Dostlarin Mekani > Mesaj Panosu > AŞKIN ACI HALİ

AŞKIN ACI HALİ


GönderenMesaj

Adranalin (heycan)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
295
5 Mart 2008 Çarşamba 20:58:37

ama aşk ı yaşayanlara aynen tv seyircisi gibi seyirciyim.



Adranalin (heycan)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
295
5 Mart 2008 Çarşamba 20:59:47
aşk mantık gurur   potansiyel  prensib   hepsi birbirine karışır ozamanda akıl karışır karışmaması için.uzak olabildigi kadar ırak olsun

Çınar (aslanbaşlar)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1319
5 Mart 2008 Çarşamba 21:02:38
haklısın arkadaş ama ...saygı,sevgi,dürüst,lük çerçevesinde olursa yaşamak lazım aslında gerçek gölünden sevenide bulursak tabikide..

Adranalin (heycan)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
295
5 Mart 2008 Çarşamba 21:05:33

sevgili arkadaşım bizim gönlümüz zatenki s evgiyle dolu kırmayı üzmeyi istemeyen daima yapıcı olan bir düşünce sistemi daima zihnimizde yer eder ve yerine hiç bir öfkeye haza tutkuya bırakmaz.

aşk oyunu labirenttir..hayat labirent ki ndn aşk labirentinide katalım hayatımıza ki.

 

Adranalin (heycan)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
295
5 Mart 2008 Çarşamba 21:13:23

yılllarca hüceremde    bir bayanın bir hatunun sürme gözlü sultanların aşkına degil davamızın halkımızn kurtuluşuna özlemle baktık biz onları özledik

yoldaş

 

Çınar (aslanbaşlar)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1319
5 Mart 2008 Çarşamba 21:22:35

haklısın kusura bakma biraz işim vardı yazamadım buda benden sana umarım bneyenirsinnn..



Adranalin (heycan)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
295
5 Mart 2008 Çarşamba 21:25:36
tşkler çınar

Adranalin (heycan)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
295
5 Mart 2008 Çarşamba 21:31:24

susarlar sesini bogmak isterler

kanadı kırıktı sırça yüregi

çıglık çıglıga yar geceler

kardeşin duymaz el oglu duyar

dagılır engelller yürür gidersin

yüregin taşıyıp götürü seni

nice selden sonra kumdan ötede

 

Adranalin (heycan)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
295
5 Mart 2008 Çarşamba 21:32:23

yıkılma bunları gördügün zaman

umudu kesipte incinme sakın

aç yüregine bir merhabaya kardeşim.

 

Çınar (aslanbaşlar)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1319
5 Mart 2008 Çarşamba 21:33:14
tşk,ederim saol paylaşımın için..

Çınar (aslanbaşlar)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1319
5 Mart 2008 Çarşamba 21:36:47
bana müsade hayırlı akşamlar görüşmek üzere...

Adranalin (heycan)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
295
5 Mart 2008 Çarşamba 21:41:47

tşkler

 

Adranalin (heycan)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
295
7 Mart 2008 Cuma 14:45:30
``Yeryüzünü aşkın yüzü`` yapmak için sınırlarda vurulur, işkencede kaybedilir, darağacının üstüne yürür, zindanlarda kavgayı bililer.

Adranalin (heycan)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
295
7 Mart 2008 Cuma 14:45:59
. Ölümsüzleştiğinde, alımlı renklerine karışarak gökkuşağıyla bütünleşir. Dövüşemeyenler, kavgadan kaçanlar anlayamazlar onların neden güneşe gülümseyip, ateş rengine büründüğünü.

Adranalin (heycan)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
295
7 Mart 2008 Cuma 14:46:28
.Özgür geleceğin özlemini taşımayanlar, ölümü tek gelecek olarak bilirler. Ölüm karşısında küçülür, zavallılaşırlar. Oysa devrimcinin gözünde ``hainler kadar küçük ve zafere olan inancı kadar büyüktür`` ölüm

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
31 Mart 2008 Pazartesi 17:06:28

Elini Ruhuna Koymadan Gelme

 


Elini ruhuna koymadan gelme.
Yoksa
Çocukların
Acı sesi kalır üstünde.
Gözlerinin buğusu düşer
Almaz yanakların,
Hüznün karesine döner bakışlar.

Çevrili evlerin
Yalnızlığıyla bulur isimler
Hayat akışlarını…

Yaptıklarını al,
Giydiklerin kalsın…
Duyduklarını unutmadan
Adımlarına kat.
Yenile iç çekişlerini
Taze nefesler ekle umuduna.
Bir çocuğun elinden tut…
Gökyüzüne uçan güvercinleri düşün.

Ve inan…

Yapılacak çok iş var daha.
Yakmak için yazılacak kitap var,
Kimi yüreğini ısıtacak insanın
Kimi,
Acıtacak
Tutuşan harflerin çığlığında

Ve düşün…

Elini ruhuna koymadan gelme,
Tanımam…

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
11 Nisan 2008 Cuma 22:13:12

BEN HİÇ YAĞMURDA DANS ETMEDİM...

Kırgın, yorgun ve sessiz bir sonbahardı.Bildiğim ve özlediğim bir şehirden geçiyordum.Bir nefeslik sigara, demli bir çay ve dost sohbetiydi, kısacık zaman dilimlerine sığdırmaya çalıştığım. Akşamı giyinmiş tam gitmek üzereyken gördüm seni. Hiç konuşmadan hatta umarsızca baktın bana. Minik parodilerle süslenmiş ve yaramazlık yapmadan duramayan haylaz bir çocuğun, hınzırca gülümseyişi gibi oldu tanışmamız, tanıştırılmamız...Nereden bilebilirdim, bu giderayak dudaklara yapıştırılan gülümseyişlerin, yerini sevdaya bırakacağını...Kaçamak bakışlara gebe kaldı gözlerimiz ve aslında gözlerinde gözlerimi gördüğümü kimse anlamadı, kimse farketmedi hüzünlerimizin seviştiğini....

Acılardan ve vedalardan geçen, artık olmaz diye direten bir yürek mahzunluğu vardı ortada, kahkahalarla örtmeye çalıştığımız. Çok sonraları farkettik, örtmeye çalıştıkça bu mahzunluğun ortaya çıktığını. Direndik..Direndik bir zaman tutulmamak için aşka. Oysa, gideceğini söyleyip de, göndermediğim bir sabah ayazında şekillenmişti cenin yorgun yüreğimde.Başım döndüğünde anladım, canlanmaya başladığını bir sevdanın içimde. Artık çok geçti ve büyüyordu sevda, hüzünle ve hasretle beslenerek...

Yolların sana gelirken kısaldığı ve senden giderken uzadığı akşamlarda dokunduk birbirimize. Maskelerimizi kapı girişlerinde bırakarak, seyircisiz ve alkışsız sahnelerde seviştik. Seviştik ve çoğaldık farketmeden. Her buluşma bir coşku, her ayrılık bir acı bıraktı yüreklerimizde. Uyurken seyrettiğim yüzün, hasreti törpüledi kilometreler ötesinden...

Kalabalık korkularımız, evlat edindiğimizi sandığımız acılar ve peşimizden itinayla gelerek bizi takip eden endişelerimiz vardı.Sen umursadın, ben görmemezlikten geldim. Acılar paylaşılır dedim, sen paylaşılamayacağını savundun.Sarıldım sana bu savunmaların içinden. Gülmeni, sevginden önce istedim.Gülmenin gözlerine yakıştığını gördüğüm an..Oysa gülüşlerimiz bile hüzünlüydü gözlerimizde.Gözlerimizdeki bu hüzün çağırmıştı belki de sevdayı yüreklere,hiç beklemediğimiz bir an, ummadığımız bir gecede...

Şimdi gecelerde,babasını arayan bir sevdayı emziriyorum.Nerde diye sorduğunda, işleri var, şimdi gelecek, diyerek yalan söylediğim sevdayı. Bilse seni kırdığımı, incittiğimi, beni bir daha sevmemesinden, ayaklanıp gitmesinden korkuyorum.Kendi söylediğim yalanlara, kendim inanmaya başlıyorum.Gecelerde,sevdam uykuya dalınca, sessizce ağlayıp, affedilmem için dualar ediyorum.Gecelerde, en çok seni özlüyorum...

Sessizce gelişin, sessizce gidişin oldu. Dudaklarım cezasını konuşmayarak çekecek, gitmene sebep onlar oldu.Kadınlığımı çıkarttım, yıkadım ve askıya astım. Kimse görmesin, beğenmesin diye. Geldiğin gün giyinip, karşına öyle çıkacağım.

Biliyor musun, ben hiç yağmurda dans etmedim. Belki de yağmur olan sendin, seninle dans etmek istedim...

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
11 Nisan 2008 Cuma 22:14:08

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
14 Nisan 2008 Pazartesi 14:39:35
Bir görebilsem yüzünü,beklenmedik bir şehirde
Ne yaprak düşer sonbaharda inan,ne yağmur...
Ne acı kalır yürekte,ne gözyaşı...
Bir değse gözlerin gözlerime
Ne hüzün kalır gecemde,ne matem
Ne asiliği kalır denizin,ne hırçınlığı...
Ne çok özledim seni bilsen

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
21 Nisan 2008 Pazartesi 11:44:56

Tükenen Benim






Giden sensin ölen benim gitme ne olur
Çarem sensin ben çaresiz etme ne olur
Yokluğunda viraneyim deli gibiyim
Tutmalısın ellerimden tutsan ne olur ! . .

Ayrılık rüzgarı parmak uçlarından basa - basa
Yeniden evimden içeri giriyor
Evim üşüyor
Tenim üşüyor
Yüreğim üşüyor , ben ağlıyorum
Sen gideceksin biliyorum
Bense yeniden sensiz ve çaresiz
Bir başıma kalacağım
Her akşamımda sen düşeceksin dilimden
Kadehime kahır doldurup
Senin şerefine
Ayrılığın şer - ref - siz - liğine içeceğim
Anlıyor musun parıldayan hüznüm ? . .

Sayfa:1 - 2 - 3 - 4 - 5İlk sayfa « Geri · İleri » Son sayfa