Ebruli Saatler > Mesaj Panosu > Yüreğe Sürülen Şiir

Yüreğe Sürülen Şiir


GönderenMesaj

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
26 Nisan 2008 Cumartesi 04:02:31

 
Yüreğe Sürülen Şiir   
 
 Mutlaka bir şeyler kalmalı
Bir iz Bir anı
Gizlice saklanmalı
Sensiz günler için
Dünya hali
Her ihtimale karşı
 Her gün bir şiir sürüyorum
Yüreğe
Ya da bir yürek sürüyorum şiire
Sıcak
Nefis bir sevda kokusu mayalanmış
Seni hayata katık ediyorum
Hayatı ise sana feda
Veda bende bilinmez bir kelime
Vuslat ise imkansız ,Öylece
İnsansız aşkların ırmağındayım
Savunmasız
Şimdi vurulmak zamanı
Durulmak imkansız
Batan günün kızıllığında
Hangi pınarın sesini duyacağım
Ve duracağım
 Sen arkada kalan olmasan
Veya gözden kaybolan
Sularında yıkansam ,Paklansam
 Unuttuğum bir şeyler kalmadan
Seni anlatsam ,Onlar anlamasalar
Ben anlasam Söylediklerimi
Sen yüreğine damlatsan
Yüreğini bana versen
 Ki
Mutlaka bir şeyler kalmalı
Bir iz Bir anı
Gizlice saklanmalı
Sensiz günler için
Dünya hali Her ihtimale karşı
 
Oğuzkan Bölükbaşı
 
 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
26 Nisan 2008 Cumartesi 10:36:23

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
25 Ağustos 2008 Pazartesi 02:35:12

 

Sevgili`ye

 


 
 
     
Ufkumdan perdeleri çekilen zamânın ardında,
Olimpos Zirveleri`nde doldurmak üzereyken mîâdını;

Kaybolmuş aşkların mahzenlerinde,
Unutulmaya yüz tutmuş,
Tozlanmış dökümanların arasından çıkardım Adın`ı...

Bir Alaturka Saat`in tepesine tünemiş Zümrüd-ü Anka,
Saat başı vird hâlinde yâdını

O yemyeşil gözlerini anlatmaya çalışan,
Hangi nota, hangi şiir, hangi destân;
Hezîmetle bitirmemiş ki maksâdını?

Sen,
Pontus Ülkesi`nin,
Rum`luğuna sâdık kalmamış, Peygamber hitâplı Kadın`ı;

Târih silecek mi,
Kaya gibi dişlerimde iz bırakmış, dudaklarının tadını? ! ..


*** Daha Belkıs tüylü topuklarıyla yaslanmıyorken Tahtı`na,
*** Sangarios Efsânesi, yazılmamış mıydı senin bahtına?


Say ki;
Alnın duvak görmemişken,
Gizemli Sunaklar`da,
Perili Konaklar`da
Benimle yatmadın! ..

Say ki;
Meryem gibi istisnâsın, bir kez bile tatmadın

Say ki;
Cüneyd gibi seccâdeni gönül ırmağıma hiç atmadın,

Say ki;
Edhem gibi tâcını, tahtını, bir ânlık vuslâtıma satmadın

Say ki;
Kader çizgisini, semtime uğratmadın;

Kırılır Kalem, çıkar yollar Bezm-i Elest`e,
Hiç mi hesâba katmadın?

Oysa,
Kaldır başını da seyret Levh-i Mahfûz`u,
Benimle birlikte Adın! ..

Ellerini, akd-i nikâh için duâlara da mı kaldırmadın?

Yoksa,
Sen, benim hiç bir şeyim de mi olmadın?

Eyy Masallar Ülkesi`nin Sultânı Kadın! ..


*** Daha dîvâneye döndürmemişken âşıkların kim kaçını,
*** Daha Râhipler kırmamışken senin için Haç`ını,
*** Parmaklarım kavramamış mıydı altın tozu saçını?


En müstahkem ümidsizlik kapılarının arkasına,
Bir daha hiç görünmemek üzere saklanmış olsan da,
Karşına yine ben çıkacağım!

Son Brandenburg kalıntılılarını da,
Yeni bir Ekim İhtilâli ile,
Müfreze vâveylâlarının üzerine yıkacağım!

Zannetme ki;
Ferhât gibi dağın ardını görmeden bıkacağım!

Kıskansın Memphis`in mumyaları!
Kıskansın Ramses!
Kelpetenler açmamacasına avurtlarımı sıkacağım!

Bir Yûsuf kurtulmaya görsün Kreuzberg Zindânları`ndan;
Züleyhâ`ya inâd,
Azîz`e inâd,
Binlerce Yûsuf`u zindâna tıkacağım!

Hele zangırdasın Wedding Katedrali;
Ay ışığı görmeyen gecelerde,
Glockeleri`nin doruklarına çıkacağım!


*** Daha Şehidlik`de okunmazken Fâtihâ, bir tâze Rûh`a;
*** Âlem-i Ervâh`ta künyelenmemiş miydik cümle Gürûh`a?
*** Daha?
*** Dahası yok!
*** Dikildi gözleri Havârîler`in, Beyt-i Makdîs`de çarmıha;
*** Son vuruş, o son vuruş da balyozumdan olacak mıha! ..


04.05.2002 Münih 04: 25

Mustafa Engin Karatay

 
 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
25 Ağustos 2008 Pazartesi 02:40:04

 













 



 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
25 Ağustos 2008 Pazartesi 19:07:34
en’lerimdi dünlerim
çanım çaldı
delirdim densizliğinde
geçmiş bir zamanın

ve melodinin bitmeye yakın
sözsüz finalinde
elim bir öyküde üşüyen
dilimdi…tenimdi…yüreğimdi

ki en başta çizmiştik
bizi yakan o resmi
şimdi her söz meşum
biliyorum…artık ben
o aşkta yokum

eksildi her seferindeki diriliş
sona erdiğinde cümle
ardından gelen her daim
kara bir nokta
ve bitiş işte

layığını bulamayan bir düşüşe döndü
…şahika
esrarını koruyup kurudu
henüz canlanan her can

biz sildik resmi o zaman
odamızın bütün duvarlarından
çektik kara perdeleri
kırık pencerelere
kesti…kanattı yüzlerimizi
içimizi…sözlerimizi
saydamlığıyla
…buzdan

boşunaymış bekleyiş
divane duraklarda
dilimde şimdi tümü
ünsüz seslerin
ve sessiz nidası duyulmaz
…isyanların

velhasıl yaratan bizdik
çıkışsız o labirenti
kanlı ellerimizle

elim bir öyküydü aşk
benliğimizde
kazıdık kanata kanırta
bir kalemde
tenimizden
yüreğimizden
ve dünlerimizden

en’lerimdi dünlerim
kesildi söz
bitti melodi
ve maalesef
bir öykünün daha
sonu geldi

seçilmiyor renkleri
geçmiş zamandan damlayan aşkın
ne yazık
…ve görüyorsun
artık o aşkta biz yokuz
ki biliyorsun
bundan böyle
kendimize bile
çok’uz



Atilla Güler

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
23 Eylül 2008 Salı 17:26:16

 

 

Züleyha`nın Yusufluğu

Kollukçular Yusuf`u alıp götürdükten ve hüzünlü gece Nil`in üzerinde bir ürperti gibi asılı kaldıktan sonra hiç uyumadan ertesi sabahı buldu Züleyha ama, hayatı her zamanki tadında bulmadı. İçten içe derin bir öfke önce, sonra nedeni belirsiz bir kendinden hoşnutsuzluk hali. Her zaman doğruyu gösteren yürekte istikamet tayini. Aşkını düşündü Züleyha, şimdiye kadar hiç düşünemediği hallerdeydi.

Tapınaklarda genç rahiplerin buhur yakma görevini yerine getirmesinden bile erken saatte Züleyha ırmağa bakarak düşünmeye başladı. İlk kez Nil`in güllerinden yapılmaz tacını başına, yasemenden bileziğini ayağına takmamıştı. Züleyha ilk kez gece kadar sade sabah kadar yalındı.

 

Yusuf,dedi Züleyha, sen benim, evvel düşen şehrimsin, ahir düşen şehrimsin. Ezel düşen şehrimsin, ebed düşen şehrimsin.Yusuf,dedi Züleyha; kalbim sen, benimsin yalnız benimsin,kalbin ben,seninim yalnızca seninim. Yusuf, dedi Züleyha, sen masumsun, sen de bilirsin, ben de bilirim. Şu dört duvar, şu sıkı sıkı kapalı kapı,döşemenin üzerinde ezilen sarı gülün yaprakları tanık ki suçun yok senin.
Fakat güzelsin. Güzelliğin yoruyor beni,çünkü mümkünü var,suret kasrında bir suret değilsin.

Suçlu değilsen de bana, beni suçlu kılacak kadar güzelsin. Mümkünü olan bir güzelliğin sahibiysen Yusuf, ve bu güzellik yoruyorsa beni, sen dünyanın en masum mücrimisin. Suçlu,suçunu her zaman bilerek işlemez Yusuf ve güzellik bazen suça dönüşür.

Yaratılmışların en güzeli karşısında,ruhum kadar bedenim,kalbim kadar kalbimden çıkıp da bütün bedenimi deveran eden kanım ve damarlarım,ve bütün zerrelerim akıyorsa sana, ben de dünyanın en mücrim masumu değil miyim?

Çünkü, dedi Züleyha, güzelliğin bir derin kuyu senin. Bir düşenin kurtuluşu kolay olmaz.Ne mutlu kalbine sen düşene,ve ne mutlu senin kalbine düşene.
Tufandan kurtulmak için kendi derinliğine akan bir ırmak gibi; akmasam sana ölürdüm Yusuf, aktım, yine öldüm. Kendi ölümümün şeklini seçmem özgürlüğümse susarak ölmeyi değil,söyleyerek ölmeyi seçtim. Tortulanarak ve bulanarak değil,taşarak ve coşarak ölmeyi istedim. Hükmümün Yusuf olduğu yerde ölümlü olduğumu bildim.

Ve yine dirilecek olmamın emniyetiyle ölümlü oluşumu çok sevdim. Yusuf,dedi Züleyha, bütün bir hayat, kınanma, horlanma, yitirme,her şey kalbimin üzerinden geçecek ve ben kalbimin altında kalacağım. Bana dair ve bana rağmen var olan bir dünyada büyüklüğü,yitirdiklerinin çokluğuyla ölçülen bir Züleyha kalbi olacağım. Senin zindan karanlığın benim özgür aydınlığıma denk düşecek, o kadar ki karanlık olacağım Sancıyla elimi attığım fundalıklar mavi çiçeklere dönüşmedi henüz, ama aslolan kalp olacak ve hayatı sonradan bulacağım.

Yusuf,dedi Züleyha, aşk zorlu bir sınav,ben bu sınavı en baştan ve gönüllü mü kaybettim? Hayır işte! Yitirmiş görünsem de kazancımsın sen benim. Ve şer gibi görünsem de göreceksin,yitirdiğin ne varsa benim sana açtığım kuyuda,hayrın olacağım sonunda. Yusuf,dedi Züleyha, sana, gel kaderim ol, demem. O kadar ki, güldeki sevda, çöldeki ateş, denizdeki su kadar kadersin bana.
Bak alnına, iki kaşının ortasına. Orada benim mührüm var. Alnımın yazısı olduğun kadar, alnına da yazıyım.

Değil mi ki sen Yusuf güzelisin, gömleğin çoktan yırtık senin. Ve değil mi ki ben tecelli etmesem eksik kalır sana dair kader. "Senin kaderin benim tecellim.", kaderimde zindan varsa, Yusufluğum su götürmez benim.


Yusuf ile Züleyha


Nazan Bekiroğlu

 

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
25 Eylül 2008 Perşembe 18:11:56
OY   oy  OY  NE GÜZEL NE GÜZEL EMEGİNE SAGLIK

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
7 Ekim 2008 Salı 04:01:36

Ve,
Boşa
Boşluğa
Hiçliğe söylenen o sözlerin
Kanattı içimi de
Öpüşlerin
Çere olamadı.
Umarsızım
Kalabalık, bir yalnızlıkta

Bir yanlışa düşmüşüm ki
Sorma !
Hep keskin yanı
Keser bilirdim, kılıcın.

Kılıç ta yar gibi
Suskunluğu
Ve
Kör yanı ile yaralarmış.

En derin yaralar
Susarak açılırmış
Yüreğin,
Hekim eli ulaşmaz
Ücra ülkelerinde

Ufkumda
Umutlar tükettim
Hoyrat bekleyişlerde,
Güneşler gömdüm sessizce
İçimdeki yangınlara.

Ateşlerden medet umdum
Amansız .

Ayrılıkmış,
İnsanı tüketen
Kağıdı yaralayan
Hep kalem olurmuş