Ebruli Saatler > Mesaj Panosu > *** BU GÜN ***

*** BU GÜN ***


GönderenMesaj

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
30 Nisan 2008 Çarşamba 15:25:41

 

Bu gün;

hayal etmiş olmaktan mutluyum


umut etmiş olmaktan mutluyum

risk almış olmaktan mutluyum

vazgeçmemiş olmaktan mutluyum

sabır ve sebat etmiş olmaktan mutluyum

önyargısız olmaktan mutluyum

gayret etmiş olmaktan mutluyum

emek vermiş olmaktan mutluyum

görev bilincinin farkındalığından mutluyum

hareket halinde olmayı seçmekten mutluyum

takım ruhuna inanmaktan mutluyum

başarı duygusunu yaşamaktan mutluyum

bu gün mutlu bir gün

çok yorgunum ve mutluyum..

hamd olsun, çok şükür rabbime...

yasmin.


 

Ufacık gemiler yaparız biz hayallerimizi, düşlerimizi,
Dertlerimizi taşısın diye.
Kâğıttan gemiler yaparız ve usulca bırakırız içine yüreğimizi.
Kâğıt gemilere teslim ederiz biz yaşamlarımızı.
Kaleler yaparız, yürek kovamızdaki kumları umutlarımızla ıslatarak.
Bazen kocaman, bazen küçücük kaleler yaparız,
Yani başında duran uçsuz bucaksız denize,
Amansız dalgalara meydan okurcasına.
Bazılarımız saklar kâğıttan gemilerini, suya sokmaz.
Batar diye içine bir şey koyamaz korkar.
Diğerleri kumdan kale yapanlara güler
"ne diye ugrasiyorsun"nasil olsa bir dalgada yıkılacak,
Belki de bir ayak darbesiyle.
Kimileri cesaret eder sonunda bir kâğıttan gemi yapmaya
Bir kale inşa etmeye.
Ama onlara bütün hayatını, hayallerini, rüyalarını yüklediğini sanır.
Ve su değip de dağılınca veya acımasız bir ayak basınca kalesine,
Bir daha affedemez, ne ayağı, ne suyu, ne kendisini...
 


Bunu nasıl yapabildim, o kadar hayali, rüyayı, umudu,
Öpücüğü bu gemiye ben nasıl koyabildim;
Alçak, nasıl bastın o özene bezene yaptığım kaleme der.
Bir daha ne gemi yapar, ne kale.
Batan hayallerinin acısı ve kendine karsı öfkesi arasında bir yerlerde kaybettiği yaşamını arayıp durur.
Ararken bir başkasının kalesini yapmakta olduğunu görünce bazen kendini tutamaz, içeride saklı tuttuğu öfkesi ile basıverir üstüne, yıkar o kaleyi de.
Ama öfke susmaz, yarası daha bir kotu acır.
Bazılarımız ise bu sırada devamlı gemi yaparız.
Kovalarımızı doldururuz kumlarla.
Pamuk ipliğine bağlı yaşamımızda ne kadar çok gemi yapabileceğimizi merak ederiz biz.
Ve her yaptığımız yeni gemiye daha fazla öpücük,
Daha fazla hayal, umut, neşe, yaşam doldurmaya çalışırız.
Bunu yapınca daha fazla korkunun da bizi beklediğini bilerek.
Öğrenmişizdir bir kere, gemiler batabilir ama
Umutlar bitmez bizde!
Hayallerimizin geldiği yerden daha çoook hayal çıkar,
Kimse bizi yaşamamaya ikna edemez, henüz nefes alırken.
Kumdan kalelerimizi daha yüksek ve görkemli yaparız bir dahaki sefere, kâğıttan gemilerimize daha da çok öpücük koyarız.
Daha bir çoook gemi yaparız, çok şükür...



 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
30 Nisan 2008 Çarşamba 16:45:19

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
5 Mayıs 2008 Pazartesi 14:55:46

gittin sen bana gitmek için gelmiştin
geride yavaş yavaş eriyen
bir kurşun bıraktın
bıraktığın şekilden
çok daha başkasına bürünen
ve bir daha asla
eskisi gbi olamayacak bir kurşun
gerçekten
birdaha hiçbirşey eskisi gibi olmadı

kısa bir hüzünden sonra
geldim geri döndüm sana
seviştin mi, değiştin mi
beni,yeni bir umutla

kimbilir kimler aklını çeldi
gördüğüne sevinmedin mi beni
kimbilir kimler aklını çeldi
görüdüğüne sevinmedin sen beni
üç günlük ayrılıkta neler neden değişti

unutulmuş muydum
alışıyor muydun
yavaş yavaş yokluğuma
beklenmiyor muydum
kalbini mi yordum
bunca iş güç arasında

bir gün beni nasıl paslı bir makasla
nasıl derinden
budayıp gittiğini farkettim
yeni bir filiz veremeyecek kadar derindi
kesip attıkların
sensizlikle oluşmuş hastalığıma
senin bile çare olamayacağını
benim için
artık çok gecikildiğini anladım ...

söyle bari son söz olsun
kızmam bundan sonra sana
dostuz artık geçmiş olsun
anlat saklama ne varsa...

kimbilir kimler aklını çeldi
gördüğüne sevinmedin mi beni
kimbilir kimler aklını çeldi
görüdüğüne sevinmedin sen beni
üç günlük ayrılıkta neler neden değişti

unutulmuş muydum
alışıyor muydun
yavaş yavaş yokluğuma
beklenmiyor muydum
kalbini mi yordum
bunca iş güç arasında

eda-metin özülkü

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
5 Mayıs 2008 Pazartesi 14:56:07
Öyle deli gibi esme başım dönüyor
Hasretini verme baharın yerine
Öyle arada bir bakma içim gidiyor
Gözyaşımı derme gülümün yerine
Ölüm olda düş peşime ecel olda al başımı
Eriyor içim yanıyor giderek
Yinede dayanamam sana ben
Ölüm olda düş peşime ecel olda al başımı
eriyor içim yanıyor giderek
yinede dayanamam sana ben
kim bilir kaç yıl daha böyle canım yanacak
seninle olmak var ya yeniden doğmak var ya
kim bilir kaç yıl daha sürgün çeker bu gönül
seninle olmak varya yeniden doğmak var ya

Öyle deli gibi esme başım dönüyor
hasretini verme baharın yerine
öyle arada bir bakma içim gidiyor
gözyaşını derme gülümün yerine
ölüm olda düş peşime ecel olda al başımı
eriyor içim yanıyor giderek
yinede dayanamam sana ben
ölüm olda düş peşime ecel olda al başımı
eriyor içim yanıyor giderek
yinede dayanamam sana ben
kim bilir kaç yıl daha böyle canım yanacak
seninle olmak var ya yeniden doğmak var ya
kim bilir kaç yıl daha sürgün çeker bu gönül
seninle olmak varya yeniden doğmak var ya

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
5 Mayıs 2008 Pazartesi 15:01:56

Dalga ile kıyının aşkını bilirmisin
Öncesizden başlayıp sonsuza giden
Dalga hep aşka kavuşma özlemiyle atılır kıyıya
Dalga seven
kıyı sevilendir
Dokunur parmaklarının ucuyla sevdiğine dalga
Ve döner hep geriye
Bilir kavuşamayacağını ama hep koşar kıyıya
Her bir dokunuşunda aşkına verir bedenini hesapsızca
İste bende seni böyle severim yar

Ya bilirmisin dağ başında açan uçurum çiçeklerini
Bilirler görünmeyeceklerini...
Sevilmeyeceklerini...
Koklanmayacaklarını...
Kucaklanmayacaklarını...
Ama inatla açarlar Aşkla… Sevgiyle... Özlemle...
Hep beklerler gelmeyecek sevgilinin onu kucaklamasını
İste bende seni böyle beklerim yar

Ya bilirmisin günebakanın güneşe olan aşkını
Hiç kucaklayamayacağı bir sevgilinin peşindedir
Bir bakışına verir ömrünü
Bir bakışının özlemindedir sevgiliden gelecek olan
Ve güneşin her batışında boynu bükük kalır
Sarıya boyanır yüzü sevgiliden aldığı ilhamla
Bilse de kavuşamayacağını
Her doğan günü umutla bekler sevgiliye kavuşmak için
Bende seni böyle beklerim yar

Ya ipek böceğini bilirmisin
Onun kozasının içinde ördüğü o ipliğe olan aşkını
Bilir o ördüğü ipliğin kendisinin ölümü olacağını
Ama aşkına feda eder kendini
Öyle verir kendini yarenine korkusuzca
İşte bende kendimi böyle veririm sana yar

Ya ağaç ile meyvesinin aşkını bilirmisin
Meyvesini vermelidir ağaç yeniden doğmak için
Öyle zorludur ki ayrılmaları…
Verir meyvesini ağaç
Meyve tohum olur…
Tohum kök olur…
Ve yeniden doğar ağaç kendi meyvesinden
İşte bende böyle yar
Yok olmayı göze aldım, tekrar sende doğmak için…


SEVGİLERİMLE........

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
6 Mayıs 2008 Salı 02:18:13

 

Bir elin nesi iki elin sesi..

alkış..

bu gün alkış günüydü,

tınısını hiç bu kadar güzel hissetmemiştim,

bu gün alkış günüydü..

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
6 Mayıs 2008 Salı 02:37:31

 

Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatcının, hayının...
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.


 Ahmet Arif

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
10 Mayıs 2008 Cumartesi 16:41:44

 

Şimdi bir deniz kenarında olmak vardı
karşımda sevdiğim, elimde incebelli bardakta tavşan kanı çayım,
iyot kokusunu çekmeliydim ciğerlerime, uzakta uçuşan kuşları izlemeliydim,
belki salına salına bir gemi geçer, gemilerde yalnızdır limanlar haricinde,
yalnız yol alırlar, denizleri yara yara giderler bilmedikleri bilinmezlerine,
bir gemiye bakıp öylece kalmalıydım, denizde açtığı o beyaz ize dalıp gitmeilydim,
hiç konuşmamalıydık, kenarda biraz yeşillik, belki bir karınca yuvası,
belki adını bilmediğim bir canlı yaşama telaşıyla geziniyorken ona takılmalıydı
gözlerim, uzaktan ama çoook uzaktan sakin bir müzik duyulmalıydı,
omuzumda sevdiğimin kolu denizden gelen esintiyle onun sıcaklığını duymalıydım,
gün giderken gruplarla güneşin son sıcaklığını hissetmeliydim yüzümde,
sonra
sonra
sonra
sakin bir saltanatla gelmeliydi gece
denizdeki pırıltılarını alıp giderken günün ardından
sessiz bir telaşlar dönerken insanlar evlerine
hala huzurla oturabilmeliydim
müzik değişmeliydi
sessizliğin sesini duymalıydım sevdiğimin soluğunda
şimdi bir deniz kenarında olmak vardı..


y.


Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
11 Mayıs 2008 Pazar 00:16:13

 

 

"Annelik" Tür Tanımaz Annelik Anneliktir Anlatılamaz;


“anne” heykeli


Amerika’nın ünlü doğa parkı Yellowstone National
Park’ta çıkan bir yangın sonrası görevliler, hasar tespit çalışmaları için ormanda geziyorlardı.



Görevlilerden biri, bir ağacın dibinde küller içinde neredeyse kömürden bir heykele dönüşmüş bir kuş gördü.
Görevli, elindeki çubukla hafifçe dokundu kömürleşmiş kuşa.
Dokunur dokunmaz kuşun kanatları altından üç küçük kuş yavrusunun ıvıldayarak çıktığını gördü.
Anne kuş, gelen tehlikeyi fark ederek, yavrularını bir ağacın arkasına getirmiş, kendisinin yanacağını bile bile onları kanatlarının altında saklamıştı.


Yangın, yayılmadan çok rahatlıkla uçup oradan uzaklaşması mümkünken yavrularının yanında kalmayı tercih etmişti. Alevler, bulunduğu yere varıp küçücük bedenini kavurmaya başladığında hiç kıpırdamadan kalmıştı.
Bedeni, yanıp kavrulmuştu, ama geriye hiç ölmeyecek bir
"anne" heykeli bırakmıştı..




 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
20 Mayıs 2008 Salı 19:05:56
Durmadan kurulup dağılan bu yerde
Hiç bir dost arama.
Güvenilir bir sığınak, hiç! ..

Bırak acı yüreğinde konaklasın
Olmaza çare arama...
Kimse sana gülmeden sen acıya gülümse,
Yaşamana bak