|
| Gönderen | Mesaj |
|
9 Eylül 2008 Salı
09:04:47
|
|
|
|
KENDİNİ ÖZLETENLER GÖZDEN IRAK OLAN GÖNÜLDEN IRAK 0OLUR SÖZÜM SANA ABLOŞ
|
|
|
18 Eylül 2008 Perşembe
02:39:03
|
|
|
Sözün muhatabı bundan böyle kendini affettirmek için elinden gelen azami gayreti gösterecek, sööözzz, abloşunun kardeşii...
Sevgilerimi yolluyoruuummm
|
|
|
18 Eylül 2008 Perşembe
02:51:37
|
|
|

Bilsen ne umutlar biriktirmiştim göğüs kafesimde. Gözlerin deldi geçti kanadım..
Bitirdim isyan ışıklarında biriktirdiğim mutluluklarımı. Ellerim korkuyor ve birbirine sarılıyor yokluğunda Ya çocukluğum? Çocukluğumun burnu çoktan kanamaya başladı bile Delirmek güzeldi ama benimkisi çıldırmak! Bir masal yaz bana.. Gülüşüm biraz eğik, birazda masalsı olsun.. Kalbimin üzerinde ağlayan bulutlar. Yüzümde ellerinin izi
Biraz eksik anlat beni.. Yalnızlığımın içine ruhlar kat Sıkışık zamanlarda avutayım kendimi. Mutsuzluklarımı boğ dehlizlerde.. Acılarımdan şatolar inşa et.. Yenilenmeye ihtiyacım var benim Rutubet kokuyor her yanım.. Boyalarımda dökülüyor zaten Bir saçların kalsın ellerimde Birde gülüşlerin.. Yada dur! Yeni bir hayat kurmalıyım kendime. Hayallerden çocuklar yetiştirmeliyim. Her yüzde biraz sen.
|
|
|
18 Eylül 2008 Perşembe
05:20:22
|
|
|
Yine Susuk Bu Gece
Yine sustuk bu gece ikimizde.. Kapattık gönüllerimizi Sevdaya.. Penceremde güneş Dogmuyor artık.. Belki de Hak ettik sessizliği.. Sonra sonra Kendi kendimizi unutuk.. Hayallerimize Perde çektik... Zindanlardan gece çalıp Geceyide susturduk Sonunda... En sonSevmeyi Unutu gönüllerimiz... Yıldızların çalındıgı bir gecede Şimdi hafızalarda İki aşığın çaldıgı Ay ışıgı var Anlatılır yarım yamalak..
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma
12:45:55
|
|
|
gönlünde yer yoksa bana güzelim, farketmez ben ayakta da giderim..
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma
13:21:42
|
|
|
Bir gün beni bırakıp gidersen BENDE SENİNLE GELEBİLİRMİYİM??????
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma
13:49:20
|
|
|
bizim rıza bazen hamile bazen gazi taklidi yapar.illaki oturur ayakta gitmez. aynı rıza dan bahsediyoruz dimi??
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma
13:59:11
|
|
|
evet arıza olan Mona Rıza.Bak bu değilmi??

|
|
|
25 Eylül 2008 Perşembe
13:05:05
|
|
|
Gidiyorum İstanbul Gidiyorum İstanbul. Bir demet yağmur var avuçlarımın içinde, sessizliğim bahardan kalma bir intihar, bıraktım kapısı hiç çalınmayan bir evin bahçesine. Kırgınım ve huysuzum dillenmeyen sözlere…“giden gitsin, sen şarkılar söyle içinden, boş ver”, diyemeyecek kadar şarkılıyım, birazdan yolda durduracak beni polisler, şarkı kontrolünde promili aşmış olacağım.
Gidiyorum İstanbul. Bana çok geldin, belki de az. Karıştırdım sevda sözcüklerini okey taşlarıyla. Çifte dönüyordum, yenildim. Saat sabahın üçü, saat sabahın orta şekerli hali, saat sabahın yalpalayan yürüyüşü. Galiba iğnesi kırılmış bir plak kadar bozuğum. Dağıttım kadın aklımla, yeter kavuşmalar için soyunduğum. Gidiyorum İstanbul. Benden önce çok gidenlerin anısına, bir selam daha bırakarak sokaklarına. Kaldırımların ıslak tenhalığına tükürdüm ve küfürler yağdırdım dili bozuk kavuşmaların ısırgan soğukluğuna. Kaşınıyorum, hadi susturun yine, yeniden, bir kez daha. Elbet bir zaman yorulacaksınız, kelimeleri arayacak diliniz, konuşmayacağım, konuşturamayacaksınız.
Gidiyorum İstanbul. Getirdiğim boyalı ve süslü öpüşleri sunamadım aşkın dudağına. “Üzgünüm”, diyen cevaplarda kaldı başı dik sevda yürüyüşüm. Mahcup olacak biri varsa o da benim, beni bağışla Asya ve Avrupa, şiirleri boğazınızdan geçiremedim. Yutkunduğum sitemlerde terledi ânı yaşayan bekleyiş. Hadi, bir daha söyle şarkını Vedat Sakman, ama ne olur “usulca”. Sen de biliyorsun işte, “ateşim dumansız arayışlarda.”
Gidiyorum İstanbul. Gözleri pencerede beni bekler Ege, özlemiştir, bir tas sıcak çorbayla yolumu gözlemektedir. Tez elden haber geldi, seni her kim üzdüyse yürü ve arkana bakma dedi. Boynum kıldan ince, sevdadan derindir. Bağırdım ama göz yaşlarıma söz dinletemedim. Asi ve kırılgan olur yaşını alan özlemler, isteksizce öğrendim.
Gidiyorum İstanbul, aldırma, aldırma gözü pek direnişime, hayasız tükenişime ve inatçı bekleyişime. Gülhane’den aldığım mor tokalı çanta kadar gerçektir uykusuzluğum ve Eminönü’ndeki ekmek arası balık yalnızlığım. Biliyorum İlke, Yeşilköy’den denize sitemleri indirdik, geride kaldı kırık ezgiler kuşağından geçen kekeme direnişler. Şişli’de şişe geçirdim umutları ama pişmediler. Taksim’de taktım kafama bu sefil suskunluğu. Kadıköy’de bir kadı kadar asilken, Beşiktaş’da beşik kertmesi olduğumu hatırladım mutlu anılarla, ağladım, ağlandım belki de.
Gidiyorum İstanbul... Bu ne senden ilk kaçışım ne de ilk düşüşün yüreğime. Sessizce, hiç yaşanmamış gibi adımlayarak yolları... Ne bu serden son geçişim ne de son düşüşüm kaderime. Kumdan Kaleler neden yok artık, sahile insem bulabilir miyim şarkılarını dalgalar kaçırmadan inine?
Gidiyorum İstanbul. Ağır geldi kalabalığın içinden bağıran yalnızlığım. Köpek öldüren hırçınlığım, köprü altlarında barınan çığlığımda. Ne ay anladı ışığında soyduğum çıplaklığı ne de “gece ay şahit” şahadet getirdiğim gözlere. Sus İstanbul, ne olur herkes gibi sus sen de. Bak işte gidiyorum, arkamdan su dökme, bir parça mavi yeter yollara düşmeme.
Gidiyorum İstanbul. Tuzlu damlacıklarla yıkadım yüzümü ve açıldım sabaha. Bakırköy’de delirdim dalgalara ve kulaç attım anason kokusunda istiflenen sarhoşluğa. Gelmedi beklenen gülüşler, olsun, gidiyorum gelmek istemeyenlerden ben de. Aze’m, özüm, omuzlarını açık bırak, ıslatacağım gözlerimle. Kaç damla sığar, üşüyen yorgunluğun bedelsiz uzaklığında nefes alan hüzünlere?
Gidiyorum İstanbul, gidiyorum evime. Evimin neresi olduğunu bilmediğim denize. Gülümsettiğin zamanlar çıkınımda katık olsun. El sallıyorum, dağılan saçlarımın arasına karıştı rüzgarın sesi. Yağmurunda ıslandım, kafidir bu sema gösterisi.
Gidiyorum İstanbul, bir gün dönersem diye, sakla gölgemi.
’05 İstanbul / Yeşilköy-Şişli – çok uykum var, müsait bir denizde yatabilir miyim? -
Pelin Onay
|
|
|
25 Eylül 2008 Perşembe
13:06:53
|
|
|
 Elbette Güneş her akşam batıp hergün doğuyorsa Çiçekler solup solup tekrar açıyorsa
En derin yaralar kapanıyorsa En derin acılar unutuluyorsa
Neden korkulur hayatta söyleyin bana Ben neden hep aynı kalayım söyleyin bana
Elbette bazen çiçek açıp bazen solacağım Elbette daldan dala konup sonra uçacağım Elbette bazen hızla dönüp bazen duracağım Elbette bazen söyleyip bazen susacağım
İnanmadım asla inanamam Herşeyin bir sonu olduğuna
Elbette bugün ağlıyorsam yarın güleceğim Elbette önce çekip gidip sonra döneceğim Candan Erçetin
|
|
|
10 Ekim 2008 Cuma
15:47:04
|
|
|
Teşekkür ederim Demir arkadaşım seninde beğenen yüreğine sağlık..
|
|
|
10 Ekim 2008 Cuma
15:47:22
|
|
|
Aşk tadın yalan Bir mevsimlik baharın Gerisi fırtına kar boran Rüzgarının soluğuyla koşturdun ardından Geçtim ayazının soğuğundan buzundan Islanmadan geçemedim yağmurundan Oysa sendin Yanıma sokularak ısındığım masalları anlatan Damarlarım da karanfil rengi dolaşan Nabzımı hızlandıran Adın büyülü Varlığın da yokluğun da yalan ... Derin Öger
|
|
|
10 Ekim 2008 Cuma
15:49:09
|
|
|
Bir sebebi var ________________Yazı turalı aşklardan korkmamın ______________Ne zaman dışarı çıkmayı düşünsem ____________Odanın en karanlık köşesine kaçmamın Bir sebebi var __________________Gökyüzümde kül grisi bulutlar ________________Yıldızlarımı bıçaklayalı çok oldu ______________Her şafak güneş umutlarını güne serperken ____________Benim sebepsizce ağlamamın Bir sebebi var __________________Artık martılarım siyah uçmuyor ________________Denizlerim daha bir tuzlu ______________Her dalgada başka kıyılara vuruyorsam ____________Gemilerim dibe yol alıyorsa Bir sebebi var ________________Kutu gibi üstüme kapanıyorsam ______________Karanlıklar artık aydınlığımsa ____________Yazı turalı aşklardan korkuyorsam Bir sebebi var __________Geceye uzandığımda her bir hücreme ateşten kurşunlar yağıyorsa ________________Bu kötümser eylül yağmurlarında ______________Ne zaman dışarı çıkmayı düşünsem ____________Odanın en karanlık köşesine sığınasım geliyorsa Bir sebebi var _______________Her şafak güneş umutlarını güne serperken ____________Benim sebepsizce ağlamamın Bir sebebi var
|
|
|
10 Ekim 2008 Cuma
18:42:44
|
|
|
İç çekilen her yaşam biraz daha sıkıyor boyunlardaki ilmiği.. Ayak altından sandalyeler kayıyor boşluğa.. Nereden geleceğini bilmediğimiz bir zencefil kokusu Azrail. Atının yelesinde özgürlük,mavi özlem..Aynı kapının tokmağında elimiz.. Kapının arkası "sonun başlangıcı" Katran bir sıkıntı bekleyiş...
|
|
|
15 Ekim 2008 Çarşamba
14:36:30
|
|
|
hıımmm
|
|
|
16 Ekim 2008 Perşembe
01:53:33
|
|
|
merhabalaar, selamlar bizden olsun Demir,
Elvanım hoşgelmişsiiiinnn....
|
|
|
17 Ekim 2008 Cuma
00:39:14
|
|
|
Sen bu meçhulün faili olabilirsin sadece! İçli türkülerden geçerken yollar Hala diriyken tablada kül İçimde bir gül gözlerinden ölür! Gitmek dilerim turna kanı mürekkebimde donduğu vakit! Kırmak isterim hatrını harın!… İşte, Derunumda kuyular sıralarken mütercim Bir Yusuf dilerim, değilken Züleyha! Aklımın bir ucundan geçerken kalbimin müstakil bahçelerine Sen bu meçhulün faili olabilirsin sadece! -bana kal de!- .b Sen bu seslenişin kalbi olabilirsin sadece! Ellerimde bir demet okyanus vardı oysa! Münferit güller getirdim sana pusat gölgelerinden! Ölümü hatmettim kanarken gülbank! Gördüm tuzlanmış yarada kanı Ebabiller bekliyordu sırtım namluyla boğuşurken! Gücenmiş yağmurlar getirdim sana çöl diyarından! Telef olmuş yanlarım ağrıyor şimdi! Kaç kalmak bana yeter ki?! Beter kalsan da bu viranede Sen bu vedanın şahidi olabilirsin sadece! -bana kal de!- .a leylim kül kaldım .muradım yangınlarda! .onikisiekimin
|
|
|
17 Ekim 2008 Cuma
09:44:29
|
|
|
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|