|
| Gönderen | Mesaj |
|
Tikky_jojuk (süfarman)
1235
|
|
19 Eylül 2008 Cuma
18:19:07
|
|
|
Zır Deli,
Zırzır Deli,
Hınzır Deli,
Munzur Deli...
Uçar Deli,
....... Deli =)
|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma
18:42:40
|
|
|

|
|
|
19 Eylül 2008 Cuma
20:30:45
|
|
|
KAZANDIMMMMM
|
|
|
21 Eylül 2008 Pazar
22:03:06
|
|
|
|
herkese yetecek kadar var.izdiham olmasın arkadaşlar
|
|
|
21 Eylül 2008 Pazar
22:46:52
|
|
|
Güneşin olmak isterdim senin. Hatta gün ışığın. Hatta sabah yüzüne vuran ilk ışık olmak isterdim. Işığın olmak isterdim senin.
Sabah uyandığında ilk beni görmeni, gülümsemeni isterdim. Perdelerin arasından sızmayı başarmış gün ışığı gibi gelip göz bebeğine girmek isterdim. Sonra kendimi görmek isterdim göz bebeğinde, gözbebeğin olup. Göz bebeğindeki ışık olmak isterdim…
Sızmak isterdim tüm sıcaklığım ve sevgimle kalbine. Bir anda ısıtmak isterdim seni. Sıcaklığın olmak isterdim. Buz tutmuş hiçbir zerren kalmasın isterdim. Öyle sızmak isterdim ki her çatlaktan içeri gireyim, yayılayım bir anda. Seni ısıtan sıcaklık olmak isterdim…
Bir gülümseme olmak isterdim yüzüne yayılan. Sen istemesen de gelip yüzüne yapışan bir gülümseme. Işık gibi bir anda tüm yüzünü aydınlatan bir gülümseme olmak isterdim.
Çimlere yayılmış bir beden olmanı isterdim. Şöyle sırtüstü uzanmış, kollarını açmış , gökteki bulutları kucaklayan bir beden. Burnuna mis gibi toprak kokusu gelirken sen gülümseyesin istiyorum yaşama. Sonra bulutların arasından sızan güneş ışığın olmak isterdim yine. Sızıp sevincin olmak isterdim…
Dudağının kenarındaki alaycı kıvrım olmak isterdim. Yaşamla dalga geçen alaycı kıvrım. Öyle bir kıvrım ki yaşam sana dokunamasın, seni örseleyemesin senden korkusundan. Dudağının kıvrımındaki ışık olmak isterdim. Çabucak sende olmak için, ışık olmak isterdim…
Ellerinle topladığın kır çiçekleri olmak isterdim. Tek tek, özenle toplayıp, pencerenin önündeki vazona koyduğun, gün boyu kokladığın, sevgiyle baktığın kır çiçekleri olmak isterdim. Çiçeklerden yansıyan renk olmak isterdim sonra. Yüzüne canlılık veren renk. Rengin olmak isterdim senin…
Kahkahan olmak isterdim. Ağzından çıkan kocaman bir kahkaha olmak. Düşünmeden, kontrolsüz, ansızın, gürültülü, günler boyu süren bir kahkaha. Neş’en olmak isterdim senin. Hiç bitmeyen neş’en…
Sen olmak isterdim. Işığın gibi sen olmak isterdim. Sende bir sen olmak, benden bir sen olmak isterdim. Hayat ışığın olmak isterdim, hep hayattar olasın diye. Benimle hayat bulasın diye, hep sende olayım diye ışık olmak isterdim.
Işığın olmak isterdim… Senin ışığın olmak isterdim…
|
|
|
22 Eylül 2008 Pazartesi
03:15:49
|
|
|

Birikmiş yalnızlıklar ağırdır ki daraltır geceleri
tek kişilik uykuların düşleri soğuk sabahları yorgun
Köşesi yırtık bir akşam Derin soluklu efkar... İçinde ben yokum ama olsun !
Üzerinden mevsim geçti Gün yaza gebe
Bir avuca acıkmış yüzün ...Ellerim yüze aç
İsmin dudağımda bakir İsmin şiirimde aşk senin haberin yok.
Çıkmaz sokaklarına tüneller açsam Hani uluorta bağırsam adını
Bozulacaksa suskunluğun Çığlığımda yırtsan Kızıl saçlı bir kızı
Kapılarım sana açık Gel bende ağla... İstanbul’ dan saklarım seni
|
|
|
22 Eylül 2008 Pazartesi
03:57:04
|
|
|

"Ben Kimim" diye sordum bu gece kendime. Ya da ne istiyor bu "Ben" denen şahsiyet?
Bazen kıpır kıpır şen kahkahalar atan, sek sek oynamaya meyilli bir çocuk... Bazen hüzüne bulanmış, çıkışı görünmeyen karanlık mağara...
Sussa, kelimeler birikip boğazını düğümleyecek korkusuyla hiç durmadan konuşur bu "Ben". Peki neden susar, söylenmeyi bekleyen binlerce sözcük damarlarında volta atarken.
Gün bitmesin diye saatleri parçalayan bu "Ben" neden tutsak olur ayrılıkların ardında gecelere ve bitmesin, aydınlanmasın ister gibi açmaz siyah perdelerini...
Hayata tutkunken nasıl dileyebilir, anlık bunalımların örtüsünde denizin kuytusuna salıvermeyi kendini.
Gülümsemelerin eşliğinde seyahatlere, yolları arşınlamaya alışmışken nasıl başarır bu ben, odasında kemsesizliğe kilitlemeyi kendini.
Aşka aşıkken nasıl cayıverir peki, aşkı yansıtan her şeyden. Ve kavuşmalar gözlerken, özlemlere nasıl katlanır ya da hiç kavuşmadan ayrılıklara.
Sabredememişken dünyaya gelmeye nasıl dayanır özlemlerin sabrına, bu erken doğum "Ben".
Kalabalıklarda sosyalliğin parmakla gösterilen ismi nasıl olurda yalnızlığın kuytusuna sığınır, üşümüş bir çocuk misali.
Kaç kişidir bu "Ben" denen şahsiyet peki? Ya da hangisi olmak mutlu eder yüreğini?
Nasıl birleştirir hüzünle mutluluğu! Özlemle sabrı, yaşamla ölümü. Ya da nasıl başarır giderken kalmayı, beklerken varmayı...
Ne gariptir "Ben" i, benin kendisinin bile çözümleyememesi bazen. Belkide ondandır bu kaçış, gitmelerden önce kalmaya dönmeler.
Ve binlerce kelime söylerken susar bazen "Ben". Dili susar, zihni konuşur. Zihni susar, kalbi konuşur.
Peki ya sen? Sen kimsin? Kaç kişi var sende tutsak? Kaç kişi gönlünde asılı kaldı ya da kaç kişi yoluna hasret her trenden inme umuduna kilitli?
Peki ya sen? Senin zihninde kaç soru var cevapsız? Ya da kaç cevap var eline ulaşmış, elinde tuttuğun bazende buruşturup attığın...
O kadar ayrı değil belkide sen ve ben. Sen de düşersin çaresizliğe, içine tutunursun bazen. Farklı mekanlar, farklı sen oluverirsin. Farklı tavırlar ve bir tek sen... Tek bir beden...
Seninde ruhun uzanır kumsallara, güneşe bırakır kendini. Bazende mağaralara yürür, ya da kör dipsiz kuyulara...
O kadar ayrı değil belkide sen ve ben.
İnsanız işte! Bazen sabah oluruz, martı sesleriyle gün ışıkları saçarız.
Bazen gece oluruz ürperir gökyüzü, sessizlik sarar kumsalı...
Bazen gece oluruz ürperir gökyüzü, sessizlik sarar kumsalı...
|
|
|
22 Eylül 2008 Pazartesi
08:46:29
|
|
|
Karanlık gecelerde, ayrılıkların uzuntusunde, bılınmez dusuncelerde SEVDIM SENI........... huzunlu sarkılarda, ask dolu sıırlerde, ıssız gecelerde SEVDIM SENI........... ozlem dolu gunlerde, sıtemlı sozlerde, Yanlızlıklarda SEVDIM SENI........... Herkezın sustugu, Yıldızların agladıgı, Gecelerın boslugunda SEVDIM SENI..........

|
|
|
22 Eylül 2008 Pazartesi
08:57:59
|
|
|
|
Günaydın arkadaşlar.Hayırlı ve başarılı bir hafta dilerim
|
|
|
22 Eylül 2008 Pazartesi
09:06:34
|
|
|

|
|
|
22 Eylül 2008 Pazartesi
11:27:55
|
|
|
Bu sana son mektubum.. Son cümlelerim senin için kurduğum.. Ne yazık biz olamadan harcadık koca zamanı.. Neyin kavgasındaydık neyi amaç edinmiştik bir türlü anlamadım.. Öyle geçip gitti baharlar..
Sevelim derken yıprattık birbirimizi.. Yanlızlığı paylaşmaktı oysa bizimkisi.. Onu bile beceremedik ya..
Her sözümüz kırdı birbirimizi.. Oysa incitmek değildi ki amacımız..
Aynı dili konuşamayan insanlardık biz.. Ayrı dünyaların insanı derlerya işte bizde onlardandık.. İmkansızım(n)dın(m) gözüm(n) de belkide ondandı bunca inat bunca çaba..Boşa kürek salladık..
En cokta son olay canımı yaktı.. Hatta içime taş gibi oturdu.. Hep bekliyordum seni de.. Ama bu bekleyiş sonundaki hüsran cok canımı yaktı!!
İçinden ödeştik deyişini duyabiliyorum.. Sen bana gel dediğinde gelmeyişimden habersiz gelmediğimi sanışın varya..İşte onun ödeşmesiydi seninki.. Bu kez ben gel dedim sen gelmedin! Ama gelemeyişinden değil intikamdan gelmedin!!
Oysa ben sana gelmeyi yürekten isterken büyük engellerin çıkması bağlamıştı elimi kolumu.. Onu bile anlamak istemedin!!
Sen yanlız kaldıgında özlüyordun beni.. Oysa ben hep özlüyorsun sanmıştım.. Gec anladım üzgünüm..
Yanlış anlama tek seni suçlamıyorum..ben de anlamak istemedim seni en az senin kadar..
O kadar çok şey öğrendimki bu sevda dıye adlandırdıgımız zamandan.. Sevda olmayan bu zamandan!! Yalanına kandıgımız bahardan.. Sen aşk degildin! Aşığım(n) hiç değildin(m)!!Sadece gözümde kalan son damla yaş.. Dilime dolanmış son kelime..
içimde biriken öyle cok söz varkii.. Her zamanki gibi kocaman yutkunup içime atıyorum.. Ve üzerıne en sert kayaları koyuyorumki dışarı çıkması imkansız olsun..
Bak bu kez gidiyorum hem senden hem yanlızlığından.. Bensiz kaldın!!Sensiz kaldım!! Bu kez dönüşü olmayan adımlar atıyorum.. Kapandı perde herkes gitti.. Bir sen kaldın yanlızlığın da.. Birde ben kör karanlığımda..
Bir savas gibiydi sanki Bir sevdadan daha fazla Kazananda olmadi ki Ikimizde kaybettik bak sonunda
|
|
|
23 Eylül 2008 Salı
17:40:08
|
|
|

Fincanımda kış çayı.
Portakal çiçeği ve tarçın kabuğu kokusu… Sıcak hâlâ.
Hiç evim olmamış, o evin mutfağına girip hiç soğan doğramamış, hiç börek yapmamış, hiç maydanoz yıkamamışım gibi hissediyorum kendimi. Zamanımın öyle büyük çoğunluğu, ofiste, toplantılarla, görüşmelerle geçiyor ki… Muhtemelen bir daha yüzünü bile görmeyeceğim, görsem dahi “Merhaba, nasılsınız? Teşekkür ederim, ben de iyiyim” cümlelerini kurmaktan öteye gitmeyeceğim insanlarla bir aradayım; çoğunlukla.
Hindiba ve ıhlamur kokusu… Fincan soğumaya yakın.
İri iri doğradım soğanları. Sebzeleri yıkamak fazla zaman aldı, sanki. Domatesin kabuğunu soyarken dağıldı, gitti. Birkaç kez elimi yaktım; bıçak, küçük çizikler açtı ellerimde. Beceriksizleşmişim hayli.
‘Yedi Kapılı Kırk Oda’nın 40’ıncı sayfasında durdum, kaldım. Belki bu akşam okurum biraz daha. Gözlerim çok yorgun. Kısık kısık bakıyorum yazılara… Erteliyorum birçok şey gibi, bir dinlendirici gözlük almayı. Benim son bulmaz ertelemelerim…
Elma ve böğürtlen yaprağı kokusu… Fincan soğudu.
Üşüyorum; fakat, hırkamı giymiyorum üzerime. Omuzlarıma almakla yetiniyorum, kışın geldiğini kabullenmek istemezcesine. Penceremin kenarında duran sardunyanın çiçeği hâlâ üzerinde… Geçen yılbaşında kar yağmıştı.
Sabahtan bu yana okuduklarımın, yazdıklarımın arasındayım. Sanki düşünüp taşınıp, yazdığım her cümle bir öncekinin tekrarı… Sanki daha önce defalarca okundu. Sevmedim hiçbirini. Gün boyu uğraşıp durduğum ne varsa Ctrl A+Delete yaptım.
Müzik listemden en çok sevdiğimi seçtim.
Sanırım, bugün daha fazla uğraşmayacağım ve akşamın olmasını bekleyeceğim. Hava iyiden iyiye kararmaya başlayınca, koyu ve yeşil montumun fermuarını çekip çıkacağım. Şehrin ışıklarında bir gölge, kalabalığında küçük bir kıpırtı...
Ctrl A+Delete
Geçip giden koca bir haftaya Ctrl A+Delete Ardımızda kalan her şeye Ctrl A+Delete Her gün, yeni bir sayfayı kaplar ve zaman, her yeni sayfayı silerken… Her yeni günle bir yeni sayfa daha açılıp, yeni bir sayfaya, yeni bir şeyler yazıyorken...
Her yeni eskinin tekrarıyken…
|
|
|
23 Eylül 2008 Salı
17:42:15
|
|
|
Neylersin
Bazen acı dinmez, bazen de yağmur Sevgilim gülümse, her şey unutulur Suskunuz bu akşam üstü Hasrete yanmışız, neylersin
Bir gün, bu mahzun sevdadan geriye Kalırsa, sadece o hüzün kalır.. Sen de anladın ki yapa-yalnızız... Buluşmamız yasak, Görüşmemiz uzak... Devrilmiş kadehler gibi, dönüyor başımız, Neylersin...
Ah güzelim, İncinmiş bir sesi vardır yağmurun; Yanaklarına vurduğunda hissedersin. Ve bir veda sözcüğü, saçlarına, Titreyen bir öpücükle dokunduğunda; Bu anı dondurmaya yetmez nefesin. Bir film sahnesi gibi Akar gider ayrılık, Neylersin...
Biz zaten hiçbir romanda Kendi hayatımıza rastlamadık. Bütün şarkılar bizi yanlış anlatmıştı. Ve bütün bulmacalar yarım bırakılmıştı. Tenha sokaklarda üşüyüp durdu sırtımız. Oysa tuttuğumuz balıkları bile Yeniden denize bağışlamıştık. Biz, hayata dair Hiçbir yanlış yapmamıştık... Neylersin...
Biz bu sonucu haketmedik, Hayır, etmedik... Ömrümüz bu talana lâyık değildi.
Bazen acı vurdu, bazen de yağmur Hiç gülmedi yüzümüz, Hiç büyümedi gülümüz... Bizi yalnızca akşamlar kucakladı, Biliyorsun, Sabaha çıkmayan bir yoldu yürüdüğümüz...
Bir gün, bu öykünün sonuna gelince Ansızın desem ki: hoşça kal canım! Unutursun, Mecburen unutursun... Yıldızlar söner, bu aşk da biter! Bazı gün hatırlayınca, sessizce ağlarız. Neylersin...
Ah bebeğim, ah.. Kekremsi bir tadı vardır gözyaşının, Dudaklarına sızınca farkedersin. İçindeki vurgun aşklar mezarlığında, Ayrılık, ölümden üste yazılınca, Gideni durdurmaya yetişmez sesin... Bir inme gibi dolaşır bedeninde pişmanlıklar, Neylersin...
Biz zaten hiçbir sinemaya Tam vaktinde yetişemedik. Bütün vapurlar bizden önce kalkmıştı. Ve bütün biletler biz gelmeden satılmıştı. Boşuna telaşlarda yorduk günlerimizi. Oysa Nuh``un Gemisi``nde bile Bize yer kalmamıştı. Ve hiçbir mutluluğa adımız kaydolmamıştı. Neylersin...
Biz bu aşkı sürdüremezdik, İnan, sürdüremezdik... Kalbimiz bu heyecana müsait değildi.
Bize hep acılar kaldı, bize hep yağmur... Unutmasan bile artık Unutur gibi yapacaksın. Ve buruşturup-buruşturup attığım kağıtlarda, Hiç bitiremediğim Bir şiir olarak kalacaksın...
Yusuf Hayaloğlu
|
|
|
24 Eylül 2008 Çarşamba
03:46:37
|
|
|
Teşekkür ederim sevgili Demir,
arkadaşlar her birinizin paylaşımlarını keyifle ve merakla
takip etmekteyim,
paylaşımcı yürekleriniz, kaleminiz, klavyeniz, elleriniz dert görmesin,
Hayattın içinde bir mola yeri olarak gördüğüm sitemizde, hep birlikte kaliteli, nitelikli, duygu dolu dakikalar yaşayabildiğimiz için kendimi şanslı hissediyorum, hepiniz iyiki varsınız..
Sevgilerimi yolluyorum..
|
|
|
Tikky_jojuk (süfarman)
1235
|
|
24 Eylül 2008 Çarşamba
05:09:18
|
|
|
sesimi duyan varmı =)
Hayattın içinde bir mola yeri olarak gördüğüm sitemizde, hep birlikte kaliteli, nitelikli, duygu dolu dakikalar yaşayabildiğimiz için kendimi şanslı hissediyorum, hepiniz iyiki varsınız..
oteveccühünüz efendim asıl bizler sizlerle beraber olmaktan mutluluk duyuyoruz =)
saygılar..
|
|
|
24 Eylül 2008 Çarşamba
11:24:30
|
|
|
Ne güzel anlatmışsın sevgili arkadaşım.Hakikatende burası hayatımızda bir mola yeri.Bazen sohbet edebileceğimiz,bazen duygularımızı paylaşabildiğimiz bazen de şiirleşebileceğimiz dostlar hep var burada.Bu konuda hep şanslıyız.Bende iyikivarsınız iyiki buradayım diyorum.
|
|
|
24 Eylül 2008 Çarşamba
11:26:30
|
|
|
Seni Çok Seviyorum
ayın güneş olduğu bir gece de denizi dinliyorum...
gözlerime düşüyor yokluğunun buğusu içimde bir telaş ki sorma... saatimi ayrılığın biteceği zamana kuruyorum
tek nefeslik sevdamın yorgun sabahlarına yağan çiy tanem bak... sesimi kattım rüzgara dinlersen seni çok seviyorum
|
|
|
24 Eylül 2008 Çarşamba
12:04:41
|
|
|
SANA...
Ben ! diyordu Hep ben !
Bana yazılan şiir Ben düşünülmeden
|
|
|
24 Eylül 2008 Çarşamba
12:12:07
|
|
|
Gelirsen Eğer
Avuçlarımda Can kırıklarınla Dokunamam Yokluğunun Bıraktığı varlığına
Güz yangını yapraklarını Dökerken ağaçlar Kırmızıya boyanırken Bu şehir Çınlarken Sessiz çığlıklarım Adressiz sokaklarında Gözlerimin nehirlerinde Boğulurken hayalin Yetim kalır Geceler boyunca Üşüyen düşlerim
Oysa Sen yanımdayken Dört mevsim Bahar açardı gözlerimde Dudaklarımda ismin Yüreğimde sımsıcak sevginle Yıldızlar gülücük yollardı Seher sabahlarına dek Dağların tepesine
Dön artık yâr Ardında kalan hüzün Ve Bir tutam ümit var şimdi Ellerimde Bekliyorum Gelirsen eğer Boyanır eylüllerim Maviye
|
|
|
24 Eylül 2008 Çarşamba
12:26:51
|
|
|
Korkarım geç kalmaktan Sana, İşime değil Hayata,
Erken gitmiş olup da Beklemek, heyecan Hayatlar boyunca
Böyle dört kez Bekledim seni Her defasında Uzun sürdü Dediler; deli !
Bu kez yakaladım !
Zannettim ...
Zamanı değilmiş Önceden gönderdiler seni ...
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|