CHP GENÇLİK > Mesaj Panosu > CHP gençlik kolları

CHP gençlik kolları


GönderenMesaj

Yılmaz (y_karacan)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1245
11 Ekim 2007 Perşembe 19:05:50
sayın genel başkan değerli milletvekili arkadaşlarım sözlerime başlamadan önce sizleri sevgi ve saygılarımla selamlıyorum...grubumuza hoş geldiniz...

Yılmaz (y_karacan)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1245
11 Ekim 2007 Perşembe 19:07:32
o benim sakarya kongresindeki konuşmam kardeşim belki başkaları benden alıntı yapmıştır

Yılmaz (y_karacan)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1245
11 Ekim 2007 Perşembe 19:08:43
sen kendine bak huysuz adam

Fatih (paati)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1235
11 Ekim 2007 Perşembe 19:11:59
demek huyumdur? gözüne dizine dursun.

Yılmaz (y_karacan)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1245
11 Ekim 2007 Perşembe 19:12:17
huysuz adam sen foto çektirirken mumkunse karanlık bir yerde çektir gözümü alıosun:p

Fatih (paati)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1235
11 Ekim 2007 Perşembe 19:13:15

ersin bey merhaba, sitede yeniyim kusura bakmayın acemiliklerim için

 

Yılmaz (y_karacan)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1245
11 Ekim 2007 Perşembe 19:14:29
ahanda geneş başkan sinirlendi sayın başkan saygılar diicem ama bu huysuz adam ersin ( triste ) isimli zaat yani bana taklacı dio size yazamıyorum korkudan adım çıkıcak diye kusura bakmayın hörmetler efenim...

Emrah (oragon)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1314
11 Ekim 2007 Perşembe 19:18:35
ee sende bariz takla attın oglum yaw ersin haklı ama sen adama kelmi demek istedin ne karanlıgı kardeşime laf yok adamı .......sen anladın anladın

Fatih (paati)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1235
11 Ekim 2007 Perşembe 19:18:48
Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunmaz.»
1920.

Mustafa Kemal Atatürk

Yılmaz (y_karacan)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1245
11 Ekim 2007 Perşembe 19:21:16

yok abi ne keli sizin içiniz fesat

Fatih (paati)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1235
11 Ekim 2007 Perşembe 19:22:47

 Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. 
Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve 
hissediyorsanız bu yeterlidir.

 

Mustafa Kemal Atatürk

Emrah (oragon)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1314
11 Ekim 2007 Perşembe 19:23:08


Yılmaz (y_karacan)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1245
11 Ekim 2007 Perşembe 19:23:58

yürü be başkan kim tutar seni ( baykal`dan başka )

Emrah (oragon)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1314
11 Ekim 2007 Perşembe 19:24:31
Sizlere saldırmanızı değil, ölmenizi emrediyorum.

Memleketin efendisi hakiki müstahsil olan köylüdür.

Doğruyu söylemekten korkmayınız.

Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.

Türkiye Cumhuriyeti mutlu, zengin ve muzaffer olacaktır.

Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.

Ordular, ilk hedefiniz Akdenizdir. İleri !

Büyük hedefimiz, milletimizi en yüksek medeniyet seviyesine ve refaha ulaştırmaktır.

Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür.

Süngülerle, silahlarla ve kanla kazandığımız askeri zaferlerden sonra, kültür, bilim, fen ve ekonomi alanlarında da zaferler kazanmaya devam edeceğiz.

Zafer "zafer benimdir" diyebilenin, muvaffakiyet, "muvaffak olacağım" diye başlayanın ve "muvaffak oldum" diyebilenindir.

Egemenlik verilmez, alınır.

Egemenlik, kayıtsız şartsız ulusundur.

Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.

Öğretmenler: Yeni nesiller sizlerin eseri olacaktır.

Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.

Emrah (oragon)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1314
11 Ekim 2007 Perşembe 19:27:08


Emrah (oragon)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1314
11 Ekim 2007 Perşembe 19:28:31


Fatih (paati)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1235
11 Ekim 2007 Perşembe 19:28:46

Mustafa Kemal, 1881 yılında Selanik`te doğdu.

İlköğrenimine, Annesi Zübeyde Hanım`ın isteği üzerine Hafız Mehmet Efendi mahalle mektebinde başladı. Bir süre devam ettiği bu okuldan babasının isteğiyle ayrıldı ve öğrenimini o günün çağdaş eğitim anlayışını benimseyen Şemsi Efendi Mektebi`nde tamamladı.

Mustafa Kemal, askeri dehasını ve liderlik yeteneğini geliştireceği askerî eğitimine, 1893 yılında Selânik Askerî Rüştiyesi`nde başladı. 1896-1899 yıllarında Manastır Askerî Lisesi`ni, 1902 yılında teğmen rütbesiyle Kara Harp Okulu`nu, 1905 yılında ise yüzbaşı rütbesiyle Harp Akademisi`ni bitirdi.

1905-1907 yılları arasında Şam`daki, 5. Ordu`da görev yapan Mustafa Kemal, 1907`de, bugün kıdemli yüzbaşı olarak adlandırılan kolağası rütbesini aldı.

13 Nisan 1909`da, tarihimizde 31 Mart olayı olarak bilinen ayaklanmanın bastırılmasında etkin rol oynayan Hareket Ordusu`nda, Kurmay Başkanı olarak görev yapan Mustafa Kemal, 1910 yılında Picardie Manevraları`nda Türk Ordusu`nu temsil eden kurulda yer aldı.

1911 yılında, İstanbul`da Genelkurmay Başkanlığı`ndaki görevinin ardından, İtalyanların Trablusgarp`a saldırısıyla başlayan savaşta, Tobruk ve Derne bölgelerinde gönüllü yerel güçlerin başında bulundu. Aynı yılın 27 Mart`ında binbaşı oldu, 1912 yılının 6 Mart`ında ise Derne Komutanlığı`na getirildi.

1912`de Balkan Savaşı`nın başlamasıyla, İstanbul`a geri dönerek, Gelibolu ve Bolayır`daki birliklerle savaşa katılan Mustafa Kemal, Dimetoka ve Edirne`nin geri alınmasında önemli rol oynadı. 1913 yılında atandığı Sofya Ataşemiliterliği görevini sürdürürken yarbaylığa yükseltildi.

1914 yılının Ekim ayında, Osmanlı İmparatorluğu`nun İttifak Devletleri`nin yanında I. Dünya Savaşı`na katılmasıyla, 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ`da görevlendirildi. İtilaf Devletleri`nin tüm gücüyle yüklendiği Çanakkale`de eşsiz bir direnişin önderliğini yapan, çarpışmanın yazgısını değiştiren ve "Çanakkale geçilmez" dedirten yine Mustafa Kemal`di.

25 Nisan 1915`te, Arıburnu`na çıkan düşman kuvvetlerinin yenilgiye uğratılmasının ardından, 1 Haziran 1915`te albaylığa yükselen Mustafa Kemal, Anafartalar Grubu Komutanı olarak 9-10 Ağustos`ta Anafartalar, 17 Ağustos`ta Kireçtepe, 21 Ağustos`ta II. Anafartalar Zaferleriyle başarılarına yenilerini ekledi.

27 Ocak 1916`da karargâhı Edirne`de bulunan 16. Kolordu`nun Komutanlığına atanan Mustafa Kemal, kısa bir süre sonra, 16. Kolordu`nun, Doğu Cephesi`nin güçlendirilmesi amacıyla Diyarbakır`a kaydırılması kararlaştırılınca, Kolordu Komutanı olarak Diyarbakır`a gönderildi ve rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi. Rus güçleriyle savaşarak Muş ve Bitlis`in geri alınmasını sağladı.

Mustafa Kemal, 2. Ordu Komutanlığı`na, sonra da Halep`te Alman Generali Falkenheim komutasındaki Yıldırım Orduları Grubu`nda, 7. Ordu`nun Komutanlığı`na atandı. 15 Aralık 1917`de Veliaht Vahdettin ile birlikte Almanya`ya yapılan resmî ziyarete katılan Mustafa Kemal, 15 Ağustos 1918`de yeniden 7. Ordu Komutanı olarak Halep`e döndü. Mondros Ateşkes Antlaşması`nın imzalanmasından bir gün sonra, Mustafa Kemal`in, 31 Ekim 1918`de getirildiği Yıldırım Orduları Komutanlığı görevi, bu Ordu`nun 13 Kasım 1918`de kaldırılması üzerine sona erdi. O`nun artık görev yeri Harbiye Nezareti idi.

Mondros Ateşkesi, yurt topraklarının İtilaf Devletleri`nce paylaşılmasını ve işgal edilmesini öngören, Osmanlı İmparatorluğu`nun çöküş sürecini hızlandıran, koşulları ağır bir antlaşma olarak tarihteki yerini aldı.

Ateşkes koşullarının yanı sıra, yöneticilerin yanlış tutum ve davranışları sonucu ülkenin içine sürüklendiği durum, Mustafa Kemal`in uzun yıllar boyunca zihninde yeşeren düşüncelerini harekete geçirmesini ve Türk Ulusu`nu esenliğe kavuşturacak kararı almasını sağladı.

Mustafa Kemal`in, "Ulusal egemenliğe dayanan, kayıtsız, koşulsuz bağımsız yeni bir Türk Devleti kurma" kararını alması ve bunu gerçekleştirecek koşulları oluşturmak amacıyla Samsun`a hareketi, tarihin akışını değiştiren bir adımdır.

"19 Mayıs" Türk Ulusu ve kendi yaşamı içinde öyle bir dönüm noktasıdır ki, Mustafa Kemal bu günü "doğum günü" olarak nitelemiştir.

Mustafa Kemal`in, "Ben, Samsun`a çıktığım gün elimde maddî hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk Milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevî bir kuvvet vardı. İşte ben bu ulusal kuvvete, bu Türk Milletine güvenerek işe başladım" sözleri, O`nun kurtuluş yolunda, ulusal birliği gerçekleştirmek düşüncesiyle çıktığı Anadolu yolculuğunda Türk Ulusu`na duyduğu güveni ortaya koymaktadır.

Ulusal savaşımın bayrağını açmak için beklediği fırsat, 9. Ordu Müfettişliğine getirilmesi ile karşısına çıktı ve 19 Mayıs 1919`da ulaştığı Samsun`da kısa bir süre kaldıktan sonra 28 Mayıs 1919`da gittiği Havza`da, tüm komutanlara, üst kademedeki yöneticilere ve ulusal kuruluşlara gizli bir genelge yayımlayarak, işgal karşısında bütünleşme çağrısında bulundu.

22 Haziran 1919`da Amasya`da yayımladığı genelgede, "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" ilkesine yer vererek, Sivas Kongresi`ni toplantıya çağırdı. İngilizlerin baskısı sonucu müfettişlik görevinden alınmak istenmesi üzerine, askerlikten ve resmî görevinden ayrılma kararı alan Mustafa Kemal, 8 Temmuz 1919`da bir duyuruyla, tüm gücüyle Anadolu`nun bağımsızlık savaşı için çalışacağını açıkladı.

23 Temmuz-7 Ağustos 1919 günlerinde, geleceğimizin sağlam temeller üzerinde biçimlenmesinin yolunu açan Kurtuluş Savaşı`nın temel ilke ve yöntemlerinin belirlendiği, Erzurum Kongresi`ni topladı. Bölgesel konuları görüşmek için toplanan Kongre`de ülkenin tümünü ilgilendiren önemli kararlar alınarak ulusal savaşımın esas programı hazırlandı.

Mustafa Kemal 7 Ağustos 1919`da Kongre`nin kapanışı nedeniyle Kongre heyetine yaptığı konuşmada, esaslı kararlar alındığını ve dünyaya Ulusumuzun varlığı ve birliğinin gösterildiğini, tarihin bu Kongre`yi ender ve büyük bir eser olarak kaydedeceğini söyleyerek, toplantının önemini ortaya koydu.

4-11 Eylül 1919 günleri arasında toplanan ve Ulusumuzun, birlik ve dayanışma içinde bağımsızlığından hiçbir koşulda ödün vermeyeceğini dünyaya duyuran Kongre olma özelliği taşıyan Sivas Kongresi`nde, manda yönetimi tümüyle redded

Yılmaz (y_karacan)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1245
11 Ekim 2007 Perşembe 19:34:49
Atatürkçülük, Türk milletinin aklın ve bilimin yol göstericiliğinde ileri bir toplum olarak en kısa sürede çağdaş uygarlık düzeyine erişmesini, milletler ailesinin bağımsız, eşit ve şerefli bir üyesi olarak demokratik ve lâik kurallar içinde mutlu bir yaşam sürmesini amaçlayan, ilkeleri Türk toplumunun gereksinim ve isteklerinden doğmuş çağdaş bir düşünceyi simgeler.

Bu düşünce sistemine Atatürkçülük, Kemalizm, Atatürkizm, Atatürk Yolu, Atatürk İdeolojisi, Kemalist İdeoloji gibi çeşitli isimler verilmektedir. Ancak hangi kavram kullanılırsa kullanılsın, amaçlanan husus, Atatürk ilke ve devrimlerinin bütün halinde oluşturduğu düşünce sistemidir.

Atatürkçülük, çağdaşlaşma yolunda sürekli bir atılımın, sürekli bir gelişmenin içinde olmamızı gerektirmektedir. Bize bu gelişmeyi, bu ilerlemeyi hazırlayacak ortam ise, lâik ve demokratik hukuk devleti düzenidir.

Bu nedenledir ki, gelişen bir Türkiye`de bütün ilerlemeler Atatürkçü düşünce ışığında, Atatürk ilke ve devrimlerinin kendisine zemin oluşturduğu bu ortamda gerçekleşmelidir.

Çünkü uygarlık yolu budur; çünkü çağdaşlaşma yolu bunu gerektirmektedir.

Yılmaz (y_karacan)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1245
11 Ekim 2007 Perşembe 19:36:42
İki Mustafa Kemal
İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik geçici Mustafa Kemal... İkinci Mustafa Kemal, onu "ben" kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni yaşam ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim girişimlerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!

Fatih (paati)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1235
11 Ekim 2007 Perşembe 19:48:51
kızıldereli soykırımını tanıyalım......

Sayfa:22 - 23 - 24 - 25 - 26 - 27 - 28 - 29 - 30 - 31İlk sayfa « Geri · İleri » Son sayfa