40+ve sonbahar > Mesaj Panosu > bir kadın sevgidir aslında

bir kadın sevgidir aslında


GönderenMesaj

Sweety love (sweetylove)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1
13 Kasım 2008 Perşembe 19:09:16


Tutsak olduğun her yarım kalmışlığında bir damla ateş olsan,
düştüğün her yerde bir kıvılcım bırakacaksın .

Bu da seni duygusal anlamda yüz binlerce parçaya bölmeye yetecek .

Sonraları bir gün gelecek ve sen bir meşale yakmaya çalışacaksın ;
ancak elinde kalan bir tortu ateş parçası o meşaleyi yakmaya yetmeyecek .

Önemsiz diye geride bırakıp gittiğin o minik kıvılcımların önemini
sezeceksin ve ömrünün kalan yüzünü onları toplamaya adayacaksın .

Bir gün toplamış olup , elinde kocaman alevler ile gelmiş olsan da
yakabileceğin bir meşalen olmayacak; çünkü sen ateşin derdine
düşüp onu yıllar öncesinde bıraktın .

Oraya hiç gidemeyeceksin ki zaten …

Şimdi söyle bana : Ey Sen !
Sana kalan , tamamen senin olan bir duygun kaldı mı ?
Özlemin hangi söğüt ağacı altında kaldı, öfken hangi şehit cenazesin de ?

Sevgin hangi soğuk otel odasın da, inancını yaktığın kaç tütsüde bıraktın
ve cesaretin ve gücün ve hasretin ve sen, Dünya’nın neresindesin ?

Haritanın hangi köşesinde yaşamışlığın , canını yakan acıların hangi
kaldırım taşında saklı ?

Umutların hangi limandan çıkmış okyanuslara ?

Sen ! Kanatlan ve uç .
En yükseklere, ta erişilmezlere kadar süzül gökyüzünde .
Bak yeryüzüne .
Sonra anlat bana ;

Her insanın kendi derdine düştüğünü, boş bir çemberin içine dalıp gittiğini.
Sabır kelimesini defterden nasıl sildiklerini .

Anlat bana. Ey sen !
Susma .
Bazen susmak hiçbir şeyden öte, her şeydir bilirim .

Ancak . Zaman , susmak zamanı değil . Çek al benliğini bu girdaptan .
Karanlıktan korkma , gündoğumu gelecek ışığı düşün .

Yalnızlığa isyan etme , dost ol onunla , onu da yalnızlığa terk etme .
Matemler tutma içinde , çığlık at; tüm öfkeni saç örenlere .

Acımasın ciğerin her yutkunuşunda , dingin ol .
Acıyı tat, acının ne olduğunu bil, anla .
Unutma sakın neden atıyor kalbin ve ne için sana bir beden bahşedildi.

Şimdi sen. Aslında ben !

Sen üstüne alma dost. Yazdıklarım içimdeki öteki ben’edir .

Peki sen hiç içindeki diğer senle konuşabildin mi ya da senden başka
bir başka daha sen olduğunun farkında oldun mu hiç ?.

Hey sen , aslında ben !

Hadi koy artık noktayı ve oku , neler yazmış sadece yazmayı
becerebilen ancak hiç uygulayamayan öteki ben .

Oku ki :

Karanlığı , ışığın ,
Işığı , yalnızlığın ,
Yalnızlığı , dostun ,

Dostunu da bir tek içindeki sen belleyesin .

Ötesi yok …


Sana söylediğim her söz , ettiğim her öğüt , gösterdiğim her yol ve
koyduğum her soru işareti aslında kendimedir . Sen bahanesin

Sweety love (sweetylove)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1
13 Kasım 2008 Perşembe 19:09:40
 

Sweety love (sweetylove)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1
13 Kasım 2008 Perşembe 19:12:16


Bir el bazen neleri ayakta tutabiliyor hiç düşündünüz mü ve neleri yıkabiliyor tek başına ? Bir eli tutmak bir insanı hayata bağlamakla eş değerde olabiliyorsa eğer bunun adı aşktır. Böyle bir eli tutmak hayatı bulmaktır belki de....

Hiç sevmedim seni sevdiğim kadar dersin birine ve sonra onun arkasına dönüp gitmesini izlemek ne zordur. Bir eliyle hayata bağlamak bir eliyle o verdiği hayatı geri almak gibi...

Bazen mecburu ayrılıklar mecburi acılar yaratır. Bile bile kapıyı aralık bırakırsın ve tüm yalnızlığın ve hüznün içeri dolmasına izin verirsin. Buna rağmen aklının bir köşesinde sonsuzluk vardır. Bitmedik , bitemez , bitmeyecek... Bir ömrü bir aşka adamaktır bu belki ve elbette yürek ister ayrıysan. Dönüş yolları geçilemeyecek kadar darsa bile bir umut koyup sol yanına beklersin hayatının ışığının o derin karanlıktan gelmesini.

Zaman geçtikçe göremez olursun hiçbir şeyi gözlerinin buğusundan ve kalbinin karanlığından... Beklemek zordur eğer beklenen kalbinden çok uzakta ise...




"Çok yalnızım, seninle bir yarım... Eğer elindeyse ne olur çal kapımı, Eğer yüreğindeysem ne olur sil göz yaşımı.."

Bir hayatı kaybetmek bir elin sıcaklığını kaybetmekle eş değerse işte bu aşktır. Böyle bir eli kaybetmek ölmeden ölmektir. Ruhunu o sıcaklığa terk edersin o el senden uzaklaşırken.

Ruhsuz bir beden ölmekten beterdir...

Ne kadar umut edersen et korkular rahat bırakmaz aklını ve umudunu köreltir sonsuz telaşların o bekleyişte. İsyanın yükselir bastıramazsın çektiğin yalnızlığın en acımasız yanı canını yakmaya başlayınca.

Tanrıya yalvarırsın son bir şans diye gerçekleşmeyeceğini bildiğin halde.

Umudun ve benliğin avuçlarının arasından akıp gider. Ruhsuz, umutsuz ve benliksiz kalırsın bir başına. Zaman acımasızlaşır ağladıkça.


"Gel... Korkuyorum... Nefes alamıyorum. Eğer hala dudaklarında ismim varsa gel... Sıcaklığın olmadan tutunamıyorum..."

Hatanın üstüne hata ekleyerek yaşıyoruz. Bile bile kaçırdık belki de o treni. Beklemek için çok geç , vazgeçmek içinse çok erken.

Bir ömre bedelse bile geç kalınmış bir mutluluktan vazgeçmiyorum. Verilen sözler unutulmamalı, ben unutmadım...


"Eğer elindeyse ne olur çal kapımı,
Eğer yüreğindeysem ne olur sil gözyaşımı..."

Sibel (bibik)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
233
14 Kasım 2008 Cuma 20:44:29

 

SAKIN İNANMA...

bu aralar görme ne haldeyim
hala anılarla bıraktığın yerdeyim
sırtımda kanlı bıçağın yıkılmış yüreğim
birkez gülmüş derlerse sakın inanma
sevgimi haykırdım duyan olmadı
yolunda tükendim ömür kalmadı
seninle olamadım sensiz olmadı
başka sevmiş derlerse sakın inanma
sensiz bu hayat zindan oldu bana
tek giren hayalindir geceleri odama
herşeyi kendimi unuttum ama
seni unutmuş derlerse sakın inanma

Yemliha (gülbahçeli)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
5437
16 Kasım 2008 Pazar 21:47:41

Yemliha (gülbahçeli)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
5437
18 Kasım 2008 Salı 00:08:31

Yemliha (gülbahçeli)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
5437
18 Kasım 2008 Salı 00:08:54

Yemliha (gülbahçeli)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
5437
18 Kasım 2008 Salı 00:09:21

Yemliha (gülbahçeli)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
5437
18 Kasım 2008 Salı 00:09:47

Sweety love (sweetylove)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1
19 Kasım 2008 Çarşamba 14:12:27



Bak sana ne getirdim!
Bahçelerin baharını,
Çocukların gül dudaklarındaki
Şarkısını getirdim.
Sevdiğin ne varsa
Yanımda hepsi:
Akan suyun coşkusu,
Kuş sesi,
Çam uğultusu.
Çobanın
Yanık kavalına üflediği
Türküsünü getirdim.
Kır çiçekleri topladım
Kırağı düşmemiş yaylalardan,
Katıp sevgimi yanına,
Boynu bükük dağ menekşesinin
Kokusunu getirdim.
Bak sana ne getirdim!
Ucu yanık bir yürek,
Okşanmamış bir beden
Sevdası buram buram tüten / uzaklarda,
Sadakati dağlardan yüce bir kadının
Tutkusunu getirdim.
Her sınırı sana komşu,
Her ırmağı sana akan,
Her ülkesi sen olan bir dünyanın
Atlasını getirdim.
Bak sana ne getirdim!
Avuçlarımda bir tutam aydınlık,
Azığı umut dolu bir bohça,
Bedenini taşımaktan yorulmuş
Bir çift ayak getirdim.
Tuzunu getirdim / ocakta kaynayan yemeğinin,
Yıldızlarla arkadaşlık ettiğim gecelerin
Uykusunu getirdim.
Bak sana ne getirdim!
Yokluğunun susuzluğunu,
Gönlümün yoksulluğunu,
Gurbet elde ,
Ne zamandır
Unuttuğunu getirdim.
(alıntı

Sibel (bibik)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
233
19 Kasım 2008 Çarşamba 20:20:28

BİR KADINI AĞLATIRKEN DİKKAT EDİN...ÇÜNKÜ O GÖZYAŞLARINI SAYAR...



Sweety love (sweetylove)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1
19 Kasım 2008 Çarşamba 20:34:28
KADININ HASI

Her gün kim bilir kaç kadın görüyorum… Sokakta, vapurda, okulda, kuaförde, orda, burda…

Ama olmuyor hanımlar, olmuyor! Kadınlar kadınlığı unutalı daha kaç on yıl oldu ki?
Solaryuma girmeye, çıplak gezmeye, kariyer hırsıyla yüzlerini buruşturmaya başlayalı kaç on yıl oldu?

Çevremde gördügüm kadınlardan bazılarının birtakım özelliklerini seçtim. Bunlara, dizilerdeki, filmlerdeki, romanlardaki kadınların hoşuma giden özelliklerini ekledim. Gözlerimi kapadım, Osmanlı zamanından kalma, hani şu afet-i devran denen kadınları düşündüm. O nasıl bir cazibedir ki, peçelerin ardından bile erkekleri aşık eder.

Bir Fransız kadınının zarafetini düşündüm sonra, bir İspanyol kadınının ateşini ve bir Türk köylü kızının tazeliğini.

Kadının güle benzemesi gerektigine karar verdim sonunda. Kadının hası güle benzer. Rengiyle, kokusuyla, dikeniyle. Açın televizyonu, bir tane gül görüyor musunuz?

Kadının hası…
Kadının hası yumuşak başlı olmaz, ama ağırbaslı ve sıcak olur.
Ağırbaşlılıktan kastım, sıkıcılık değil elbet. Şımarıklığın da hakkını verir. Ağırbaşlı tebessümleri olur bir de. Kadın yüzü dediğin mahkeme duvarına benzemeyecek. Bu tebessümler sevgidir. Yumuşacık bir sevgi olur kadın yüreginde. Kim olursa olsun, ne yaşamış olursa olsun.

Erkeğini dizine yatırıp saçlarını okşamayı bilir gerçek bir kadın.

Kadının hası nerede, nasıl davranacagini bilir.
İnsanların içinde kapris yapmaz, hır çıkarmaz; ama gerçek bir Osmanlı kadını gibi, adabıyla, raconuyla istediğini alır.

Dırdır etmez. Çok konusup, baskı yapıp erkeği bezdirmez. Yüz göz olmaz kadının hası.

Bazen öyle bir bakar ki, hele bir de bazen öyle bir susar ki, bin tümceye bedeldir bu bakmalarla susmalar. Bu kadın üzülmeyi de bilir, ağlamayı da, kızmayı da. Ama üzmemek lazım, ayrıca kızdırmaya da gelmez.

Gerçek bir kadın ezik durmaz. Kambur yürümez, dimdik durur. Kendine saygısı, güveni vardir. Erkeğine can yoldaşı olur, destek olur, onu dinlemeyi bilir. Bazen utangaç olur, bazen ürkek. Soğuktan ya da yalnızlıktan korkabilir kadın.

Aptal olmaz gerçek bir kadın. Bön bön bakmaz adamların suratına. Hülyali bakışları da olsa, zihni uyanik olur.

Hüznü, gökten deli deli yağan yağmur gibi olur, saçlarından akar.
Neşesi ise öyle renkli, öyle dağınık; saçları savrulur. Kahkahaları vardır bu kadının, çın çın eder odaların duvarlarında.

Sesi güzel olur kadının, biraz buğulu… arada bir pencereye yaslar başını, sokağa dalıp gider, bir şarkı söyler.

Olgunluguyla şaşırtır erkeği. Bazen de öyle çocuk olur, öyle sağlam saçmalar ki, yine şaşırtır onu.

Sıkmaz kadın, bunaltmaz, yaşa yaşa bitmez. Huzur verir varlığıyla. İçmesini de bilir kadının hası. Bazı akşamlar anason

kokulu tüter sofrasının sıcağı. İçli bir türkü dinler bazen, üşür, sırtına hırkasını alır. Konuşurken insanın yüzüne bakar kadın. Kibirli olmaz.

Kültürsüz olmaz. Bomboş olmaz kafası. Dünyanın, ülkenin olaylarını bilir, anlar, söyleyecek sözü vardır.
Kişiliklidir. Beceriklidir.

Tırnağı kırılınca üzülür, üzülür işte, profesör de olsa, sultan da olsa, boksör de olsa üzülür.

Gerçek bir kadın hiçbir zaman reklam panolarındakı kızlara benzemez.

Etini teşhir etmez. Fosforlu bir taş gibiliği yoktur onun, loş bir cazibesi vardır. Albenisi metrelerce öteden çarpar adamı. Ne kadar örtünecegini, ne kadar açılacağını, yerine ve zamanına göre bilir. Gerçek bir kadın Paris podyumlarında yürüyen, 17. yüzyılın vebalı kadınları gibi mankenlere benzemez. Uzun saçları vardır Kadının. Yumuşak olur, güzel kokar. Kadının hası saçlarını ne zaman toplayacağını, ne zaman salacağını bilir.

Kadına yaraşmaz sorhoşluk. Gerçek bir kadın göbek atmayı, gerdan kırmayı, iyi becerir; ama öyle her yerde masaların üstüne çıkıp oynamaz. Havasında oldu mu, bir oynadı mı, herkes onu izler.

Kadın korunmayı sever, ama korunmaya muhtaç olmaz. Erkekler korumayı severler, ama yine de güçsüz, zavallı kadınlardan hoşlanmazlar. Güçlü kadından ise çekinirler, ona yanaşamazlar. Kadının hası bu dengeyi kurmayı bilir; gücünü erkeğin gözüne gözüne sokmaz.

Has kadına naz da yakışır, kapris de. Öyle tatlı, öyle kıvamlı naz eder ki, onun nazını erkek zevkle çeker.

Gerçek bir kadın şiir gibi olur, mey gibi olur, ömür gibi olur.

CAN DÜNDAR

Sweety love (sweetylove)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1
19 Kasım 2008 Çarşamba 20:43:40
Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır.Ve her başarısız erkeğin arkasında iki kadın vardır...

Sibel (bibik)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
233
19 Kasım 2008 Çarşamba 20:47:26

Sweety love (sweetylove)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1
19 Kasım 2008 Çarşamba 20:59:28

gerçegi bu bence herkesin fikirleri farklı olabilir

tşkler

Yemliha (gülbahçeli)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
5437
19 Kasım 2008 Çarşamba 23:55:13

Yemliha (gülbahçeli)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
5437
19 Kasım 2008 Çarşamba 23:55:37

Yemliha (gülbahçeli)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
5437
19 Kasım 2008 Çarşamba 23:55:59

Yemliha (gülbahçeli)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
5437
20 Kasım 2008 Perşembe 00:00:01

Yemliha (gülbahçeli)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
5437
20 Kasım 2008 Perşembe 00:00:19

Sayfa:1 - 2İlk sayfa « Geri · İleri » Son sayfa