Ebruli Saatler > Mesaj Panosu > DERİNLİĞİNE KİMSE SEVGİLİ OLAMADI

DERİNLİĞİNE KİMSE SEVGİLİ OLAMADI


GönderenMesaj

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
12 Eylül 2008 Cuma 17:46:45

Ben seni kocaman bir yürekle sevdim.
Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören.
Sen damarlarımdaki kana karışıp , geldin oturdun yüreğime. Bir
başka yerde
olamazdın zaten. Sen,
benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın, orada

kalmalıydın. Çok aşka ev sahipliği yapan bu
yürek, ilk kez bu kadar kolay
kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden ne
ağırlama
faslı vardı, ne de ugurlama.
O yüregin gerçek sahibiydin. Şimdi sonbahar,
kışa giriyoruz ya... Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Çiçek
çiçek
açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf
kaldı, senin renklerin karşısında. Taze
bir
yaprak gibi yeşildin.
Açelyaydın pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş
sarı güldün. Kırmızıydın bir ateş gibi. Ve
maviydin... En çok bu renkle
anmayı
sevdim seni. Denize tutkundum, denizi sensiz, seni de denizsiz
düşünemedim. Seni severken dünyayı da sevdim
ben, insanları da... Kendime
bile dar
gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık.
En

kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile,
seni düşünmek yetti bana.
İçimdeki
sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni öylesine güldüren senin
sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüsün ne demek
olduğunu, nasıl güzel bir
şey olduğunu
anladım seninle... Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve
asamayacağım hiçbir zorluk yoktu. Koca bir
kente, koca bir ülkeye kafa
tutabilirdim. Sen elimden tuttuğunda, patlamaya hazır bir volkan
gibi
hissederdim kendimi. Menzil
sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme
çıkan
her şeyi yok edebilirdim.
Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim,
kül
ederdim.
Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek
sen girebilirdin. Sevdim ve hayrandım da... Her
halin çekti beni. Durusunu,

uyumanı,
gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını,
çocukluğunu, olgunluğunu sevdim. Sesini de
sevdim suskunluğunu da. Küçük
oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Seni ve
o
doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı
anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman.
Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek
kadar derin
olmadı. Seni severken
yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün
yenilendim. Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik
kalan neyim varsa tamamladın.
Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.

Sevdim işte ötesi yok...

Sibel (bibik)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
233
12 Eylül 2008 Cuma 17:52:40
hiç gürültü yapmadan,
yürüyorum geleceğime....
yalnız duygularım,
yalnız ellerim,
ve yalnız kalbimle,
tek başımayım.....
yaram derinde bir gömü,
yüzümde taşıdığım ikinci el bir gülümseme,
sağ yanım hızlı,
sol yanım hırslı,
yitip gidiyorum...
ruhumun yeniden doğuşuna,
eşlik eden bir şişe papazkarası,
bugüne bakarak,
yarını unutarak,
yürüyorum......
kulağımda eski bir beste,
adımlarım biraz aheste
son bir kez geriye dönüp,
dudağımın kenarıyla gülümsüyorum.....

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
12 Eylül 2008 Cuma 17:55:40

dudagın kenarı ile gülümseme geriye dönüşe umut

gözlerim kenarı ile gülümse

 

Sibel (bibik)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
233
12 Eylül 2008 Cuma 18:01:27

ŞÖYLE DESEK:

dudagın kenarı ile gülümseme geriye dönüşe umut;

gözlerin kenarı ile gülümse, geriye dönmeyi unut!

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
12 Eylül 2008 Cuma 18:02:41

he he

işte oooooooooooooo

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
12 Eylül 2008 Cuma 18:02:58

Çaresiz kaldigim zamanlarda gider, bir tas ustasi
bulur seyrederim. Adam belki yüz kere vurur tasa. Ama
degil kirmak, küçücük bir çatlak bile olusturamaz.
Sonra birden , yüzbirinci vurusta tas ikiye
ayriliverir. Iste o zaman anlarim ki; tasi ikiye
bölen o son vurus degil, ondan öncekilerdir.`

JACOB RIIS

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
12 Eylül 2008 Cuma 18:03:35
Gümüşüm ve doğruyum. Önyargılarım yok

Gördüğüm her şeyi yutuveririm bir anda

Olduğu gibi, aşkın veya nefretin sisiyle kaplı değilim

Zalim değilim, içtenim yalnızca

Küçük bir tanrının gözüyüm, dört köşeli.

Çoğu zaman karşı duvarın üzerinde düşüncelere dalarım

Pembedir duvar, benekli. Öyle uzun zaman baktım ki ona

Kalbimin bir parçası olduğunu düşünüyorum. Fakat titriyor.

Yüzler ve karanlık ayırıyor bizi tekrar tekrar



Şimdi bir gölüm. Bir kadın eğiliyor üzerime,

Erimimi arıyor gerçekte ne olduğunu anlamak için

Sonra bu yalancılara dönüyor, mumlara veya aya.

Sırtını görüyorum ve sadakatle yansıtıyorum sırtını

Gözyaşlarıyla ve bir el hareketiyle ödüllendiriyor beni

Önemliyim onun için. Geliyor, gidiyor.

Her sabah onun yüzü alıyor karanlığın yerini

İçimde genç bir kızı boğdu ve içimde genç bir kadın

Havalanıyor ona doğru günden güne, korkunç bir balık gibi

Sibel (bibik)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
233
12 Eylül 2008 Cuma 18:03:57
voooovvvvvvvvvvvv

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
12 Eylül 2008 Cuma 18:04:24

Bu bizimki

Yıkıcı bir ask bu,
Yıkıyor milletin ortasına
Tutku yükünü.

Bölücu bir aşk,
Ekmegi suyu bölüyor
Günde üc ögun.

Hain bir ask bu,
Sizin eve hırsız girer
Onunkine polis.

Yasadışı bir ask,
Evlenmeyi
Hic mi hiç düsünmüyor..

Soyguncu bir aşk bu,
En sıradan ezgilerden
Sevinçler devşiriyor.

Kökü dısarda bir aşk,
Dante ile Beatrice`inkine
Fena öykünüyor.

İşgalci bir aşk bu,
Samanlık, sevişenin diyor
Başka şey demiyor.


çalıntı

Sibel (bibik)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
233
12 Eylül 2008 Cuma 18:29:44
aynaya bakıyorum da,
değişmişim biraz galiba.
hüzün dolmuş
dudağımın iki kenarında ki
çukurlara.

pembe kaplı defterimin arasında değilde,
yaprakları sokaklarda
kuruturum ben.

denize karşı yürüsem biraz,
sevgilim hiç gitmese
uzak şehirlere,
anneme
yine çiçekler toplasam kırlardan,
ve üstümde
yine fistolu eteğim olsa
çiçekli basmadan...

düşüp düşüp
yüreğimi değil de,
dizlerimi kanatsam...

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
13 Eylül 2008 Cumartesi 04:16:34

Zalim değilim, içtenim yalnızca

Küçük bir tanrının gözüyüm, dört köşeli.

Çoğu zaman karşı duvarın üzerinde düşüncelere dalarım

Pembedir duvar, benekli. Öyle uzun zaman baktım ki ona

Kalbimin bir parçası olduğunu düşünüyorum. Fakat titriyor.

Yüzler ve karanlık ayırıyor bizi tekrar tekrar

 

 

çok güzeldiiii,

harika paylaşımlar arkadaşlaaarrrr, kaleminize yüreğinize sağlıııkk...

 

 

Sibel (bibik)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
233
13 Eylül 2008 Cumartesi 10:14:35

Bir adın kalmalı geriye

Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde

Aynaların ardında sır

Yalnızlığın peşinde kuvvet

Evet nihayet bir adın kalmalı geriye

Birde o kahreden gurbet

Sen say ki ben hiç ağlamadım

Hiç ateşe tutmadım yüreğimi

Geceleri koynuma almadım ihaneti

Hele nihavend hele buse hiç geçmedi aklımdan

Ve hiç gitmedi bir topak kan gibi adın

İçimin nehirlerinden

Evet yangın

Evet salaş yalvarmanın korkusunda talan

Evet kaybetmenin o zehirli buğusu

Evet isyan

Evet kahrolmuş sayfaların arasında adın

Sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı

Bu sevda biraz nadan

Biraz da hıçkırık tadı

Pencere önü menekşelerinde her akşam

Dağlar sonra oynadı yerinden

Ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca

Sen say ki yerin dibine geçti geçmeyesi sevdam

Ve ben seni sevdiğim zaman bu şehre yağmurlar yağdı

Yani ben seni sevdiğim zaman

Ayrılık kurşun kadar ağır gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın

Yine de

Bir adın kalmalı geriye

Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde

Aynaların ardında sır

Yalnızlığın peşinde kuvvet

Evet nihayet, bir adın kalmalı geriye

Bir de o kahreden gurbet

Beni affet

Kaybetmek için erken

Sevmek için çok geç

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
23 Eylül 2008 Salı 16:33:21

 

 

Sevmek sevgiliyi istememeyi öğrenmektir. Sevmek sevgiliyi sevgili olmadan sevmektir.

• Sevmek; sevmek istemektir.

• Sevmek, beklememektir. Beklentilerin son bulduğu bir duraktır o. Öyle ki tüm gerçekler, tüm dünya silinir gider. Ne O`ndan anlasılmayı beklersin, ne onu anlamayı. Ne onun gelmesini beklersin, ne onun Leyla, Mecnun olmasını. Beklediğin bir şey yoktur sevmeyi becermek dışında.

• Sevmek, gücenmemektir.


Sevmek sevgililerin hiçbir sözüne üzülmemeyi ögrenmek demektir.

• Sevgilinin ölüm hançerine bile hayır dememektir sevmek. Onun vuruşuna, onun tokadına alınmamaktır, sevgiliden gelen her hareketi ve her sözü kabullenmektir. İhanetlere, hainliklere bile üzülmemektir. Sevgiliden gelen öl emrine bile ölürüm diyebilmektir. Kendi elleriyle kalbini bir bıçak ucuna koymaktır sevmek.

• Sevmek ölmektir.

• Sevmek, ölmesini bilmektir...

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
24 Eylül 2008 Çarşamba 03:06:47

 

Sen say ki ben hiç ağlamadım

Hiç ateşe tutmadım yüreğimi

Geceleri koynuma almadım ihaneti

Hele nihavend hele buse hiç geçmedi aklımdan

Ve hiç gitmedi bir topak kan gibi adın

İçimin nehirlerinden

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
24 Eylül 2008 Çarşamba 03:10:50

 


Bazı duygular vardır anlatılamaz, anlaşılır sadece.
Sevenin sevdiğini bilmesi kadar, sevilen de anlar sevildiğini.
Sevgi her zaman belirli kelimelerle söylenmez.
Çoğu defa bir bakış yeter de artar bile...
Yeryüzünde hiçbir kuvvet insanoğlunu
sevme hakkından alıkoyamaz.

Sevmek çoğu zaman var olmaktır.
Sonunda bizi yok olmaya götürse bile.
Ben şimdi varım ve seni sevmek hakkımı kullanıyorum.
Sen bile buna karşı koyamazsın.
Sana gelinceye kadar sonu gelmez bir arayıştı sevgilerim.
Bir zaman başkalarında aradım seni,
başka yüzlerde, başka ellerde aradım.
Aldandım, fakat birgün seni bulmak ümidini kaybetmedim.

Nasıl olsa gelecektin birgün.
Ve işte geldin de!
Bana tatmadığım hüzünleri tattırmaya,
bilmediğim kederleri öğretmeye geldin.
Acıdan yana ne kalmışsa yaşamadığım
hepsini bir bir sen yaşatacaksın bana.
Birgün yaşamanın gereksizliğini de senden öğreneceğim.

Bu selin akışını hiçbirşey duduramaz artık.
Ummadığım ve ummadığın bir anda çıktın karşıma.
Coşkun ırmaklar gibi, amansız seller gibi geldin,
mutlaka yıkarak ve benden birçok şeyleri
beraberinde sürükleyerek gideceksin.
İşte o zaman yoklukların
en dayanılmazı ile karşı karşıya kalacağım.

Ergeç gideceksin; beni anlayamadan,
beni sevemeden gideceksin.
Yalnız bir iç kırıklığı kalacak senden,
tesellisiz bir hüzün kalacak.
Yıllardır aradığım sendin
ama sen gittikten sonra başkasını aramayacağım.
Gelmeyecek bile olsan, ömrümün sonuna kadar arardım seni
Ama geldin bir kere; ister bilerek gelmiş ol, ister bilmeden...

Geldin ya!
Şimdi herşey güzel seninle.
Yürümenin, konuşmanın,
nefes almanın bir başka anlamı var artık.
Sen varsın ya, herşey bambaşka gözlerimde...

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
25 Eylül 2008 Perşembe 18:10:56
OY   oy  OY  NE GÜZEL NE GÜZEL EMEGİNE SAGLIK

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
7 Ekim 2008 Salı 03:49:05

 
SEVGİ BUDUR 
 

Delikanlı kızı çok seviyordu.Evleneceklerdi. Ama sorunları birden artmıştı.. işte ve evde.. Asabileşmiş sevgilisini üzer olmuştu. 
Hatta ağlatmıştı bir keresinde.. Bir gün...Mutlu bir gün.. Birbirlerine sarılmışken, delikanlı sordu: 
" Bana neden katlanıyorsun ?.. Ama hemen cevap verme..iyi düşün !.. 
Ben aynı soruyu senin için kendime sordum ve cevabı buldum. Bakalım sen ne cevap bulacaksın ? " Kız düşündü ve yanıt verdi: " Seni sevdiğim için" 
Delikanlının suratı asılır gibi oldu. Kız beklenen yanıtı vermediğini hissetti. Bakalım doğru cevap neydi?.. O da sordu: " Peki sen bana neden katlanıyorsun ?.. " Delikanlı sımsıkı sarıldı kıza... " Ben sana katlanmıyorum ki!!!.."
 

Yemliha (gülbahçeli)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
5437
14 Ekim 2008 Salı 00:54:46
Ben öldüğümde..!
Gündüzden kurtulmuş bir gece  olmalı bütün gün acımı saklayabilmem için
Yıldızsız olmalı gökyüzü, ay küsmüş bulutlar kaçışmış olmalı gözlerini seçebilmem için.
Üşümeliyim içimin yangınında avuçlarımın terinde, nefesimin buğusunda seni tadabilmem için.
Ansızın düşmeli kulaklarına gidişimin ayak sesleri, hissetmelisin yaşayanların dışında kaldığımı
Kurtuldum diye sevindiğin anda
Kördüğüm olmalı ömrün, bir daha açılmamalı gönlün
Sığındığın limanlar felaketin olmalı
Bembeyaz bir gelinliği kefen diye giymelisin bedenine
Ahımla akmalı gözyaşın
Kahrın aynasına yüzün düşmeli güzelliğini çalan yılların gölgesinde
İhanetine bedel aklar karışmalı simsiyah saçlarına
Keşke’lerin boğulmalı kesik öksürüklerinde
Adımla başlamalı her sözün adım adım yürüdüğün yalnızlığında
Dar sokaklarda seni beklediğim köşeler çarpmalı omzuna
Ben öldüğümde..!
Yazdığın hayatının satır aralarında kayıp mutluluklarını aramalısın ittiğin ve yitirdiğin benliğime sığınmış sende
Aşk sevebilenindir diyordum ya sana değilmiş oysa aşk sadece sahiplenebileninmiş
Sevmek yetmiyormuş öğrendim
Şimdi nefretimi büyütüyorum sevgimi öldürdüğüm yüreğimde
İçimin sen kısmını boşaltıyorum yar dediğim yaralarımı kazıyorum
Düştüğüm her avuçta bir damla su misali göl olma arzusuyla
Düş kurmuyorum artık
Bilmelisin..!
Gidişime kendimi uğurluyorum dönüşümü benle yapabilmek umuduyla…

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
14 Ekim 2008 Salı 03:25:45

Adımla başlamalı her sözün adım adım yürüdüğün yalnızlığında
Dar sokaklarda seni beklediğim köşeler çarpmalı omzuna
Ben öldüğümde..!

 



 

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
14 Ekim 2008 Salı 03:32:33

Yarası git gide derinleşiyor acıya buladığım cümlelerimin. Bir bavul dolusu cümle var defterimde. Yara bandı tutmayacak kadar derin tümcelerim. Okudukça gözyaşlarımın içine ekliyorum yaralarımı. Sen gözyaşının içine yaralı tümceler gömebilir misin ?


Sen baharı beklerken karşına çıkanın bir sonbahar olduğunu öğrendiğin anda, bahar diye bağrına basar mısın sararmış yaprakları? Sen yollarına acı döşeyen bir şahsa yara değil de yar diyebilir misin?

Yorgunum! Çıktığımız yollardan cayışından yorgunum.

Ne düşünsem düşten ileri gitmeyecek diye yırtıp atıyorum beynimdekileri.

Kara kalemlerle ne kadar aydınlanabilirse dünyam o kadarım işte. Satırdan satıra çarparken büyük bir hüznün kırıntıları olduğumu keşfediyorum. Poyraz yemiş yanlarımı bir şairin şiiriyle ayakta tutuyorum. Bir yalanın parçalarıyla doğruya kanat çırpışını seyre dalıyorum.

Aksayan benliğim, yansız hislerim… Adımı, karşıma konulan tek hece yutuyor. Tanımsızım ! Sana bağlı bir hayatta, sen harici nefesler beslemekteyim terkine. Yangın kokulu gözlerimden içtim kül rengi ezayı. İsmini alfabem bildim!
Şimdi alfabemi yok etmek için gelen sen olsan bile savaşmak düşer bana. Harflerinden oluşmuş bir dünyamı darağacına götürme!
Yusuf gibi kuyulara sürme beni…

İlk kez kılıfını çıkarıyorum kelimelerimin. Gitmek mi, kalmak mı arasında yürürken anladım ki ben hep içimden kal diye bağırdım! Kal!
Yerin burası artık. Yerin, bu kalemin ucu. Yerin, yüreğimin kıyısı. Sen de öğrendin ki bu düşte susmak eceline susamakmış ! Gitme !


Gerçeği olmak varken adına yüklediğim anlamın, düş olmayı tercih etme.


Sakat ömrümde sendeleyip düşmemek için düş olma !
Tüm gerçekliğimle satırlarıma davet ediyorum harflerini!





Sayfa:2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11İlk sayfa « Geri · İleri » Son sayfa