|
| Gönderen | Mesaj |
|
Tikky_jojuk (süfarman)
1235
|
|
14 Ekim 2008 Salı
03:17:28
|
|
|
seNi uNuttumu saNma sakın... biR buLut güNeşin NasıL aRkasıNda sakLıysa,,, beNde seNi kaLbimde öyLe sakLadım çok istedim beLki seNi uNutmayı.. çok istedim beLki biR saçak aLtıNda. gözyaşLaRıNdaN koRuNmayı ......olmadı uNutamadım....
ve heR çaResisce kaçısımda gözyaşLaRıNda ısLaNmakdaN kuRtuLamadım! .....oLmadı uNutamadım...... meğeR Ne çok sewmişim seNi uNutmak isteRkeN yaLNızca buNu aNLadım..!!
AĞLAYIŞIM TERK EDİP GİDİŞİNE DEĞİL. BEN! SENSİZKEN, SENDEN DİYE SENSİZLİĞİNİ DE SEVMİŞTİM. SEN, SENİNLE, SENİDE SENSİZLİĞİNİDE ALIP GİTTİN.
buralar artık bana göre degil gitmeliyim
|
|
|
14 Ekim 2008 Salı
03:58:04
|
|
|
Ve sözler düşerken uçurumun kenarından gözlerde intiharı andıran yaşlar biriktirir gidişin… Ben kanarım usulca ağıtlar yakılır gönlümün ormanlarında. Vakit geç değildir artık sen büyürsün gözbebeklerimde… Ben kurşun yarası sözlerimi kuşanırım yalnızlığın ağrıyan yüreğine ve sen gidersin son perde kapanır bir öykünün ölümsüz satırlarında. Sireni çalınan ayrılıktır ve bir gemi ayrılır limandan susar dağlarda asi bir şarkı.
Kanatlarımda ağırlaşır gökyüzü, ben bulutları kaldıramam dağılır tüylerim. Bir kartal düşer gözlerimin semasından, ben içimdeki hasreti yok ederim sürgünüm ne de olsa vuslatın sana benzeyen gözlerine. Şimdi ellerimde kırk ikindi yağmurları, bakışımda küle döner sevdanın ateşi. Asi bir vazgeçiştir. Kaçmak ve sensizlik. İşte budur çaresizlik.
Bahardır avuçlarımda kanayan türkü. Yağmur bulutları dolaşır gözlerimde. Hasretin darağacında çığlık çığlığa kalırım. Utanır düşer saçlarıma kırağı. Ben dondurmadım zamanı bir odanın kadın eli değmemiş penceresinde. Susmak gecenin poyraz karanlığında bir kalemin bile yapamayacağı kadar zor bir iştir.
Tükenir mevsimler ay ışığı yakamozlarda. Ben mirasyedi hüzünlerin ikindi serinliğinde bir şehri yakıp dumanlarını içime çekiyorum. Seni delice özlerken bırakmak zor geliyor. Anla beni bu şehri sensiz yaşamak kaldırımlarında inan anamdan emdiğim süt gibi burnumdan geliyor.
Acının dili tutulmayan sancılarında isyanı tetikleyen mısralar. Ben değilim güneşin saçlarına bıraktığı ışık. Ben değilim yeşilin tutkulu rengi gözlerinde. Zaman iğreti sancılarda esir. Anılar bir resmin arka yüzünde sadece tarihi anlatır.
Aşktır bir kibrit alevinde tutuşan karanlık. Bana sevdayı anlatma ben o romanın yıllardır derbeder rolünde oynuyorum. Sanma zevklidir sarhoş ayazlarda berduş yürümek. Bana sorarsan çilenin damıtılmamış hüzünlerinde, yürek gemisini fırtınalı denizlerde yüzdürme. An kadar yakın asır kadar uzun, aşkın diğer adı hüzün. Vuslatı kader adlı bir hırsız tarafından çalınmış bir şarkının nakaratlarında teli kırılmış bir keman kadar yalnızım. Bir kent uyur düşler uyanırken geceye, sen gidersin yine yalnızlık kalır bir aşktan geriye. Beni merak etme ben aşkın buz tutan ayazlarında üşüdükçe ısınırım. Seni bıraktığın sensizliğin en ücra kıtasında bekleyerek yaşarım.
Akşamın rengidir yorgun eflatun Düşler bir gecenin sesine meftun Şimdi harabedir sensiz bu şehir Soluğum intihar soluğum zehir
Düşünme giderken beni al gülüm Sevmek kimi zaman dirilirken ölüm Zamansız gecenin adı ayrılık Git yüreğim benim olsun karanlık
Sen güneşsiz kalma yeter ki gül yar Benim ellerimde tutuşur rüzgâr Sancılı öyküdür yaşadığım yaz Dudağımda ateş yokluğun biraz
"
|
|
|
27 Şubat 2009 Cuma
22:06:09
|
|
|
hiç bir yaşanmışlık ama hiçbir yaşanmışlık unutulmuyor
iyisi ile yada kötüsü ile kesinlikle unutulmuyor
erteleniyor sadece yada arka sıralara itiliyor
yeri ve zamanı geldiğinde hop diye ön sıraya geçmek için en uygun zamanlarını bekliyorlar sadece unnuttum dediklerimiz
bazan
işte bazan boşta kaldığımızda
boşluklara düştüğümüzde
işte o en kötü zamanlarda her biri kafesinin kapısı açık bırakılmıy kuşlar gibi tüm arka sıradakiler öne çıkıyor birer birer, iyi yada iyi olmayan taraflarıyla, yinede bir bakıyoruz ki, bu unutulmuşluklarımız artık genellikle yüreğimizi sızlatmıyor yada hızlı hızlı çarptırmıyor, sanki bir sis perdesinin ardından seyreder gibi bakıyoruz onlara, hafif çarpık bir gülümsemeyle..
hiç bir şey unutulmuyor...
|
|
|
Sweety love (sweetylove)
1
|
|
1 Mart 2009 Pazar
13:58:58
|
|
|
Gittin sen bana gitmek için gelmiştin. Ardından akıttığım gözyaşlarımı görmeden,dinlemeden,umursamadan gittin Her şey bitti diyip arkana bakmadan gittin .. Nasıl katlansam nasıl inansam bilmem bu ayrılık denen işkenceye. Öksüz kaldım buralarda sensiz, sevginsiz, gözlerinsiz.. Bari gözlerini almasaydın benden.. bari onlar kalsaydı Sen bilmiyordun ama o kadar güzellerdi ki gözlerin .. Her gün çoğalır mı insanın sevgisi çoğalıyordu işte. Ama sen yine bilmiyordun belkide bilmek istemiyordun .. Ben seni seviyordum sende beni.. Belkide öyle sanmıştık Belkide hep kendimizi kandırmıştık.. Şimdi ne kaldı elimizde? Sadece geçen yıllar … Olmasaydı sonumuz böyle..elveda demek o kadar kolay mıydı ama dedin işte çok basitti senin için bir merhaba der gibi sanki.. Olmuyor yapamıyoruz bunları sana söylemek istemezdim ama üzgünüm umarım birgün beni anlarsın ..gibi lafları söylemeseydin bari İçimde olan temiz ve saf sevgimi kirletmeseydin bari! Bu kadar basitti işte senin için, geçirilen o yıllardan sonra bu sevgi bu aşkın bitişi basitti .. Hanii hiç bitmezdi! hani ölümü bekleyecektik elele ! Sevimli yaşlılar gibi manzara karşısına geçip ellerimizi birleştirecektik .. Yapmasaydın yapmasaydın kirletmeseydin, öldürmeseydin bu sevdayı Sevdayı cehenneme döndüren sen .. Acımasızca cekip giden sen Üzgünüm artık sen bende yoksun Çünkü artık ben seni sensiz yasayacağım Sensiz başlayacağım güne Sensiz çekeceğim ölesiye sigaramı Sensiz kaldırıma basacak ayaklarım Kokunu bile sen olmadan duyacağım . Al şu sevimsiz sevgini üzerimden Git Sadece git ..
|
|
|
1 Mart 2009 Pazar
16:23:20
|
|
|
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
17 Mart 2009 Salı
22:46:55
|
|
|
Unutanlara unutuşlarını bile unutturur. Unutulmak ne acı şeydir ki, unutulanın unutuluşuna ağlayışını kimse hatırlamaz
"Nisyan"dan, yani unutuştan çıkarıldık her birimiz. Yüzümüz gün yüzüne değeli, tenimiz güneşe erişeli beri unutulmaktan alındık, unutmaktan sakındık. Hatırı sayılır olduk. İsmimizin orada burada anılması bizi memnun etti. Ne var ki, unutmak yaşamak kadar elimizin altında ve unutulmak ölüm kadar yanıbaşımızda. Ölüm bizi geldiğimiz yere, "nisyan"a götürüyor tekrar. Ölüm unutuşlara gömüyor yüzümüzü; tenimizi tanıdıklarımıza yabancılaştırıyor. Yaşarken ölümü anmıyoruz o yüzden. Yaşarken ölümle aramıza sahte mesafeler döşüyoruz. Unutulmak korkusu bu... Galiba, en çok, unutulacağımızı unutuyoruz.
Hatırla ki, toprak ayağının altından kayıyor. Ellerin son bir defa dokunuyor güle ve güne. Gözlerinin karası son kareyi alıyor ışıktan; ve karanlığa hazırlanıyorsun. Gözkapaklarının kapanışı seni bir dağın arkasına götürecek. Unutmaya ve unutulmaya hazırlanıyorsun. Varlığın incecik dudaklarda bir çift kuru söze inecek; o dudaklardan insan sıcağını tadamayacaksın. Hatıran bir taştan ve hüzün renkli topraktan ibaret olacak. Kahkahalar seni yalnız bırakacak, mutluluklar seni hesaba katmadan ikmâl edilecek. Sana arkalarını dönecekler, dönüp yüzüne bakmayacaklar. Senin kokun uzakların kokusu olacak. Tenin toprağın soğuğunu tadacak. "Gelecek ölüm; gözleri gözlerin olacak."
Hatırla ki, sen sözleri genç kalbleri taze aşklara taşıyan ölü bir şairsin ya da masum ve sonsuz bakışlı gözlerin kapı aralarında beklediği bir babasın. Elinin sıcağı özlenen sevgilisin. Hatırla ki, seni sımsıcak sarıp kucaklamak isteyenler bir tabutun katı, soğuk dokunuşuna çarpıyorlar. Hatırla ki, bir mezar taşında iki rakam arasına çizilmiş eğreti bir çizgiye indirgenmişsin!
Oysa, sen ve son, ne kadar da uzak görünüyordunuz birbirinize. Unutuş ne kadar çok unutuluyor.
Ey beni herkes unuttuğunda anan Rabbim! Yüzümü, elimi, gözümü, bakışımı, dokunuşumu veren Rabbim! Beni Seni unutanlar arasından çıkar al! Beni bensiz bıraksan da, Sensiz bırakma! N`olur Rabbim! Şu biricik ânımı ebedin rüzgârlarına kat ve beni Sana daim yakın eyle! Yalnız Seninle kalmakla kalabalıklaştır beni! Bir secdede biriktir varlığımı! Beni Sana açılan ellerimde çoğalt! Beni Sana karşı fakir olmakla zenginleştir! Kendimi Sende unutayım ve öylece kapansın gözlerim ve öylece çözülsün ellerim. Dilim öylece sussun ve tenim öylece çamura katışsın ve bu mürekkep lekeleri kısacık vuslatımın hatırası olsun. Unutulmasın sözlerim; unutkanlar unutulacaklarını hatırlasınlar diye.
Senai Demirci
|
|
|
26 Ağustos 2009 Çarşamba
02:40:34
|
|
|
|
Ben bilmem seni unutmayı ben bilmem.Yaşananlar ve duyguların ne olursa olsun,Ateşten bir yolsa senin yolun,Koşarak geçeceğim, Sana sevgimi vermek için geleceğim...
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|