| Gönderen | Mesaj |
|
5 Mart 2008 Çarşamba
20:58:37
|
|
|
ama aşk ı yaşayanlara aynen tv seyircisi gibi seyirciyim.
|
|
|
5 Mart 2008 Çarşamba
20:59:47
|
|
|
|
aşk mantık gurur potansiyel prensib hepsi birbirine karışır ozamanda akıl karışır karışmaması için.uzak olabildigi kadar ırak olsun
|
|
|
5 Mart 2008 Çarşamba
21:02:38
|
|
|
|
haklısın arkadaş ama ...saygı,sevgi,dürüst,lük çerçevesinde olursa yaşamak lazım aslında gerçek gölünden sevenide bulursak tabikide..
|
|
|
5 Mart 2008 Çarşamba
21:05:33
|
|
|
sevgili arkadaşım bizim gönlümüz zatenki s evgiyle dolu kırmayı üzmeyi istemeyen daima yapıcı olan bir düşünce sistemi daima zihnimizde yer eder ve yerine hiç bir öfkeye haza tutkuya bırakmaz.
aşk oyunu labirenttir..hayat labirent ki ndn aşk labirentinide katalım hayatımıza ki.
|
|
|
5 Mart 2008 Çarşamba
21:13:23
|
|
|
yılllarca hüceremde bir bayanın bir hatunun sürme gözlü sultanların aşkına degil davamızın halkımızn kurtuluşuna özlemle baktık biz onları özledik
yoldaş
|
|
|
5 Mart 2008 Çarşamba
21:22:35
|
|
|
haklısın kusura bakma biraz işim vardı yazamadım buda benden sana umarım bneyenirsinnn..
|
|
|
5 Mart 2008 Çarşamba
21:25:36
|
|
|
|
tşkler çınar
|
|
|
5 Mart 2008 Çarşamba
21:31:24
|
|
|
susarlar sesini bogmak isterler
kanadı kırıktı sırça yüregi
çıglık çıglıga yar geceler
kardeşin duymaz el oglu duyar
dagılır engelller yürür gidersin
yüregin taşıyıp götürü seni
nice selden sonra kumdan ötede
|
|
|
5 Mart 2008 Çarşamba
21:32:23
|
|
|
yıkılma bunları gördügün zaman
umudu kesipte incinme sakın
aç yüregine bir merhabaya kardeşim.
|
|
|
5 Mart 2008 Çarşamba
21:33:14
|
|
|
|
tşk,ederim saol paylaşımın için..
|
|
|
5 Mart 2008 Çarşamba
21:36:47
|
|
|
|
bana müsade hayırlı akşamlar görüşmek üzere...
|
|
|
5 Mart 2008 Çarşamba
21:41:47
|
|
|
tşkler
|
|
|
7 Mart 2008 Cuma
14:45:30
|
|
|
|
``Yeryüzünü aşkın yüzü`` yapmak için sınırlarda vurulur, işkencede kaybedilir, darağacının üstüne yürür, zindanlarda kavgayı bililer.
|
|
|
7 Mart 2008 Cuma
14:45:59
|
|
|
|
. Ölümsüzleştiğinde, alımlı renklerine karışarak gökkuşağıyla bütünleşir. Dövüşemeyenler, kavgadan kaçanlar anlayamazlar onların neden güneşe gülümseyip, ateş rengine büründüğünü.
|
|
|
7 Mart 2008 Cuma
14:46:28
|
|
|
|
.Özgür geleceğin özlemini taşımayanlar, ölümü tek gelecek olarak bilirler. Ölüm karşısında küçülür, zavallılaşırlar. Oysa devrimcinin gözünde ``hainler kadar küçük ve zafere olan inancı kadar büyüktür`` ölüm
|
|
|
31 Mart 2008 Pazartesi
17:06:28
|
|
|
Elini Ruhuna Koymadan Gelme
Elini ruhuna koymadan gelme. Yoksa Çocukların Acı sesi kalır üstünde. Gözlerinin buğusu düşer Almaz yanakların, Hüznün karesine döner bakışlar.
Çevrili evlerin Yalnızlığıyla bulur isimler Hayat akışlarını…
Yaptıklarını al, Giydiklerin kalsın… Duyduklarını unutmadan Adımlarına kat. Yenile iç çekişlerini Taze nefesler ekle umuduna. Bir çocuğun elinden tut… Gökyüzüne uçan güvercinleri düşün.
Ve inan…
Yapılacak çok iş var daha. Yakmak için yazılacak kitap var, Kimi yüreğini ısıtacak insanın Kimi, Acıtacak Tutuşan harflerin çığlığında
Ve düşün…
Elini ruhuna koymadan gelme, Tanımam…
|
|
|
11 Nisan 2008 Cuma
22:13:12
|
|
|
BEN HİÇ YAĞMURDA DANS ETMEDİM...
Kırgın, yorgun ve sessiz bir sonbahardı.Bildiğim ve özlediğim bir şehirden geçiyordum.Bir nefeslik sigara, demli bir çay ve dost sohbetiydi, kısacık zaman dilimlerine sığdırmaya çalıştığım. Akşamı giyinmiş tam gitmek üzereyken gördüm seni. Hiç konuşmadan hatta umarsızca baktın bana. Minik parodilerle süslenmiş ve yaramazlık yapmadan duramayan haylaz bir çocuğun, hınzırca gülümseyişi gibi oldu tanışmamız, tanıştırılmamız...Nereden bilebilirdim, bu giderayak dudaklara yapıştırılan gülümseyişlerin, yerini sevdaya bırakacağını...Kaçamak bakışlara gebe kaldı gözlerimiz ve aslında gözlerinde gözlerimi gördüğümü kimse anlamadı, kimse farketmedi hüzünlerimizin seviştiğini....
Acılardan ve vedalardan geçen, artık olmaz diye direten bir yürek mahzunluğu vardı ortada, kahkahalarla örtmeye çalıştığımız. Çok sonraları farkettik, örtmeye çalıştıkça bu mahzunluğun ortaya çıktığını. Direndik..Direndik bir zaman tutulmamak için aşka. Oysa, gideceğini söyleyip de, göndermediğim bir sabah ayazında şekillenmişti cenin yorgun yüreğimde.Başım döndüğünde anladım, canlanmaya başladığını bir sevdanın içimde. Artık çok geçti ve büyüyordu sevda, hüzünle ve hasretle beslenerek...
Yolların sana gelirken kısaldığı ve senden giderken uzadığı akşamlarda dokunduk birbirimize. Maskelerimizi kapı girişlerinde bırakarak, seyircisiz ve alkışsız sahnelerde seviştik. Seviştik ve çoğaldık farketmeden. Her buluşma bir coşku, her ayrılık bir acı bıraktı yüreklerimizde. Uyurken seyrettiğim yüzün, hasreti törpüledi kilometreler ötesinden...
Kalabalık korkularımız, evlat edindiğimizi sandığımız acılar ve peşimizden itinayla gelerek bizi takip eden endişelerimiz vardı.Sen umursadın, ben görmemezlikten geldim. Acılar paylaşılır dedim, sen paylaşılamayacağını savundun.Sarıldım sana bu savunmaların içinden. Gülmeni, sevginden önce istedim.Gülmenin gözlerine yakıştığını gördüğüm an..Oysa gülüşlerimiz bile hüzünlüydü gözlerimizde.Gözlerimizdeki bu hüzün çağırmıştı belki de sevdayı yüreklere,hiç beklemediğimiz bir an, ummadığımız bir gecede...
Şimdi gecelerde,babasını arayan bir sevdayı emziriyorum.Nerde diye sorduğunda, işleri var, şimdi gelecek, diyerek yalan söylediğim sevdayı. Bilse seni kırdığımı, incittiğimi, beni bir daha sevmemesinden, ayaklanıp gitmesinden korkuyorum.Kendi söylediğim yalanlara, kendim inanmaya başlıyorum.Gecelerde,sevdam uykuya dalınca, sessizce ağlayıp, affedilmem için dualar ediyorum.Gecelerde, en çok seni özlüyorum...
Sessizce gelişin, sessizce gidişin oldu. Dudaklarım cezasını konuşmayarak çekecek, gitmene sebep onlar oldu.Kadınlığımı çıkarttım, yıkadım ve askıya astım. Kimse görmesin, beğenmesin diye. Geldiğin gün giyinip, karşına öyle çıkacağım.
Biliyor musun, ben hiç yağmurda dans etmedim. Belki de yağmur olan sendin, seninle dans etmek istedim...
|
|
|
|
|
14 Nisan 2008 Pazartesi
14:39:35
|
|
|
Bir görebilsem yüzünü,beklenmedik bir şehirde
Ne yaprak düşer sonbaharda inan,ne yağmur...
Ne acı kalır yürekte,ne gözyaşı...
Bir değse gözlerin gözlerime
Ne hüzün kalır gecemde,ne matem
Ne asiliği kalır denizin,ne hırçınlığı...
Ne çok özledim seni bilsen
|
|
|
21 Nisan 2008 Pazartesi
11:44:56
|
|
|
Tükenen Benim
Giden sensin ölen benim gitme ne olur Çarem sensin ben çaresiz etme ne olur Yokluğunda viraneyim deli gibiyim Tutmalısın ellerimden tutsan ne olur ! . .
Ayrılık rüzgarı parmak uçlarından basa - basa Yeniden evimden içeri giriyor Evim üşüyor Tenim üşüyor Yüreğim üşüyor , ben ağlıyorum Sen gideceksin biliyorum Bense yeniden sensiz ve çaresiz Bir başıma kalacağım Her akşamımda sen düşeceksin dilimden Kadehime kahır doldurup Senin şerefine Ayrılığın şer - ref - siz - liğine içeceğim Anlıyor musun parıldayan hüznüm ? . .
|
|