|
4 Haziran 2008 Çarşamba
03:32:32
|
|
|
YÜREK YANARSA TİTRER GÜL ÜŞÜRSE
Git gide kirletiyorlar gökyüzünü Anne Umutlarıda tüketiyorlar hep beraber sevgileri de dillerinde en ince yalanlar, süslü ve sisli yüzleriyle soğuk yüreklerinde ne acıma ne sevgi kimin eli kimin cebinde kimin eli kimin neresinde belli değil
bense öyle acemi ve şaşkın boş kalan ellerimi bir ömür nereye koyacağımı bilemedim bilemedim, hangi yalanla kimi nasıl soyacağımı buz üstünde yürümeyi seçtim kendi hesabıma maske diye bir not düşürmedim yüzüme bukalemuna çalan rengimde olmadı
tuttuğum her insanın elinde, ellerim kirlendi gözlerim kirlendi, baktığım her insanın gözlerinde yüreğimi sarkıttım umut kuyularına her defasında her defasında yangın çektim su yerine, acı çektim ne bir gün ışığı aktı içime ne de bir yağmur damlası rezil bir dünyanın orta yerinde hüzün ben oldum düşen her yaprakta her savaşta vurulan ben oldum yandı gözlerimde son ümitlerim yıkıldı hayallerim ıstırabın en derin okyanusuna gömüldüm suskunum, susuzum, yaralıyım anne gözlerim, ruhum, bedenim yorgun.
durmadan kirletiliyor, kanıyor zaman, kimse aldırmıyor kimse yanmıyor, sevincini ateşe döken gelincik çiçeklerine dönüp bakmıyor çığlıklarına çocukların kapkara bir nehir gibi acı akıyor yüzünde yoksulların her akşam
tüm çabalarımıza rağmen, temiz tutamadık güzelliklerimizi her şeyin kirletildiği bir dünyada hep vurgun kaldı bir yanımız bir yanımız aşka acıya ayarlı
dumanlar yürüyor her akşam beton yığınlarıyla örtülü, sevgisiz kentler üstüne zifiri karanlıklar kimse kimsenin yasını tutmuyor anne bölüşmüyor acısını
Sarılki kokun sinsin tenime, sevgin işlesin yüreğime bu yalancı dünyada kimim var ki başka gözlerimden öpecek içimi ısıtacak bu karanlık soğuk kış gecelerinde
Sarıl ki serinlensin ateşler içindeki alnım yorgunum anne beynim tenim ellerim yorgun kendime sürgün yaşamaktan sevgiye tanımlar aramaktan tüm bu oldu bittilere insanın kayıtsızlığından yorgunum anne
yoruldum anne ağrılarım sızılarım yorgun ihanetler yedi umudumu, sevgimi, düşlerimi her gece yalnızlıklar sürüyorum, kanayan yerlerime ellerime çaresizlikler yüklüyorum üşüyorum bu karanlık gecelerde sarıl bana
oysa hiç dönmedim sırtımı insanın emeğine öpmedim namerdin elini, eğilmedim zalimin önünde ama ezildim bir çaresizin bakışından bir annenin yakarışından bir babanın haykırışından utandım anne dünyayı kirli bahçesine çevirenlerden aç insanların kederinden utandım bombalanan şehirlerden insanların kayıtsızlığından tüm bu oldu bittilere insanlığımdan utandım anne insanlığımdan
heyhat ki, bizi ağlatan acılar güldürüyor başkalarını yürek yanarsa titrer anne gül üşürse kaç insan soyundan ihanet görmüş, kaç gül dikeninden mademki ihanet var, öz elleriyle boğsun gül emen çocuklarını anneler ve şairler ihanet etsin şiirlerine yazmasınlar bir daha gül yüzlü sevgililerine şiirler her mısrası kurşun olup saplansın yüreklerine
....ve ben bunca kalabalıkların ve bunca mekanların içinde her defasında yarası kanayan şiirler damlarken içime yüreğimdeki yağmurlarla, herkesin bildiği bu dünyada adresi olmayan yitik mektuplar gibi yorgun yavru bir kedi gibi yalnız ve sahipsiz öyle mi? vayyy. ........... ben nazlı bir yaprağım dalından düşmüş alın beni üşüdüğüm yerden kalbinizin üstüne tutun pul pul vicdanınızın üstüne aynı soydanım sizinle
yok başka bir umarım alın beni üşüdüğüm yerden yok başka kimsem kiminle konuşsam sizin elleriniz var soyan, evleriniz var kocaman sokaklarda gecekondularda yatmadınız karda kışta bir dilim ekmeğe avuç açmadınız utanan biz olduk yoksulluğumuzdan utanan anam oldu, babam bacım gardaşım
ben nazlı bir yaprağım dalından düşmüş alın beni üşüdüğüm yerden kalbinizin üstüne tutun pul pul vicdanınızın üstüne aynı soydanım sizinle
Nuri Can
|
|