SENSİZİM YANLIZIM > Mesaj Panosu > UNUTULMUYOR

UNUTULMUYOR


GönderenMesaj

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
3 Eylül 2008 Çarşamba 15:54:30
Kaybolan anılarımla anlaşılıyor bazı şeyler. Yaptığım hatalar, verdiğim sözler…
Kendim ile yapılan savaşta aslında ne kadar yalnız olduğumun 1 kez daha ispatı her geçen gün. Bazen aklıma geliyor unutmak istediklerim ancak 1 kere mahzenin en kuytu yerlerine adeta gömülürcesine saklanan anılar, başucunuzda tekrar bittiği anda artık, yapacak çok fazla şey kalmamış oluyor.. Siz onları ne kadar uzağa fırlatırsanız fırlatın, ne kadar uzaklara götürüp bırakırsanız bırakın, onlar mutlaka 1 şekilde geri dönüyorlar ve her döndüklerinde size 1 öncekinden daha ağır 1 darbe vuruyorlar.. Geriye yapılacak 1 tek şey kalıyor. Onlarla yüzleşip, diyetiniz kadar acı ve ızdırabı bünyenizde sindirmek… Ancak o zaman onlarda sakinleşiyorlar ve sizi, eskisi gibi rahatsız etmemeye başlıyorlar. Belki 1 süre sonra kendiliklerinden sizi rahat bırakıp, aklınızın en uzak yerlerine gidip, kapıyı üzerlerinden kilitliyorlar... Bu yüzdendir ki;

Duvara attığınız sert 1 yumruktadır bazen düşüncesizliğiniz, eliniz acımak zorundadır çünkü birilerinin kalbini 1 zaman önce siz acıtmışsınızdır. Yada bazen gözlerinizden akan damlalardadır hüznünüz. Gözyaşlarınız, kalbinizden başlar yolculuğa ve gözlerinizden haykırarak kendilerini bırakırlar sonsuzluğa, Gözleriniz sarp kayalıklardır aslında, gözyaşlarınız da siz olursunuz. Kayalıktan atlarken gözyaşları pişmanlığınızı, aptallığınızı, toyluğunuzu ve acımasızlığınızı haykırır aslında. Silmeye hakkınız yoktur. Yanaklarınızdan, düğümlenen boğazınıza kadar akarlar ve siz sadece geçtikleri yerde önce 1 az serinlik, ardından da yanaklarınızın tamamen kuruduğunu hissedersiniz. Giderlerken acıyı taşıdıkları için önce az da olsa huzura kavuştuğunuzu sanırsınız. Ardından gelen kuraklık gerçeklerle olan yüzleşmenizdir.

Artık kurak ve uçsuz bucaksız topraklardasınız. Ufukta hiç hayat belirtisi yok. Uzun zaman önce siz, yüzünüzü verimli topraklardan, hayatın en doğal hali ile sürdüğü yeşillikten çevirdiğiniz için, onlarda sizi terk etmiştir. Tamamen yalnızsınız. Elinize aldığınız toprak, toz oluyor ve anında parçalara ayrılıyor. Sonrasında rüzgarla beraber ellerinizden uçup havada kayboluyor. Toprak umudumuz, arzularımız ve mutlu 1 gelecek hayallerimizdi. Geriye ufka bakmak kalıyor... Rüzgar sert estiğinden, elimizi alnımızın üzerine gölge yapıp ufku tarıyoruz. 1 umut, bizi tekrar hayatın en güzel hali ile beraber olduğumuz topraklara götürebilecek en ufak 1 işaret... Bazen, 1 mucize gerçekleşiyor. Gözümüzü alan parlaklığı ile dünyalar güzeli 1 peri elimizden tutup, bizi aradığımız diyarlara taşıyor. Bazılarımız ise, bu hayatın olmadığı yerde kayboluyor ve yıllarca hep kaybettiği şeyleri arıyor. Hayatını keder, üzüntü ve pişmanlıkla, nereye dahi gittiğini bilemeden geçiriyor.

Dudaklarına kadar gelipte söyleyemeyip, telefonu defalarca eline alıp da arama cesaretini gösteremeyen, Gözlerine defalarca bakıp itiraf edemeyen, onun gelmesini yağmurda saatlerce bekleyip başkasının elini yanaklarında gören, her karşılaştığında kalbinin yerinden çıkacağını sananlara ve aşkını sevdiğinin kollarında değilde, sadece hayallerinde yaşamaya çalışan tüm insanlara...

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
3 Eylül 2008 Çarşamba 15:59:42
Bu çığlık,
Çürüyen bir yapraktan,
Kıvrılarak sızan bir hayattır,
Bu çığlık,
Çarptığı kulaklarda ebedi sağırıik,
Düştüğü dillerde bir çöl yangınıdır,
Bu çığlık,
Ağrıyan bir uzuvda sukunet,
Ateşler içinde bir İbrahim selameti aramaktır,
Bu çığlık,
Elim bir saadetin aranan firarisi,
Eyvahlar içinde çalınan kapılarda kıpırdamayan tokmaktır,
Bu çığlık,
Kirpiklerden hayata dokunan bir buse,
Gönüllerde huzur arayan bir depremdir,
Bu çığlık,
Demetinden ayrı düşmüş bir gül,
Gökten düşen bir bulutun bağrına saplı bir dağdır,
Bu çığlık,
Kendi ağına düşen bir örümcek,
Azad edilmiş bir kölenin sahibinde sandığı özgürlüktür,
Bu ciglik,
Kelimelerde felç olan bir ızdırap,
Duyulduğu anda hayata fısıldanmış bir vedadır

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
3 Eylül 2008 Çarşamba 16:00:53
Dünler dündeler gelemiyorlar,

Dostlar yanıbaşında, yetişemiyorlar.
Kafamda soru işaretleri uçuşuyorlar,
Tek dostum keder ortağı suskunluk,
Susun diyorum,
Susuyorlar...
Keder ortağı suskunluğum,
Belki de sustukları için yaşıyorlar

Sensizim (sensizimm)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
249
3 Eylül 2008 Çarşamba 16:01:16

BİR GÜN

Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde
Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa
Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde
Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa
Bil ki seni düşünüyorum

Bir vapur yanaşırsa rıhtımına bin,açıl
Örtün karanlıkları masmavi denizlerde
Ve dinle kalbimi bak nasıl çarpıyor nasıl
O bütün özlemlerin koyulaştığı yerde
Bil ki seni bekliyorum

Bir sabah gün doğarken aç perdelerini,bak
Sevinçle balkonuna konuyorsa martılar
Kendini tadılmamış derin bir hazza bırak
Dökülsün dudağından en umutlu şarkılar
Bil ki seni istiyorum

Gecelerden bir gece uyanırsın apansız
Uzaklarda elemli,garip bir kuş öterse
Bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayalnız
Ve bir gün kabrimde bir sarı çiçek biterse
Bil ki seni seviyorum


ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN


Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
3 Eylül 2008 Çarşamba 16:02:26
hayat akıp giderken avuçlarımdan
eğilip yerden toplayamıyorum parçalarımı
ve artık her şey için
çok geç demek için
belkide çok geç...

Sensizim (sensizimm)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
249
3 Eylül 2008 Çarşamba 16:03:50

SENİ YAŞAMAK

Seni her özlediğimde sevgilim,
Gökyüzüne bakıyorum;
Göğün mavisinde gözlerini görüyorum çünkü.
Seni her özlediğimde bir tanem,
Denizlere bakıyorum.
Ufuğa bakınca mucizeni görüyorum çünkü.
Seni her özlediğimde bir tanem,
Kuşlara bakıyorum.
O kanatlardaki özgürlüğünü görüyorum çünkü.
Ve aşkım, seni her özlediğimde,
Adında isyan ediyorum.
Seni özlemek istemiyorum ben,
Ben seni yaşamak istiyorum,
Seni her özlediğimde sana bakmak istiyorum
Ve seni sende görmek sadece


BEHÇET NECATİGİL

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
3 Eylül 2008 Çarşamba 16:04:52
Eski rüzgarların sözü geçmez terkettikleri dağlara
Geceye yeni şiirler gerek,
Gemiye yeni fırtına
Her eylüle başka yağmur
Kalana taze baharlar lazım
Ve gidene biraz yürek.
Kaçanlar pişman şimdi
Kalanlar, sevmeye devam edecek

Sensizim (sensizimm)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
249
3 Eylül 2008 Çarşamba 16:05:48
YAPRAK DÖKÜMÜ


Sararıp dökülmeden önce kızaran yapraklar ki onlar
Şan verdiler ortalığa bütün bir sonbahar

Mevsim dönüp de yeniden yeşermeğe başlayınca rüzgar
Çıplaklığında o atın yine onlar koşacaklar
O çocuklar
O yapraklar
O şarabi eşkiyalar

Onlar da olmasa benim gayrı kimim var?

Sensizim (sensizimm)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
249
3 Eylül 2008 Çarşamba 16:08:00
SEVGİ DUVARI


sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
dilimizde akşamdan kalma bir küfür
salonlar piyasalar sanat sevicileri
derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni
yakanda bir amonyak çiçeği
yalnızlığım benim sidikli kontesim
ne kadar rezil olursak o kadar iyi
kumkapı meyhanelerine dadandık
önümüzde altınbaş altın zincir fasulye pilakisi
aramızda görevliler ekipler hızır paşalar
sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
çöpçülerin elleriyle okşardın beni
yalnızlığım benim süpürge saçlım
ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi
baktım gökte bir kırmızı bir uçak
bol çelik bol yıldız bol insan
bir gece sevgi duvarını aştık
düştüğüm yer öyle açık seçik ki
başucumda bir sen varsın bir de evren
saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
yalnızlığım benim çoğul türkülerim
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi


Sensizim (sensizimm)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
249
3 Eylül 2008 Çarşamba 16:13:18
BULUŞMAK ÜZERE


Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni
Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenceden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine doğdu belki de
İşte çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni
Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım


Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
3 Eylül 2008 Çarşamba 16:16:37
GİZEMLİ BİR YOL

Yavaş yavaş gelip geçer zamanlar,
Oysa yeniden başlar tüm yıllar.
Ne aşk, ne sevgi, ne de ihanet
Gizemli bir yoldur bu hayat.
Gider bin bir yabancı:
Ama kimse bilmez ki sonsuzdur bu acı.
Çözülmeyen bir sırdır her yürüyüş,
Keşke olsaydı geriye dönüş.
Unuttuğun mazin bekler seni şafağın ufkunda,
Unutma ki her şey var bu yolun sonunda.
Yapmayıp ta özlediğin her şey geçer bir rüzgar misali,
Belki de budur hayatının son ahvali.
Yürürsün seni bekleyen uzun uzak yolu,
Bir anda gelip dayanır, adımların sona doğru.
İşte o zaman hatırlarsın geldiğin yeri,
Artık istesen de dönemesin geri.
Gizemli bir hayattır bundan sonrası,
Hep arayıp durduğun o yolun gerçek manası

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
3 Eylül 2008 Çarşamba 16:20:37

artık karanlık dinler dertlerimi..
karanlıktan hayır var bana..
başımı onun omzuna yaslarım..
ağlarım..
artık karanlığın omuzları ıslanır..
seninkilerin yerine

 yorum yok , söz yok
yok yok yok...hersey yok oldu..!
donup kaliyorsun aval aval seyrediyorsun ya öyle bir sey...
dogruya ne söylenebilir ki, heleki hitabén o ruha da yazilanlar
degmis ise.....

 

 

Hüzün yüreğine sankiş bir otağı kurmuş gönlüne kan toplanmışda sen desturat ile yoğrulmuşsun. pandoranın kutusunu açmak kabil mi

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
3 Eylül 2008 Çarşamba 16:23:01
Bir uçurum kenarındayım
bağırsam duyar mısın?
uzatır mısın elini?
alır mısın beni bu kuyulardan?

Uçurumun en ucundayım ah!
çağırsam rüzgarlara karışır sesim
sen hiç tipi, borana tutuldun mu baharında?
titredin mi ayazda kanadı kırık bir kuş gibi
kar nedir, kış nedir, fırtına nedir bilir misin?

Sen hiç kırıldın mı sevdiklerine,
ihanet gördün mü en yakınlarından?
bıçak gibi saplandı mı yüreğine gözyaşların?
penceresiz, ışıksız, soluksuz kaldın mı gecelerde?
kahırlı nehirlere sarkıtıp kimsesizliğini
bağrına bastın mı yalnızlığını?

Sen hiç uçurumları başucuna koyup uyudun mu?
okşadın mı saçlarını acıların
kasırgalara sarıldın mı çaresiz ?
yaprak yaprak düştün mü tutuntuğun dallardan
sarsılıp savruldun mu uçurumlardan?
yoruldun mu anılara sarılamayacak kadar?

yüreğinde ışık kırıntıları sızladığında
ıslak gözlerle baktın mı uçurumlardan aşağı
ağladın mı yaralı bir ceylanın gözlerinde
yandı mı yüreğin senin de kızıl korlarda
bir yeraltı ırmağı gibi kanadın mı gizli gizli?

Sen hiç çiçekler gibi büyütüp
doldurdun mu yüreğine çocuklarını
bir gün solacağını bilmeden !!!!...
eylülde kar olup yağdın mı ?
bulut olup ağdın mı?
kahır olup ağladın mı?
sonra sustun mu solgun bir gül gibi ?
kırılmış gelincikler gibi büküldü mü boynun?

kirpiklerine sakladığın sağanaklar
sel olup aktı mı yüreğine?
yıkandı mı gözlyaşların hüzünlü denizlerde

Sen hiç eylülde üşüdün mü?
kar nedir, kış nedir, fırtına nedir bilir misin

Sensizim (sensizimm)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
249
3 Eylül 2008 Çarşamba 16:24:17
PAYLAŞIMLARIN İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM YİĞİT

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
3 Eylül 2008 Çarşamba 16:24:49
Bir deniz gördüm..
kıyısında beyaz evler..
beyaz sandallar..
sokağı aydınlatan ışıklar
bir köşeye sinmiş sarhoş..
üşümüş bir köpek..
denizde yakamoz..
demir alma vaktini bekleyen kaptan..
kitabı yarım bırakmış yazar..
sabahı bekleyen bir kadın
özleyen bir erkek..
hepsi ordaydı..
biri daha vardı..
bir yürek.!
orada, bir sokakta
kapında,
camında..
odanda..
çarpan...
---bir yürek..

seni aradı bütün sokaklarda
bütün caddelerde..
evlerde
bulvar kahvehanelerinde.
balıkçı teknelerinde..
denizde..
giden yolcu gemilerinde..
bir müzikte..
bir ayak izinden..
şehre sinmiş kokunda..
---yoktun...

geride bir şehir kaldı..
birde kanayan bir yürek..

belki de denizi yoktu..
belki de çıkmaz sokaktı.
kör karanlıktı..
serseri bir hayaldi belki de..
şair yazmıştı şiirini..
liman çoktan hazırdı..
ağır, ağır..
arşınlarken..merdivenleri..
bütün şehir susmuştu..
ayak seslerinde kokan..
hasret.. özlem..
şehirde inliyordu..
beyaz evler olmuş kapkara..
lambalar olmuş boynu bükük..
şarabında tadı yok gecede..
son sefer kalkmak üzere..
elveda derken..
sana...
tüm dileklerini orda bıraktı..
mutlu ol diye..
gemi limanda ayrılırken
yaktı bir cigara..
içine sindi hayali

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
3 Eylül 2008 Çarşamba 16:26:10

yapayalnız değildir hiç kimse , zira vardır bir yerlerde ruha değecek bir el . bu yaradılışın şiası
hem nereden bileceksinki kaçışını kaçanın ruhuna ruhun değmedi ise

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
3 Eylül 2008 Çarşamba 16:26:36
Sessiz bir köşede yine tek başına
uykusuz sabahım Güneşsiz yarınım

Ağlıyorum, yanıyorum herkes kendi derdinde
Soldum artık belalım bir umut ver dön bana

Kime gitsem ah ne etsem senin yerini alır mı sence?
Vurdumduymazlık etme bir dön bak ardınsıra

Kıyamet günü senin gidişin hiçbir şey umrumda değil
Yine yandı yine ağladı çaresiz kaldı gönlüm

güzel yazmış yazan

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
4 Eylül 2008 Perşembe 17:56:12






DELİ

/..seni sevmelerim arttıkça, sensizlik korkularım diz boyu oldu../

işin içinden çıkamam artık,
kokun sindi bedenime,
gül sen kokuyor !!
sen..
gül../

her anım seninle artık,
sana uyuyor, sana uyanıyorum..
rüyalarım seni görüyor,
sen
rüya../

dizelerim senli artık,
kalemim seni yazıyor..
şiirlerim sana,
sen
şiir../

aklım başımda değil artık
nereye baksam sen..

güneşsin yakıyorsun bedenimi,
rüzgarsın savuruyorsun küllerimi,
bense durmadan seviyorum seni (:

delilikler sana..
ben deli../
sana..

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
4 Eylül 2008 Perşembe 17:56:41
demem o ki gül beyaz kahkaha, bunca yaşanmışlığa rağmen, bunca gitmelere, dönmelere rağmen, bunca sitem dolu ama içten serzenişlere rağmen,
bunca gözünü kan bulamış vedalara rağmen, deli boranlara, meltem sıcaklığına,
yüreği kavuran iç çekişlere rağmen,
söz mü büyük sözlerimiz mi derken susmamıza rağmen,
büyüdük mü sence?

..belki büyüdük.. emin değilim..


seni,dilineBİBER süremediğm YALANCI ANILARN yanına koydumSÜTDÜŞÜM kurallara uy,konuşmaSeslensendeDönüpArkamaBakmayacağm

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
4 Eylül 2008 Perşembe 17:57:35

Sayfa:1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7İlk sayfa « Geri · İleri » Son sayfa