|
| Gönderen | Mesaj |
|
15 Ocak 2009 Perşembe
23:41:16
|
|
|
 Hiç sana sarılıp yatmadım ki!
Kısacası: Tatmadım kavuşmayı / anlatamam. Ama, Seni özlemenin kitabını yazabilirim. Anlatabilirim daldaki kuşa / topraktaki solucana. Yokluğunda yıllardır Özlemine dayanmayı öğrendim Yokluğuna katlanmayı Aşağılık avunmayı öğrendim nasılsa,
Ustası oldum beklemenin Tükenmek pahasına.
 Ama hiç kimse / kavuşmayı, İki derenin birbirine karışıp Sarmaş dolaş aktığı yatağın yorgunluğunu Sormasın bana ,anlatamam. Çünkü seninle ben, Ayrı kaynaktan doğmuş Sularında hasretleri taşıyan Başka denizlere koşan iki ırmağız. Birbirimize uzak topraklarda tüketirken yılları Aynamızda ayrı gökleri yansıtırız İşte onun için İki dere nasıl karışır birbirine Nasıl sığar iki nehir bir yatağa /bilmiyorum.
Sen bana /yalnızca Ve sadece Kahpe sensizliği sor Rezil beklemeyi , özlemeyi sor. Tanrı şahidimdir Kurda kuşa Dağa taşa bile anlatabilirim.
Demem o ki uzaktaki yakınım: Vuslatlara yabancıyım, Ama, Seni özlemenin kitabını yazabilirim...
|
|
|
15 Ocak 2009 Perşembe
23:54:10
|
|
|
Özledim Seni
Özledim seni Özlemek buysa
Baktığım her yerde, seni görüyorsam Özledim seni
Yokluğunu her an hissediyorsam Özledim seni
Adın bir ateş olmuş da, yanıyorsam Özledim seni
Maviler ölümsüzleşiyor dizelerimde Farketmedin mi?
Davetsiz bir misafir gibi bitiversem kapında
Özledim seni Özlemek buysa
Alıversen içeri...
|
|
|
15 Ocak 2009 Perşembe
23:56:24
|
|
|
Al Sinene
Aşk denilen bu yolda bin paraya satıldım, Kedere maya olup hicranlara katıldım Seni sevdiğim için Fizan’lara atıldım Ceylan gözlüm sor beni, al sinene sar beni..
Güneş ol doğ dünyama, gönül yolu nurlansın Hasretinle yanan can, aşkın ile korlansın Sensiz közlenen tenim kaynar suda harlansın Ceylan gözlüm sor beni, al sinene kar beni..
Sağda solda arama, öz suyunda gör beni Ben sende çağlar iken, aşk seline sor beni Geceler bir hançerdir, al hançere sar beni Ceylan gözlüm sor beni, al sinene yâr beni...
|
|
|
15 Ocak 2009 Perşembe
23:57:36
|
|
|
|
|
|
15 Ocak 2009 Perşembe
23:57:53
|
|
|
|
|
|
15 Ocak 2009 Perşembe
23:58:48
|
|
|
|
|
|
16 Ocak 2009 Cuma
00:02:26
|
|
|








__________________ Aşikar bir zavallılık var üstümde Devrilip düşüyorum mecalsiz bekleyişlere elim göğsümü işaret ediyor;
Beni bulanlar bilsinler; ayrılığa d ü ş m e k böyle oluyor...!
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
17 Ocak 2009 Cumartesi
22:26:00
|
|
|
İNANDIM SADECE İNANDIM........
Yarın bir başka gün dediler...inandım Her şey güzel olacak dediler...dayandım Çok güzel olduğumu söylediler...kandım Beni sevdiklerini tekrarladılar...her defasında yanıldım
Kara yazgımın karasal ikliminde yürüyorum Halbuki ben de biliyordum kırmızı kirazın tadının kırmızı olabileceğini Yeşil eriğin yemyeşil kokusunu...biliyordum Tıpkı seninle de biteceğimi bile bile gidiyorum
Neden yağmur yağar bu depresif anlarımda Koca şehir ıslanıyordu gözyaşlarımla Herkes derin uykuda Bense boğazımda çözülemeyen düğümlerle başbaşa Ve seni düşünüyorum yine kendimden daha fazla
Nasıl da acıtıyor kemancı Gözlerimin içine bakıyor da görüyor darağacımı Bakma!Bakma gözlerimdeki sislere Üsküdarlı! Onlar ki yetim…onlar o kadar acı Şimdi bırak bırak!okşasınlar yanağımı
Sabah rüzgarı da süpüremedi gözyaşımı… Üstüme üstüme geliyor sabah yıldızı Hani üşüsem diyorum üşüsem be! Soğuktan değil kollarının beni Ellerinin saçlarımı unutmayışından ürpersem!
Uyan yedi tepeli şehir!uyanın sokaklar Size bir çift sözüm var Size uyumak yakışmaz…kaldı ki beni siz uyandırdınız Aşk ın ateşini yaktınız Yaşa gör deyip beni bir kenara fırlattınız Çıkmaz sokaklarıma yollar çıkarttınız Yüreğimi sızlattınız be!
Kelimelerden başka gidecek yerim olmadı Gelseydin eğer gitmeseydin koysaydın başını Kollarımın tekilliğini yaşatmasaydın Aşk ağacında sallanmazdım ...keşke ağlatmasaydın!
Yarın bir başka gün dediler...inandım Her şey güzel olacak dediler...dayandım Ya gereğinden fazla salaktım Ya da ben bu aşk kitabını hiç anlayamadım
|
|
|
18 Ocak 2009 Pazar
20:11:01
|
|
|
|
|
|
19 Ocak 2009 Pazartesi
17:21:09
|
|
|
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
20 Ocak 2009 Salı
22:34:43
|
|
|
HAYATA DAİR DERSLER
Kapat Değerlendirmeniz başarıyla eklendi.
Kapat Üzgünüz, değerlendirmeniz eklenirken bir hata oluştu.
İlgi Odağı Değiştir Sil Paylaş 3 gün önce 14:55 saatinde
birinci ders
Okuldaki ikinci ayımda, hocamız test sorularını dağıttı. Ben okulun en
iyi ögrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve
orada
çakıldım kaldım. Son soru söyleydi :
'Hergün okulu temizleyen hademe kadının ilk adı nedır ?'
Bu her halde bir çeşit şaka olmalıydı. Kadını, yerleri sılerken, hemen
hergün görüyordum. Uzun boylu, siyah saçlı bir kadındı. 50'lerinde
falan
olmalıydı. Ama adını nerden bilecektim ki ! Son soruyu yanıtsız
bırakıp kağıdı teslim ettim. Süre biterken bir öğrenci, son sorunun
test sonuclarına
dahil olup olmadığını sordu.
'Tabii, dahil' dedi, Hocamız...
'İş yaşamınız boyunca insanlarla karşılaşacaksınız. Hepsi birbirinden
farklı insanlar. Ama hepsi sizin ilginiz ve dikkatinizi hak eden
insanlar bunlar.
Onlara sadece gülümsemeniz ve 'Merhaba' demeniz gerekse bile...'
Bu dersi hayatım boyunca unutmadım. Hademenin adını da...
Dorothy idi.
İkinci Ders :
Bir gece vakit gece-yarısına doğru Alabama Otoyolunun kenarında duran
bir zenci kadın gördüm. Bardaktan boşanırca yağan yağmura rağmen,
bozulan arabasının dışında duruyor ve dikkati çekmeye çalışıyordu.
geçen her arabaya el sallıyordu. Yanında durdum. 60'lı yıllarda bir
beyazın bir
zenciye, hem de Alabama'da, yardıma kalkışması pek olağan şeylerden
değildi. Onu kente kadar götürdüm. Bir taksi durağına bıraktım.
Ayrılırken
ille de adresimi istedi, verdim. Bir hafta sonra, kapım çalındı.
Muazzam bir konsol televizyon indiriyordu adamlar. Bir de not ekliydi,
armağanda...
'Geçen gece otoyolda bana yardımınıza teşekkür ederim. O korkunç
yağmur sadece elbiselerimi değil, ruhumu da sırılsıklam etmişti.
Kendime güvenimi
yitirmek üzereydim, siz çıka geldiniz. Sizin sayenizde ölmekte olan
kocamın yatağının baş ucuna zamanında ulaşma yı başardım. Biraz sonra
son nefesini
verdi.
Üçüncü Ders :
Size Hizmet Edenleri Hep Hatırlayın...
Bir pastanın üç otuz paraya satıldığı günlerde 10 yaşında bir çocuk
pastaneye girdi. Garson kız hemen koştu... Çocuk sordu:
'Çikolatalı pasta kaç para ?'
'50 Cent.'
Çocuk cebinden çıkardığı bozukları saydı. Bir daha sordu:
'Peki, Dondurma Ne Kadar ?'
'35 Cent.' dedi garson kız, sabırsızlıkla. Dükkanda yığınla müşteri
vardı ve kız hepsine tek başına koşuşturuyordu. Bu çocukla daha ne
kadar vakit
geçirebilirdi ki...
Çocuk parasını bir daha saydı ve
'Bir dondurma alabilir miyim, lütfen ?' dedi.
Kız dondurmayı getirdi. Fişi tabağın kenarına koydu ve öteki masaya
koştu. Çocuk dondurmasını bitirdi. Fişi kasaya ödedi. Garson
kız masayı temizlemek üzere geldiğinde, gözleri doldu, birden. Masayı
sanki akan gözyaşları temizleyecekti.
Boş don durma tabağının yanında çocuğun bıraktığı
15 Cent'lik bahşiş duruyordu..
Dördüncü Ders :
Yolumuzdaki Engeller...
Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya
koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacak diye
gözlüyor... Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray
görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar. Hepsi kayanın
etrafından dolasıp saraya girdiler. Pek çogu kralı yüksek sesle
eleştirdi.Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz
tutamıyordu.
Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu.
Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına
sıkına itmeye
başladı. Kan ter içinde kaldı ama, sonunda, kayayı da yolun kenarına
çekti.Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski
yerinde bir
kesenin durduğunu gördü .
Açtı... Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde...
'Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir.' diyordu kral.Köylü,
bü gün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı.
'Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir fırsattır.'
Beşinci Ders :
Önemli Olan Vermektir..
Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler. Tek yaşam
şansı, beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük oğlan aynı
hastalıktan mucizevi bir şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın
mikroplarını yok eden antikorlar oluşmuştu. Doktor durumu beş
yaşındaki oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini sordu.
Küçük çocuk bir an
duraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve 'Eğer kurtulacaksa, veririm
kanımı' dedi.
Kan nakli yapılırken, ablasının gözlerinin içine bakıyor ve
gülümsüyordu.Kızın yanaklarına yeniden renk gelmeye başlamış tı, ama
küçük çocuğun yüzü de
giderek soluyordu...
Gülümsemesi de yok oldu. Titreyen bir sesle doktora sordu :
'Hemen mi öleceğim ?'
Ufaklık, doktoru yanlış anlamıştı, ablasına vücudundaki bütün kanı
verip, öleceğini düşünüyordu.
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
21 Ocak 2009 Çarşamba
22:14:35
|
|
|
|
|
|
23 Ocak 2009 Cuma
11:50:02
|
|
|
Uçurum keskinliğinde bu sevdamla Umut mevsiminde yaşıyorum sensiz. Koklasam solacak, Ağlasam üşüyeceksin sanki. Uzansam... Dokunamayacağım bilirim. Bu yürek ki param parça Dokunsan bana yaşayacağım belki Ama! Ellerin yok ki.
|
|
|
23 Ocak 2009 Cuma
11:51:51
|
|
|

SEVDIM DEMEK DILE MAHSUS...
Sevdim demek dile mahsus, Seven olmak yurek ister. Cicek vermek ele mahsus, Gulsuz gelmek yurek ister.
Her can sevilme pesinde, Her goz cennetin dusunde, Su omrun genclik yasinda, Akli celmek yurek ister.
Gonlu bastan sona acip, En kahirli yolu secip, Dost elinden zehir icip, Candan gulmek yurek ister.
Bir gun kibire uymadan, Yaptigin hayri saymadan, Her kotu sozu duymadan, Gonul almak yurek ister.
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
23 Ocak 2009 Cuma
21:39:44
|
|
|

Uzaklığın ne kadarda müşkülmüş Sinenin kuyusunda suya ne hacet Ey tenim zindanın güneşine sabret Bir gün sana da gülecektir aşk elbet
Arınmak istiyorum varlığın özlemiyle Gönlüme uhde olarak bıraktığın sevginle Sana olan yakınlığımda çektiğim özlemle Her yerde bahar varken ben hazanlaşırım
Beklemek usanmadan sana umutla gelmek Senin dirliğinde nefeslenerek aşka ermek Çınarların altında gölgenle terennüm etmek Seninle dünyanın safhalarında göğe erişmek
Neyleyim ki artık hayalim bile kuraklık yaşar Arzın seyrinde seni anar zahire hüzünle bakar Kalbim yanar, gözlerden durmayan yaşlar akar Her yerde seni arar sende bulduğu aşkı koklar
|
|
|
25 Ocak 2009 Pazar
20:13:50
|
|
|

Sırat`tan incedir sevda köprüsü Beraber geçelim tut ellerimden. Niyet ak güvercin, vuslat gökyüzü Beraber uçalım tut ellerimden...

Gönüldeki birlik kalkandir dışa Aldırma ayaza, yele, yağısa Giden ilkbahara, gelecek kışa Beraber göçelim tut ellerimden...

Birleşmek üzredir şafakla gurûp Korku beklenilmez kapıda durup Ister zehir olsun, isterse şurup Beraber içelim tut ellerimden...

Çağır hayâllerin en ötesini Yakindan duyarsin aşkın sesini Sonsuz mutluluğun penceresini Beraber açalim tut ellerimden...

Hatırla kaybolan hatiralari Elmastan ışıklı, altundan sarı Zaman tortusundan işte onlari Beraber seçelim tut ellerimden...

Şüphe başlangıçtır, karar nihayet Zamanı zamana etme şikayet Kaçmak kurtuluştur diyorsan şayet Beraber kaçalım tut ellerimden...
|
|
|
25 Ocak 2009 Pazar
23:06:03
|
|
|
....Diye biri
Özlem denen bir sevdanın peşinde, Özlem, ömür boyu koşu gibidir. Özlem, ölsem bile yanı başımda Özlem mezarımın taşı gibidir.
Özlem, hem özlenir, hemi hasrettir, Özlem’le yaşamak tatlı bir derttir. Özlem fırtınadır, soğuktur, serttir, Özlem, gözlerimin yaşı gibidir.
Özlem, yeterlidir üşümek için, Özlem, hoş bir yüktür taşımak için, Özlem, benim gıdam yaşamak için, Özlem, garibanın aşı gibidir.
Özlem, kaderiyle bile baş eder, Özlem, şeytanları dahi tuş eder, Özlem, pembe hayalleri kuş eder, Özlem, çaresizin düşü gibidir.
Özlem, daim ateşlere yandırır, Özlem, susuz değirmenler döndürür, Özlem ağustosta bile dondurur, Özlem zemherinin kışı gibidir.
Özlem isyan etmez, Özlem çıldırmaz, Özlem cehenneme bile aldırmaz, Özlem süründürür ama öldürmez, Özlem zalimlerin başı gibidir.
|
|
|
25 Ocak 2009 Pazar
23:53:15
|
|
|
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
26 Ocak 2009 Pazartesi
02:13:35
|
|
|
|
|
|
Sahra basak (senanurr)
1468
|
|
26 Ocak 2009 Pazartesi
22:04:13
|
|
|
Sanal aşk dedikleri
Ne ismi, ne adresi belli
İş, okul, sorma sakın mesleğini
Kesinkes üniversiteli
Atar bir isim, der ismim Ali
Yaşını da doğru sözlemez ki
Yirmi beşindedir her dem, olsa da elli
Acaba bekar mıdır, evli mi
Bekarım diyecek tabi ki
Olsa da torun sahibi
Dostça başlar herşey önceleri, sizli bizli
Başbaşa kalınca kaçınılmaz sevda sözleri
Canısı, aşkısı,göz görmez başka kimseleri
Aşık olursun sözlerine, o birtanesi
En güzelidir şaşı da olsa gözleri
Belki de kaba saba biri, bilemezsin ki
Görmek istersin şeklini, şemalini
Gönderir katalogtan bir mankenin resmini
Ateş düşer yüreğe bir kere, neylemeli
O'da sever ALLAH için, dört eder iki kere iki
Gün gelir kesilir ses soluk, acaba nerdedir ki
Her gece yanındayken, yoktur artık eseri
O şimdi, yepyeni nik'li
Tümüyle değiştirmiş kimliğini
Sen günlerce bekle gelir belki
Uğrar arada sana da canı istedimi
Atar bir sürü geçersiz bahaneleri
Bilirsin, yalandır her kelimesi
Yine anlatır bir sürü aşk hikayeleri
Seninleyken bile başka masada aklı fikri
Ya mesaj yazar ya, açmıştır msn'i
Sakın ha sakın sitem etmemeli
Anında vurur en iğneli sözleri
Ah sanal alem ah, sana ne demeli
Seninle yaşanıyor aşk'ların en güzeli
Acılar senden gelir bal kaymak misali
Her tatlı söz bozduruyor tüm tövbeleri
Kimin eli kimin cebinde belli değil ki
Bu gün sen, yarın gelecek başka birileri
Senin de ondan farkın ne ki
Aşk böyle değildi, kim icat etti ekranda sevmeleri
Ah sanal alem ah, sana ne demeli
Kabul eyle sitemlerimizi. slm meraba nasılsınız tanışabilirmiyiz [email protected]
--------------------------------------------------------------------------------
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|