|
| Gönderen | Mesaj |
|
7 Eylül 2008 Pazar
03:52:18
|
|
|
Korkmuyorum Seni Sevmekten
Kaçmaya çalıştığın gerçek,
Birgün karşına çıkacak.
Ve işte o gün
Kaçacak yerin olmayacak.
Ben senin varlığını seviyorum,
Yokluğunu seviyorum
Sana ulaşamadığım dakikalarda.
Seni duymayı
Seni özlemeyi
Hiç görmesem bile seninle olmayı seviyorum.
Hiç korkmuyorum seni sevmekten.
Senin gülüşünü seviyorum.
Her bana bakışında
Gözlerinde okuduğum o duyguyu
Gözlerindeki gözlerimi seviyorum.
Gönlünü seviyorum
Özünü seviyorum senin
Dudaklarındaki sözlerimi seviyorum
Yine de korkmuyorum seni sevmekten.
Ben sendeki o sıcaklığı
Sana olan uzaklığı seviyorum.
Yanaklarından akan göz yaşlarını
En çok, dağınık olduğunda saçlarını
Beni arayan ellerini seviyorum.
Yalnızlığımı seviyorum sebebi sensen
Ayrılığını seviyorum,
En çok yalnız kaldığımda
Beni bulan gönlünü seviyorum.
Ben en çok senin bana olan
Sevgini seviyorum.
İçimden haykırmak geliyor.
Dünyaya sığdıramadığım seni
Kalbime sığdırmak geliyor.
Ağlamak geliyor seni görmezsem
Özlemek geçiyor içimden seni
Sevmek geçiyor.
İçimden sana doğru giden
Bin bir türlü yol geçiyor.
İçimden sen mutlu olacaksan
Ölmek bile geçiyor gülüm.
Yine de korkmuyorum seni sevmekten.
Ben yalnızca seni seviyorum,
Ne o muhteşem güzelliğin
Ne kalbimdeki özelliğin
Ne de sevdiğim için değil,
Seni yalnızca sen olduğun için,
Ruhun için
Kalbin için
Aklın ve sevgin için seviyorum seni.
Ben seni en çok kendim için seviyorum
Belki de ilk defa bencil oluşumu
Sana borçlu olduğum için.
Seni her şey için seviyorum.
Ve sahip olmadığım
Hiçbir şey için.
Yine de korkmuyorum seni sevmekten.
Her dakika seninle olmayı seviyorum. Gözlerimi her açtığımda
Aklıma gelişini seviyorum.
Her gece uyumadan önce
Seni sevdiğim aklıma gelince
Sensiz uyumayı bile seviyorum
Uyumadan önce seni düşününce.
Ben seni en çok
Umutsuzluğumda beni bulduğun için seviyorum.
Yine de korkmuyorum seni sevmekten.
Ben seni bu şehirde olduğun için değil
Benimle aynı toprağa ayak bastığın için
Benimle aynı gökyüzünü paylaştığın için seviyorum.
Geceleri benim yüzüme vuran ay ışığı
Senin de gözlerine vurduğu için seviyorum.
Benim kemiklerimi ısıtan yaz güneşi
Sana da sıcaklık veriyor diye seviyorum seni.
Beş bin yaşındaki bu dünyada
Benimle aynı zamanı paylaştığın için seviyorum.
Ben seni benimle yaşadığın için
Benden hiç gitmediğin için seviyorum
Beni hiç terketmediğin için.
Ellerini seviyorum tanrıya açıldığında
Kalbini seviyorum kapıları açıldığında
Ve gözlerini seviyorum
Her karşımda kapanıp açıldığında.
Bana baktığında
İçimde yakaladığın coşkumu seviyorum,
Her bana baktığında
Seni sevdiğimi hatırlamayı seviyorum.
Yine de korkmuyorum seni sevmekten.
Her kibrit çaktığımda
Alevin içinde seni görmeyi seviyorum.
Her sigara yaktığımda
Dumanın şeklinde seni görmeyi seviyorum.
Her bana baktığında
O kadar çok seviyorum ki seni sevmeyi
Yalnızca sen olduğun için hayatımda
Kendimi bile seviyorum
Sen olunca aklımda.
Kalbimi seviyorum seni seviyor diye
Gözlerimi seviyorum seni görüyor diye.
Ruhumu seviyorum, senin ruhuna
Bu kadar yakın diye.
Varlığımı seviyorum,
Sırf sana borçlu olduğum için
Mutluğumu seviyorum.
Gülümsememi seviyorum seni düşününce
Ayakta kalışımı seviyorum sebebi sen olunca
Yine de korkmuyorum seni sevmekten.
Ben sana olan sevgimi yazan
Kalemimi seviyorum.
Senin adını yazdığım kağıdı seviyorum.
Sana olan sevgime benzettiğim
Her sevgiyi seviyorum.
Bana seni hatırlatan herşeyi
Sana giden yolları seviyorum.
O kadar çok seviyorum ki seni
Seni kaybetmek korkusunu bile,
İçinde yalnızca, sen olduğun için
Sana karşı duyduğum bir duygu olduğu için
Korkumun sebebinde sen olduğun için seviyorum.
Yine de korkmuyorum seni sevmekten.
Yine de korkmuyorum seni sevmekten.
Seni seviyorum. Murat Apaydın
|
|
|
21 Eylül 2008 Pazar
21:42:42
|
|
|

Çıksam, Çıkıp gitsem uzaklara, Burdan çok uzaklara, Yine yanımdasın ya, burkulur içim.. Hani sen gider gidersin de Evler,köyler durur ya orda, Akşamsa kuşlar göçer, Işıkları yanar evlerin, Bir hüzün çöker ya hani Karanlık iner dağlara.. Buğulanır gözlerim,burkulur içim..
|
|
|
21 Eylül 2008 Pazar
21:45:30
|
|
|
selam arkadaşlar. iyi akşamlar
|
|
|
21 Eylül 2008 Pazar
21:48:59
|
|
|
hımmmmmmmmmmm al demir sen de al.herkese lazım
Kaçsam, Kaçıp bağırsam dağlara, Feryadım yine sen olursun ya, Burkulur içim... Hani bağırsan da çıkmaz sesin Uyansam bitse bu karabasan dersin, Bir gülüş, bir dokunuş arar yüreğin.. Uyanır bakarım yoksun, Boğulur sesim...
|
|
|
21 Eylül 2008 Pazar
22:52:06
|
|
|
Koşsam, Koşup karışsam kalabalığa, Gürültülü, cıvıl cıvıl, Işıl ışıl vitrinler Gidenler gelenler. Telaşlı koşarak yürüsem, Sanki bir yere yetişecekmişim, Aceleymiş işim, Bekleyenim varmış gibi hani... İçim burkulur yine Sen gelirsin aklıma. Ayaklarım ağırlaşır gitmez... Buluşurmuşuz seninle Dediğimiz yer ve saatte. Özlermişiz, Elele yürür gülüşürmüşüz. Çok şeyimiz olurmuş konuşacak, Kimseyi görmezmiş gözlerimiz. Dünya durur, seyreder Yollarımız gül olurmuş ya hani, Dertler tasalar biter, Simit alır yermişiz Dilenciye para verirmişiz hani, İçim burkulur, burkulur içim...
|
|
|
22 Eylül 2008 Pazartesi
04:01:55
|
|
|

İNSANSIN
diyelim ki sessiz gecede poyraz sis çökmüş o heybetli dağlara yurdun da kar altında, gözlerin gök- yüzünde bir dolunay
diyelim ki sınamışsın uzaklığın ihanetini seslere çarpmış sesin ama ulaşmamış nefesin
diyelim ki şarabın dökülmüş, suların kesik bu hayat seni bir oyuncak sanıyor
diyelim ki sana çıldırmak yasak, sana ağlamak yasak, yarın yasak, düş yasak sana
diyelim ki üşüyorsun kısacık bir ömrün sığınağında bir çay bile ısmarlamıyor hayat!
diyelim ki lekesiz hiçbir şey kalmamış artık sis çökmüş güvendiğin dağlara...
kederli bir süvari ol orda! sen orda bırakma atını mahmuzlamaktan
bıkma bu puştlar panayırında berrak nehirler aramaktan!
yaslı bir kışa rehin düşse de günler kalbindeki tomurcuğu bahara büyüt o tomurcuk düşlerin yağmuruyla ıslansın
(o tomurcuklar ki bahçedir bir gün insanlığa güllerden hep ilenç mi? sevinçler de devşirmeli bu ayaz mevsimlerden!)
çünkü her insan bir limandır baş ucunda tekneler çünkü herkesin hüznü kocaman, aşkları dalgın
kimi kesik, kanıyor şah damarından kimi bozgunda yetim dervişan kimi aşklarıyla, düşleriyle perişan
(yamalı yerlerinde kanıyor hayat tutunduğun yerlerinden soluyor hayat...)
bu yüzden salıver düşlerini kendi uğruna yansın salıver düşlerini ateşlere abansın!
tutunduğun yerlerinden solarken hayat bıkma atını mahmuzlamaktan
bıkma sendeki insan için derin uçurumlar arşınlamaktan...
yaslı bir kışa rehin düşse de günler bir gün rüzgar esecektir suların serinliğinden bir gün kırlangıçlar da geçecektir göğün genişliğinden
yaslı bir kışa rehin düşse de günler kalbindeki tomurcuğu bahara büyüt o tomurcuk düşlerinin yağmuruyla ıslansın
çünkü senin de bir ütopyan varsa,
İ N S A N S I N...
Y.ODABAŞI

|
|
|
22 Eylül 2008 Pazartesi
08:48:48
|
|
|
Yer ayırma bana yüreğinde.. Öyle büyük olmasın ayırsan da.. Birgün bende yok olurum bilinmeze.. Ve yokluğum, Ayırdığın yer kadar derin olur yüreğinde.. İstemem üzülmeni.. Bilirim acıların neler getirdiğini, Ve bilirim yoksunluğun nasıl buz kestiğini.. Dedi..
Ürkek kumru gibi kaçarım senden, Acıların ortasında kalmışım ben, Seni de katmak istemem hüzünlerime.. Kumru olsam da, Uçamam sevdaya.. Birgün yolumu kaybederim, Kanadım kırılır kalırım.. İstemem üzülmeni.. Ve bilirim kırılmanın nasıl acı verdiğini... Dedi..
Korkak bir sevdaya tutuldum... Mecnun oldum, kör oldum, Uğrunda herşeyden geçtim de.. Gün geldi değmediğini gördüm.. Hayallerin, kalplerin tuz oluşunu bildim İstemem üzülmeni.. Ve bilirim kanayan yaraya tuz basmanın acısını Dedi..
Karşı gelemem, dayanamam kalırım.. Yine severim, yine mecnun olurum, Uğrunda herşeyden geçerim de belki.. Gün gelir değmediğini görürsem, Yolunda ölürüm.. Ecelim olursun biterim.. İstemem üzülmeni.. Geride kalmanın acısını bilirim.. Ve bilirim acılarla yaşamanın nasıl hazin olduğunu Dedi.. Bitti.. Çekti.. Ve gitti.. .... ...... ........ korkakça yaşadığı hayata, bir şans dahi vermeden... kapattı yüreğinin kapılarını..
|
|
|
22 Eylül 2008 Pazartesi
11:28:34
|
|
|
Anneciğim! Evlatlar vardır başarılarını, zaferlerini yazarlar... Sana yazacak bir başarım, bir ödülüm yok anne. Keşke olsaydı da, seni sevindirebilseydim. Keşke, benim de anneme yazacak, anlatacak başarılarım olsaydı. Ama yok anne...
Sevdiğin, okşadığın saçlarıma aklar düştü anne. İlk evvel saçlarım hayat mücadelesinde yenildi. Düşmanlarım hep benden güçlü oldu anne. Onların tahta kılıçları benim çelikten kılıcımı paramparça etti. Onlar beni yenmek için ne senaryolar yazdı, ne iftiralar attılar. Ben, ‘masumum’ bile diyemedim. Düşmanlarıma hep yenildim anne.
Ve ne yazık ki, dostlarıma da... Dostlarım da beni hep yendi... Ben onları dost bilirken onlar beni meydanlarda tuş ettiler. Arkamda hep bir hançer yarası oldu anne. Senin anlayacağın, dostlarım beni düşmanlarımdan daha beter etti! Kahkahayı unuttum, tebessümle dost oldum. Yüzümde acı bir tebessüm var şimdi. Bahtıma yenildim anne!
Çocukluk yıllarımın özlemiyle seni aradım anne... Senden daha şefkatlisini, daha merhametlisini bulamayacağımı bilerek... Her şey küçükken güzelmiş anne. Şimdi büyüdüm ve yenilmeyi öğrendim anne.
Gülü çok sevdim, hele alını, pembesini... Bahtıma hep beyazı düştü anne... O çok sevdiğim güllerin, dikenlerine yenildim anne... Açlığa-tokluğa, hastalığa-sağlığa, dosta-düşmana... Hepsine ama hepsine yenildim...
Senin anlayacağın hayata yenildim anne... Yenildim...
|
|
|
22 Eylül 2008 Pazartesi
21:43:31
|
|
|
Aşk gözlerindi Aşk öldü Aşk?
Artık aşka süzülmez tek satır yüreğimden Dökülemeyen gözyaşıma yazık
Aşk nefesindi Aşk soluksuz şimdi Aşk?
Kalemim kırgın, paramparça Kağıdımın boynu bükük
Aşk sendin Aşk bedensiz şimdi Aşk?
Aşk: Sevgilinin yarım kalmış öpüşü!
|
|
|
23 Eylül 2008 Salı
16:45:41
|
|
|
Sensiz deniz bulaştı gözlerime silmedim… Ben hep senin ülkende yargılanan bir gezgin…
NEHİRDİ AŞKA HALLAC
sen yokken, ırmaklarım bilmezdi denizleri su, kalbimin tahtına damlardı sade siyah hangi duraklarından geçseydim şehirlerin bitkin aşklar görürdüm ömrün aynalarında pençeleri baldıran kokardı kedilerin sen yokken, gergefinden bana bakardı kızlar her kuş bir tüy bırakıp giderken kanadından avcı hep yüreğime savururdu kendini sen yokken, ne ay vardı göğümde, ne yıldızlar
başakları vahşice örselendi hayalin aldı hıçkırıkların rengini sardunyalar dargın bir şirazeydi aramızda melâlin bizden önce görmüştü bu rüyayı mumyalar zevâlinle baktığım her aynada bir diken tahtırevan gönlüme âşiyandı, sen yokken
ellerimde umarsız soluyordu çiçekler sükûtun, en isyankar süvariydi içimde tenime tutunmuştu karanlığıyla korku bakışların çehremde, tebessümün saçımda öfken dudaklarımda yine hüzzam bir şarkı simsiyah geceleri anardı dalda baykuş bir ağaç köklerinden bakardı gözlerime bir sincap o sevimli edasıyla karşımda bir çocuk kan ağlayan fotoğrafımı bulmuş
kartal pençelerinden kaçar gibi, her seher kaçtım en mahrem duran yüzünden meleklerin penceremde biriken yıldızlar birer birer kuyusuna gömüldü kanayan bileklerin dudaklarımı verdim yuvasız kalan kuşa kör düğümler atıldı içimde her nakışa
benmişim her incinen yürekte eriyen ah yıkılan mağaralar bırakılmış ömrüme rüzgâr susmuş; kuşların kanatlarında keder tükenmeyen geceler getirirken öteden sensiz kalan turnalar gökyüzünü terk eder iklim çöller uğruna yakıyor perdesini aldatılan çocuğun avuçlarında boşluk sellere karışırken bu çaresiz sarhoşluk can kendisi dışında arıyor kendisini sen yokken yağmalandı yüreğimden akanlar nerdesin? neden katran kokuyor bahtımda tuz biz bahar vurgunları, pencereden bakanlar sen yokken karanlıkta aşka zindan olmuşuz nasıl da çoğaltmışız yalanın gölgesini can kendisi dışında arıyor kendisini
yüreğim gergef gibi işledi yokluğunu nakışlarında yüzün filizlendi her akşam sen yokken, yangınlarda küle dönen benmişim ayırmışım küçülen varlığımı kendimden ayrılığı bilmeyen taşlara imrenmişim efkârıma sunarken yüce dağlar sisini sen yokken cinler bile ürperirdi adımdan gökkuşağı bulurdu doğum gününde ruhum can kendisi dışında arardı kendisini
sensizlik yağmur düşen bir yaraydı her bahar her sonbahar ölümü tadardım kuytularda yüzünü görmeyince kırılırdı aynalar ruhum çılgın süvari, isyankâr ve hovarda sen yokken uykusunda ağlardı kar tanesi hayalinle yorgundu derdimin bahanesi
ben içmeden kurudu çeşmeler; karardı su ben geçmeden yıkıldı köprüler; yandı nehir ihtiras, bin bir gece masallarında bezgin intihar, şirpençeli dağlar yıktı başıma ben hep senin ülkende yargılanan bir gezgin sen yokken siyah bana yoldaş olurdu kinle yelesinden huylanan küheylandı gençliğim ben hep senin uğrunda yürüdüm dehlizleri sen yokken aldatıldı kaşlarım kaleminle
köy çilekeş yokluğun, şehir ayrılığınmış kan izi var gecenin kararan gövdesinde dilsizler, unutulmaz şarkılara sığınmış körler, şehlâ bakıyor taşların gölgesinde köle zincire vurmuş masum efendisini can kendisi dışında arıyor kendisini
şimdi hangi burcundan baksam uzun bir aşkın toplasam sokaklara dökülen nergisleri hangi cellada mezar olsa kalbimde kader ayaklarına özge bir sevda mı toprağım yollar yurduna yine uçurumdan mı gider yıllardır tutmak için çırpınır ellerini o ıssız tapınaklar, o masum azizeler bir gün gelirsin diye aldattığım dizeler hala bir deniz gibi döver sahillerini
bilmedim; gelincik mi döküldü kundağına hangi el beşiğine koydu o gün canımı girdiğin de ölümsüz çiçeklerin çağına yaprağınla, kokunla kuşattın her yanımı ev masalla bezendi, efsaneyle donandı oda, bir derviş gibi esrarınla sınandı
çaresiz bir kurt gibi hayat emdi kanımı raksını seyre daldım kara yüzlü devlerin sen yokken gözlerimde tipi vardı; gülmedim kuyuya atılmadan yusuf oldu yüreğim sensiz deniz bulaştı gözlerime; silmedim adına Nazlı Eşna dediler; kıskandı su başka şeyler istedi toprağından bahçıvan rüzgar hep yanılgıyı taşıdı içimize doğduğunu duyunca kaçtı göğün uykusu
tebessümü seninle öğrendi kum saati sensiz nabız serseri atıyor; kan yanıyor resmini büyütüyor samanyolunda âti seninle kafdağının devleri uyanıyor yaşasam da, ölsem de, avuçlarımda tüter buhurdanlık istemem artık; saçların yeter
sensiz, göremez olur bulutlar dağ başını efsane uykularda yağmurları tükenir silinir gökyüzünden yıldızların izleri şakayıklar mahzundur sokak aralarında geceyi anlayamaz gündüzün dilsizleri kahramanlık veriyor şimdi son nefesini rüzgâr bir bilmecenin gözyaşıyla yıkanır vatansız kalanların kabuslarında bitkin can kendisi dışında arıyor kendisini
atını terk ediyor süvariler; ufuk boş umut ağır bir rüya görüyor inleyerek ilâcını yitirdi sayrılar; hekim sarhoş sen yokken anlamadı hasret nedir, bir yürek her durakta yetimler ağlıyor mor çehreli seni gördü, köprüler yıkıldı; yollar deli
ben böyle yürümezdim eskiden, ak adımla adımı bin bir hece yazamazdım adınla sensizlikten bunalır tenhalarda gezerdim batık bir gemi gibi derinlerde yüzerdim her sabah şimdi senin bahsini açıyorum her gün bir turna gibi göğünde uçuyorum endamına bakarken esrarını özlerim her gece gözlerinle kapanıyor gözlerim
sen yokken denizlerin dibine çöktü acı köpüren dalgalara karıştı kan ve zehir sen yokken hayat yine dare çekti Hallac’ı yıllarca irin aktı vadiden; yandı nehir her bah&
|
|
|
23 Eylül 2008 Salı
16:46:22
|
|
|
sen yokken denizlerin dibine çöktü acı köpüren dalgalara karıştı kan ve zehir sen yokken hayat yine dare çekti Hallac’ı yıllarca irin aktı vadiden; yandı nehir her bahçeden bir mezar gölgesi düştü bana ısırganlar ağlamış, zakkum gülmüştü bana sen yokken Azrail’i beklerdi dağda yolcu ağlayan urbasında ölüm vardı dervişin sen yokken kıpkızıldı kalpte mızrağın ucu sevdalı dudakları simsiyahtı âteşin kumrular benim için yakıyordu sesini can kendisi dışında arardı kendisini hep çeşmenin başında, hep susuzdum sen yokken tende sancıydı zaman; uykusuzdum sen yokken
Nurullah Genç
|
|
|
25 Eylül 2008 Perşembe
18:11:20
|
|
|
|
OY oy OY NE GÜZEL NE GÜZEL EMEGİNE SAGLIK
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|