|
| Gönderen | Mesaj |
|
30 Mayıs 2008 Cuma
13:25:27
|
|
|
Aşk ve Çılgınlığın Hikayesi Uzun zaman önce,dünya yaratılmadan,insanlar dünyaya ayak basmadan önce, iyi huylar ve kötü huylar ne yapacaklarını bilemez vaziyette dolanıyorlarmış.Bir gün toplanmışlar ve herzamankinden daha fazla canları sıkkın oturuyorlarken ; Saflık ortaya bir fikir atmış; _"Neden saklambaç oynamıyoruz?" .....Ve hepsi bu fikribeğenmiş,hemen çılgın çılgınlık, bağırmış: -"Ben ebe olmak ve saymak istiyorum,Ben ebe olmak istiyorum!" ...Ve başka hiç kimse çılgınlığı arayacak kadar çıldırmadığı için,Çılgınlıkbir ağaca yaslanmışve saymaya başlamış, 1, 2, 3... ve çılgınlık saydıkça, iyi huylarla kötü huylar saklanacak yer aramışlar; Şefkat ay`ın boynuzuna asılmış; İhanet çöp yığınının içine girmiş; Sevgi bulutların arasına girmiş; Yalan bir taşın altına saklanacağını söylemiş; Ama yalan söylemiş çünkü gölün dibine saklanmış; Tutku dünyanın merkezine gitmiş; Para hırsı bir cuvalın içine girerken çuval yırtılmış. ....Ve çılgınlık saymaya devam etmiş? 79, 80, 81, 82....Aşkın dışında , bütün iyi huylar ve kötü huylar o ana kadar zaten saklanmış,Aşk,kararsız olduğu gibi, nereye saklanacağını da bilemiyormuş.. Bu bizi şaşırtmamalı çünkü hepimiz Aşkı saklamanın ne kadar zor olduğunu biliriz. ...Ve Çılgınlık 95, 96, 97..ye gelmiş ve 100`e vardığı anda, Aşk sıçrayıp güllerin arasına girmiş ve saklanmış. ...Ve Çılgınlık bağırmış "önüm,arkam,sağım,solum sobe,geliyorum!" ....Ve arkasına döndüğünde, ilk önce tembelliği görmüş, o ayaktaymış çünkü saklanacak enerjisi yokmuş.Sonra Şefkat`i ay`ın boynuzunda görmüş, ve İhaneti çöplerin arasında, Yalanı gölün dibinde, ve Tutkuyu dünyanın merkezinde, hepsini birer birer bulmuş, sadece biri hariç. Ve çılgınlık umutsuzluğa kapılmış, en son saklı kişiyi bulamamış, derken Haset, Aşk bulunamadığı için haset duyarak, Çılgınlığın kulağına fısıldamış; -"Aşkı bulamıyorsun çünkü o güllerin arasında saklanıyor." ...Ve çılgınlık çatal şeklinde tahta bir sopa almış, ve güllerin arasına çılgınca saplamış,saplamış, saplamış,ta ki yürek burkan bir haykırma onu durdurana kadar. Ve haykırıştan sonra, Aşk elleriyle yüzünü kapayarak ortaya çıkmış, parmaklarının arasından sicim gibi kan akıyormuş, gözlerinden. Çılgınlık Aşkı bulmak için heyecandan Aşkın gözlerini çatal sopa ile kör etmiş.. -"Ne yaptım ben? ne yaptım ben?" diye bağırmış. -"Seni kör ettim. nasıl onarabilirim?" ...Ve Aşk cevap vermiş; -"Gözlerimi geri veremezsin. Ama benim için bir şey yapmak istersen, benim kılavuzum olabilirsin." ...Ve o günden beri, Aşkın gözü kördür ve o günden beri Çılgınlık da her zaman onun yanındadır....
|
|
|
30 Mayıs 2008 Cuma
13:29:02
|
|
|
Birinci ses "Müsaitseniz size aşık olabilir miyim?" dedi. Karşısındaki bir an onu süzdü, başını öne eğdi. Sanki "...Şimdi soruyorum büküp boynumu, daha önceleri nerelerdeydiniz?" diyen eski bir şarkıyı anımsamış gibiydi. Ama bunu karşısındakine söylese bile ne ifade edecekti ki? Hayatta her şeyin zamanlamasının tutması mümkün değildi ki zaten. Kalbinin boş olduğu zamanlarda kimse karşısına çıkıp, " Müsaitseniz size aşık olabilir miyim ?" dememişti ki. Doğruydu işte sözler şiirler. Aşkın kapıyı ne zaman nasıl çalacağı belli olmazdı. Aşka randevu verilemezdi. O gelip bulur, ansızın "cee!" diye karşına çıkabilirdi. İkinci ses birinciye, "Senin adına çok üzgünüm , aşkına karşılık veremeyeceğim için. Çünkü hayatımda birisi var," dedi, yürüdü gitti, ayaklarını sürükleyerek. Birinci ses, sorusunun havada asılı kaldığını hissetti. Ürperdi. Halbuki o, bir çok ikinci sesin yaptığı gibi hayatında birisi olduğunu ondan saklayabilir, yalan söyleyebilirdi. Oysa yapmamış, dürüst davranmıştı.Birinci ses düşündü "Tanrım, demek ki hala böyle birileri var hayatta. Roman kahramanları yalan değilmiş." Olmayacaktı bu aşk, belliydi işte de hayalindeki yüz, beynindeki isim, kalbindeki çocuksu heyecan niye silinmiyordu acaba? Müsait değildi bak, söylediği gibi. Aşık olmaması gerekiyordu. Aşık olursa acı çekecekti, kavuşamayacaktı ona. İkincinin sesi, yüzü, elleri, tarzı yine de akılndan çıkmıyordu. Acaba o da hoşlanmış mıydı kendisinden? Bunu öğrenmeyi o kadar çok istiyordu ki? İyi de, hoşlansa bile bunu söylemesi neyi değiştirecekti? İkinci ses, hayatında birisi olmasına rağmen, o gün karşısına onu beğenen, hatta aşkı için izin isteyen bir Ses`in çıkmasına içten içe çok sevindi. Gidip gelip aynada kendisine göz attı gün boyu. İçini tarifsiz bir sevinç kaplamıştı. Gururu okşanmıştı. Kalbi boş olsaydı, "Evet" deyip, onunla birlikte bir aşka yelken açmaktan açınmazdı. Acaba, mazeretini söylerken bunları da söylese miydi birinci sese? Yoo, duygularıyla oynamak istemezdi onun. Bunca çürümüş ilişkinin arasında sevginin, aşkın adı dama atılmışken birisinin ortaya çıkıp cesurca, "Müsaitseniz size aşık olabilir miyim?" demesi, inceliğin ve karşısındakine değer vermenin eski şarkılarda, filmlerde kalmadığının kanıtıydı işte. Aşk için izin istenmezdi, biliyordu? Telefonu ara sıra, bilinmeyen bir numara tarafından aranıyor, "Alo!" dediğinde kapanıyordu. Son açtığında, "Sen misin?" dedi. Telefon kapanmadı. Derin bir iç çekiş duyuldu. Birinci ses konuştu: "MÜSAİT OLMASANIZDA BEN SİZE AŞIĞIM." Sessizlik, ölüm kadar kesin ve uzun sürdü. Aşk, ölümden daha çaresizdi o an.......
|
|
|
30 Mayıs 2008 Cuma
18:54:01
|
|
|
Hazan Çiçeği
Tomurcuk,tomurcuk açan gülsün sen Sahrada kurumuş bir toprağım ben Aşk çiçeğisin sen bittin kalbimde Gönül fırtınam,sın hazan çiçeği
Yarım kalan ömrün güzbaharında Çaresiz umarsız umutlarımda Çileyle dökülen göz yaşlarımda Damla,damla aktın hazan çiçeği
Çaresiz umutsuz yorulmuştum ben Gönlümdeki kışta kardelensin sen Kalbimdeki aşkı bir bilebilsen Sana sevdalandım hazan çiçeği
Bu kara sevdadan kurtulamadım Bir türlü gönlümü avutamadım Gözlerimde yaşı kurutamadım Gönlüm sana aktı hazan çiçeği
|
|
|
2 Haziran 2008 Pazartesi
17:44:22
|
|
|
|
|
|
3 Haziran 2008 Salı
19:52:09
|
|
|
http://www.ortanokta.com/freeqeen_0116/blog/blogid=617195#blog “Ben küçükken masallara inanırdım. Çirkin tırtılın kozasının içinden harikulade bir kelebek olarak çıktığını ya da ağustos böceğinin başı derde girdiğinde, karıncanın ona yardım ettiğini anlatırdı masallar… Daldığı ölüm uykusundan bir küçük öpücükle uyanan prensesler ve fakir kızları süsleyip prenslerin balolarına gönderen periler yaşardı o büyük resimlerin altında… Bir rüya bulanıklığına sahip çocukluktan çıkılan ve gerçek dünyaya uyanılan o ilk zamanlar tam olarak hatırlanamasa da, herkes nasıl uyandığını biraz bilir… Kimi ani bir darbeyle sarsılarak uyanır, kimi tatlı bir hayal görmüşçesine yüz ifadesine yerleşen masum bir gülümsemeyle… O zaman, kelebeğin birkaç gün içinde öleceğini, ağustos böceğinin zaman zaman karınca yediğini ya da prenses bile olsalar, ölenlerin bir daha gelmemek üzere gittiklerini ve perilerin de yalnızca çizgi filmlerde görüldüklerini öğrenir insan… Ve bir seçim yapar belki çok da farkına varmadan; hayat, kendi değişimleriyle hırpalayan, vaatleriyle kandıran ve kabul edilmesi gereken bir gerçek midir, yoksa uyduranın hayallerinden ibaret bir masal mıdır?”
|
|
|
4 Haziran 2008 Çarşamba
11:35:38
|
|
|
paylaşımların güzel sevgili yiğit
|
|
|
4 Haziran 2008 Çarşamba
11:43:04
|
|
|
ÖĞRENDİM Hayatın bana birşeyler öğrettiğini ve bunları yazmam gerektiğini öğrendim. Mesela;
İnsanlara kendimi zorla sevdiremeyeceğimi öğrendim. Yapabileceğin tek şey sevilebilecek biri olmak.Gerisi onlara kalmış…
İnsanları ne kadar düşünürsen düşün,Onların seni o kadar düşünmediklerini öğrendim.
Ve insanlar seni ne kadar severse sevsin günü geldiklerinde isminden bile nefret edebildiklerini öğrendim. Güven elde edebilmek için yılların gerektiğini,Ama yoketmek için saniyelerin yettiğini öğrendm. Önemli olanın hayatındaki eşyaların değil,Hayattaki kişilerin olduğunu öğrendim. İnsanın ancak 15 dakika çekici olabildiğini,Ondan sonra alışıldığını öğrendm. Güzelliğin tek başına beş para etmediğini ise zamanla öğrendik… İnsanlar için olayların değil,onların önemli olduklarını öğrendim.
İnsanların değişebildiğini öğrendim.
Herkesin hakkettiği gibi yaşadığını öğrendim. Her ne kadar ince kesersen kes,Kestiğinin her zaman iki yüzü olacağını öğrendm.
*# İnsanların birçoğunun hep kaybetmek için yaşadıklarını öğrendim. Sevdiğin kişilere sevgi dolu sözler söylemen gerektiğini,Çünkü belki bu onları son görüşün olabileceğini öğrendm. Her ne kadar o çok düşünsen de,Yine de gidebileceğini öğrendim.
Her ne kadar o seni çok düşünse de, Yine de gidebileceğini öğrendim.
Ve Her ne kadar onu çok düşünsende zamanı geldiğinde seninde gidebileceğini öğrendim.
Ve gittiğim yeni yerlere eskiden bazı şeyleri götürmemeyi öğrendim.
Dosta tevazu etmeyi, gurur yapmamayı öğrendim.
İnsanların kendilerini ak kaşık saymak için kara yalanlar söyleyip, bu yalanlara kendilerini bile inandırabildiklerini öğrendim.
İnsanların haklı durumdayken kendi sözleri yüzünden haksız duruma düşebildiklerini öğrendim.
Yılların değilde, acıların bizi büyüttüğünü öğrendim.
Hep çocuk kalmak isterken kazayla nasılda büyüdüğümü öğrendim.
Ne kadar büyüsemde içimdeki çocuk heyecanının hep bi şekilde kaldığını öğrendim.
Çocukları ise çooook sevdiğimi öğrendim.
Öğrendiğim bazı şeylerin yanlış olsada beni ben yapan şeyler olduğunu öğrendim. İnsanların seni hep hesapsız sevdiğini,Ama bunu nasıl göstereceklerini bilemediklerini öğrendim. Sinirlendiğimde gerçekten buna değse bile asla acımasız olmamam gerektiğini öğrendim. Gerçek dostluğun ve gerçek aşkın arada uzak mesafeler olsa bile büyüdüğünü öğrendm.
İnsanların şartlanmalar ile aşık olabildiğini ve aslında şartlanmalar ile aşık olunamayacağını öğrendim.
Hayatta zamanın ne manaya geldiğini dedemden öğrendim(”ömür bir ikindi vakti kadar bile yokmuş…” {öldüğünde 100küsür yaşındaydı})
Sigaranın ve Alkolun benden aynı zamanda şuandaki ve gelecekteki ailemdende uzak olması gerektiğini öğrendim.(komşularım sağolsunlar)
Restleşmelerin ve gururun kurbanı olmuş tatlı aşkların ve dostlukların nasıl ziyan olduğunu öğrendim.
“Eğer o gün öyle olmasaydı bugün belki…” ve “Keşke…” sözlerini kendimden ve bir çok insandan duydum; insanların pişman olabildiklerini ama bunu çoğu kez itiraf edemediklerini öğrendim.
Eğer pişmansam bunu çekinmeden dile getirmeyi ve insanlardan eğer gerekiyorsa ne olursa olsun için özür dilemem gerektiğini öğrendim.
Gerçek aşkı bulursam kaybetmemem gerektiğini ikinci bir şansı olmamış insanlardan öğrendim.
Sözlere değil de hareketlere ve gözlere inanmayı öğrendim. Birisinin seni istediğin gibi sevmemesi,Onun seni tüm benliğiyle sevmediği anlamına gelmediğini öğrendm.
En mutlu olduğum anların sevdiklerimi mutlu edebildiğim anlar olduğunu öğrendim. Bir arkadaşın ne kadar iyi olursa olsun seni üzeceğini Ve senin yine de onu affetmen gerektiğini öğrendm. Kalbin ne kadar kırılmış olursa olsun,Dünyanın senin acılarından dolayı durmayacağını öğrendim.
Ve kalbin en kadar darbe görsede en asil intikamın Affetmek olduğunu öğrendim.(ama bu kadar asil olmayı daha öğrenemedim {affedemediğim ve affedemeyeceğim şeyler var}) İki kişinin tartışmasının, birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmediğini öğrendim. Ve tartışmadıkları zamanda sevdikleri anlamına gelmediğini. İki kişinin tamamen aynı olan bir şeye baktıklarında bile Farklı şeyler görebildiklerini öğrendm. Seni doğru dürüst tanımayan kişilerin, Hayatını birkaç saat içinde değiştirebileceklerini öğrendim.
Sevginin(!) koca bir yalan olduğunu sevginin ise tek gerçek olduğunu öğrendim.
Beklemeyi öğrendim, ama doğru durakta. Verebileceğin birşey kalmadığında bile bir arkadaşın ağladığında,Ona yardım edebilecek gücü bulabileceğini öğrendim.
Canımdan daha kıymetli şeyler olduğunu öğrendim.
Seni sevenlerin aslında ne kadar değerli olduğunu öğrendm. En çok önemsediğim kişilerin,benden hep uzaklaştıklarını öğrendim. İnsanları üzmeden ve duyarlı olarak kendi fikirlerini söylemenin Çok zor olduğunu öğrendim.
Öğrendim ve öğrenmeye
devam edeceğim…
|
|
|
4 Haziran 2008 Çarşamba
12:40:17
|
|
|
Benden önce söylenmiş sözlerin haklılığına Kizdığım oldu zamanında ama inandığımda Ömrümde her şarki başka bi kapi açti Bu sarkinin ardinda sen Bu kapinin ardindaysa benden önce söylenmiş sözler vardi
Çok zor günler geçirdim vaktiyle Alemde savaşlar çirpinişlar nihayetinde Asik olmak kismetmis yar, sana.. Asik olmak kismetmis yar..
Seçtiğimiz hayatlar mi bunlar? seçtiklerimiz mi ? Bunca yokluk, bunca kiriklik, bunca aci Seçtiklerimiz evet ! Hayat bu sevgilim çoktan seçmeli Senin askinsa bi dönem ödevi
Bir gece cikip gelsen olmezsin yar Ölümlerden ölüm beğen gelmezsen yar Bir aksam çikip gelsen ölmezsin yar Ölümlerden ölüm beğen öleceğim yar
Bir şarkı tuttum sevgilim bir kapı açtım ikimize İkimiz çokmuşuz meğer bu resme Kapatmadan bu kapıyı yinede Bu yaralar bereler sanadır bileler ...
Bu yaralar bereler sanadir bileler Göreler askimi Sahidim gök kubbe Asigim bekletme
Çok …
|
|
|
4 Haziran 2008 Çarşamba
15:07:53
|
|
|
|
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|