|
| Gönderen | Mesaj |
|
4 Eylül 2008 Perşembe
22:42:45
|
|
|
|
bizde seni seviyoruz elifim
|
|
|
4 Eylül 2008 Perşembe
22:54:12
|
|
|
şaka şaka abloş elvan
şaka kız
|
|
|
4 Eylül 2008 Perşembe
23:00:48
|
|
|
iş kız dişlerin görünüyor gülme hheheheheh de kahkaha atma gülümse
|
|
|
13 Eylül 2008 Cumartesi
08:32:52
|
|
|
YİNEDE GEÇ DEĞİL TEK BİR GÜNÜN BİLE KALSA GÜNEŞİN DOĞUŞUNU KARŞILAMAYA SABAHIN İLK EKMEĞİNİ ALIP BİR DOSTUN KAPISINI ÇALMAYA TAŞA TOPRAĞA AĞACA DAHA BİR DİKKATLİ BAKMAYA YİNEDE GEÇ DEĞİL HAYIR DEMEYE EVET DEMEYE ÖLMEYE YAŞAMAYA EĞER İSTERSEN YENİDEN BAŞLAMAYA
|
|
|
13 Eylül 2008 Cumartesi
09:49:34
|
|
|
OFFFFFFFFFFFFFFFF YAAAAAAAAAAAA OFFFFFFFFFFFFFFFFFF
|
|
|
15 Eylül 2008 Pazartesi
13:05:01
|
|
|
slmlar gül
slmlar yigit
yigit güzel paylaşıımlar yapmışın .
güzelsin kardeşim kalbin gibi
|
|
|
15 Eylül 2008 Pazartesi
13:16:01
|
|
|
|
merhaba devrim hoş geldin
|
|
|
15 Eylül 2008 Pazartesi
13:30:20
|
|
|
tşkler canlar
nasılsın
|
|
|
15 Eylül 2008 Pazartesi
13:30:45
|
|
|
gül nasılsın
|
|
|
15 Eylül 2008 Pazartesi
13:33:27
|
|
|
teşekkür ederim devrim iyiym çalışmaya devam
|
|
|
15 Eylül 2008 Pazartesi
13:39:23
|
|
|
kolay gelsin
işlerinden başarılar
|
|
|
15 Eylül 2008 Pazartesi
13:48:45
|
|
|
|
teşekkür ederim senin de
|
|
|
15 Eylül 2008 Pazartesi
13:50:05
|
|
|
ben tatildeyim gül
iş ten sıkıldım biraz hava alayım bizim buralar yaz aylarında harika olur
gerçi siizn oralarda çoık güzel olur
,deniz mavilik enfes
|
|
|
15 Eylül 2008 Pazartesi
14:08:08
|
|
|
|
evet buralar güzel ama sizim oralarda güzel hakkını yememek lazım.iyi tatiller size biz tatil yapmıyoruz siz yapın. biz sürekli çalışmaya devam
|
|
|
15 Eylül 2008 Pazartesi
14:10:29
|
|
|

|
|
|
15 Eylül 2008 Pazartesi
14:27:20
|
|
|
|
devrim yapmak
|
|
|
15 Eylül 2008 Pazartesi
15:22:22
|
|
|
evet yaşamda hayatta düşüncede devrim en güzel şeydir
can
|
|
|
15 Eylül 2008 Pazartesi
15:24:20
|
|
|
hicbir duygumu ertelemedim ben. yasayacagim hicbir seyi sonraya birakmadim. sonra diye bir seyin olmadigini biliyorum cünkü. hep yarina dair hayaller kurmak, gelmesi mümkün olmayacak zamanlari beklemek benim isim degil.
ask zamana meydan okur ama sen karsi koyamazsın ona. orada durup öylece bekleyemezsin gelecegi. bir adim atmalisin, bir el uzatmalisin aska dogru. askin anahtari cesaret degil mi yar? cesur olmak gerekmez mi bir sevdayi yasamak, bir sevdayi büyütmek icin? kac gece yalniz gecti hesaplasana... kac gece bir sonraki günü düsünerek gecti. neler yapabilirdik, neler yasayabilirdik düsünsene... her sabahi birlikte karsilamak vardi seninle. sevismekten yorgun düsmüs bedenini öpücüklerle yeni güne hazirlayabilirdim. gözünü acar acmaz ilk gördügün sey ben olurdum ve sen benim yüzümde mutlulugu görürdün.
bu kentin her yerinde, herkesin icinde el ele dolasabilirdik. girmedigimiz sokak kalmazdi. bakislara aldirmadan sokagin ortasinda sarilip öpebilirdim seni.
bir sarkiyi sözlerini bilmesek bile bagira cagira söyleyebilirdik. sonra bir filme gider, bir kitap okur, denize bakar, bir martinin bir lokma simit kapabilmek icin vapurlarin pesinden bikmadan ucusunu izleyebilirdik.
paylastigimiz her an beynimize bir daha cikmamak üzere kazinirdi.
özlerdik birbirimizi delicesine. bir saati yalniz gecirsek, bir sonraki saati iki saatlik yasardik. yasayamadigimiz o bir saatin acisini cikarmak icin.
peki biz ne yaptik? aski bir bekleyisin sirtina yükleyip ona sadece uzaktan bakmakla yetindik.
her an aski yasamak varken, her gün birbirimizi yeniden kesfetmek varken, bu yolda birer kasif olmak varken, sürgünleri yasamaya mahkum ettik birbirimizi.
bu sürgünlüge son vermenin zamani geldi artik. sana huzur vaad etmiyorum. askta huzur arayan yanilir. ben tutkunum, en koyu, en deli sevdanin sözcüsüyüm. onlar adina konusuyorum.
yarini olmayan zamanlarda hicbir seyi düsünmeden erimek adina konusuyorum. gözlerinin icine bakip SENI SEVIYORUM demek istiyorum. askin akisina kapilip hicbir kaygi duymadan gidebildigin yere kadar gitmek istiyorum. kokunu icime cekmek, teninin sicakligiyla irkilmek istiyorum. yasama senin adinla anlam katmak, mutlulugu bulmak ve bir daha kaybetmemek istiyorum.
seni istiyorum! yarin, öbür gün, öbür hafta, öbür ay, öbür yil degil, SIMDI!!!"
|
|
|
15 Eylül 2008 Pazartesi
15:25:44
|
|
|
BANA GÖZYAŞI BORCUN VAR !
Adam genç kadına seslendi: - Bana gözyaşı borcun var!
Genç kadın sordu: - Nasıl öderim?
Adam gözlerini kırptı; - Haydi gülümse!
Gülümsedi genç kadın. Adam, cebinden mendilini çıkarıp, borcunu sildi. Ve mendilini özenle katlayıp, yine kalbinin üzerindeki iç cebine koydu.
Bir demet mor sümbül vardı kadının elinde. İkisi de bahar kokuyordu... Biri ilkbahar, diğeri güz.
Adam, seslendi yine; - Bana mutluluk borcun var!
Genç kadın, biraz mahcup, biraz şaşkın sordu: -Nasıl ödeyebilirim?
Heyecanlandı adam - Haydi yat dizlerime!
Genç kadın bir kedi uysallığında, yattı dizlerine usulca. Adam, şefkatle saçlarını taramaya başladı kadının. Saçları, güneşe ve yağmurlara hasret hiç yaşanmamış baharlara benziyordu. Çaresizliğini ördü sırasıra. Sonra saçının her teline, mutluluğun çığlıklarını bağladı adam. Yetmedi, gizli düğüm attı... Ağladı. Hava kararmak üzereydi. Dışarıda yağmur yağıyordu delice. Adam, sürekli borç defterlerini kurcalıyordu.
Genç kadının gözlerinin içine baktı; - Bana yürek borcun var!
Borcunun farkındaydı sanki genç kadın, şaşırmadı. - Bu borcumu nasıl ödeyebilirim?
Adam kollarını uzattı - Haydi tut ellerimi!
Sümbül kokusu sinmiş ellerini uzattı genç kadın. Elleri öyle sıcaktı ki, eriyiverdi bütün borcu avuçlarının içinde. Genç kadın gitmek üzereydi.
Adam son kez seslendi; - Bana can borcun var!
Kadın irkildi; - Can mı?
Sigarasından derin bir nefes çekti adam; - Evet... Can borcun var. Sensizlik öldürüyor beni!
Hoşuna gitti sözler kadının - Peki bu borcumu nasıl tahsil etmeyi düşünüyorsun?
Adam, biraz daha yaklaştı; - Yum gözlerini!
Hiç tereddüt etmeden yumdu gözlerini. Adam da yumdu gözlerini, masumca bir öpücük kondurdu kadının titreyen dudaklarına.
- Bu ne şimdi yaptığın? diyerek çattı kaslarını kadın...
Adam, pişmanlıkla, memnunluk arasında gidip geldi. Kekeledi; - Hayat öpücüğüydü!
Kısa bir sessizliğin ardından bu kez kadın öptü adamı şehvetle...
Adam, şaşırdı; - Ya senin bu yaptığın neydi?
Genç kadın kapıya yöneldi; - Veda öpücüğü!
Kalan borçlarına karşılık, yürek dolusu çaresizlik ve bir de mor sümbüllerini masanın üzerine rehin bırakıp gitti genç kadın.
Adam koştu peşinden sümbülleri geri verdi kadına. - Ne olur iyi bak umut çiçeklerime, solmasınlar...
Genç kadın sümbülleri aldı: - Merak etme, gün aşırı sularım çiçeklerini!
Adam sevindi: - Güneşe, suya gerek yok. Gülümse yeter!
Kadın gözden kaybolurken haykırdı adam, - Umutlarımı kefil yaptım. Unutma, bana aşk borçlusun!
Haykırışı yağmura karıştı. Kadın, yağmuru hissetmeyen kalabalığa...
|
|
|
15 Eylül 2008 Pazartesi
15:27:50
|
|
|
Elleri Var Özgürlüğün
ELLERİ VAR ÖZGÜRLÜĞÜN 1 Köpürerek koşuyordu atlarımız Durgun denize doğru.
2 Bu uçuş, güvercindeki, Özgürlük sevinci mi ne!
3 Öpüşmek yasaktı, bilir misiniz, Düşünmek yasak, İşgücünü savunmak yasak!
4 Ürünü ayırmışlar ağacından, Tutturabildiğine, Satıyorlar pazarda; Emeğin dalları kırılmış, yerde.
5 Işık kör edicidir, diyorlar, Özgürlük patlayıcı. Lambamızı bozan da, Özgürlüğe kundak sokan da onlar. Uzandık mı patlasın istiyorlar, Yaktık mı tutuşalım. Mayın tarlaları var, Karanlıkta duruyor ekmekle su.
6 Elleri var özgürlüğün, Gözleri, ayakları; Silmek için kanlı teri, Bakmak için yarınlara, Eşitliğe doğru giden.
7 Ben kafes, sen sarmaşık; Dolan dolanabildiğin kadar!
8 Özgürlük sevgisi bu, İnsan kapılmayagörsün bir kez; Bir urba ki eskimez, Bir düş ki gerçekten daha doğru.
Oktay Rıfat
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|