Ebruli Saatler > Mesaj Panosu > CANIM YAZMAK İSTEDİ

CANIM YAZMAK İSTEDİ


GönderenMesaj

Tikky_jojuk (süfarman)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1235
19 Eylül 2008 Cuma 18:19:07
Zır Deli,
Zırzır Deli,
Hınzır Deli,
Munzur Deli...
Uçar Deli,
....... Deli =)

Sibel (bibik)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
233
19 Eylül 2008 Cuma 18:42:40

Sibel (bibik)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
233
19 Eylül 2008 Cuma 20:30:45
KAZANDIMMMMM

Sibel (bibik)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
233
21 Eylül 2008 Pazar 22:03:06
herkese yetecek kadar var.izdiham olmasın arkadaşlar

Sibel (bibik)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
233
21 Eylül 2008 Pazar 22:46:52
Güneşin olmak isterdim senin. Hatta gün ışığın. Hatta sabah yüzüne vuran ilk ışık olmak isterdim. Işığın olmak isterdim senin.

Sabah uyandığında ilk beni görmeni, gülümsemeni isterdim. Perdelerin arasından sızmayı başarmış gün ışığı gibi gelip göz bebeğine girmek isterdim. Sonra kendimi görmek isterdim göz bebeğinde, gözbebeğin olup. Göz bebeğindeki ışık olmak isterdim…

Sızmak isterdim tüm sıcaklığım ve sevgimle kalbine. Bir anda ısıtmak isterdim seni. Sıcaklığın olmak isterdim. Buz tutmuş hiçbir zerren kalmasın isterdim. Öyle sızmak isterdim ki her çatlaktan içeri gireyim, yayılayım bir anda. Seni ısıtan sıcaklık olmak isterdim…

Bir gülümseme olmak isterdim yüzüne yayılan. Sen istemesen de gelip yüzüne yapışan bir gülümseme. Işık gibi bir anda tüm yüzünü aydınlatan bir gülümseme olmak isterdim.

Çimlere yayılmış bir beden olmanı isterdim. Şöyle sırtüstü uzanmış, kollarını açmış , gökteki bulutları kucaklayan bir beden.
Burnuna mis gibi toprak kokusu gelirken sen gülümseyesin istiyorum yaşama. Sonra bulutların arasından sızan güneş ışığın olmak isterdim yine. Sızıp sevincin olmak isterdim…

Dudağının kenarındaki alaycı kıvrım olmak isterdim. Yaşamla dalga geçen alaycı kıvrım. Öyle bir kıvrım ki yaşam sana dokunamasın, seni örseleyemesin senden korkusundan. Dudağının kıvrımındaki ışık olmak isterdim. Çabucak sende olmak için, ışık olmak isterdim…

Ellerinle topladığın kır çiçekleri olmak isterdim. Tek tek, özenle toplayıp, pencerenin önündeki vazona koyduğun, gün boyu kokladığın, sevgiyle baktığın kır çiçekleri olmak isterdim. Çiçeklerden yansıyan renk olmak isterdim sonra. Yüzüne canlılık veren renk. Rengin olmak isterdim senin…

Kahkahan olmak isterdim. Ağzından çıkan kocaman bir kahkaha olmak. Düşünmeden, kontrolsüz, ansızın, gürültülü, günler boyu süren bir kahkaha. Neş’en olmak isterdim senin. Hiç bitmeyen neş’en…

Sen olmak isterdim. Işığın gibi sen olmak isterdim. Sende bir sen olmak, benden bir sen olmak isterdim. Hayat ışığın olmak isterdim, hep hayattar olasın diye. Benimle hayat bulasın diye, hep sende olayım diye ışık olmak isterdim.

Işığın olmak isterdim… Senin ışığın olmak isterdim…

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
22 Eylül 2008 Pazartesi 03:15:49

 



Birikmiş yalnızlıklar ağırdır
ki daraltır geceleri

tek kişilik uykuların
düşleri soğuk
sabahları yorgun

Köşesi yırtık bir akşam
Derin soluklu efkar...
İçinde ben yokum ama olsun !

Üzerinden mevsim geçti
Gün yaza gebe

Bir avuca acıkmış yüzün
...Ellerim yüze aç

İsmin dudağımda bakir
İsmin şiirimde aşk
senin haberin yok.

Çıkmaz sokaklarına tüneller açsam
Hani uluorta bağırsam adını

Bozulacaksa suskunluğun
Çığlığımda yırtsan
Kızıl saçlı bir kızı

Kapılarım sana açık
Gel bende ağla...
İstanbul’ dan saklarım seni

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
22 Eylül 2008 Pazartesi 03:57:04

 



 

"Ben Kimim" diye sordum bu gece kendime.
Ya da ne istiyor bu "Ben" denen şahsiyet?


Bazen kıpır kıpır şen kahkahalar atan, sek sek oynamaya meyilli bir çocuk...
Bazen hüzüne bulanmış, çıkışı görünmeyen karanlık mağara...


Sussa, kelimeler birikip boğazını düğümleyecek korkusuyla hiç durmadan konuşur bu "Ben".
Peki neden susar, söylenmeyi bekleyen binlerce sözcük damarlarında volta atarken.


Gün bitmesin diye saatleri parçalayan bu "Ben" neden tutsak olur ayrılıkların ardında gecelere ve bitmesin, aydınlanmasın ister gibi açmaz siyah perdelerini...

Hayata tutkunken nasıl dileyebilir, anlık bunalımların örtüsünde denizin kuytusuna salıvermeyi kendini.

Gülümsemelerin eşliğinde seyahatlere, yolları arşınlamaya alışmışken nasıl başarır bu ben, odasında kemsesizliğe kilitlemeyi kendini.

Aşka aşıkken nasıl cayıverir peki, aşkı yansıtan her şeyden. Ve kavuşmalar gözlerken, özlemlere nasıl katlanır ya da hiç kavuşmadan ayrılıklara.

Sabredememişken dünyaya gelmeye nasıl dayanır özlemlerin sabrına, bu erken doğum "Ben".

Kalabalıklarda sosyalliğin parmakla gösterilen ismi nasıl olurda yalnızlığın kuytusuna sığınır, üşümüş bir çocuk misali.

Kaç kişidir bu "Ben" denen şahsiyet peki?
Ya da hangisi olmak mutlu eder yüreğini?


Nasıl birleştirir hüzünle mutluluğu!
Özlemle sabrı, yaşamla ölümü.
Ya da nasıl başarır giderken kalmayı, beklerken varmayı...


Ne gariptir "Ben" i, benin kendisinin bile çözümleyememesi bazen.
Belkide ondandır bu kaçış, gitmelerden önce kalmaya dönmeler.


Ve binlerce kelime söylerken susar bazen "Ben".
Dili susar, zihni konuşur.
Zihni susar, kalbi konuşur.


Peki ya sen? Sen kimsin?
Kaç kişi var sende tutsak?
Kaç kişi gönlünde asılı kaldı ya da kaç kişi yoluna hasret her trenden inme umuduna kilitli?


Peki ya sen? Senin zihninde kaç soru var cevapsız?
Ya da kaç cevap var eline ulaşmış, elinde tuttuğun bazende buruşturup attığın...


O kadar ayrı değil belkide sen ve ben.
Sen de düşersin çaresizliğe, içine tutunursun bazen.
Farklı mekanlar, farklı sen oluverirsin.
Farklı tavırlar ve bir tek sen...
Tek bir beden...


Seninde ruhun uzanır kumsallara, güneşe bırakır kendini.
Bazende mağaralara yürür, ya da kör dipsiz kuyulara...


O kadar ayrı değil belkide sen ve ben.

İnsanız işte!
Bazen sabah oluruz, martı sesleriyle gün ışıkları saçarız.


Bazen gece oluruz ürperir gökyüzü, sessizlik sarar kumsalı...

Bazen gece oluruz ürperir gökyüzü, sessizlik sarar kumsalı...



 

Sibel (bibik)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
233
22 Eylül 2008 Pazartesi 08:46:29

 

Karanlık gecelerde,
ayrılıkların uzuntusunde,
bılınmez dusuncelerde
SEVDIM SENI...........
huzunlu sarkılarda,
ask dolu sıırlerde,
ıssız gecelerde
SEVDIM SENI...........
ozlem dolu gunlerde,
sıtemlı sozlerde,
Yanlızlıklarda
SEVDIM SENI...........
Herkezın sustugu,
Yıldızların agladıgı,
Gecelerın boslugunda
SEVDIM SENI..........


Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
22 Eylül 2008 Pazartesi 08:57:59
Günaydın arkadaşlar.Hayırlı ve başarılı bir hafta dilerim

Sibel (bibik)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
233
22 Eylül 2008 Pazartesi 09:06:34

                  

Devrim (şiva)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3030
22 Eylül 2008 Pazartesi 11:27:55


Bu sana son mektubum..
Son cümlelerim senin için kurduğum..
Ne yazık biz olamadan harcadık koca zamanı..
Neyin kavgasındaydık neyi amaç edinmiştik bir türlü anlamadım..
Öyle geçip gitti baharlar..

Sevelim derken yıprattık birbirimizi..
Yanlızlığı paylaşmaktı oysa bizimkisi..
Onu bile beceremedik ya..

Her sözümüz kırdı birbirimizi..
Oysa incitmek değildi ki amacımız..

Aynı dili konuşamayan insanlardık biz..
Ayrı dünyaların insanı derlerya işte bizde onlardandık..
İmkansızım(n)dın(m) gözüm(n) de belkide ondandı bunca inat bunca çaba..Boşa kürek salladık..

En cokta son olay canımı yaktı..
Hatta içime taş gibi oturdu..
Hep bekliyordum seni de..
Ama bu bekleyiş sonundaki hüsran cok canımı yaktı!!

İçinden ödeştik deyişini duyabiliyorum..
Sen bana gel dediğinde gelmeyişimden habersiz gelmediğimi sanışın varya..İşte onun ödeşmesiydi seninki..
Bu kez ben gel dedim sen gelmedin!
Ama gelemeyişinden değil intikamdan gelmedin!!

Oysa ben sana gelmeyi yürekten isterken büyük engellerin çıkması bağlamıştı elimi kolumu..
Onu bile anlamak istemedin!!

Sen yanlız kaldıgında özlüyordun beni..
Oysa ben hep özlüyorsun sanmıştım..
Gec anladım üzgünüm..

Yanlış anlama tek seni suçlamıyorum..ben de anlamak istemedim seni en az senin kadar..

O kadar çok şey öğrendimki bu sevda dıye adlandırdıgımız zamandan..
Sevda olmayan bu zamandan!!
Yalanına kandıgımız bahardan..
Sen aşk degildin!
Aşığım(n) hiç değildin(m)!!Sadece gözümde kalan son damla yaş..
Dilime dolanmış son kelime..

içimde biriken öyle cok söz varkii..
Her zamanki gibi kocaman yutkunup içime atıyorum..
Ve üzerıne en sert kayaları koyuyorumki dışarı çıkması imkansız olsun..

Bak bu kez gidiyorum hem senden hem yanlızlığından..
Bensiz kaldın!!Sensiz kaldım!!
Bu kez dönüşü olmayan adımlar atıyorum..
Kapandı perde herkes gitti..
Bir sen kaldın yanlızlığın da..
Birde ben kör karanlığımda..

Bir savas gibiydi sanki
Bir sevdadan daha fazla
Kazananda olmadi ki
Ikimizde kaybettik bak sonunda

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
23 Eylül 2008 Salı 17:40:08

 



 

Fincanımda kış çayı.


Portakal çiçeği ve tarçın kabuğu kokusu… Sıcak hâlâ.

Hiç evim olmamış, o evin mutfağına girip hiç soğan doğramamış, hiç börek yapmamış, hiç maydanoz yıkamamışım gibi hissediyorum kendimi. Zamanımın öyle büyük çoğunluğu, ofiste, toplantılarla, görüşmelerle geçiyor ki… Muhtemelen bir daha yüzünü bile görmeyeceğim, görsem dahi “Merhaba, nasılsınız? Teşekkür ederim, ben de iyiyim” cümlelerini kurmaktan öteye gitmeyeceğim insanlarla bir aradayım; çoğunlukla.

Hindiba ve ıhlamur kokusu… Fincan soğumaya yakın.

İri iri doğradım soğanları. Sebzeleri yıkamak fazla zaman aldı, sanki. Domatesin kabuğunu soyarken dağıldı, gitti. Birkaç kez elimi yaktım; bıçak, küçük çizikler açtı ellerimde. Beceriksizleşmişim hayli.

‘Yedi Kapılı Kırk Oda’nın 40’ıncı sayfasında durdum, kaldım. Belki bu akşam okurum biraz daha. Gözlerim çok yorgun. Kısık kısık bakıyorum yazılara… Erteliyorum birçok şey gibi, bir dinlendirici gözlük almayı. Benim son bulmaz ertelemelerim…

Elma ve böğürtlen yaprağı kokusu… Fincan soğudu.

Üşüyorum; fakat, hırkamı giymiyorum üzerime. Omuzlarıma almakla yetiniyorum, kışın geldiğini kabullenmek istemezcesine. Penceremin kenarında duran sardunyanın çiçeği hâlâ üzerinde…
 
Geçen yılbaşında kar yağmıştı.

 

Sabahtan bu yana okuduklarımın, yazdıklarımın arasındayım. Sanki düşünüp taşınıp, yazdığım her cümle bir öncekinin tekrarı… Sanki daha önce defalarca okundu. Sevmedim hiçbirini. Gün boyu uğraşıp durduğum ne varsa Ctrl A+Delete yaptım.

Müzik listemden en çok sevdiğimi seçtim.

Sanırım, bugün daha fazla uğraşmayacağım ve akşamın olmasını bekleyeceğim. Hava iyiden iyiye kararmaya başlayınca, koyu ve yeşil montumun fermuarını çekip çıkacağım.
 
Şehrin ışıklarında bir gölge, kalabalığında küçük bir kıpırtı...

Ctrl A+Delete

Geçip giden koca bir haftaya Ctrl A+Delete
Ardımızda kalan her şeye Ctrl A+Delete
 
Her gün, yeni bir sayfayı kaplar ve zaman, her yeni sayfayı silerken…
 
Her yeni günle bir yeni sayfa daha açılıp, yeni bir sayfaya, yeni bir şeyler yazıyorken...

Her yeni eskinin tekrarıyken…

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
23 Eylül 2008 Salı 17:42:15

 

 

Neylersin

Bazen acı dinmez, bazen de yağmur
Sevgilim gülümse, her şey unutulur
Suskunuz bu akşam üstü
Hasrete yanmışız, neylersin

Bir gün, bu mahzun sevdadan geriye
Kalırsa, sadece o hüzün kalır..
Sen de anladın ki yapa-yalnızız...
Buluşmamız yasak,
Görüşmemiz uzak...
Devrilmiş kadehler gibi, dönüyor başımız,
Neylersin...

Ah güzelim,
İncinmiş bir sesi vardır yağmurun;
Yanaklarına vurduğunda hissedersin.
Ve bir veda sözcüğü, saçlarına,
Titreyen bir öpücükle dokunduğunda;
Bu anı dondurmaya yetmez nefesin.
Bir film sahnesi gibi
Akar gider ayrılık,
Neylersin...

Biz zaten hiçbir romanda
Kendi hayatımıza rastlamadık.
Bütün şarkılar bizi yanlış anlatmıştı.
Ve bütün bulmacalar yarım bırakılmıştı.
Tenha sokaklarda üşüyüp durdu sırtımız.
Oysa tuttuğumuz balıkları bile
Yeniden denize bağışlamıştık.
Biz, hayata dair
Hiçbir yanlış yapmamıştık...
Neylersin...

Biz bu sonucu haketmedik,
Hayır, etmedik...
Ömrümüz bu talana lâyık değildi.

Bazen acı vurdu, bazen de yağmur
Hiç gülmedi yüzümüz,
Hiç büyümedi gülümüz...
Bizi yalnızca akşamlar kucakladı,
Biliyorsun,
Sabaha çıkmayan bir yoldu yürüdüğümüz...

Bir gün, bu öykünün sonuna gelince
Ansızın desem ki: hoşça kal canım!
Unutursun,
Mecburen unutursun...
Yıldızlar söner, bu aşk da biter!
Bazı gün hatırlayınca, sessizce ağlarız.
Neylersin...

Ah bebeğim, ah..
Kekremsi bir tadı vardır gözyaşının,
Dudaklarına sızınca farkedersin.
İçindeki vurgun aşklar mezarlığında,
Ayrılık, ölümden üste yazılınca,
Gideni durdurmaya yetişmez sesin...
Bir inme gibi dolaşır bedeninde pişmanlıklar,
Neylersin...

Biz zaten hiçbir sinemaya
Tam vaktinde yetişemedik.
Bütün vapurlar bizden önce kalkmıştı.
Ve bütün biletler biz gelmeden satılmıştı.
Boşuna telaşlarda yorduk günlerimizi.
Oysa Nuh``un Gemisi``nde bile
Bize yer kalmamıştı.
Ve hiçbir mutluluğa adımız kaydolmamıştı.
Neylersin...

Biz bu aşkı sürdüremezdik,
İnan, sürdüremezdik...
Kalbimiz bu heyecana müsait değildi.

Bize hep acılar kaldı, bize hep yağmur...
Unutmasan bile artık
Unutur gibi yapacaksın.
Ve buruşturup-buruşturup attığım kağıtlarda,
Hiç bitiremediğim
Bir şiir olarak kalacaksın...


Yusuf Hayaloğlu

 

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
24 Eylül 2008 Çarşamba 03:46:37

 

Teşekkür ederim sevgili Demir,

arkadaşlar her birinizin paylaşımlarını keyifle ve merakla

takip etmekteyim,

paylaşımcı yürekleriniz, kaleminiz, klavyeniz, elleriniz dert görmesin,

Hayattın içinde bir mola yeri olarak gördüğüm sitemizde, hep birlikte kaliteli, nitelikli, duygu dolu dakikalar yaşayabildiğimiz için kendimi şanslı hissediyorum, hepiniz iyiki varsınız.. 

Sevgilerimi yolluyorum..

 

 

Tikky_jojuk (süfarman)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1235
24 Eylül 2008 Çarşamba 05:09:18

sesimi duyan varmı =) 

 

Hayattın içinde bir mola yeri olarak gördüğüm sitemizde, hep birlikte kaliteli, nitelikli, duygu dolu dakikalar yaşayabildiğimiz için kendimi şanslı hissediyorum, hepiniz iyiki varsınız.. 

oteveccühünüz efendim asıl bizler sizlerle beraber olmaktan mutluluk duyuyoruz =)

saygılar..

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
24 Eylül 2008 Çarşamba 11:24:30
Ne güzel anlatmışsın sevgili arkadaşım.Hakikatende burası hayatımızda bir mola yeri.Bazen sohbet edebileceğimiz,bazen duygularımızı paylaşabildiğimiz bazen de şiirleşebileceğimiz  dostlar hep var burada.Bu konuda hep şanslıyız.Bende iyikivarsınız iyiki buradayım diyorum.

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
24 Eylül 2008 Çarşamba 11:26:30

Seni Çok Seviyorum

ayın
güneş olduğu bir gece de
denizi dinliyorum...

gözlerime düşüyor
yokluğunun buğusu
içimde bir telaş ki sorma...
saatimi
ayrılığın biteceği zamana
kuruyorum

tek nefeslik sevdamın
yorgun sabahlarına yağan
çiy tanem
bak...
sesimi kattım rüzgara
dinlersen
seni çok seviyorum

Sibel (bibik)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
233
24 Eylül 2008 Çarşamba 12:04:41

 

SANA...

Ben ! 
     diyordu
Hep
     ben !

Bana yazılan
                  şiir
Ben
    düşünülmeden

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
24 Eylül 2008 Çarşamba 12:12:07

Gelirsen Eğer

Avuçlarımda
Can kırıklarınla
Dokunamam
Yokluğunun
Bıraktığı varlığına

Güz yangını yapraklarını
Dökerken ağaçlar
Kırmızıya boyanırken
Bu şehir
Çınlarken
Sessiz çığlıklarım
Adressiz sokaklarında
Gözlerimin nehirlerinde
Boğulurken hayalin
Yetim kalır
Geceler boyunca
Üşüyen düşlerim

Oysa
Sen yanımdayken
Dört mevsim
Bahar açardı gözlerimde
Dudaklarımda ismin
Yüreğimde sımsıcak sevginle
Yıldızlar gülücük yollardı
Seher sabahlarına dek
Dağların tepesine

Dön artık yâr
Ardında kalan hüzün
Ve
Bir tutam ümit var şimdi
Ellerimde
Bekliyorum
Gelirsen eğer
Boyanır eylüllerim
Maviye

Sibel (bibik)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
233
24 Eylül 2008 Çarşamba 12:26:51

Korkarım
           geç kalmaktan
     Sana,
İşime değil
Hayata,

Erken gitmiş olup da
Beklemek, heyecan
Hayatlar boyunca

Böyle dört kez
Bekledim seni
Her defasında
Uzun sürdü
Dediler; deli !

Bu kez yakaladım !

Zannettim ...

Zamanı değilmiş
Önceden gönderdiler seni ...

Sayfa:5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14İlk sayfa « Geri · İleri » Son sayfa