|
| Gönderen | Mesaj |
|
16 Temmuz 2008 Çarşamba
19:17:25
|
|
|
Bir deniz kıyısında otur Gemiler sensiz gitsin bırak Herkes gibi yaşasana sen İşine gücüne baksana Evlenirsin çocuğun olur Sonun kötüye varacak Beni koyup koyup gitme Ne olursun...
|
|
|
18 Temmuz 2008 Cuma
11:06:16
|
|
|

Karla karışık yağar hüzün, Üstüm başım hep uzun kollu, Benden iyi bilirsin, Anlatmama lüzum var mı?
Gözlerim senden sonra, Hep parçalı bulutlu, Sen de baksan görürsün, Bakmaya yüzün var mı?
Mutlu muyduk ki?Sade nefes aldık, Bıktım artık uzatma,yaslan bana ağla...
Kal yanımda böyle sonbahar gelince, Soysuzlar içinde kalma yalnızlığım! Bak yenildik işte, Zamanı gelince kalkarız belki de? Dayan yalnızlığım..!
Uzun yola gitmeden, İki koltuk ayırttım, Seninkisi cam kenarı, Sormana lüzum var mı?
Farkı yok ki geçmişten, İlk kez görmüş değilsin, Hiç kuraya girmeden, Hep kısa çöpü çekmişsin.
Mutlu muyduk ki?Sade nefes aldık, Bıktım artık uzatma,yaslan bana ağla...
Kal yanımda böyle sonbahar gelince, Soysuzlar içinde kalma yalnızlığım! Bak yenildik işte, Zamanı gelince kalkarız belki de? Dayan yalnızlığım..!
|
|
|
21 Temmuz 2008 Pazartesi
01:47:08
|
|
|
Ağla Yüreğim
Akşam olur Bir başıma kalınca Bu yerde...
Özlemin Ateş olur..! Dokunduğun her yerde Kıvılcımlar saçar Özlem ateşin Yangınlara döner...
İçimde Yıkılmaz sandığım Dağlar erir Ormanlar bir bir yanar.
Eğil başım Sen.. Öne eğil....
Bunca yıldız varken Gece neden karanlık olur Sevdiğim.....
Kaybetmeyince İnsan Bilmezmiş Elindeki nimetin kıymetini.
Ağla yüreğim kendi haline Sen Şimdi ağla..
|
|
|
23 Temmuz 2008 Çarşamba
17:42:02
|
|
|
Mavi Hece
Gülistan ve Bostan;
Bağı kopmaz aşkımızın iki şahidi,
Ey ceylan gözlü yarim!
Dikeni olmayan gülleri getirdim kapına
Güller ki aşk kırmızısı hepsi
Dokunmazsan küsecekler,
Gül aşka su
Aşkın yüreğimde mavi hece...
Yalancı şafaklardan kaçarak düştüm yollarına
Aşkın renkli fotoğraflarını çektirdik seninle
Gelmelerime aşina bu yabancı şehirde
Tadına varamadığımız kavuşmalar
İki yaka bu kadar mı yakın olur birbirine Allah’ım!
Gülüşün gecelerime yorgan
Yüreğin kanat çırpar iki elimde
Mavi heceli türkümüzün ırasıydı dualarımız,
Birbirimizin yüreğine dayanan
Esrarlı, masum sevişmelerimiz,
Gurbetin günahıydı inadına yaptığımız!
Cemreler düştü beklemelerimize
Yollarıma gamzelerini ser
Aşkı hecelere böl
Kimse ortak olmasın bu derde,
İçimde alevlenen özlemlerine
Uykusu bölünmüş sabrıma gözlerini bırak!
Hadi ellerini ver yüreklerime
Tek hecelik sırrımıza vefakar kalbinle,
Sultanları tahtından eden aşkın sancısıydı
Seni sana çeken,
Beş parasız ağrıydı hep yitirdiklerim
Gözlerin zeytin dalı oldu umutlarıma,
Gülistan ve Bostan;
Bağı kopmaz mavi hecemizin iki şahidi,
Ey gözlerimde hasreti tüten yar!
Dikeni olmayan gülleri getirdim sana
Güller ki aşk kırmızısı hepsi
Dokunmazsan küsecekler,
Gül aşka su
Aşkın yüreğimde hep mavi hece...
Mavi Kapaklı Defter
Mavi kapaklı,
İçinde siyah el yazmalarımızın olduğu
Bir defterdi bizimkisi
Kilidi yoktu bizim defterimizin.
Ve bir gün ansızın esenrüzgârla açıldı kapağı defterin,
Yeni şeyler vardı artık yazacak...
Belki de, bu sefer,siyah olmayacaktı mürekkep..
Ama değişen tek şey o mürekkep olacaktı
Ne sevgim, ne alın yazım, ne sözlerim,
Ne ben, ne de biz...
Mavi Küpeler
Varlığın yarınlarıma son umucumdu
Yokluğun ise ölüme giden dört kollu tabutumdu
Bana küsmüş sanki mutlulukla yarınlarım
Önümde düşlerime bir mezar kazıyor anılarım
Durmuyor, ıslatıyor taşları bile gözyaşlarım
Bir sesten yoksun burada can çekişiyorum
Öksüz şiirlerimi sana emanet edip
Ölümün dudaklarından delicesine öpüyorum
Mutluluklar denizinde yine kayboldum
Daha bahar gelmeden hasretinde soldum
Bir veda edemeden sana
Kırlangıçların sekerat göçünde kendimi buldum
Ömrümde sevgiyi buldum demişken
Alın teriyle bir sana mavi küpler almışken
Sessizliğinde ölüyorum
Gidiyorum işte yokluğunda sana ağlarken
Oysa; varlığın yarınlarıma son umudumdu
Yokluğun ise ölüme giden dört kollu tabutumdu
Gümüşten kumsallara bıraktım mürekkebimi
Üşüyorken ellerim Cehennemin ateşi ısıtır ellerimi
Soldurma sakın; sana hediye aldığım güllerimi
Mevsimsiz baharlarda açmadan kurudum
Avuçlarını aç hadi sana yüreğimi sundum
Bir seni beklerken kendimi son nefesimde buldum
Armağanımdır sana yüreğimle sana aldığım mavi küpeler
Ben çürürken toprakta üzerimde açar mı güller ?
Dudaklarımı kanarken bedenimi sardı sönmez ateşler
Seni ölümüne sevmiştim
Günden güne kururken sevginle yeniden yeşermiştim
Sen bu satırları okurken
Ben çoktan Azrail' e canımı vermiştim
Oysa varlığın; yarınlarıma son umudumdu
Yokluğun ise ölüme giden dört kollu tabutumdu.
Mavi Mavi Sevdim Seni Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kalbim şimdi bir sokak çocuğu
Kelebekleri göç etti gönlümün
Issızlaştı hayat sanki
Sanki, sabahı eksik şiirlerimin.
Sanki, gecesi hep kanayan bir yara
Ve sanki, artık hep kanayacak...
Ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim
Çare yok, ağlayacak.
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kapıları kendime ben açamadım
Ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni
Düşünüyorum da sen gideli ne çok yalnızım..
Sarmaşık aşkın sarısında kaldım, sarılamadım.
Savunamadım seni kimselere
Anlatamadım seni kimselere
Kimsesiz kaldım,
En çok da sensiz...
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben..
Sana uyumak,
Sana uyanmaktı hayat.
Sıratını geçtim yaşarken korkmadan
Korkumu geçtim cesaretle, ihanetle
Berduş bir yalan masumiyeti öptüm bile bile
Tek sen gitme diye
Sonbahar oldum yaprak yaprak
Ağaç oldum köklerimi unutarak
Tesellisiz bir geceye fırlatıldım
Kalbimi dar kafese kapatarak
İçimdeki bir kanarya
Hiç susmadan ağlayacak
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak
Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına
Beyazında akladım bulutunun
Mavi mavi sevdim seni içim kan ağlayarak
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma
Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim.
Bugün sardunyalarım da açmadı
Belki de küskün renklere
Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
Sensiz soluyorum anlayacağın
Mavi mavi ölüyorum
Duyuyor musun, orada mısın,
Var mısın, yok musun?
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yanarak, yıkılarak
Aklıma her geldiğinde ağlayarak....
|
|
|
24 Temmuz 2008 Perşembe
13:50:38
|
|
|
GİBİ...
Bilmem kaç kere, Yüreğimden vurdu beni bu saatler, Gece ve gündüz vakitleri, Sensizliğimi aklıma getirdiler. Kim bilir kaç defa, Kaldırım taşı oldum ben, Yol alırken yokluğunda, Hep ben oldum ezilen, Kaç kırmızı rujlu dudakta, Aradım mutluluğun tadını, Her bakış sensizliğimdi. Gülüşler yokluğunu haykırdı. Yollar anlatsın sana, Şehir şehir gezerken peşinde, Ne acıları kucakladığımı, Sorma sakın uçan kuşlara, Onlar bilmez halimden, Kaldırımlara baş kaldırmış, Çiçeklerden sor beni, Anlatsınlar bu adam nasılmış. Bir sevda uğruna, Yollara düşüşümün hikayesini, Yağmur yüklü bulutlardan, Gök kuşağından dinle sevgili, Seni nasıl sevdiğimi, Aşkımın derinliğini istersen. Ne şiirlerdeki mısralarda, Ne film karalerinde, Ne de romanlarda ara, Kelimeler kifayetsizleşir, Görüntüler aldatır sevgili. Soruların cevapları sendedir, Yüreğinin derinliklerinde gizli, Bu sefil şair gibi...
|
|
|
27 Temmuz 2008 Pazar
05:12:19
|
|
|
HAZAN ŞAİRİ
Hazan şairi ağlatı yine sevgi özlemini yazmış şiire aldı götürdü kara günlere umudun yok mu? hazan şairi
sevmek mi,sevilmek mi? doğrusu tatmak mı,tatdırmak mı?olgusu umut a karar verme sorgusu kusurun yok mu? hazan şairi
tarifsiz acılar, gam ve keder içim burkulur, beni zedeler sevgi özlemin bağrımı deler vuslat uzak mı? hazan şairi
bir gül ömrünü kısa sanır mı? umut olmazsa dalda kalır mı? dikene rağmen bülbül hazır mı? ne olur bir gül artık, hazan şairi
gönlünün ateşi güneşden doğmuş Ay la yansımış, yakamoz olmuş lacivert içinde mavin kaybolmuş pembeye nedersin? hazan şairi
daha da anlat, kalem susmasın acıyı resmetmek gibi maksadın tual e geçirmek mi? amacın bahara ne dersin? hazan şairi
dizeler hüzün, mısralar üzgün hazan ı, heykele dönüştürmüşsün kelimeler, taşı yonttuğu her gün ağlatma bizi, hazan şairi
porte de notalar ağlıyor artık diyezler, bemol lerle karışık sazlar şaşırmış, karmakarışık sus verelim artık, hazan şairi
sevgili, sevgiyi içinde ara yoksa kapanmaz bu derin yara sessiz sevgiden haberin ola artık darlanma, hazan şairi
su, kabına sığmazsa taşar aşk sandalı poyrazda batar yaşam da acı, mutluluk da var mutlu olman dileği ile hazan şairi
Ruhi Uyanık
|
|
|
28 Temmuz 2008 Pazartesi
01:22:22
|
|
|
Bir El Atsan
Umuduma bir el atsan , Sulasan daha tohum olan düşleri , Yeşertmen önemli degil ; Toprağı gecsin yeter bana ... Gerisini bana bırak ; Elbet filizlenecek bir yürek buluruz , Geçicide olsa ... İstimlak edecek kadar odenecek bedelim kalmadı zira... Hep değerli kalpler buldu , değersizliğimizi... Tek yüreğe sarılamadım ben daha , Yanlış anlama ; Daha doğrusu ; Sarıldığım yürekler hiç yalnız değilmiş ... Son girenin ilk çıktığı bir sıra işte ... Gidişle dönuşün aynı güne kesildiği, bir bilet gibiyim... Yada ; Yolandığı heryerden sürgün edilen bir mahkum... Beğendirememişim kimseye adamlığımı... Ama ben denedım... Sarıdıkça budandı dallarım , Budandıkça bittimmmm.... Şu karşında durana bakma , Ayaküstü uğradım ben sana ... Uzun kalamam , kalacak halimde yok zira... Yığılıveriri düşerim önüne , Gömmek zorunda kalırsın beni yüreğine, Yüreğine bela olmayalım sonra.... Ama varya , aslında ; Bela olmak istedim bir yüreğe , Onu sarmalamak ve hiç kopmamak... Ben sevmek istedim , Bir yürekte filizlenip , Yeni tohumlarla ulaşmak nesillere , Ne bilim işte ; Bir mecnun olmak istedim , yada kerem ... Ama aslı nın leylanın soyuna rastlayamadım , Onlardamı kurumuşlardı benim gibi yoksa ? Üstüme ortülen topraktan kurtulamadım bitürlü... , Göremedim güneşi , Bir damla suyu bile çok gören yüreklerde kurudum ben ... Bi içeri alsan beni !!! Bi şans versen bu adama !!! İnan iyi çalışırım ben , Yüreğimden her iş gelir... Mesela ; Supürürüm , yürek kırıntılarını , En ufak bir iz bırakmadan , Yeşertirim umutlarını , Kurumuşta olsalar ... Yada ; Taşırım tüm yükünü hiç bıkmadan ,usanmadan ... Yürek işçiliği yaparım yani ... Hiç bıkmadan , usanmadan Agır kayıplarım oldu benim , bu stabilize yolda , Sevmek için ilerlerken hep salandı , duygularım ... Dağıldılar hep bir bir .... Toplamak yürek isterdi , Sallanan duygularımla ... Dağılan yüreğimle ,,, Başaramadım ............................... Selam vermişti bana geçerken , Oturup bi çay içti sadece ... Büyük sevdam böyle başladı , Ayaküstü.... O yüzden korkaroldum hep Ayaküstü muhabbetlerden....
|
|
|
28 Temmuz 2008 Pazartesi
20:49:25
|
|
|
|
yüreginize saglık
|
|
|
6 Ağustos 2008 Çarşamba
03:26:19
|
|
|
ACININ SARNICI BEN OLDUM
Gitmiştim.. Saçımdan tırnaklarıma kadar boylu boyunca bir gidiştim... Durakta beklemekle otobüse binmek arasındaki çırpınışları kaplıyordu aklım.. Aklım öyle sevimsizdir ki böyle zamanlarda, bulutlarla yerkabuğu arasında sıkışır kalırım.. Doyumsuz bir yolculuk şoku ardı ardına gözlerime saplanır..İki adımda bir kavşak serilir önüme. Karasızlık buhranı sonra... Her acının yürüdüğü söylence bir yol vardır.İşte kavşakları hep acıya ayarlanan gidişlerim bu söylenceye aldanır... Kandili kısık bir aydınlıkta zamanın geç kalmışlığında yolları birbirine düğümlerim... Günü ikiye böler acının kılıcı yüzüne yakışan rengi seçer, geceyi giyinir acının kanayan yarıklarından küçük adımlar geçer... Resmi sevinç, içi ezinç başlangıçla gözüm görmeye başlar. Dilim tatlanır, ceplerimde kıvranır ellerim.. Oysa yürek yeniktir hala.Bunu artık kim değiştirebilir. İnsan görebilirse erdiğini soğuk sokaklara sokulma vakti gelmiştir. Alnımdan su eksildiğinde, acıların kayaları küflendiğinde aynalara suretimin sığmadığı zamanlarda gözüme dokunacak bir göz olmadığında sırası gelmiştir çantayı sırtlamanın. o günden sonra bütün kent sokaklarında asit yağmurlarında tek başıma yürürüm. Yüzüm keskin bir mehtapta küskün bir kedi kadar kimsesiz, yüzüm kapalı tüller kadar sessiz...
Az evvel bütün ışıkların ardına baktım yoktun!! Bu kentte senin lisanını konuşuyorum aşk boyu.. Lisanım var inanıyorum öyleyse bu gözümü alan sessizlik neden? Bu sağır özlemin failini göster bana.. Her gün yüreğimi ipe götüren bir cellatı arıyorum.. Gözlerimi gösteriyorum kalabalığa gören yok mu? Peki tanıyan celladı mı? Bir yol daha uzadı önüme, kıyısında sıra sıra meşe kolyesi.. Her meşenin gövdesine bir kelime yazıp geçmşim o yoldan..S enden başka kim başarabilirdi ağaçlardan cümle kurmayı...Ve beklediğim oldu ağaçların yolun sonu denize çıktığı..Ben seni denizsizken bilirim... Gözlerindeki son damla maviyi ellerinle saklardın her seferinde.. Daha engelleri aramızdan söküp karşımıza almadan gittin... Deniz sıçradı üzerine, tuza, yakamoza aldanıp gittin!!!
Ne zaman rüzgar saçılsa bir kadın saçlarına, benim bungun ellerim ağlıyor şimdi.. Gel ben ölmekteyim... Caddelerde adımlarım boğuluyor, gözlerindeki surları katlime örüp durma!! Rengi kokuşmuş yazlara mezarımı kazma!! Naçar oturup ağladığım, güldüğüm çay bahçelerinde denizden donuk gözlü balıklar bakıyor bana.. Vapurların bir bir sana seferi yok.. Gözlerimdeki kayıp ilanlarına aldıran da.. İç bükey bir acıyla geldiğim kentte enkaz oldum.. Bana ayrılan kül bulutlarını soğuruyorum şimdi.. Kanat ve el gibi tutabilir mi bir başka eli ey deniz?
Bugün varlığımın infazına hükmettim.. Durgun bir denizle yanan bir kentin arasında kaldım.. Yamacıma yanaşan şu gemi son kavşağım olsun. İsimsiz olsun.. Eylüle açılıyor dalgalar.. Ah kalbim üzerine çullanacak yine sonbahar.. Sulara sok kanlı saçlarını.. El salla tren istasyonuna, kıyıdaki cam kırıklarını damıt.. Olsa olsa bir sevgiden düşmüştür bu acı.. Peki neden ben oldum bu acının sarnıcı?
|
|
|
6 Ağustos 2008 Çarşamba
15:12:12
|
|
|
Sessizlik ve Yalnızlık!
Bazen sessizlik de bir şarkıdır insana.Hani insanın kederine ortak olan...Hani gözyaşları damla damla akıtan...Hele bu sesizlik gece ile buluşmuşsa,yıldızlar şehrin ışıklarından dolayı kaybolmuşsa...Bu sefer hem karanlıktır hem de sessiz!Ağlamak istersin haykıra haykıra,ama izin vermez bazen hayat.İçine akıtırsın o zaman gözyaşlarını!İçinde dolar dolar seni boğarHatta belki gün gelir boğulursun içindeki denizde.Ne can kurtaran ne de sıradan bir insan kurtarabilir seni.Kim bilir belki sen isteyorsundur boğulup gitmeyi...Ama son veremezsin sadece acıyı çekersin.Ümit beslersin yanında.Belki yarına taşırım dediğin duygularınla...Gün gelir ümit de terk eder seni.Yalnız kalırsın boş sokaklarda.Sen de sessizlik şarkısını dinler,eşlik edersin durmadan.Bazen bu şarkı gereğinden fazla uzar.Son veremezsin.Yaşayıp gidersin hayallerle,kabuslarla...
|
|
|
6 Ağustos 2008 Çarşamba
15:18:19
|
|
|
Çilek Kapına güller koyan Telefonda dinleyip susan Gölgen gibi peşinde koşan Bendim ben, bendim ben Camına taş atıp kaçan İçip içip ağlayan Yoluna sevdiğim yazan Bendim ben, bendim ben Çilek dudaklarına yapışıp kalıcam Gözlerinden kalbine akıcam Yar senin için bu şehri yakıcam Senin aklını, aklını alıcam
|
|
|
Yemliha (ts836668986)
1305
|
|
6 Ağustos 2008 Çarşamba
23:48:03
|
|
|
Korktuğum Şey
Gün çekildi pencerelerden; Aynalar baştan başa tenha. Ses gelmez oldu bahçelerden; Gök kubbesi döndü siyaha.
Sular kesildi çeşmelerden; Nerden dolacak bu taş nerden, Nergislerin açtığı yerden Ey kuş uçurtmıyan ejderha?
Ne yardan geçilir, ne serden; Korkuyorum bu gecelerden. Bel bağladığım tepelerden Gün doğmıyabilir bir daha.
|
|
|
18 Ekim 2008 Cumartesi
03:02:06
|
|
|

Çocuk olsam şaşırsam,azıcık şeyden mutlu olsam... şımarıp, herkese küssem; şeker alınca barışsam... hiç ağlamayıp, mahzun durmasam herkes sevimli yüzüme baksa, başımı okşayıp sevse... "sen, kimin kızısın"diye sorunca: "annemle babamın kızıyım" desem hınzırca bir tebessümle... etrafıma bakınca hep mutlu edecek, yaramazlık yapacak ve her davranışımı çocukluğuma verecek nedenler olsa... hiç büyümesem; anne babamın kanatları altında korunsam hayattan... Yoruldum büyük olmaktan ve hatta; sıkıldım da bu halimden... hayatın bana hiç hoş süprizi olmayacak mı acaba...? bir yerlere mi saklansam...? birileri bana: "hadi BİBİK mutlu olacağın bir şeyler oldu. Nereye saklandıysan çabuk çık!.." Der mi, acaba...?
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
20 Ekim 2008 Pazartesi
02:39:04
|
|
|

Sitem etmeyin Sizlerden ayrı durmaz yüreğim, Ben her gece sabaha dek sizleyim. Her gece sizlere, güller veririm. Sizi unuttuğumu sanıp,sitem etmeyin.
Uyur uyanık arası, başlar sohbetler, Çaylar gider ardından, gelir kahveler. Her dostu kapalı tanır bu gözler, Sizi görmüyorum sanıp,sitem etmeyin.
Düğünlerdeyiz davet,edilme sekte, Kimimiz çalar kimimiz, oynar mezdeke. Gülüş cümbüş kaldırırız cenaze, Görüşmüyoruz diye,sitem etmeyin.
Ne ulaşım derdi var,ne bahaneler, Bize bakıp,kıskanıyor geceler. Her şey beleş doganadek Güneşler, Ben her gece sizinleyim,sitem etmeyin.
Akla hayale gelmez işler yaparız, Tren yolun da sizle ava çıkarız. Şeytan avlar,boş dönmez cin yakalarız, Her gece bir macera,sitem etmeyin.

|
|
|
20 Ekim 2008 Pazartesi
10:17:38
|
|
|
|
slmlar
|
|
|
22 Ekim 2008 Çarşamba
21:11:07
|
|
|

ÜZGÜNÜM...
“Üzgünüm” demek adetmiş “Üzgünüm” demek alışkanlık, “Üzgünüm” demek bazen alıklık!
Yeter mi bir kalbi kırarak “Üzgünüm” demek! Yeter mi hayat ağacını Kökünden kesmek Ve üzgün olduğunu söylemek!
Vaktinizi aldım: Üzgünüm! Hayatınızı çaldım: Üzgünüm! Hayallerinizi yıktım: Üzgünüm! Can evinizden vurdum: Üzgünüm! Üzgünüm, üzgünüm, üzgün!
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|