyliği ne kadar değerli ve zedelenmemiş durursa, o derece doğru bir aile kurması beklenir. Şu dönemde herkesin ağzında bir laf var: Yeni nesil çok kötü! Bunu nesil ortalığa dökülmeden önce fark etmemiş olmamıza kaç puan verilecek? Yedikleri domateslerin kötülüğünden mi bozuldu bu çocuklar? Gençliğin ebeveynleri olan aşağı yukarı yaşıtlarım (ben 35 olduğuma göre, doğursaydım, ortalama 15 yaşında bir çocuğum olurdu) değil mi bunları yetiştiren? O zaman dönüp işin kaynağına bakılacak. Yangının başladığı yer biziz! Arada kalmış, hem geleneksel, hem modern olmak derdine düşmüş, biz alacakaranlık kuşağının şimdiki yetişkinleri; aşkı kirletmek bizimle başlamadı mı? Çoğumuzun evlilikleri yıkılmış, ilişkileri yürümüyor. Çocuklara miras olarak bıraktığımız tek şey sevgisizlik. Bozulmaya başladığımız yer, aslında bozguna uğradığımız yerdir. Yani, bozduğumuz gibi toparlayacağız. Önce kadın duruşumuzu değiştireceğiz cümleten, sevgi ve saygıya dayalı ilişkiler yürüteceğiz. İçinde aşk olmayan ilişkilere, özgür kadınız diye atlamayacağız. Cinselliği yaşama hakkımız var diye, bekarız, para kazanıyoruz, ayaklarımız üzerinde duruyoruz diye, suyunu çıkarmayacağız. Şiddete karşıyım ama kendi ellerimizle kendi yüzümüze bir tokat atmanın tam da sırası olabilir. Biliyorum, hayat şartları zor, yaşamak için neredeyse mucize gerekiyor. Elbette gönül bir can yoldaşı, hayatı paylaşacak bir sevgili istiyor ama işi ucuzlatmayacağız. Issız kadınlar yaratmak için herkesin elbirliği ettiği ve her şartın uygun olduğu bu süreçte; tuzağa düşmeyeceğiz. Aşk uğruna savaşacak, aşksız gelen yare döşek göstermeyeceğiz. Erkekler de artık silkelenmeli, bırakmalılar kalp kırmayı, gecelik zevkleri, tatminsiz duyguları, seks üstüne kurulu skor denemelerini, yok işte sonu! Kaç kadınla birlikte olduğunu övünerek söyleyen hemcinslerini alkışlamayacaklar. Onurlu saymayacaklar sadakatsizliği, ailenin, sevginin değerine inanacaklar. Yaşam denilen bu uzun yol, sadece yatak odasıyla sınırlı olmadığına göre, gelecek nesillere bir toplum emanet edeceklerini bilerek yaşayacaklar. Kadın ya da erkek ayırt etmeden hepimiz aşka inanacağız. Aşk için savaşacağız. Emek vermeyi, ilk sorunda çıkıp gitmemeyi, birlikteliğin yaratacağı mucizeleri tekrar öğreneceğiz. Kaybettiğimiz her şeye sahip çıkacağız yani! Aşkı kirlettikçe hep birlikte yıkılacağımızı anlamalıyız. Aşk dediğin her kapıya uğrayan bir dosttur. İçine ne kadar kötü tohum atarsak, ne kadar bozarsak, kimliğini değiştirirsek, bizim kapımıza geldiğinde alacağımız hediye de, o derece kötü bir şaka olacaktır. Yeni bir yol gerek artık, yeni bir yoldan yürümeliyiz. Aşk için, aşkın şerefine ya da şerefinize….
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
20 Mayıs 2009 Çarşamba
23:02:46
|
|
|
|
tşkr apo bey kendimi iyi hissettiğimde geliyorum hepsi yok oldu arkadaşların sibel volki kayboldu elvan seyrek hayırlısı olsun
|
|
|
21 Mayıs 2009 Perşembe
12:15:04
|
|
|
Selam Sahra hanım.Evet hepimiz kaybolduk.Eski tadı yok buranın.Sadece eski arkadaşlardan haber varmı diye bakıp çıkıyoruz.Sibel ve volki ile özelden de görüşüyoruz.Onlarda iyiyler.Selamınızı söylerim.
Sevgilerimi gönderiyorum...
|
|
|
21 Mayıs 2009 Perşembe
12:49:46
|
|
|
Bilemezsin
bakışlarının pırıltısında yansıyan seni dokunduğumda beni sen yapan ellerini bana beni anlatan o caanım sesini nasıl ama nasıl özledim.. benimle olduğunda senin olduğumu ben olanımın gönlünü doldurduğunu yine yaşaya.. bilmeyi nasıl ama nasıl özledim.. yıllar sonra bir sevdiğim bir sen olmuştun ayrılık bana yabancı yabancılık her şeyden acı ..benimle olmanı bilemezsin nasıl ama nasıl özledim güzeliim... Bilemezsin seni
NASIL ÖZLEDİM............
|
|
|
22 Mayıs 2009 Cuma
13:08:25
|
|
|
Kayboluyorum Yokluğunda
Şimdi herşey anlamsızlaştı. Yokluğunda içim acıyor, Yani yaşamla ölüm arasındayım. Ya dön gittiğin yerlerden bitanem, Ya da ben kaybolacağım yokluğunda...
|
|
|
22 Mayıs 2009 Cuma
13:33:00
|
|
|
Yasak Sevdam
Yıldızların kaybolduğu, karanlık bir gecede; gökyüzünü seyret. Birbirini kovalayan bulutların arasında gör, sana yasak gözlerimi. Ve, iyi seyret.. Az sonra, yağmur çiselemeye başlayacaktır o gözlerde. Ben; Karanlık bulutların arasında toplayıp tüm yıldızları, Gökyüzünün; En yüksek semalarına yazdım adını. Ve; Sırf bana yasaksın diye; Bulutları kapattım üzerine…
|
|
|
26 Mayıs 2009 Salı
00:12:07
|
|
|
ANSIZIN ÇIKIP GELSEN
Bir zamanlar birlikte uğurlardık güneşi;
Ne olur bir yerlerden ansızın çıkıp gelsen...
Umutsuzca beklemek dünyanın en zor işi,
Ördüğün duvarları ne olur, yıkıp gelsen...
Alnımın yazısı sen, yokuşum sen, düzüm sen...
Nasıl özledim seni, nasıl özledim bilsen...
Bağrımda bir ateş var, şimdi güneş yerine,
Kavuran bu yangına 'vuslat'ı sıkıp gelsen...
En güzel elbiseni giyip de üzerine
Aldığım o kolyeyi boynuna takıp gelsen...
Ayım sen, yıldızım sen, gecem sen, gündüzüm sen...
Nasıl özledim seni, nasıl özledim bilsen...
Yağmurlarla çağlayıp, ışıklarla süslenen
Şelale saçlarını omzuna döküp gelsen...
Sevdamıza acıkıp, hasretlerle beslenen
Kahır dolu günlerden kendini söküp gelsen...
Baharım sen yazım sen, kara kışım, güzüm sen....
Nasıl özledim seni, nasıl özledim bilsen..
Bir mezar gibi sessiz ve karanlık olmazdım,
O yıldız gözlerini geceme yakıp gelsen...
Sensiz sensiz ağlamaz, hüzünlerle dolmazdım...
Mahçup bir çocuk gibi boynunu büküp gelsen....
Kulağım sen, gözüm sen, sazım sensin, sözüm sen...
Nasıl özledim seni, nasıl özledim bilsen....
Bir zamanlar birlikte uğurlardık güneşi;
Ne olur bir yerlerden ansızın çıkıp gelsen...
Umutsuzca beklemek dünyanın en zor işi,
Ördüğün duvarları ne olur, yıkıp gelsen..........
|
|
|
29 Mayıs 2009 Cuma
17:02:08
|
|
|
olsun
sen sevme beni yine
ben sonuna kadar tutacağım
benden hep kaçırdığın ellerinden
hep bakacağım
sonbaharın ilk demi gözlerine
ve hep tutacağım dileklerimi
inadına kaymayan yıldızlara
öyle başkasınki bende
şairin dediği gibi
günlerden ne
günlerden SENertesi
saatim SANA beş var
her gülen bebek
açan çiçek
yağan yağmur
uçan güvercin
SEN
SEN
SEN…
|
|
|
29 Mayıs 2009 Cuma
17:05:12
|
|
|
Seni çok özledim
Seni istediğim zaman göremesem de
Gördüğümde hislerimi söylemesem de
Sense beni hiç özlemesen de
İnan ben çok özledim seni
Eski günler gibi beni aramasan da
Gönlünde kendimi bulamasam da
Özlemlerin içinde yer almasam da
İnan ben çok özledim seni
Senin için, benim gibi yanmasan da
Yüzümü görmeyip, adımı anmasan da
Seni sevdiğime hiç inanmasan da
İnan ben çok seviyorum seni
|
|
|
29 Mayıs 2009 Cuma
18:46:36
|
|
|
Umutların Hayellerin Bittigi Yer Burası Umutların bittiği Hayellerin yok oldugu sözlerin kayboldugu biryer burası İşte tam ordayım şimdi Ne git diye biliyorum Nede kal diye biliyorum Seni sevdiğimi bile söyleyemiyorum Bunlar senin eserin aslında Bir alkol bir sigara gibi tiryakin olmuşum Ne sana söyleyecek sözüm kaldı Nede durduracak dermanım kaldı sözlerin umutların bittigi yerde gözlerime bak derdin Şimdi bakıyorum kin ve nefret görüyorum sen yaban ellerinsin artık Bense sahibsiz kadehlerin
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
30 Mayıs 2009 Cumartesi
11:50:08
|
|
|
Ne AŞK düşünecek kadar vaktim var, ne de bir çabam. Ne aşkı körükleyen bir rüzgar, ne aşkı yaşayacak kadar gücüm. Ne de sevmeye dayanacak kadar taş bir yüreğim. Her aşkın sonunda gözyaşı var, Hep hüzün ve ayrılık kokar…
Ayrılık bile ağlardı, yaşasaydı ayrılığı, tanısaydı aşkı sevdayı... Felek; utanırdı ettiğinden aşkı tatsaydı.
Bu yüzden ben alaca karanlığı hiç sevmem...... Zaman; ya gündüz olmalı, ya gece. Kurşun ya alnından vurmalı, yada namluda kalmalı.
Sevdamızın adı, UMUT, sonu, TOPRAK olacaksa aşk dır AŞK. Ya ölmeli aşk için, Ya da, yürek de yaşatmalı...Yar dediğin, benim gibi düşünüp, benim olmalı. Yada hiç olmamalı...
Benim değildi, ona bıraktım. yerimi. Çaresizdim Allahım, ağlatıyordu yüreğimi. `Hata benim, günah benim suç benim.` mi? Tanrım değiştir şu kaderimi.
Paslı bir yalnızlık var şimdi avuçlarımda.Ardımda bir yürek, sevda yüklü rüzgar...Ne zaman sevmeye koyulsam,doğrulup çoğalıyor ayrılıklar.
Bu yüzden kilitlidir, yüreğim..
|
|
|
30 Mayıs 2009 Cumartesi
19:59:41
|
|
|
Çok güzel bir paylaşım Sahra hanım.
|
|
|
31 Mayıs 2009 Pazar
15:28:08
|
|
|
Sen Üzülme
kopartsam hüznünü yatırsam göğsüme tutsam ellerini yok etsem bu dönme dolap duyguyu üşüyen ruhuna yağmur olsam tomurcuğa dursa tenin
işte o zaman kıskanırdı bizi depremler yeryüzünün bütün atları dörtnala koşarken yüreğinde
biliyorum ne çok sevdiğini beni ah! bir de kaderimiz bilse çözseydi bileklerdeki kelepçeyi kuşlara inat nasıl da kanatlanırdık seninle
yere düşerdi gülün yüzü biliyorum utanırdı dolunay kendi şavkından ağlardı uyurgezer tüm sevdalar mevsimsiz yaşlanmaktan
bu yüzden çocuk kalmalıyız biz!
gömüyorum hüznünü derinlerime gözyaşında yağmalansa da krallığım şölenler kuruyorum tek gülüşüne korkma sevdiğim mermi tetiğe sürüldü bir kez iste kainatı vereyim istersen canımı dökeyim eteklerine
sen üzülme yeter ki!
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|