|
| Gönderen | Mesaj |
|
8 Eylül 2008 Pazartesi
15:10:04
|
|
|
SEVGİLİYE MEKTUP
Yasa büründü tüm geceler. Gök kubbe, yıldızlı ihtişamıyla çöktü aşkımın üstüne, aşkın içinde biçare ruhum enkazında kaldı. Senin varlığınla kurduğum ne kadar toz pembe hayal varsa, üzerine siyah boya kutusu ters gelmişçesine siyaha boyandı. Bir an kaçmayı denedim buralardan, sensizlik alıştığım bir durumdu, sensizliğimde hayalin bir avuntu. Şimdi annesinin en sevdiği vazoyu kırmış bir çocuk gibi suçlu hissediyorum kendimi; seni sevdiğimi söylemekte keşkelerim olmasaydı derken kendi kendime, içim buruluyor. Düşünmeden yapamıyorum; bütün servetlerini ayaklarının altına dökerek sana sahip olmayı düşünen insanlar, sırf kendi egolarını tatmin etmek uğruna her şeyi yapmayı göze alanlar, sana mutluluğu da satın alabilirler mi? Gözlerin cezbedici zenginliğin rengarenk görüntüsüyle boyanır, sen ideallerinden vazgeçip, aşkını üç kuruşa satabilir misin ya da sattırırlar mı? Nasıl canım yanıyor bilemezsin, çakıl taşlarıyla dolu bir alanda top oynarken düşen bir çocuğun derisi yüzülen diz kapağından akan kan gibi yüreğim kanıyor. Yakamozlu gecelerde bir başka hayal ederdim seni, yakamozlu geceler bile şaşkın halime, hayallerim siyahı kadife gibi emdi, korkularım aydınlığa kavuştu, bu gece yarısı sabah olmak bilmez. Olsa ne değişir ki sevgili, sensiz olan her sabah sensizliğin üstüne doğan her güneş, ay benim için.
Başlamadan son bulacak sanırım bu aşk hikayesi... Tamamlanamamış bir beste, yarım kalmış bir şiir gibi olmasından iyidir sevgili, başlamadan bitmesi belki her ikimiz içinde en hayırlısıdır. Bunları ben söylüyorum. Savaşmadan yenilgiyi kabul etmeyen bir adamdım halbuki, maneviyatın maddiyata yenilmesine izin vermezdim ben, bana ne oldu böyle bilemiyorum. Bu belirsizlik her geçen gün, yüreğimde daha da şiddetlenen fırtınanın benden bir şeyleri koparıp götürmesine sebep oluyor. Senden, varlığından, gerçekliğinden ve beni hayata bağlayıp, hayallerde seni yaşamamı sağlayan bakışlarından birazcık cesaret alsam belirsizliğe sebep olan bulutları, karanlık dünyanın üstüne güneş gibi doğan o gülüşünle dağıtsan, canımı bile ortaya koyarak savaşacağım ama yoksun işte ve yaşananlardan bihabersin. Şu an yorgun bedeninle masum bir çocuk gibi, melekler gibi uykudasındır, rüya görüyorsun belki de, merak ediyorum sevgili, sende rüyalarında yer veriyor musun naçiz siluetime, sende sevmelerinin en yücesini, aşkların en temizini yaşıyor musun? Seninle yalnız kaldığım o an söyleyebilseydim seni sevdiğimi, sonunun yıkım olacağını bile bile söyleseydim, şimdi böylesine seni kaybetmekten korkuyor olmazdım sevgili. Düşlerime giriyor kaç zamandır; ellerinde paradan oraklarıyla yüreğimde aşkının can suyuyla yeşeren sarı saçlı başaklarındaki her tanesinde aşkımızı gösteren ekinlerimizi yoluyorlar, ikimizi karşılıklı bağlayıp; sıcaklığını bile bilmediğim o pamuk ellerine tütünden bulaşan kolaları alıp gözlerime sürüyorlar, resmen seni bir daha görmemen için gözlerimi dağlıyorlar sevgili.
Ben seni olduğun gibi seviyorum, bu insanlarsa bedenini, ruhunu bir eşya misali satın almak için çaba sarfediyor, bunları gördükçe canım acıyor, tüm bu yaşananlardan habersiz olduğunu düşündükçe, boğazıma düğümlenen ne kadar asi kelime varsa haykırmak istiyorum. Senin ağırlığınca altın verebilirler. Ya ben? Kalbimi, yüreğimin sınırlarına sığmayıp beni biçare eden aşkımı, sana hasret sevgimi verebilirim şu an ki sefaletimle...Seni koluna takıp bir süs eşyası gibi taşımayı düşünen bu zenginler gibi paraya boğamam belki ama sevgiye doymanı, aşkla sarhoş olmanı, aşk ateşiyle yanmanı sağlayabileceğim gibi o ateşte seninle yanmayı göze alırım sevgili.
Yoruldum, biliyor musun? Zemheri ayazında kalmışçasına üşüyorum sensizliğimde... Bir tarafım para değer vermeyeceğini söylüyor, bir tarafımda fırtınalar koparıyor isimsiz korkularım ve sen hiç birini bilmiyorsun. Dayanması en güç acı bu; evladını yitirmiş bir anne gibi feryat edesim geliyor içimden, acısını yüreğine gömen bir baba gibi sessizce ağlıyorum, damla damla sen düşüyorsun gözlerimden, incinirsin diye korkuyorum.
Meydan okurum tek başıma, Kuşatılsa, aşkımı barındıran yüreğim, Kafa tutarım tüm dünyaya, Ölüm gelse keskin kılıcıyla üzerime, Güler geçerim, sen yanımda oldukça,
Kalemimden kan damlıyor sanki sensizliğimde seni ölümsüzleştirdiğim şiirlerdeki kelimeler ok olup yüreğime saplanıyor yokluğunda ve ben seni öylesine çok özledim ki, ne zaman özlemimi yazmaya kalksam kelimeler kifayetsizleşiyor. Tıpkı sensiz hayatın kifayetsizleştiği gibi.
Hayallere bakarsan sevgili; zaman vuslata beş varı gösteriyor, gerçeklere bakarsan vuslatımız imkânsızlaşıp, aşkımız efsaneleşiyor ve şu an ben sensizliğimde; hayalinle, yalnızlığımla, aşkımla gece yarılarının zifiriliğini yaşıyorum. Bir hücrede mahkum nasıl hasretse güneşe, bende gerçekliğine öyle hasretim sevgili. Ne olur gittiğin o uzun yollardan geri dön ve seni göreyim gün yüzüyle, daha fazla sensizliğe dayanamayacak bu yürek...
Dayanamıyorum, yüreğime gömmek istemiyorum seni, gerçekliğinin başka birine ait olduğunu ve kendini onlara sunduğunu düşünmek istemiyorum. Eğer ki maddiyatı seçerse o yüreğin, işte yıkım o an olur benim için, o an aşkın enkazının altından cesedim çıkar, yatalak olur biçare ruhum, sensizliğimde değil ama bir eşya değerinde başka birine aidiyetinde ben, sen var oldukça yok olurum sevgili. Sessiz feryatlarımı duy gece yarısı, ikimizde uyanığız bak, rüzgar kokunu getiriyor bana, çığlıklarımı da sana getirsin ve yağmur yağsın yarın sevgili, belki o yağmurla bana gelirsin. Seni seviyorum.
|
|
|
8 Eylül 2008 Pazartesi
15:10:55
|
|
|
Üşüyorum
Üşüyorum:hüzün şarkıları söyleyen bir Sonbaharın zemheriye dönüşmesinin verdiği, fani bir üşüme hissi değil bu sevdiğim ve ellerim buz kesmiş olmasına rağmen, ıssız bir gecede yokluğuna mahkum bir ruhla seni yazarak unutuyorum üşümüşlüğümü... Yoruldum artık biliyor musun? Tek taraflı bir hayatı omuzlamaktan, hayatın yükü altında ezilmekten; birilerini arayıp sormaktan, anlatamayıp dinlemekten, sevmekten, seni beklemekten, her yeni güne belkilerle başlamaktan, sadece hıçkırıklarımı kendim duymalarımdan yoruldum ve sefaletin zincirleriyle hapsedilmiş bir aşkın yalnızlığında tükendim. Sabret diye diye erittim sabır taşlarını, bir an ümitsizliğe düşsem hayalin çıktı karşıma, gözlerine baktım ve kendimi yerli yerinde bulunca güzel gözlerinde, güç aldım acıların binlerce çeşidine karşı ama sabredecek gücüm kalmadı, hayalinin gözlerinde duramadım sevgili. Oysaki nasılda ihtiyacım var sana, bilemezsin. Sarılsan bana bir annenin evladına gösterdiği o kutsal şefkatle, başımı göğsüne yaslasam ve yiten ümitlerimin ayak seslerini duysam kalbinin atışında, içine düştüğüm çaresizlikle birlikte sana sımsıkı sarılırken, sıcaklığını hissedip boğazıma düğümlenen ve içimde yankılanan hıçkırıklarımı özgür bırakıp ağlasam. Sen saçlarımı okşasan bir babanın nasırlı elleriyle oğlunun saçlarını okşadığı gibi ve ben içimdeki zehiri nehir misali akıtsam ne güzel olurdu sevgili. Ama yoksun işte ve ben bunların hepsi bir hayalden öteye gidemiyor, ne acı değil mi? Dostlarım, bugüne dek hayatıma giren tüm sevenlerim, değer verdikçe canımı alan sevdiklerimin yokluğu kadar gerçek yokluğun... O kadar yalan ki insanların gülümsemeleri, o kadar menfaatperest olmuş ki yeryüzünde herhangi bir anı paylaştıklarım, artık alınacak bir canım, bir parçam kalmadığı için bir anda yok oluverdiler. Bir fotoğraf geldi gözlerimin önüme şimdi, kimdi hatırlamıyorum o fotoğrafı çeken, hatırladığım tek şey var ardında akbabanın olduğundan habersiz bir Afrikalı çocuğun çaresizliği ve resmi çeken kişi intihar etmişti sanırım o anı o karede ölümsüzleştirdikten sonra... Çünkü o çocuk ruhunu akbabaya teslim etmişti. Çaresizliğim o Afrikalı çocuğun ki gibi ve azabım o fotoğrafçınınkiyle aynı derecede acı verici, sevdiğimi sunduğum kim varsa sevgili, hepsi birer birer o akbaba gibi olup çıktı. Ama ben şimdiye kadar savaştım hayalinin sayesinde, bir yerlerde var olduğun ümidiyle yaşadım, seni delice sevdim ve yokluğunda bile seni içimde yaşattım her nefes alışımda... Ta ki, bu yazıyı kaleme aldığım şu ana kadar dayanabildim, bu saate kadar sen gelmedin, ruhumu akbabalara teslim ediyorum, gelsen de kurtaramazsın artık... Herkes bayram sevinci yaşıyordu sevdiğim. Kim bilir sende yaşadın belki, kutlu olsun geçmiş bayramın ve gelecek olan bayramların ve ben bu bayram sabahı yine sessizce ağladım. Her bayramda olduğu gibi.... Kimsesizdim, çalmadım kimselerin kapılarını, kimsesizliğim kapımı çaldı, kapattım kendimi hücreme, gecenin karanlığına gizlenip çıktım dışarı gece saklar beni diyerek, kimsesizliğimle bayramlaştım, yalnızlığımın elini öptüm, sefaletimi bir tabakta sundum şeker tadında firari ruhuma... İçini karattım değil mi? Affet beni sevgili, inan ki bunun tek sebebi; kimsesizliğimden, kalabalıklarda bile yalnızlaşmamdan, sefaletimin bana sunduğu çaresizlikten ve bir sen kaldın bu çaresizliğin ortasında tek dayanağım, içimi dökebileceğim, yazarak yaşadığım bir sen varsın, sadece sen anlarsın beni, dilinde zehir zemberek kelimeleri cansız kağıtların bedenine aktarırken sıcaklığını hissettiren ve seni bana getiren kalemimden başka tek sen varsın beni anlayabilen, beni terk etmeyen bir sen kaldın. Affet! Sonuçta bende insanım, sana toz pembe bir dünya vermek, seninle toz pembe düşler kurmak isterdim. Gerçekliğinle el ele verebilseydim, iyi bir Ferhat olurdum ya da aşk ile yanmaların ötesine geçmiş bir Mecnun olurdum uğrunda, şüphen olmasın. Seninle gezmek isterdim, sen ne istersen alabilmek, gözlerine bakarak geceleri şiirlendirmek isterdim; bir yuvamızın olmasını, çocuklarımızın şen kahkahalarıyla şenlenmek, sen olunca yanımda üzülmelerin bile bir anlamı olurdu eminim. En çok neyi isterdim biliyor musun sevgili? Seni yazmak yerine yaşamak olsaydı kaderimde, ölüm kederlendirmezdi beni, doya doya yaşardım seni ve o an ölümsüzleşirdim. Kaç zamandır yokum kendimde, kaç zamandır yoksun. Ne ben alışabildim sensizliğe, ne tütün kokusu sinmiş odam alışabildi hayalinsizliğe... İnan çok gücüme gidiyor; öykülerimde can bulan kadınların senin yerine beni sahiplenmesi ve kimsesiz sokaklarda attığım her adımla sen uzaklaşıyorsun sanki, bunu düşündükçe, sensiz kalmak gücüme gidiyor sevgili. Gözlerimi açmak bile istemiyorum, sensiz bir güne başlayacağımı biliyorum ve onulmaz yaralar açıyor ruhumda, gözlerimi açmıyorum bende, tüm dünya beni uykuda biliyor, oysa uykuyu unutalı çok oldu. Hayalinde can bulan gülüşünü özledim. Kendimde unuttuğum ne varsa bulduğum hayalini özledim. Seni çok özledim, özlemlerim işgal edince yüreğimi, delice bir istekle, Neroncavari bir arzuyla bu şehri yakmak istedim, vazgeçtim daha sonra; eğer ateşe mahkum olursa bu şehir bende yanarım, bilmekteyim yanmaların acısını ama senin bu acıyı bilmeni istemiyorum sevgili. Sen yanmaları bilme, sensizliğimde yanmalarımı bilmediğin gibi... Bilme! Nasıl da huzursuzum. Evimin çatısına tüneyen bu baykuş, Azrail’in habercisi gibi, ölümün yaklaştığını haber veriyor sanki, annem hastalandı yine, ayağı tutmaz oldu. Ben çaresizim, sefilim ve sefaletime bir aşkla seni dahil etmekten, sonrasında kaybetmekten korkuyorum. Daha bin bir çeşit dert başımda, görsen tanıyamazsın beni, genç yaşta karlar yağdı saçlarıma... Sıkıntılarda sevinçlerin olduğu gibi biz insanlar için. Geçecek elbet bu günler, seni kocaman bir gülümsemeyle karşılayacağım bir gün sevgili. Bekliyorum seni, unutma beklemelerimi. Seni seviyorum.
|
|
|
8 Eylül 2008 Pazartesi
15:13:36
|
|
|
Ben Sana Kalbimi Verdim
Sabah erken terminale indim. Çantamı yere bırakıp öylece beklemeye başladım. Bilinçsizce gözlerim etrafı tarıyordu, biliyorum beklemiyordun ama yinede gözlerim seni arıyordu eskiden kalma bir alışkanlıkla... Sen uzun bir zaman önce gitmiştin bu kent de biliyorum ama inatla gözlerim seni arıyordu yine de, arada geçen bunca zamana rağmen...
Soğuktu, Ankara’ya kar yağıyordu, üşüyordum... Benim de düşlerim yağdı Ankara’ya... Ellerimi cebime soktum bir süre öylece bekledim... Sanki biraz sonra bir köşeden çıkıp gelecektin, sadece birazcık geç kalmıştın; koşarak çıkıp merdivenleri gelip sarılacaktın hasretle...
Biliyorum uzaklardasın şimdi .. Kimlerlesin kimbilir, yalnızsın belki de benim gibi şu an..? Oralar da soğuktur belki, üşüyor musun..? hala canını sıkıyor mu, bir ömür tükettiğin bu hayat kavgası..? Beni sorma! Suyu tükenmiş limanların denizlerine yürüyüp duruyorum hala... Hayatımın sesi kısılmış, yaşlanmış dudaklarımdaki kelimeler, kimse aramıyor, anlamıyor beni... Unutulmuşum anlayacağın...
Beklerken gözlerin geldi gözlerimin önüne, dudakların, duruşun, gülüşün, sevgiyle bakışın... Sonra aklım ayrılığın bir burgu gibi işlediği yüzüne bakmaya, elini tutmaya korktuğum günlere gitti. Burgu ağır ağır işliyordu içime, ağır döndüğü içinde daha çok acıtıyordu...
Yıllardır bu terminale her gelişimde aynı acıyı duyarım, aynı özlemi hissederim, aynı hüznü yaşarım... Oysa aradan uzun yıllar geçmişti ama her şey daha dünmüş gibi gözlerimin önünde canlanıyordu... Ne zaman bu terminale insem içim burkulur, gözlerim durup durup dolar. Her esen yelde, yağan yağmurda, çağlayan ırmakta, uğuldayan ormanda senin kokunu duyarım... Her esintide soluğunu hissedip içime ferahlık dolar ve her yokluğunu yokladığımda ruhum sızlar.
Çekip gitmiştin kalbinin bütün kapılarını kapatarak ardında.. Durmadan büyüdü içimde yokluğun. Günler aylar, yıllar geçip gitti ardına bakmadan ama sen yoktun gelmiyordun... Gelmiyeceğini biliyorum beklemem nafile ama yine de köşe başlarına bakıyorum belki bir köşeden çıkar gelirsin diye.. Uzaktasın oysa ki bir ömür kadar... Özlem tek yönlü bir yol işte gidip de dönmeyen...Ve sen bir yel gibi esip gittin hayatımda ardına bakmadan, ben yelkenleri kırık tekneler gibi bakakalmıştım yorgun denizler üzerinde...
Seni ne zaman ansısam bir hüzün şarkısı kırılır kalbimde; hiç unutamadım ki seni zaten, yıllar oldu buraları terkedip gideli, yıllar oldu ayrıyız, dudaklarımız biribirinden uzak, bedenlerimiz, ellerimiz, gözlerimiz uzak. Oysa aşk karşılıklı sevmektir, dokunmaktır, gerçek aşk paylaşmaktır hayatı. Hala kulağım sesinde, gözlerim etrafta seni arıyorum, çok uzaklarda olduğunu ve gelmeyeceğini bile bile... Kırık bir tebessümdür anımsadığım, bir sevda türküsüydü adın... Herkese bir şeyler verilir belki ama ben sana kalbimi verdim... Kalbimi de alıp gittin beraber...
Çekip gittin hayatımdan düşlerimi ve anılarımı sarsarak.. hayatımda artık mutluluk olmayacak, teselli olmayacak. Hep bir boşluk, hep acılar, hüzünler olacak...
Şimdi güz sonu, kışa giriyoruz ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Dört mevsim çiçek açtın kalbimde, taze bir yaprak gibi yeşildin, sevgi çiçeğiydin, üzerine çiğ taneleri düşmüş kırmızı güldün, maviydin, beyazdın bütün renklerde sevmiştim seni... Seni severken hayatı da sevmiştim ben, dünyayı da,insanları da...
Uçup gitti şimdi sevgi kuşları hayatımda. Günlerin, gecelerin tadı yok. Leylası kaybolmuş bir mecnunum, Hiçbir çöl kabul etmiyor beni artık Soğuk karanlık gecelerde kayıp çocuk resimleridir hüznün bir başka adı. Gittiğinden beri kayıp içimdeki çocuk...
|
|
|
8 Eylül 2008 Pazartesi
21:08:19
|
|
|
Senin sevgin hayat....nasılda sevdin beni gözyaşımı gözyaşınla sildin nefretimi nefretinle nasılda sevdin beni yangınlar cıkardın yoklugumda yoklugumda öldün ben gördüm cıkmadı sesin soluksuz kaldın ben bu sevgiyi sıgdıracak bir yürek bulamadım tutamadım ellerinden oysa sen hep sevdin beni ve ben seni beni böylesine yanarak sevdiğini görünce sevdim sevgilim hep kal yanımda.... yumma gözlerini bensiz sensiz bırakma beni senin sevgin hayat....
|
|
|
8 Eylül 2008 Pazartesi
21:14:57
|
|
|
HER ŞEY SENİN İÇİN AMA HİÇ BİR ŞEY SENİN DEĞİL
hayatta kalmak için ne kadar da çabalıyoruz değil mi? elimizde kalan son şeyleri de yitirmemek için... hayatı ne kadar iyi değerlendirebiliriz diye uğraş veriyoruz..uğraşıyoruz hayatta kalmak için, ona ne kadar dayanabiliriz diye kendimizi sınıyoruz... hiç olmadık zamanlarda ne kadar katlanabiliriz diye kendimize her defasında yeni sınavlar hazırlıyoruz...her defasında yapabileceğimiz şeyler için kendimizi hırpalıyoruz.ya da kendimizi sırf biraz daha yıpratmak için yapamayacağımızı bildiğimiz şeyler için kendimizi bile bile zorluyoruz...bunu hayatımızın ne kadar değerli olduğunu bildiğimiz için mi yoksa, elimizde kalan son şeyleri de hayata kaptırmamak için mi bu kadar uğraşıyoruz bilmiyorum...ama haytımız değerli ve bu kadar hafife alınacak bir şey değil onu biliyorum.. bazen zor koşullar geçirmiş olabiliriz ama eminim onlar da bizi hayatın kendisine hazırlayan şeylerdir... işte biz asıl o sınavları verdiğimizde hayatı "GERÇEK HAYATI " anlayacağız...işte ancak o sınavlardan aldığımız notlar sayesinde gerçek mutlulukları keşfedeceğimize inanıyorum ben...ve inançlıyım ben... inanıyorum ... yarın mutlaka daha güzel bir gün olacak .. her gün uyandığımızda şükretmeliyiz hâlâ nefes alabildiğimiz için.. halen yaşadığımız yaşayabildiğimiz için şükretmeliyiz... acılarımızın, kötü geçen günlerimizin son bulacağını düşünmeli onlardan sonra yeni bir gün yaşayacağımızı, o karanlık günlerden sonra güneşin doğacağını umarak yaşamalıyız...her güne yeni bir umutla uyanmalıyız.kendimizi , arkadaşlarımızı insanları yeniden tanıyacağımızı, onların yeni ve güzel özelliklerini keşfedeceğimizi umarak yaşamımıza yön vermeli ve öyle yaşamaya devam etmeliyiz...her gün doğadaki her şeyin BİZİM İÇİN olduğuna inanarak ama hiçbir şeyin BİZİM OLMADIĞINI bilerek yaşamalıyız...bağlanmamalıyız yani hiçbir şeye..bağlanmayacaksın hiçbir şeye o olmazsa yaşayamam demeyeceksin .. demeyeceksin işte...
HER ŞEY SENİN İÇİN AMA HİÇBİR ŞEY SENİN DEĞİL...
|
|
|
8 Eylül 2008 Pazartesi
21:19:41
|
|
|
HAYATI ISKALAMA ŞANSIN YOK SENİN
Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan,
için rahat olsun.
Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır.
Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.
İki ucu keskin bıçaktır bu işin...
Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman...
Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz. Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.
Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın.
"Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta.
Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu.
Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak İçin uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için?
Hayatı ıskalama lüksün yok senin.
Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
Her zaman ki gibi yaşayacaksın sen.
"Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu.
Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil.
Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki....
Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.
Kitap okurken de mutlu oluyorsun Unuttun mu?
Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana...
Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası...
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asıl olan yürektir.
"Yürek sesi ne?" bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte.
Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu...
Elbet bitecek güneşe hasret günler.
Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...
|
|
|
9 Eylül 2008 Salı
00:20:06
|
|
|
YOKSUN
İsterdim her saatim. Her dakikam seninle olsun Ama yine saat yanlızlıga dönüyor Vakit yıne aynı ayrılık vaktı Saatlerı durdura bilirmiyim Sevgime dönüştüre bilirmiyim Ama saatler durmuyor Ve..... Saatler gece yarısını vurdugu zaman Yanlızlıgımla basbasa kalıyorum Sigaramın her nefesınde Sankı senı ıcıme cekıyorum Anılarım ıcımı yakıyor O gunleri hatırlamak Ölümden bile acı geliyor Ne varkı sen YOKSUN Gecenın karanlıgında
|
|
|
9 Eylül 2008 Salı
00:40:11
|
|
|
YALANSIN SENDE
gönül sazımdan nameler çalardım sana bir sen değilsin ki yalan bu dünya en güzel sözlerle taç yapardım başına bir sen değilsin ki yalan bu dünya
beni bırak şiirlerimden niye anlamadın o büyük aşkımı hep yalanlarınla yağmaladın gülüşün bakışın nazın endamın bir sen değilsin ki yalan bu dünya
bana kalsa yaşadığım günler zaten boşa deli gönül sürür dudur beni yokuşa o kahpe gülüşün gitse de hoşa bir sen değilsin ki yalan bu dünya
aşk ı narından yandım eridim denizin ortasında susuzluk benidim sözlerine kandığım zalim dilberim bir sen değilsin ki yalan bu dünya
anla artık güzelim yalansın sende zamanla tükenirmiş sevgiler kalpte şimdi benim süleyman mühürde bende bir sen değilsin ki yalan bu dünya
YALANSIZ DÜNYALARA HEP BERABER İNŞALLAH
|
|
|
9 Eylül 2008 Salı
00:44:19
|
|
|
YALAN DÜNYA
Bu kalabalık senin düğününe Benim ise cenazeme geliyor Bu davullar senin düğününe Benimse cenazeme çalıyor Senin üzerinde çiçek Benim üzerime toprak atacaklar Senin kınalı ellerinde Benim tabutumdan tutacaklar Seni türkülerle Beni ağıtlarla uğurluyacaklar Bizi iki yolcu gibi İkimizin giysisi beyaz olacak Nüfusa seni evli beni ise ölü yazacaklar
NE ACILAR ÇEKİYOR GÖNÜLLER GERÇEK SEVENLER ANLIYOR DİLİNDEN YAŞIYOR ACIYI DERİNDEN.
|
|
|
9 Eylül 2008 Salı
00:49:31
|
|
|
YALAN SEVGİ
Bırakır mı insan bilerek sevdiğini Batırır mı gül isteyerek dikenini Kaybeder mi sevgili nedensiz sevgisini Bende kaybetmem sana olan nefretimi.
Her susuşunda batırırdın hançeri kalbime Arkandan ağlayarak bakardım her gidişinde Yakışıyor muydu bırakıp gitmek senin gibi birisine Ah be sevdalım lanet olsun senin şu yalan sevgine.
Sanırdımki ayrılık hiç birzaman vurmayacak beni Bırakıp gidecek birgün bir insafsızda seni Yakıp kavuracak seni o sevdalının hasreti Sonrada seni bitirecek benim gibi onun nefreti.
Acımayacak sana ansızın çekip gidecek Sana o an acımadan kefenler giydirecek Onun yokluğu günden güne seni bitirecek Bilir misinki o sevda seni bir gün öldürecek.
Sevdalım artık unuttum ben seni Sende acı çekerek sileceksin hayatından beni Ağlayarak döneceksin bana geri O zaman bende gideceğim arkama bakmadan ileri.
|
|
|
9 Eylül 2008 Salı
00:49:54
|
|
|
İNŞALLAH KALMAZSINIZ MAHMUT BEY
ŞİİR SİZE AİT İSE YAZDIKLARINIZ İNŞALLAH GERÇEKLEŞİR
|
|
|
9 Eylül 2008 Salı
00:55:51
|
|
|
NEFRET VE AŞK
Bilmiyorum... Seni sevmelimiyim Yoksa senden nefret mi etmeliyim
Düşünüyorum da İlk aylarda nasılda bağlıydık Nasıl da alıştık birbirimize Nelere katlandık Nelere alıştık Nasıl kabullendik birbirimizi Ben bunları düsünürken sen ne haldeydin Bilemem Ama yine de Sevdik hiç düşünmeden Her sonuca katlandık Ailemizi karsımıza aldık Herseye rağmen yinede sevdik Ama sen anlamadın değerini Beni terkedip gittin... Hep başkalarını sevdin Aradığımda meşgulüm dedin Gerçeği duyunca yıkıldım Meğer sesimi duymak istemezmişsin Nedeni kendimde aradım Bulamadım... İşte bu yüzden Sana nefret besledim...
AŞKLARIN NEFRETE DÖNÜŞMEMESİ DİLEKLERİM İLE
|
|
|
9 Eylül 2008 Salı
12:08:04
|
|
|
İÇİM YANAR
Neler geldi şu başıma, Çaresizim içim yanar, Güvenme sen kardeşine, Ben ağlarım anam ağlar.
Bir yar sevdim canım aldı, Beni dertten derde saldı, Kaderde ayrılık vardı, Çaresizim içim yanar.
Dünyada yüzüm gülmedi, Acılar dinmek binmedi, Kimse bana güvenmedi, Çaresizim içim yanar.
Bedenimde bir yangın var, Dünya bana geliyor dar, Benden daha dertlisi var, Çaresizim içim yanar.
HEMDE NE YANAR İNSANIN İÇİN ACILARLA.
ACILARLA BÜYÜRÜZ.
ACILARLA KAVRULURUZ.
VE GÜN GELİR SABIR BİTER
İÇİMİZ ACIYA ACIYA
İÇİMİZ KANAYA KANAYA
ARKAMIZA BAKMADAN TERK EDERİZ GİDERİZ.
ÇÜNKÜ ARKADA KALAN VEYA KALANLAR BUNU HAK ETMİŞTİR ÇOKTAN ÇOKTAN...
|
|
|
9 Eylül 2008 Salı
13:07:28
|
|
|
YANLIZLIĞIN TARİFİ
Yanlızlığı tarif edebilirmisin. Adını koyabilirmisin içimdeki bu sancının Tutup koparabilirmisin Gönlümdeki bu kangern yarayı Dindirebilirmisin Gözlerimdeki sağnakları Ateşe verip yakabilirmisin Kül edebilirmisn Ben yanmadan içimdeki sevgini... Hadi gel o zaman Hadi ben beceremedim Beceriksizim Hadi sen unuttur bendeki seni... O asi fıratın önüne set çeksen durdura bilirmisin Yere bir damla yağmur düşmesin diye Bütün gök kubbeyi kapata bilirmisin Sağır karanlıklar acıları getiriyor diye Güneşi hep yanında tutabilirmisin Mutsuz ve buruk göz yaşı olmasın diye Yarınlarında Kaderini kendin yazabilirmisin Bir gün bir köşede Azrail durunca baş ucunda Daha çok erken git diyebilirmisin... Yapabilirmisin Yapamazsın elinde değil İşte benim sevdamda böyle İçimdeki o asi fırat Yokluğunda durulurmu sanıyorsun Gözlerimdeki sağnaklar Gözlerin yarınlarıma doğmadan dinermi sanıyorsun Ateşe verip yaksan Kül etsen beni küllerimden yeniden doğarım O deli sevdam bitermi sanıyorsun Ben birtek seni sevdim BİR TEK SENİİİİ Ölsem bile bu aşk bitermi sanıyorsun....
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|