|
| Gönderen | Mesaj |
|
29 Haziran 2008 Pazar
16:48:42
|
|
|
TEŞEKKÜR EDERİM
Ben 'aşk var' diye bağırdığımda herkes burun kıvırırken, hayatıma
apansız girdiğin ve 'aşk yok' diyenleri şaşırttığın için,
Bana, yüzlerce gün sadece bir insanı düşünerek yaşayan bir beynin
çatlamayacağını da hayretle öğrettiğin için,
'En geveze kuş umut kuşumuzdur içimizde hiç susmaz' sözünün bir
zindanda da zikir gibi ezberlenebileceğini gösterdiğin için,
Hangi aynaya bakarsam bakayım, yüzümün yarısını 'sen' gibi görmeyi
başardığın için,
'Hiç'lerden oluşan her şeyimin sen olduğunu anlayıp, yıkılmadan yoluma
devam edebilme gücünü verdiğin için,
Bir koyda yüzen bir kadınla bir erkeğin, güneşi de denize alıp
yüzdürebileceklerini gösterdiğin için,
İçi saman dolu bir korkuluğun gölgesine saygıyla eğilip, benim
gülümsememi yanağıma çivileyip acıtmasına izin verdiğin için,
En yakışıklı,en akıllı, en değerli insanın 'aşık olunan' olduğunu
anlayamadığın için,
Huzur şelalesinde ömrümüzün son deminde kuşlar gibi çırpınarak
yıkanabilecekken, kurumuş bir çeşmenin musluğunun başında suyun
akmasını beklemeye beni ikna ettiğin için,
Dünya yıkılsa duymayacağım kadar güvenli sol kolunun altındaki sıcak
tene başımı sıkıştırıp, kalbinin atışlarının ninnisiyle uyuduğum
0,2mkarelik bir yeri bana ayırdığın için,
Tüm şarkıların söz yazarlarıyla işbirliği yaptığımı sanıp, yürek
cennetindeki tüm elmaların yarısını zehire batırmayı başardığın için,
Bir sevginin ne kadar AŞK olduğunu ispat edebilmem için ebedi ayrılığı
seçmeme yardımcı olduğun için,
Acının da güzel olduğunu, her sevdiğimin beni sevmesinin şart
olmadığını, affetmekle ve ayrılmakla küçük düşülmediğini anlamama
yardım ettiğin için,
TEŞEKKÜR EDERİM..!
En önemlisi, tüm yaşadıklarımla ruhuma büyümeyi öğrettiğin için yine
teşekkür ederim sevgili...
|
|
|
29 Haziran 2008 Pazar
16:50:48
|
|
|
MUTLU EDEBİLSEM SENİ...!
Mutlu edebilsem seni. Neye gülümsüyorsan ona mı benzesem? İzini mi sürsem başını koyduğun yastığın? Dizlerimde o denli huzur bulasın diye! Seni canımda bilesin, huzurla uyuyasın diye. Bilmem ki yarim!
Kollarıma alsam hırkanı, sarsam. Yine sarsam ki kokun sinsin içime! Her solukta seni bulsam. Bakma o an gözlerime, Takip etme nefesimi. Beni fark etme!
Yıldızın olsam odanda gece boyu. O yıldız kadar yakın olsam sana. Söylesene; her sefer gözün alır mı onu bir defa? Bir kez illa bakar mısın yummadan gözlerini. Doyamam bilirim kalsam başında! İzlesem uyku halini.
Çizdiğin resmin sebebi ben olsam, sevdiğin sözün sahibi ben! Soluduğun şehrin yağmuru olsam. Rüzgar tenine değse, aklında ki ben! Başucunda kitabın olsam, sonu başına varan! Her gece yatmadan eline alsan. Gözlerin geçse satırlarımdan! Okusan! İçimi okusan!...
|
|
|
29 Haziran 2008 Pazar
19:53:26
|
|
|
GÖZ , DİL VEGÖNÜL....................
Bir Bardak Çay Gibi Ömür… Kiminin Ki Bir Dikişte Biter Kimininki İse Yudum Yudum… Dibinde Kalan Çöpler İse Hayattan Kalan Kalıntılar…
Üç Şeye Dikkat Etmek Gerekir Yaşamda… Göz, Dil Ve Gönül… Göz Ve Dile Hâkim Olmak Zor Ama Gönül`e Hâkimiyet Daha Güç… Gönlü Sakınmak Lazım; Kin Nefret Ve Kıskançlık Yatağı Olmaktan… Tereddütte Kalmamak, Ne İstediğini Bilmek Veyahut Neyi İsteyeceğimizi Bilmek… Küstahlığa Düşmek Korkusu Da Var Tabi İnsanın İçinde Davaya, Hayata Ve İlme Karşı… Övünmek Korkusu Da Var Tabi İnsanın Küfre, Cisme Ve An`a Karşı… Sanki Canavarın Esiri Gibi Bir Sağa Bir Sola Çarpıyor, İstikrarsız Ekonomi Gibi Bir İleri Bir Geri Gidiyorsun… Enflasyonun Canavarı Olmuşuz Haberimiz Yok…
Karanlıkta Kaybolan Gölge Misali Silinmiş Hayattan, Ayrılmak Zor Ama Sonu Bilmek Daha Zor… Hazan Mevsiminde Dökülen Yapraklar Gibi, Tek Atımlık Kurşunu Kalmış Kovboy Gibi, Ölümün Soğukluğunu Hisseden Gladyatör Gibi, Hızlı Adımlarla Çıkan Ve Yine Hızlı Adımlarla Düşen Başarısızlıktan Korkan, Başarınca Başarısızlığı Unutan, Başarısız Bir Başarılı Gibi…
Ben Mutluluk Sınırlarını Aşıyorum… Asım`ın Nesliyiz Acıların İçinde… Acılarımı Anıyorum Devamlı Günbegün… Dost Görünen Düşmanlar, Düşman Olan Dostlar İle… Aklımın Duru Olması Zihnimi Karmakarışık Yapıyor, Her Bölgesi Neden Ve Niçinler İle Dolu… Toprakta Çürüyen Beden Ve Saç, Yoldaş Olan Kefenle Nefis, Peşime Düşen Sessiz Gölgeler… Karanlık Sokaklarda Sessiz Ve Çaresiz Şikâyetname Hazırlamaktalar Hakkımda… Öldü Dersiniz… Ölümü Hak Edecek Yeterlilikte De Değilim Ama Medet Bekleyecek Tek Bir Kabı, Felaha Çıkacak Bir Yol Vardır Belki…
Rengârenk Hayatın Renksiz Yaşamı... Sonsuz Zamanın Ruhsuz Ecdadı... Yaşanmış An`ın Yaşanmamış Saati... Susuz Bahçenin Solmuş Gülü… Hayatın Acımasızlığı İle Ruhum Tevafuklar İle Ayakta… Gül Yüzlülerin Hayranlığı Var Sana… Bunu Düşün Sükût Et… Et Ki En Azından Adam Bilinesin Sükûtsuzlar Arasında…
Arkadaşlık, Dostluk Önemlidir... Değerini Bilmek Gerekir... Sırrını Paylaşabileceğin, Derdini Anlatabileceğin, Üzüntünü Dile Getirebileceğin, Sevincini Haykırabileceğin Bir Kişinin Çevrende Olması İnsana Hem Güven Hem De Mutluluk Verir... Sende Taşın Altına Elini Koyacaksın Ama Her Şeyi Başkasından Beklememelisin… Kılıç Üzerinde Yürüyeceksin Ama Kılıç Hayatı Ve Seni Kesmeyecek… Yok, Öyle Yağma… Kalbini Açık Tutacaksın Hayata… Kalbin Kör Olursa Gözler Görür Mü Ki Hiç… Gözü Kör, Kalbi Kör, Yaramaz Bir Beden…
Palyaçolara Özendim… Yüzüm Sırıtırken İçime Kan Akıtıyorum… Metafizik Âlemde Takılıyor, Patlamaya Hazır Bombaya Dönüşüyorum… Saniyeler Var Patlamaya… İyiler Arasında Kötülük Yüklü Bir Bombayım… Bütün Kötülükleri Yok Etmek Adına… İyiliğin Değerini Anlamak İçin Bu Yapılanlar… Kötülük Olmasaydı İyiliğin Hiçbir Özelliği Kalmazdı... Onun Değerini Ortaya Çıkarır Kötülük…
Bir Bardak Çay Gibi Ömür… Kiminin Ki Bir Dikişte Biter Kimininki İse Yudum Yudum… Dibinde Kalan Çöpler İse Hayattan Kalan Kalıntılar… (paylaşım için ark.K.tşkrlrle..)
|
|
|
1 Temmuz 2008 Salı
16:44:26
|
|
|
ı ıı, teşekür meşekür yok..
Ertelenmiş bir sevgi borçlusun bana hayat! ! Bir yudum sevgi... Ertelenmiş bir sevgi borçlusun bana hayat, sımsıcak kavuşmalar borçlusun! ! ! Hiç bir zaman karsı çıkmadım sana... Yürekleri sararmış insanların içinde yasadığım acılar var, ve onlar kadar varoldum. Yaşayamadığım acıları da yaşatacaksın biliyorum zamanı geldiğinde, ama yinede yalnızlığımla yaşıyorum seni... İşte senin farkında olmadan yarattığın eserim ben... Karşındayım... Desem ki, terk edip gidiyorum sendeki yasanmışlıkları, umursamazsın biliyorum... Zaten hep itilmiş duyguların gölgesinde yaşanıyor aşk acısı... İnsan önce beyninde seviyor, önce beyninde haykırıyor sevgi sözcüklerini... Sonra; sonrası yok... Hep içinde tutuyor bir ömür boyu...
Ey hayat! ! ! Anlasana ertelenmiş bir sevgi borçlusun bana... Denizi mavi olarak görmüştüm ilk kez, bulutları ise beyaz olarak hatırlıyorum hala... Öptüğüm ilk kişi kayıtlardan silindi, utanarak dokunduğum ilk el ise hala kayıp... Susma cevap ver yıllanmış sorularıma: sen miydin acımasız olan, sevdigim miydı? .. Hanginizdi en güzel yıllarımı çalan? ..
Sorgulayamadığım sadece çocukluğum kaldı, bir de masumca seven yüreğim ve gecenin karanlığı kaldı ellerim arasında... Bana inat tüm yaşattıkların; hep şahitsiz, hep soğuk, hep buruk gülüsmelerde kaldı. Tüm geçmisime inat, tüm bu satırlara inat, sakın unuttum sanma.
Ertelenmiş bir sevgi borçlusun bana hayat! !
Bir yudum sevgi...

|
|
|
1 Temmuz 2008 Salı
18:52:44
|
|
|
Suskunluğun misafiri olmaktan haz alıyor yüreğim! Musalla taşındaki cesedin suskunluğu kadar suskunum Konuşmalara küstüm! Gemilerim artık kendime yol alıyor. Her zaman her yerde her istenileni anlatamıyorum. Kime, neyi, nasıl ispatlayacaksın! o halde suskunluğun elini tutuyorum. Merhem tutmaz öyle yaralarım var ki! Konuşamıyorum… İçime atıp susuyorum. Kurşun geçmez şartlanmış beyinlere söz geçiremiyorum. Sayfalarca susuyorum. Kelimelerimin dinlenmeye en çok muhtaç olduğu anlarda, Beni anlayacak bana derman olacak birini aradığımda, O çok (boş) konuşanlar kaçıyor. Sokağımın gece yarısı suskunluğa terk edildiği gibi, Bende yüreğimi suskunluğun kucağına bırakıyorum Konuştuğum zaman mahkûm, Sustuğum zaman zanlı muamelesi görüyorum. Ne yapacaksın, kime gideceksin… Anlamsız konuşmalardan kendime sığınıyorum Zor olanı tercih ettim sustum… Boğazıma dizilmiş sözcükleri söylemeden, haykıramadan, içime atarak… Bir bilseler susan birinin gözlerinde çuvallar dolusu kelime olduğunu, Ve yine bir bilseler söz tükenmişse en güzel cevabın susmak olduğunu… Tarif edemediğim acıları, Hayal kırıklıklarımı susuşlarımla örtüyorum. Yüreğimin en ücra köşelerine inen zehirli oklardan Canım çok yandı! Konuşursam; Kırmaktan, kırılmaktan Gözyaşlarımı tutamamaktan Kelimeleri yan yana getirememekten Yaralı kelimeler sunmaktan korkuyorum. Geri alınmayacak kelimeler adına; ağzımın sürgüsünü çektim! Şuan boğazımda düğümlenen kelimeleri çarmıha germekle meşgulüm Sustum… Ben sustukça suskunluğumun üstüne düşman gibi sözcükler yağsa da İncitseler de beni, artık vakit susma vaktidir Korkup kaçtı, Suçunu kabul etti, Haksız olduğunu kabullendi diyecekler… Desinler… Dudağım mühürlü! Duygularım susuşlarımda saklı kalacak. Yıllardır biriktirdiğim hiç kullanılmamış kelimelerimi Devren satılığa çıkarıyorum. İlan verdim! Alan olmazsa kalbimin morgunda biriktireceğim Sahi, her susan haksız mıdır? Belki de her Suskunluğun arka planında ciltler dolusu anlamlar vardır. Kim bilir! Ve bir gün Söylenmemiş cümlelerimi zulama koyup gideceğim bu şehirden Varsın kaçtı desinler… Susacağım! Derin denizleri her rüzgâr dalgalandıramaz…
|
|
|
1 Temmuz 2008 Salı
19:20:11
|
|
|
Belki de haklısın kaa Vazgeçsem mi acaba teşekkür etmekten ama acı da olsa bana öğrettikleri için teşekkür etmeliyim
Ateşlere Atma Beni
Sevgim cam donatı bilezik, Ellerinde okşarken kırma, beni…
Sesini uçurum kıyılarında , Tane , tane toplamıştım Acılara tutma beni…
Sümer toprakları kadar uçsuz bucaksız, Kibele kadar doğurgan, Maykoski kadar dingin, Nazım kadar evrensel olabilirsin. Çıkmaz yokuşlara koşma beni…
Marifet yaşamak diyor Bedri Rahmi ustam, Ben diyorum ; Kertenkele inadı ve aşkıyla sarılarak sarmaşığa, İdamlık bir düşün mahkumunun, Her geçen güne inat, Elinde kalın kalın felsefe kitaplarıyla, Ölümle alay eden bakışıyla yaşamak…
Dinamitlenmiş taş ocağı yüreğim… Yırtılmış dünya atlası, Afrika ve Asya’sı parçalanan … Kainatı yutsam yetinmem, Ateşlerin ortasına atma beni…
|
|
|
6 Temmuz 2008 Pazar
11:01:02
|
|
|
Sen Yanımda Kal
O gidebilir onlar gidebilir Sen yanımda kal ! Sevdan bitebilir tutkun bitebilir Sen yanımda kal ! Herkes beni hor görüyor Herkes beni çok üzüyor Sevdiklerim terk ediyor Gitme ne olur gitme ! Sen yanımda kal !
Mutsuz olan herkes Şüphe yok ki gidecektir bir gün Sen yanımda kalırsan Hicranla ,kahırla tanışmam ben Ne var ki … Bırakıp gidersen Hayatı kendime zehredeceğim Azıcık da olsa seviyorsan Gitme ne olur gitme ! Sen yanımda kal !
O gidebilir onlar gidebilir Sen yanımda kal ! Sevdan bitebilir, tutkun bitebilir Sen yanımda kal ! Herkes beni sorguluyor Herkes beni yargılıyor Sevdiklerim terk ediyor Gitme ne olur gitme! Sen yanımda kal !
|
|
|
7 Temmuz 2008 Pazartesi
16:04:04
|
|
|
Pusudaki
gece bir anda yıldız bahçe bir anda çiçek uzaktan denizin kokusu karanlıkta kımıldayan böcek
içimi bir anda aydınlatır mimozalar bir anda yaşamak yeniden güzel yepyeni bir aşk pusuda hazır
Attila İlhan
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|