yanlız sensiz yanlız > Mesaj Panosu > YALNIZLIK

YALNIZLIK


GönderenMesaj

Sensizim (sensizimm)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
249
8 Eylül 2008 Pazartesi 11:47:32

YALNIZLIK

Yine oturdum daldım en derin hüzünlerin çalkantısına, neye ne kadar fazla inanacağımı bilmeden, neyi niçin düşündüğümü bilmeden, kendi kendime düşünüp duruyorum yalnızlığımın nedenini, ben niçin bu kadar yalnız ve düşünceliyim.Çevremde onca insan varken neden bir tanesi bile benim içimdeki duyguları, düşünceleri hissedemiyor.Sebebin ne olduğunu bilmiyorum. Bazen durup; "belki de bunun sebebi benim" diyorum kendi kendime.Tamam belki kendimce bir çok sıkıntı gördüm ve acı çektim ama arada bir insanların neler düşündüğünü ve neler hissettiğini yoklamadan edemiyorum.Çünkü ben insanları seviyorum ve onlar için küçücük bir şey bile olsa yapmaya hazırım.Hem de karşılık beklemeksizin! İstediğim tek şey benim var olduğumun ve ne kadar iyilik sever bir insan olduğumun bilinmesi.Gerçi ben kendimde ne kadar iyi biri olduğumu bilmiyorum. Fakat şu bir gerçek ki oda ben her şeyi düşünüyorum.Hem de en ince detayına kadar.Kimse benim farkıma varmasın istiyorum.Hayal ettiklerimi kimse bilmesin istiyorum.Bir kişi hariç!

İnceden sessizce her şeyi her detayı ile düşünmek zor bir şey mi acaba? Hayır! Bu bir başkası için zor olabilir ama benim için o kadar da zor bir durum değil çünkü ben bunu çocukluğumdan bu yana yapıyorum.Ve her seferinde de başarılı oluyorum.

Bazen kalabalık bir topluluk içinde dalıp giderim uzaklara kimse bilmez neler düşündüğümü onlar sadece "KaKsi sen yine dalıp gittin uzaklara!" yada "Aşık mısın olum!" diyerek sanki bir sevgilim varmış da ona özlem duyup uzaklara dalmışım gibi düşünüyorlar.Ama bunun bir kısmı gerçek olsa bile geri kalanında kendi hayal dünyamın içinde neler yaşadığımı sadece bir ben bilirim.

İnsanlar bana karşı önceleri genelde çok önyargılı davranırlardı.Ben daha bir cümle kurmadan "tamam sende iş yok" yada "bizim konumuzun aşk ile bir alakası yok" veya "bu konu çocukları ilgilendirmez" yada "Allah yine başlıyor!" diyerek beni çocuk görürler yada saf dışı etmeye çalışırlardı.Ama zaman içerisinde büyüdüm geliştim artık bir çocuk değilim ve insanların çoğunun düşüncelerini daha kurdukları cümlenin ilk kelimesinden yada hal, hareket ve tavırlarından anlayabiliyorum. Çevremdeki bazı insanlar beni bir deha olarak görüp bana daha fazla yakın olmaya çalışıyorlar.Bazıları ise benden nefret ediyor ve her ne kadar başaramasalar da bunu gizli tutmaya çabalayarak benim yakın çevremde olmaya gayret ediyorlar.Bazıları da beni ne çok büyük ne de çok küçük görüp benim sade arkadaşlığımı kazanıyorlardı.Evet benim arkadaş çevrem büyüklü küçüklü oldukça büyük ve ben bunu şöyle ifade edebiliyorum.Edirne den kars a kadar tüm Türkiye`de arkadaşım bulunmaktadır diyebiliyorum.

Arkadaş çevremin bu kadar büyük olması nedeni ile bazen içimdeki sıkıntının sebebini daha iyi anlıyorum.Çünkü arkadaş çevrem ne kadar büyük olursa olsun dost çevrem o kadar küçük ki toplam da belki de on kişiyi geçmezdi.Geçmezdi diyorum çünkü benim dostluk ilişkilerim bambaşkadır.Onlar benim yaşadığım hiçbir sorunu sıkıntıyı göz ardı etmeden benimle beraber üstüne giderler.Ve benim her sorunuma bazen benimle beraber bazen de benim hiç haberim olmadan çözüm getirmeye çalışırlardı.Tabi ki bu çözümlerin de pek başarılı olduğu söylenemezdi.Ama benim için önemli olan bu insanların beni düşünerek benim için bir şeyler yapmaya çabalamasıydı.Onları benim dostum yapan da buydu.Aynı şeyler onlar içinde geçerliydi.Bende onlar için bir şeyler yapmaya çalışırdım.Ta ki yakın bir vakte kadar.Evet onlardan da uzaklaştım ve ilişkim onlarla da diğer arkadaşlarımda olduğu gibi sadece arkadaş seviyesine indi.

Sizleri bilmem ama benim için arkadaş ayrı dost apayrı bir şeydir.Ve artık benim dostum yok.Sebebi de benim dostlarımın sorunları için daima elle tutulur bir çözüm bulmam ve onların benim umutsuzluğum için hiçbir şekilde elle tutulur kalıcı bir çözüm bulamamaları idi.Sürekli geçici çözümler ve sonunda gelen acı, hüsran.

Eğer bu satırları okuyup ta benim çok gaddar bir insan olduğumu düşüneniz varsa boşuna ümitlenmesin; çünkü bunun bu hale gelmesi önerisi dostlarımdan geldi.Ve ben yine kendi yalnızlığımla baş başa kaldım.Bazen düşünüyorum da insanlar hep geçim darlığı, namus, yada daha farklı şeylerden dert yanıp duruyorlar.Fakat çevrelerindeki onlarca güzel insanın kalplerini kırdıklarının farkında bile değiller.Belki de yalnız olmadıkları için böyle davranıyorlar.Kim bilebilir ki belki de daha farklı duygular içindedirler.Ama emin olduğum tek bir şey var o da; Eğer bir insan fakirlikten, geçim darlığından, çevresindeki insanların davranışlarından Ve buna benzer şeylerden dert yanıyorsa o insan henüz daha yalnızlık duygusunu tatmamış demektir.Ve ben bunu hep bir nankörlük olarak görürüm.Çünkü her ne kadar zor durumda olursanız olun yalnız olmak daha kötü bir durumdur.

Çok tuhaf bir duygu bu anlatılır gibi değil; Bazen bir sevgiliniz olsun istiyorsunuz.Onunla el ele tutuşup sahilleri arşınlamak istiyorsunuz.Bazen ona kendisini ne kadar çok sevdiğinizi ispat etmek için hayatınızda yapmış olduğunuz bazı önemli fedakarlıkları göz önüne çıkartmak istiyorsunuz.Bazen onun boynunuza sarılıp başını sizin göğsünüze koyup ta siz onun saçlarını okşarken onun sabahlara kadar hıçkıra hıçkıra ağlamasını istiyorsunuz.Ve bu durumda bazen de duygularınızı değiştirip siz onu teselli ederken onun arada bir başını kaldırıp yaşlı gözlerle sizin gözlerinize bakıp "Seni seviyorum! Beni sakın yalnız bırakma! Hiç ayrılmayacağız di mi! Bana sıkı sıkı sarıl " gibi sözler kullanmasını istiyorsunuz.Bazen de aynı şeyleri ona karşı siz yapmak istiyorsunuz.Bazen çocuklar gibi koşup eğlenmek istiyorsunuz.Bazen güzel bir sahil kenarında onunla güneşin doğuşuna ve batışına ortak olmak istiyorsunuz.Erkekler i&am

Sensizim (sensizimm)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
249
8 Eylül 2008 Pazartesi 11:52:49

YİNE YALNIZLIK

Kaldırdım saatimden tüm sabahları. Güneş doğmuyor artık bana ve eşlik ediyor gecelerime bir kaç paket sigara! Yağmalıyor ruhumu soğuk sessizlik. Gece yarısını 14 geçiyor her bir çığlıkta. Hep bir umarsız bakış sarkıyor penceremden. ``Ne oluyor?`` yok artık, ``ne olacak?``ların gürültüsünden... Kelimeler türüyor ve her geçen gün ölüyor, ağlarını örüyor ve sönüyor, yıllarını gömüyor ve kalıyor!! İnadına yine yalnızlık vuruyor her saat başı...

Çalkalanıyor kalabalıkların içindeki yekta gülümseme. Yanıyor şaka yollu, zaman öldürüyor kendince. Iskalıyor çığlıklar 12`yi... Sabaha karşı vuruyor, ``dank`` ediyor kafaya alkollü sevişme edaları. Tükendi bak bir kaç ömür daha, bir kaç film daha çevrildi izlemeye doyamayacağım. Çerçevesiz bir portre oldu ömrüm sonunda. Hep aynı... Yine yalnızlık...!


Sensizim (sensizimm)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
249
8 Eylül 2008 Pazartesi 11:53:47
Yalnızlık Denizi

Mutluluğun yalnızlık denizinde yüzerken sevinçten boğuluyorum sonsuzluğa giderken yanıma arabesk kalmış kelimeler alıyorum kendimi anlatabilmek için sonsuzdakilere son pişmanlığımı çaresizliğimi yalnızlıklarımı ölümlerimi kaç yıl geçti suçluluğundan diye sorduklarında kaç ölüm yaşadıysam diyorum her yılım koca bir ölümdü aslında yalnızlığımda
Bulutlara bakıyorum heybetlerine bakınca korkutan içine bakınca içini yumuşatan beyazlığında utanıyorum beyaz bulutun yanında karalığıma heybetim ona göre çakıl taşı kıvamında olsa bile içime bakanlar korkuyorlardı iblis misali
Yalnızlık çeşitlerini düşünüyorum çeşitliliği fazla ama zararı tekti çoğulcu ama tekilci bir ölüm türü yalnızlık
Sadece yalnızlık yalın dan gelen yalnızlık kökü bile korkutan kelime bak yine malum kelimelere yeniliyoruz…


Sensizim (sensizimm)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
249
8 Eylül 2008 Pazartesi 11:56:16
Yalnızlık



Hayatta bana yoldaş olur yalnızlığım.Ondan kopmak istediğim olur ara sıra.

Ama ben onu bırakmak istesem de o beni bırakmaz.




Geceleri yıldızları beraber seyrederiz.Dilek tutarız kayan yıldızın arkasından.

O yıldız gibi hayattan kaymama dileği olur bu kimi zaman.Beraber bekleriz doğan

güneşi.Beraber karşılarız gelen günü.Zorluklarıyla birlikte.Gölgem gibi takip eder

beni gün boyunca.Ben nereye,o oraya...




Gözlerden akan iki damla yaşa benzetir beni bazen.Acı dolu,kaygılı ve süzülüp

giden...Oturup ağladığı bile olur halime.Ve ümitsizce bakakalır gözlerime.Treninin

gelmeyeceğini bildiği halde bekleyen bir yolcu misali.




Akşam hüznü çökünce ortalığa,sessizce oturmaya başlarız birlikte.Sessizliği

bozup bana bir şey söyleyecekmiş gibi olur.Ama kelimeler düğümlenmişçesine

çıkamaz ağzından.Boynunu büker.Yavaşça yaklaşır yanıma,eğilir kulağıma ve

fısıldar beni hiç bırakmayacağını.




Şimdi daha çok inanıyorum yalnızlığın en iyi yoldaş olduğuna.Tüm insanlar

bırakıp gidebiliyor birbirlerini,düşüncelerini sorgulamadan.Ama yalnızlık asla...

Sensizim (sensizimm)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
249
8 Eylül 2008 Pazartesi 11:59:29

SANA AİT BU YALNIZLIK

Gece,
Bugün bir başka sessiz sanki...

Yüreğime çarpan sesler mi çok yalnız?
Yoksa ben miyim her nefeste bu denli yalnızlığı soluyan!

Duyulması zor bir yokluğun ayak sesleri içimde…
Senin bu yalnızlık.
Senin bu yokluk.
Benim varlığına dair hiçbirşeyim yok ki,
Bir kuru sessizlikten başka…
‘’Hiç’’ olanlar bile sende tutuklu.
Oysa, kendime ait bir yalnızlığım bile yok!
Tüm yokluklar sana dair…
Varlığını ‘’ses’’ sayma, hiç olmadı ki konuşsun!

Anla yada anlama…
Unuttuğun bir çerçeve de silindi hayallerim!
Bir çizgi çektim gerçeklerin üzerine…
Karaladım kendimi, duygularım konuştu!
Sustu korkularım, seni ‘’hayat’’ bildi tüm çığlıklarım.
Oysa ki, ben duymak istememişim!
Onlar hiç susmamış…

Gece,
Bugün bir başka hüzne dayalı sanki…

Sensizlik koyu bir sessizlik bıraktı avuçlarıma.
Düz gittim, yoruldum…
Eğri gittim, yoruldun.
Bulamadım ben senin yolunu!
Savruldum sessizliğimin haklı/haksız savaşının içinde…

Ve gece, çok fazla ağladı bugün…
Biraz da ağlattı!
Korkma/düşünme…
Sana sığındım ama
Sen yine bilmedin!

`’Ah yüreğim’’ sus…
Bu gece de ölmedi ruhum…


Sensizim (sensizimm)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
249
8 Eylül 2008 Pazartesi 12:08:21
İçindeki Yalnızlığı Kim İfşa Etti

Ne bir cümle kadar kısa,
Ne bir sevda kadar uzun olmasa ömrün / gitme
Ölüm içindeki yalnızlığı ifşa etse de,
Sakın ben ölmeden ölme..

Kim bilir sen bu saatlerde içindeki yalnızlığın gırtlağında ölümü solurken, ben sana büyüyorum dua dua. Gözlerimde irinleşen Yusufun kuyularını kaparken ne olur gitme. Vazgeçme sakın cümlelerime nasır olmaktan. Gitme benden ben sana gitmeden..Sakın ölme düşlerime Elif doğurmaktan. Hadi yüreğimi bas yarana, berene. Sevdadan bütünlemeye kalmış bu yüreği ört serum yemiş kollarına..Ve sana sus harf harf. Sakın diyorum ben ölmeden öl-me..

Ne çabuk unuttun ?

Senden önceki kadavra hükmündeki gözlerimi ? Ne çabuk unuttun ? Saçlarımdan örüp bedenimin gölgesine kendimi hunharca astığım gecelerimi ? Kendi ellerimle gömdüğün bu yüreği seninle yeniden yeşerttim ben..Göğsü bozkır dikenlerine alışık bu beden senin gözyaşlarının tuzunda açtı tüm güllerini. Bir cümleye bile sığdırılamayan kanlı gömleğim senin gökyüzünde yıkandı, sonra da senin gözlerinin renginde hayata gözlerini açtı

Ne çabuk kuruttun ?

Sana sicim sicim akan gözyaşlarımı ? İmkansız olsa da tek seninle ellerimle aldığım Elifimin çığlıklarını ? Sus ve ağla Ayak dibine düşsün gözyaşların..Kızarsın gözbebeklerin Gitme diyorum sana Gitme Ölüm göz kırpsa da sana, sakın verme ellerini anlık depremlere..

Unutma ey hayat / unutma ey gül-ü râna,
Döşeğine kadar uzasan da elleri ölümün,
Sakın verme ellerini

Unutma yar,
Seni yaşamak, ekmeği iki bölüp bereketini kokmak gibi bir şey..
Seni özlemek, suyu avuçlarında bekletmek gibi tarifsiz..
Ve seni sevmek, hayatı şah damarlarında  sen diye  hissedebilmek

Utan-mı- yorum..
Yırtıyorum dudağımdaki tüm alfabeyi..
Haykırıyorum cümle cümle
Ben ölmeden ölme.
Ölme.

Ölme diyorum çünki
Sadece sen nefes aldığı için bildiğim,
Sadece sen varsın diye merak ettiğim bir zamanın en özleminde özlenmektesin. Kaç gün, kaç asır oldu gözlerinin kirpiğinde ıslanmayalı ? Kaç saat oldu sesinin yokluğunda uyanmayalı ? Sus ve tek bir kelime etme..Kirpiğimin en ince yerinde özlenmektesin..Hadi durma, eteklerindeki güneşi toprağa gelin edip çök yüreğimin gökkuşağına. Saçlarını çöz ve bırak kollarını omuzlarımın rüzgarlı tepelerine..Yaslan mutluluk sıradağlarıma..Ve giyin üzerine beni..Hiç çıkarma..Çünki ben hep seninim

Kısıyorum radyomun sesini..
Yüreğime kaydettiğim senli nağmelerini dinliyorum.
Dinledikçe sen oluyorum..
Sen oldukça büyüyorum
Ve ben büyürken sende,
Sakın gitme benden
Gitme

Gitme diyorum çünki;
Sadece sen söylediğin için ezberlediğim,
Sadece senin varlığın var diye içine girdiğim bir şarkının içinde beklenmektesin. Ne çabuk unuttun bendeki seni ? Yüreğimde kapladığın yerin ne kadar büyük olduğunu ? Sus demeyeceğim bu sefer. Benle başlayıp senle biten bir cümle kur dudağının sevda kokan pınarlarından..Biz ki; hiddetlenerek tutulduğumuz, hissederek soluduğumuz ve özleyerek umut bulduğumuz yolun son iki yolcusuyuz. Aldırma gelecek trende bize yerin olmayışına..Biz ki; omurgalarımızın gölgesine birbirlerimin yüreğine sığdıracak kadar büyük cümleyiz sevda lugatinde..Bırak hiçbir masal kabul etmesin Elifimizin beyaz duvağından düşen rengarenk balonları..Bırak hiçbir dağ yol vermesin söz verdiğimiz yarınlara. Tek bir cümleye sığdırılamasa da adlarımız, biz tek bir sevdayız dudak paylarımızda..


Ey özlemini özlediğim en büyük özlemim;

Hafızanı yokla ve dinle..
Biz ki, bu yola çatısı olmayan düşten koyulduk..
Senin cebinde bir miktar umut,
Benim cebimde bir avuç nefes
Bir dirhem sevgiydi aradığımız..
Şimdi aynı yürekte nefes almakta isek,
Aynı yolda umuda büyümekte isek,
Ve aynı kıyıda Elife yürümekte isek
Hadi durma öl,
Beni ölmemelere bırakarak
Hadi durma git..
Beni bensizliğe satarak

Ne olur ölme sevdam Ölme.
Öleceksen az bekle
Bende geliyorum
Satırlar bize sırtını dönse de,
Bari ölüm tek şahidimiz olsun.

- Sana en büyük duam; aldığım nefestir -

Sensizim (sensizimm)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
249
8 Eylül 2008 Pazartesi 12:17:31

BENİM ŞANSIM

Hayatla mücadelemde saflarımın çoğunu kaybettiğim günlerdi.
Birbirinin aynı olan günlerde, bana uzatılan her dalı ‘İşte beni kurtaracak dal’ diye hiç geri çevirmeden tutuyordum. Daha elimi uzatır uzatmaz kırılacağını biliyordum oysa.
Yenilgiyi asla kabullenmeyen beynim, sevmekten hiç yorulmayan yüreğim, alarm zilleri çalıyordu sanki. İkisini de kaybetmek üzereydim.

Ben, ben olmaktan çıkıyordum. Bunu fark ettiğim halde bir şey yapamamanın acısıyla gittikçe kabuğuma çekiliyordum. Zevk aldığım hiçbir şeyin önemi yoktu artık. Bir şey aramıyordum, bir şey istemiyordum. Ne beklediğimi de bilmiyordum. Bitmeyen geceler, huzursuz uykular, uyanmak istemediğim sabahlar birbirini kovalıyordu.
Geleceğe dair umutlarımın birer birer beni terk ettiği o günlerde sürpriz yaptın sen bana…
Birden çıkıverdin karşıma işte. Yüreğim yeniden canlanmaya başladı. Nasıl olduğunu unuttuğum gülümseme yeniden yayıldı yüzüme. Kabuğum kırıldı, karanlık dağıldı, umutlar yeşerip içimdeki yerini aldı.
Sabah olsun diye odaları arşınladığım gecelerin bitmesini istemiyordum artık. Çünkü sen vardın. Seni yaşamak istiyordum. Yaşadıkça çoğalıyordum. Sonsuz bir keşfe çıkıyordum. Seninle ilgili öğrendiğim her şey bir daha silinmemek üzere beynime kazınıyordu. Yastığa başımı koyup gözümü kapadığımda içimi sonsuz bir huzur kaplıyordu.
Seninle birlikte yenilendiğimi hissediyordum. Her sabah yeni güne değil, mutluluğa uyanıyordum. Her sabah bütün hücrelerimin sanki ilk kez o gün doğmuşlar gibi harekete geçişini hayret ve heyecanla izliyordum. Sesini duymak gücümü artırıyor, tükenmeyecek bir enerji veriyordu. Oysa hiç kolay değildi biliyordum.olumsuzlukları bir biri ardına sıralasak daha baştan kendimi yine kabuğumun içine çekmem gerekirdi belki de. Ama ‘kabullenmek’ yoktu benim sözlüğümde. Bu sözcüğe teslim olamazdım. Olmadım da…
Sen benim için bir şanssın.
Hayat her zaman böyle şanslar sunmaz insana. Sunduğunda da bunun değerini bilmek gerek. Ve ben, hayatın bana verdiği bu şansı sonuna kadar kullanmaya kararlıyım.
Bir öyküsün sen artık. Hep yazılacak ama sonu hiç gelmeyecek bir öykü...

Mehmet Coşkundeniz


Sensizim (sensizimm)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
249
8 Eylül 2008 Pazartesi 12:21:48

EĞER İSTERSEN

Yagmurun yeni islattigi taze topragin kokusunu duydugunda aklina ben gelmek isterim.Ya da gozlerin denizin maviligine daldiginda...Uzakta,ufuk cizgisinde sadece dumani gorunen o geminin icinde benim oldugumu dusunmeni isterim.
Birbiri ardina ozlem sarkilarini dinlerkende yaninda ben olmak isterim.
Beni hatirlamak istersen,her yeni dogan gunle birlikte cikarim karsina,gunes olur isigimla aydinlatirim seni.

Buram buram bir kahve kokusu olurum.

Sokakta oynayan cocuklarin sesinde,ise gitme telasina dusmus insanlarin gozunde,
yere dusmus yapraklarin citirtisinda bulursun beni.

Istersen,duydugun her ses beni hatirlatacaktir sana.

Bazen bir kus olup oterim pencerende.

Bazen bir seyyar satici olup kapinda bagiririm.

Bazen bir tren gibi tikirtilarla gecerim onunden.

Sozlerini ezbere bildigin ve soylemekten asla bikmadigin sarki olurum.

Sen o sarkiyi degil beni soylersin aslinda.

Beni gormek istersen hep karsinda olurum.

Gokyuzundeki beyaz bulutlarin arasindayim ben.

Basini yukari kaldirman yeterli beni gormek icin.

Yolda rastladigin herkes benimdir aslinda.

Dostlarina selam verirken o selami ben alirim.

Komsunun hatirini sorarken aslinda bana `Nasilsin` demissindir

Benimle cikarsin yola her sabah,aksam evine benimle donersin.

Gittigin her yere gelirim seninle.

Sen yoruldugunda bende.

Sen oturdugunda oturur,kaltiginda kalkarim.

Eger istersen butun gece basucunda sacini oksarim sen uyurken.

Yuzunde gulumsemeyle uykuya dalisini izlerim.

Bana dokunmak istersen bir cicegin yapraklarinda olurum ben.

Yesilin,kirmizinin,sarinin,mavinin en canlisindayim.

Elini uzattigin her yerdeyim.Dokunmak istersen bana kendine dokun.Dudaklarindaki atesim,tenindeki sicaklik.Vucudunu urperten ruzgarim ben.

Hic gitmedim ben.Oradayim,beni gormek, bana dokunmak,beni hatirlamak istedigin yerde.

Yureginde...

Mehmet Coşkundeniz


Sensizim (sensizimm)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
249
8 Eylül 2008 Pazartesi 12:24:41
BOYLE SEVDiM SENi

Ben seni kocaman bir yurekle sevdim. Gozlerim degil, yuregimdi seni goren. Sen damarlarimdaki kana karisip , geldin oturdun yuregime.Bir baska yerde olamazdin zaten. Sen, benim en degerli yerimde, yuregimde olmaliydin, orada kalmaliydin. cok aska ev sahipligi yapan bu yurek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk degildin artik. Bu yuzden ne agirlama fasli vardi, ne de ugurlama.O yuregin gercek sahibiydin. Simdi sonbahar, kisa giriyoruz ya...
Ben dort mevsim bahari yasadim seninle. Cicek cicek actin yuregimde.Gokkusagi zayif kaldi, senin renklerin karsisinda.Taze bir yaprak gibi yesildin. Acelyaydin pembeliginle. Uzerine cig taneleri dusmus
sari guldun.Kirmiziydin bir ates gibi.
En cok bu renkle anmayi sevdim seni. Denize tutkundum denizi sensiz, seni de denizsiz dusunemedim. Seni severken dunyayi da sevdim ben,
insanlari da... Kendime bile dar gelirken, icinde herkese yer olan bir hayatin sahibiydim artik. En kizgin, en tahammulsuz oldugum
anlarda bile, seni dusunmek yetti bana. icimdeki sevinc yuzume
yansidi, guldum. Beni oylesine gulduren senin sevgindi ve ben
kaygisiz, icten gulusun ne demek oldugunu, nasil guzel bir sey
oldugunu anladim seninle... Her seye ragmen sevdim seni. Gucluydum
ve asamayacagim hicbir zorluk yoktu. Koca bir kente, koca bir
ulkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttugunda, patlamaya hazir
bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile
ulasmak icin onume cikan her seyi yok edebilirdim. Sana ulasmami
engelleyecek her seyi eritirdim, kul ederdim. Sana ulastigimdaysa
sakin bir gole donusurdum. Ve o gole bir tek sen girebilirdin.
Sevdim ve hayrandim da... Her halin cekti beni. Durusunu, uyumani,
gulmeni, kizmani, saskinligini, safligini, kurnazligini, cocuklugunu
, olgunlugunu sevdim. Sesini de sevdim suskunlugunu da. Kucuk
oyunlarini, kaprislerini, sitemlerini, korkularini sevdim. Seni ve
o doyumsuz sevdani, ucari sevdani anlatacak kelime bulamadim cogu
zaman. Sigmadin cumlelere ve hicbir cumle seni yeterince tarif
edecek kadar derin olmadi. Seni severken yorulmadim. Cunku sen yasam
kaynagiydin. Her gun yenilendim. Seninle cogaldim, buyudum. Eksik
kalan neyim varsa tamamladin. Olmeyecektim cunku sen olmezligin ta
kendisiydin.Sevdim iste otesi yok...


MEHMET COSKUNDENiZ

Sensizim (sensizimm)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
249
8 Eylül 2008 Pazartesi 12:28:18

Aşkım yadigar kalır sana

Yüreğim ne dediyse onu dinledim ben. Kimi işaret ettiyse ona yöneldim. Şimdi sen diyor da başka bir şey demiyor. Ansızın bastıran bir yağmura hazırlıksız yakalanır ya insan, işte öyle ıslattı beni aşkın. Seni bekledim ben. Yüreğimdeki heyecanı, gözlerimdeki yeşili, dudaklarımdaki ateşi, ellerimdeki titremeyi, küçük dokunuşları sana sakladım.

Ne sen beni bilirdin ne ben seni ama, bir yerlerdeydin ve mutlaka gelecektin. Ve bir gün çıktın karşıma. İşte o gün sevdaya dair nekadar tortu varsa içimde eridi gitti. Çocuk oldum yeniden. Hani bıraksan yemyeşil bir kırda bağıra çağıra şarkı söyleyip koşarım. Seni bulmanın coskusunu hiç bitmeyecek bir enerjiyle yaşarım. Seninle yep yeni bir hayatın başladığını biliyorum. O hayatın içinde vazgeçilmez kıldığım tek şey sensin.

Bilirim, bu şarkı korkutur bazen insanı. Neler oluyor diye sormadan bir duygu selinin içinde bulursun kendini. Ama zaten aşk öyle bir şey değilmidir? Sorarsan planlarsan onun adına aşk denir mi?

Bırak kendini bırak ki aşkınbüyüsü sarsın seni. Kendini o eşsiz duyguların ferahlığına bırak. Tut elimi birlikte çıkalım bu yolculuğa. Yarınsız zamanların iki yolcusu olalım. Kaygısızca yaşayalım aşkı, eriyelim birbirimizde. Yüreklerimiz birbirimiz için atsın, soluklarımız birbirine karışsın. Tutkunun alevleri dalga dalga sararken bedenlerimizi.

Gidersen... Gözümdeki son parıltıyı da alır götürürsün. Bir zemherenin ortasında titrerken bırakırsın beni. Ama merak etme ayakta kalırım ben. Tıpkı fırtınaların boynunu eğip yıkamadığı kavak ağacları gibi. Senden bana yadigar kalan her anıyı bir kez daha bir kez daha yaşarım. Aşkım da benden yadigar kalır sana..

Mehmet Coşkundeniz


Sensizim (sensizimm)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
249
8 Eylül 2008 Pazartesi 12:31:41

Vazgeçilmezim


İnsanın içine işleyen bir ayaza ev sahipliği yapan kış sabahında, seni düşündüğümde içime yayılan sıcaklığın, dışarıdaki iki metre karı bile eritebileceğini düşünüyorsam...
Uykudan yüzümde mutlu bir gülümseme ile kalkıp benimle birlikte uyanan güne senin adını veriyorsam...
Evimin bütün duvarlarında senin yüzünü görüp, bana baktığını hissediyorsam...
Ve bu beni her gün hep aynı şekilde heyecanlandırıyorsa...
İçtiğim çayın şekeri, sigaramın dumanı, kahvaltımın her lokması sen oluyorsan...
Sokakta bana bakan her insan, yüzümdeki tarifsiz sevinci görüp hayrete düşüyorsa...
Sevdiğin şarkıyı defalarca başa alıp bıkmadan defalarca dinleyebiliyorsam...
O şarkının her sözüne seninle ilgili ayrı bir anlam yüklüyorsam...
Yüzlerce kişinin arasında bile kadehimi sadece senin şerefine kaldırıyorsam...
Başımı döndüren şeyin aslında içki değil, sana olan aşkım olduğunu biliyorsam...
Yorucu bir günün sonunda ufacık bir sözünle, bir gülüşünle uzun bir tatilden dönmüş gibi enerji doluyorsam...
Ve o enerjiyle hiç uyumadan günlerce çalışabileceğimi duyumsuyorsam...
Gün boyu saatleri, dakikaları sayıp `Neden geçmiyor bunlar` diye hayıflanıyorsam...
Ve hep seninle buluşacağımız anı bekliyorsam...
Kitap okurken seni düşünmekten kendimi alamayıp aynı satırı defalarca tekrar ediyorsam...
Sonra sana bunu anlattığımda birlikte ne kadar güleceğimizi düşünüp keyifleniyorsam...
Seninle ilgili planlar yapıyorsam...
Sadece varsayımlara dayalı olsa bile o planları mükemmelleştirmek için her ayrıntının üzerinde dakikalarca düşünüyorsam...
İzlediğim filmdeki başrol oyuncularının yerine kendimizi koyup `Biz olsaydık böyle yapardık` diyorsam...
Yüzyıllardır sevgililerin kullandıkları klasik sözcüklerin benim duygularımı anlatmaya yetmediğini fark ediyorsam...
Yine de bunları söylemekten hiç ama hiç bıkmıyorsam...
Aşkımın coşkusunu sana yansıttığımda senin de bana aynı coşkuyla karşılık vereceğini biliyorsam...
Kahkahanın en güzelini seninle atacağımı, yemeğin en güzelini seninle yiyeceğimi, içkinin en keyiflisini seninle içeceğimi düşünüyorsam...
`Hayatının en anlamlı şeyi ne` diye sorduklarında tereddüt bile etmeden senin adını verebiliyorsam...
Sen benim için vazgeçilmez olmuşsun demektir...

Mehmet Coşkundeniz


Sensizim (sensizimm)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
249
8 Eylül 2008 Pazartesi 12:52:27

Sana Akıyorum Kaygısızca

Sana akıyorum, hiçbir şey bu akışı geri çeviremiyor. Çünkü sen her taraftasın. Sağımda, solumda, arkamda, karşımda. Ne yana dönsem, ne yana yol almaya kalksam ulaşılacak her noktada sen duruyorsun.
Sana akıyorum, çünkü senin yolunda yürüyorum. Önüme çıkan hiçbir sapak, hiçbir kavşak ilgilendirmiyor beni. Yürümenin en zor olduğu yol bu belki de. Ama tozundan, toprağından, çakılından, çalısından şikayetçi değilim ben bu yolun. Sana ulaşmak için attığım her adımla mutlu oluyorum.
Sana akıyorum, çünkü hayatın akışı kadar doğal sana akışım. Doğa, her cinsin yaşayabilmesi için nasıl kurallar koymuşsa, benim yaşamamın da var olmamın da kuralı sensin.
Sana akıyorum, çünkü sesin de cismin de kuşatmış durumda beni. Senin kuşatmana karşı savunma yapmıyorum. Kalemin bütün kapıları açık. Yıkıcı bir kuşatma olmadığını biliyorum. Böyle bir teslimiyet rahatsız etmiyor beni.
Sana akıyorum, çünkü yüzüne, gözlerine, ellerine baktıkça kendimi görüyorum. Sesine yüklediğin gizli anlamları çözerken hep kendimden bir şey buluyorum.
Sana akıyorum, çünkü paylaşacak daha çok şeyimiz var. Bugüne kadar paylaştığımız her şey, daha sonra paylaşacaklarımızın da habercisi. Hayatın herhangi bir yerinde bir çiçeği birlikte tutup, birlikte koklamak, sonra o kokunun bize verdiği hazla sıkı sıkı sarılmak istiyorum sana.
Sana akıyorum, çünkü bir insanı tutkuyla, beklentisiz, delice sevmenin ne anlama geldiğini biliyorum. Birini böyle seveceksem, bu sadece sen olmalısın.
Sana akıyorum, çünkü seninle yaşamak sonu hiç gelmeyecek bir şölene benziyor. Bu şölenin tadını çıkarıyorum. Böylesine keyifli, böylesine eğlenceli bir şöleni yarıda bırakıp gitmek istemiyorum.
Sana akıyorum, çünkü `hayatın uslanmaz ruhusun` sen. İşte ben bu ruha aşığım aslında. Seninle yenileniyorum, seninle yüreğime çöreklenmiş ne kadar kötülük varsa arınıyorum.
Sana akıyorum. Bütün coşkumla... Aşka dair ne varsa benimle birlikte onlar da akıyor sana. Benim gibi coşkun bir denizi aktığı yolu çok iyi bilen bir ırmağa çevirebilecek tek güç sendin. Orada kal. Ayrılma yolumun üzerinden. Sana ulaşamasam da bu yolda olmak bile yeterli bana.

Mehmet Coşkundeniz


Sensizim (sensizimm)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
249
8 Eylül 2008 Pazartesi 13:30:11

Sendeki o Şey

Bir şey var sende bir şey, bulamıyorum. Beni nasıl bu hale getirdin, anlamıyorum. Yüzümde bir gülücük, içimde sonsuz enerji, güne keyifle başlayıp, keyifle bitiriyorum. Aşka küskün yüreğimde yeniden kelebekler uçuyor. Neredeyse yaz bitecek ama ben sanki baharı daha yeni yaşamaya başlıyorum.
Bir şey var sende adını koyamıyorum. Nereye baksam seni görüyorum. Kiminle konuşsam sen oluyorsun. Sen olunca, başka hiçbir şey umurumda olmuyor. Senin adını heceliyorum. Yanımdasın, değilsin fark etmiyor. Her anımda seni yaşıyorum.
Bir şey var sende, nedir bilemiyorum. Seninleyken bile seni özlüyorum. Yollarım hep sana çıkıyor, ben sana yürüyorum. En güzel çiçekleri toplayıp demet demet sana vermek istiyorum. Gök kubbenin en hoş sedası olup dünyaya sadece senin adını haykırmak, sadece sana duyduğum hayranlığı anlatmak istiyorum.
Bir şey var sende, bir türlü anlayamıyorum. Uçsuz bucaksız, masmavi bir deryasın sanki ve ben yüzlerce fırtınayla savaşmış geminin yorgun kaptanı gibi senin kıyılarına vuruyorum. Maviyi bir tek sana yakıştırıyorum. Sen mavi oluyorsun, ben sana bakarken kendimi kaybediyorum. Sessizlik dağılıyor, sesin kulaklarımdan yüreğime akıyor, bütün şarkıları sana armağan ediyorum.
Bir şey var sende, dilimin ucunda, söyleyemiyorum. Yalnız gecelerime inat, şimdi karanlığı milyonlarca yıldızla aydınlatıyorum. Her yıldız sensin, gecemin yıldızı, kalbimin yıldızı, sevdamın yıldızı, ömrümün yıldızı oluyorsun. Yoksan, kaldırıyorum başımı göğe, senden milyonlarcasını görüyorum. Her gece yıldızlarla sevişiyorum.
Bir şey var sende, soramıyorum. Seni kimse görmesin, kimse bilmesin istiyorum. "Bana kal, benim ol" diye adaklar adıyorum. Yalancı aşkları, tükenmiş sevdaları kendi tarihimin sayfalarına gömüp yeni bir defter açıyorum, bir tek seni yazıyorum. Yaz yaz bitmez öykülerin kahramanı oluyorsun, senin maceralarını anlatıyorum.
Bir şey var sende, tanımlayamasam da işte ben o şeyi arıyorum. Seni, nefes nefese gecelere, deli sevişmelere, sevdaya uyanan sabahlara, bitimsiz günlere davet ediyorum. Gel benimle, aşkın da, tutkunun da en koyusunu yaşayalım. Bir kalbi keşfetmenin hazzına yeniden varalım. Bir tende erimek neymiş, hatırlayalım. Menzilimiz olmadan, nereye varacağımızı sormadan, aşkın rehber olduğu bir yolculuğa çıkalım. Buradayım, yolun başında.... Bekliyorum..

Mehmet Coşkundeniz


Sensizim (sensizimm)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
249
8 Eylül 2008 Pazartesi 13:50:29

Kavuşmanın Alfabesi


Öylesine bir gündü, yeni değil de sanki geçmiş günlerden biriydi, öyle gibiydi...
Kaç gece beklemiştim seni. Kaç gece koynuma hasretini alıp uyumuştum. Kaç gece yalnızlık sancısıyla kıvranıp durmuştum. Öyle acımasızdı ki geceler, gökteki yıldızlar yüreğime atılan birer taş gibi gelmişti bana. Yine de her şeye değerdi bekleyişim.
Bütün yollar sana çıkıyordu ama ben asıl senin yolunun benimkiyle kesişmesini bekliyordum.
Aylar geçmişti hep vardın ama bir tek o an yanımdaydın. Biraz yabancıydın bana, biraz da tanıdık. Şaşkındık, şaşkınlığımız çok fazla yansıyordu yüzümüze. Göz göze gelmek hiç bu kadar zor olmamıştı. Bir bakıştan bin anlam çıkarmak buna denirdi işte. Yüzümüzde birbirimize ait izler arıyorduk bakarken.
Ne çok duymuştum sesini ama sanki sen ilk kez konuşuyordun. İlk kez söylediğin cümleler sahibiyle bütünleşiyordu.
Düştükçe gülüşün yüzüne, sessiz olan her şey konuşmuştu içimde. Yine de sözler bir türlü çıkmıyordu ağzımdan. Oysa boynuna sarılıp "Sen aylardır beklenen, sen yıllardır özlenensin" demek istiyordum. Hava serin değildi ama ben titriyordum.
Kelimeler hiç bu kadar zor olmamıştı bana. Ne zaman bir şey söylemeye kalksam, her seferinde bir şey oluyordu, sözcükler ağzımda donuyordu.
Sıcaktın, dokunmasan da yansıtıyordun. Biraz önce titreyen ben artık terliyordum. Aşktı bu biliyordum ama bunu kendime bile itiraf edemiyordum.
Farkında değildin belki, belki ben belli etmiyordum ama yıllardır koruduğum, yıllardır kimseye açmadığım topraklarımı çoktan teslim almıştın bile. Sınırlarımdan içeri girmiştin bir kere. Yüreğimin en gizli, en kuytu köşelerinde sen vardın artık.
İtirazsızdım, belli ki mutluydum. Belli ki beni şaşırtan mutluluğun ta kendisiydi. Harfleri tükenmez bir kavuşmanın alfabesindeydim. Ve ben okumayı sanki yeniden öğreniyordum.
Şimdi bu sevdayı bana yaşattığın için kendimi şanslı hissediyorum. "Ya sen olmasaydın" diye düşünmüyorum çünkü sen varsın. Çünkü sen içimdesin. Çünkü sen benim hayat kaynağımsın.
Biliyor musun, çölde bulabildiğim bir avuç su olsan, bitmeyesin diye içmem seni. Nerede olursan ol benimle kal. Ben, bu yürek attığı sürece seninleyim.




Mehmet Coşkundeniz


Sensizim (sensizimm)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
249
8 Eylül 2008 Pazartesi 13:51:30

BOYLE SEVDiM SENi


Ben seni kocaman bir yurekle sevdim. Gozlerim degil, yuregimdi seni goren. Sen damarlarimdaki kana karisip , geldin oturdun yuregime.Bir baska yerde olamazdin zaten. Sen, benim en degerli yerimde, yuregimde olmaliydin, orada kalmaliydin. cok aska ev sahipligi yapan bu yurek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk degildin artik. Bu yuzden ne agirlama fasli vardi, ne de ugurlama.O yuregin gercek sahibiydin. Simdi sonbahar, kisa giriyoruz ya...
Ben dort mevsim bahari yasadim seninle. Cicek cicek actin yuregimde.Gokkusagi zayif kaldi, senin renklerin karsisinda.Taze bir yaprak gibi yesildin. Acelyaydin pembeliginle. Uzerine cig taneleri dusmus
sari guldun.Kirmiziydin bir ates gibi.
En cok bu renkle anmayi sevdim seni. Denize tutkundum denizi sensiz, seni de denizsiz dusunemedim. Seni severken dunyayi da sevdim ben,
insanlari da... Kendime bile dar gelirken, icinde herkese yer olan bir hayatin sahibiydim artik. En kizgin, en tahammulsuz oldugum
anlarda bile, seni dusunmek yetti bana. icimdeki sevinc yuzume
yansidi, guldum. Beni oylesine gulduren senin sevgindi ve ben
kaygisiz, icten gulusun ne demek oldugunu, nasil guzel bir sey
oldugunu anladim seninle... Her seye ragmen sevdim seni. Gucluydum
ve asamayacagim hicbir zorluk yoktu. Koca bir kente, koca bir
ulkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttugunda, patlamaya hazir
bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile
ulasmak icin onume cikan her seyi yok edebilirdim. Sana ulasmami
engelleyecek her seyi eritirdim, kul ederdim. Sana ulastigimdaysa
sakin bir gole donusurdum. Ve o gole bir tek sen girebilirdin.
Sevdim ve hayrandim da... Her halin cekti beni. Durusunu, uyumani,
gulmeni, kizmani, saskinligini, safligini, kurnazligini, cocuklugunu
, olgunlugunu sevdim. Sesini de sevdim suskunlugunu da. Kucuk
oyunlarini, kaprislerini, sitemlerini, korkularini sevdim. Seni ve
o doyumsuz sevdani, ucari sevdani anlatacak kelime bulamadim cogu
zaman. Sigmadin cumlelere ve hicbir cumle seni yeterince tarif
edecek kadar derin olmadi. Seni severken yorulmadim. Cunku sen yasam
kaynagiydin. Her gun yenilendim. Seninle cogaldim, buyudum. Eksik
kalan neyim varsa tamamladin. Olmeyecektim cunku sen olmezligin ta
kendisiydin.Sevdim iste otesi yok...


MEHMET COSKUNDENiZ


Sensizim (sensizimm)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
249
8 Eylül 2008 Pazartesi 13:53:27

Öyle seviyorumki

Karşımdasın.Elimi Uzatıp dokunabiliyorum sana.Ne Büyük mutluluk bu...Gördügüm en Güzel seysin.Senden öte tanımladıgım baska hiç birsey yok.Her senin adınla anılıyor benim dünyamda.Bütün çiçekler Sen,bütün yıldızlar sen...Bir Sanat eserisin,bakmaya doyamadıgım.Tanrının bana armagınısın,ve artıyor her gecen gün sana hayranlığım.Yüzünde kuşlar,gözlerinde hayatın ta kendisi var.Öyle gerceksinki...

Gözümü açıoyorum sen,kapıyorum sen...Hiç Bitmeyen serüvenGönlümün en keyifli anı,uykumun en tatlı rüyası...Seni soluyorum,havadasın... Seni kokluyorum dogadasın. Hele simdi sonbaharsın.Ya da Sonsuz bahar.Seni yasıyorum,canımdasın.Canımdasın... Sarılsam sana bin yıl geçse,bir an bile ayrılmasak... Ten tene,yürek yüreğe sonsuz baharın en aşk dolu iki yaprağı olsak... Ağaç agac gezip,yeşersek,acsak.Yere düşsek,kalksak... Seni bilsem,bir tek seni. Seni görsem,bir tek seni... Sesin Sarhoş etse beni... Öyle içimdesinki...


Bir saniye iste benden sensiz geçirdiğim,veremem. Sensiz geçecekse gecmesin zaman,istemem.Seninle yeniden doğdum,ytendien doğuşun kanıtıyım ben. Senden önce Gecen zamanı,sana ulaşmak icin yürüyerek geçirmişim,kimmişim bilememişim. Şimdi başımı çevirip geriye bakmıyorum bile. O yol yüründü ve bitti, artık seninle yürünecek başka bir yok var önümde. Yorgunluk nedir bilmeyeceğim,hiç şikayet etmeyeceğim ve bir tek adımda bile tökezlemeyecegim uzun,aşk dolu bir yol... Öyle aklımdasın ki...

Ah,sensiz kalmıyor muyum bazen yıkasım geliyor gördügüm bütün duvarları. Ardında seni bulurum sanıyorum. Ne ayrı koyduysa bizi,zaman yada yollar,bir kalemde silesim geliyor. Sana Dokunmamı engelleyen ne varsa,bir kadehi yere çarpıp tuzla buz eder gibi parçalamak istiyorum. İsyanım taşıyor,kendi öfkemden korkuyorum. Ve kavuşmak... Bunu Düşünmek içimde kırılmış bütün aynaları tamir ediyor. Mavi bir yagmur başlıyor,ıslanıyorum . Maviye boyanıyorum. Öyle özlüyorum ki...

Sen ol,hep ol,benimle ol,bende ol... Sendeyim ben,yüreğimi koydum yüreginin üzerine. aşk bu,başka isim arama. Hem de en koyu, en deli,en tutkulu...Öğrenecegim çok şey var sana dair. Bilmediğim çok şey var. Ama bir şeyi öyle iyi biliyorumki...

Seni öyle çok seviyorum ki...



Mehmet Coşkundeniz


Sensizim (sensizimm)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
249
8 Eylül 2008 Pazartesi 14:07:38

Aşkın Baharı

Kocaman bir kapıdan aydınlıga giriyoruz. Kış boyunca gri görmekten tembelleşmiş gözlerimiz büyük bir özlemle alışıyor güneşe.

Çiçek kokusu dolduruyor genzimizi. Sıcaklık vücudumuzun her gözeneginden girip işliyor içimize. Sesler duyuyoruz, uykudan uyanan binlerce canlı aynı melodiyi mırıldanıyor. Suskunluk uzun uykusuna çekildi.

Kimse Yalnız Değil,görüyoruz. Kimse Geçmişine bakıp hayıflanmıyor.

Renklerin dans gösterisini izliyoruz.

Telaşlı degiliz. Kaçıracak hiç birseyimiz yok. Bekledigimizde... Kimseye hesapda vermiyoruz. "O an "ın içinde kendimizi yaşıyoruz.

Ürkekligimiz Kayboluyor git gide. Çevremizde olan biten her şeyi sindirmye başlıyoruz. Birlikte,gözümüzü renk cümbüşünden alamadan ilerliyoruz.

İçimiz coşku dolu...

Birbirimizden vazgecmenin kolay olmadıgının biliyoruz.

Her terk edişin aslında bizi nasılda birbirimize çektigini...

Sabırla yarını beklmenin nasıl hırslandırdıgını...

Görmeden Dokunmanın,dokunmadan sevmenin ve gizemli sözcüklerin bizi nasılda özlemle doldurdugunu biliyoruz...

Önümüzde uzayıp giden her yolu sonuna kadar yürümeyi istiyoruz.

Gücümüzü bu yetermi bilmiyoruz ama umurumuzda da degil aslında.

Her yola çıkış bize yeni yeni heyecanlar yaşatıyor.

Yorgun Düşmek aklımızın ucundan bile gecmiyor.

Sonsuzlugun icinde bir yolculuk yapar gibiyiz.

Sonra güneşin bizden ertesi güne kadar ayrılacagı zaman geliyor.

Biraz buruk olsak da yerine bıraktıgı ayı görünce aynı heyecan yine doluyor içimize.

Gökyüzü hiç olmadıgı kadar yıldızlı, hiç olmadıgı kadar parlak şimdi.

Kim Gece diyebilir buna ?

Her bir yıldıza isim takmaya çalışıyoruz.

Aklımıza kendi isimlerimizden baskası gelmiyor.

Yarısı senin, yarısı benim adımla anılıyor yıldızların artık.

Gözlerimizi bir saniye bile olsun kapmak istemiyoruz.

Olan biten her seyi beynimize kazımalıyız cünkü.

Bir uyanış öyküsünün iki kahramnıyız artık.

Bu ahengi bozacak hiçbir şeye izin vermeyecegimizden eminiz.

Buna yeltenmeye kalkışsacak herhangi birinin anında öykünün sayfalarından atılacagını ilan ediyoruz herkese...

Ve icinde senin bulundugun hiçbir öykünün bitmeyeceginide biliyoruz.

Mehmet coşkundeniz


Sensizim (sensizimm)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
249
8 Eylül 2008 Pazartesi 14:57:36
Ayrılık üzerine aşk mektubu


Sen gittin.. Bir zifiri karanlık, bir zından yalnızlığı, ağır bir boşluk bıraktın geride. Gittin ve dönmeyeceksin bir daha. Haklısın gidişinde, bu aşkı bitirmekte haklısın. Tek söz söyleyemedim. Yüzüne bakamadım. Karşında ağlamadım. Eridim, tükendim, bittim. Sonsuzlukta bir insan nasıl olur.. sesi soluğu nasıl duyulur? Elveda aşkım.. Elveda sevgilim. Sen kendini hiç böyle gereksiz, böyle değersiz, böyle yapayalnız hissettin mi? Ayrılık ölüm kadar acı ve soğuk.Aynalara bakıyorum. Aynada gördüğüm ben değilim. Gözlerim cehennem ateşi.. dudaklarım mühürlenmiş. Ellerim titriyor. Yüreğim kızgın demirlerle dağlandı. Yokluğunun bedeli çok ağır sevgilim. Sevinçlerim, hayallerim, umutlarım, renkli dünyam elveda.. Elveda yaşamak.. Yaşamın anlamı elveda. Kimse farkında değil yokluğunun. Sensiz ne hallerde olduğumu kimse bilmiyor. Anlamıyor yitip giden bir aşkın kederini. Düne kadar en yücesini yaşadım mutluluğun, ayaklarımın altından kayıp gidiyordu toprak, denizlerin ovaların üstünde uçuyordum. Güneş kadar yakındı bana aşk. Güneş kadar sıcak ve parlak. Bıraktın birdenbire, kanatlarım kesildi. Hızla çakıldım yere, boşluğun içindeyim, şimdi hiçbir şeyim.Oysa dünyanın en zenginiydim. Bütün çiçekler bizim için açardı, bizim için ballanırdı meyveler, ekinler bizim için bereketli, sular bizim için çağlardı. Şimdi toz duman içinde kızgın bir çöldeyim. Yönümü yolumu şaşırdım. Sam rüzgarlarına bıraktım gövdemi, sürüklenmekteyim. Sen bensiz nasılsın, bilmiyorum. Rahat mısın, mutlu musun, bu kadar çabuk beni unutur musun?.. Nasıl birden mazi olursun? Düne kadar gözlerinden aşkı içtiğim, dudaklarında yüreğimi erittiğim, uğruna bıçaklar çekip dünyaya meydan okuduğum ey sevgili nerdesin? Kimlesin?.. kimlerlesin?.. Kimlerle oynaşır gönül eğlersin? Ben burada, terk edip gittiğin yerdeyim. Elveda aşkım.. Elveda birtanem.. Elveda sevgilim! Elveda sana.

Sensizim (sensizimm)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
249
8 Eylül 2008 Pazartesi 15:02:48
Seni Bugün Hiç özlemedim


Seni bugün hiç özlemedim. bugün seni sevdiğimi bile düşünmedim. bugün aklımdan öylesine geçerken hiç dolmadı gözlerim. ben bugün seni istemedim kollarımda,korkmadım ilk defa sensizliğe,beni sarmanı istemedim delice bugün.. ben bugün seni hiç sevmedim...
biliyor musun beni aslında gelmek üzere sen terkettin... seni hep kabul edip sarmamı istedin,her med_cezirde deniz gibi seni karşılamamı bekledin ama bak ben bugün seni beklemedim.

Ben şu bir avuç kalbimle dağ gibi aşkımı ayağının altına sermiştim. ben seni öylesine sevmemiş, ölesiye benimsemiştim. sen hep beni yerdin, hep sana dönerim diye boşverdin,ama bak ben bugün sana dönmedim.

Canım bugün acımadı bebeğim,alıştım belkide sensizliğe, geçiverdi günler. önce zor geldi sonra alıştım sensizlik zorluğuna. şimdi dimdik ayaktayım, hep gücüm yok diye arardım seni ama bak ben bugün seni aramadım...
Ellerimi ellerinde hisseder isyan ederdim,hani şu bizi bir türlü birlikte olmamıza izin vermeyen yanlızlık varya!!ona,ona hep ağlardım ellerin elimdeyken ve ben karanlık kutumda yanlızken... ben bugün ellerini hissetmedim,hissedemedim ve ben bugün hiç ağlamadım ağlayamadım...

Gitme diye dualar ederdim her gece sen uyurken üstünü örterdi yüreğim... ama bugün senin için dua etmedim ve üstünü örtmedi yüreğim.. ve uykuya daldığımda rüyama girerdin sevgilim.. uykumda severdim seni ama bak bugün rüyama bile girmedin..
Sen bugün bende bittin... ben bugün yeniden sensiz bir hayata hoşgeldim... sensizdim ama bugün bunu hiç önemsemedim...

Her yeni güne uyandığımda her saniye,her an seni yeniden hep yeniden severdim. gözlerimin önüne gelirdi hayalin,bugün gelmedi... bugün sana gelmedim,seni aramadım,seni istemedim,seni hissetmedim ağlamadım ve ben bugün seni hiç sevmedim.......

Sensizim (sensizimm)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
249
8 Eylül 2008 Pazartesi 15:07:02
Ayrılık

Ayrılık diye bir şey yok... Bu bizim yalanımız... Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var... Şimdi neredesin ? Ne yapıyorsun ? Güneş çoktan doğdu. Uyanmış olmalısın. Saçlarını tararken beni hatırladın, değil mi ? Öyleyse ayrılmadık, sadece özlemleyiz ve bekliyoruz...
Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum. Önce beklemekten... Ömür boyunca ya bekliyor, ya bekletiyor insan... İkisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın...
Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar, sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini...
Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını, kanunlara saygı göstermesini, insanlarını sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar. Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun.
Ya o ? Ya o ? İnsanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat, çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor, saadet bekliyor yaşamaktan. Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık. Aradıklarının çoğunu bulamamış, beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak göçüp gidiyor bu dünyadan. İşte yaşamak maceramız bu...
Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak ve yaşayıp beklerken ölmek !
Özleme bir diyeceğim yok. . O kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası. O nefes alış, sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı... O tek güzel yönü bekleyişlerimizin...
İnsanlığımız özleyişlerimizle alımlı, yaşantımız özlemlerle güzel...
Özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin. Bir kokusu var ki bütün çiçeklere değişmem. Bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz...
Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam; seni özlediğim içindir... Beklemenin korkunç zehiri öldürmüyorsa beni; seni özlediğim içindir... Yaşıyorsam; içimde umut varsa, yine seni özlediğim içindir...
Seni bunca özlemesem; bunca sevemem ki !..

Sayfa:1 - 2İlk sayfa « Geri · İleri » Son sayfa