| Gönderen | Mesaj |
|
12 Temmuz 2008 Cumartesi
20:05:35
|
|
|
Belkı bakarsın aksamın bir saatınde ucup gelırım Hanı bır bakarsın masal dıyarlarından umutları alıp yuklerım rüyalarına. Belkı senı gorurum dıye Suskunlugunu gıderırım aksamın celık mavılerınde..
Gorunmek ıstedıgın yuzunu gosterdın bana bır melek edasında, Dudaklarına sakladıgın umutla tebessumle..
Belkılerı cıkarttım artık kelımelerımden, Tatlı dılını dokecegım harflerımden Senı senle anlamaya Tanımaya çalışırken. Binbir damla olup akacagım yüreğinden..
Hırcın da olsan bazen , gerıde cekılsen sakın merak etme, Oldugun gıbı kabullledım senı ben. Unutmusken yazmayı kağıda, hayalleri Tatlı dilini hissetmekle sevmeye başladım yeniden..
Bir dokunuş olacağım kimse beni görmeden, Ansan da anmasan da yanında bulacaksın benı dusunmeden. Herkes kacsa bıle damlalarından, Ben ılk merhaba deyısımdekı heyecanla Senı bekleyecegım düşünmeden.....
Neden utandın ki Aslında görebılsem cok yakısırdı sana, kırmızı renk Al al olmus yuregınden akıyor rengarenk bir ahenk...
Sadece bir siir gibi gelebilir sana yazdıklarım. Almak ıstedıklerın ıcındedır bılesın. Bekledıklerınde tatlı dilinle Sen ıstemesende şekillenecektır, Tualimde yüreğin..
Bir merhaba desen bile hıssedeceksın aynı heyecanı, Sadece bir siir desen de, Her okuyusunda bulacaksın kendini, Her huzun dustugunda dudaklarına dokunusumu göreceksın umutla, Ne olur uzme kendını dıyen sesimi.
Bak geldım ıste bınbır heceyle Sevgimi bıraktım tatlı dılıne, Hadı ne olur küsme aglamaaaa... hadi....
işte en sevdıgım cevap bu Anla işte gözlerine yakısan da bu Hersey bıraksa da senı bır yerde ben bırakmaycagım işte Son sözum de bu.....
|
|
|
14 Temmuz 2008 Pazartesi
04:01:32
|
|
|
Sevgilim, Bir Günün...
Sevgilim, bir günün ortası şimdi
Taşıtlar hızla gelip geçiyor, her yer kalabalık,
Ben seni düşünüyorum bir bodrum kahvesinde
Uzat bana uzat ellerini
İzinli askerler görüyorum, kırıtarak yürüyen işçi kızlar
İstanbul her günkü yaşantısı içinde, uğultulu,
Güvercinler güneşten bir sessizliği biriktiriyor
Ben seni düşünüyorum seni
Hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi
Kalbim diyorum kalbim
Daha dün tezgâhtan çıkmış bir su sayacı gibi
Aşkı anılar besliyor düşler kadar
Bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır
Sevgi eskidikçe sevgi.
Günümüz ekmeğimiz, türkümüz
Çoluğumuz çocuğumuz
Binalar yan yana yükselip gidiyor
Vapurların ağzı köpük içinde
Uzaklarda ne kapılar açılıyor
Tirenin biri bir istasyona varıyor
Ordan çıkıyor biri.
Her şey biliyor her şey
Sen biliyor musun bakalım
Seni nice sevdiğimi?
Üstüne titrrediğimi?
Geldiğimi?
Gittiğimi
Hadi!
Cemal Süreya
|
|
|
14 Temmuz 2008 Pazartesi
17:31:59
|
|
|
Ben " Bu Kadar" Sevmeyi Senden Öğrendim
yüreğimi hüzünlerden süzer sensiz zamanlar gölge düser günüme gecem yıldızsız kalır ince ince yağar içimde acı yaşanan ne varsa aşka dair sırılsıklam ıslanır..
ben "bu kadar" sevmeyi senden öğrendim türkü türkü yanmayı senden.. özlemin kör bıçağı keserken yüreğimi, senden öğrendim ölüme bile meydan okumayı severken...
|
|
|
23 Temmuz 2008 Çarşamba
17:42:48
|
|
|
Mavi Sızı
Ürktü busesinden dalgaların yosunlu kayalar Leylakların savruldu yaprakları meltem rüzgarlarında Kızıllığı söndü ufuklarda doğup dönerken güneşin Üveyiklerin dal uçlarından seyri bitti mehtabı Çakır kısık bakışlara büründü deniz ağlamaklı Eteklerinde soldu tüm kır çiçekleri buralardaki dağların Lüle ipli saçlarındaki naz savruldu birden avuçlarımdan İsmin kayan yıldızı artık yitik hülyalarımdaki semanın Kalan sadece mavi bir sızı yüreğimde O kor bakışlarından.
Mavi’ye Küstüm
Bir zemheri soğuk vurur Bir de rengini şaşırmış uçurum mavisi… Yılgınlığım hüsranlarım ve yitişin Üç merminin çemberi misali Yan yana dalga dalga ve kararlı…
Bir zamanlar mahpus olmuştum parlaklığına Hani öyle bir süzüşün vardı ki Diller tutulur, ırmaklar kurur ve yeşiller sararırdı… Neydi seni senden alan ya da benden Denizin sonsuzluğuydun Özgürlüğün müjdecisi Ve sonsuzluğun piri…
Ey mavi Öyle bir sevmiştim ki seni Ferhat bile dağları delmekten utanır Mecnun çölleri unutur Karacaoğlan sazına küserdi…
Bir zaman gelir ölürüm Ağlayanım çok olur bilirim Tüm renkler ağıt yakıp dövünürken bana Sen gelme mezarıma Sen gelme ey mavi Ben küsmüşüm sana.
Maviler Delisi Diyorum ki bir gün sevdamı yüreğime yüklesem alıp gölgemi yanıma dağ deniz çekip gitsem...
dolanır ayaklaıma güz anamın yanık ninnileri kor beni çaresiz... uçurumlar doldurur bakışlarımı yönümü nereye çevirsem...
kalsam, sığdıramam bu deli maviyi ihanet kokan soluguna metropollerin üşür gözlerimde yediveren tomurcuk yedigöğün yıldızları yüreğimde bir maral ağlar hangi suya eğilsem...
kanayan bir yaradır özlemim güz kıyılarında akıp gider sancıyarak mevsimlere her kirpiğimde bir gül ıslanır hangi şarkıyı dinlesem...
gözlerimde bilinmiyen adresler kulağımda uğuldayan sesler durmadan bir ezgi sarıyor içimi dudağımı kanatıyor şiirler ah ben bu sevdayı kime söylesem...
tanrım nedir bu gecelere sığdıramadığım hüzün yüreğimi ikiye bölen sancı nedir bu acemi sevda, mavilere tutkun yanım eğer ben şair değilsem...
bir rüzgar soluğu türkülerdeyim bir güvercin kanadı göklerde bulutlar bulutları kovalar dalgalar dalgaları durmadan bir deniz çalkalanır kalbimde bir yol uzanır ah nasıl özlem kokuyor uzaklar bir bilsen...
|
|
|
27 Temmuz 2008 Pazar
04:53:56
|
|
|
Flamenko Ritminde Raks Eder Sevda
Ölümü çeyrek geçiyor şiir Sana bir ömür yol var biliyorum
Katık ettim gözlerini Yağmur da ıslanan kedi gibiyim şimdi
Rüzgar asi, savuruyor öpücükleri Dünden kalan sevgi sözcükleri uzaklaşan
Yoksulluğu avuçlarımda Martıların kanatlarında umudu bulamadığım birşeyler...
Aşk`ı, sevdayı hezeyana uğratan ayrılıkların Duraklar arası sessiz yolculuğu bu şiir
Virtiyözün la minör hüznü gibi yalın Kadın olmamın, üstelik seven kadın olmamın çığlığı
Bir ömür yol kadar uzaksın Şiirse ölümü çeyrek geçiyor duyamazsın...
Gözlerin başucu intiharımdı birgün dediğim Ve gölgelerin peşine düştü içimdeki ses...
Ruhlarımızın altında ezilen, melonkolik Ay Uzakların manzarasına tül gibi sisler konduruyorum
Dünyama, benzeri bulunmayan tılsımlı yakamozlar eklendi Herbiri haritada görülmeyen denizlerdeydi...
Adın gelir aklıma hiç hesapsızca İsyanla susarım, itiraz ünlemleri dizilir boğazıma!
Karanfillerimi soyundum, gündoğumu gibiyim Artakalanları biriktiriyorum göğüslerimin arasında...
Flamenko ritminde adımlıyorum hayallerimi Mavi rebetlerde diz çöküyorum
Ölümü çeyrek geçiyor şiir Bir ömür yol uzaksın...
Nisan Serap Muratoğlu
|
|
|
28 Temmuz 2008 Pazartesi
00:32:13
|
|
|
Başlangıç
nasıl baktığın önemli derin izler bırakan gözlerime anlatman değil dokunduğunda verdiğin hisler tenimde zaman getirir beni sana değer verdiğinde ılıktır sevgim tapılır her dalın çiçeğine madem geldin uzaklardan şimdi vakit geç daha gitme
Nezaman gülerken görülür bilinmez yüzler Elini uzattığında hayır denmez yürekler Sırf hırs uğruna geri dönülmez sebepler Raslantı değildir bu hep bir güç vardır belirler İkili oyunlar yasaktır buna aşk derler Nerde olursan ol kovalar seni bu kelebekler..........
|
|
|
5 Ağustos 2008 Salı
19:23:26
|
|
|
bir aşkın senaryosu Yine bir 2007 yılının kıs aylarıydı.sıcak geçen yaz günlerinden sonra nihayetinde havalar soğumuştu ve okullar açılmıştı.hikayede lisenin orta sınıfında bulunan genç bir çocuk ve Henüz liseye yeni başlamış güzel bir kız bulunmaktadır.
Lisenin ilk zamanlarıydı.henüz okul yeni açılmış ve sabırsızlıkla beklenen sınav zamanı gelmek üzereydi.okulun 10 fe sınıfında ise hiç bişeye aldırmadan kendi halinde bulunan, Sınıfında arkadaşlık bulmaya çalışan bir genç çocuk vardı.bu genç çocuk zamanla kendini Herkese sevdirmiş,adeta sınıfın bir parçası olmuştu.bu genç her ne kadar güleç umursuz bi insanmıs gibi görünsede aslında içinde gereğinden fasla duygu yüklü bi görünümdeydi.onun bu görünümünü annayabilmek için sanki aşık olmak gerekirdi ve birgün artık bu sıkıntıdan kurtulmak için bi arkadaşına içindekileri döker.meğer bu genç Geçirdiği yaz ayı sonrasında çok sevdiği birini sebebsizce kaybetmiş.neseki onun acısını artık hazmedebiliyor ve görmesden gelebiliyordu.zamanlada onu tamamen unuttuğunun farkına varılabiliyordu.nese ki artık normaldi ve kendini sınavlarına adapte edebilmiş sürekli bişeyler yapma uğrasındaydı.artık karanlık günleri arkasında bırakmıs ve hergüne farklı bir umutla uyanıyordu..
Yanılmıslık ve büyük konuşma
Bu arkadaşımız hergeçen gün hislerinde daha iiye gidiyor ve düseliyordu.neseki bunun farkına vardık ve nedenini öğrenmek istedik.oda bize bunun artık eskiyi hiç düşünmediği ve sadece ileriye bakıcağından bahsetmişti.yani hislerinde bida hiç eskisi gb olmayı düşünmediğini ve istemediğini sölemişti.ve farkında olmadan bu sözünde duramadı ve yanıldı o bunun farkında dildi evet her aşık gibi oda bunun farkına varamazdı bu normal bişey.zamanla çok daha değişik bi insan olmaya başladı sürekli müzikle uğraşan müzige neredeyse tapan müzik yapan biri sanki artık ondanda vazgeçmişti.istemiyordu.ayrıca evdeki durumunda da bir değişiklik olduğu biliniyordu.bu genç sürekli yanlıs kalmak kendini dinlemek herkesden uzakta durmak istiyordu.nitekim evde yemeden içmeden kesilmişti ve ailesinin ısrarıyla içindekileri annesiyle paylaşmıstı.bu çocuk aşık olmustu Asık…evdekiler onu annayışla karşılamıs ve dikkatli olması gerektiğinden bahsetmişti derslerinin önemini hatırlatmıslardı.fakat bu onun farkında olmasına rağmen umrunda dildi.pekii ama nasıl aşık olmustuki bu kadar değişmişti…
Başlangıç…
Yine okulun soğuk günlerinde arkadaşlarıyla birlikte dışarıda otururken ilgisine çeken bir kıs görür vee sürekli oraya yoğunlaşır yanında konuşulanlara kulak asmas sadece oraya yoğunlaşırdı.zamanla sürekli onu görmek ister hep onu düşünür zamanın nasıl geçtiği konusunda bi fikri yoktur ve sınavlardan bile haberi yoktur ki bu ona pahalıya patlar. sınavlarının 3 tanesinden çakar.fakat umrunda dildir.o kıs evet o kısdı onu bu hale getiren.. bisde bunun farkına varmıstık.ve eli kolu bağlı olan bu genç. Biras mücadele etmeye başlar önce onun kim olduğunu öğrenmeye çalışır fakat başarması zor olur.çünkü ona yakın bi kaynak yoktur ve bunu kendisinin başarabilmesinede inancı yoktur.ve birgün sınıfındaki birinin onla konuştuğu görür ve onu tanıdığını sanır gider sorar en azından artık adını öğrenmişti tabiî ki içgüdüsel olarak da onunla tanışmak ister arkadası kısa söler ama kıs bunu istemes reddeder.fakat ortada yanlış annaşılan bi durum vardır.bu genç aşığın amacı sadece tanışmaktır.fakat olmamıstır vee bi süre umutsuzluğa kapılı bir şekilde bekler yapıcağı pek fasla bişi yoktur saten nababilirdiki…fakat artık aşıktı ne kadar istenmese reddedilsede sürekli yine mücadele edecekti onu görmek isticekti.gördüğünde ise gözlerinin içinde derinden gelen bi düşünce vardı bu fark edilebilir bişeydi.fakat o kıs bunu fark edemesdi.nasıl etsinki onu annayabilmek için onun gb dşünmek gerekirdi,buda çok zor bi durumdu.evet bu hikaye epey bi süre böle devam etti,artık umutsuzluğu içine yerlesmişti.nerdeyse vazgeçmek üzeredir ama buna kalbi izin vermes demekki onu bu hale getiren sebeb buymus..anlaması çok zor bir neden…...
Geçer zaman…
Aradan uzun bir zaman geçti.çocuk değişmedi hergeçen gün düşüncelerinde daha kötüde gidiyor,kişisel problemleriylede savaşıyordu.çevrede hemen hemen her konuya ön yargıyla bakıyor ve her şeye tepki gçsteriyordu.işte bunun çevredekilere göre bir tek açıklaması vardı aşk…bu konuda bise içini açmak istediğinde ise konuşmalarından sürekli umutsuz,kendinden emin dildi.ama gerçekten aşık olduğu kız ise bunların hepsine değer dünyalar güzeli bi kısdı.annatılamıcak kadar güseldi işte…ve sonunda okul bitmiş ve tatile girmişti.herşeye rağmen okulu başarıyla bitirmiş en azından o konuda iyileşmişti.yazın arkadaşları onun her şeyi unutup yeni bir başlangıç yapıcanı düşünmüşlerdi.uzun süre kimse haber alamadı çünkü tatil için eneze gitmişti biras kendini toparlama ve yeni bir başlangıç adına.nitekimde öle olmuştu yeni bir başlangıç….
Yeni bir başlangıç…
Güzel ve bi o kadar da sıcak geçen bir yaz ayının ardından sonunda bi sene daha geride kalmıştı.okulların açılmasıyla beraber eylül ayıda geride kalmıstı.artık mezun olmaya doğru ilerleyen bu çocuk sanki geçtimis seneye oranla bu sene daha iyi gibiydi sanırım tatil yaramıstı...fakat yine gözler hep o kısı aramaktaydı.napıcanı bismes bi şekilde yoluna devam ediyor ve yine söylenenlere kulak asmıyordu.bulunduğu sınıf içerisinde zamanla birçok kişiyle sorunlar yaşamıs ve yine birçok kişiyle ilişkisini koparmıstı.gerçekten onun bu hallerine görenler pek bi anlam veremiyordu.her nekadar çevrede yanlış anlaşılsada bu elinde olan bişey dildi.çünkü aşk böle bişi olsa gerek…günler aradan aylar geçti.sorduğumusda kendisinin normal olduğunu ve sıkıntısı olmadığını söylerdi.ama gerçek öle dildi.hala aynı evet duyguları hala aynıydı.ama artık bişeyler yapması gerektiğini düşünüyordu evet kendisinden emin olmasada,her nekadar çaresiz olduğunu düşünsede artık bişiler yapmalıydı..ne yapıp edip sadece konuşabilmek için bir yolunu bulup mail adresine ulaşmıstı..ilk zamanlar buna bile cesareti yok
|
|
|
21 Ağustos 2008 Perşembe
06:06:36
|
|
|

Yasaklım Adı Bende Saklım...Senin Adın Kavuşmak Olsun...
Tarifsiz bir sevdada kimliksiz bir sessizliktin Haykırışlarla çağlarken yüreğim durgun limanımdın Sen benim adını koyamadığımdın Senin adın kavuşmak olsun
Fırtınalarda yolunu kaybeden gemi misali Rotasız ve pusulasız kalmışken yüreğim Ve hoyratça savrulurken bir limandan bir limana Teslim olmuşken kaderine
Sen benim adını koyamadığımdın Senin adın kavuşmak olsun..
Bakmaya kıyamazken gözlerine Tutmaya cesaret edemezken ellerini. Ve bütün cümlelerin sustuğu o yerde Sessiz bir haykırıştı yüreğim Eşsiz bir mutluluktu yaşadığım Sen benim adını koyamadığımdın Senin adın kavuşmak olsun.
Son bahar yaprakları dökülürken içimden Hazanı yasarken bahar kokulu sabahlar da Yüreğim üşürdü gözlerimden sel olup akan yağmurda Sırıl sıklam ıslanırken ruhum Solmuştu bahçemde ki tüm güller Sen o bahçemdeki açan tek güldün Sen adını koyamadığımdın Senin adın kavuşmak olsun.
Dağ çiçeğim yaban gülüm asi sevdam. Saçının bir teline bir ömür adadığım Gözündeki bir damla yaşına şehirleri yaktığım İsyanım feryadım kavuşulmazım Sen vazgeçemeyeceğim yasaklım Sen adını koyamadığım Senin adın kavuşmak olsun.
Sen benim yanı başımdaki uzağım Sen benim uzağımdaki en yakınım Dokunmam yasak sevmem yasak Sensiz bu hayatta yaşamak tuzak Sen adını koyamadığım Senin adın kavuşmak olsun.
Sisli bir gecede ses olup da gel Bir sonbahar gününde yağmur olup da gel Soğuk bir kış gününde rüzgar olup da gel Ilık bir yaz gecesinde düş olup da gel sen bana yasaklarından sıyrılıp da gel Sen adını koyamadığım Senin adın kavuşmak olsun.
Bir gün gelirde tutarsam ellerini Bakarsam gözlerine sevgi dolu Doğarsa sende yeniden bu beden Ve o gün verirsem şayet son nefesimi Ölmeden haykırmak isterim son bir kez Sen adını koyamadığım sen yaban gülüm sen dağ çiçeğim sen ruhu revanım sen yaşama sevincim yasaklım adı bende saklım senin adın kavuşmak olsun senin adın senin adın seviyorum olsun seviyorum olsun ..
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
24 Ağustos 2008 Pazar
00:29:26
|
|
|
şte Gidiyorsun
Aldın omuzuna hatıraları Yükün ağır/ yolun uzun İşte gidiyorsun. Geçmişin Bir yün yumağı olmuş bakışlarında, Bir ucu bende / düğümü sende, Veda bile etmeden Terkediyorsun.
Gölgen burda ama Ulu bir çınar gibi Uzaklardan besleniyor köklerin, Kirpiklerinde gölgelenmiş hüzünler, Yüreğinin acısı inmiş de dizlerine, Yaralı bir ceylân gibi yürüyorsun.
Dönüşü olan Bir gidiş mi bu böyle? Yoksa terkediş mi / gizliden? Ne ben biliyorum yanıtını, Ne de sen . Ağzın kilitli / bağlanmış gibi dilin Susuyorsun....
Sıkışmış avuçlarına hatıralarımız, Benden birşeyler karışmış bedenine, Dudaklarında sıcaklığım var, Göğsünde yorgunluğum, Bir parçam ellerinde, Gözlerinde bir yanım, Götürüyorsun sana tutsak yüreğimi, Beni burda Eksik bırakıyorsun.
Dalımda kuşlar sustu Esmiyor rüzgârlarım, Çiçeklerim gizlendi taç yapraklarına, Çünkü sen Güneşimi yanında götürüyorsun.
Damarlarımda alıp veriyor fırtına, tipi, Sana giden yollar kapandı kardan, Yüreğim soğudu gidişinle, Suyu çekildi ağaçlarımın, Giderken İçimdeki baharımı da öldürüyorsun.
Gidiyorsun işte uzaklara, Ölüme eş ayrılığa gidiyorsun. Sesin ölgün / bakışların sönük, Ellerin soğuk Üşüyorsun.
Gitme Dönüşü belli olmayan yolculuğa, Belki açmaz uzaklarda tomurcukların, Adın söylenmez ağızlarda Güllerin kokmaz / ırmakların kurur, Dilinde kırılır belki Sevgi dolu sözcükler, Buralara gelmez çağrıların Biliyorsun.
Gidiyorsun işte, Bağrını açmadığın rüzgârlarda sürükleniyorsun. Üzerinden geçmediğin sular, Akşamları Üzerine bulut çöken hüzünlü dağlar Yabancı sana, Anlasana! Beni burda, Kendini Bilmediğin dağlar ardında Yalnız bırakmasana.
|
|
|
24 Ağustos 2008 Pazar
04:25:12
|
|
|
Seviyorum Seni / Nazım Hikmet Ran
Seviyorum seni ekmeği tuza batırıp yer gibi
Geceleyin ateşler içinde uyanarak ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi
Ağır posta paketini neyin nesi belirsiz telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi
Seviyorum seni denizi ilk defa uçakla geçer gibi
İstanbul`da yumuşacık kararırken ortalık içimde kımıldayan birşeyler gibi
Seviyorum seni Yaşıyoruz çok şükür der gibi.
|
|
|
Yemliha (ts836668986)
1305
|
|
24 Ağustos 2008 Pazar
22:26:06
|
|
|
Gün Batımı Gibiydi Gidişin
Islaktı bakışların, üşütüyordu ince bir hüzündü gülüşün suskunluğun kanayan gökyüzüydü yüzüne baktım; her çizgisi ayrı ayrı anlattı umutsuzluğu şakakta soğuk namlu ucuydu bakışların..
mezar sessizliğinin korkunç yankıları ruhuma çarparak çoğaldı anladım ki, yapacak hiçbir şey yoktu hiçbir şey. yine de konuşmak istedim sorular sormak istedim. ‘’sus!’’ dedi suskunluğun ‘’sözcük ötesi anlamalarda kal ya da anlama..’’ ya da anlamadım. . anlayamadım....
işte tam o anda bir martının kanadı değdi keskin bir bıçak gibi ruhuma sonra bıraktığın işaretler birer birer silindiler efil efil bir esinti söndürdü kandilimi ışık günü terketti
gün batımları gibi mağrurdu gidişin öfkeliydin, acımasızdın da.. gururun belletiyordu rolünü sana unuttuğun repliği anında fısıldıyordu kırılmışlığın
sonra yüreğini gördüm. yaralıydı hem de derin ve büyüktü yara yiğitler yiğidi bu kalp korkuyordu korkuyorduk, çok korkuyorduk kayıp aşkın ışığı zar zor aydınlattı yüzümüzü dökülen son yaprağın hüznünü gördüm sararmış yüzünde
gün batımları gibi mağrurdu gidişin ıslaktı bakışların, üşütüyordu ve korkuyordun, korkuyorduk..
|
|
|
25 Ağustos 2008 Pazartesi
19:06:18
|
|
|
bir koy
bembeyaz düşlerini bul bakir dalgaların oynaşmasında yiten
görüyor musun ikilemlerinde sırıtıyor bekleyişlerin zalimliği
ve ruhunda inleyen bir senfoni sevişlerin durma koy ortaya …kendini
dön kural tanımaz asi sevinçlerine
ortalıkta oynaşması yağmurlarla rüzgarın yalayıp geçiyor kıyıları sonrasına koyduğun yalan yaşanmışlıkların
ama aldırma sen …koy çünkü bekliyor o koyda içinde hapsolmuş bütün isyanın
bir koy hadi koy seni çağırıyor bak bir koy bak
sonrasında dalgalar seni ç/ağlayacak ne kumsallar ne kayalar ne rüzgarlar seni sessizlik kadar yaralamayacak
bir koy/san eğer sen o senfoni sana yamanacak
durma olduğunca yüreğinin sal kendini
koy...ver gitsin ve bitsin
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
5 Eylül 2008 Cuma
01:42:02
|
|
|
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
7 Eylül 2008 Pazar
00:27:48
|
|
|
|
|
|
7 Eylül 2008 Pazar
03:56:54
|
|
|
Yüreğimden ayrılık şarkıları geçiyorsa , Gene adımlarım sana doğrudur. Kırmızı olur akşamlarım, Odam mum ışığı, Denizin kokusunu özlüyorsam, Gene dümeni sana kırmışımdır Hüzün olur mısralarım, Yüreğim bir kar soğuğu, Ve gözlerim yağmur kadar ıslaksa, Odam seni özlemiş demektir.
|
|
|
9 Eylül 2008 Salı
03:09:12
|
|
|
Bir güvercin ben öldüğüm zaman Nice hüzünlerden yaprak yaprak Bir güvercin ben öldüğüm zaman
çok güzeldiiii....
ben ölü bir martıyım daaa, ama güvercinde hoşuma gittii..
hani bazan tersin tersin eser ya karayel..
işte zamanlardan öyle bir zaman..
ve hoşuma gitti,
Bir güvercin ben öldüğüm zaman
Çünki her sigara bir kelimedir
ve
her yüz bir memleket

|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
9 Eylül 2008 Salı
03:34:54
|
|
|
Ben öldüğümde..! Gündüzden kurtulmuş bir gece olmalı bütün gün acımı saklayabilmem için Yıldızsız olmalı gökyüzü, ay küsmüş bulutlar kaçışmış olmalı gözlerini seçebilmem için. Üşümeliyim içimin yangınında avuçlarımın terinde, nefesimin buğusunda seni tadabilmem için. Ansızın düşmeli kulaklarına gidişimin ayak sesleri, hissetmelisin yaşayanların dışında kaldığımı Kurtuldum diye sevindiğin anda Kördüğüm olmalı ömrün, bir daha açılmamalı gönlün Sığındığın limanlar felaketin olmalı Bembeyaz bir gelinliği kefen diye giymelisin bedenine Ahımla akmalı gözyaşın Kahrın aynasına yüzün düşmeli güzelliğini çalan yılların gölgesinde İhanetine bedel aklar karışmalı simsiyah saçlarına Keşke’lerin boğulmalı kesik öksürüklerinde Adımla başlamalı her sözün adım adım yürüdüğün yalnızlığında Dar sokaklarda seni beklediğim köşeler çarpmalı omzuna Ben öldüğümde..! Yazdığın hayatının satır aralarında kayıp mutluluklarını aramalısın ittiğin ve yitirdiğin benliğime sığınmış sende Aşk sevebilenindir diyordum ya sana değilmiş oysa aşk sadece sahiplenebileninmiş Sevmek yetmiyormuş öğrendim Şimdi nefretimi büyütüyorum sevgimi öldürdüğüm yüreğimde İçimin sen kısmını boşaltıyorum yar dediğim yaralarımı kazıyorum Düştüğüm her avuçta bir damla su misali göl olma arzusuyla Düş kurmuyorum artık Bilmelisin..! Gidişime kendimi uğurluyorum dönüşümü benle yapabilmek umuduyla…
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
9 Eylül 2008 Salı
03:37:07
|
|
|
güvercin yerine bu olurmu

|
|
|
9 Eylül 2008 Salı
04:00:11
|
|
|
aaa, kartal
ve
harikaaaa
eline sağlık Yemlihaa..
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
9 Eylül 2008 Salı
04:15:22
|
|
|
|
|