Ebruli Saatler > Mesaj Panosu > Kabuğu soyulur muydu hayatın;yoksa bütün vitamini kabuğunda mıydı

Kabuğu soyulur muydu hayatın;yoksa bütün vitamini kabuğunda mıydı


GönderenMesaj

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
7 Mayıs 2008 Çarşamba 13:39:33
Kabuğu soyulur muydu hayatın;yoksa bütün vitamini kabuğunda mıydı

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
7 Mayıs 2008 Çarşamba 13:40:11
yaşorsun böleee bi bakorsun arkana sevmişliklerin sevilmişliklerin ölüşlerin dirilişlerin hepsi bir yerlerde kalmış geçmiş yıllar.... tutamıyosun.....tutunamıyosun......

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
8 Mayıs 2008 Perşembe 15:51:58

Gel
sen yoksun
bütün sokaklarına kar yağıyor ömrümün
nefesim
üşüyen bir gelincik ayazı
bütün geceler aysız
durmadan bir ezgi savruluyor dudaklarında gecelerin
hüznün uzayan saçlarında kimsesizliğim kanıyor
yağmalanmıs bir ömrün ortasından sızarak
yaralı gönlümün ırmaklarına doluyor
gel
her gece bır deprem oluyor
ey çağlayan bir suda yittirdiğim menekşe gözlü kız
seslen bana nerdesin, hangi uzak şehirdesin
bir rüzgârın kanatlarına vursam duyulur mu sesim
gel
erişilmez uçurum diplerinde kaldı özleyişler
yaralı ceylanlar sekiyor bakışlarımda
tomurcuklar öksüz, serçeler dilsiz
her durakta boynu bükük bir çocuk üşüyor
ve ben bu yağmurlar dolusu yalnızlığımla
bütün bulutlardan sana koşuyorum gel
yürekler boş, bakışlar anlamıyor beni
her akşam vakti,
el ayak sesleri çekilirken caddelerden
vurup yüreğimi narlı sevdalara
yıldızlara ağladığımı kimse bilmiyor
kimse bilmiyor, her gece
dudağımda bir şiirin kanadığını
ey yavru bir kuş gibi
düşlerimin arasından uçup giden uçarı kız
yaşım on beş idi, yüz oldu, binyüz oldu
yaşlandım yaşamadan aşkı ve baharı
farkında değilim şimdi,
geçen günlerin değişen mevsimlerin
yağan karlar altında kaldı kalbim
gel
geçmiş bahar sokaklarına çıkar beni
bahçesi tarumar bir çiçeğin kirpiğindeyim
bir kar çölünün ortasında
bir insan mahşerinin içinde
yapayalnız
her bakışta bir hüzün,
her hüzünde bir bakış kanamada
bir sonsuz rüzgar başladı gittiğin yerde
gel
gel
bahar sokaklarına çıkar beni
yıldızları sönmüş bir gecenin sayfalarında ışıksızım
özlemler damıtıyorum durmadan karanlığın yapraklarına
kalbimin üstüne üstüne yağıyor kar,
göçüp gitti kuşlar çoktan ve ben
bölüp iklimlere o sevda tılsımı türküleri
işleyip alnımın çizgilerine tel tel
kalbimi sana rehin tutuyorum
gel
hasret ki yolları kanamalı ağır bir hüzündür
geçip giden günlerin terkisinde
rüzgâr koyaklarını yitirdi, sözcükler büyüsünü
her mısrada çığlık çığlık yüreğim
gel
ömrümün bütün sokaklarına kar yağıyor şimdi.
MENEKŞE GÖZLÜ YAR...

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
6 Ağustos 2008 Çarşamba 03:39:25
Bu Yaziyi Iyi Oku Sevgili Dostum...

Dolunayı seyretmiştin uzun uzun. Ve aydedenin kucakladığı sessiz gecede ölümün ne anlama geldiğini sormuştun bana sevgili dostum, damıtılmış bir acının pençesinde kıvrandığın bir gece.
Sana şöyle bir kaçamak bakış atmış ve susmuştum. Ve yıllar yılı da sustum.
Ama şimdi iyi dinle beni sevgili dostum...
Adrenalinin hiç yükselmemesidir ölüm, biraz da heyecanların sonsuza kadar terk edip gitmesidir.
Ele avuca sığmayacak hayallerin yıkılmasıdır aslında, oturup ölümü beklemektir ölümün ta kendisi. Ununu eleyip eleğini asmaktır.
Amansız kasırgaların getirip sahillerine çarptırdığı heyecan dalgalarını dizginlemeye çalışmaktır ölüm dediğimiz şey.
Asıl ölüm kendine, yeteneklerine ihanettir.
Ölüm, geçmişte yaşayıp günü ıskalamak, yarın beklentisiyle avunmaktır. Hep ertelemektir ölüm.
Herkesin yaptığını yapmak, kendin olmayı başaramamaktır ölüm, sürünün içinde yürüyüp gitmek, daha da beteri sürünmektir ölüm.
Hayatın derinliklerine bir kaplan yırtıcılığında dalamamak, dalındığındaysa bir aşk şiirinin derinliğinden yoksun yaşamaktır ölüm.
Ölüm, yetinmektir biraz da, daha fazlasını istememek, o gücü kendinde bulamamaktır.
Ölüm hiçbir şey yapmadan mızıldanıp durmak, kendine acımak ve giderek acıya teslim olmaktır.
Yorulmamak, terlememek, koşmamak, bıkmak, kaçmaya bile cesaret bulamamaktır kendinde.
Derinlere dalıp gizleri keşfetmek yerine, durgun bir gölün üzerinde tembel tembel dolaşan yapraktır, ölüme daha yakın olan.
Korkuyu baş tacı etmek, yeni serüvenlere atılmaktan ölesiye korkmaktır insanı asıl öldüren şey, sevgili dostum.
Önünde, ulaştığında seni mutlu edecek bir hedefinin olmamasıdır ölüm.
Yalanlarla yaşamaktır insanı canlı cenazeye çeviren şey ve en muhteşem yalanı kendine söyleyerek hayatı ıskalamak.
Bir deli gönüle birçok sevdayı sığdıramamaktır ölüm, alışkanlıkların pençesinde kıvranarak durmaktır hayat boyu.
Yerleşik, tanımlanmış olanla idare etmeye kalkmak, uçurumların kenarlarında açan yaban çiçeklerine uzanamamaktır ölüm.
Unutmaman gerekir ki, yaşadığın sürece, ancak bir kez karşı karşıya kalırsın Azrail`le. Oysa hayat, her an uzanabileceğin bir yerde hizmetine girmeye her an hazır olmuştur.
Heeeyyyyy! Eski dost!
Söyle bakalım şimdi, öldün mü, yoksa yaşıyor musun?

HALİM BAHADIR- BÜYÜME SAKIN KÜÇÜK KIZ İSİMLİ KİTABINDAN

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
6 Ağustos 2008 Çarşamba 15:19:23
Çilek
Kapına güller koyan
Telefonda dinleyip susan
Gölgen gibi peşinde koşan
Bendim ben, bendim ben
Camına taş atıp kaçan
İçip içip ağlayan
Yoluna sevdiğim yazan
Bendim ben, bendim ben
Çilek dudaklarına yapışıp kalıcam
Gözlerinden kalbine akıcam
Yar senin için bu şehri yakıcam
Senin aklını, aklını alıcam