| Gönderen | Mesaj |
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
26 Nisan 2008 Cumartesi
23:15:09
|
|
|
seni seviyorum deme bana
hep böyle mi bakar gözlerinin içi senin? hep böyle mi sevdiğini söylersin bana? içinde biryerler de uçan martılar gözlerinde bilmediğim pırıltılarla, “seni seviyorum” deme bana! içim bir tuhaf oluyor dokunmak istiyorum ellerine sonra, büyüttüğün kuşlara ekmek atmak birde güle-oynaya...
“seni seviyorum” deme işte bana... alıp başımı gitmek istiyorum, çok uzaklara ya da senin yanına!.. gelsene hadi, al beni buralarda n... bırakma bir başına.... acıyor biryerler im sen olmayınca “seni seviyorum” deme bana... unutuyoru m kanatsız olduğumu, melekler gibi uçmak istiyorum sonra...
tarifsiz boşluklar var, tarifsiz korkular sen yine sevdiğini söyleme bana... sarılma öyle hemen ... ellerim üşüyormuş - “ kaç yazar?” Ödünç istemem ellerini. .. Sıcak elleri bırakmak zordur bilirim.. ... En iyisi al bendeki emaneti Gökkuşağının 8.rengi olma hayalleri ni “seni seviyorum” deme bana gitmek istemiyor um sonra... oysa biliyorsu n gitmem gerektiğini ilk ben söylemiştim....... gözyaşlarım burnumda “seni seviyorum” deme bana...
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
26 Nisan 2008 Cumartesi
23:17:51
|
|
|
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
26 Nisan 2008 Cumartesi
23:18:56
|
|
|
e zaman ayrilik saati gelse En vazgeçilmez yerinde yasamin Duysak ayak seslerini aksamin Ve sokaklardan el ayak çekilse Bir ürpertiyle duyarim o zaman Seni çagiran sesi uzaklardan Ne zaman ayrilik saati gelse Bir gariplik çöker içime birden Kalan tek ani gibi bir devirden Durmadan çalinir o gamli beste Sanki bilir de hazin öykümüzü Bulutlar aglar, kararir gökyüzü Ne zaman ayrilik saati gelse Bir çaresizligi anlatir gibi Birden degisir gözlerinin rengi Mavi solar, koyulasir yesilse Sarinca ruhunu eski bir hüzün Uçar gider pembeligi yüzünün Ne zaman ayrilik saati gelse Uzatsan özlemle dudaklarini Tüm agaçlar döker yapraklarini Ne çiçek kalir ortada, ne bahçe Sadece ugultusu o rüzgarin Ve bir umut kirintisi: belki yarin Ne zaman ayrilik saati gelse Bir firtina çikmisçasina, büyük Içimizdeki güllerin boynu bükük Bir zaman kalakalirim öylece Neden sonra gittigini anlarim Içimde güller aglar, ben aglarim
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
26 Nisan 2008 Cumartesi
23:19:41
|
|
|
Uykularin kaçar geceleri Bir türlü sabah olmayi bilmez Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya Deli eden bir ugultudur baslar kulaklarinda Ne çarsaf halden anlar, ne yastik Girmez pencerelerden bekledigin aydinlik Kapanir yatagina çaresizligine aglarsin Onun unutamadigin hayali Sigaradan derin bir nefes çekmisçesine dolar içine Sevmek neymis birgün anlarsin Birgün anlarsin aslinda herseyin bos oldugunu Serefin, faziletin, iyiligin, güzelligin Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için Vurursun basini soguk tas duvarlara Büyür gitgide incinmisligin, kirilmisligin Duyarsin ta derinden acisini çaresiz kalmisligin Sevmek neymis birgün anlarsin Birgün anlarsin ne ise yaradigini ellerinin Niçin yaratildigini Bu igrenç dünyaya neden geldigini Uzun uzun seyredersin de aynalarda güzelligini Bosuna geçip giden yillarina yanarsin Dolar gözlerin için burkulur Sevmek neymis birgün anlarsin Birgün anlarsin sevilen dudaklarin Sevilen gözlerin erisilmezligini O hiç beklenmeyen saat geldi mi Düser saçlarin önüne ama bembeyaz Uzanir gökyüzüne ellerin Ama çaresiz, ama yorgun, ama bitkin Bir zaman geçmis günlerin uykusuna dalarsin Sonra dizilir birbiri ardinca gerçekler aci Sevmek neymis birgün anlarsin Birgün anlarsin hayal kurmayi Beklemeyi Ümit etmeyi Bir kirli gömlek gibi çikarip atasin gelir Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi Lanet edersin yasadigina Maziden ne kalmissa yirtar atarsin Zaman bir çiçek gibi büyür kabrimde kendiliginden Bir gün seni sevdigimi anlarsin
Ümit Yasar Oguzcan
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
28 Nisan 2008 Pazartesi
23:46:10
|
|
|
Saat Ayarı
tüm saatlerimi geri alsam bu gece aylarımı yıllarımı ve ömrümün dibe çöken tortularını uyansam/sarısına ihtilal karışmış bir eylül sabahına aldırmadan sokağa çıkma yasağını dayansam kapına zamansız bir çığlık gibi yüreğimde karabasanlı bir uçukla el değmemiş yolculuklar döksem eteklerimden suçüstü basılmayı göze alarak/arsızca ellerinin karasularında buluşsa ellerim organik bakışlarım teğet geçerken gözlerinden koparsam yasaklı ağacından ilk elmayı sevdalın olarak geçse adım tutanaklara ve uykuların bulaşsa her gece yastığıma
aynı özlemi duyar mıydım karanfil kokuna
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
28 Nisan 2008 Pazartesi
23:46:42
|
|
|
Saatler Gebe Hüznüne
Saatler yine gebe hüznüne, Sensizliği doğuruyor her saniye, Yetmiyor var oluşların geceye, Aşk sığmıyor bu dar sineye.
Gökyüzünde bin parçaya ayrılsam, Her parçamda bin defa seni bulsam, Her buluşumda bin defa yansam aşkına, Yetmiyor ; ne varsa sözde, Esiridir bu can sana her nefeste ..
|
|
|
Yemliha (ts836668986)
1305
|
|
9 Haziran 2008 Pazartesi
01:57:29
|
|
|
Âb-ı Hayat
Süzülüyor ufukta günün son ışıkları, Gurubun sükûneti sarıyor âşıkları.
Bir martı ıslığıyla donmuş zaman akıyor, Eller kelepçelenmiş, yürek volkan, yakıyor.
Kıyıya çarpıp duran dalgalar köpürmekte, Meltem esintisiyle kâküller öpülmekte.
Sokulmuş birbirine fısıldaşır tekneler, Hayat okyanusundan anlatır neler neler.
Kumsaldaki izlerde sevgililer sır arar, Hülyalı gelecekte derin düşlere dalar.
Bir çift güvercin kalbi heyecanla gerilir, Aşktaki musikiyi besteleyenler bilir.
Saçlarını rüzgara salıveren serinlik, Bulut dolu gözlerde sevgideki derinlik.
Dudaklardan dökülür sevgi soluklu sözler, Tüllenen ufuklarda gönüller Ay’ı gözler.
Mehtap yıldızlarıyla açılır perde perde, Bu büyülü güzellik söyleyin başka nerde?
Karanlığın koynunda tenlere çiğ yağacak, Şafağın ışıkları âşıkları boğacak.
Ey sevgili! Sevgili, hayatın sırrı budur, Âb-ı hayat dediğin sırlı, sihirli, sudur.
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
9 Haziran 2008 Pazartesi
22:35:05
|
|
|
Acabalara...
yitik bir ülkenin son şarkısıdır çalınan
bir marşa dönüşür gidişine adanan tüm sözler
kelimeler anlamını yitirir
göndere çekilen yalnızlığıdır
öykülerimin
rüzgarla savrulurken tutar ya bedeni ipler
yaralanır gidemeyişine gökyüzü
sımsıkı sarar seni direkler ve halatlar
kalıverirsin orada gecelere katılarak
kimi zaman üşüyerek
kimi zaman ıslanarak
kaybolan gidişlere dair ya herşey
sen yine de sımsıkı sarılan iplerden ve direklerden kurtul
gittiğin adreslerde
seni bekleyenler olduğunu göreceksin...
bir İstanbul/Hasret şarkısıdır çalınır
denizden bir rüzgar gelir
ve sen dalga dalga sahiller vurursun...
|
|
|
Yemliha (ts836668986)
1305
|
|
13 Haziran 2008 Cuma
00:16:16
|
|
|
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
7 Eylül 2008 Pazar
00:37:49
|
|
|
|
.......
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
7 Eylül 2008 Pazar
00:38:55
|
|
|
Gün Batımı Gibiydi Gidişin
Islaktı bakışların, üşütüyordu
ince bir hüzündü gülüşün
suskunluğun kanayan gökyüzüydü
yüzüne baktım;
her çizgisi ayrı ayrı anlattı umutsuzluğu
şakakta soğuk namlu ucuydu bakışların..
mezar sessizliğinin korkunç yankıları
ruhuma çarparak çoğaldı
anladım ki, yapacak hiçbir şey yoktu
hiçbir şey.
yine de konuşmak istedim
sorular sormak istedim.
‘’sus!’’ dedi suskunluğun
‘’sözcük ötesi anlamalarda kal
ya da anlama..’’
ya da anlamadım. . anlayamadım....
işte tam o anda
bir martının kanadı değdi
keskin bir bıçak gibi ruhuma
sonra bıraktığın işaretler birer birer silindiler
efil efil bir esinti söndürdü kandilimi
ışık günü terketti
gün batımları gibi mağrurdu gidişin
öfkeliydin, acımasızdın da..
gururun belletiyordu rolünü sana
unuttuğun repliği anında fısıldıyordu kırılmışlığın
sonra yüreğini gördüm.
yaralıydı
hem de derin ve büyüktü yara
yiğitler yiğidi bu kalp korkuyordu
korkuyorduk, çok korkuyorduk
kayıp aşkın ışığı zar zor aydınlattı yüzümüzü
dökülen son yaprağın hüznünü gördüm
sararmış yüzünde
gün batımları gibi mağrurdu gidişin
ıslaktı bakışların, üşütüyordu
ve korkuyordun, korkuyorduk..
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
4 Şubat 2009 Çarşamba
22:28:38
|
|
|
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
|