|
| Gönderen | Mesaj |
|
7 Temmuz 2008 Pazartesi
22:48:05
|
|
|

Karmakarışık dünyalarını kendilerine bile kolay açıklayamayan, karşı cinse karşı her zaman ve koşulda güçlü olduklarını hissettirmek zorunda kalan, bazen çocuk, bazen yılların deneyimine sahipmişcesine bilge, bazen kaba, bazen kendilerinden umulmayacak kadar kibar, bazen beyefendi, bazen aşırı ısrarcı, çoğu zaman sabırlı, bir o kadar da anlayışlı, bazen hassas, zaman zaman duygusallığını kalın ve erişilmez duvarlar ardına saklayan, seven ve her daim sevilmeyi bekleyen erkekler...
Hiç anlayamadıklarını ısrarla savundukları kadınların vazgeçemediği sır dolu erkekler. Hep bir şeylerin arayışı peşinde koşan, elde ettikleri ile asla yetinmeyen hırslı, bir o kadar da rahat erkekler. Zaman zaman kendi iç dünyalarındaki karmaşık yapıdan kaçmak isteyen, ağlamaktan ve ağlarken görülmekten hiç haz etmeyen erkekler.
Üstlendikleri rolün en iyisini yapabilmek adına delicesine savaş veren, yardımseverliğini ulu orta göstermekten çekinen, zaman zaman sevgilerini göstermenin hiç de gerekli olmadığını savunan erkekler.
Kendi bildikleri doğruları ısrarla kabule uğraşan, o doğrular dışında başka doğru olmadığına gözü kapalı inanan, kendilerine inanmayanlara tepkilerini çeşitli yollarla gösteren erkekler.
Gözlerinin en derininde bir yerlerde, her zaman ışıltılar saklı, yürekleri dünyayı içine sığdıracak ölçüde geniş, arkadaşları için canlarını verecek ölçüde vefalı, sevdikleri uğruna ölümü göze alacak kadar korkusuz erkekler.
Sevgiyi, nefreti, aşkı, karasevdayı, kini kısacası tüm duyguları yüreklerinin en derininden hisseden, yaşayan ve yaşatan erkekler. Büründükleri sır dolu kılıfın ardında, aslında çok daha farklı kişiliklere sahip erkekler. Kendi iç benliklerinin açığa çıkmasından korkan, duygularını daha çok bu kılıfın ardına saklayan, yapmadıkları çoğu şeyi sahiplenerek çevreye hava atmayı seven erkekler. Yargılanmaktan, duygularının açığa çıkmasından korkan erkekler. Karşılarında anlayışlı ve sevecen kadınlar gördüklerinde onlar için dağları bile deviren erkekler.
Anlaşılmadıklarını, yeterince sevilmediklerini hissettiklerinde kendi dünyalarına saklanan, konuşmaktansa iç hesaplaşmalarla boğuşmayı tercih eden erkekler. Çoğu zaman öfkelerine hakim olamayan, karşılarındaki hassas varlıkların kırılıp incinebileceklerini düşünemeyen erkekler.
Siz bir verdiniz mi, karşılığında binlercesini vermeye hazır, en duygusal anlarımızda bizi omuzlarında ağırlayacak kadar düşünceli, karamsarlığımızı yok edecek ölçüde nüktedan erkekler.
Her zaman ve her koşulda en önde olmayı bekleyen, ikinciliklere asla tahammül edemeyen, hırslarını hep doruklarda yaşayan, bazen de bencil erkekler.
Gözyaşlarına asla dayanamayan, iyi niyet ve güzelliklere aynı ölçülerde karşılık verecek şekilde duyarlı erkekler. Kendi iç dünyalarında fırtınalar kopsa da bunu göstermekten bucak bucak kaçan erkekler. Heyecanı, adrenalini, macerayı seven, yaşayacakları tek bir macera için her şeylerini feda edebilen korkusuz erkekler. Kurdukları hayal dünyalarında da gerçek hayatlarında olduğu gibi mutlu olabildiklerini iddia eden erkekler.
Hayallerini gerçekleştirmek için yaşam boyu mücadeleden yılmayan erkekler. Hobileri ve tutkuları için her şeyi göze alan, itirazlara asla tahammül edemeyen erkekler.
Özgür olmayı her daim isteyen, yasaklara, kıskançlıklara asla taviz vermeyen erkekler. Kendi kıskançlıklarını sevgiye ve ilgiye, kadınların kıskançlıklarını ise bencilliğe yorumlayan erkekler. Yaşadıkları tartışmalardan ve kavgalardan her zaman zaferle çıktıklarına inanan, yaşları ilerlese de çocuk dünyalarından bir türlü kurtulamayan erkekler.
Bir kuş misali sadece avuç içinizde olmayı kabul ederken istedikleri anda uçabileceklerini bildiklerinde size sıkı sıkıya bağlı; sahiplenip özgürlüklerini kısıtladığınızda ise kaçmak için her yolu deneyen erkekler. Zaman zaman melek olup bize cennetin yollarını açan; kimi zaman şeytan olup hayatımızı cehenneme çeviren erkekler.
Onların gizemli hayatları öylesine sırlarla doludur ki, derinlere daldıkça daha neler bulunur kimbilir. Her biri o yada bu şekilde, ucundan kıyısından bu özellikleri bünyesinde taşır. O nedenle karşısına çıkan her erkek kadınları şaşırtmıştır ve şaşırtmaya devam edecektir yıllarca. Tıpkı kadınların erkekleri sürekli şaşırtması gibi. Kesişen yollarınızda ruh ikizlerinizi yakalamanız, sevmeniz ve sevilmeniz dileği ile...

|
|
|
10 Temmuz 2008 Perşembe
19:26:20
|
|
|

Sevdiğim... Gönüllü sürgündüm yüreğine..Ve geceden daha siyahtı gözlerin İdama hazırlanan mahkumlar gibi..Boynumda bir ip.. Ayağımda zincir Elim kolum bağlı sevdim seni!
|
|
|
12 Ağustos 2008 Salı
16:52:06
|
|
|
ÇAĞDAŞ ERKEK İÇİN BAKALIM NELER YAZILMIŞ Evde çubuklu pijamayla ya da kolsuz atletle dolasmayan Vücut sabunu ve sampuanini sik sik tüketen, Disçisini firçalamak yerine, dislerini dogru firçalayan, Gittigi lokantada esiyle karsilastigi zaman yadirgamayan, Biyiksiz da erkek olunabilecegine inanan, Dönüslerde sinyal vermeyi unutmayan, Her aksam bara gitmek yerine, evinde kendine zaman ayiran, Kebapla viski içmeyen, Giyiminde klasik renklerin disina çikabilen Sergisine gitmedigi için bir sanatçinin resmini almayan, Kadinlara karsi seçici davranabilen Çocugunun altini karisiyla birlikte ayni süre içinde degistirebilen
Saunada puro içmeyen Arabasini ulasim amaciyla kullanan Emrinde çalisan bayanlari yemege çikmaya zorlamayan Hediye ile rüsveti birbirine karistirmayan Uçagin kapilari açilmadan ayaga kalkmayan Sporla gazete ve televizyonun disinda da ilgilenebilen Senede iki kez gittigi konserde de uyuklamayan, Teknolojiyi satin alirken batili olup kullanirken dogulu olmayan, Her gittigi yere kirmizi gül götürmeyen Tiyatroya davetiye disinda bilet alarak da gidebilen Gömlegini göbegine kadar açip, killarinin arasindan altin kolye göstermeyen Bilgisayarindan yalnizca oyun araci olarak yararlanmayan Konusmalarini küfür ve argodan arindirabilen, Nereye nasil park edilecegini bilen, Toplulukta yüksek sesle konusup kahkaha atmayan, Tuvaletlerin pisligi konusulurken, Istanbul`un fethini anlatmayan baslamayan, Apandisiti patlamadan da doktora gidebilen, Yemege giderken, geceyi restoran aramakla geçirmeyen.
|
|
|
15 Ağustos 2008 Cuma
18:08:07
|
|
|
İşe Başlarken Besmele Çeker
Delikanlıdır Tespih Çeker
Sportmendir Barfiks Çeker
Tek Eliyle Şınav Çeker
Kendi Dişini Kendi Çeker
Kaçan Golde Yuh Çeker
Ağzında Sigara Halay Çeker
Dikiz Aynasından Hareket Çeker
Muazzam Kopya Çeker
Kaynanadan Çok Çeker
Genelde Babaya Çeker
Evladına Nutuk Çeker
İskenderin Üstüne Künefe Çeker
Komedi Filminin Kralını Çeker
Çuhayı Yırtmadan Pike Çeker
Kafası Bozulunca Resti Çeker
Parayı Bulan Arabayı Çeker
Gurbette Hasret Çeker
Sevdiğini Sorguya Çeker
Aldatılınca Tetiği Çeker
Memlekete Turist Çeker
Kaşı Gözü İlgi Çeker
Her Ortamda Dikkat Çeker
İtalyan Erkeklerine Beş Çeker
Güzel Gördümü iÇ Çeker .....
|
|
|
21 Ağustos 2008 Perşembe
03:48:05
|
|
|
Ne de çok çekerlermiş meğersem..!

|
|
|
21 Ağustos 2008 Perşembe
03:52:05
|
|
|
Sevdikleri kadınların yalanları ile sarsılan erkeklere sesleniyorum.
Kadın ya da erkek , herkes , kendi kişiliğini ortaya koyarak, kendine en uygun hayatı yaşamalıdır. İnsan yaşadığı sürece vardır ve "Yaşamak", nefes almak değildir. Hayatımızın amacı kendimizi gerçekleştirmektir. Karşımızdaki kişinin kendisi olabilmesi, onlara bizim istediğimiz şekilde yaşamasını dayatmamakla sağlanır. İnsan kendisi olarak ````````Kabul ```````` gördüğü zaman özgürce yaşar ve yalana başvurmaz. Kadınların sorunu , kendileri olarak ````````Kabul```````` görmemektir. Erkek gözüyle Kadın: özgür bir birey değil yarı-hayal, yarı-nesne, kendi ihtiyacına göre biçimlendirdiği biridir; Picasso tablolarında birkaç yüz ve vücudun birarada olduğu çarpıtılmış kadınlar gibidir. Kah öyledir, kah böyle.
Saf ve masum olmalıdır bir bakire gibi; namuslu ve iffetli olmalıdır bir eş gibi; her numarayı bilmelidir bir seks işçisi gibi, falan , filan... Bildiğimiz şeyler. Fırça erkeğin elindedir: ressamdır, istediği gibi resmini yapar, kadına düşen tablodaki yerini bilmek ve ondan bekleneni yerine getirmektir. Tablolarındaki kadınların konuşmaya ve direnmeye hakları olsaydı ve yüzlerini değiştirebilselerdi Picasso````nun hali nice olurdu ? Sanatsal yaratısını tamamlayamaz, bunalıma sürüklenirdi.
Erkek , yaşamı kurgulamaktan vazgeçmelidir. Kadından istediği gibi olmasını, kendi istediği şekilde yaşamasını talep etmekten vazgeçmelidir. Kadın yalanları erkek kurgusuna tepkidir. Aynı zamanda çok incelikli bir davranıştır, erkek kırılganlığına gösterilmiş bir duyarlılıktır. Erkek kurgulamaktan vazgeçtiği zaman kadın yalanları bitecek, gereksiz hassasiyetler ortadan kalkacaktır.
Başkalarının bizden önce ve bizden sonraki hayatlarına ilişmediğimiz zaman, kendimizi geliştirebileceğiz ve özgür olabileceğiz. Sevdiğimiz kişiler, bizim bir parçamız değildir. Onlar , hayatımızın bir noktasına değmiş, gelip geçmiş ya da koluna takıp götürmüş, yaydıkları ışıkla parlayan kuyruklu yıldızlardır. Bize benzemezler, kendi düşünceleri vardır, kendi duyguları vardır, kendi cinsel deneyimleri vardır, görmediğimiz karanlık tarafları vardır, geride bıraktıkları ya da gelecekte olabilecek bizden başka kuyruklu yıldızları vardır. Kendilerine benzedikleri için sevilmeyi hakederler. Bize benzedikleri için değil.
Sanıldığının aksine, insan gelişmemiş bir canlı. Gücünü bir diğerini kontrol ederek, saçma sapan değer yargıları ile tutsak ederek oluşturmakta. Namus, iffet, sadakat, bekaret, içe sinmeme, zart, zurt gibi kelimeler kadınları hizaya getirmeye, erkeğin kırılganlığını örtbas etmeye yarayan kelimeler. Oysa, bunlara ihtiyacımız yok. Yaşamımızı bu kelimeler yönlendirmemeli. Herşey, düşüncede başlar. Bütün dillerden bu kelimeler kaldırılmalı ve yaşamda yeri olmamalı. Yoksa, yalan söylemeye ya da anlatmamaya devam edeceğiz. Çünkü, sizleri kırılmanızı istemeyecek kadar çok seviyoruz.
yazarını bilmiyorum...
güzel bir yazı...
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|