|
| Gönderen | Mesaj |
|
7 Mayıs 2008 Çarşamba
13:39:33
|
|
|
|
Kabuğu soyulur muydu hayatın;yoksa bütün vitamini kabuğunda mıydı
|
|
|
7 Mayıs 2008 Çarşamba
13:40:11
|
|
|
yaşorsun böleee bi bakorsun arkana sevmişliklerin sevilmişliklerin ölüşlerin dirilişlerin hepsi bir yerlerde kalmış geçmiş yıllar.... tutamıyosun.....tutunamıyosun......
|
|
|
8 Mayıs 2008 Perşembe
15:51:58
|
|
|
Gel sen yoksun bütün sokaklarına kar yağıyor ömrümün nefesim üşüyen bir gelincik ayazı bütün geceler aysız durmadan bir ezgi savruluyor dudaklarında gecelerin hüznün uzayan saçlarında kimsesizliğim kanıyor yağmalanmıs bir ömrün ortasından sızarak yaralı gönlümün ırmaklarına doluyor gel her gece bır deprem oluyor ey çağlayan bir suda yittirdiğim menekşe gözlü kız seslen bana nerdesin, hangi uzak şehirdesin bir rüzgârın kanatlarına vursam duyulur mu sesim gel erişilmez uçurum diplerinde kaldı özleyişler yaralı ceylanlar sekiyor bakışlarımda tomurcuklar öksüz, serçeler dilsiz her durakta boynu bükük bir çocuk üşüyor ve ben bu yağmurlar dolusu yalnızlığımla bütün bulutlardan sana koşuyorum gel yürekler boş, bakışlar anlamıyor beni her akşam vakti, el ayak sesleri çekilirken caddelerden vurup yüreğimi narlı sevdalara yıldızlara ağladığımı kimse bilmiyor kimse bilmiyor, her gece dudağımda bir şiirin kanadığını ey yavru bir kuş gibi düşlerimin arasından uçup giden uçarı kız yaşım on beş idi, yüz oldu, binyüz oldu yaşlandım yaşamadan aşkı ve baharı farkında değilim şimdi, geçen günlerin değişen mevsimlerin yağan karlar altında kaldı kalbim gel geçmiş bahar sokaklarına çıkar beni bahçesi tarumar bir çiçeğin kirpiğindeyim bir kar çölünün ortasında bir insan mahşerinin içinde yapayalnız her bakışta bir hüzün, her hüzünde bir bakış kanamada bir sonsuz rüzgar başladı gittiğin yerde gel gel bahar sokaklarına çıkar beni yıldızları sönmüş bir gecenin sayfalarında ışıksızım özlemler damıtıyorum durmadan karanlığın yapraklarına kalbimin üstüne üstüne yağıyor kar, göçüp gitti kuşlar çoktan ve ben bölüp iklimlere o sevda tılsımı türküleri işleyip alnımın çizgilerine tel tel kalbimi sana rehin tutuyorum gel hasret ki yolları kanamalı ağır bir hüzündür geçip giden günlerin terkisinde rüzgâr koyaklarını yitirdi, sözcükler büyüsünü her mısrada çığlık çığlık yüreğim gel ömrümün bütün sokaklarına kar yağıyor şimdi. MENEKŞE GÖZLÜ YAR...
|
|
|
6 Ağustos 2008 Çarşamba
03:39:25
|
|
|
Bu Yaziyi Iyi Oku Sevgili Dostum...
Dolunayı seyretmiştin uzun uzun. Ve aydedenin kucakladığı sessiz gecede ölümün ne anlama geldiğini sormuştun bana sevgili dostum, damıtılmış bir acının pençesinde kıvrandığın bir gece. Sana şöyle bir kaçamak bakış atmış ve susmuştum. Ve yıllar yılı da sustum. Ama şimdi iyi dinle beni sevgili dostum... Adrenalinin hiç yükselmemesidir ölüm, biraz da heyecanların sonsuza kadar terk edip gitmesidir. Ele avuca sığmayacak hayallerin yıkılmasıdır aslında, oturup ölümü beklemektir ölümün ta kendisi. Ununu eleyip eleğini asmaktır. Amansız kasırgaların getirip sahillerine çarptırdığı heyecan dalgalarını dizginlemeye çalışmaktır ölüm dediğimiz şey. Asıl ölüm kendine, yeteneklerine ihanettir. Ölüm, geçmişte yaşayıp günü ıskalamak, yarın beklentisiyle avunmaktır. Hep ertelemektir ölüm. Herkesin yaptığını yapmak, kendin olmayı başaramamaktır ölüm, sürünün içinde yürüyüp gitmek, daha da beteri sürünmektir ölüm. Hayatın derinliklerine bir kaplan yırtıcılığında dalamamak, dalındığındaysa bir aşk şiirinin derinliğinden yoksun yaşamaktır ölüm. Ölüm, yetinmektir biraz da, daha fazlasını istememek, o gücü kendinde bulamamaktır. Ölüm hiçbir şey yapmadan mızıldanıp durmak, kendine acımak ve giderek acıya teslim olmaktır. Yorulmamak, terlememek, koşmamak, bıkmak, kaçmaya bile cesaret bulamamaktır kendinde. Derinlere dalıp gizleri keşfetmek yerine, durgun bir gölün üzerinde tembel tembel dolaşan yapraktır, ölüme daha yakın olan. Korkuyu baş tacı etmek, yeni serüvenlere atılmaktan ölesiye korkmaktır insanı asıl öldüren şey, sevgili dostum. Önünde, ulaştığında seni mutlu edecek bir hedefinin olmamasıdır ölüm. Yalanlarla yaşamaktır insanı canlı cenazeye çeviren şey ve en muhteşem yalanı kendine söyleyerek hayatı ıskalamak. Bir deli gönüle birçok sevdayı sığdıramamaktır ölüm, alışkanlıkların pençesinde kıvranarak durmaktır hayat boyu. Yerleşik, tanımlanmış olanla idare etmeye kalkmak, uçurumların kenarlarında açan yaban çiçeklerine uzanamamaktır ölüm. Unutmaman gerekir ki, yaşadığın sürece, ancak bir kez karşı karşıya kalırsın Azrail`le. Oysa hayat, her an uzanabileceğin bir yerde hizmetine girmeye her an hazır olmuştur. Heeeyyyyy! Eski dost! Söyle bakalım şimdi, öldün mü, yoksa yaşıyor musun?
HALİM BAHADIR- BÜYÜME SAKIN KÜÇÜK KIZ İSİMLİ KİTABINDAN
|
|
|
6 Ağustos 2008 Çarşamba
15:19:23
|
|
|
Çilek Kapına güller koyan Telefonda dinleyip susan Gölgen gibi peşinde koşan Bendim ben, bendim ben Camına taş atıp kaçan İçip içip ağlayan Yoluna sevdiğim yazan Bendim ben, bendim ben Çilek dudaklarına yapışıp kalıcam Gözlerinden kalbine akıcam Yar senin için bu şehri yakıcam Senin aklını, aklını alıcam
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|