|
| Gönderen | Mesaj |
|
26 Ağustos 2008 Salı
17:29:56
|
|
|



|
|
|
26 Ağustos 2008 Salı
17:34:10
|
|
|
** Merhabalar Arkadaşlaarr **
Gününüz çay molası keyfinde geçsin diliyoruuumm..
Sevgiyle..
|
|
|
26 Ağustos 2008 Salı
17:37:17
|
|
|




|
|
|
27 Ağustos 2008 Çarşamba
20:38:06
|
|
|
Gerçi çay saati değil şu an ama ben yolları anca bulup geldim... Eeeee gelirken yorulduğum için bi çay içeyim dedim tabi...
Keyfiniz daim, mutluluğunuz tam olsun...
Sevgiyle...
|
|
|
28 Ağustos 2008 Perşembe
02:52:17
|
|
|
Oy oy ooyy,
aman da aman, aman da ammaaaan,
iki gözüm iki kaşım arası bercem de gelmiiiişş,
yolları da araya arayaa, sora bula da gelmiiişş,
oy ben şimdi nidem öğretmeniim,
yollarına kırmızı halılar sereem,
gül gonca yaprakları dökem,
kucak kucak zeytin dalları dereem,
ooyyyy, işte şimdi gönlüm nasıl mutlu olmasın,
caaanımım caaannnnııııı da gelmiiiş,
hoşluk, güzellik sefalar getirmiişş,
hoşgelmişsin öğretmeniiimmm...
keyfimiz daha bir yerine geldi,
safamız mutluluğumuz tamlandı,
istediğin kadar çaylar gönül penceremizden öğretmeniiimm,
iki gözüm hoşgeldiiiinnn....
Sevgiler yolluyorum sana kucaklar dolusuuu....
|
|
|
2 Eylül 2008 Salı
02:55:00
|
|
|
Mubarek Ramazan ayının her birimiz için hayırlara vesile
olmasını diliyorum arkadaşlar...
Sevgilerimi Yolluyoruumm..
|
|
|
3 Eylül 2008 Çarşamba
09:01:13
|
|
|
  Selam arkadaşlar.Ben de sizlere ikram etmek için çeşit çeşit kahve getirdim.Buyrun afiyet olsun
|
|
|
3 Eylül 2008 Çarşamba
09:02:24
|
|
|
|
|
|
3 Eylül 2008 Çarşamba
09:04:04
|
|
|
|
|
|
3 Eylül 2008 Çarşamba
09:05:41
|
|
|
|
|
|
3 Eylül 2008 Çarşamba
15:06:41
|
|
|
Bunlar ne Sibel,sanat eseri gibi.İnsan yemeye kıyamayacak
|
|
|
3 Eylül 2008 Çarşamba
17:28:40
|
|
|
Eh bunlar bakmak için zaten.Bunlara bakarak çay içicez
|
|
|
3 Eylül 2008 Çarşamba
19:01:21
|
|
|
  Ben dayanamam
|
|
|
3 Eylül 2008 Çarşamba
19:04:21
|
|
|
Oturuyorum gözlerim kapalı, düşünüyorum bir hayal kuruyorum. Seninle bizim yaşadığımız evi düşünüyorum. Sabah, ben erkenden uyanıyorum. Hazırlanıp dışarı çıkacağım. Hazırlık yapmamız gerek akşama misafirlerimiz var. Önce güzel bir duş alıyorum, sonra giyiniyorum. Sen hala daha mışıl mışıl uyuyorsun. Seni uyandırmak istemiyorum. O kadar güzelsin ki bunu sana anlatamam. Dışarı çıkıyorum arabamızın anahtarları elimde, otoparka giriyorum ve yavaş vayaş arabanın yanına yanaşıp kapıyı açıyorum. Güzergah en yakın market... Gerekli alışverişi yapmam fazla sürmüyor. Geri dönüş yoluna giriyorum. Bir şey mi unuttum acaba... Yolun kenarında bir çiçekçi var. Arabayı sağa çekiyorum ve çiçekçiye girerek senin için sarı bir gül alıyorum. Sonra tekrar arabaya, geldiğim yoldan geri dönerek tekrar eve dönüyorum. Ve kapıdan içeri girerken “hayatııım” diye sesleniyorum sıcak ve marur bir sesle.. Fakat sen halen daha güzellik uykundan uyanmamışsın. Çiçeği yanıma alıyorum. Küçük bir not “ uyandırmaya kıyamadım “ Basşucuna bırakıyorum. Sana bağlılığın bir ifadesi... Mutfağa geçip kahvaltılık bir şeyler hazırlamaya koyuluyorum. “ Aşkım uyandığında her şey hazır olmalı “ diyorum kendi kendime.. Biraz domates, peynir, salam.. Kahvaltı sofrasının kalabalık olmasını istemiyorum.. Oranın kalabalığı biz olmalıyız.. Çay evet şimdi çay hazırlanıyor. Hmmm.. Bide rafadan yumurta.. Şimdi oldu... Soframız hazır.. Bu arada senin uyandığını farkedemiyorum. Oysa seni hissetmek isterdim.. Herşeyinle.. Sessizce ben hazırlık yaparken sen arkadan sarılıyorsun.. “ Canım benim, seni seviyorum.. “ diyorsun bana “ bende .. bende seni seviyorum...” Mutluyuz ikimizde, çünkü mutluluğumuza gölge düşürecek hiç bir şey yaşamadık, çünkü birbirimize sevgiyle bağlıyız, çünkü bizim tek güvencemiz yine ikimiziz.. Eeee ne de olsa bu dünya bizim kendi dünyamız, ve bunu biz kurduk. Kendimiz için, çoçuklarımız için.. Kimsenin mutluluğumuzu engellemesine izin veremeyiz. Birbirimize o kadar çok güveniyoruz ve o kadar çok bağlıyıyz ki nikah işlemlerini bile önemsemiyoruz. “Off allahım biz şimdi haftaya Cuma evleniyormuyuz” diyerek birbirimize gülüyoruz, sonrada “ ne gerek vardı ki biz böyle iyiydik” diyoruz. Birbirimize ve kendimize güveniyoruz... Şimdi iş vakti, seni yalnız bırakmak istemiyorum. Masayı toparlamak için birbirimize yardım ediyoruz. “Keşke bitmeseydi..” diyoruz birbirimize bakıp ama biz bunları sürekli yaşıyoruz. Ben çıkış kapısına doğru yavaşça yaklaşırken sen arkamdan geliyorsun. Elimi tutuyorsun sürekli beni bırakmak istemez gibi bir halin var. Biraz da yaramazsın tabi ama bu çekilir bi durum.. Bana skıca sarılıyorsun.. “- Akşama geç kalma.. - Peki canım.. - Biliyorsun misafirlerimiz var... - Hıhım biliyorum canım.. - Seni seviyorum canım.. - Bende ben de seni seviyorum.. - Gitmeni istemiyorum.. Ne zaman bitecek bu işler.. Ne zaman seninle....” Elimi yüzüne uzatıyorum ve işaret parmağımla dudağını engelliyorum.. “ -Şşş bana şimdi öyle bir hediye ver ki hayatımın bir anlamını olduğunu, gittiğim yerde başarılı olmak için bir sebebim olduğunu, ve kendime dikkat edip her zaman geri dönmem için mutlak bir sebep olduğunu bana unutturmasın.. - İşte hediyen canım..” Yoğun bir dudak temasından sonra dışarı çıkıyorum.. Dış kapıdan da çıktıktan sonra yavaşça geri dönüp pencereye bakıyorum.. Ordan masum bir ifade ile beni izliyorsun.. Öeylece duruyorum bana sanki bir daha geri dönmeyecekmişim gibi bakıyorsun.. “Üzgünüm canım ama bizim ve çocuklarımızn geleceği için gitmem gerek “ diyorum ve hızla yola koyuluyorum. Of Allah’ım yapılacak çok iş var.. Ama sen hep aklımdasın.. Dudağımda öyle bir iz bırakmışsın ki ne yapacağımı, nereye gideceğimi, kendime nasıl dikkat edeceğimi iyi biliyorum. İnsanlar sokaklarda, bir adam var koşuyor.. sanırım işine geç kalmış.. Bende geç kalmamalıyım. Şu gaza biraz daha bassam iyi olacak.. Bir an önce gidip işlerimi halletmeli ve sana geri dönmeliyim. Ne kadar güzel bir hayat.. Senin aklında ben, benim aklımda sen.. Evet bu hayatın güzelliğinin; senin için ben, benim için de sen olduğunu hatırlayarak hızımı biraz daha arttırıyorum........ ......Evet sonunda... Paydos.. Bu günkü iş bitti.. Ama önümde çok günler var.. Şimdi dönüş yolundayım.. Fakat o da ne ? Telefon çalıyor.. Sanırım geç kaldım.. “ - Efendim - Hayatım nerdesin? - Yoldayım canım geliyorum.. - Tamam canım, seni özledim ve misafirlerimiz de geldi.. - Anlaşıldı komutanım.. - Hmmm.. Bunun bir de cezası olacak tabi.. - Anlaşıldı komutanım.. - Seni bekliyoruz.. - Tamam canım geliyorum. “ Allahım nasıl geç kalırım.. bir an önce gitmeliyim.. Hızımı arttırıp vitesi yükseltiyorum.. Çalıştığım iş alanının sınırları içerisindeyim. Yol karanlık.. Ne bir sokak lambası ne karşıdan gelen ne de beni takip eden bir araç var.. Daha fazla geç kalmamalıyım.. Bir vites daha yukarı.. sanırım bu dört oldu.. Hmm dikkatli olmam gerek.. Sanırım bu yoldan bir tanker geçmiş.. Yolda boylu boyunca uzanan bir yağ şeridi var.. Arada bir şerit kesiliyor tekrar başlıyor......Aman Allah’ım.... .......O hiçbir şeyden habersizdi.. Bildiği tek şey aşkının yolda olduğu ve her an için kapıyı açabileceğiydi.. Misafirleri ile ilgilenmesi gerekiyordu.. Ablası gelmişti eşiyle birlikte... Tatlı bir muhabbetin ortasındaydılar.. Birden bir kapı sesi duyar gibi oldu.. Yerinden fırladı aşkım geldi diye.. Ama yok! gelen kimse yoktu.. Ablası sordu ne oldu diye.. “Hiiç sadece kapı açıldı sandım..” ama gelen yok!.. Üzgün bir tavırla tekrar kalktığı koltuğa geri döndü.. Önündeki sehpaya gözleri daldı.. Ve derin bir iç çekti.. “Off neden bu kadar geç kaldı?” İçinde nedenini anlamadığı bir endişe vardı.. Ablası “ - Neden bu kadar heyecanlısın bu akşam bakalım - Hiiç - Pek te hiç değilmiş gibi - Evet - Nedir? Bir müjdemi var yoksa - Nerden bildin ablacım? - Sadece tahmin ettim. Bende müjde vereceğim zaman böyle heyecanlanırım - Evet bir müjdem var. Yani aslında bunu ona dün akşam söyliyecektim ama Söyleyemedim bu müjdeli haberi sizinle beraber vermek istedim. Yani en azından söylerken güçlü
|
|
|
7 Eylül 2008 Pazar
03:37:20
|
|
|
Yani en azından söylerken güçlü aile bağlarıyla kuşanmış olmak istedi mutlaka, kalabalık aileler güçlü ailelerdir çünki...
ve
onun geç kalmasına değdi mutlaka, mutlaka onca acele etmesine rağmen elinde bir buket olmadan gitmek istemedi, çiçekçi aradı epeyce mutlaka, eksik hiç bir şeyler kalmasın isterdi mükemmeliyetçi ruhu mutlaka ve en güzel buketle kapıda karşılandı mutlaka, ve mutlaka çok güzel müjdeli bir haber almış olmalı...

|
|
|
27 Şubat 2009 Cuma
22:01:15
|
|
|
ne güzel ne sıkıcı bir gün değilmi
ah nede güzel güzel başımda ağrıyo
asi diziside aradamı reklam veriyo reklam arasındamı dizi devam ediyo anlamadım bitürlü
canım yazmak istiyodu ama şu format işinden donsa bütün arşivimde halaaaaaa kopya nakil işlemi bekliyoooooooo
ve canım hiç bişey yapmak istemiyoooo
ne güzel ne güzel

güzel bir akşam saati..
yerini yavaş yavaş güzel bir geceye bırakmaya çırpınıyo
devir teslim sorunsuz olur inşallah
ne biliyim öyle işte..
güzel güzel
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|