|
| Gönderen | Mesaj |
|
30 Nisan 2008 Çarşamba
15:25:41
|
|
|
Bu gün;
hayal etmiş olmaktan mutluyum
umut etmiş olmaktan mutluyum
risk almış olmaktan mutluyum
vazgeçmemiş olmaktan mutluyum
sabır ve sebat etmiş olmaktan mutluyum
önyargısız olmaktan mutluyum
gayret etmiş olmaktan mutluyum
emek vermiş olmaktan mutluyum
görev bilincinin farkındalığından mutluyum
hareket halinde olmayı seçmekten mutluyum
takım ruhuna inanmaktan mutluyum
başarı duygusunu yaşamaktan mutluyum
bu gün mutlu bir gün
çok yorgunum ve mutluyum..
hamd olsun, çok şükür rabbime...
yasmin.

Ufacık gemiler yaparız biz hayallerimizi, düşlerimizi, Dertlerimizi taşısın diye. Kâğıttan gemiler yaparız ve usulca bırakırız içine yüreğimizi. Kâğıt gemilere teslim ederiz biz yaşamlarımızı. Kaleler yaparız, yürek kovamızdaki kumları umutlarımızla ıslatarak. Bazen kocaman, bazen küçücük kaleler yaparız, Yani başında duran uçsuz bucaksız denize, Amansız dalgalara meydan okurcasına. Bazılarımız saklar kâğıttan gemilerini, suya sokmaz. Batar diye içine bir şey koyamaz korkar. Diğerleri kumdan kale yapanlara güler "ne diye ugrasiyorsun"nasil olsa bir dalgada yıkılacak, Belki de bir ayak darbesiyle. Kimileri cesaret eder sonunda bir kâğıttan gemi yapmaya Bir kale inşa etmeye. Ama onlara bütün hayatını, hayallerini, rüyalarını yüklediğini sanır. Ve su değip de dağılınca veya acımasız bir ayak basınca kalesine, Bir daha affedemez, ne ayağı, ne suyu, ne kendisini...
Bunu nasıl yapabildim, o kadar hayali, rüyayı, umudu, Öpücüğü bu gemiye ben nasıl koyabildim; Alçak, nasıl bastın o özene bezene yaptığım kaleme der. Bir daha ne gemi yapar, ne kale. Batan hayallerinin acısı ve kendine karsı öfkesi arasında bir yerlerde kaybettiği yaşamını arayıp durur. Ararken bir başkasının kalesini yapmakta olduğunu görünce bazen kendini tutamaz, içeride saklı tuttuğu öfkesi ile basıverir üstüne, yıkar o kaleyi de. Ama öfke susmaz, yarası daha bir kotu acır. Bazılarımız ise bu sırada devamlı gemi yaparız. Kovalarımızı doldururuz kumlarla. Pamuk ipliğine bağlı yaşamımızda ne kadar çok gemi yapabileceğimizi merak ederiz biz. Ve her yaptığımız yeni gemiye daha fazla öpücük, Daha fazla hayal, umut, neşe, yaşam doldurmaya çalışırız. Bunu yapınca daha fazla korkunun da bizi beklediğini bilerek. Öğrenmişizdir bir kere, gemiler batabilir ama Umutlar bitmez bizde! Hayallerimizin geldiği yerden daha çoook hayal çıkar, Kimse bizi yaşamamaya ikna edemez, henüz nefes alırken. Kumdan kalelerimizi daha yüksek ve görkemli yaparız bir dahaki sefere, kâğıttan gemilerimize daha da çok öpücük koyarız. Daha bir çoook gemi yaparız, çok şükür...

|
|
|
|
|
5 Mayıs 2008 Pazartesi
14:55:46
|
|
|
gittin sen bana gitmek için gelmiştin geride yavaş yavaş eriyen bir kurşun bıraktın bıraktığın şekilden çok daha başkasına bürünen ve bir daha asla eskisi gbi olamayacak bir kurşun gerçekten birdaha hiçbirşey eskisi gibi olmadı
kısa bir hüzünden sonra geldim geri döndüm sana seviştin mi, değiştin mi beni,yeni bir umutla
kimbilir kimler aklını çeldi gördüğüne sevinmedin mi beni kimbilir kimler aklını çeldi görüdüğüne sevinmedin sen beni üç günlük ayrılıkta neler neden değişti
unutulmuş muydum alışıyor muydun yavaş yavaş yokluğuma beklenmiyor muydum kalbini mi yordum bunca iş güç arasında
bir gün beni nasıl paslı bir makasla nasıl derinden budayıp gittiğini farkettim yeni bir filiz veremeyecek kadar derindi kesip attıkların sensizlikle oluşmuş hastalığıma senin bile çare olamayacağını benim için artık çok gecikildiğini anladım ...
söyle bari son söz olsun kızmam bundan sonra sana dostuz artık geçmiş olsun anlat saklama ne varsa...
kimbilir kimler aklını çeldi gördüğüne sevinmedin mi beni kimbilir kimler aklını çeldi görüdüğüne sevinmedin sen beni üç günlük ayrılıkta neler neden değişti
unutulmuş muydum alışıyor muydun yavaş yavaş yokluğuma beklenmiyor muydum kalbini mi yordum bunca iş güç arasında
eda-metin özülkü
|
|
|
5 Mayıs 2008 Pazartesi
14:56:07
|
|
|
Öyle deli gibi esme başım dönüyor Hasretini verme baharın yerine Öyle arada bir bakma içim gidiyor Gözyaşımı derme gülümün yerine Ölüm olda düş peşime ecel olda al başımı Eriyor içim yanıyor giderek Yinede dayanamam sana ben Ölüm olda düş peşime ecel olda al başımı eriyor içim yanıyor giderek yinede dayanamam sana ben kim bilir kaç yıl daha böyle canım yanacak seninle olmak var ya yeniden doğmak var ya kim bilir kaç yıl daha sürgün çeker bu gönül seninle olmak varya yeniden doğmak var ya
Öyle deli gibi esme başım dönüyor hasretini verme baharın yerine öyle arada bir bakma içim gidiyor gözyaşını derme gülümün yerine ölüm olda düş peşime ecel olda al başımı eriyor içim yanıyor giderek yinede dayanamam sana ben ölüm olda düş peşime ecel olda al başımı eriyor içim yanıyor giderek yinede dayanamam sana ben kim bilir kaç yıl daha böyle canım yanacak seninle olmak var ya yeniden doğmak var ya kim bilir kaç yıl daha sürgün çeker bu gönül seninle olmak varya yeniden doğmak var ya
|
|
|
5 Mayıs 2008 Pazartesi
15:01:56
|
|
|
Dalga ile kıyının aşkını bilirmisin Öncesizden başlayıp sonsuza giden Dalga hep aşka kavuşma özlemiyle atılır kıyıya Dalga seven kıyı sevilendir Dokunur parmaklarının ucuyla sevdiğine dalga Ve döner hep geriye Bilir kavuşamayacağını ama hep koşar kıyıya Her bir dokunuşunda aşkına verir bedenini hesapsızca İste bende seni böyle severim yar
Ya bilirmisin dağ başında açan uçurum çiçeklerini Bilirler görünmeyeceklerini... Sevilmeyeceklerini... Koklanmayacaklarını... Kucaklanmayacaklarını... Ama inatla açarlar Aşkla… Sevgiyle... Özlemle... Hep beklerler gelmeyecek sevgilinin onu kucaklamasını İste bende seni böyle beklerim yar
Ya bilirmisin günebakanın güneşe olan aşkını Hiç kucaklayamayacağı bir sevgilinin peşindedir Bir bakışına verir ömrünü Bir bakışının özlemindedir sevgiliden gelecek olan Ve güneşin her batışında boynu bükük kalır Sarıya boyanır yüzü sevgiliden aldığı ilhamla Bilse de kavuşamayacağını Her doğan günü umutla bekler sevgiliye kavuşmak için Bende seni böyle beklerim yar
Ya ipek böceğini bilirmisin Onun kozasının içinde ördüğü o ipliğe olan aşkını Bilir o ördüğü ipliğin kendisinin ölümü olacağını Ama aşkına feda eder kendini Öyle verir kendini yarenine korkusuzca İşte bende kendimi böyle veririm sana yar
Ya ağaç ile meyvesinin aşkını bilirmisin Meyvesini vermelidir ağaç yeniden doğmak için Öyle zorludur ki ayrılmaları… Verir meyvesini ağaç Meyve tohum olur… Tohum kök olur… Ve yeniden doğar ağaç kendi meyvesinden İşte bende böyle yar Yok olmayı göze aldım, tekrar sende doğmak için…
SEVGİLERİMLE........
|
|
|
6 Mayıs 2008 Salı
02:18:13
|
|
|
Bir elin nesi iki elin sesi..
alkış..
bu gün alkış günüydü,
tınısını hiç bu kadar güzel hissetmemiştim,
bu gün alkış günüydü..
|
|
|
6 Mayıs 2008 Salı
02:37:31
|
|
|
Öyle yıkma kendini, Öyle mahzun, öyle garip... Nerede olursan ol, İçerde, dışarda, derste, sırada, Yürü üstüne üstüne, Tükür yüzüne celladın, Fırsatçının, fesatcının, hayının... Dayan kitap ile Dayan iş ile. Tırnak ile, diş ile, Umut ile, sevda ile, düş ile Dayan rüsva etme beni.
Ahmet Arif
|
|
|
10 Mayıs 2008 Cumartesi
16:41:44
|
|
|
Şimdi bir deniz kenarında olmak vardı karşımda sevdiğim, elimde incebelli bardakta tavşan kanı çayım, iyot kokusunu çekmeliydim ciğerlerime, uzakta uçuşan kuşları izlemeliydim, belki salına salına bir gemi geçer, gemilerde yalnızdır limanlar haricinde, yalnız yol alırlar, denizleri yara yara giderler bilmedikleri bilinmezlerine, bir gemiye bakıp öylece kalmalıydım, denizde açtığı o beyaz ize dalıp gitmeilydim, hiç konuşmamalıydık, kenarda biraz yeşillik, belki bir karınca yuvası, belki adını bilmediğim bir canlı yaşama telaşıyla geziniyorken ona takılmalıydı gözlerim, uzaktan ama çoook uzaktan sakin bir müzik duyulmalıydı, omuzumda sevdiğimin kolu denizden gelen esintiyle onun sıcaklığını duymalıydım, gün giderken gruplarla güneşin son sıcaklığını hissetmeliydim yüzümde, sonra sonra sonra sakin bir saltanatla gelmeliydi gece denizdeki pırıltılarını alıp giderken günün ardından sessiz bir telaşlar dönerken insanlar evlerine hala huzurla oturabilmeliydim müzik değişmeliydi sessizliğin sesini duymalıydım sevdiğimin soluğunda şimdi bir deniz kenarında olmak vardı..
y.
|
|
|
11 Mayıs 2008 Pazar
00:16:13
|
|
|
"Annelik" Tür Tanımaz Annelik Anneliktir Anlatılamaz;
“anne” heykeli
Amerika’nın ünlü doğa parkı Yellowstone National Park’ta çıkan bir yangın sonrası görevliler, hasar tespit çalışmaları için ormanda geziyorlardı.
Görevlilerden biri, bir ağacın dibinde küller içinde neredeyse kömürden bir heykele dönüşmüş bir kuş gördü. Görevli, elindeki çubukla hafifçe dokundu kömürleşmiş kuşa. Dokunur dokunmaz kuşun kanatları altından üç küçük kuş yavrusunun ıvıldayarak çıktığını gördü. Anne kuş, gelen tehlikeyi fark ederek, yavrularını bir ağacın arkasına getirmiş, kendisinin yanacağını bile bile onları kanatlarının altında saklamıştı.
Yangın, yayılmadan çok rahatlıkla uçup oradan uzaklaşması mümkünken yavrularının yanında kalmayı tercih etmişti. Alevler, bulunduğu yere varıp küçücük bedenini kavurmaya başladığında hiç kıpırdamadan kalmıştı. Bedeni, yanıp kavrulmuştu, ama geriye hiç ölmeyecek bir "anne" heykeli bırakmıştı..
|
|
|
20 Mayıs 2008 Salı
19:05:56
|
|
|
Durmadan kurulup dağılan bu yerde
Hiç bir dost arama.
Güvenilir bir sığınak, hiç! ..
Bırak acı yüreğinde konaklasın
Olmaza çare arama...
Kimse sana gülmeden sen acıya gülümse,
Yaşamana bak
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|