40+ve sonbahar > Mesaj Panosu > VUSALATI OLMAYAN AYRILIKLAR

VUSALATI OLMAYAN AYRILIKLAR


GönderenMesaj

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
10 Eylül 2009 Perşembe 15:01:21

Özledim
 ``Ben geldim birtanem`` diyerek girivermek vardi,
simdi yeniden hayatina...
Bayram sevinciyle sarilmak boynuna yeniden..
Cigerlerime cekmek ask kokunu,hayat bulmak..
``Canimsin``deyisinle yeniden dogmak.
Her gune ilkbahar sabahlari gibi baslamak yeniden..
`Özledimm` diyebilmek,iliklerime isleyen hasretini dindirmek.
Anlatabilmek yasadiklarimi yoklugunda..
Sensiz guneslerin dogmadigini,
ayin mehtapla bulusmadigini,
gunlerimin hic geceden cikmadigini...
``iyiyim`` deyisime herkesin inandigini,
kimselerin sensiz nasil iyi olunur ki diye sormadigini,
yuzumun tebessumu unuttugunu,
kalabalik yalnizliklarimi,
ruyalarima girdigin gecelerin sabahlarini,
anlatmak vardi simdi sana binbir telasla.
vardi ama...
Gelemem ki,
dönemem ki birtanem...
Bilirsin gidenler dönmez,
dönemez...
iyi bak kendine,hep iyi ol.
Yasa sevgiyle ve umutla...
Sahte bile olsa,inadina
GüLüMSe HaYaTa...

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
10 Eylül 2009 Perşembe 15:06:15

Biraz Sen Gönder Bana... 


Mavinin gölgesinde
Doğarken bahar
Usul usul
Düşerken
Evrenin dudaklarına
Ve
kokunu
Hatırlatırken leylaklar
Özleminde kuruttuğum
Güneşim
Yeniden gülümser
Acılarıma inat
Kuytulara sinmiş
Yalnızlığıma


Yâr
Çiçekler açtıran yüzün
Şimdi çok uzak
Ahh! zamansız gidişin
Kaç cemre bıraktı
İçimdeki bahçene
Bilsen!
Kaç yağmur yıkayamadı hüzünlerimi
Gecenin bile yas tuttuğu
Kaç med cezir küçülttüm
Sularımda

Şafağın çıkrığında kaç sabahı
Korka korka çektim
Yokluğuna dolanmış umutlarıma


Cehennemin ortasındayım şimdi

Ne olur! gelemesen bile
Biraz
Biraz sen gönder bana

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
10 Eylül 2009 Perşembe 15:09:10

Seninle Saklı Geceler
 Gecelerime sakladim seni
karanligin yorgan gibi üzerimi örttügü zamanlara
aydinliktan uzak gecelerime sakladim seni
yalnizligi yasadigim saatlere
özlememek icin gecelerime sakladim seni
dönmeyecegini bildigim halde bekledim
seninle sakli gecelerimde düsündüm seni
senin beni düsünemeyecegini bilsemde
karsiliksiz kalan sevgim gibi
gündüzü tanimayan gecelerime sakladim seni
en duygusal vakitte hayalimde ol diye
sensiz rüyali gecelerime sakladim seni
gülümsedigimi hisset diye agladigim
o en hüzünlü gecelerime sakladim seni
gülümsedigimi farkedip huzurlu uyumani istedim
sensiz gecen gündüzlerimden sonra
senli gecsin diye
o en güzel gecelerime sakladim seni
yasayan ve ölen seni göremedigim icin belkide
beni gördügünü sandigim
en karanlik gecelerime sakladim seni
bir isikta olsa
sinyallerini bekledigim
sari yildizli gecelerime sakladim SENi!

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
10 Eylül 2009 Perşembe 15:17:35
Ayrılık Öncesi.......   

ve benim gölgemde kuruttuğum,
hayallerim vardı..
gecelerim yetmezdi,
uzun bakışlı söylencelere...
bilmezden gelmelerine alışmıştım ama
dayanamıyordum gitmelerine.....



/oysa karın tokluğuna sevmiştim seni..../



sen bu şiir de okurken beni,
ben başka şiirde seni okuyacağım..
lambalar aniden kararacak
dönmeyeceksin.....

sen başkasını severken
ben bir bardak suda seni yudumlayacağım
eksilen her yanımla....



sonrası;
kaybetmenin korkusunda
senin korkusuzluğun
vazgeçmenin öncesinde
ben koca bir sus...
sen ölüm sessizliğinde......



/korkarım tılsımı kaybedeceğiz...../


şiirler artık kanamalı..
şiirler yaralı...
sen sesini de alıp ezberimden gidiyorsun..
ellerin kutup ayazı,
belki de içimde ölüyorsun.
ben itiş kakış,
ben sevdalı..
gözlerinden geçiyorum önce,
ve sonra kendimden ..
......öylece......

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
10 Eylül 2009 Perşembe 15:20:56

Diyorum Ki
 Diyorum ki,                          
Bir gece ansızın geliversen.
Tam da umutlarımı darağacına asmışken.
Gam demlenen yüreğim sevinse.
Çivit mavisi bir gömlek giysen.
Özgürlüğün rengini görsem üzerinde...

O gece beyaz güller getirsen bana.
Bir de gökyüzünden en parlak yıldızı.
Bakışlarından sevda dersem.

Diyorum ki,
Gül kurusu bir akşam sonrası.
Henüz uykuya varmışken sular.
Öyle ansızın geliversen.
Ellerim hazırlıksız yakalansa ellerine.
Avuçlarından aşkın buğusunu alsam.
Bir tutam yıldız tozu serpsen üzerime.
Ben o gece yıldız olsam...

Sahra basak (senanurr)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1468
10 Eylül 2009 Perşembe 15:52:13
Ayrılık Krizlerini Atlatmanın Yolları!Ayrılığın arkasından yaşanılan süreç, yas dönemine benzer. Kendinizi biraz aciz hissetmeniz normaldir ancak bunun bir kriz olduğunu ve geçeceğini unutmayın. Kendinizi oyalayın! Ayrılık Krizlerini Atlatmanın Yolları!Kendinizi koltuğun üstünde aşk filmleri seyredip ağlarken yakaladıysanız, hemen kalkın televizyonu kapatın. Kuaförünüzü arayın, kendinizi güzelliğin mutluluk verici kollarına atın. Ancak depresyon yüzünden yanlış kararlar verme ihtimaliniz yüksektir. Büyük değişiklikler yaptırmaktan kaçının. Sarının hiç yakışmadığı bir teniniz varsa, hırsınızı saçınızdan çıkarıp sarıya boyatmayın. En iyi kuaförünüze gitmeden, telefonda kötü bir gün geçirdiğinizi ve saçma bir istekte bulunursanız, yapmamsı gerektiğini açıklayın. Anlayacaktır! İş dönüşü onun evinin önünden geçip, ışıkların yanık olup olmadığını kontrol etmek istiyorsunuz. Aman ha! Ayrılık sürecinde bu tarz davranışlardan uzak durmak gerekiyor. En iyisi, kendinize bir miktar para ayırın. Alış verişe çıkın. Ayakkabı almak, neredeyse tüm kadınların hoşuna gider. Ancak ayırdığınız para kadar harcamaya özen gösterin. Ayrılık acısına, faturayı ödeyememe derdi eklenmesin. Kendinizi iyi hissetmek için, öncelikle vücudunuzun ve beyninizin mutlu olması gerekiyor. Henüz yoga ile tanışmadıysanız, bunun için daha doğru bir zaman bulamazsınız. Nasıl yapıldığını bilmiyor musunuz? İnternette her şey elinizin altında, seyredin öğrenin. Ayrıca piyasada istemediğiniz kadar çok DVD bulmanız mümkün. Ayrılık ardından biraz dertlenmeye de hakkınız var. Arkadaşlarınızı eve toplayın. Bir şişe şarap açın. Sarhoş olun ancak alkolün denetiminizi kaybettirip onu aramanızı sağlayacağını da aklında tutun. Bunun önlemi, telefonunuzu kapatıp, arkadaşlarından birine teslim etmek ve sizin bilmediğiniz bir yere saklamasını söylemektir. Sabah olup ayılana kadar da telefondan uzak durmuş olursunuz. Kendinize biraz güzel vakit geçirtmeye çalışın. Eve dönerken bir demet kır çiçeği alın. Yarısını vazonuza koyun. Diğer yarısını banyo küvetine atın. Suyu doldurun, etrafına mumlar yakın, içine güzel kokulu yağlar damlatın. Ruhunuzu dinlendirecek bir müziğin size eşlik etmesine izin verin. Gevşeyin ve banyonun tadını çıkarın. Ağlama krizine tutulmak üzereyseniz, hemen teybe ritimli bir şarkı koyun. Deli gibi dans edin. Belki biraz egzersiz yapmak istersiniz. Vücudunuzu yorun, terleyin. Sonunda kendinizi koltuğa atacaksınız ve kolunuz kalkmayacak kadar bitkin olacaksınız ama ağlamanız geçecek. Son olarak unutmayın ki, ayrılık acısı yaşanmadan geçmeyecektir. Zamanını tamamlamadan bu sızıdan kurtulmaya çalışırsanız, ileriki zamanlarda daha büyük yıkımlara sebep olacaktır. Yasınızı tutun ama kendinizden vazgeçmeyin!

Sahra basak (senanurr)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1468
10 Eylül 2009 Perşembe 15:53:22

merhaba  apo bey siz olmasanız bu gurup sesizliğe bürünecek nasıl geçiyor hayat umarım  en güzel günleriniz yaşıyorsunuz

tşkr ettim

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
11 Eylül 2009 Cuma 00:28:36

Merhaba Sahra hanım.Hayat iyi geçiyor.Birde şu okullar açılsada şu boşluktan kurtulsak daha iyi olacak.

Nedir bu krizkerden çektiğimizEkonomik kriz,ayrılık krizi Ama başbaknımız açıkladıya teğet geçecek diye.Bize teğet geçer

Her ne kadar sohbetlere katılmasamda yazularınızı takip ediyorum ve zevkle okuyorum.Sizi buralarda görebilmek ne güzel.Daha iyisiniz ümit ederim.

Asıl ben teşekkür edrim.Eski dostlardan bir siz kaldınız ve bir tek siz cevap yazıyorsunuz

Sahra basak (senanurr)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1468
11 Eylül 2009 Cuma 12:38:38
evet apo bey eski yeni terk ettiler bizi  eee burasıda dünya gibi bir varsın bir yoksun ümit ederimki hayırlı ve uzun bir yaşam yaşarız hem gurupta  hem  dünyada kendinize iyi bakın lütfen

Sahra basak (senanurr)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1468
11 Eylül 2009 Cuma 12:39:05

Ağır Ölüm

Ağır ağır ölür alışkanlığının kölesi olanlar, her gün aynı yoldan yürüyenler, yürüyüş biçimini hiç değiştirmeyenler, giysilerinin rengini değiştirmeye yeltenmeyenler, tanımadıklarıyla konuşmayanlar.

Ağır ağır ölür tutkudan ve duygulanımdan kaçanlar, beyaz üzerinde siyahı tercih edenler, gözleri ışıldatan ve esnemeyi gülümseyişe çeviren ve yanlışlıklarla duygulanımların karşısında onarılmış yüreği küt küt attıran bir demet duygu yerine “i” harflerinin üzerine nokta koymayı yeğleyenler.

Ağır ağır ölür işlerinde ve sevdalarında mutsuz olup da bu durumu tersine çevirmeyenler, bir düşü gerçekleştirmek adına kesinlik yerine belirsizliğe kalkışmayanlar, hayatlarında bir kez bile mantıklı bir öğüde aldırış etmeyenler.

Ağır ağır ölür yolculuğa çıkmayanlar, okumayanlar, müzik dinlemeyenler, gönlünde incelik barındırmayanlar.

Ağır ağır ölür özsaygılarını ağır ağır yok edenler, kendilerine yardım edilmesine izin vermeyenler, ne kadar şanssız oldukları ve sürekli yağan yağmur hakkında bütün hayatlarınca yakınanlar, daha bir işe koyulmadan o işten el çekenler, bilmedikleri şeyler hakkında soru sormayanlar, bildikleri şeyler hakkındaki soruları yanıtlamayanlar.

Deneyelim ve kaçınalım küçük dozdaki ölümlerden, anımsayalım her zaman: yaşıyor olmak yalnızca nefes alıp vermekten çok daha büyük bir çabayı gerektirir.

Yalnızca ateşli bir sabır ulaştırır bizi muhteşem bir mutluluğun kapısına.

Pablo Neruda

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
11 Eylül 2009 Cuma 14:06:47
Sende kendine iyi bak Sahra hanım

Sahra basak (senanurr)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1468
5 Ekim 2009 Pazartesi 10:51:43
Ayrıldık!İçime bakıyorum, kalbimin derinliklerine, yerle yeksan olmuş. Depremden sonra nasıl görünürse bir şehir, yüreğim aynı öyle görünüyor. Uzun sürecek toparlanması, belli! Ayrıldık!Sonunda huzura erdik mi? Ayrılmak için verdiğimiz gizli savaşı kazandığımıza neden sevinmiyoruz ki? İki ucundan tutup çekiştirmedik mi şu gariban aşkın? Oysa, bütün isteği kocaman gönüllerimizde küçücük bir yer bulmaktı kendine. Beceremedik, yazıklar olsun bize! Herkesin yaptığı gibi suçu sana atmak işin kolayı ama yapamam. Madem ortada bir ayrılık var, benim de katkım olmuştur. Gereğinden fazla sevmek hatasına düşmüşümdür. İnsan yanımızı, egomuzu unutup, çok severek, aşkın denizini ayaklarının altına sermişimdir. Gereksiz kıskançlıklar yapıp, huzurunu kaçırmamışımdır. Günde yüz kere arayıp nerede olduğunu sormamışımdır. Gözün güzel bir kadına kaydığında, kavga çıkartmayıp seninle beraber bakmışımdır. Sevap işleriz diye içimden tebessüm etmişimdir. Kendime olan özgüvenimi dış güzellikle kıyaslamadan, güzel olan her şeye bakılabileceğine inanmışımdır. Çok fazla güvenmişimdir. Seven bir erkeğin aldatmayacağını, başka bir tene dokunmaktan utanacağını, benim de aynısını yaptığım zaman düşeceği durumu düşünerek asla sadakatsizliğe yanaşmayacağını düşünmüşümdür. Geç geldiğinde surat asmamışımdır. Her zaman şık ve bakımlı karşılayıp, saat kaç olursa olsun önüne bir sıcak yemek koymuşumdur. Günün nasıl geçtiğini sorup, söylediklerini gerçekten dinlemişimdir. Ailenle arana girmeye kalkışmamışımdır. Dostlarınla görüşmene, erkek gecelerine itiraz etmemişimdir. Kafa çekmeye gittiğin akşamlarda, saat başı arayıp ne zaman geleceğini sorarak arkadaşlarının yanında, seni zor duruma sokmamışımdır. Bir sıkıntım olduğunda, konuşmak için doğru zamanı beklemişimdir. Maçın ortasında televizyonun önünden geçmemişimdir. Hata, seninle aynı takımı tutmasak da yanında oturup izlememe rağmen, ofsaytın ne olduğunu anlatmanı istememişimdir. Yatak odasında tekdüzelikten kurtulmak için sürekli yeni fanteziler geliştirmişimdir. Her aradığında telefonu açmış, sevdiğim insanlarla seni tanıştırmış, evimi ve ekmeğimi bölüşmüş, kavga ettiğimizde uzun süre küs kalmamışımdır. Ben de bu ilişkide birçok hata yapmışımdır. Bittiyse ikimizin de kusurları vardır. Ben üstüme düşeni alıyorum. Hatta, en büyük kısmını yükleniyorum. Ben bir erkeği, erkek olduğunu unutarak gereğinden fazla sevmişim, suç benim, affedersin!....

Sahra basak (senanurr)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1468
5 Ekim 2009 Pazartesi 10:53:54

apo bey onlinesiniz size yazmak istedim profilinize giremiyorum

nasılsınız  özledik   ama ortam eskisi gibi olmuyor  ne oldu bu insanlara ya  tek vefalı bizleriz herkes gurubunu terk ediyor

Sibel (bibik)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
233
5 Ekim 2009 Pazartesi 22:31:49

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
7 Ekim 2009 Çarşamba 15:25:26

Selam arkadaşlar.

Sahra hanım Teşekkür iyiyim.Umarım sende iyisindir.Gündüzleri siteye girsemde pek fazla kalamıyorum.Malum okullar yeni açıldı,onun telaşı var.Profillere anca arkadaş listenden girebiliyorsun.Rastgele girmek istersen sistem red ediyor..

Sibel selam

Sahra basak (senanurr)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1468
7 Ekim 2009 Çarşamba 17:01:58
bunu bilmiyordum  deniyecem

Sahra basak (senanurr)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1468
9 Ekim 2009 Cuma 23:50:35
Korkma Bir Daha Dönmeyeceğim!
Şimdi geçmişten gelen bir rüzgar esintisinden başka bir şey değil aşkın. Zaten bitirdiklerime başlayamam ben. Korkma, bir daha dönmeyeceğim.
Korkma Bir Daha Dönmeyeceğim!

Severek gidebilmek de erdemdir bence, sevmekten vazgeçip gidenlere bakarsan. Seni kötü anarak yürümemek için bütün çabam, elde bir sıcak dostluk tutma derdindeyim. Günahını kimsenin ödeyemeyeceği bir ayrılığı tartışmak zaman kaybıdır. Korkma ben, aklından sildikten sonra yüreğine söz dinletebilenlerdenim.
İnsanın içi sızlıyor elbette, kolay mı alışılıyor ki başka bir tene? İlk günler geliyor aklıma, neyi seversin, nasıl öpersin diye meraklandığım anlar. Keşfetmenin zevkiyle karışırdı yabancılık ama gel şimdi bak, başladığımız yere döndük, yabancılaştık. Korkma, bir daha öğrenmeye gücü olmayanlardanım ben.Ayrılık acısı dediğin, güneş doğana kadar sürer. Bahsettiğim güneş gökyüzünde değil, yürekte olandır. Alışılır mutlaka yalnızlığa da, yeni sevdalara da, başka kolda uyumaya da, kimler nelere alışmadı ki? Bu gönül sancısı sonsuza dek süremeyecek ya! Sonra, hangi gece bitmemiş ki, ne kadar uzun sürse de! Korkma, ben karanlığa alışık olanlardanım.
Sevişmelerimiz geliyor aklıma elimde değil. Saatler boyu nasıl seyrederdik birbirimizi? Sahi ya, insan neden uyuyan birini seyreder ki? Gözünün hareketlerinden, kirpiğinin oynamasından gördüğü rüyayı tahmin etmeye çalışmak, kendi uykundan vazgeçip, kolunu ağrıtarak yastığa dayanıp öylece yüzüne bakmak, aşkın göstergesi midir? Rüyalar alemindeyken seyrederek ezberlediğin yüzü, ayrıldıktan sonra görmek istememeye ne denir? Korkma, ben her zaman gözlerine içine bakabileceğim.
Hepimiz, biriktirdiğimiz yaralarla başlıyoruz yeni sevgilere, o yüzden önyargılıyız. Güvenmek için kaybettiğimiz zaman, aslında mutlu olacağımız anılar yaratmaktan çalınıyor. Aşık olmaktan korkuyoruz çünkü yara bantlarımız bitti kanayan yerlerimizi kapatacak. İncinmemek için sakladığımız kalbimizi, hiç olmayacak yerlerde ortaya koyuyoruz. Korkma, ben değmeyecek adamları önceden sezip, sevmeyenlerdenim.
Şimdi, ayrılığın acısını dindirmeliyim içimde. Sarhoş olmalıyım bir akşam vakti. Sigaramın dumanından halka çıkarsa, senin düşündüğünü zannetmeliyim. Burnumun direği, yüreğimin içi sızladığında, deniz kenarına inip biraz gözyaşı dökmeliyim. Fotoğraflarına bakmalıyım uyumadan, birkaç kez öpmeliyim. Rüyalar görmeliyim, ter içinde uyanıp, seni merak etmeliyim. Olsun, ben aşkı acısıyla beraber sevenlerdenim. Bunu da aslanlar gibi çekmeliyim. Seni silik bir anıya dönüştürmeliyim içimde, sonra belki adını bile unutup gitmeliyim. Ama yapamam korkma, ben henüz ruhu o kadar kirlenmemişlerdenim…..


Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
10 Ekim 2009 Cumartesi 20:04:49

Yokluğun Buz Gibi soğuk



Uzaklardan bir ses olmanı isterdim, bir selam, bir nefes... `Üşüme` diye seslenmeni isterdim... Bir el olmanı isterdim, bir kol... `Özledim` deyip sarılmanı... En karanlık yerinde düşlerimin çıkıp gelmeni isterdim. Kınalı bir bahar gibi, umut ışığı olmanı isterdim hayatıma... Gelseydin ve yaslasaydım başımı omuzuna, ağlasaydım doya doya... Geçerdi üşümesi yüreğimin, geçerdi üşümesi içimin, kirpiklerimde yağmurlar dumanlanmazdı biliyorum...

Seninle suları yeşil bir ırmağın kıyısında buluşmak, saçlarının kokusundan öpmek, içime çekmek ve serin soluğundan içmek, sana sarılmak, kucaklamak, uçmak isterdim…

Ama nafile, aramızdaki bütün yollar kapalı... Bütün dallar kesik... Yokluğun buz gibi soğuk... Karakıştaymışım gibi üşüyorum... Yüreğim donmuş sanki, gözlerim de...
Ateşler içinde bedenim... Öyle bir üşüme ki, hiç bir şey ısıtmıyor artık. Bütün uzuvlarım uyuşmuş. Ezip geçiyor ruhumu acılar...

Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi. Kirpikleri kırılan bir zamanın teninde, ağrılı şiirler topluyorum gecelere...
Bilirim, sevmek ve özlemek bir ateşe dokunmaktır; yakmaktır yüreğini yangınlarda. Ama ben üşüyorum. Yokluğun buz gibi soğuk. Yakacak bir şeyimde yok…
Ağlıyorum, buza dönüşüyor gözyaşlarım… Ağlıyorum, akıp gidiyor gözyaşlarım çağlayanlara… Bakakalıyorum ardından çaresiz…

Ah! bir el olsan dokunsan alnıma, okşasan saçlarımı bir anne şefkatiyle.. Geçerdi ağrısı başımın, geçerdi biliyorum... Bir gül olsaydın bahçemde, koklasaydım nefes nefes, çekseydim içime derin derin... Bir göz olup baksaydın gözlerime, çekip alsaydın içindeki hüznü... Ah! bir bilsen nasıl sevinirdi yüreğim, nasıl sevinirdi dudağımdaki gelincik, kapımdaki akasya...

Susuyorum artık derin derin... Ve sessizce soluyorum bir hazan yaprağı gibi... Oysa ne kadar çok hasretim konuşmaya, anlatmaya anlaşılmaya... Oysa ne çok istiyorum, tüm bedenimden söküp almanı yalnızlığımı, söküp almanı hicranımı bir tılsımla...

Yüreğim kanrevan, yüreğim yorgun, dikenler acımasız, ayaklarım kırık koşamıyorum artık doruklara, menzil uzak...

Gel, yüreğim ol cangülüm, her ölümümde yeniden hayat ver bana. Elim ol, ayağım ol, canım ol... Gecem - gündüzüm ol... Ağlayan gözlerim ol her damlada yeniden doğur beni, yeniden doğur umudumu. Her öldüğümde yeniden yarat ki, seni ne kadar özlediğimi anlatayım yeryüzündeki canlı - cansız varlıklara, seni ne kadar çok sevdiğimi anlatayım...

Önce sen gel sevgilim solmadan resimler, şiirler sislenmeden... İslenmeden geceler... Sonra ölüm gelsin...

Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi.

Sahra basak (senanurr)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1468
14 Ekim 2009 Çarşamba 20:12:32
Sende Özlediğim Bir Şey Var!Seni sevmek, çocukluktan kalan bir kokuyu yıllar sonra duymak gibi, biraz hüzünlü ve hasret yüklü bir tat bırakıyor tebessümlerde. Sende özlediğim bir şey var. Neyi özlediğini bilmezken insan, neyi sevdiğini de bulamıyor elbette! Sende Özlediğim Bir Şey Var!Uzun yıllar önce gittiğin bir şehri anımsamak gibi, sende özlediğim bir şey var. O yüzden tam olarak kopamayışım. Biriktirdiğim anılar az olsa da, içimde, derinlerde sana ait olan bir yer var. Kalbimin haritasında sınırlarını çizdiğim şehrim gibisin. Adı Van belki… Önemli olan isim koymak değil, sende hasretini duyduğum bir şey var. Neresinden anlatsam olmuyor, tarifi mümkün değil. Umudum da yok artık üstelik, birlikte yaşlanma hayalleri kurmuyorum. Balkonda kahvemizi yudumlayarak, sallanan sandalyede iki lafın belini kıramayacağız gelecekte, biliyorum. İnadımdan mı bu tırnaklarımı geçirmek kollarına, yoksa bırakınca düşeceğimi bilmemden mi? Sen karar ver, aşk mı bu? Dün akşam şöyle bir göz gezdirdim evime, senden ne kalmış diye geriye; öyle az ki! Birkaç kitap, solmaya yüz tutmuş bir resim, bir de elimde kehribar tespihin kokusu… Üstüne hikayeler yazmaya yetecek kadar çok olsa da, yaşadıklarıma doymaya yetmiyor. Senden sonra daha doğru okuyorum satırları, yalnızlığımı sayende tanıştığım yazarlarla gideriyorum. Sigarayı azalttım ama değişime direnen bir yanım var, hala hesabı istemek için garsonlara sesleniyorum. Ve hala asalet, üstümde asil durmuyor. Yine horluyorum geceleri, en azından öyle olduğunu tahmin ediyorum. Senden sonra kimseyle paylaştığım bir uykum olmadı, soramıyorum. Sende özlediğim bir şeyler var. Yağmurdan sonra çıkan toprak kokusuna, rakının boğazımda bıraktığı tada benzeyen, ismini koyamadığım ama sevdiğim bir şeyler var. Öyle olmadık zamanlarda geliyorsun ki aklıma, ruhum karışıyor. Salonun içine dalıyorsun rüzgarla gece yarısı, utanmadan yastığımı paylaşıyorsun, sokuluyorsun yorganımın altına, sığmıyoruz işte şu koltuğa, biliyorsun. Hayalinle kavga ediyorum anlayacağın, seni özlüyorum. Sabah aynaya baktım, saçlarım ağarıyor. Sanki ellerim de kırışıyor ama daha zaman var diye öteliyorum. Güz de geldi zaten, yakındır karın yağması, görüşmesek de büyürüm, biliyorum. Zaten bir büyüsem, neler öğreteceğim sana ama saatimi kuramadım yıllara, ona üzülüyorum. Aşk dolu şarkılar söyleyemez oldum. Hep hasrete, ayrılığa gidiyor dilim. Sınırı olmayan bir keder bulutu gibi savruluyorum öyle. Bu yalnızlık odasında, ayna bile kendine bakarak kırılıyor. Başkalarını sevmeyi deneyecektim aslında ama olmuyor. Sende bana ait bir şey var….

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
24 Ekim 2009 Cumartesi 11:12:04

Uzaksın...
 _Adın gökte bir yıldız
__Uzaksın duygularıma
___Uzaksın kalp atışlarımı duymaya

Titreyen bir kuş gibi yüreğim
Al ve uyut gözlerimi ellerinde
Akşamlar ulaşmasın sabaha
Büyüyeyim dizlerinde
Hazana âşık bir goncadır dileğim
Şimdi ağlama vakti
Şimdi yitirdim kendimi sevgilim



_Adın çölde bir serap
__Uzaksın duygularıma
___Uzaksın nasıl susadığımı duymaya

İnleyen bir beste dillerim
Seni okurum her anımda
Ayazlar şahittir yalvarışlarıma
Rüzgârlar eşlik eder feryadıma
Çiçekler seni sorar inadına
Seninle yanan bir ateşböceğiyim
Kim yaktı karanlığı uyan sevdiğim



_Adın dilde bir nefes
__Uzaksın duygularıma
___Uzaksın nasıl haykırdığımı duymaya

Islak bir gözyaşıdır bütün gitmeler
Kül renkli bir geceye armağan
Baharlar ekerim yokluğunda alnıma
Yıkılırım her imgenin ucuna
Susar bütün heceler
Ölüme atlayan şaşkın kelebeğim
Fırtınaya tutuldum her an sevdiğim



_Adın telde bir beste
__Uzaksın duygularıma
___Uzaksın nasıl inlediğimi duymaya

Kar tanesinde saklı hayallerim
Gülkurusu bir yalnızlık dudaklarımda
Sevdamı dererim harman yerinde
Yakılırım alaz toprak olur ellerim
Şimdi tükenme vakti
Ölüme yelken açsın şiirlerim
Çoktan ruhunda kayboldum sevdiğim


_Adın canda bir can
__Uzaksın duygularıma
___Uzaksın nasıl yaşadığımı duymaya

Sayfa:1 - 2İlk sayfa « Geri · İleri » Son sayfa