|
| Gönderen | Mesaj |
|
28 Ağustos 2008 Perşembe
15:00:32
|
|
|
BİR BAYAN GEÇİYOR ÖNÜMDEN GENÇ AMA İHTİYAR YALNIZLIĞIYLA ELİNDE SOLMUŞ KAN ÇİÇEĞİ SİYAH BİR GÜL GÖZLERİ KAN KIRMIZISI DÜŞLERİ SOLGUN BİR SARISICAK TUTUYORDU ELİNİ YİTİP GİDEN SEVDASININ AXZ SONRA YIKILDI ADAM BELLİKİ SARHOŞTU ,BİRTEK SİYAH GÜL ANILARINDAN KALAN
ELİMDE KALAN SON DÜŞÜMÜDE KAPTIRDIM MAVİ YALNIZLIĞIMA
|
|
|
28 Ağustos 2008 Perşembe
15:55:00
|
|
|
ey deniz gözlü kadın aşk mıdır senin adın renklerin her izinde ruhum yandı aşk denizinde inan ki yandım ben yandım da sevgiye inandım ben aşk denizinde bir yoldayım ben meçhullere gidiyorum bir yol ki ufkumda sen hislerimde sen ruhumda kalbimde sen ey deniz gözlüm ağlarım ufka dalsam bir mavi renk görsem seni ansam ağlarım için için dalgalanan o gözlerin için ümidim yok sevgiden bilmem ki neden şimdi de ağlıyorum ey deniz gözlüm ..."
|
|
|
7 Ekim 2008 Salı
18:39:43
|
|
|
Giderken beni de beraberinde götürdü. Ondan geriye kalanları da ben kaldırdım. Mektupları kutuların içine bıraktım. Resimler diğerlerine ait resimlerin hemen yanında duruyor. Şiir pek yazmamıştı zaten... Ama nafile, Ondan henüz kurtulamadım. Yazdıkları yalnızca bir kağıt parçasının üzerinde olsa da , okuduğumda sesi kulaklarımda yankılanıyor. Resimlerine ne zaman baksam göz kapakları kımıldıyor. Evde dolaşırken ayaklarıma anılar dolanıyor. Gülümsemesi duvarlara asılı resimlerin üzerine takılmış kalmış. Ne kadar uğraşsam çıkmıyor. Mavi koltukta hala sıcaklığı duruyor ve kimi zaman bir alelade tişört henüz onun kokusunu atamamışken elime geliveriyor. İşte o an deliriyorum. Panik içinde kendimi dipsiz bir kuyunun içinde çırpınırken buluyorum. Duvarlar üzerime geliyor, Mavi koltuk beni içine çekiyor ve alelade bir tişört boğazıma düğüm üstüne düğüm atıyor.
Dışarı, içeriden farksız. Yalnız da değilim üstelik. Koca bir yaz, bana eşlik etti. Ben ne kadar ağladıysam, o kadar da yağmur yağdı. Güneş saygı ile bulutların arkasında kaldı.
Şimdi, yani o yokken hayat gözüme batıyor. Ne güneşli günler, ne ihtiraslı insanlar, ne de ulvi amaçlar umurumda. Bir ben varım. Milyarlarca insan bir yana, ben hemen şuraya yalnızlar bulvarının köşe başına ... Nükleer bir savaşın ardından yapayalnız kalmış gibiyim dünyada Üstelik de onsuz... Yani eskisinden daha güçsüz, yani daha kırılgan, yani daha anlamsız.
Koca bir çukur, dolmayı bekliyor. Anlar ve anılar o çukurun mezar taşları gibi başımda dikiliyor.
BİZ
O`na de ki ;
Biz onunla bembeyaz yağan bir karaaltında gece yarısı yürüyüşlerinde üşümeyen ayak izleriydik. Yeşilliklere bakan bir pencerenin gerisiydik. Bir fenerin beklediği kumsalda güneşe yüzünü veren çakıl taşlarıydık. Bir otel odasında umulmadık bir anda karşılaşmış sürgünde yorgunluktan uyuyakalan iki bedendik. Aynı marka iki araba gibiydik. Kara kaplı beyaz sayfalı bir defterde kağıt ile kalemin arasına giren bir yalnızlık şiiriydik. Altın sarısı, maviliklerdik. Kahverengi derinliklerdik... O zamanlar adı artık pek de lazım olmayan , anılması yasaklanan bir esintiydik... O bir gözyaşıydı , başladı mı bir daha durdurulamayan. Ben bir umuttum, nereye gittiği bilinmeyen buharlı bir trenin son vagonuna tutunan .
Biz Onunla diğerlerinden farklı gibiydik.
Şimdi o yokken benim önümde kaçak, yaşanmamış bir yaz duruyor. Ve yazın en uzun günü, benim gözüme uyku kaçıyor. Sonra resmi törenler başlıyor. Düş kaçkınları,yağmur suçluları, güneş vurgunları, dost acıları ve bir insanın en anlatılamayacak, en utandığı, canını en çok acıttığı duyguları... Yani hayat, önümden geçerken saygıda kusur etmiyor. Biz olmasak da, şimdilik "zaman" benimle idare ediyor
|
|
|
8 Ekim 2008 Çarşamba
16:38:32
|
|
|
GÖNÜL SARAYIMIN SULTANLARIYLA PAYLAŞMAYI SEVDİM HAYATIMI İnişler oldu hayatımda, Ben çıkmayı sevdim. Karabasanlar çöktü üstüme, Çala kalem yazmayı, Duygularımla harmanlayıp, Dostlarımla paylaşmayı sevdim... Karabulutlarla kaplı gökyüzüne bakınca, Yağmurunu boşalttıktan sonra çıkan, Gökkuşağının güzelliğine imrendim. Yıldızlı bir gecede, Mehtabı izlemeyi, Bağıra çağıra şarkılar söylemeyi, Kimseler yokmuşçasına dans etmeyi sevdim... Olduğum gibi yaşadım ömrümce, "Ben buyum, böyle kabullenin" diyebildim, Kimileri güldü, dalga geçti benimle, Kendi hallerine bıraktım, önemsemedim... Hayatı bisiklete binmeye benzettiğim de oldu, Sağlığımı kaybettim, kimi zaman sendeledim, Yaşamı böylesine sevince, Pedalı çevirmeye devam ettim, düşmedim... Hayatta en büyük eğlencem, Başkalarının asla yapamazsın dediklerini, Onlara inat becermekti. Hiç kimse benim iznim olmadan, Bana kendimi değersiz hissettiremedi. İşte sırf bu yüzden, İçimdeki umut ateşi asla sönmedi... Dolu dolu yaşadım hayatımı, Tabiri caizse deli dolu. Her ne kadar ağlayarak gelsem de bu aleme, Yüzümde her daim gülümseme oldu. Kimi zaman coştu gönlüm, Kimi zaman duruldu, Sevdikçe yaşamayı böylesine, Her zaman oldum hayat dolu... Sevgimin büyüklüğünü anlatmak mümkün değil, Taşı usta elleriyle bezeyen heykeltraş gibi, Bebeğini sabırla büyüten anne gibi, Rehber olup ta dostlarıma deniz feneri misali, Aydınlattım kimi zaman açığımdan geçenleri... Kısacası ben; Yeşeren tomurcuğu, açan çiçeği, Fırından yeni çıkan ekmeği, Tarlada çalışan köylümün alın terini, Yeni limanları keşfetmeyi, İklimime kapılıp ta mevsimime tutulan, En kötü anlarımda yanımda olan, Eğlendiren, güldüren, düşündüren, coşturan, Gönül sarayımın sultanlarını sevdim... Nilgün Taş
|
|
|
8 Ekim 2008 Çarşamba
18:35:40
|
|
|
Kim Bilir Ufuk Ulutürk
gidiyorum, kafamı yaslamışım cama kimbilir ,neresi burası. dışarıda ufak tefek çalılıklar, minare gibi yükselen tepecikler, kimbilir, neresi burası. kayboldum umudumda karmakarışık duygular. acayip bir adam olmuş bedenim, bünyemden ayrılmış, ruhum kendi haline gök semada. pusulamı şaşırtan kim? kimbilir ,belki sen. durduk bir handa, han içinde han dünyası burası , yolcusu bol bir kervan bizimkisi önümüzdeki rakı masası, demleniyoruz ali`si rıza`sı bir saz geçiyor aramızdan. bizi ayıran.... kimbilir, belki bu. herşeyin sebebi ne? terk eyleten bana yuvamı, sevdiğimle bozan aramı, neyleyim, sensiz dünyayı. kendime senin hayalinle bir tenha bulurum, kimbilir , belki kaybolurum
|
|
|
8 Ekim 2008 Çarşamba
23:00:02
|
|
|
küçük kırık kalb denize atlıyor dev dalgalara alışkın o ve ansızın içine düştüğü garip girdaplara yinede seviyo denizi ölesiye
küçük kırık kalp yabancısı değil yakamozların o deli balıkların denize atlıyor bile bile..
soğuk bi rüzgar esiyor limanda tekneler birkaç küçük kayık..birbirine yaslanmış zor bir gece olacak belli zor ve uzun ve zahmetli...
herşey böyle başlıyor aysız bir gecede küçük kırık kalbin sonkez atlamasıyla denize uzakda şarkılar devam ediyor uzakda tüm ışıklar..
şarkılar şarkılar...
|
|
|
27 Ekim 2008 Pazartesi
09:43:03
|
|
|
Canım seni istiyor biliyor musun? Bazen sadece sesini duymayı, Bazen sıkı sıkı sarılmayı, Bazen de doya doya koklamayı.... Ama canım hep seni istiyor biliyor musun? Bir `merhaba` idin önce bende, Sonra ara sıra merhaba dediğim, Daha sonra merhaba demeden duramadığım, Şimdi bir merhabanın yetmediğisin. Canım seni istiyor biliyor musun? Sana `seni seviyorum ` bile diyemiyorum artık, Uzaktan herkes sever biliyorum. Sana `ama sen benim hep yanımdasın` diyemiyorum, Seni ara sırada olsa yalnız bıraktığımı biliyorum. Seni özlediğimi biliyorum, Ama sana bu özlemi anlatacak kelimeleri bulamıyorum. Canım seni istiyor biliyor musun? Ama ne sesini, ne nefesini, ne de bedenini; Canım benliğini yanımda istiyor biliyor musun? Canım sabah kalktığımda kokunu duymak, Gece yanımda nefesini hissetmek istiyor Biliyor musun? Ve bildiğini bilmek Ama bir şey yapamamak beni hergün öldürüyor. Biliyor musun? Canım seni istemeye korkuyor ama Canım seni istiyor, Canım seni seviyor BİLİYOR MUSUN...!
|
|
|
27 Ekim 2008 Pazartesi
18:28:15
|
|
|

|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
28 Ekim 2008 Salı
00:41:10
|
|
|
|
|
|
28 Ekim 2008 Salı
03:37:20
|
|
|
ben gece gece hiç hayaletten korkar mıyım kinee...
ı ııı, cık...

|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|