|
| Gönderen | Mesaj |
|
25 Ağustos 2008 Pazartesi
15:08:55
|
|
|
|
HOŞ GELDİN
|
|
|
3 Eylül 2008 Çarşamba
16:03:30
|
|
|
Deli kızım uyan Söylenenler yalan Deli kızım uyan Bir tek sensin duyan
|
|
|
3 Eylül 2008 Çarşamba
16:59:12
|
|
|
|
HOŞ GELDİN ELİFİM NASILSIN BENİ SORMA İNTİHAT EDECEM ŞİMDİ İYİCE BUNALDIM KAFAYI YİCEM İŞLER DEN STRESDEB SIKINTIDAN ÇIĞLIK ATMAK GELİYOR İÇİMDEN
|
|
|
3 Eylül 2008 Çarşamba
18:40:56
|
|
|
BEN MUTLUMUYUM SANIYORSUN? Ben mutlumu yum sanıyorsun başkasıyla Her gece sessiz, sessiz ağlarken Her gün senin hayalinle yaşarken Hep seni düşünür seni özlerken Ben hep gülüyor mu yum sanıyorsun
Hep seni isterken hep seni beklerken Her şeye rağmen seni severken Bu kadar bekleyip bu kadar ağlarken Ben hiç sevmiyorum diyorsun
Kalbim yasta bir ölüyü bekler Gözlerim artık yorgun hep seni özler Yüreğim bir çöl bir damla su ister Ellerim esir sana küçücük bir ümitle seni bekler
Her anım sensiz geçse bile Hiç beni önemsemesen de Bir gözyaşı vardır mutlaka Uzakta veya derinde şimdi ama çok geride
|
|
|
3 Eylül 2008 Çarşamba
18:49:22
|
|
|
Ellerin, hayal gibi, düş gibi... O zaman talihime yardı ellerin. Beyaz bir gecede, iki kuş gibi, Omzuma nasıl da konardı ellerin?..
Hangi rüzgarlarda şimdi kim bilir? O değirmen altı, o zümrüt koru, İlk dörtlü yoncayı bulduğumuz yer, Ya o çapkın çapkın kestanecikler!... Hani bir yerleri çimdiklenir hafifçe, Kanardı ellerin! Mendilimi sarardım üstüne, Avcumda sahici bir hasta gibi İncecik incecik yanardı ellerin!
Bazan kızar hırçınlaşırdı birden; Ruhumu kaldırır, kaldırır boşlukta, Oysa bilmez miyim atamazdı! Geceler sonsuzdu, geceler derin; Bir şeyler düşünür anlatamazdı Kahrından kaskatı donardı ellerin!
İnsan, soyununca hissediyor, Gittikçe katılaştığını yerin!.. Tanıdık bir film geçiyordu gözlerimden, Gel gör ki, en güzel yerinde, Ansızın kopardı ellerin!
Sonra, dört yabancı el, Dört yorgun omuz, Mezat kapısında bir kuşluk vakti, Çekince ipini mesafelerin; Ayak uçlarıma yığıldı sonsuz!.. Bir tünel gerindi sefil, kapkara! Bir yokluk hıçkıra hıçkıra güldü! Büyüdü göz çukurları kırık heykellerin! Böyle bilmediğim uzak yollara, Beni bırakmasa ne vardı ellerin!
Romanımız, ne kadar güzel başlamıştı, Ve işte böyle sonu!.. Şimdi, ışıklar sığ, Gölgeler derin... Mor sarmaşıklarla örtük balkonu, Kafur kokusundan, od ağacından, Dört arşın geceye sardı ellerin
|
|
|
3 Eylül 2008 Çarşamba
18:59:06
|
|
|
Oturuyorum gözlerim kapalı, düşünüyorum bir hayal kuruyorum. Seninle bizim yaşadığımız evi düşünüyorum. Sabah, ben erkenden uyanıyorum. Hazırlanıp dışarı çıkacağım. Hazırlık yapmamız gerek akşama misafirlerimiz var. Önce güzel bir duş alıyorum, sonra giyiniyorum. Sen hala daha mışıl mışıl uyuyorsun. Seni uyandırmak istemiyorum. O kadar güzelsin ki bunu sana anlatamam. Dışarı çıkıyorum arabamızın anahtarları elimde, otoparka giriyorum ve yavaş vayaş arabanın yanına yanaşıp kapıyı açıyorum. Güzergah en yakın market... Gerekli alışverişi yapmam fazla sürmüyor. Geri dönüş yoluna giriyorum. Bir şey mi unuttum acaba... Yolun kenarında bir çiçekçi var. Arabayı sağa çekiyorum ve çiçekçiye girerek senin için sarı bir gül alıyorum. Sonra tekrar arabaya, geldiğim yoldan geri dönerek tekrar eve dönüyorum. Ve kapıdan içeri girerken “hayatııım” diye sesleniyorum sıcak ve marur bir sesle.. Fakat sen halen daha güzellik uykundan uyanmamışsın. Çiçeği yanıma alıyorum. Küçük bir not “ uyandırmaya kıyamadım “ Basşucuna bırakıyorum. Sana bağlılığın bir ifadesi... Mutfağa geçip kahvaltılık bir şeyler hazırlamaya koyuluyorum. “ Aşkım uyandığında her şey hazır olmalı “ diyorum kendi kendime.. Biraz domates, peynir, salam.. Kahvaltı sofrasının kalabalık olmasını istemiyorum.. Oranın kalabalığı biz olmalıyız.. Çay evet şimdi çay hazırlanıyor. Hmmm.. Bide rafadan yumurta.. Şimdi oldu... Soframız hazır.. Bu arada senin uyandığını farkedemiyorum. Oysa seni hissetmek isterdim.. Herşeyinle.. Sessizce ben hazırlık yaparken sen arkadan sarılıyorsun.. “ Canım benim, seni seviyorum.. “ diyorsun bana “ bende .. bende seni seviyorum...” Mutluyuz ikimizde, çünkü mutluluğumuza gölge düşürecek hiç bir şey yaşamadık, çünkü birbirimize sevgiyle bağlıyız, çünkü bizim tek güvencemiz yine ikimiziz.. Eeee ne de olsa bu dünya bizim kendi dünyamız, ve bunu biz kurduk. Kendimiz için, çoçuklarımız için.. Kimsenin mutluluğumuzu engellemesine izin veremeyiz. Birbirimize o kadar çok güveniyoruz ve o kadar çok bağlıyıyz ki nikah işlemlerini bile önemsemiyoruz. “Off allahım biz şimdi haftaya Cuma evleniyormuyuz” diyerek birbirimize gülüyoruz, sonrada “ ne gerek vardı ki biz böyle iyiydik” diyoruz. Birbirimize ve kendimize güveniyoruz... Şimdi iş vakti, seni yalnız bırakmak istemiyorum. Masayı toparlamak için birbirimize yardım ediyoruz. “Keşke bitmeseydi..” diyoruz birbirimize bakıp ama biz bunları sürekli yaşıyoruz. Ben çıkış kapısına doğru yavaşça yaklaşırken sen arkamdan geliyorsun. Elimi tutuyorsun sürekli beni bırakmak istemez gibi bir halin var. Biraz da yaramazsın tabi ama bu çekilir bi durum.. Bana skıca sarılıyorsun.. “- Akşama geç kalma.. - Peki canım.. - Biliyorsun misafirlerimiz var... - Hıhım biliyorum canım.. - Seni seviyorum canım.. - Bende ben de seni seviyorum.. - Gitmeni istemiyorum.. Ne zaman bitecek bu işler.. Ne zaman seninle....” Elimi yüzüne uzatıyorum ve işaret parmağımla dudağını engelliyorum.. “ -Şşş bana şimdi öyle bir hediye ver ki hayatımın bir anlamını olduğunu, gittiğim yerde başarılı olmak için bir sebebim olduğunu, ve kendime dikkat edip her zaman geri dönmem için mutlak bir sebep olduğunu bana unutturmasın.. - İşte hediyen canım..” Yoğun bir dudak temasından sonra dışarı çıkıyorum.. Dış kapıdan da çıktıktan sonra yavaşça geri dönüp pencereye bakıyorum.. Ordan masum bir ifade ile beni izliyorsun.. Öeylece duruyorum bana sanki bir daha geri dönmeyecekmişim gibi bakıyorsun.. “Üzgünüm canım ama bizim ve çocuklarımızn geleceği için gitmem gerek “ diyorum ve hızla yola koyuluyorum. Of Allah’ım yapılacak çok iş var.. Ama sen hep aklımdasın.. Dudağımda öyle bir iz bırakmışsın ki ne yapacağımı, nereye gideceğimi, kendime nasıl dikkat edeceğimi iyi biliyorum. İnsanlar sokaklarda, bir adam var koşuyor.. sanırım işine geç kalmış.. Bende geç kalmamalıyım. Şu gaza biraz daha bassam iyi olacak.. Bir an önce gidip işlerimi halletmeli ve sana geri dönmeliyim. Ne kadar güzel bir hayat.. Senin aklında ben, benim aklımda sen.. Evet bu hayatın güzelliğinin; senin için ben, benim için de sen olduğunu hatırlayarak hızımı biraz daha arttırıyorum........ ......Evet sonunda... Paydos.. Bu günkü iş bitti.. Ama önümde çok günler var.. Şimdi dönüş yolundayım.. Fakat o da ne ? Telefon çalıyor.. Sanırım geç kaldım.. “ - Efendim - Hayatım nerdesin? - Yoldayım canım geliyorum.. - Tamam canım, seni özledim ve misafirlerimiz de geldi.. - Anlaşıldı komutanım.. - Hmmm.. Bunun bir de cezası olacak tabi.. - Anlaşıldı komutanım.. - Seni bekliyoruz.. - Tamam canım geliyorum. “ Allahım nasıl geç kalırım.. bir an önce gitmeliyim.. Hızımı arttırıp vitesi yükseltiyorum.. Çalıştığım iş alanının sınırları içerisindeyim. Yol karanlık.. Ne bir sokak lambası ne karşıdan gelen ne de beni takip eden bir araç var.. Daha fazla geç kalmamalıyım.. Bir vites daha yukarı.. sanırım bu dört oldu.. Hmm dikkatli olmam gerek.. Sanırım bu yoldan bir tanker geçmiş.. Yolda boylu boyunca uzanan bir yağ şeridi var.. Arada bir şerit kesiliyor tekrar başlıyor......Aman Allah’ım.... .......O hiçbir şeyden habersizdi.. Bildiği tek şey aşkının yolda olduğu ve her an için kapıyı açabileceğiydi.. Misafirleri ile ilgilenmesi gerekiyordu.. Ablası gelmişti eşiyle birlikte... Tatlı bir muhabbetin ortasındaydılar.. Birden bir kapı sesi duyar gibi oldu.. Yerinden fırladı aşkım geldi diye.. Ama yok! gelen kimse yoktu.. Ablası sordu ne oldu diye.. “Hiiç sadece kapı açıldı sandım..” ama gelen yok!.. Üzgün bir tavırla tekrar kalktığı koltuğa geri döndü.. Önündeki sehpaya gözleri daldı.. Ve derin bir iç çekti.. “Off neden bu kadar geç kaldı?” İçinde nedenini anlamadığı bir endişe vardı.. Ablası “ - Neden bu kadar heyecanlısın bu akşam bakalım - Hiiç - Pek te hiç değilmiş gibi - Evet - Nedir? Bir müjdemi var yoksa - Nerden bildin ablacım? - Sadece tahmin ettim. Bende müjde vereceğim zaman böyle heyecanlanırım - Evet bir müjdem var. Yani aslında bunu ona dün akşam söyliyecektim ama Söyleyemedim bu müjdeli haberi sizinle beraber vermek istedim. Yani en azından söylerken güçlü
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|