Ebruli Saatler > Mesaj Panosu > * SEVGİLİ

* SEVGİLİ


GönderenMesaj

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
22 Şubat 2009 Pazar 13:59:14

 

Taflan

ne zaman dinecek, ne zaman
bu taflan, bu taflan?

ey uçurum gözlü sevgilim!
ne zaman baksam
bir hiçlik tadı
ve ağzından
yıldızlar uçuran
ergin, yeşil ve yabanıl
bir yaz gecesi gibisin
yüzünde yolların gülüşü
ve yaz göğüne ilişkin
bir esenlik üretiyorsun
geçip giden fırtınalardan

ey uçurum gözlü sevgilim!
ne zaman baksam
aşkların büyük yarlarıyla
kuşatılmış görüyorum kendimi
safran

ve ezilmiş yazlardan
bakışlarının kıyısız
açıklarına
gurbet ve cevahir taşıyan
bir gülüş söylencesi
geçer bir yazdan ötekine
derin anlatılardan

ey uçurum gözlü sevgilim!
ne zaman baksam
bir dağın yırtmacından
ince bir dere yatağı
gibi kayan
yeşil tenini görüyorum
akşam
nasıl da yakışıyor yüzüne

ve sanki bir kayalığın içinde
durmadan kendi kendini oyan
bir ferhad gibiyim ben
ya da pusuda, karanlık
bir destan gibi
hem solan hem solmayan

ne zaman dinecek, ne zaman
bu taflan, bu taflan?

ey uçurum gözlü sevgilim!


Hilmi Yavuz

 
 

Sweety love (sweetylove)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1
22 Şubat 2009 Pazar 19:51:50



Ağlama,
gözyaşlarını akıtma boşa.
Kim vurdu ki sana,kim kıydı?
Unut geçmişi desem,kim girdi kanına,
Sus kadın ağlama.

Ağlama,
Herşeye katlanırsın,kadınca.
Kim bakabildi gözlerine,
Nedir senin adın?
Sus ağlama kadın.

Ağlama,
Sessizce içini çek,böyledir bu dünya.
Gözlerine düştümü bir kere keder,
Silemezsin,kalır izi suratında.
Sus kadın ağlama.

Ağlama,
Cezandır senin bu baraka.
Ezer baban,ağabeyin,kocan,
Gidemezsin,içini çekmektir sana kalan.
Ağlama,susmaktan başka yoktur çaren,
Ne kadar sussada gözlerin,
Bilirim,ağlar yüreğin durdurak bilmeden...

Sweety love (sweetylove)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1
22 Şubat 2009 Pazar 19:52:23
Sustum nehirlerde sustu....!
Akan bir gözyaşı karıştı bugün nehirime bir garip esti rüzgar batıdan soluma başımı çevirdim bir sağıma bir soluma baktım iyiden iyiye sessizleştim durdum duruldum hafifçe eğildim nehrin derinliklerine karıştım bir an için elimi uzattım suyun içine bir avuç su aldım çatlayan dudaklarıma inat kana kana içtim ve ayağa kalktım kaptan oldum büyük bir tekne idi benimkisi nehire karışan gözyaşının olduğu yere seslendim ben geliyordum büyük usta büyük kaptan geliyor dedim kıvrımlara çizilen nehir oluşumuna ve kıvrımlarına...!

e yanii yıldız ne diyeyim ben sana iyi dost sevgili yıldız ağla ağla ki gözyaşın nehire karışsın....!
Öpüldünüz..

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
27 Şubat 2009 Cuma 15:27:18

 

Kime Fazlasın / Kime Eksik

Görüyorum, sokağını kaybetmiş küçük bir kız duruyor ıslak gözbebeklerinde. Tüm suçları kabul etmişcesine suskun. Tüm hüzünleri kendi dudaklarıyla emecek kadar durgun. Kelime boylarında bir deliveren yetişmekte. Gölgesinde ise  sancılar belirmekte. Sınır boylarında adressizliğin.

Söyle bana hangi adressizlik senin?

Gözlerindeki korku kime ait, bedenindeki recm izleri kimden kalma, dudaklarının arasındaki boşluk kimden sana miras kalmakta?

Biliyorum susacaksın adın gibi..

Göm cümleleri dudak kenarlarına. Susmaya devam et boylu boyunca. Susabildiğin kadar büyüdüğünü unutma. Tattığın acı kadar buyürsün. Yediğin ayrılık acısı kadar olgunlaşırsın. Yoksa büyümek istemiyor musun?

Hep mi küçük kalmak, hep mi suskun kalmak istersin?

Herkes yol alırken hayatın derin suskularında, sen susuyorsun aynanın karşısında. Ayak izlerinden belli eğikliğin. İstifledim eteklerinden dökülen cümleleri.

Sen susarsan ben dile gelirim;

"Hangi çığlık denk gelir ki dudak payı boşluklara"

Hangi ayrılık senin? Hangi yüz senin? Yüreğinden dökülmeyen mürekkebin hatrına konuş.

Sen ki; acıya kanat gerendin.

Sen ki; Yusuf`u kuyulardan düzlüğe çekendin.

Sen ki, acıya gözyaşını verip umudu filizlendirendin.

Şimdi hangi yüze çevirdin kublegahını?

Hangi saf`a durdu gözlerin. Bilmediğin yerdeyim deme bana. Aynanın karşısında yüzünün bilinmezliğinde, yüreğinin ötesinde kendine gülümsemektesin.

Göremiyorsan, kır o aynayı.. Kırıklarından topla dağınık saçlarını...

 

Sürükleme cesedini sen / sonbahar kaldıracak ya adressizliğini..

Hangi cümlenin sonunda kırıldı düşlerin.. Hangi mahrem ellerin zorlamasıyla alındı içindeki kanamalı çocuk?

Susma diyorum sana susma. Becerebildiğin tek şey, boynunu büküp suskunluğun secdesine başını koymak mıdır? Unutmak dururken masada, yüreğine recm emrini vermek neyin nesi? Tükür ki tutmaz toprağın yüzüne. Kaldır cesedini ortalık yerden. Sesinin kısıldığı yerden konuş, duyulmasa da haykır eksikliğini.

Susturulsa da sen fazlalığını bırak tabutuna.

Söylesene; "sen kime fazlasın / kime eksik.."

 

Üryanlığını örtmeye kalkıştıkça öbür yamalırn sökülüyor dikişlerinden. Ugraşma kendi ayaklarına çorap örmeye. Gözünü yumup yeltenme artık kendine çelmeler takmaya. Olduğun yerde dönme öylece, çevir yüzünü gökyüzüne. Korkma adım atmaktan. Sen ki; yeni bir bebek değilsin... Gözlerini büyüt ve sık bileklerini kelepçelerinden. Kanın donduğu yerde ölürsün o kadar.

Susma diyorum sana susma.

Bir suçun altından bir daha kalkamaz gönlün.

En iyisi vur kendini en ince yerinden/ öylece kalsın us`un.

 

Kime fazlasın/kime eksik. sorma bu soruyu kendine.

Çünki en iyi cevabı suskunluğun verecektir. Bil ki kalbin acırsa bu sorunun cevabını ararken eksikliğin dikilecek karşına. Yok kalbin sevdiğine acırsa işte o zaman fazlalığın zuhur edecek. Şimdi bedbin ve hodgam bir nefsin zulmüne inat sen besmelenin safına gir. Züleyha`lığına zelal getirtme... Suskunluğuna bir de helallik istetme..

 

Unutma " bu dünyada sana ancak unuttuğun kadar yaşama hakkı verildi"

Unut, unutulduğun yerden...

Kırılsa da içindekiler,

Unutulduğun kadar yaşarsın.

Kime fazla isen orada unutulursun...

Kime eksik isen orada kendini bulursun...

 

İsmail Sarıgene

 

 

Aslah (baddi)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
0
22 Haziran 2009 Pazartesi 12:59:53
http://imageshack.us/




Adı Hiç Olmadı...
 
Ilk kez bir badem çiçeginde açmisti.   
Hep olur ya;
öyle baslamisti.
Sanirsiniz;
Ikisi de bir elmanin yarisi.   
 
Nasil ilk göcebe kuslarla geldiyse ilkbaharda.
Kayboldu onlarin ardisira
Sonra hic hatirlanmadi.
Adi hic olmadi.
                         
Bu mektuplarin ne zaman, nerede ve kime yazildigini
merak edebilirsiniz.
Size yazildigini varsayin.
Okuyun ve düslemeye calisin.
Okurken, her mektubun ayri bir
sarkisi oldugunu hissedeceksiniz.
Bu sarkiyi duymuyorsaniz ? 
Bilin ki okudugunuz mektup sizin icin degildir.
                                       
Ben inaniyorum ki bu mektuplardan mutlaka birisi sizin
icin yazildi.
Belki benim için yazilanlar da vardir.
Tek kötü yani iki baharlik olmasi.
 
 
Ben kim miyim? *.....*
 
"Sonbaharla neden her sey degisti ki sanki?
Yitirmeyip, özlemle buyuttugumuz koca bir sevdamiz vardi.
Ve geceler, gözlerinden suzulen bir huzundu cogu kez.
Hatirliyorum da...
Huzun;
Bir ......
Ilk gocebe kuslarla gelirdi ilkbaharda..."
 
 
Bugün bademler çiçek açti.
Birkac gune kadar bahar yapraklari kus yuvalarini kapatacak.
Kirlangiclar yine gelecek.
Neredeyse gun batiyor.
Biliyorum, birazdan sen de geleceksin.
Saatin kusu nefes nefese aksam ustunu gugukladi.
Uzeri eski tarihli bir gazeteyle
ortulu tahta masa, masada birinci cigarasi ve sinekli
cubuk sarabinin son sisesinin son yudumlari.
Seni bekliyoruz.
 
Gelmiyorsun...                                                 
       
Hep, bir sarap kadehim olsa diye duslerdim.
Her yudumdan sonra kiracagim sarap kadehleri.
Kirik sarap kadehlerine hercai menekseler dikip sabaha kadar
dertlesecegim sarap kadehleri.
Hic sarap kadehim olmadi ki...

Sibel (bibik)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
233
24 Haziran 2009 Çarşamba 16:59:22

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
26 Ağustos 2009 Çarşamba 02:29:02



Çok uzaklardayım senden.
Bir mavinin ızdıraplarımı kaldırabileceğini düşündüğüm bir şehirdeyim.
Oysa bir umuttu hep.
Oysa şehrin ilk simidini birlikte yemek isteme heyecanımız
ve ilk güneşin doğuşunu seyredeceğimiz hayali.
Çınarın altında şehrin en erken çayını içme
ve şehrin o muhteşem havasında caddelerini adımlayacağımızın hayali.
İste Zühre bu da bir hayal. İşte kaldırımlarda ki yorgun ayak izlerim.
Hepsi hayal.
Bazen Akif soruyor da yalan diyorum.
İçime kılıçlar kadar keskin bir yara bırakıyor sana yalan demek.
Seni hayal etmenin fedakarlığına bile katlanamıyorum artık.
Sana ilk isyanım şuursuzca.
İlk isyan.
İlk kez kırılganım
ve ilk kez inadım.
Sorgulanmadan kabul edilen çağrışımlarının inadı.
Çökmüş,
yıpranmış,
terk edilmiş bir şehir.
Ben artık yokum.





Bir elmayı ikiye böldüğüm
ve kandillerine ışıksız iz bıraktığım.
Yoksun.
Merhametin bir ayağı aşınmış köprüler üstünden hüznümle ırmağın mi****ına tutunur
ve bir ayağı çığır açar merhamete hüsran ile.
Kaçıncı merhametsizliğin bilmem ki.
İşte yoksun.
Bazen varolduğunu düşünerek hissiyatına sığınıyorum
ve bazen yokluğuna bir zelzele telaşesi ile sarılıyorum.
Seninle ilgili o an kalbimin kaldırabileceği ne varsa serpiliyor önüme.
Bir an karanlıklar aşıyorsun ve kapkaranlık,
zifiri karanlıklarda zemherileşen soğuk bir yüzle karşılaşıyorsun bir anda.
Artık öyle yalansın ki,
bitiyorsun.




Bir yıldız sağanağı ve bir yanım veda.
Bir ateşin içinden gülümseyebiliyorum sana.
Çünkü sende öğrendiğim aşk bende bir sadakat.
Tanıdığım bir şey bu.
Bulutlar ulvi bir el tarafından ağlayabiliyorsa beni de ağlat demeliyim.
Her an birden bire bir sadakat ile gelecekmişsin gibi.
Yüzümde ki hazana bak.
Sonbaharın son gününde doğmuşum gibi.
Neden yoksun?
Neden parmaklarınla kavisler çizmiyorsun artık?
Saçların nerede?
Bilmiyor musun artık bütün eşyalar benimle alay eder oldu.
Bütün sevdiklerimi başucumda görme isteğim bile suç.
Yoksun ve perdeleri siyaha soyunan bir gün ile karşılıyorum yok oluşunu.
Şehrin ilk simidini ben yedim.
Bütün karlar suskunluğumun ve sensizliğimin üzerine beyaz yalnızlıklar örtüyor.
İlk çayını ben içtim bu şehrin.
Sen yoksun...
Yitik bir şehrin korkularını emziren bütün gecelerini
buğulu bir camdan seyrediyorum.
Sonun nerede olduğunu bilmeden
ve zahir bir hayata feryatlar bırakarak
aşikar cümlelerle sinsi ızdırapların ardına adını kazıyorum.
Bu yüzden anımsadığım zühre
ve bu yüzden adına zahir cümleler bırakmam.
Bir adın kaldı dayanabildiğim hüzünlerden.
Kimi zaman "gidenler unutmaz geride kalanları"
beni avutan.
Kimi zaman "evet son kez git ve bir daha dönme"
kalbimi yıkan.




Dokunduğun yürek aynı.
Mağrur bakışlarınla izliyorsun bu şehri.
Yüreğinde yas diye tasvir ettiğin
ayrılıkların bir gün nefesini senden alacağını hiç düşünmedin.
Adımlarını ne de çabuk sıklaştırdın gitmek için
ve neden acele ettin haykırışlarını çığlıklarına adamak için.
Gözlerim kan dolu izliyorum seni.
Bir yerlerde hala varsın biliyorum

 

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
26 Ağustos 2009 Çarşamba 02:30:04



 
Seni Yaşamak Beklemektir Daha Çok 
 
Seni sevmek,
Beklemektir daha çok...
Ama beklerken seni yaşamak?
Yani gelmiyorken henüz,
Yanımdaymışsın gibi bir hisse kucak açmak...
Kulak vermek hiç gelmeyen o sese...
Sus-pus saatlerde düşlere dalmak...
Kolay değil!
Hiç kolay değil hem de,
Tükendiğin gecelerde varolmak...

Yoksun...
Bıçak açmıyor şarkıların ağzını
Şiirler dilsiz şimdi
Gittiğin gibi duruyor,
Senden sonra yıkamadım fincaların içini...
Gel bak,
Telvelerde umutlar öylece duruyor...

Gelirsen şayet,
Eskisi kadar derine batmayacak,
Ayrılıktan çıkan ok.
Ama neylersin?
Bu özlem, sen gelince de bitmeyecek...
Çünkü seni yaşamak,
Beklemektir daha çok.
..

Okan Savcı



 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
26 Ağustos 2009 Çarşamba 02:32:43



 
Kısacık Sevmek
Bir dakikalığına sevmek lazım,
Seni,
Bağlanmamak lazım
Bırakmak zor oluyor sonra
Ben bilirim
Yaşadım,
Güneş doğumundan batışına kadar
Bekledim seni
Yoktun,
Dalgalar çıktı sonra
Seni bana getirmek isterlermiş gibi vuruyorlardı
Kıyıya,
Yoktun…
Dalgalarda yoktun,
Güneşte yoktun.
Arayıp ta bulamadığım bunca yıl
Her zaman yokluğunu hissettiğim sen olacaktın..
Belki bir gün ansızın kıyıya vuracaksın
Belki de bulutlara baktığımda, nedensiz, seni göreceğim
Nedensiz ansızın..  
 
 

Karanlıkların en kuytusunda yazıyorum bunları sana
Bilmesemde şimdi nerede olduğunu,
Hissediyor değdiğin dudaklarım
Şimdi Yoksun!

Belki dinmiş bir fırtınanın eteklerinde


Belki de hiç kimsenin hayal edemeyeceği bir bahar Akşamındasın

 


O kahrolası ruhumu eriten umutlarımı parçalayan yıllar



Ve düşen toprakta senin kokunu çıkartan o masum.................!

Sensiz hayat olmuyor,
Yaşanmıyor!



 

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
26 Ağustos 2009 Çarşamba 11:27:23
**Anason Kokulu Sevdalar...........................................................................Nurten Altınok
-I-

Zehir zıkkım bir kahve içeceğim
İçeceğim ya
Korkuyorum!
Ayılır da,
Seni bulamazsam yanımda!

Sarhoşsam deli divane
Hasretinden
Sebebimsin
Yangınlardayım

Ayyaşa vurmuşsa yüreğim
Sek gecelerimde
Kadehimsin
Bulutlardayım

Tozpembe rüyasındaysam esrarın
Örüyorsam karanlıklardan nefesimi
Yüreğimsin
Yalnızlardayım

Yaşıyorsam / paslı kırık çarkımda
Başım hoşsa aşktan yana
Yaşamdan yana
Benden yana
Dokunma yalanıma!

Dokunma anason kokulu sevdalarıma
Mutluysam kendi kandırmalarımda
Dokunma!
Gücüm kalmadı ayrılığa

Zehir zıkkım bir panzehir içeceğim
Bir başka sevdanın elinden
İçeceğim de
Korkuyorum!
Ya ayılır da,
Seni bulamazsam yüreğimde!
Ya ayılır da
Yüreğimi bulamazsam yüreğimde!

Kahveler sizin olsun
En tatlısından panzehir aşklar da
Zehir zıkkım sevdalar bana

Zehir bana
Zıkkım bana
Sevdalar bana...

-II-

Hadi anlat bana
Zamanın durduğu o takvimleri anlat
Hadi anlat bana gidişini
Hiç mi sevmedin di
Hiç mi
Hiç mi beni

Neden yanıyor hala içim
İçimde gençliğim
Gençliğimde sen
Sende sevdalarım
Sevdalarımda ilklerim
İlklerimde
Söyleyemediklerim

Hadi anlat bana
Hiç mi sızlamadı için

Sevdayı sevdaya sattım kaç kere
Olmadı
Yangını yangınla söndürdüm kaç gece
Olmadı
Hep senden yana bir tarafım eksik
Hep senden yana bir tarafım öksüz kaldı

-III-

Hadi sor bana
‘’Zehir bana
Zıkkım bana
Sevdalar bana’’
Hadi sor bana
Neden?

Hangi ağaç arkasındasın
Ağaç kapmacalarda
Hani, çok küçüktü ya dünya
Hani, gidenler unutulurdu ya
Hani, yıllar yaraları kapatırdı ya

Bu kanayan ne mısralarda?

-IV-

Beni, kan tuttu yine
Susuz içtiğim anılarda / dize dize
Dize geldi şiir
Dile geliyor ayyaş kalemimde
Kıyamıyorum!

Kahveler sizin olsun
En tatlısından panzehir aşklar da
Zehir zıkkım sevdalar bana

Zehir bana
Zıkkım bana
Sevdalar bana... 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
27 Ağustos 2009 Perşembe 04:32:04
Bu kanayan ne mısralarda?

-IV-

Beni, kan tuttu yine
Susuz içtiğim anılarda / dize dize
Dize geldi şiir
Dile geliyor ayyaş kalemimde
Kıyamıyorum!

Aslah (baddi)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
0
17 Eylül 2009 Perşembe 12:19:18
Düş mesaisindeyim yine bu gece... Emeğimin ağrısı, Zavallı bir kalem, Duygularımın altında ezilen bir kağıt parçası, Ciğerlerime doldurduğum bir paket sigara Ve bir kaç damla En siyahından... Ama sen gelme ne olur... Düş mesaisindeyim yine bu gece... Aldanışımın kaçıncı gündönümündeyim, Bu kaçıncı taşırdığım duygu damlası Ve bu kaçıncı garantisi olmayan yarınlarımın dünü... Yapraklar vakitsiz dökülürken omuzlarıma Bu kaçıncı mevsimin türküsüdür Sol yanıma saplanan... Şimdi seni çağırsa da en hüzzam melodiler, Ama sen gelme ne olur... Düş mesaisindeyim yine bu gece... Hiçsizliğe teslim ettiğim yüreğimle, Eskiyen yıllar kadar yorgunum. Şimdi karalanan bunca harf yığını, Sanma ki dağların görünmeyen yüzü, Hasretin burukluğudur En şeffaf haliyle... Avaz avaz yırtılsa da duvarlar, Ama sen gelme ne olur... Düş mesaisindeyim yine bu gece... Şehrin tenhasının orta yeri... Zorlanan sabrım kadar sakinim Ve kimsesizim uçurumlar kadar. Yalancı olsa da bahar sıcaklığı, Kaldırımları yalınayak çiğnesem de Üşüse de bütün damarlarım, Ama sen gelme ne olur... Düş mesaisindeyim yine bu gece... Zindan siyahı bulutlar kaplarken odamı, Doğurmaktan usanmayan topraklar kadar bitkinim... Dermansız gözbebeklerim matem tutsada aynalarda, Kahrolası özlemin düğümlese de boğazımı, Kördüğüm olsa da bir adım ötesi Ve yarınları silecek kadar düşünceli olsam da ben, Ama sen gelme ne olur... Düş mesaisindeyim yine bu gece... İskeleden esen fırtınaya inat, Yelken açmış duygularım yollanırken ummanlara, Prangaları sökmüşken ayaklarımdan, Adımlarımı atabiliyorken mavilere, Bambaşka renkleriyle yakalamaya yüz tutmuşken hayattan, Adını sensizlik koydukça esen meltemlerin, Zikrin azalabilir dudaklarımdan. Ama sen gelme ne olur... Düş mesaisindeyim yine bu gece... Bölünmüş bir yol ayrımında duygularım Gidişi zor, gelişi olmayan bir yol üzeri... Ama sen gelme ne olur... Gelme ki ruhumu temizleyim bu şehirden, Gelme ki hasret kanamasın yaralarımdan. Böyle masum gözlerle bakma arkamdan, Tutma ellerimi, Bırak sarılsın boşluğa... Saçlarını al götür uzaklara, Dayanamam savrulmasın yanağıma... Bu kadar hasretle kucaklarken geceyi ben, Ama sen gelme ne olur... Ve sakın dokunma tenime, Ağlarım avuçlarına...

Aslah (baddi)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
0
27 Şubat 2010 Cumartesi 09:26:52

SENİ SEVİYORUM

Bu basit sözün içinde neler olduğunu sana anlatabilmek isterdim.

 SENİ SEVİYORUM

Bu benim hayatımdır

SENİ SEVİYORUM

Bu benim nefesimdir

SENİ SEVİYORUM

Bu benim düşüncemdir

SENİ SEVİYORUM

Bu benim mazimdir

SENİ SEVİYORUM

Bu benim halimdir

SENİ SEVİYORUM

Bu benim istikbalimdir

SENİ SEVİYORUM

Bu benim ruhumdur........